Bir Doktorun Gözüyle KADIN ve DOĞUM

Bundan bir süre önce “Vajen ameliyatları” ile ilgili bir basın bülteni aldım. Normal doğumdan sonra vajinanın düzeltilmesi gerektiğinden bahseden bu bülteni “İnsanları normal doğumdan soğutuyorlar!” diye devre dışı bırakacaktım ki, bülteni gönderen ajans beni bu söylemlerin sahibi olan doktorla buluşturmayı teklif etti.

Görüşmeye oldukça önyargılı gittim. Doktorun bana “Normal doğum kadının vajinasını tahrip eder. Bu yüzden de onarım gerekir. Ve hatta bu yüzden sezaryen en mantıklı seçimdir” gibi şeyler söylemesini bekliyordum.

Ancak görüşme beklediğimden farklı gelişti. Sohbetimiz vajen ameliyatının gerekliliğinden çok Türkiye’deki kadın ve doğum sisteminin çarpıklığı etrafında şekillendi. Bahçeci Sağlık Grubu’ndan Op. Dr. Bora Cengiz cesurca tespitlerde bulundu. İşte o söyleşimiz:

Türkiye’deki sezaryen oranlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre sezaryen oranı yüzde 50’lerde. Ancak benim tahminimce özel hastanelerde bu oran %50 civarında. Devlet hastanelerinde ise tahmin ediyorum yüzde 18’lerde.

Ki bu bile yüksek. Ben ihtisasa başladığım yıllarda, yani 1990’ların başında Türkiye’de normal doğum oranı %87 civarındaydı. Ancak 1994 senesinden itibaren sezaryende ciddi bir artış başladı. Özellikle Brezilya, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde oldu bu.

Enteresan bir şekilde o sıralarda Amerika gibi gelişmiş ülkelerde de sezaryen sonrası vajinal doğum çalışmalarına başlamıştı. Ancak ne var ki iki dünya farklı yerlere doğru yol aldı.

Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’deki sezaryen oranını düşürmek için katı olarak değerlendirebileceğimiz bazı uygulamaları var. Sezaryen oranları yüksek olan doktorları doğum stajına almak gibi bence etik olmayan yaklaşımlar söz konusu. Öte yandan Jinekoloji Derneği’nin yöresel kolları her sene normal doğumla ilgili toplantılar yapıyor ve bunu işliyorlar. Yani aslında doktorlar da normal doğum istiyor.

Ebelik sisteminin kaldırılmasında Sağlık Bakanlığı’nın büyük yanlışı var. Yeniden devreye alınması lazım.

Doktorlar hastalarına ne kadar, nasıl müdahale etmeli sizce?

Hastaların “Ben vücudum hakkında söz sahibiyim. Ben doğumumu böyle yapacağım” gibi yaklaşımlarını ben anlıyorum. Bu yaklaşımlar sezaryen için de, normal doğum için de geçerli.

Fakat doktorun tercih konusunda bir etkinliği olamaz. Doktor ancak doğum sırasında müdahale edebilir. “Şu anda doğuramıyorsunuz” diyebilir. Ancak hastanın, doğumu yapamayacağına kendisinin ikna olması gerekiyor. O da zaman alıyor, ama o zamanı doktorun vermesi lazım. Ama bu kararı doktorun vermesi kötü bir şey; ebelik sisteminin geri gelmesi, takibi ebenin yapması lazım. Bütün hastanelerde böyle olmalı. Ebelerimiz var, ancak yeterli eğitimleri yok. O da kötü.

Doktor olarak doğumda çok aceleci davranıyoruz. Doğum hemen sonuçlansın istiyoruz. Ebeler öyle değil, daha sabırlı, daha sakinler. Doğumla ilgili ürkütücü öykülerin en önemli bölümü, hastanın hastaneye erken gelmesiyle başlar. Doktor onu eve geri göndermez, bazen iki gün uğraşır hastayla. Yani şu rahatlığı yok hekimin: “Hasta geldi, muayene ettim, doğumu başlamamış, doğum başlayınca gelirsiniz” diyemiyor. Ne kadar acele ederseniz hastayı o kadar travmatize ediyorsunuz. Ne kadar enstrümantal (alet kullanarak) doğum yaparsanız keza öyle. Mesela ben artık rutin epizyotomi uygulamıyorum. Yırtılacaksa kendiliğinden yırtılsın diyorum. Ama o noktada da çok sabırlı olmak gerekiyor.

Vajen cerrahisi hangi noktada devreye giriyor?

Bu çok kritik bir konu. Vajen cerrahisinden bahsettiğiniz zaman hasta şöyle diyebilir: “Bak, normal doğumda fonksiyon kaybı oluyormuş. Evet, sonradan düzeltebiliyorlar ama, ben niye böyle bir şey yaşayayım ki? Her halükarda ameliyat olacaksam başından sezaryen olurum.”

Bunun ayarını bulmamız lazım. Doğum sırasında sabırlı olarak ve gerekli tamiri özenle yaparak ileride bir vajen ameliyatı önlenebilir. Bir de Kegel egzersizleri var, gebe kalmadan başlanırsa sarkmanın önlenmesinde oldukça etkili.

Ben eskiden hemen tüm hastalarıma epizyo açardım. Toplamda 10-15 dakika süren bir işlemdi. Ancak vajen ameliyatı üzerine eğitim aldıktan sonra doğumdan sonraki onarım benim için daha uzun olmaya başladı; daha farklı yapıyorum artık bunu.

Geçtiğimiz aylarda gazetelerde kadınların doğumdan sonra bozulan vajinaları tamir eden Amerikalı bir doktorun haberi vardı. Ben bu tür haberlerin de insanları normal doğumdan uzaklaştırıcı etkisi olduğunu düşünüyorum.

Onu çok iyi konuşmak lazım. “Ben normal doğum istiyorum. Sonucunda böyle bir risk de var, biliyorum. Ama ben bunu yaptığım zaman kendimce bir kayba uğrarsam bunun güzel bir şekilde onarılacağını biliyorum.” Bu bir bakış açısı. Bahane arayan doktorlar içinse kaçış açısı olabiliyor.

Siz hastalarınızı doğum tercihleri konusunda yönlendiriyor musunuz?

Ben doğum tercihiyle ilgili hastaya çok fazla karışmıyorum. Yönlendirme yapmıyorum. “Ben normal doğurmayacağım, sezaryen olmak istiyorum” diyen hastaya “Neden öyle düşünüyorsun?” demem. Ya da “Normal doğuracağım” dediği zaman “Olur mu, tüp bebeksiniz” demem. Hasta ne istiyorsa onu yaparım. Ben çok etken bir doktor değilim. İstanbul’da o anlamda çalışan çok iyi birkaç doktor var ve onları çok takdir ediyorum. Bu yola baş koymuşlar. Onlara giden hastalar da bunun için gidiyorlar zaten.

Ben doktorun yönlendirmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Amerika’daki ilk hamileliğim sırasında sezaryenin adı bile geçmedi ama epidural alırım diye düşünüyordum. Doktorum beni doğal doğuma yönlendirdi. Onun tavsiyesi üzerine derslere gittim ve doğal doğurdum. Doktorun söyleyecekleri çok önemli.

Doktor isterse hastayı çok güzel istediği yöne “yönlendirebilir” ve hasta hiçbir zaman gerçekten sezaryen gerekip gerekmediğinden emin olamaz. 39. haftada, “Daha bekleyeceğiz ama sezaryen olursa moraliniz bozulmasın, henüz başı kanala girmemiş” dediğim hastaları aynı akşam normal doğurttuğumu biliyorum. Ama genel olarak doktorlarımızda bu sabır yok. “Sarkarsın. İdrar kaçırırsın” gibi de değil, “Çocuğuna doğumda bir şeyler olur” diyerek korkutuyoruz hastaları.

Nasıl önüne geçilecek peki bunun?

Ebelik sisteminin tekrar oturması lazım. Amerika’da doğum yaptım diyorsunuz; biliyorsunuzdur, orada nöbetçi doktor kimse o doğurtur. Bizde de bunun olması lazım. Burada özel doktorluk sisteminden kaynaklanan bir sıkıntı var. Bir hekimin, hele de çok fazla sayıda normal doğum hastası varsa işi çok zor. Doktoru çok ezen bir sistem bu, uzun seneler götürebilmeleri mümkün değil. Amerika’da akşam hastaneye gittiğinizde özel doktor falan girmez. Kim varsa odur, nasıl yapıyorsan yaparsın. Hasta da onu bilir zaten. Bir tek Türkiye’den Amerika’ya doğuma gidenler çok büyük paralar ödedikleri için özel doktorları doğuma giriyor.

Sizin tecrübenize göre normal doğumların yüzde kaçı onarım gerektiriyor?

Meslek hayatımda yaptığım bir gözlem var, Türk kadınlarının vajinaları daha sert dokulu. Amerika’da, Avrupa’da neden olduğunu bilmiyorum, ırksal özellik olabilir, ilerleyen yaşlarda rahmin sarkma olasılığı daha fazladır. Ancak ameliyat sırasında dokuları pamuk gibidir. Bizim kadınımızda doğum yapmış olsa bile vajinal dokular daha sıkı. Yumuşak bir doku yoktur. Ondan dolayı da bizim doğumlar daha travmatik oluyor denebilir, bunun araştırılması lazım.

Bebeğin kilosu düşük değilse ilk doğumların hemen hemen çoğu onarım gerektiriyor.

Perine masajıyla ben Amerika’da tanışmıştım, ancak burada yeni yeni konuşulan bir şey. Hamileliğin son haftalarında uygulanmaya başladığında, doktor da doğumda yaparsa yırtıkların önüne geçilebildiği biliniyor.

Son zamanlarda benim epizyosuz yaptırdığım doğumlar arttı, çünkü sabretmeyi öğrendim. Niye açıyorsunuz perineyi? Doğum ilerlemiyor, hasta yeterli ıkınamıyor, o zaman müdahale ediyorsunuz. Bırakıp da o perinenin kendi başına genişlemesine fırsat veren hekim sayısı azdır.

Benim doğumda kadına değer vermeye başlamamın, rutin epizyo uygulamayı bırakmamın sebebi büyüyen bir kızım olmasıdır. Hastalarıma “çocuğu olmayan çocuk doktoruna gitmeyin” diyorum. Aynı şekilde, kadın olsun, erkek olsun, kızı olmayan kadın-doğum doktoruna da gitmeyin. Bence çok önemli. Karşınızdaki insana bakışınız, değerlendirmeniz çok değişiyor.

Benim hastalarımla konuşmam da değişti. Emziren bir annenin cinsel olarak isteksiz olduğunu biliyorum. Ne büyük travmalar yaşadığını biliyorum. Bunu buraya kocasıyla birlikte gelen hastalarıma, onların kocalarına anlatıyorum.

Bakın, vajinal muayeneye tolere edemeyen bir milletten bahsediyoruz. Bize hasta sıkıntısı olduğunda geliyor ve bizden ürküyor. Bunun değişmesi lazım. Hastayı normal doğurtuyorsun, bir buçuk ay sonra simir vermeye geliyor, alamıyorsun.

Doktorun hastayı normal doğuma yönlendirmesi için ne olması gerekir?

Zihniyetin değişmesi gerekir. Avrupa’dan, Amerika’dan gelen hastalarım “Bana sezaryenden bahsetmeyin” diyorlar, Türk hastalarım “Normal doğurabilir miyim?” diye soruyorlar.

Hastaların çok büyük bir çoğunluğunun sezaryen talebi yok aslında. Daha çok hastam normal doğum istiyor. Doktorların “Tüp bebek yaptığınız için sezaryen olmalısınız” yaklaşımı onları rahatsız ediyor. “Kıymetli bebek” yaklaşımı doğru değil; kimse annesinin kıymetsiz çocuğu değil.

Doktorun kadına bakışının değişmesi lazım. Daha özenli, daha sabırlı olması lazım.

Bu önyargıyı kıracak olan merkez ben değilim. Toplumsal olarak üstesinden gelmemiz lazım. Sezaryen oranlarındaki katkımızı reddetmiyorum, ama doktorları bu halden çıkacak olanlar hastalar.

Ama doğum yapmak üzere olan bir kadının bunu yapması çok zor. Son söz doktorun, işin uzmanı o.

İş burada kadınlara düşüyor. Gebe annelerin harekete geçmesi, yürüyüş falan yapması lazım. Bunu da sizin yapmanız lazım. Madem bu kadar takipçiniz var, Facebook’tan mı, nereden yaparsınız artık bilemem, organize olun. “Doğumuma karışma” yürüyüşleri düzenleyin.

Hasta kendi vücudu hakkında söz sahibidir. Binlerce yıldır insanlar doğuruyorlar. Nasıl doğuracağına da kimse karışamaz.

dedi Dr. Bora Cengiz.

Doğumun normal-sezaryen şeklinde tanımlandığı ve maalesef “normal”in sezaryenle büyük ölçüde örtüştüğü bir ülkede bu tür söylemleri doktorlardan pek duymuyoruz. Dr. Cengiz’in bu paylaşımları, kızı olduktan sonra kadına bakış açısının değiştiğini, birçok vajinal doğumda rutin olarak gerçekleştirilen epizyotomi gibi bir işlemin aslında şart olmadığını, ebelik sisteminin geri gelmesi gerektiğini söylemesi bana dikkat çekici ve anlamlı geldi.

Dilerim bu aydınlanma başka doktorlara da yayılsın.

41 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

41 Cevap verilmiş: Bir Doktorun Gözüyle KADIN ve DOĞUM

  1. Esra diyor ki:

    Kızı olmayan bir kadın doğumcuya gitmeme fikri hiç de mantıksız değil aslında ancak kabul edelim kız çocuğu olması her doktorun -Bora Bey’de olduğu gibi- doğuma bakışını değiştirmiyor. Vicdanlı ve duyarlı bir insan değilse baba ya da anne olmak da onu değiştirmiyor. Sonuçta sezaryene sadece erkek doktorlar teşvik etmiyor, bayan doktorlar dahi hastayı sezayen olma konusunda yönlendiriyor. Çünkü daha az vakit harcayıp daha çok para kazanıyorlar. Yapılabilecek en doğru şey anne adaylarının bilinçlenmesi ve normal doğumu kararlı bir şekilde istemesi.

    • blogcuanne diyor ki:

      Derin’i doğurtan doktorumun bırak kızını, çocuğu bile yoktu. Ama bana saygı duyduğundan bir an bile şüphe duymadım, ki zaten de her şey yolunda gitti. Ben de bunun çok büyük bir etken olduğunu düşünmüyorum. Ancak anlaşılan Dr. Cengiz’in bakış açısında etken rol oynamış.

  2. sevtap diyor ki:

    Güzel bir yazıydı.

  3. ÇiğdemveÇağla diyor ki:

    Amerikada ki tüm kadın doğum doktorlarının kızı varmı acaba!?

  4. freshmom diyor ki:

    saskinliklar icinde agzim bir karis acik okudum.hamileligimin ilk bes ayi boyunca doktorumdu kendisi.ayrica dort arkadasimin da sezaryen doktoruydu.Benim doktorum oldugu sirada kizi da vardi anlatip duruyordu(cok eglenceli sohbeti olan entellektel modern biridir,derya baykalin program konugu olurdu surekli eskiden,kayakti,sosyal yardim faaliyetleriydi,tv programlariydi vs randevularini buna gore ayarlardik).Hamileligim boyunca hic problem yasamadigim, amniyosentezde de hersey yolunda olmasina ragmen ileri yas gebelik gecirdigim icin daha ilk muayeneden itibaren sezaryen de sezaryen diye bir bir bir anlatiyordu.Hayatimin herhalde en korku ve endise dolu dokuz ayiydi.Daha ilk gorusmeden sonra sezaryen disinda baska secenegim olmadigina yuzde yuz inanmistim.sonra doktorumu degistirdim.Yeni doktorum beni normal dogum da olabilecegi konusunda aydinlatip destekledi 39+2 ye kadar ama oyle icime islemiski anlattigi riskler o yastan sonra ayni sansi birdaha yakalayamayacagim korkusu galip geldi ve yine sezaryen dogurdum hala da cok cekmeme ragmen evet ayni durumda kalsam yine sezaryen dogururdum diyorum.Bugun bile hala emin degilim ilk gittigim doktor beni bu kadar korkutmasaydi yine de sezaryen olurmuydum yoksa ben gercekten aci esigi dusuk korkak birimiyim.

  5. nurvebebeği diyor ki:

    ben kendimi normal doğum yapmaya hazırlıyorum umarım bir aksilik olmaz diye sırf bu yüzden özel bir hastaneye gidip normal doğum yapmayı istiyorum kimsenin bana karışmasını istemiyorum ben ameliyatla (sezaryanle) doğum yapmaktan daha çok korkuyorum

  6. Pervin diyor ki:

    Elif Hanım hiçbir doktor zaten bire bir konuşurken sezaryen destekçisi olduğunu söyleme cesaretini gösteremez ki hepsine sorsanız normal doğum en doğrusu derler . Yine sorsanız silah dayayarak sezaryen yapmıyoruz ya kadınlar bunu tercih ediyor derler. öyle ince ince kanına giriyorlar ki insanların, kadın sezaryenin kendi tercihi olduğunu yemin bile edebilir hale geliyor. Hatta sezaryenin bir doğum şekli olmadığını çoğu kişi bilmiyordur bile. Doktor beyimiz de kadınlara iş düşüyor diyerek kendini sıyırmış bu işten. Neymiş çocuğu olan bi doktor bulacakmışız neymiş hem de kızı olacakmış. He bir de yürüyüş yapacakmışız :) Bebek söz konusu olduğunda doktor kadının karşısına geçip sizin de bebeğinizin de hayatı tehlikeye girebilir dedikten sonra kusura bakmayın o kadına artık laf kalmıyor. Bu sarhoşken anlaşma imzalatmak gibidir bana göre. Sağlam kafayla düşünemezken faydalanmaktır bunun adı. Bilinçli olmak bir yere kadar. En benim diye kadın bile evladının hayatının tehlikede olduğunu söyleyen bir doktor karşısında dik duramaz. Zaten durmaya kalksa da doktor “ben 6 yıl tıp okudum bana işimi mi öğreteceksin?” dese kim ne diyebilir ki? :) Hassas bir konu. Tıpkı anne sütüne yapılan oyunlar gibi mama firmalarının “çocuğunuz sizin için değerli. Biz de en az sizin kadar önemsiyoruz onları. Bakın çocuğunuz için mama bile yaptık.” demelerine benziyor bu durum. Artık annelere karşı çocukları silah olarak kullanılmasın!!!!!!!!!!!!!

  7. Meriç diyor ki:

    Vajen cerrahisini hic duymamistim daha once. Burada (Fransa’da) ister normal ister sezaryen olsun, dogumdan sonra anneye 12 seanslik reeducation perine recetesi verilir. Sosyal sigorta odemeyi ustlenir. Recetenizle bu konuda uzmanlasmis bir fizik tedavi uzmanina gidersiniz. Bu uzman ya elleri ile ya da elektrikli bir alet ile perinenize girerek size gerekli egzersizleri yaptirir. Her seans yaklasin yarim saat surer. Biraz kegel egzersizlerine benziyor. Ben iki dogumumdan sonra da elle yapan bir hanima gittim ve cok memnun kaldim. Hamileligin son donemlerinde baslayan cisini tutamama sorunum tamamiyle bitmisti. Keske Turkiye’de de ebelik meslegi gelisse, boyle dogal yollarla dogum sonrasi perine derlenip toparlansa. Kadinlar ciksin sokaklarda yuruyus yapsin demekle olmuyor ki. Herkes bir ucundan tutmali.

  8. Senem diyor ki:

    Avrupadaki ebelik sistemi gercekten basta alismamis oldugum icin ters gelse de simdi icimi daha cok rahatlatiyor.Mesela arkadasim benim dogum yapacagim hastanede yapti dogumunu ve onun doktoru kesmek istediginde (epizyotomi) ebe bir sure bekletmis doktoru ve normal gelmis cocuk.Cok da fazla yirtigi olmamis.Sorunsuz ve rahatim diyor. Ben istanbul`daki doktorumdan okadar memnundum ki eger orda olsam onunla yapardim DR. Arzu Cagdas. kendisi beni basindan beri normal doguma yonlendirmis, kiloma cok dikkat etmisdir. Hala da uzakta olmama ragmen emaillerime ve her turlu telefonla aramama cevap veren beni dogru yonlendiren biridir.Verdigi tum ilaclar guncel burdaki hatta amerikadaki doktorumlada ayni oldu.En onemlisi kendisi de anne ,Siddetle tavsiye ederim.Istanbulda su anda hamile olan toplam 5 arkadasimdan 4 u sezeryan yapmayi istiyor korkularindan ve doktorlari da buna yonlendiriyor.Bence olabiliyorsa, sartlar el veriyorsa her doktor normal dogumu desteklemeli.

  9. Cigdem diyor ki:

    “Sezaryen oranlarındaki katkımızı reddetmiyorum, ama doktorları bu halden çıkaracak olanlar hastalar.” komik, kendi icinde celiskili bir yaklasim bence. Gebeler doktorlara Allah gözüyle baktigi icin sezaryene yöneliyor, insan sonsuz güvendigi merciyi sorgular mi, egitmeye kasar mi, sorunun kaynagi doktorlarin bu kolayci yaklasimiysa, en kolay ve efektif cözümü de onlarda degil mi? Tamam insanlar yürüsün dogru olani anlatsin ama bir doktorun hali hazirda hamile onun agzinin icine bakan hastasina normal dogumla ilgili pozitif fikir beyan etmesi muhtemelen benim fikir beyan etmemden cok daha etkilidir. Ama önceki satirlarda belirtmis: “Ben çok etken bir doktor değilim.” seklinde, biraz yazik olmus diyorum.

    • Pervin diyor ki:

      Size aynen katılıyorum. anladığım kadarıyla bu doktor beyin ilk tavrı sezaryenden yanayken şimdilerde ben karışmam hasta ne derse onu yaparım gerisi de beni alakadar etmez tavrına bürünmüş. Ayrıca bu sorun kadınların sorunu madem çıkın sokaklara hakkınızı arayın şeklinde kendini hepten çıkarmış işin içinden. Bence böylelerini konuşturmamak lazım çünkü konuştukça batıyorlar. O kadar çok sinirleniyorum ki! Herkes her şeyi bozsun hep halk itiraz etsin birlik olsun ayaklansın… Bakınız doktor beyyyyy halkı bilinçlendirecek olan kişiler işin ehli olanlardır. Biz öğretmenler, siz doktorlar bıkmadan usanmadan anlatacağız ki halk doğrusu hangisi öğrenebilsin.

      • Gözde diyor ki:

        Ne demiş ben anlamadım :) . Politik konuşmuş sanki. Etliye sütlüye dokunmayayım, biraz ona hak vereyim biraz buna gibi olmuş. Açıkçası doğumumda pasif bir doktor tercih etmezdim. Yine de ebelerle ilgili söylediklerine katılıyorum. Bu konuya dikkat çekmesi iyi olmuş. Bunu da pek doktor söylemiyor. Hakkını yemeyeyim…

  10. Pervin diyor ki:

    Ben artık iyi niyetli düşünmek istemiyorum. Yakında doktorlar normal doğuma teşvik ederlerse eminim bu vajen ameliyatlarından para kaldırırız nasılsa mantığı güdecekler…

  11. Aslı diyor ki:

    Ben henüz bebek sahibi degilim ama düşündüğüm için 3 farklı doktorla görüstüm ilki zaten hic bir bebegini şimdiye kadar normal doğurtmamış bir erkek doktordu yazık canım kadına bu kadar eziyetli birşeye gerek yok görüşündeydi.
    2. si genelde normal doğumlar yaptıran bir kadın dı ve ben normal olmasını isterim ama sağlıgınız benim için daha önemli komplikasyon durumunda beklemem dedi
    3. sü bir arkadasıma normal dogum yaptırdıgı için gittigim bir kadın doktordu bende normal isterim tabiki ama bunu konuşmak için erken bir hamile kalın konusuruz dedi
    sonuc olarak ben hic birinden tatmin olmadım hala hamile kalırsam kime gidecegimi bilmiyorum ama anladım ki Dr lar karsısında güçlü durmak gerekiyor elinden geldigince tabiki
    Elif in bir dogum planı oldugunu hatırlıyorum ona bakarak bir dogum planı hazırlamak ve belki bir dogum kocu aynı zamanda ebe olan birinden yardım almak bizi güclendirir belki
    umuyorum ben ve isteyen herkes normal doğal doğum yapabilir

  12. Seda diyor ki:

    Ben yukarıdaki tepkileri biraz aşırı buldum, fazla yüklenilmiş gibi geldi bu doktora. Ben normal doğum yanlısı biri olarak her doktorun normal doğumu desteklemesi gerektiğini düşünmüyorum. Maalesef Türkiye’deki sistem doktorların hiç çekinmeden sezeryanı önermelerine izin veriyor, bu doktor da öyle yapabilirdi. Ebelik sisteminin geri gelmesi gerektiğini söylemesi bile bence dikkat çekici.

    Arkadaşlar, bu konuda kat edilecek çok yol var daha. Ancak önemli olan olayın boyutunu fanatikliğe taşımadan, mantık çerçevesi içinde karşımızdakini kazanmaya çalışmak olmalı. Sonuçta bizim amacımız üzümü yemek, öyle değil mi? Bağcıyı dövmek değil.

  13. benay diyor ki:

    36 haftalik hamileyim artik gun sayiyorum bebegime kavusmak icin..9 Aydir kontrollerimde birkez bile sezeryan lafi gecmedi hatta yasadigim ulkede(ingiltere) epidural bile onermek istemiyorlar. Buzamana kadar kendimi normal doguma hazirladim, doganin kanunu bu , yapabilirim diye okadar gaza geldim ki gecen hafta bir Turk doktorla konusana kadar…Bana gayet acik bi sekilde kizim salak misin epidural al mis gibi dogur okadar aci neden cekeceksin, ikinmayi ogrenirsen eger hicbir problem olmaz , sen o ani dusunemiyorsun ama o an olmek isticeksin dedi!! Nasil bozuldum anlatamam…Konustugum doktor Istanbulda cook iyi bir hastanede calisan Docent cocuk dr. u…Simdi bi haftadir onun sozleri kulaklarimda o an olmek isticeksin :( Aklim karisti utanarak soyluyorum ama korkmaya basladim….

    • blogcuanne diyor ki:

      Ya, var ya… Yani, yemin ederim… Hani kendi bloguma sahte isimle yorum girip kötü sözler söyleyesim var bunu diyen doktora, ama ne yazık ki küfür ve hakaret içeren yorumları yayınlayamıyorum.

      Çok merak ediyorum: Bunu diyen kişi doğum yapmış mı? Genelde bol keseden atması kolay oluyor çünkü.

      Ben iki kez doğal doğum yaptım. Epidural de almadım, herhangi bir ağrı kesici de. Evet, çok canım yandı. Ama hayır, o an ölmek istemedim. Her ikisinde de “Demek bu noktada epidural istiyor insanlar” dedim. Dayanamayacağımı düşündüğüm anlar oldu. Ve o anlardan -abartısız- 5, belki 10 (ama 15 değil) dakika sonra bebeğim kucağımdaydı.

      Ölmek istemeyeceksin. Tam tersi, bebeğin doğduğunda sen de onunla tekrar doğacaksın. Hayatında daha önce yaşadığın hiçbir şeye benzemeyecek. Muhteşem olacak.

    • burcu diyor ki:

      benay;
      bi düşün!
      anne olmak üzere olan bir kadın aylarca taşıdığı ve bir bütün olduğu yavrusuyla, “her anını hissedebildiği” bir kavuşma yaşamasına dakikalar kala neden ölmek istesin?

    • özden diyor ki:

      Hamileliğim boyunca normal doğum konuştuk hep, “sezeryan mı Allah korusun” filan diyordum.
      Elif’e pozitif normal doğum hikayemi bile gönderecektim.
      13 saat de normal doğum sancısı çektim ama bebek ilerlemediği için sezeryan yapmak zorunda kaldım.
      bebeğim doğduğu için mutlu olmalıydım ama içim buruktu ki hâlâ buruk.
      içimde kaldı ve boğazımda bir düğüm, gitmiyor 8 aydır…
      kendimi TAM anne olmuş gibi hissedemiyorum.
      evet, tam anestezi almadım, belden aşağı uyuşuk girdim ameliyata (en azından bebeğimi ilk anda görebileyim diye), bebeğim sağlıklı, dünya tatlısı ve sakin, beni yormayan bir bebeğim var, her şey harika ama ne bileyim

      1- normal doğum yapabilseydim
      2- 5 aydan fazla emzirebilseydim

      dünyalar benim olurdu sanki.

      şimdi içimi buran şeylerden biri normal doğum yapamamış olmak, diğeri tam olarak bebeğimi emzirememiş olmak.

      • burcu diyor ki:

        özdencim;
        normal doğumun ve emzirmenin öneminin farkına varmış bir anne olduğun için bence zaten şanslısın..
        zaten şartlar bunu gerektirdiği için sezeryan olmuşsun..ben her iş de bir hayır olduğunu düşünenlerdenim..
        bence buruk olmak yerine taze anneliğin tadını çıkar..

      • blueberry diyor ki:

        Hemen hemen aynı yollardan geçtim diyebilirim. O boğazdaki yumru en fenası. Ama ondan da kurtuldum, artık daha az aklıma geliyor. O yumruyla yaşarken hep “ameliyat olduğum gün…” diyordum, artık “kızımın dünyaya geldiği gün” diyorum.
        Kızım 7,5 aylıkken bir sabah aniden üzerimden tonlarca yük kalkmış gibi uyandım, depresyondan çıkışım, doğumuma artık travmatik gözle bakmayışım, daha da ilginci 1 hafta sonrasında ilk reglimi oluşum, hepsi aynı döneme denk geliyor. Ki bence bu sıralı olaylar tesadüf değil. “Geçiyor” demekten başka birşey gelmiyor elimden ama inanın öyle… Üzülmeyin lütfen artık…

    • mehtap diyor ki:

      bişi derdim ama Elif yayınlamıyorum dedi vazgeçtim. ben de 2 normal doğum yaptım, kolaydı diyemem ama asla ölmek istediğimi hatırlamıyorum. aksine sancım arttıkça işin içine kendimi daha çok katıp, daha çok çaba sarfederek bebeğime yardımcı olmaya çalıştım ve başarılı da oldum. insan o an acıyı bile düşünmüyor, sadece bebeğini düşünüyorsun. Ayrıca bu bir acı değil, ağrı. Regl olduğumuzda çektiğimiz ağrının fazla hali ki bunun derecesi kişiden kişiye değişiyor. O kadar korkunç bir şey olsaydı normal doğumu bir kere yapmış olan kadınlar asla 2.’yi düşünmezlerdi. Ay ne gerizekalı insanlar var sinir oluyorum. Korkma arkadaşım sen, hiiiiç öyle ölmek isteyeceğin falan bişi değil, gayet güzel, gayet özel bir an. Yaptıktan sonra ben bunun için yaratılmışım diyebileceğin kadar harika…

  14. benay diyor ki:

    Ben de oyle umuyorum.. ama yine de kafamda ki sorulari sormak icin yarin ebeyle gorusecegim.. Eminim yine kendinden emin ve guven veren ebemiz icimi rahatlatacaktir.. Sagolsun doguma gunler kala , kafamda binlerce soru isaretine neden olan doktor yerine, ben yine deneyimine guvendigim ebeye inanmayi sececegim..
    Sevgiler..

    • Gözde diyor ki:

      Sanırım doktorun bahsettiği şey, son anda gelen “ölüyorum galiba, yapamayacağım, yeter” hissi. Evet öyle bir his geliyor, ve geldiği an zaten doğuruyorsunuz. O his geldiği zaman sona yaklaştığınızı bilin yeter. Doktor kadınlardan duymuş herhalde korkmuş kendince :) … Gönlünüze göre doğum dilerim size…

    • banu diyor ki:

      merhaba benay hanim,
      ben de ingiltere de yasiyorum ve 35 haftalik hamileyim.
      buradaki sistem once oldukca ters geldi bana,hic doktor gormemek falan.bloglari takip ettikce daha uyum sagladim sanirim.
      benim midwife henuz dogumla ilgili bir konusma yapmadi.bir sonraki randevumuzda konusmak istiyorum artik.
      acikcasi ben sancilardan cok yirtilmadan,epiztomiden,forseps,vakum gibi alet kullanimi gerekmesinden ve de dikis ile ilgili sorun yasamaktan korkuyorum.yani korkularim bir hayli cok.
      sanirim sizin dogumunuz gerceklesmistir .
      oncelikle tebrik ederim.
      su an en yogun zamanlarinizdir biliyorum ama bana kendi dogumunuzla ilgili bilgi verebilirseniz cok sevinirim.
      aquabanu@gmail.com mail adresim.
      simdiden cok tesekkurler

  15. Sonay diyor ki:

    Ben de bundan 15 ay kadar once ikiz bebeklerimi Amerika’da dunyaya getirdim… 37. hafta bitmisti onlara kavustugumda. 36. haftada bebeklerden biri bas asagi biri ayaklari asagiya dogruydu… Doktorum bana okadar guven verdi ki, ilk bebegi dogurduktan sonra ikincisini gerekirse ceviririz cok rahat normal dogum yaptiririm dedi.. Ben de basta cok korkmama ragmen kabul ettim. Herkes bana “aaa nasil olacak, cevirirken iyice yirtilir cok fena olursun” diyordu ama ben herseye ragmen normal dogumu cok istiyordum.. Sans eseri * 37.hafta icinde diger bebek de donmustu ve artik normal dogum pozisyonundaydi ikisi de.. Fakat yuksek tansiyonum yuzunden hastaneye yatmak zorunda kaldim ve 2 gun boyunca bana sunni sanci verdiler, normal dogum yapabilmem icin.. Fakat ben de hicbir etki yapmadigi ve de tansiyondan dolayi risk olusmaya basladigi icin en sonunda sezeryan olmak zorunda kaldim.. Diyecegim o ki, bu kadar olumsuz sartlar altinda bile en son sezeryan dusunulebiliyor! Oysa gebeligimi Turkiye’de gecirseydim direk hamileligimin basindan itibaren sirf ikiz diye bile sezeryana tesvik edilirdim buyuk ihtimalle (malesef)!!

    * (Aslinda sans eserinden ziyade 3 gun boyunca kizimiza donmesi gerektigini, donerse ona daha rahat kavusacagimizi anlatmistik, bizi duydu sanirim!)

  16. Begüm diyor ki:

    Bizde kendi doktorumuza sormuştuk neden hep sezeryan önde ve bu kadar kolay tercih ediliyor diye.
    Cevabı gayet netti:
    1- Kısa sürüyor ve doktor uğraşmıyor
    ama daha önemlisi,
    2-Sistem hiçbir kısıtlama zorunluluk getirmiyor. Burada devlet, özel sağlık sigortaları bile doktora neden sezeryan ile doğurttun demiyor ki, neden doktor kendini zora soksun, yurtdışında doktorların yıllık kotası var ve her sezeryan sonrası nedenini açıklaması gerekiyor demişti. (Bu durumda ben devletin normal doğumu teşvik söylemlerini de maalesef samimi bulmuyorum)
    Yani, biz Türk milleti, mecbur olmaz ise yapıyor istediğini-kolayına geleninin, yoksa karşısındaki ne düşünür ne hisseder hiç mümküm değil maalesef. (insan / anne dostu toplum)
    Belki insanların kendi tercihlerini yapma şansı olmalı ama gene de sezeryan gibi ameliyatlı durumlarda bir heyet karar vermeli sanırım bizim ülkede. Böylece keyfi uygulamalar epey azalır sanırım.

  17. blueberry diyor ki:

    Doğum sırasında kadına değer vermeye başlamak için büyüyen bir kız evlada hiç gerek yoktu. Doktor bey kızı olmadan evvel, sezaryene yönlendirdiği ya da boşu boşuna epizyo uyguladığı gebelerin günahını çıkarıyor gibi geldi bana. Nihayet bu şekilde düşünebilmesi sevindirici demek isterdim -ki gerçekten çok önemli tespitleri de var.
    Ama “düşünce yapısı değişmeli” diyen bir doktorun, “Ben normal doğurmayacağım, sezaryen olmak istiyorum” diyen hastaya “ ‘Neden öyle düşünüyorsun?’ demem” demesi hiç samimi değil… Hatta oldukça ticari değil mi?
    Gebesinden ebesine, kadın-doğumcusundan sağlık bakanlığına kadar herkes üzerine düşen görevi yapmazsa nasıl değişecek bu düşünce yapısı doktor bey?

  18. Tuten diyor ki:

    Bora bey çok doğru ve çok önemli bir noktaya değinmiş o da ebelerin katkısı. 22 saatlik çok zor bir normal doğum yaptım. Ve eğer bugün sağlıklı bir bebeğe sahipsem ve ben de sağlıklıysam doğumumda bulunan ebeye borçluyum bunu ki doktorum da bunu doğruluyor. Biraz daha detaya girmem gerekirse; doğuma sabah 8:00′de gittim mesai saatleri içersinde olduğu için doktorum arada sırada uğradı açılma var mı baktı ve gitti ki bu da doğal fakat ebe hep benimleydi. Doğuma onunla hazırlandım. Yapmam gerken herşeyi o gösterdi birlikte yaptık. Ve son saatlerde doktorum stresliyken ve yorulmaya başlamışken ebe ilk geldiği andaki kadar güler yüzlü ve sakindi. Arada açılma muayenesini bile kendisi yaptı.
    Acil bir şekilde odadan doğumhaneye gittiğimde gücüm kalmamıştı ıkınamıyordum yapılması gereken ne varsa ebem yaptı. Doktorum aşağıda bebeğin gelişiyle ilgilenirken bebeği getirten kişi ebe oldu. Ebe olmasaydı kesinlikle doğuramazdım doktorum da beni doğurtamazdı.

    Ben şanşlıydım çünkü işinin ehli süper bir ebeye denk gelmiştim. Hatta tamamen kariyer değiştirip ebe olsam mı diye bile düşündüm. Şimdilerde doula dedikleri şey ebeliğin ta kendisi bana kalırsa layığı ile yapılırsa. Ebelik sistemi kesinlikle geri gelmeli

    • Gözde diyor ki:

      Tuten, tebrikler öncelikle. Yorumlardan takip ediyordum gebeliğini, çok sevindim istediğin gibi doğum yapabilmene. Bu bahsettiğin ebe ve hastane ve doktorun adını öğrenebilir miyim? gozdeevyapan@gmail’e yazabilirsin. Doulalık eğitimi alıyorum da şu an, bilmek isterim ebelerin aktif olduğu hastaneler… Tekrar tebrikler ve sağlıklı uzun ömürler bebişe…

    • ilze diyor ki:

      Tuten merhaba,Tebrik ederim bende ebenin adını ve bulunduğu hastaneyi öğrenebilirmiyim ?zlhshn@gmail.com mail atabilirseniz çok sevinirm.Teşekkürler

  19. Zulfiye diyor ki:

    Elif hnm şimdi ancak okuyabildim de bende sezaryenle doğum yaptım inanin hem pilates hem hergün düzenli yürüyüş yaptım hele yediklerime öyle dikkat ettim ki anlatamam
    Ne olduysa her şey normalken doktorumun lafına göre çocuk doğum kanalına inmedi 40cı haftaya kdr bekledik en sonunda gene bekleycem olamaz inecek sezaryen hayatta olmam dedim eşin kireçlenmeye başlamış almamız lazım ddi
    Sizi doğumdan sonra takip etmeye başladım çoğu yazılarınzı yorumları okuyorum doğumla ilgili ve ne bilim şüphelenmeye başladım ya bende yapabilir mıydım acaba diye niye herşey normal giderken inmedi kafası
    Çok düşünüyorum sezaryen olcm diye 2 gün ağlamıştım …Yıllar geçsin de SSND istiyorum yanı 2cıye ama eski doktoruma gider miyim bilmem ama burda ilki sezaryen diye çoğu doktor normal istemiyor Ben güvenmek istiyorum doktoruma Normal doğumu yaşamak o ana şahit olmak istiyorum :(

  20. Rose diyor ki:

    Sevgili Elif bu yazinizi yeni okuyorum,benim esimde kadin dogumcu vede amerikada yasiyoruz.Drun dedigi bir noktaya katilmiyorum sayet esim 24 saat kendi hastalari icin gece gunduz gidiyor,burada ozel muayahanesi olan herkes bu sekilde calisiyor,yani dr beyin dedigi gibi aksam hastanede kim varsa dogurtur diye birsey yok,para ile alakasida yok kendi hastasina tum drlar bakmak zorunda,bakiyorlar.Sayet 3,4 drlu bir grup olursa kimde sira ise o bakar yada drunuz yokta acilden giris yaptiysaniz yada universite hastanesine gidiyorsaniz kim varsa o bakar.Sua nki durum bu. Acikcasi bende iki normal dogum yapmis biri olarak pek mutlu degilim vagina ilede alakasi yok idrar yolunda cikan problemlerden dolayi.Esim banada karismadi ben kendim istedim,o bana kendi fikrini soyledi ama karari ben verdim,vede genelde drlar hastanin kararina karismaz burada sahit oldugum kadari ile,sadece ikisinin risklerini anlatirlar.Birde tabi buradaki sigorta sistemi farkli oldugundan ayri bir sistem dondugunden dogum oranlarindaki farkliliga bir etken oldugunu dusunuyorum.

    • blogcuanne diyor ki:

      Sanırım doktordan doktora da değişiyor bu durum. Benim doktorum iki kişilik bir gruptu, ve hangisinin olacağı belli değildi. Şansıma kendi doktorum çıktı (iki kişi oldukları için yüzde 50 şansım vardı zaten :)

  21. geranium diyor ki:

    iş birilerini eleştirmeye gelince ne kadar iştahlı ne kadar cömertiz, yazık… bora bey benim iyi ki tanımışım iyi ki doktorum olmuş da beni doğurtmuş dediğim insandır, çok ama çok değerli bir doktordur, bir o kadar da değerli bir insandır. Hastasıyla kurduğu iletişim, verdiği öğütler ve hayat dersleri altın değerindedir, her kelimesini beyninize kazımak istersiniz. o kadar iyi bir doktordur ki 30 saat süren doğumumda; kendisi kemoterapi aldığı halde, vazgeçmeyip beklemiş, her an yanımda olmuş ve bebeğimi normal ve mümkün olduğunca doğal doğumla doğurmamı sağlamıştır… işini layığıyla yapan az sayıda doktordan biridir, onu tanımış olmak da büyük bir şanstır bu hayatta !

Trackbacks for this post

  1. Bir sezaryen sebebi olarak çatı darlığı | Blogcu Anne

Bu yazıya yorum bırakın