8 Yorum

Deniz’in Gebelik Günlüğü, 31. hafta

Deniz’in Gebelik Günlüğü devam ediyor.

Deniz’in tüm yazılarını Deniz’in Gebelik Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz.

***

İyi Pazarlar!

Bu haftanın en önemli olayı tabii ki tam tamına 15 ay aradan sonra anneme yeniden kavuşmuş olmam! Birbirimizi ne kadar çok özlemiş olduğumuzu anlatmama gerek yok sanırım. Sonunda oğlum da anneannesiyle tanıştığı için ayrıca mutluyum. Böylece bir ay süren yalnızlığım da nihayet sona erdi de rahat bir nefes aldım. Artık ilerleyen hamileliğimin getireceği herhangi bir sürpriz karşısında daha güvende hissediyorum kendimi.

Artık oğlumun hareketleri karnımı şekilden şekile sokuyor ve onu dışarıdan izlemek bana büyük bir keyif veriyor. Bazen bir başlıyor, hiç durmadan 10-15 dakika bir sağa, bir sola geriniyor. Uyandığı ve uyuduğu zamanları ayırt edebilmek de çok büyük bir mutluluk! Hele ki göbeğim eğilip bükülürken, poposunu ya da ayağını elimle hissetmek ve neredeyse ona dokunabilmek müthiş bir duygu! Yalnız kaldığım zamanlarda karnımı severek onunla konuşuyorum bol bol.

Kilom artmaya devam ediyor, son aylarda daha çok alındığı düşünülürse durumum vahim. Geçen gün tartıldığımda maalesef toplamda 12 kiloya ulaştığımı gördüm, ve ne yazık ki kalçam da göbeğimle ters yönde büyümeye başladı. Ayrıca selulitlerimin de arttığını fark edince iyice moralim bozuldu. Umarım doğumdan sonra eski halime dönebilirim.

Geçen hafta bahsettiğim dayanılmaz sırt ağrısı rahatsızlık vermeye devam ediyor. Neyse ki bu haftaki yoga dersinde sınıfın çoğunluğu sırt ağrısından şikayet etti de bende bir tuhaflık olmadığını anladım. Bu arada, zaman ilerledikçe yoga dersindeki yüzler de değişmeye başladı. 40. haftasını dolduranlar bir sonraki derse gelmeyince, bebeklerine kavuştuklarını anlıyoruz ve onlar adına çok mutlu oluyoruz. Sanırım hepimiz bir an önce bu mutluluğu yaşamak istediğimizden ve ben kendi adıma “oh, ne güzel atlattılar doğumu ve bebeklerine kavuştular!” diye düşündüğümden. 20. haftamda başlamış olduğum yoga derslerinin en kıdemlilerinden biri olma yolunda hızla ilerliyorum ve ne yalan söyleyeyim, yaklaşan doğum anını düşündükçe heyecanıma ve korkuma engel olamıyorum!

İşte bu yüzden doktorumun mutlaka git dediği ve buradaki neredeyse tüm anne-baba adaylarının katıldığı “doğal doğum kursları”ndan birine sonunda ben de kayıt oldum. Bu haftanın en önemli ikinci olayı da bu zaten! Yanıma yoga matımı ve yastığımı da alarak 3 hafta boyunca Pazar günleri 4 saat sürecek olan kursun ilk dersine tek başıma gittim. Tabii herkesin eşleriyle birlikte katıldığı derslere bir başıma gidecek olmak beni üzmedi değil, ama annem gelince onunla birlikte gideriz diye düşündüm. Zaten daha önceleri birkaç kez bahsettiğimde esim burun kıvırmış, “internetten açar, izleriz” demişti. Yani burada olsaydı da eminim bir yolunu bulup kaçacaktı.  Nitekim ilk dersin başında “Şu anda burada olmak yerine nerede olmayı tercih ederdiniz?” sorusuna neredeyse tüm baba adayları “Evde maç izlemeyi” diye cevap verdi.

Yolda giderken “Acaba o kadar saat ne yapacağız, hem de üç hafta boyunca?” diye dusunup durdum. Herhalde nefes teknikleri ve rahatlama hareketleri gösterecekler, yoga tarzı bir kurs olacak diye düşünüyordum. Ama tahmin ettiğimin aksine, gayet ciddi bir yuvarlak masa toplantı salonu ile karşılaştım. Masanın üzerine her çift için, içinde hamilelik ve doğumla ilgili bilgilerin yer aldığı birer kitapçık bırakılmıştı. Sekiz ciftin katılımıyla küçük ve samimi bir kurs havasında başladı ilk ders.

Kurs eğitmeni oldukça enerjik, tatlı dilli ve cana yakındı ve doğumla ilgili izlettiği videolar, yaptırdığı alıştırmalar ve anlattıkları o kadar faydalı ve heyecan vericiydi ki dört saatin nasıl geçtiğini anlamadım bile. İçimden sık sık “İyi ki gelmişim” dedim. Hele ki eğitmen, eşlerin üstüne düşen görevlere özellikle vurgu yaptıkça, keşke benim eşim de burada olsaydı da bunları duysaydı diye hayıflandım. Mesela, anne adayına doğum öncesinde ve sırasında ihtiyacı olan manevi ve fiziksel desteği ve rahatlığı sağlamak için yapılması gerekenler. Özellikle ilk kez doğum yapacak olan bizler nasıl bir acıyla karşılaşacağımızı bilmediğimizden korkuyoruz ve yanımızda güvendiğimiz ve sevdiğimiz birini görmek ve ondan alacağımız destek çok önemli.

Bu desteklerin detaylarını önümüzdeki haftalarda anlatacağım ama bence bu tür kursların baba adaylarına da en az bize olduğu kadar hatta belki daha da fazla faydası var, çünkü biz anne adayları ne de olsa doğum konusunda çok daha fazla okuyup, araştırıyoruz ama çoğu baba adayı sadece kulaktan dolma bilgiler ve filmlerde gösterilen sahnelerle canlandırıyor doğum anını kafasında. Ve o an geldiğinde de ne yapması gerektiğini tam olarak bilmiyor.

Son olarak, bu ilk derste öğrendiğim ve beni en çok etkileyen şey doğumun ilk sancılarıyla salgılanan ve doğum ilerledikçe miktarı gitgide artan çok kuvvetli beş değişik hormon tipinin “aşık olmanın” bilimsel formülü olarak kabul edildiği ve dolayısıyla anne ile bebeğinin ilk karşılaştıkları anda birbirlerine vurulmalarının kaçınılmaz olduğu! Örneğin, doğal bir ağrı kesici olan endorfin hormonu sancıların sıklaştığı safhada normalin 30 katı gibi bir miktarda salgılanarak, annenin acı eşiğini yükseltmekte ve sancılara dayanmasını kolaylaştırmaktaymış.

Doğum sırasında ne kadar az müdahale olursa, yani doğum ne kadar “doğal” ise, bu hormonlardan anne de bebek de o kadar çok faydalanmaktaymış. Bunu öğrenmek açıkçası beni epiduralsiz doğum yapmayı denemek konusunda cesaretlendirdi. En azından epidurali ne kadar geç alırsam, bunun hem bebeğim hem de benim için o kadar iyi olduğunu biliyorum artık. Umarım her şey yolunda gider de ben de bu tecrübeyi doyasıya yaşayabilirim!

Haftaya görüşmek üzere!

Deniz

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

8 yorum

  1. su ilk bakışta aşkla ilgili yazdıklarını okuyunca tuylerim diken diken oldu. 6 yaşında bir oğlum ve karnımda da 25 haftalık bir kızım var. oğlumu gördüğümde birbirimize duyduğumuz aşkın maalesef o büyüdükçe tek taraflı platonik bir aşka dönüşeceğini biliyorum. hani şu meşhur anne baba beğenmemezliği falan başlayacak ya! kızımsa baba aşığı olucak diye düşünüyorum zaten. bu arada 25 haftada 11 kilo almış bir gebe duruyor karşında. o yüzden gayet iyi gidiyorsun. ilk hamileliğimde kiloları nasıl verdiğimi anlayamamıştım.

    • Sen benim cok sansli buldugum annelerdensin, bir kiz ve bir de erkek cocuk sahibi oldugun icin:) Umarim saglikla kucagina alirsin kizini..benim dogumum yaklastikca artik kendim ve tum hamileler icin dilegim bu! Insallah ben de anlayamadan gider kilolar:)

  2. bence de çok iyi görünüyorsun…ben de 31. haftamdayım ve toplamda 7 kilo aldım ama doğuma biraz kilolu başlamıştım ve ilk 4 ayda 4 kilo verdim. karnım biraz küçük benim, bu sanırım kişiden kişiye değişen karın içi boşluğun miktarıyla ilişkiliymiş…şu anda haftada ortalama 300-400 gr alıyorum ama benim de annem yanıma geldi sanırım biraz daha hızlanacağım kilo alma konusunda…sevgilerimle…

    • Bu durumda sen de cok iyi gidiyorsun kilo konusunda, zaten bu son haftalarda haftada yarim kilo alinmasi normalmis. Kolay ve saglikli dogumlar dilerim!

  3. şu an 6 aylık hamileyim. ben de 5. ay civarı sırt agrısından çok çektim. hiçbir şey işe yaramıyordu. ne masaj ne yoga ne dinlenme ne de sıcak su torbası. ağlaya ağlaya yorgunluktan uykuya dalıyordum. doktorumun verdiği doğal vitamin mineral markasına ait (amerikan firması) magnezyum hapı sırt ağrımı bıçak gibi kesti. günde 250 mg’lik tek bir hap yeterli oluyor. rakamı en fazla dörde kadar çıkarabilirmişim ama hiç gerekmedi. her gün beni kurtardığı için dua ediyorum. doktorunuza danışarak belki siz de kullanabilirsiniz.

    • Tesekkur ederim tavsiyen icin. Prenatal hapindaki magnezyum miktari az geliyor olabilir. Dedigin gibi ekstra magnezyum hapini soracagim doktoruma.

  4. merhaba bende 31 haftalik hamileyim ve bir kac haftadir yazilarinizi takip ediyorum. Bircok belirtilerin ortak olmasi insani gercekten rahatlatiyor. Ben ANkara da yasiyorum ve su siralar bir dogum kursu aramakla mesgulum kurs bulana kadar sizin kursta anlatilanlardan faydalanmak gercekten cok hos olacak. Simdiden tesekkur ederim paylasimlariniz icin…

    • Ben de aslen Ankara’liyim. Yazdiklarimin bir ise yaradigini duymak beni cok mutlu ediyor. Bu hafta kurstan yine bahsedecegim:)