4 Yorum

Deniz’in Gebelik Günlüğü, 30. hafta

Deniz’in Gebelik Günlüğü bir hafta aradan sonra devam ediyor.

Deniz’in tüm yazılarını Deniz’in Gebelik Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz.

***

Kısa bir aradan sonra yeniden merhaba!

Geçen hafta 4 günlük tatili fırsat bilip daha önceden de söylediğim gibi eşimin yanına gittim. Yola çıktığım gün iş gününe denk geldiğinden biletimi akşam uçuşuna almıştım ama çok akılsızlık ettiğimi iş yerine gelip de kimseyi yerinde bulamayınca anladım. Tıpkı bizdeki arife günü gibi kimse işe gelmemişti. Keşke gündüzden rahat rahat gitseymişim dedim ama artık çok geçti. Nitekim benim pişmanlığımın haklılığını kanıtlarcasına, akşam 8’de kalkması gereken aktarmalı ikinci uçuşum, San Francisco’daki sis yüzünden tam 3 saat rötar yaparak ancak gece 11’de kalkabildi! İşin kötü yanı kalkış saatini taksit taksit ertelediklerinden uçağın kapısından uzun süreli ayrılmak da pek mümkün değildi.

Tahmin edersiniz ki beş buçuk saatlik uçuşum daha başlamadan oldukça yorgun düşmüştüm havaalanında beklemekten. Sabahtan beri ayakta olduğumdan uçağa bindiğimde (ne kadar rahat giyinmeye çalıştıysam da) hem ayakkabılarım hem de elbiselerim sıkıntı vermeye başlamıştı. Neyse ki, hamile olduğumu söyleyerek koridor kenarında yer alabildim ve yanımdaki koltuk bostu da ayaklarımı biraz olsun uzatabildim.

Her ne kadar doktorum uçakta bol bol yürü dediyse de, sık sık kalkıp tuvalete gidip gelmekten başka yürüyebileceğim bir alan yoktu.  Bol su iç tavsiyesini dinlememe ve elimden geldiğince kalkıp dolanmama rağmen yine de çok rahat ettiğimi söyleyemeyeceğim, çünkü sırtıma dayanılmaz bir ağrı girmeye başladı son günlerde. Bir başladı mı ne yaparsam yapayım geçiremiyorum. Ofiste, uçakta, arabada ne kadar dik oturmaya çalışsam da geçmeyen ve acısı resmen beni yerimde oturtmayan bir ağrı. Ayağa kalkınca da bu durum değişmiyor, ancak bir sure yürüdükten sonra hafifliyor.

Aslında gecen gün aynada kendi vücuduma yandan baktığımda ve karnımdaki kocaman ağırlığı taşımak için belimin aldığı yarım ay şeklindeki oyukluğu gördüğümde bu dayanılmaz sırt ağrısının sebebini tahmin etmek hiç de zor olmadı. Canım oğlum güzelce büyümeye ve gelişmeye devam etsin ama önümüzdeki iki ay boyunca belim bu ağırlığa nasıl dayanacak merak ediyorum. Bu arada bir önceki yazımda bahsettiğim hamile kemerini kullanmaya başladım, bir nebze faydası oluyor sanki ağırlığı taşımamda.

Sonuçta oldukça yorucu bir yolculuktan sonra sabaha karşı eşime kavuştum ve tüm ağrılarımı unuttum tabi o an. Dört günü dolu dolu geçirdik, San Francisco ve etrafını dolastik, onun yeni evinin eksiklerini tamamladık derken zaman hızla geçti ve maalesef ayrılık zamanı çok çabuk geldi. Şimdiden Noel tatilini dört gözle beklemeye başladık bile! Artık bundan sonra gelme sırası hep eşimde olacak.

San Francisco’yu görünce aklıma New York’taki koşturmalı ve kalabalık hayatımız geldi ve şu an bulunduğum Chapel Hill kasabasındaki sakin ve koşturmasız hayata ne çabuk alıştığıma şaşırdım. Trafikten ve kalabalıktan uzak, doğa içinde yaşamak, istediğin zaman çıkıp ormanın içinde yürüyüş yapabilmek, etrafta gülümseyen insanlar görmek… Bunların hepsi bana hamilelik süresince çok iyi geldi. Yine de seneye SF’ya taşınmaya hiçbir itirazım yok tabi!

Dönüş yolculuğum nispeten daha kolaydı. Hiç olmazsa rötar olmadı ama sırt ağrım devam etti. Bir de, nedense, oğlum ucak kalkarken de inerken de, hatta uçuş sırasında da normalden çok daha fazla hareketliydi. İster istemez acaba rahatsız mı oluyor diye düşündüm, belki basınç farkını hissediyordu, ya da aksine çok hoşuna gittiği için mi devamlı hareket etti bilmiyorum ama bir ara ciddi ciddi korktum o sakinleşmeyince.

Her ne kadar doktorlar uçmakta bir sakınca olmadığını ve bir sürü insan da hamileyken defalarca uçtuğunu soyluyorsa da, benim şahsi kanaatim 6. aydan sonra gerekmedikçe uzun mesafe uçulmaması yönünde. 2-3 saatlik uçak yolculuğu çok sorun olmayabilir ama 6 saatlik uçuş 7,5 aylık hamile halimle beni zorladı açıkçası. Tabi tek başıma olmamın da bunda etkisi vardır mutlaka. Zaten döndüğümün ertesi günü boğazlarım şişmiş olarak uyandım. Sanırım uçakta kaptım. Simdi tuzlu gargara yaparak ve ballı ıhlamur içerek boğazımı rahatlatmaya çalışıyorum.

Bu arada ilginç bir şekilde belimden arka bacağıma doğru vuran siyatik ağrısı bir anda yok oluverdi! Tek yaptığım değişiklik, sürekli giydiğim düz ayakkabı yerine, birkaç gün boyunca hafif topuklu bir ayakkabı ile dolaşmak oldu. Belki de topuğuma farklı yerden baskı yapınca sıkışan kas rahatladı, kim bilir!

Ve son olarak, nihayet önümüzdeki hafta annem geliyor! Artık hem onunla hasret gidermek, hem de bebek alışverişimize başlamak için sabırsızlanıyorum. Hastane çantası, bebek odası, detaylı ev temizliği, bebek eşyalarının tamamlanması gibi tüm hazırlıklar için annemin yolunu dört gözle bekliyorum. Bundan sonra benden bol bol alışveriş hikâyesi duyacaksınız sanırım!

Haftaya görüşmek üzere!

Deniz

4 yorum

  1. hamilesiniz sandım bir an geç kalınmış yazı belliki..

    • Hamile olan Deniz hanım oluyor, yani Blogcu Anne’nin misafir gebiş yazarı 🙂

    • Evet, evet. Hamile olan Deniz. Benim konuk yazarım. Ben almayayım, teşekkür ederim 🙂

  2. zamanında metabolizma hızlandırdığı söylenen çaydır, baharattır vs çok şey denedim akapunktura bile gittim ve bunların hepsinin palavra olduğu sonucuna vardım zaten akapunktura da gitsen çer çöpte içsen yanında rejim veriyorlar. ben şu sonuca vardım metabolizmayı hızlandıran tek şey var o da yemekten önce aç karınla yaptığın spor. iki katı kalori yaktırıyor.