95 Yorum

Boşa kürek çekmek

Bu blogu yazmaya başlarken ne yazacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu.

Zaten blogu yazmaya başlama sebebim de ne yapmak istediğimi bilmememdi.

Bir de baktım ki çoluk-çocuk, çalışmayan anne, tuvalet eğitimi falan derken doğum hakkında da yazıyorum.

İlk doğumumu Amerika’da gerçekleştirdim. Türkiye’ye döndükten sonra burada doğumun ne kadar itelendiğini, kadınlığın en doğal bir süreci olan doğum konusunun ticari çıkarlara nasıl da yenilmekte olduğunu fark ettim. Bunu fark ettiğim noktada da bu konuda yazmaya başladım.

Kısa bir süre sonra Pozitif Doğum Hikayeleri doğdu. Birçok kadının sezaryene yönel(til)mesinin etraflarından duydukları korku dolu doğumlar olduğunu fark ettiğim noktada, bütün doğumların korku unsuru içermediğini, korkunç olmayan doğum hikayelerini olduğunu da anlatabilmek için bana gönderilen güzel, ilham veren doğum hikayelerine yer vermeye başladım.

Ve buna devam ediyorum. Edeceğim de… Çünkü biliyorum ki bu hikayelerden beslenen kadınlar var. “Daha önceden sezaryen düşünüyordum, ama bunlar bana cesaret verdi” diyen birçok kadın var. Bu sayede istediği gibi doğum yapabildiğini söyleyenler var.

Bu hikayeler ve bu konudaki yazılar doğumunu sezaryenle gerçekleştiren anneleri üzebiliyor bazen. Onlar üzüldükçe ben de üzülüyorum. Belki istemeden kırdığım oluyor onları. Ama benim savaşım doğumunu sezaryenle yapmış/yapacak olan kadınlarla değil. Sezaryeni doğuma alternatif olarak gösteren sistemle.

Bakınız, şu sıralar Turkcell’in bir reklamı dönüyor televizyonda. Duygu yüklü, insanın içini burkan bir reklam. Kavuşma anlarını gösteriyor reklamda. Kavuşma anı deyince, bir anneyle bebeğinin kavuşma anından daha dokunaklısı olabilir mi? Elbette ona da yer veriyor reklam. Ve fakat o kısacık görüntüde bile annenin sezaryenle doğum yapmış olduğunu görüyoruz. Neden sezaryenle doğum tercih edilmiş ki bu reklamda? Çünkü sezaryen bu ülkenin normali.

Dün (benim de haftalık yazılar yazdığım) Mahmure.com’un alt sitesi olan Bebişler’de, Twitter üzerinden “Doktorunuz sezaryen doğum önerdiyse endişelenmeyin. Avantajlarını bizden dinleyin!” alt başlığıyla sunulan şu videoda ise sezaryenle doğumun çok kısa sürmesi, genital bölgede deformasyon olmaması, idrar kaçırma gibi problemlerin yaşanmaması, bebekte (39. haftadan sonra yapılan sezaryenlerde) doğuma bağlı travma yaşanmaması gibi birçok “avantaj”dan söz ediliyor.

Lafım doğumunu sezaryenle gerçekleştirmek zorunda kalan/kalacak olan annelere değil. Hatta ister normal doğumdan korktuğu için, ister doktoru tatile çıkacağı için, isterse bebeğinin burcunun kendisiyle uyumlu olması için (!) haftalar öncesinden sezaryen randevusu alıp doğumunu o şekilde gerçekleştiren annelere de değil.

Benim naçizane mücadelem, sezaryeni doğuma alternatif olarak gösteren, “normal doğum” şeklinde bir ifade türeten, kadınların aslında kadınlıklarının doğal bir parçası olan doğumu yaşayabilmeleri için savaşmalarını gerektiren bu sistemle.

Bu ülkede sezaryen, olması gerektiği gibi, annenin ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir kurtarma operasyonu olarak değil, doğumdan korkan kadınların başvurabilecekleri bir yöntem olarak sunuluyor. Herkes ve her şey (reklamlar, web siteleri, doktorlar, komşular, arkadaşlar) normalin sezaryen, sezaryenin normal olduğunu sanıyor ve söylüyor.

Türkiye’de kadınların sezaryeni tercih edebilme özgürlüğünün olması, gelişmişliğin bir göstergesi olarak ifade ediliyor. Ancak bunun tam tersi olduğu, gelişmiş ülkelerde sezaryenle doğum oranının %20’nin altında olduğu (Belçika %17, Fransa %19, Finlandiya %16, Hollanda %14, İngiltere %23, kaynak: The Unnecessarean), dünyanın en gelişmiş bir ülkesi olan Amerika’nın %32 sezaryen oranıyla bu konuda yüz karası olduğunu kimse fark etmiyor.

Böyle şeyleri gördükçe kendimi boşa kürek çekiyor gibi hissediyorum.

95 yorum

  1. Bosa kurek cekmiyorsunuz. Normal
    dogumdan deli gibi korkan ben gecen yaz sizin blogunuzu kesfettikten sonra dogumumu normal
    yolla yapma gucunu buldum kendimde. Pozitif
    dogum hikayeleri sayesinde kendimi doguma hazirlayabildim. Tesekkurler 🙂

  2. Selam Elif,
    Bekarım ve normal doğumdan korktuğum için sezaryenle doğum yapmayı planlıyordum. Ancak blogunu takip etmeye başladıktan sonra bu fikrimden caydım. Allah kısmet ederse normal doğum yapacağım. Ve çevremde doğum yapacak olanları normal doğuma yönlendiriyor, blogundan edindiğim bilgileri paylaşıyorum. Dolayısıyla boşa kürek çekmiyorsun. Hem deniz kenarındaki kıyıya vurmuş deniz yıldızlarını denize geri atan adam dememiş mi ”Bir tanesini bile kurtarsam, kardır.” diye? Sırf beni bile sezaryenden caydırmış olman yanına kar olmalı.

    • Kesinlikle katiliyorum, beni de caydirdin Elif!. Sana belki bir yil once mail atmis, miyom nedeni ile sezaryen olmak zorunda kalabilecegimi ogrendigimde ilk tepkimin “Oh be,” oldugunu kendim de sasirarak gordugumde aslinda dogal dogumdan cok korktugumu anladigimi anlatmistim…Senin blogunu okudukca bu korkularim azaliyor ama inan. Zaten Almanya’da yasadigim icin keyfime gore sezaryen yaptirma sansim olmayacak, ama olsaydi da sezaryen istemezdim emin ol.

      Tekrar tesekkur ederim sana 🙂

    • Çok seviniyorum böyle şeyleri duydukça!

  3. bence de boşa kürek çekiyoruz.

    korku sağlığa galip geliyor artık. ben hiç umursamıyorum, ben sağlıklısını yaptım, yapmayandan bana ne diyorum. çünkü sezaryen yapan arkadaşları ikna etmek imkansız neredeyse. onlar kendileri için en sağlıklısının bu olduğuna inanıyorlar, ben inanmıyorum. umudumu kestim. ben doğum şansını 2 kez yakalayabildim, şanslıyım ve artık kimseye oturup bunun güzelliğini anlatmayacağım, birkaç arkadaşımın sezaryeni savunurken gayet çirkinleştiklerini gördüğüm için tövbe ettim artık. ne yaparlarsa yapsınlar, acısını ben çekiyorum sanki, ne kendimi yoruyorsam…

  4. bu arada konuyla alakasız ama şu sağdaki foto şipşak bölümüne bayılıyorum…

  5. Sevgili Elif,

    bende ilk’i Amerika’da, ikisi Avrupa’da olmak üzere 3 bebegimide normal dogumla dünyaya getirdim.
    Ayni senin gibi cevremde herkesle bu konuda konusuyorum, ne kadar güzel bir sey oldugunu, hicbir deformasyon-sorun yasamadigimi hep anlatiyorum. Dogum sonrasinin ne kadar mükemmel ve saatler icinde normal hayata döndügümü vs. hep anlatiyorum. Hatta senin pozitif hikayeler kisminada yazdim detayli.
    Fakat itiraf etmeliyim ki, Türkiye de konustugum kisiler , beni ne kadar ilgiyle dinlediyselerde, sonucta hep sezeryan’i sectiler.
    Ama ben yinede anlatmaya devam edecegim.

    Senide kutluyorum cabalarindan dolayi.

    Tesekkürler, slmlar

  6. İlk dogumumu epidural normal yaptim. Dogumdan ciktiktan sonra epidural yaptirdigima pisman ildum. Olur da 2. Olursa super normal dogurmak istiyorum sancisini hissede hissede:)
    Ben herhangi bir zorunluluk olmadan sezaryen tercih etmis hatta doktorunu bu konuda yonlendirmis arkadaslarda pismanlik/ sucluluk gozlemliyorum. Bu yuzden bu konuda bazen hassas davranabiliyorlar. Normal dogum yapanlarin onlari annelikleriyle ilgili sorguladiklarini soyluyorlar. Ben boyle birsey yapmadim simdiye kadar sezaryeni tercih ettigi icin suclamadim, elestirmedim. Normal dogum yapanlar genelde boyle mi yapiyor yoksa bu sezaryen dogumu tercih edenlerin yasadigi pismanlik duygusunun yarattigi hassas algi mi?
    Sevgiler.

    • süper normal :)))) güzel tanımlama 🙂

    • Tabi ki pişmanlık duyan oluyor.Hele ki normal doğum yaptıktan sonra elimde serumla odama yürüyerek gidebildiğimi anlattığımda çektikleri acıları hatırlıyorlar.Ayıldıkları zaman yaşananlar,acıdan bebeğini kucağına alamayanlar da var.Bebek anneye muhtaç iken anne başkalarına muhtaç oluyor operasyon sonunda.
      Bir anlık acı çekmemek için ‘arkası yarın’ acıları çekenler tabi ki pişman oluyor..Aslında asıl acıyı sezaryen olanlar çekiyor,ameliyat acısı çekmek kolay mı?

    • Aslı, başkaları adına konuşamam. Benim “normal doğum yapan anneler daha iyi annedir” gibi bir iddiam hiç olmadı. Anneliğin doğum şekliyle ölçülmediğini düşünüyorum.

      Normal doğumun bana kattığı bir şey varsa o da kadınlığıma olan güvendir. Doğumu doğal yollarla gerçekleştirmiş olmama beni daha çok KADIN yaptı, kadınlığıma olan güvenimi arttırdı. Bu herkes için böyle olacak diye bir şey yok, ama ben böyle hissediyorum.

  7. Boşa kürek çekmiyorsun.Aksine,kayığın hızlı gittiğini düşünüyorum;)

    Bebek doğacağı zamanı herkesten daha iyi bilir. Bu yüzden sezaryen bebeğin hayatına ve özgürlüğüne karışmak gibi oluyor bence. (Tıbbi zorunluluklar hariç) Hazır olmadan,zorla dünyaya getirmek gibi…

    Bunu burda söylemem doğru mudur bilemem ama sonuçta hayatın içinden bir blog bu;
    Kadınlar normal doğum yapınca (kul hakkı hariç) günahları affolur derler.Bana da mantıklı geliyor.Herşeyden önce çok kutsal bir olay ‘doğum’ Dünyaya gelecek bir canlıya vesile olmuş oluyorsunuz.Canınızdan can katıyorsunuz,zorluklara göğüs geriyorsunuz,sabrediyorsunuz,yeri geliyor acı çekiyorsunuz..Hele ki hamilelik dönemine hiç girmeyim,9 aylık süreçten hiççç çıkamam:)

    Şunu da söylemek istiyorum;
    Ben 28 yaşımdayım.5 sene önce mecburiyetten kan grubumu öğrenmek için sağlık ocağına gittim.Düşünün yani,canım o kadar tatlı ki 23 yaşıma kadar korkudan,parmağımı delip kan alacaklar diye gidemiyordum:) Bu tırsaklığıma rağmen 2,5 sene önce normal doğum yaptım..
    Uzun lafın kısası -Ben doğurabildiysem herkes doğurur- 🙂

  8. boşa kürek çektiğinizi düşünmüyorum. 34. haftamdayım ve hergün bir tane pozitif doğum hikayesi okuyorum. çevremde normal doğum istediğimi söylediğim herkes bana ağzı bir karış açık bakıyor ve bazıları da acımasız eleştiriler yöneltiyor ama ben sizin gibi insanlar sayesinde doğumun mucizesini anlamış durumdayım ve ben de elimden geldiğince çevreme bu mucizeyi anlatmaya çalışıyorum. bir kadının doğumdan korkması çok normal bilmediğiniz bir şeyden korkarsınız. bilgi olmadıkça gereksiz sezaryenler artıyor önemli olan kadının bilgilendirilmesi.

    • “bilmediğiniz bir şeyden korkarsınız.”

      Bunu bize doğum dersleri sırasında da söylemişlerdi. Katılıyorum.

      Doğum konusunda bilinçlendikçe, öğrendikçe korkular dağılmaya başlıyor.

  9. Lütfen vazgeçme;
    doğru bildiğini söylemekten ve bu konuda mücadele vermekten lütfen vazgeçme. Ben de mayıs ayında vajinal doğum ile kızımı doğurdum, kendi annem dahil çevremdeki herkes vajinal doğumun zorluklarını anlatıp durdu. Ben ve eşim tüm bunlara kulağımızı tıkayıp, doktorumuzun da doğru yönlendirmesiyle sancı anını bekledik. Şükürler olsun ki bebeğimi sağlıkla kucağıma aldım.
    Medyanın sezeryan propagandasına ben de tahammül edemiyorum,insanların gözünü korkutuyorlar.
    Lütfen devam et, sen hepimizin sesisin
    Sevgiler…

    • Esra, çok teşekkür ederim yüreklendirici sözlerin için. Benim için çok anlamlı.

      Vazgeçmeyeceğim. Ancak ara sıra ümidim kırılmıyor değil. Öyle zamanlarda işte böyle destek mesajları daha da kamçılıyor beni.

  10. Boşa kürek değil kesinlikle ! Doğumun olacağı akşam (o gün bunu bilmiyordum tabii ki, 3 hafta erken geldi çünkü) dahi Pozitif doğum hikayelerini tekrar tekrar okuyordum. Doğumdan hiç korkmadıysam, ne yapılması gerektiğinin farkına varabildiysem, sancılar başlar başlamaz hastaneye koşmak yerine beklemeyi bilebildiysem, ve aynı hikayekerindeki gibi, inanılmaz pozitif bir doğum yaşayabildiysem bu senin (ve hikayeerini paylaşan annelerin) sayesindedir.
    (Ben de bir vakit bulup yazacağım “süper pozitif” hikayemi..)

    Teşekkürler

  11. Merhaba,
    Bende normal doğum ile oğlumu dünyaya getirdim. Çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce bile normal doğum yapmak istiyordum. Fakat, doktorum beni sezaryene yöneltmek için bir bahane bulsaydı, hamilelik ve ilk bebek psikolojisiyle normal doğum istediğim halde sezaryene evet diyebilirdim. (bahane derken, gerçekten sezaryen gerektirmeyen bir durumdan bahsediyorum) Şanslıydım ki, doktorum normal doğumu savunan bir doktordu. Malesef ülkemizde anne adaylarının birçoğu gereksiz yere sezaryen ile doğuma yönlendiriliyorlar.
    Bu konuda kesinlikle sizin yanınızdayım ve boşa kürek çektiğinizi düşünmüyorum. Buradaki pozitif doğum hikayelerinin birçok anne adayına yön gösterdiğine eminim.
    Sevgiler…

    • Çok teşekkür ederim. Doktorlar hakkındaki yorumlarınıza tamamen katılıyorum.

  12. Ben de epiduralli normal doğum yapanlardanım ve ikinci olursa epiduralsiz olmasından yanayım. Benim için oğlumun doğumu öylesine tarifsiz bir mutluluk ve hazdı ki çocuk doğuracak tüm arkadaşlarımı cesaretlendiriyorum bu konuda üstelik 12 saat suni sancı çeken biri olarak. Bir tek şeyi yapmıyorum kararını vermiş olanlar ya da sezaryen doğum yapmış olanlarla kesinlikle tartışmaya girmiyorum. Yorum bırakan arkadaşlardan birinin söylediği gibi aslında bu konuda huzursuzluk/eksiklik duydukları için hoş olmayan bir yere gidebiliyor çünkü konuşma. Ayrıca Münih’de doğum yapan bir arkadaşım, vakti dolup da bebek gelmeyince tam 48 saat suni sancı ile normal doğum yaptırılmaya çalışılmış. Sonuçta sezeryanla doğdu bebek fakat düşünün ki normal olması için nasıl uğraşılmış.

    • sanırım benim hatam da bu bahsettiğinizdi… hiç girmemeliydim konuya. kavga edecektik neredeyse, o yüzden tövbe dedim ama fikirlerin değişebildiğini görmek çoook güzel…

    • Çok hassas bir konu. Ben de yüz yüze konuşmalarımızda bana fikrimi sorulmadan yorum yapmıyorum. Her ne sebeple karar vermiş olursa olsun, en ufak bir pişmanlık olması durumunda çok incinebiliyor insan.

  13. Bir insanı degistirebildiysen bence yeter.çünkü bu zincirleme bir süreç ve uzun vadede bu sistem yıkılacak inşallah .doğumuma pozitif dogum hikayelerini okuyarak hazırlandım. Uç Dr değiştirdim normal dogum için.son Dr um 40. Haftamda bilindik nedenlerle sezaryan demeye başlayınca,yeni bir Dr bulup,ertesi gün sancılarının başlamasıyla doguma girdim.normal,normal doğurdum çok şükür..,herkesin doğurdun doğuracaksın Dr mu degistirilir son dakika yorumlarını takmama ,bilinçlenmeme yardımcı oldugun için teşekkürler blogcu anne.

  14. ya niye bu kadar iddialısınız normal doğuranlar olarak inanın bir noktadan sonra anlayamıyorum… o bebek bir şekilde doğuyor mu ? doğuyor. gerisi annenin tercihine ve varsa tıbbi zorunluluklara kalmış…

    • Nedeni şu: Benim gibi sezeryan yapmış, sonrasında da pişman olmuş annelerin sayısını azlatmak için. Onları sonuna kadar destekliyorum.

    • Bebeğin “bir şekilde” doğması mı ?
      Normal doğurabilecek ve bu hem kendisi hem de bebek için daha iyi olabilecek iken (zamanından önce ve bir ameliyatla alınmanın bebek için travmatik olmadığını ddia etmezsiniz sanırım, anne ve bebek için normal doğumun diğer avantajlarını biraz araştırırsanız görürsünüz zaten), sadece gecenin bir vakti uyandırılmak istemeyen ve saatler boyunca beklemek istemeyen bir doktorun keyfi yüzünden, üstüne üstlük yalan yanlış bahanelerle sezaryene yöneltilen kadınları bilgilendirmekten bahsediyoruz.
      (Tüm doktorlar lütfen üstlerine alınmasın, ancak böyle davranan epeyce meslektaşları var ne yazık ki).
      Bu konunun kamu sağlığı açısından hayati önem taşıdığının nasıl farkına varmaz ve bunu “takıklık” sayarak küçümsersiniz ?

  15. Blogcu anne bir takım istatistikler vermişsin ben de Türkiye rakamlarını vereyim: 2008’de Türkiye’de sezaryan oranı %41 idi. %41! Sizce bu sayı 2012’de %45e ulaşmış mıdır? bence ulaşmıştır. Dünya sağlık örgütü’nün önerdiği ortalama rakam ise %15! Peki durumun ulaştığı boyutların korkunçluğunun farkında mıyız? hayır elbette. Bu rakamın anlamı nedir? türk kadınları dünyanın geri kalanın kadınlarından normal doğum yapabilmek konusunda daha mı aciz yoksa türkiye’deki sistem doğumu doğum olmaktan çıkarıp ameliyat haline getirmekte, doktor hastayı “kandırmakta” başarılı mı sadece? Evet efendim kandırmak diyorum çünkü ben bu akıl almaz, saçma sapan rakamın başlıca sorumlusunun bazı etik değerlerden yoksun doktorlar olduğunu düşünüyorum. Doğumun neden sezaryan olması gerektiği konusunda milyonlarca neden uyduran ve hastasını korkutarak sezaryana mecbur eden doktorlar… Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya göre Türkiye’de sezaryan oranları sosyo-ekonomik statüsü relatif olarak yüksek ve eğitimli kesimde daha yüksek. E herhalde bu sözkonusu grubun bebeklerinin kırsal kesimde yaşayan ailelerin bebeklerine kıyasla daha çok risk altında olduğu anlamına geliyor. Öyle mi? Peki ya “eğitimli” kısmına ne demeli? hangi eğitim bu? neyin eğitimi?

    Sezaryan bir doğum değildir. Ameliyattır. uygulanması gereken durumlar annenin ya da bebeğin hayati risk durumudur, çoğul gebelik durumudur, ileri yaş durumudur. Yani GERÇEK ANLAMDA risk teşkil eden durumlardır. Gerçek risk olmadığı halde uygulanan sezaryan anneye ve bebeğe ameliyat riskini vermenin yanında ekonomik yüktür, zarardır.

  16. Ben de sizin blogunuzda okuduklarımın da verdiği güçle 9 ay boyunca normal doğuma hazırladım kendimi. Daha 2 aylık hamileyken normal doğumu destekleyen ve doğumlarının %80 ini normal yolla yaptıran bir doktor bile buldum. Ancak mecburi sezaryen olmak zorunda kaldım. doktorum normal doğumu ne kadar çok istediğimi biliyordu ve bana normal doğum yapmayacağımı söylerken en az benim kadar üzgündü. Ağlaya ağlaya girdim sezaryene (spinal anestezi yani belden uyuşmalı olarak tercih ettim) Size sonuna kadar katılıyorum. Ben normal doğumu teşvik eden bir doktor bulana kadar çok stres oldum. Ya son dakika ters köşe yaparsa diye. Yani doktorun normal doğum yaptırırım demesi de yetmiyor. Son dakika golleri var bu ülkede. Son dakika ne bebeğinizi ne de kendinizi riske atamıyorsunuz. Benim doktorum bana dedi istersen deneyelim ama doğumun ortasında sezaryene gider bu iş. (Çatı darlığı) Açıkçası o noktada bebeğimi riske atamadım. Bir şey olursa vicdanımdan ölürdüm herhalde doktoru dinlemedim diye ama kendimi askere gidememiş bir erkek gibi hissediyorum hala. Doğum sancılarını az da olsa yaşamak isterdim. Bedenime güvenmek, bebeğimi doğal yolla dünyaya getirmek isterdim. Doktoruma güvendim ve dediği gibi yaptım doğumu ama umarım doğru söylemiştir yoksa hiçbir zaman hakkımı helal etmeyeceğim. Elif Hanım lütfen yılmayın ve bu yolda teşviklere devam edin. Artık cehalet sussun kafası çalışan insanlar biraz daha fazla duyursun sesini. Bir şey değişmez diye düşünmeyin lütfen.

  17. Sevgili blogcuanne sizi tüm kalbimle destekliyorum. Ben ki 2 çocuğumu da sezaryenle doğurdum. İlki korktuğumdan ikincisi de hemen hamile kalıp ertesi yıl doğurduğum için. İlkimin sezaryen olmasının nedeni doğum korkusu DEĞİLDİ. Benim asıl korkum hastanedeki hemşire ya da ebelerden görebileceğim şiddetti. Çevremde annem dahil buna maruz kalmıştı. “Bir sen mi doğuruyorsun” ya da bir arkadaşıma dendiği gibi “Yaparken düşünecektin!”, “Kes bağırmayı” ya da haykıran anneyle ilgilenmemeler. Daha önce de bu konuyla ilgili yorum göndermiştim. Orada da dediğim gibi herkesin keşke anne dostu hastanelerde doğum yapma şansı olsa. Ailesiyle birlikte doğum sancılarını çekse. Eşi göbek kordonunu kesse. Ama öyle olmuyor. BEN DE SİSTEME KARŞIYIM. Ne garip ki bu tarz doğum yaptıran hastanelerin bütçeleri aşma gibi durumu oluyor. Ve gariplik burada ortaya çıkıyor: Sezaryen normal doğuma göre ucuz oluyor. Her ne kadar doğumumu özel hastanede yapmış olsam da istediğim gibi bir normal doğum planlaması (suda doğum vb) sezaryenden daha pahalıya geliyor. HA ADI ÜSTÜNDE DOĞAL OLANI BU SUDA DOĞUMA NE GEREK, diye de sorabilirsiniz. Doğru, ama ben çatala çıkartılmak istemediğim için sezaryen masasına yattım. Tecrübemi sorarsanız bence ikisi de iyiydi. Epidural-spinaldim. Ki ikincimde epidural tutmayınca 2 saatte ayağa kalktım. (Yine de kişiden kişiye değişir.) Biz annelere ve anne adaylarına doğal doğumu önermenizi savunmanızı çok iyi anlıyorum. Asla çabanızdan vazgeçmeyin ve doğal doğumda kadının karşılaştığı şiddetin (azarlanma da dahil ) de sezaryene yönelmede etkili olduğunu gözardı etmeyelim.

    • Bu arada ilk bebeğim 16 aylık ve ikincim 35 günlük olsa da ilerde bir bebeğim daha olmasını ve bunun da doğal yolla olmasını istiyorum. Artık sezaryenden 3 yıl sonra normal doğum yapılabileceğini öğrendim. Umarım aradığım gibi bir hastane bulabilirim. Yine de her şey inançla da ilgili: Kızıma hamileyken anne sütünün besleyemeyeceğini düşünüyordum ki mama ve anne sütü beraber verdim. Oğluma hamileyken kesinlikle anne sütü dedim ve inandım. Şimdi sadece anne sütüyle besliyorum onu. Hamilelik sürecinde iyi odaklanmak başarılı bir doğumu getirir diye düşünüyorum.

    • Çok haklısınız.

  18. normal doğum hiç aksilik yaşanmayıp sona erdiğinde tabiki en güzeli en doğalı en olması gerekeni..ama böyle doğurmak herkese nasip olmuyo ve işin kilit noktası şu normal doğumda başınıza gelebilcek tehlikeler çok çeşitli ve gözü kara olmak,cesur olmak,sabırlı olmak sökmüyo.bir normal bir sezeryan yaşamış biri olarak söylüyorum.nasıl kadınlara sezeryanın hiç tasvip edilmiycek bişey olduğunu söylüyorsak bence normal doğumunda eksilerini söyylemelıyiz. ve benim kaanatım desemki negatif doğum hikayeleri yazalım ,pozitifi kesin geçer..evet herkese sezeryan dememlı sistem ama normal doğumda çok masum değil):

  19. ben doğumdan çok korkuyordum ve hep saçma doğum hikayeleri anlattı etrafımdakiler neredeyse doğurmaktan vazgeçecektim ama tesadüf işte çok bunaldığım bir gün hiç mi normal doğum güzel diyen yok diye internette aramaya başladım ilk senin blogunu buldum okudum ve korkulacak bir şey olmadığını anladım etrafımdaki herkeze sadece buraya girip bir kere olsun okuyun sonra karar verin diyorum etrafımızdaki insanları zaten doktorlar teşvik ediyor ve çoğu cahil insanı kandırıyorlar ya da kendine kıyamayan insanlar tercih ediyor sezaryeni ama anneliğin en güzel yanı onu gerçek anlamıyla normal doğurmak insan o zaman anlarmış anne olduğunu hep annem böyle söyler bizde sezaryen yoktu ama siz sağlıklısınız diyor annemde kesinlikle normal doğum yanlısı ve ne kadar kutsal bir görev olduğunu anlatır tabi sağlık sorunu yüzünden normal doğum yapamayanlara laf etmiyorum onlar haklı ama keyfi yapanlara çok ama çok kızıyorum bende elif hanım inanın bana bir çok kişi burası sayesinde normal doğuma yöneldi benim yaptığım sadece bir kez olsun buradaki yazıları okumalarını sağlamak oluyor size çok teşekkür ederim herkeze cesaret verdiniz ayrıca ilk doğumum sezaryen ikincisi mecbur diyenler bile burayı okuduktan sonra normal doğumu tercih ettiler ve pişman olmadılar herkez şimdi size dua ediyor iyi ki varsınız diye.

  20. yorumlari okuyacak zamanim olmadi, ama kesinlikle bosa kürek cekmiyorsun, yanlis sistemler zaten maalesef öyle kolaycacik degismiyor, uzun, istikrarli bilinclendirme savaslarindan sonra degisiyor. Farkindalik yaratman cok güzel, blogunun gücünü azimsamamalisin, yarattigin bilincle keyfi sezaryandan dönen bir kisi bir kisidir, o bir kisiler iste ilerde sistemi degistirir.

  21. Mahmure.com’a sezeryanla doğum yapmış bir anne olarak cevap vermek istiyorum:

    1. “Sezaryenle doğum, çok kısa sürdü”. Doğum sonrası ameliyat yerinin iyileşmesi ise çok uzun. Diş çektirince bile dikiş atılan bölge 1 hafta ağrıyor. “Ameliyat oldum, hiç ağrım sızım olmadı, ertesi gün elektirik süpürgesi vurdum” diyenleri insan ötesi bir bünyeye sahip oldukları için kutluyorum. Ben doğum yapalı 2 seneyi geçti. Hala bebeğimin pusetini yokuş aşağı iterken bile karın kaslarımın, szeryen dikiş yerlerinden zorlandığını hissedebiliyorum. Ki ben 9 yaşımdan beri profesyonel spor yapmış bir insanım, kaslarım çok kuvvetlidir.

    2. “Genital bölgede deformasyon olmaması”. Bende oldu… Ben miyim anormal? Bir kere hamilelik süresince kalçam, kalça kemiklerim ile birlikte genital bölgem de genişledi. Normal doğum yapmamama rağmen o genişliğin normal boyutlarına inmesi neredeyse 1 yılı buldu. Ayrıca kesi sırasında her ne olduysa, normalde hiçbir ağrı sızı hissetmediğim durumlarda, hafif bir sızı hissediyorum artık. Kime de söylesem “Doktorunun hatası” diyor. Herhalde bir bende var bu sorun! Ama neticede deformasyon olmaz sezeryanda denilemiyor demek ki. %1 ihtimal bile olsa, senin başına geldiğinde %100 oluveriyor.

    3. “idrar kaçırma gibi problemlerin yaşanmaması”. Bende bu sorun da var. Yukarıda da dediğim gibi genital bölgemin eski haline gelmesi 1 sene sürdü. Bu sürede hapşırmada, öksürmede hafif kaçırmalar yaşıyordum. Doğum yapalı 2 seneyi geçti, hala çok zorlandığım durumlarda hafif de olsa tutamadığımı hissediyorum. Ama tabii bu da bir tek benim başıma gelmiştir muhakkak, doktorumun hatasıdır. Bilinen bir özel hastanenin, ortak doktorlarından birine yaptırdım doğumumu. Ama işte insandır, hata yapmıştır ne yapalım.

    4. “bebekte (39. haftadan sonra yapılan sezaryenlerde) doğuma bağlı travma yaşanmaması”. 41+1’de sezeryana girdim. Kızımın doğuştan getirdiği bir özellik mi bilemiyorum ama kızım doğumundan bu yana klostrofobik. Kapalı mekanda kalamıyor, dar yerleri sevmiyor, oyun oynarken bile kucağımda azıcık sıksam “Ayyy, sıkıştımmm” diye bağırıyor. Bu durumun sezeryandan kaynaklanabildiğini ve oyun terapisi ile atlatılabileceğini okudum bir yabancı internet sayfasında. O gün bugündür “Acaba” diyorum “kızım bir doğum tramvası mı yaşadı?”

    Sezeryanın başka avantajları (!) da varmıymış acaba bilmediğim?

  22. Tıbbi nedenler dolayısıyla sezaryenle doğurdum, doğumdan önce de sonra da sezaryenin birçok ameliyattan daha zor bir operasyon olduğunu biliyordum ancak başka çarem yoktu. Neyse ki aynı gün ayağa kalkabildim, bebeğimle bizzat ilgilendim, sadce yaklaşık 2 hafta bebeğim kucağımdayken yataktan kalkamadım (ki yatağımın yüksekliğinden kaynaklandı). Yukarıda yer alan bazı yorumlarda belirtilen “sezaryen anneler çok hassas, asabileşebiliyorlar” durumunun bazı normal yolla doğuran annelerin sezaryenle doğuran annelere “senin ki de annelik mi, biz saatlerce acı çekerek doğurduk” içerikli gerek sözlü gerek davranışsal tepkilerinden doğabileceğini düşünüyorum. Çünkü ben de doğumdan sonra başta annem olmak üzere bir çok normal doğum yaşamış anneden bu tepkiyi aldım. Başlarda çok üzülüyordum, tercihsel bir durum olmamasına rağmen, ancak sonra ne olursa olsun bir annenin başka bir anneyi doğum yöntemi nedeniyle yargılamasının saçmalığını gördüm ve de artık hiç sallamıyorum.
    Çok uzun oldu ama, bence aktarılan tepkiler bu tarz davranışlardan kaynaklanabilir bazı durumlara. Ama bu demek değil ki Elif Hanım veya diğerleri doğal doğumun faydalarını, normalin bu olması gerektiğini aktarmaya bıraksın, asla, bir anne bir annedir. Sezaryen ile doğurmama rağmen, her hamile tanıdığıma normal doğumu örneklerle tavsiye ediyorum.

    • Zaten sorun sezeryan doğuma “Seninki de doğum mu, benimki daha zordu” diyen zihniyetten kaynaklanıyor. Sanıyorlar ki sezeryan kolay bir doğumdur. Böyle düşünenleri yumurtalık ameliyatı olmaya davet ediyorum. Madem o kadar kolay bir ameliyat, doğum kontrol yöntemi olarak tüplerini bağlatmak üzere ameliyat masasına yatsınlar bakalım ne kadar sürede iyileşecekler?

      Ayrıca aynı mantıktan hareketle zor bir normal doğum gerçekleştiren, kolay bir normal doğum gerçekleştirenden daha iyi mi anne oluyor?

      Hatta ve hatta böyle konuşan kadınların kendilerini sadece “anne” olarak tanımlayan insanlar olduklarını düşünüyorum. Ben sadece “anne ” değilim. Benim başka meziyetlerim de var. Birisinin benden daha iyi anne olmasını hiç de önemsemem. Elimden gelen budur. Ben de başka bir alanda, o benden daha iyi anne olan kadından daha iyiyimdir. Bana “Ben senden daha iyi anneyim” diyene ya da bunu ima edene en fazla “eyvallah” der, geçerim 🙂

  23. Doğumun normalini desteklemek, teşvik etmek güzel. Normal doğumdan korkan kişileri cesaretlendirmek de güzel. Sezeryanın sanıldığı kadar konforlu olmadığını kendi içerisinde handikapları olduğunun altını çizmek de güzel. Kısacası bu konuda bilgi ve fikir sahibi olmayan kişileri bilinçlendirmeye çalışmak çok ince ve düşünceli bir davranış. Ama bence bu kadar. Yani çok da fazla ısrarcı olmamak ve bunu bir misyon haline dönüştürmemek gerek. Çünkü bir noktadan sonra hem itici hem de riskli.. Neden itici? çünkü bir konuda çok da fazla diretince, öbürüne tu kaka diyince itici bir hal almaya başlıyor. Neden riskli.. tüm bu yazılanlardan gaza gelip normal doğum üzerinde ısrarcı olup sonrasında üzüntü ve pişmanlık yaşayanlar da olabilir. Bir miktar vebal almak gibi birşey bu…
    Burayı okuyan kişiler zaten belirli bir kültür seviyesine erişmiş insanlar.. okuyamayanları da kurtarabilmek bu platformda mümkün değil….
    ben şahsen bu bloğu çok zevkle okumama, her sabah gazete okur gibi burayı açmama karşın en çok sıkıldığım konular doğum hikayeleri ile normal doğumu teşvik edici yazılar olmaya başladı… Seni kırmak istemem ama topun ağzına bu kadar girmene gerek yok bence… Sevgiler….

    • Bu blogun yazarının sezaryen tercih edilenlere “tu kaka” dediğini hatırlamıyorum. Sağlık sebebiyle istediği halde normal doğum gerçekleştiremeyenlere de…
      Elif’in derdi, belirttiği gibi sistemle. Kadınları yanlış yönelndiren doktorlar ve sağlık sistemi ile. Söylediklerinize anlam veremiyorum. Konunun ne olduğu önemli değil, eğer bir konuda birşeylerin değişmesini istiyorsanız bunun için mücadele verirsiniz. “Misyon haline dönüştürmek” köt bir şey değildir, keşke daha fazla insan düzelmesi gerektiğine inandığı şeyleri boşvermese de “misyon haline” getirse ve kendince birşeyler yapsa…

      • Yorumuma blogcuannenin yanıt vermesini tercih ederim. Yazdıklarınızı dikkate almıyorum.

    • Sevgili Hatice,

      Vakit ayırıp düşüncelerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. Yazımın içinde dediğim “Bu hikayelerden cesaret alan kadınlar var” cümlem, buraya gelen yorumlarla pekişmiş oldu. Bir kişiyi bile gereksiz sezaryenden vazgeçirmek benim için başarı, ve bunun çok daha fazla olduğunu görüyorum.

      Israrcı olmak konusuna gelince… Blogun dinamik bir yapısı var. Burayı her gün yeni birileri keşfediyor. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da içerik üretmeye devam ediyorum. Bazı konuların daha fazla ilgi çekmesi çok normal. Örneğin, çocuğu okul çağına yaklaşan bir anne de belki emzirmeyle ilgili yazılara fazla ilgi duymuyor.

      Risk konusuna kesinlikle katılıyorum. Benim hiçbir zaman “herkes, şartlar ne olursa olsun normal doğum yapmalı” gibi bir iddiam olmadı. Her zaman için “anne ve bebeğin sağlığını tehdit eden tıbbi bir sebep yoksa” diyorum. Aksini söyleme cesaretini bulamam, böyle bir vebalin altına giremeyeceğim gibi öyle fanatik bir düşüncem de yok.

      Ben yanlış bir şeyi gördüm mü kolay kolay yerimde duramayan bir insanım. Bu da işte böyle “misyon” olarak kendini dışa vuruyor 🙂

      • Teşekkür ederim blogcuanne.. yine her zamanki gibi inceliğini gösterdiğin için öncelikle..
        benim aslında belirtmek istediğim öncelikle tabi kendi duygularım, sonrasında ise senin bir miktar umutsuzluğa kapıldığını görünce aslında olumsuz gibi görünen mesajımın altında bir miktar teselli etme çabam vardı.. yani misyon haline dönüştüğünde sen de üzülmeye başlıyorsun mahiyetindeydi.. yoksa elbette kimin neyi misyon haline dönüştüreceğine karar verecek durumu yok kimsenin.. ki bence herkesin hayatında misyon edindiği belirli şeyler olmalı diye düşünenlerdenim…
        burada bayanların yırtıcı birer kaplan haline dönüşüp ona buna laf yetiştirmelerini, usluplarını bozmalarını görmek de üzücü aslında.. Belki de konuyu itici hale getiren aslında bu gibi durumlar.. yoksa dediğim gibi seni severek okuyor ve takip ediyorum.. sevgilerimle 🙂

  24. Açıkcası Turkcell’in o reklamına bayıldım en çok da o doğum anındaki buluşmaya… O anın güzelliğinden normal mi doğum olmuş sezeryan mı hiç dikkat etmedim… Şahane bir buluşma olmuş öncesi o kadar da önemli gelmedi reklamda .. Ben de normal doğum yaptım ve de çok isteyerek ama reklamdaki sezeryan benim dikkatimi çekmedi.. Bebekle annenin buluşması herşeyi sildi süpürdü çünkü 🙂

    • Herhalde sezaryeni göstermelerinin nedeni normal doğumun o andaki durumundan utanmalarıdır. 🙂 Orada “sahnelenen” bir durumda doğal doğum koyabilirlerdi. Herhalde bu yöntemle hem gerçeği hem de doğumu göstermeye çalıştılar.

  25. 30 haftalık hamileyim ve hamile kalmadan önce de bazı normal doğum destekçilerinin bir noktadan sonra çok fazla abarttıklarını düşünüyordum hala da öyle düşünüyorum. Bir anne kişisi ülkemizde seçimini yapabiliyorsa yapar bu kadar. Ben bu aşırı normal doğumcu kişiler yüzünden normal doğumdan soğudum resmen. İnsan bir noktadan sonra size ne kardeşim oluyor. Ben de okudum araştırdım neyin ne olduğunu biliyorum ama kesinlikle normal doğum istemiyorum. En fazla epidural normal olabilir. Her doğumda pozitif olmuyor bu da bir gerçek. Normal doğumdan çıkıp da kesinlikle yapılacak iş değil diye feryat edenler, 1 ay poposunun üstüne oturamayanlar da var. Doğumdan sonra niye ben sezeryan olmadım diye ağlayan bu arkadaşlar bebekleri yaklaşık bir 4 aylık olunca da aa sezeryanla mı doğuracaksın normal doğum süper, hiç ağrı sızı yok, hop diye ayağa dikiliyorsun (ama aslında kendisi hem dikişlerden hem de kuyruk sokumundaki bir zedelenmeden çok sıkıntı çekmiştir ve yine kendisi de bakıma ihtiyaç duymuştur) diye bir moda giriyorlar. Ben de bunu hormonlara bağlıyorum.
    Tamam herkez düşüncesini bir noktaya kadar savunur ama sezeryan yapanlara da anne mi onlar yavrularını hiç düşünmüyorlar diyen normal doğum savaşçılarına da bi çekil git derim ben. Bir de her bireyin seçimi kendini bağlar. Bir kişinin ne şekilde doğum yapacağını sormak daha sonrasında da aa normal doğur bak normal şöyle böyle diye anlatanlar resmen o kişinin özeline müdehale ediyor. Kimin nasıl doğurduğu kimseyi ilgilendirmez. Ben kimseye sormuyorum nasıl doğurdun doğuracaksın diye beni ilgilendirmez çünkü. Kaç para kazandılkarın da sormuyorum o da beni ilgilendirmez. Özel bir konu bence ama bizim toplumumuzda ne yazıkki hamile kalınca topluma açık bir konu haline geliyor bütün özeliniz. Yok kaç kilo aldın, yok nasıl doğurucan, yok doğuma kaç para vericen, bunlar kimseyi ilgilendirmez .

    • Yazdıklarınızda tek katılabildiğim nokta insanların özeline saygı duyulması gerektiğidir. Sizin kararınıza da herkese saygı duymak düşer. Ancak madem burada paylaşmışsınız, sezaryenin hiç te kolay olmadığı, bir ameliyat olduu ve normal doğumdan çok daha sancılı sonuçlar getirebileceği ile ilgili bilgilenmenizi tavisye ederim (özellikle bknz Çokbilmiş’in mesajı).
      Bu blogda normal doğum “ay böylesi daha süper bir annelik, öbürü de annelik miymiş yahu” diyerek savunulmuyor ki normal doğumdan soğuyasınız ? Kadın bedenine sezaryenin daha çok zarar verdiği de verilen bilgiler arasında. Kararınızı verirken bunu da göz önünde bulundurun.

  26. pardon benim yorumum neden bekliyo?gözdenmi kaçtı acaba

  27. Elif..bazı yorumları okuyunca bile umutsuzlaştım ben de..İşi ticarileştirenden, ajandaya uydurandan öte bir de, daha yazdığının içeriğini anlamamış, “niye bu duruma takıksın ki? Bir şekilde doğuyor işte” diyen bir zihniyet de var…

  28. Bence umutsuzluğa kapılma. Arkadaşın dediği gibi tek bir kişinin biri fikrini değiştirsen , korkusunu azaltsan kardır. Ama bu ülkede normal doğuma bakış açısını değiştirmek için cok uzun zamana ihtiyacımız var. Ben normal doğum yapmak istediğimi , doktorumu da ona göre seçtiğimi söylediğimde tüm arkadaşlarım bana kızdı , hatta bir tanesi “köylü ” bile dedi. 38 +1 de suyum geldi , 7,5 saat sancıdan sonra maalesef sezeryana girmek zorunda kaldım. Çünkü açılmam 1 santim bile değildi ve kızım 4.350 gr. dı. Doğum sonrası gaz sancısından kaburgamdaki morluğu farketmem zaman almıştı. Türkiye’nin en iyi özel hastanelerinden birinde , çok iyi bir doktor eşliğinde yaptığım sezeryan sonucu kaburgam resmen ezilmişti. Kaburgam için gittiğim bir başka doktora aslında normal doğum istediğimi , ama sezeryan olmak zorunda kaldığımı , bu hale sezeryan da geldiğimi söylediğimde bana dedi ki ” Ne normal doğumu , normal doğum mu kalmış ? Ne kadar ilkelce !!! ” Demem o ki sadece kadın doğumcular değil maalesef başka branşlardaki doktorlar da böyle düşünüyor.

    • ay bana da köylü demişlerdi. “bu yüzyılda bağıra çağıra köylü gibi doğurulur mu?” demişti birisi.

    • hahah bana da!! hatta bi de üstüne “sırtına da bağla bari!” diyen olmuştu..”Aaa evet sling ne hoş değil mi???” Hahahah!!

    • İşte böyle doktorların elinde kalmamak gerekiyor. Gerçekten doğal doğuma saygı duyan insanlarla karşılaşmak gerekiyor. Diğer türlüsü doğum sırasında insanın canına okur mazallah.

  29. bende sezeryane mecbur kalıp anestezi için doktorla görüşmeye gittiğimde şu soruyu sormuştum “normal ameliyat gibi mi narkoz vereceksiniz?) – narkozdan ölesiye korkuyordum çünkü – anestezi doktorunun cevabı aynen şöyleydi ” sezeryan normal bir ameliyattır zaten”.

  30. Maalesef bunlar da işin bir başka acı boyutu. Normal olan artık köylülükten sayılıyor. Peki acaba köylü olmak da utanç verici bir şey mi yani? Köylü kadınlarımız köylü oldukları için özür de dilesinler mi? Ne kadar ayıp! Böyle yorumlarda bulunanlar utanmalılar kendilerinden ve şehirliliklerinden. Normal doğuma ilkel diyen doktora da ben müsaadenizle cahil demek istiyorum. Cehalet kötü bir şeydir. Ama bir doktorun cehaleti korkunçtur!

  31. Sorun kesinlikle saglik sistemimizde. Hala bazi yorumlarda anneler kendi tercihlerini istedikleri
    gibi yapmaktan bahsediyorlar. Dogumun nasil olacaginin karari yabanci ulkelerde (amerika & avrupa) kesinlikle anneye birakilmiyor. Ulkemizde sezeryan mi normal mi diye bir tartismanin yasanmasi bile sistemin duzeltilmesi icin durulmamasi gerektigini gosteriyor. Bizden sonraki nesillerde bu anlayis umarim degisir. Buarada sadece dogum diil emzirmeyle de ilgili verdigin bilgiler icin ve emzirme reformu icin tesekkur ediyorum..

  32. Blogcu annem, işte ben en çok bu nedenle size blogcu annem diyorum. Ben sezeryan ile dünyaya gelmiş bir bebeğim yani kendi annem bana sezeryan örneği iken sizin yazılarınız ve blogunuz sayesinde normal doğuma cesaret ettim ve başardım. Ya siz olmasaydınız o koskolay yaptığım normal doğum yerine sezeryan seçenlerden olacaktım sırf korku nedeniyle… Yeri geldi bu konuyla size tekrar teşekkür ediyorum.

  33. Sezeryanla doğum yapmak zorunda kalanlardanım ben de.Anne açısından iyi bir şey değil sezeryan.Sezeryanı tavsiye edenler sezeryan ile doğumun anne açısından da zararları olduğundan bahsetmiyor kimse.Ben sezeryanla doğum yaptıktan sonra sütüm geç geldi.Bebek küveze girdi.Küvezdeyken emzirmeye çalıştım fakat sütüm geç geldiği için yeterli miktarda değildi ve buyüzden bebek emmedi.Bu böyle devam edince makina ile sütü sağsanız bile kesinlikle bebeğin emmesi gibi olmadığından göğsüm enfeksiyon kaptı ve 39 ateşle 3 gün yattım.doktorların verdiği antibiyotiklerle mücadeleden sonra düzelince emzirmeye başladım tekrar ve bu süre zarfından çocuk biberon mamalarına iyice alıştı.Alışınca biberondan ayırmak da zor oldu.Ayrıca doğum sonrası kist oluştu rahimde ve kanamalarım da 1 aydan fazla sürdü.Onun için ayrı bir ilaç kullandım.Daha yazsam buraya sığmaz.Neler neler…Ben belfığından ameliyatlı olduğum için sezeryan oldum.Bu kadar sıkıntı çekeceğimi bilseydim belki gayrete gelir normal doğumu denerdim.Bunları anlatıyorum ki sezeryan ile doğumu tercih edenler bir kez daha düşünsün…

    • Sevgili Sinem Şamlı, ben de iki kez sezaryen oldum. Ama sütün geç gelmesinin sezaryenden olduğuna emin misin? İkisinde de sütüm hemen geldi. Hatta ikinci bebeğimde nerdeyse sezaryen öncesi 1 ay kala sütüm geliyordu azar azar. Yani bünyeyle ilgili de olabilir mi?

  34. ben norvecte yasiyorum. 2 cocugumuda burada dogum yaptim.norvecte sezeryan olmaniz icin, en az 3 gun normal dogum agrilarini cekmeniz, ve, bebek yada anne hakikaten riskin son asamasinda olmasi gerekiyor. norvecte sezeryani tam anlamiyla, bir can kurtarma operasyonu olarak, en son asamada uygulamaya geciriyorlar. sen istersen ben gønullu istiyorum de, hamileliginin seyri normal gidiyorsa, sezeryan sansin sifir…

  35. Sevgili blogcu anne..
    Hamilelik dönemimde tesadüfen karşılaştım sizinle.. Her ne kadar herşeyin doğal olmasından yana olsam da her konuda, doğumla ilgili daha doğrusu normal doğumla ilgili zaman zaman “acaba”larım olmuyor değildi. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki bu blogda okuduklarım sayesinde daha da bir cesaret geldi bana da birçok anne gibi. Kendime olan güvenim katbekat arttı sayende..
    Onun için hiçbir şekilde boşa kürek çekmediğini düşünüyor, iyi ki varsın diyorum 🙂

  36. Blogcu anne, boşa kürek çekmiyorsun kesinlikle, bak bir çok örnek var.
    Ben de bunlardan biriyim, hamileliğim boyunca pozitif doğum hikayelerini okudum, hep normal istedim. Beklenen tarihten çok önce başlayan doğumum sırasında çok korkup panik yapmamıza rağmen doktorumunda desteğiyle normal doğum yapmayı başarmış biri olarak diyorum ki, anne isterse normal doğum yapar, yapabilir ve bu dünyanın en harika mucizesidir. Her annenin bu mucizeyi yaşamasını diliyorum…Doğum hikayemi detaylı olarak yazmıştım bloguma.. umarım bende bu hikaye ile katkıda bulunuyorumdur.
    Sevgilerimle
    Pınar

  37. Gebeliğim süresince hep sizin blogunuzu takip ettim. yazdıklarınızla beni normal doğuma ikna ettiniz. 13 Temmuzda doğum yaptım. 20 gün erken gelince biraz zor oldu ama iyi ki kararımdan dönmemişim diyorum. Teşekkürler 🙂

  38. Benim çevremde de normal doğum yapmış olduğu halde bebeğini emziremeyen ve mastit olup hastanede yatan anne var. Yani bu sadece sezeryanda olan bir şey değil. Emzirememek de dünyanın sonu değil. Bu da ayrı bir konu zaten. Bu konuda da emziremeyen anneleri inanılmaz vicdan azabına, suçluluk duygusuna sürükleyen bazı kendini bilmezler çıkabiliyor.
    Ben şahsen sezeryanın çok büyük bir ameliyat olduğunu zararlarını ve ne gibi zorlukların beni beklediğini farkındayım. Normal doğumun da ne olduğunu ne olabileceğini biliyorum. Bu tarz sosyal paylaşım alanlarını takip edenler zaten belli bir nokaya gelmiş oluyorlar kararlarını verirken. Ben sezeryan olacağım diyorum. Buradaki bazı arkadaşlar hala sezeryan bir ameliyat diyor. Cidden mi gerçekten bilmiyordum. Bilgilenmem tavsiye ediliyor vs. İşte normal doğumcu bazı arkadaşlar da şunu anlamıyor ki insan hem bilgilenip hem de sezeryanı seçebilir. Yani sezeyanı seçmiş olmam benim narkozu alıp yedi kat kesilip , çok büyük bir ameliyat geçireceğim gerçeğini, bebeği emziremeyeceğim gerçeğini , bir süre bakıma muhtaç olabileceğim gerçeğini, ciddi sancılar çekebileceğim gerçeğni otomatik olarak bilmediğimi sanıyorlar. Çünkü her şeyi en iyi onlar biliyor. Biz araştırıp okuyup öğrenemiyoruz. Örneğin sezeryandan sonra bağırsak hareketlerinde yavaşlamadan dolayı inanılmaz bir kabızlık sorunu da olabiliyor, dikişler de cabası. Ya da spinalde inanılmaz baş ağrıları olabiliyor. Bunların hepsi ve daha fazlası olabilir. Ya da çok zorlamayan bir ameliyat geçirilebilir. Süper normal doğum geçiren kişilerin yanı sıra dehşet normal doğum geçiren annelerin olması gibi. Normal doğumda da çok ilginç epizyotomi olayları mevcut. Özellikle normal doğumun tek seçenek olduğu yurtdışı forumlarında okunabilecek çok ilginç hikayeler var.

  39. Yorumlardan görüyorum ki, normal doğumu insanlar yanlış biliyor. Epizyodan, masum olmamasından, negatif hikayelerden bahsediliyor ki, bunlar normal doğumun gerçekleri değil. Ama haklısınız, Türkiye’deki normal doğumun gerçekleri bu. Çünkü doktorlar çok fazla müdahale ediyorlar doğuma. Anneler de doğurtulmak istiyorlar korktukları için. Sonuç, travmatik doğumlar. O yüzden sezaryeni isteyen annelere de hak veriyorum. Ama şunu unutuyoruz, hepimiz aynı taraftayız. Sezaryenci anneler, normal doğumcu anneler diye ayırım yapıp savaşmak kimseye fayda getirmez. Sezaryenin risklerini tartışalım evet ama, normal doğumdaki müdahaleleri de tartışalım. Normal doğumun ne olduğunu tartışalım. Neler yapabileceğimizi tartışalım. Kadınlar nelerden korktuklarını anlatsınlar. Kimse kimseyi yargılamasın. Türkiye’deki normal doğumları normalleştiremezsek, sezaryen oranları artmaya devam edecek. Bence sezaryenin peşini bırakıp, hastane doğumlarını tartışalım. Bu duruma bir günde gelinmedi. Normal doğumlar medikalize olmaya başladıkça sorunlar çıktı. Sorunlar çıktıkça insanlar birbirine anlattı ve kadınlar doğumdan korkmaya başladı. Ve yüzünü sezaryene çevirdi. Bunu tersine çevirmek için doğal doğumlara dönmemiz gerekiyor. Doğumlarımızı güzelleştirmek bizim elimizde. Ve her annenin doğumuyla ilgili güzel hatıralara sahip olmaya hakkı var, doğum şekli ne olursa olsun…

  40. Ben ilk bebeğimi sezeryanla dünyaya getirdim, ikinci de öyle olacak. Bu konuda içimde normal doğumu hiç tecrübe etmemiş olmak, normal doğum ağrısını çekmemiş olmak, çocuklarımın kendi istedikleri günde doğmalarına imkan vermemiş olmak…vs gibi ukdeler kesinlikle kaldı ve kalacak. Çok istedim gerçekten normal doğum yapabilmeyi ancak doktorum uygun görmedi ve ben ona güvenmeyi seçtim. Sezeryan tecrübemde ise hiçbir sorun yaşamadım, herşey tam anlamıyla mükemmeldi diyebilirim, sadece epidural sebebiyle biraz mide bulantım oldu operasyon sırasında o kadar, sütüm anında geldi, hiçbir ağrım sızım nerdeyse hiç olmadı (epidural oldugundan, doğrumdan sonra da ağrı çekmedim) doğumdan birkaç saat sonra ayağa kalktım, bebeğimin tüm ihtiyaçlarını kendim karşıladım. Bebeğim de çok şükür gayet sağlıklı idi, hala da öyle. Dolayısıyla tüm doğum yapacak arkadaşlarıma da yaşadığım tecrübenin güzel ve rahat yönlerini aktarıyorum. Çünkü ben bunu yaşadım ve bunu biliyorum. Asla kimseye normal doğum yapmayın diyemem çünkü o tecrübeyi malesef yaşayamadım. Benim tüm bu tartışmalarda rahatsız oldugum tek şey, sezeryan tecrübesi olmayan bazı annelerin de bütün var güçleriyle sezeryanı kötüleyen, oldukça da agresif beyanatlar vermeleri. Bence her iki doğum şeklinin de kendine has artı ve eksileri, riskleri ve olumlu yanları var. Her doğum şeklinin uygun oldugu kişiler de farklı haliyle.

  41. Neyazık ki ülkemizde herkez beş yıldızlı otel konforundaki hastanelerde bir tarafında eşi, seçtiği müzikler eşliğinde yatağa bağlanmadan normal doğum yapacak imkanlara sahip değil. Hatta çoğu kişi normal doğumdan önce haftalarca yoga kursu, doğum kursu diye gezebilecek durumda da değil. Hep örnek verilen çok gelişmiş ülkelerin aksine ülkemizde normal doğum için büyük bir çoğunluğun gidebileceği hastanlerde yok gezerek sancı çekeyim yok eşim bir elimi annem de öbür elimi tutsun olayı yok. Bu hastanelerde doktorların ve hemşirelerin tavrını da bir yaşayıp tecrübe etmeden konuşmamak lazım. Önde gelen hastanelerde doğum yapamıyor herkez.
    Bu nokta da Gözde Hanım’a katılıyorum öncelikle bu kadınalr normal doğum niye istemiyor, ülkemizde bu işler nası oluyor da bu insanlar bu kadar çekimser yakşlaşıyor, bu doğum hikayeleri nasıl yayılıyor diye bakmak lazım. Yoksa körü körüne herkez normal doğum yapsın bu devlet hastaneleri şartlarında demek hele de oralarda doğurmamış kişilerin böyle buyurması son derece itici. Önce bütün sistem bir değişsin ancak o zaman sezeryan seçenek olmaktan çıkabilir.

    • Söylediklerinize katılıyorum. Elbette çoğunluk özel hastanelerde, özel doktorlar eşliğinde doğum yapmıyor.

      Ancak işin garip tarafı, bu bahsettiklerinizin sözüm ona mümkün olduğu o özel hastanelerdeki sezaryen oranları yüzde 80’lerde… Devlet hastanelerinde ise daha düşük, 30’larda. Ve, evet, orada doktorların, hemşirelerin annelere yaklaşımları gerçekten cesaret kırıcı olabiliyor. Babalar doğuma giremiyor, anneler “Tek doğuran sen misin?” gibi muamelelerle karşılaşıyorlar.

      Sistemin değişmesi gerektiği konusunda hemfikiriz.

  42. Sizlere bir anımı anlatmak istiyorum: Bu yaz Alanya’ya annemin yanına tatile gittik. 6 aylık hamileyim ve 1 yaşında bir kızım var ve parktayız. Etrafımızda bir sürü yabancı turist ve küçük çocukları var. Herkes kendi halinde. Annemin komşunun da gelini hamile ve doğal mı sezaryen mi olacağını konuşuyorlar. Ben de durdum ve şöyle dedim: “Buradaki tüm turist kadınlar normal doğurmuştur.” (Sanki doğururken yanlarındaydım da! 🙂 ) Annemin komşusu inanamadı. “Sahiden mi?” diye sordu. Ben de kendi ülkelerinde bunun böyle olduğunu çok zor durumdalarsa sezaryen olduklarını söyledim. Yine de güzel ülkemizde şartlar iyileştirilirse herkes kendi çözüm yolunu üretmemiş olacak ve herkes doğal doğuma yönelecektir. İki kez sezaryen olmuş biri olarak -ameliyattan sıkıntı olmadı ama- sancı çekmek isterdim. Evimde sancılarımı çekmek isterdim. Son anda da hastanede doğurup ellerinde kalmak istemezdim. Şimdi doğal doğuran anneler de bana “tabi sancıları bilmiyon konuşuyon öyle” diyecekler. Haklılar. Ama onu da tecrübe edebilseydim keşke. Vücutta deformelerle ilgili söyleyeceğim bir şey var: Hamile kalınca zaten o süreç başlıyor. Sarkmalar genişlemeler kendini çok belli etmese de olabiliyor.

  43. Kesinlikle bosa kurek cekmiyorsunuz!!! Sezeryan dusunmuyordum ama epiduralsiz dogumun mumkun oldugunu poziztif dogum hikayelerini okuyana kadar hic aklimdan gecirmemistim. Kesinlikle hikayelerden cesaret aldim ve dogal doguma kendimi hazirladim. Cesitli sebeplerden oturu suni sanci ve epidural aldim ama olursa ikinci dogumum icin en ufak bir tereddut bile yok aklimda. Hem insanlara cesaret veriyorsunuz hem de iyilik yapiyorsunuz. Alkisliyorum 🙂

  44. yolunuza devam,
    bende 2. bebeğime hamileyim 23. haftadayız.ilk bebeğimiz normal doğum ile dünayay getirdim.çok mu kolydı değil sancılı bir 10 saat yaşadık ama sonunda sonsuz bir huzur sıcak bir çorba ve şekerli sıcak içeceğin üzerine 1-2 sat sonra zıpkın gibisiniz bebğini kucaklıyorsun yatırp kaldırıyorsun 3. gün ise herşey normal sadece çekilen 10 saatlik bir sancı evet biraz fazla bir ağrı ama inanın şiddetli regil dönemi ağrıları geçirenler den çokta fazla değil.bu bebğimide normal doğum ile dünyaya getirmek istiyorum.ayrıca sezeryan diğer arkadaşların dedği gibi bir doğum şekli değil cerrahi bir operasyondur. en hafif atlandım diyenler bile en az 6 ay dikkali olmaz zorundakalar hareketleri ksııtlı searyan diye bir doğum şekli yok aslında.
    ayrıca bunun annenin seçimine bırakılması çok yalnış.sırf annenin korkularından dolayı normal bir olay farklı şekilde sonuçlanıyor.biz millet olarak kötü olaylara pek meyilliyizdir.bitmeyen ilk gece korkuları,bitmeyen doğum korkuları vsss… aslında hepsi normal yaşanması gereken şeyler korkularımızdan dolayı o anlar anlamını yitiriyor bir işkence haline dönüyor.bizim dünya kadınlarından ne eksiğimiz var.el birliği ve sağlık bakanlığının yaptığı güzel teşvikler ve sizin gibi bilinçli insanlar sayesinde inşallah bu işler daha normale binecek.
    emeklerinize sağlık.

  45. Hamileyken tanıştım sizinle ve pozitif dogum hikayeleriyle..bekarken bile normal dogum isterdim, hikayeleri okudukça arttı cesaretim ve arzum. (yaşadığım Brezilya da sezaryen oranı Türkiye den fazla! Estetik kaygılar ise tavan yapmış durumda. Sezaryene girip liposuction i da aradan çıkaran kadınlar olduğunu duyuyorum) normal dogum yanlısı bir doktor ve süper bir Doula buldum. Ama bebeğimin çok iri olması (4.7 kg) ve tansiyonumun yükselmeye başlaması nedeniyle 41+6 da epiduralli sezaryen olmak zorunda kaldım. Bu kadar direttiysem bunda sizin de payınız var. Ama öte yandan da keske bu kadar sartlandirmsaymisim kendimi. Doğumdan sonra çok büyük bir başarısızlık hissi ve bebeğe bağlanamama hali yasadım.

    • Çok haklısınız. Doğuma hazırlanırken kesinlikle kendimizi şartlandırmamamız lazım. Ben de yapabilir miydim, emin değilim. Söylemesi kolay.

  46. Sevgili Blogcu Anne ve bu yazıları okuyan herkes,
    ben bir “Doula” yim (dogum destekcisi)(eğitimim halen devam ediyor) ve doğumun bir mucize olduğuna inanıyorum.Blogcu annenin bu konuda yazdıklarına tamamen katılıyorum.Zaman zaman ben de hayal kırıklıkları yaşıyorum.Ama ben bu yola baş koydum ve birşeyleri değiştirmek için elimden geleni yapacağim.Amaç kimseyi suçlamak,yargılamak degil.Dogum cok fazla mahremiyet içeriyor.Ve evet en büyük yanlış sistemde.Pek çok kişiye korku saçan,etkileyen,sezaryene sıcak baktıran şey sistemin ta kendisi.Doğumu medikal bir olay olarak görmeseler,görmesek keske.Eve doğumlar yaygınlaşsa keske.Suda doğumlar yaygınlaşsa keske.Bebekler dünyaya gelirken saygıyla,kutlamayla ,huzurla karşılansalar keske.Doğum anındaki herşe anne ve bebeğin hafızasından silinmiyor.Anne de bebekle beraber yeniden doğuyor.Bu an ne kadar dogal ve huzurlu olursa,sonraki hayattaki birseyler de daha kolay olacaktır..Doguma anindaki hatiralarimiz elbet karşımıza çıkacaklardır tekrar tekrar..Ister sezaryen ister dogal dogum olsun,en azından annneler babalar bilincli olsun.Doğuma,bebege,anneye gereken saygı gösterilsin lütfen.Ben hep aynı şeyi düşünürüm;çokkk güzel olan hiçbirşey çookkk kolay değildir.Aşıkken bile acı cekmiyor muyuz.Bir canlı dunyaya getirirken acı cekmek de cok normal.BUrada atlanan en önemli şey bu aci başa çıkılamayacak bir acı değil.Biz kadınlar çok ama çok güçlüyüz! Ve doğa en büyük yardımcımız!Nice güzel doğumlara diyorum ve burada kesiyorum.Yoksa bu konu ile ilgili saatlerce yazabilirim:-))) Sevgiler hepinizee!!!

  47. Elif ben de bazen boyle hissediyorum. Ama herhalde bir kisiyi bile aydinlatmak buyuk bir degisimdir diyerek umitli olmak lazim. Benim de derdim sezaryeni cani gonulden isteyenle degil, isteyen istedigi gibi kestirebilir kendini. Son dakikaya kadar normal dogum yapacagim zannedip sistem yuzunden sezaryen olanlara daha cok uzuluyorum, ustelik cogunlukla kendileri ne kadar gereksiz sezaryen olduklarinin farkinda bile degiller. Iste o yuzden, sistemimiz carpik oldugu icin, annelerin normalden de daha fazla arastirmasi ogrenmesi hazirlanmasi ve normal doguma “calismasi” lazim, aksi takdirde “normal” baslayip sezaryenle sonuclaniyor dogumlar.
    Iste tam da bu yuzden, “pozitif dogum hikayeleri” cok ama cok onemli. Bunlarin Turkce olmasi daha da cok onemli. Sezaryen sonrasi vajinal dogum (ssvd) hikayeleri daha da onemli. Dunya sezaryen sonrasi dogal dogum, ev dogumu filan yaparken biz hala suyumuz geldi diye sezaryen oluyoruz bu cok acikli.
    Ben de ikinci dogumumu yazayim diyorum yayinlar misin? Bu sefer tamamen dogal 🙂 Ve biliyor musun ikinciyi dogurmadan once sancilar hafiften baslarken senin Derinin dogum hikayesini okudum, ikinciler nasil oluyordu diye 🙂 Insan yine bastan basliyor gibi hissediyor.
    Kadinlik konusunda ben de senin gibi hissediyorum, dogal dogum kadinligima guvenimi artirdi. Vucudumu daha cok sevmek daha barisik olmak gibi etkileri oldu bende boyle muhtesem bir olayi gerceklestirince.
    Baska bir konu da ne yazik ki ulkemizde “normal dogum”da da normal olmayan mudahaleler yapilmasi ve bu yuzden aslinda cok fazla negatif normal dogum hikayeler olmasi. O yuzden bunlari duyup da sezaryen tercihi yapan anneleri anlamak zor degil. Yine bu yuzden, pozitif dogal mudahalesiz dogum hikayeleri daha da onemli.