11 Yorum

Kaan, Ece ve İhsan’ın Hikayesi

Anne Ece, doğumda kendisi kadar aktif olan eşinin de bu hikayenin yazılmasındaki katkısını göz önüne alarak, hikayeyi Kaan, Ece ve İhsan’ın hikayesi olarak adlandırdı. İşte pozitif bir doğal doğum hikayesi:

***

Kaan, Ece ve İhsan’ın Hikayesi
12 Nisan 2010, İstanbul

Kaan’ın  aramıza katılması için çok bekledik biz. Bir dostum bana çocuk sahibi olmak üç kişinin kararıdır demişti. Evet, gerçekten öyle… Biz ne kadar istesek de, birkaç yıl süren denemeler ve tedaviler sonrasında Kaan, nihayet, Temmuz 2009’da bizim aramıza katılmaya, yola beraber çıktığı diğer iki embriyonun aksine bu hayata gelmeye ve annesine tutunmaya karar verdi.

Heyecanla ve zevkle geçen hamilelik sürecinin 39. haftası sonunda, telaşımın zirvesindeyken, Kaan 12 Nisan gecesi 2:00’de “Hadi uyanın, ben geliyorum!!!” dedi.

Doğum kursuna gitmediği gibi doğumla ilgili çok fazla bir bilgisi de olmayan, her şeyi en sade haliyle yaşamayı tercih eden ben, sancıların doğum sancısı olup olmadığını anlamak için önce evdeki kitapları karıştırıp 1 saat kadar bekledikten sonra eşimi, İhsan’ı, uyandırdım. Şaşkın şaşkın birbirimize bakarak, yatakta geçirdiğimiz dakikalar sonrasında doğum yapmak üzere olduğuma karar verdik. Doktorumuzu aramak için ne zamanın doğru zaman olduğunu düşünerek biraz daha vakit geçirdik ve biraz daha beklemeye ve sancıları takip etmeye karar verdik. Bu arada Dizimax’te iki bölüm arka arkaya Monk’u seyredip, sabah 6’ya doğru, gün boyu bir daha fırsatımız olmaz diye hafif bir kahvaltı da yaptık. Artık zamanın geldiğine kanaat getirince doktorumuzu, sevgili Faruk Bey’i uyandırdık. “Hadi beklemeyin artık, hastaneye gidin” deyince de hemen yan sitede oturan, canımız dostlarımızı, kuzen Talip ve Işıl’ı, da yanımıza alıp hastanenin yolunu tuttuk.

Hastaneye vardığımızda 5 dakikada bir gelen sancılar, kısa bir süre sonra 3 dakikada bire düşünce biz de Kaan hemen dünyaya merhaba diyecek sandık ama öyle olmadı! Anneannesi, sabah safrakesesi operasyonuna götürdüğü canım anneannemi orada, arkasına bile bakmadan bırakarak, babaannesi İzmir’den, teyze ve eniştesi Kahramanmaraş’tan koşarak gelerek öğlene kadar yanımıza varmış olsalar da Kaan “durun daha doğmayacağım, biraz daha bekleyin” dedi. Sancılarım hafifledi, araları iyice açıldı.

Nihayet öğleden sonra Kaan’ın doğmaya karar vermesiyle doğumun ne kadar muhteşem bir süreç olduğunu, hayatımda daha önce hiç yaşamadığım şiddette olan sancılar eşliğinde fark ettim.

Bir MS hastası olarak, doktorumun ya epiduralsiz normal doğum ya da tamamen bayılarak sezaryen doğum yapabilirsin uyarısı sonrasında, bir an bile düşünmeden normal doğum yapmaya karar verdiğimden, bu mucizenin her anını, bence, olması gerektiği gibi yaşadım.

Hani başlangıçta demiştim ya çocuk sahibi olmak üç kişinin kararıdır diye, işte biz doğum sürecini de üç kişi yaşadık… birbirimize kenetlenerek. Kaan ve benim fiziksel olarak çabalarımız, İhsan’ın da sadece yanımda elimi tutarak değil, kendisi de en az doğum yapan bir kadın kadar efor sarf ederek verdiği destekle, hayata getirdik Kaan’ı.

Hastaneye girdiğimizden itibaren, benim sancılarım ve Kaan’ın kalp atışlarını takip etmek üzere karnıma bağlanan NTS cihazı, o günün en favori elemanı oldu bizim için. İhsan, sürekli benim sancılarımın artmaya, Kaan’ın kalp atışlarının azalmaya başlamasını takip etti. Ve sancı anı geldiğinde, beni bağırmak yerine nefes alıp vermeye teşvik  etti. O da benimle birlikte aldı verdi nefesini. Sürecin her anında öyle yanımdaydı ki, işte o zaman bir kere daha anladım bizim gerçekten elmanın iki yarısı olduğumuzu.

Sıra doğumhaneye gitmeye geldiğinde, onca saattir yaptığım her şeyin aksine bir şeyler yapacak olacağımı bilmiyordum. Sabahtan beri, sancı geldiğinde nefes alıp vermem gerekiyorken, bu defa nefesimi tutup ıkınmam gerekiyordu. Ikınacaktım ki, kendisini dışarı çıkmak için ittiren Kaan’a yardımcı olacaktım. Ama çok zorlandım. Bir ara “Ben bu işi yapamayacağım!” diye bağırdım. Doktorumuz sabırla sakin olmamı, yapamıyorum dediğim şeyi aslında yaptığımı söyledi. İhsan beni sürekli “hadi pilates yaparken yaptığın gibi, sen bunu yapabilirsin” diye telkin etti ve kendisi de benim ıkındığım kadar ıkındı.

Ve nihayet gece 2’de başlayan bu muhteşem süreç, 12 Nisan 2010 Pazartesi akşamı 7’de Kaan’ın dünya ilk haykırışıyla merhaba demesiyle son buldu. Artık Kaan aramızdaydı. Biz artık üç kişilik bir aileydik.

Kaan şimdi 20 aylık. Onun yanında geçen her an, onun her anı, her hali çok değerli. Doğumunda nasıl birsek, hala biriz üçümüz. Bu tazecik ruhun ve kıymetli enerjinin, kendisini ve yaşam denen nehri tanımasına yardımcı olmak için ona yol göstereceğiz.

Beni anne, İhsan’ı da baba yaptığın için çok teşekkürler… Seni çok seviyoruz Kaan’cığım.

Ece Elgin

***

Pozitif doğum hikayeleri, kadının bedenine ve tercihlerine saygı duyan, doğumun doğallığını ve mahremiyetini dikkate alan, tıbbi müdahelelerin minimum kullanıldığı ya da gerekmedikçe kullanılmadığı doğumların paylaşıldığı hikayelerdir. Pozitif Doğum Hikayeleri hakkında buradan daha fazla bilgi alabilir, diğer hikayeleri buradan okuyabilir, paylaşmak istediğiniz bir hikayeniz varsa buradan bilgi alabilirsiniz.

11 yorum

  1. MS de sezaryen sebebi değil demek ki. Her doğum hikayesi gibi bu da müthiş… Karısına elini tutarak destek olabilen cesaretli babaları çok takdir ediyorum. Benimki duvarları yumruklamakla meşguldü, zavallıcık 🙂

    Sağlıkla büyüsün Kaan…

  2. 6.5 aylik bir kizim var ve hamileligimden beri ne zaman bir dogum hikayesi okusam veya dinlesem agliyorum 🙂 bu durum gecici mi diye cok merak ediyorum 🙂

  3. Allah uzun ömürler versin Kaan’a.

  4. helal olsun size:)

  5. çocuğun mu var “Kocaman bir yüreğin ve hemencecik akan gözyaşların var..” demiş birileri.. ne de güzel söylemiş.. oğlum neredeyse 9 aylık oldu ama benim hala gözyaşlarım olur olmaz her yerde kendini dışarı atmaya devam etmekte.. hele ki böyle güzel kavuşma hikayeleri nasıl olur da gözyaşlarıyla okunmaz ki?

  6. Böyle eşleri çok takdir ediyorum.Ms rahatsızlğı olmasına rağmen normal doğumu seçen anneyi ve bunu destekleyebilmiş doktorunu da tebrik ediyorum. 3 ünüze de sağlıklı,mutlu ve huzurlu bir yaşam diliyorum.

  7. Merhaba Esra, seni oncelikle tebrik ederim ! Benim de bir oglum var ama sanki 10 cocuk annesi gibi hissediyorum. Universite yillarimda da day care counsellorluk yaptim ama anne olduktan sonra cocuklari anlamaya basladim… Ben 2 defa beyin ameliyati gecirdim 4 defa da shunt.. Buna ragmen babam beni oyle korkuttuki degil sezeryan epidural bile almadim. Sonunda suyumu da sunni yollardan doktor patlatti ama bebek 7 saat aciyla ve sadecr buz yiyerek beklememin ustune bile gelmedi.. Doktor hadi almamiz lazim artik suyun da kalmadi israr etme dedi. Kocam bana hadi der gibi bakti ben de refakatci olarak gelen anneme.. Sonunda sezeryan oldum cektigim agriya yanarak ve aglayarak…

  8. 2 melegin annesi

    tesekkuru yanlis kisiye yapmis anne ece….
    tesekkur ederiz Allahim…

  9. Merhaba, Ece hanım hikayenizi soluksuz okudum.Ben de 33 haftalık hamileyim.Biz de bebeğimizi çok zor bulduk.(Tedaviler…)(Ayrıca bel fıtığım var.)Hamileliğimin ilk ayları da çok sıkıntılı geçti.Hep yattım hala dinlenmeye devam ediyorum.Bebeğimizde problem yok çok şükür.Doğum şekline karar vermeye çalışıyoruz.Aslında normal doğum yapmayı çok istiyorum.Tedaviyi yapan doktor sezaryen önerdi.Ama kafam çok karışık.Ne yapmalıyım normal denersem bebeğimiz sıkıntıya girer mi diye çekiniyorum.Lütfen düşüncelerinizi paylaşır mısınız.Bu siteyi yeni keşfettim takipteyim.Bu konuların paylaşıldığı bir platform oluşturduğunuz için çok teşekkür ederim.Lütfen yardım…