43 Yorum

Hastalık = Olağanüstü Hal

Bir kez daha anladım ki çocuk büyütmek demek kışı hastalıklarla geçirmekmiş. Ve baharı görmeden “Oh, bu kış az hastalandılar” diye sevinmemek gerekirmiş, aksi takdirde hastalıklar yine kendilerini hatırlatırmış.

İki gündür Derin’in ateşiyle uğraşıyoruz. Zaten yaklaşık bir haftadır Derin de, Deniz de sinüzit yüzünden antibiyotik tedavisi görüyorlardı. İyiye de gidiyorlardı, öksürükleri falan oldukça hafiflemişti. Gel gör ki geçen gün Derin’in (anneme bıraktığım sırada) birden ateşi çıktı. Bende araba yok, Deniz okuldan gelecek, İstanbul’un ayrı yakalarındayız, tam trafik saati… Koşullar oldukça zorluydu! Ve fakat heyhat! Yapabileceğim bir şey yoktu. Deniz’i gayet de araba koltuksuz bir şekilde taksiye attığım gibi, o trafike, iki buçuk saat süren bir yolculuktan sonra İstanbul’un diğer ucuna geçtim. Derin’in ateşi nispeten düşmüştü, ancak geceyi sürekli ateş düşürücüyle geçirdik. Yoksa 39’u geçmekten hiç çekinmedi ateşi.

Dün doktora gittiğimizde adını koyamadık durumunun. Bana kalırsa (ben=sıfır tıp eğitimli, sadece anne kişisi) antibiyotik yetmemişti; ki benzer durumu daha önce Augmentin’le yaşamıştık. Ancak doktorumuzun muayenesine göre durum böyle değildi, nitekim genel olarak düzelme vardı. Bir viral enfeksiyon olduğuna kanaat getirdik. Ateş bugün de devam ederse birkaç tetkik yaptıracağız.

Son haftalarda yaşadığımız hastalık süreçleri boyunca bulunduğum tespitleri paylaşmak istedim:

  1. Olağanüstü hal – Bir kere hastalık söz konusu oldu mu, evde olağanüstü hal ilan edilmiş gibi oluyor. Bunu “panik olmak gerekli” anlamında değil, “var olan düzeniniz bozuluyor, fabrika ayarlarına dönüyor” anlamında söylüyorum. Kısacası evde hasta bir çocuk varsa hemen her şey mubah. Televizyon karşısında yemek yemek, anne-babayla yatmak, uyumamak, her şey kabul edilebilir. Önceden öğrendiklerini unutmak, oturttuğun düzene ara vermek ve hastalığın geçmesini beklemek yapılacak en doğru şey.
  2. Hastalık = Huy değişikliği – Boşuna “çocuğumun hasta olduğuna değil de huyunun değiştiğine yanarım” dememiş büyüklerimiz. Evet, var olmayan davranışlar ortaya çıkıyor; tuhaf şeyler alışkanlığa dönmeye çalışıyor. Ancak eninde sonunda eskiye dönüyorsunuz. Evet, olan sizin sinirlerinize oluyor, kafayı takmamak en iyisi.
  3. Karnı doysun, yeter – Çocuğun yeme alışkanlıkları hastalık boyunca alt üst oluyor. Bu noktada benim için çocuğumun ne yediğinden ziyade ne kadar yediği önemli oluyor. Örneğin dün normalde çok sevdiği bezelye-pilava burun çeviren Derin karnını pudingle doyurdu. Üstelik de kakaolu! Kötü anneyim ben!
  4. Çorba candır – Kakaolu puding yedirdik dediysek, tüm hastalık sürecini de çikolata yiyerek geçirmiyoruz elbette. Ben genelde çorbaya dayanıyorum böyle zamanlarda. Zaten ateşli, burnu tıkalı bir çocuğa başka bir şey yedirmek, ağzına soksanız bile yutturmak pek mümkün de olmuyor. Çorbayı nispeten doyurucu bir şekilde pişirmeye çalışıyorum (içine et ve bulgur koyarak mesela), ki yemeğin yerini tutsun.
  5. Empati – Düşünün ki 39 ateşle geziyorsunuz, burnunuz tıkalı ve anneniz size bir şeyler yedirmeye çalışıyor. İster misiniz? Yoksa kendi halinize bırakılmayı mı tercih edersiniz? Veya kusmuşsunuz. Babanız size “çocuk aç kaldı!” diye bir şeyler tıkıştırmaya çalışıyor. Oysa çocuk kendine gelmeli, değil mi? Bazen kendini çocuğun yerine koymalı insan.
  6. Sıvı, sıvı, sıvı – Çocuklar hastayken hiçbir şey yemeseler bile su içirmeye çok dikkat ediyorum. Bu yaşta sıcak içeceklerle pek araları yok, ancak zaman zaman ıhlamur veriyorum. Meyve suları da sıvı ihtiyacını karşılıyor.
  7. Uyku, uyku, uyku – Bu kendi içinde tezat bir durum aslında. Nitekim, hasta çocuk ister ateşten, ister burun tıkanıklığından, ya da herhangi başka bir sıkıntısından uyuyamıyor. Ancak iyi uyumayınca da iyileşme süreci etkileniyor. Böyle zamanlarda yukarıda bahsettiğim olağanüstü hal prensibinden hareketle gündüz uykularını çok önemsiyorum. Gece kaçırdığı uykusunu gündüz bir şekilde yakalatmaya çalışıyorum.
  8. Ateşle oynama – Çocuğa gereksiz yere ilaç vermemek ile ateşini onu yoracak kadar yükseltmemek arasında ince bir çizgi var. Doktorumuzun söylediğine göre kimi araştırmalar 5 ay-5 yaş, kimi ise 6 ay-6 yaş arasını havale geçirmek açısından riskli yaş grubu olarak belirtiyormuş. Bu dönemlerde çocuğun ateşini takip etmeli, çok fazla yükselmesine izin vermemeliymiş. Derin’de 38, Deniz’de 38.5 ateş düşürücü için üst sınır olmalı, bunu geçmesine izin vermemeliymiş. Ben, çocukların keyif durumlarına göre çok az daha tırmanmasına tahammül edebiliyor, gerekirse ateş düşürücü verip, hemen ardından ılık duşa sokuyorum.

Bunlar benim, Deniz ve Derin’in annesi olarak uygulamalarım. Doktor tavsiyesi olarak almayınız, kendi çocuğunuzda uygulamayınız. Ve fakat katıldığınız/katılmadığınız noktaları ya da sizin bıdıklar hastayken evde ne gibi olağanüstü uygulamaları ilan edildiğini duymak isterim.

43 yorum

  1. öncelikle çok geçmiş olsun ve size de kolay gelsin. Biz de bu kış hastalıktan kurtulamadık bir türlü; biri bitmeden diğeri başlıyor. genel olarak sizin yaptıklarınızı yapıyorum ben de: birlikte uyuyoruz ki bu ondan çok benim işime geliyor; gece 10 defa kalkıp ateşine bakmaktansa yanında yatıp her an kontrol etme şansına sahip oluyorum. yemesine takılmıyorum; süt ve ıhlamur içiyorsa yeterli. dediğiniz gibi çorba da içiyorsa yatıp kalkıp dua ediyorum. ateş düşürücüden önce mutlaka duşu deniyorum; duşa rağmen 38,5’u geçiyorsa ateş düşürücüye başvuruyorum. benim en çok zorlandığım nokta ince giydirmek. ateş sürekli dalgalanıyor çünkü; ateşi yükselince üstünü inceltip ateşi düşünce giydirmek biraz zor oluyor, hele de uyuyorsa. üstünü de örttürmediği için ateşi düştüğünde giydirmeme izin vermiyorsa endişeleniyorum daha çok üşütecek diye 🙁

  2. Bizim ufaklık hastayken bizim evde de bir panik ve her an kavga etmeye meyilli bir anne bir baba ve ağlamayı bu aralar huy edinmiş anne kişisi mevcut.Yemek olayı bizde de aynı,ne yapsam yemez,en sevdiği şeyleri dahi ağzına almaz.Baba ile ben yok çorba içirmeye çalış yok burnunun tıkanıklığı için bişey yap,yok ateşi derken çocuğu çıldırtıyoruz.Tabi tedavi metodlarının hiçbirini kabul etmeyince aynı annesi deyip işin içinden çıkmaya çalışan bir babamız mevcut.Sanırım her anne baba aynı şeyleri yaşıyo.Hasta olan bütün miniklere acil şifalar.

  3. Öncelikle geçmiş olsun her ikisine de…
    Yukarıda yazdıklarının hepsine aynen katılıyorum, çorba olarak ben sadece yayla çorbası veya şehriye çorbası veriyorum. Özellikle kusuyorsa et suyu ağır geliyor çünkü, mideyi yormamak için mümkün olduğunca hafif, az miktarda ve sık beslemeye çalışıyorum. Geçenlerde Ege çok fazla kustu, tüm gün sadece peynir-ekmek (2-3 lokma 15-20 kez ) ve muz yedirebildim. Onun dışında ne denediysem kustu 🙁 Ama bu şekilde atlattık. Ege’nin ateşi yükseldiğinde, dediğin gibi 38,5 gibi olduğu zaman ateş düşürücü verip, ılık suda ıslattığım pamukları alnına, koltuk altlarına ve kasıklarına 30 dk boyunca koyup 10 dk bekliyorum. Bu arada su yavaş yavaş soğuyor. Düşmezse tekrar ediyorum. Ege geçen sene yüksek ateşle hastanede yatınca ve ateşi ilaçlarla düşmeyince bu şekilde düşürdüler, evde de uyguluyorum. Şu kışı hayırlısıyla atlatsakta hastalıklar bitse…

  4. Yemekle ilgili benim bildiğim zaten yememesi (daha çok sıvıyla beslenmesi) gerekiyor, ki vücut hastalıkla savaşsın. Geçenlerde kardeşim faranjit olunca, doktoru da aynı şeyi söyledi. Vücudun enerjisini yemeyi sindirmekle harcamayın, az yesin sıvı tüketsin dedi…

  5. çokk geçmiş olsun elif. benim de oğluşumun bir haftadır sadece burnu tıkalı olmasına rağmen(6.75 aylık kendisi :)) hayat baya zorlaştı bizim için. Daha uykusuz ve daha ek gıdasız geçiyor günlerimiz.. Çocuğun hastalığı zormuşş 🙁

  6. Öncelikle Kuzulara çok geçmiş olsun..
    Bizde de durum sizinkilerle benzer aslında…
    19 aylık oğlum neyse ki çok fazla hasta olmadı.. Ama ateşlendi mi sağlam ateşleniyor..
    Ve ben cahil cesareti mi, soğukkanlılık mı, kötü annelik mi bilemediğim nedenden dolayı hep ateşi kendim düşürmeye çabalayıp (neyse ki başaramadığım olmadı) çocuğu acillerde heba etmeyeceğim diye riske giriyorum, riske sokuyorum…
    En son 1 ay önce gördüğüm 41 derecede hiç panik yapmayıp,önce soyup, sonra da ateş düşürücü verip, bir süre sonra ateş 39 a düştüğünde doğru yoldayım diye düşündüğümde annemler tarafında linç edilmekten son anda kurtulmuş bir anneyim..
    Sabaha kadar ateşin 39 u geçmesine izin vermeyip sabah dr. götürdüm. dr. da yaptığımın yanlış olmadığını ancak çok dikkat etmem gerektiğini havale geçirebileceğini falan anlattı…
    Bundan sonra Ege ateşlenirse ne yaparım bilmiyorum. Korktum biraz sanırım..
    Huy değiştirme, yemek yememe, bizimle uyuma gibi durumlar bizim evde de yaşanıyor ve hiç birşey için ısrar etmiyoruz. Hastalık onun en özgür hali resmen 🙂

    • Bizim doktorumuz da Dünya Sağlık Örgütü’nin 39 dereceden önce ateş düşürücü verilmesini önermediğini söylüyor. Doktorlar ateşten korkanlar ve korkmayanlar olarak ikiye ayrılıyor. Birisi beni linç edecekken öbürü iyi yapmışsınız diyor. Açıkçası ben çocugun keyfi yerindeyse,baygınlık geçirir bir hali yoksa 39,5-40.0 arası ateş düşürücü vermeyi ertelediğimi söyleyebilirim. Hele ki teşhis koyulmuş ve gerekiyorsa ilaç tedavisine başlandıysa. Yani 4 saati 6 saate çekebiliyorum mesela. 39 dereceyi görmeden de kolay kolay ateş düşürücü vermiyorum. Geçenlerde gitmek zorunda kaldıgımız bir doktor 38,5 ateşte ateş düşürücü vermiyorum diye hani elinde olsa hakkımda suc duyurusunda bulunacaktı o kadar söyleyeyim!

    • Benim bildiğim kadarıyla havale, ateşin birden aniden yükselmesi ile olur. Dolayısıyla ateşi zaten yüksek olan bir çocuk havale geçiremez.

      Yani şöyle diyeyim: Ateşi 37 derece olan bir çocuğun vücut ısısı aniden 41 dereceye çıkarsa havale geçirir.
      Oysa ateşi 39 derece olan bir çocuğun zaten havale geçirme imkanı kalmaz.

      Ayrıca yine bildiğim kadarıyla havale geçiren çocuğun görüntüsü son derece rahatsız edici olsa bile, havale geçirmek çocuğa fiziksel bir zarar vermiyor.

      Sizin doktorlarınız havale konusunda ne söylüyorlar?

      • Çocuklukta geçirilen havalenin ileride epilepsi gibi sinir sistemini etkileyen hastalıkları tetikleyebildiğini okumuştum.

  7. öncelike çok geçmiş olsun. Aynı durumu üstelik maaile geçen hafta biz yaşadık. Benim bünye de daha fazla dayanamadı kızıın hemen ardından ben sonra ufaklık en son eşim yatağa düştü. Her birimiz 39 derece ateşle tam 1 hafta geçirdik. Gribal enfeksiyon, ama öyle böyle değil. Domız mu kuş mu bilmem ama hangi canlı türünün ise bu virüs bizi 10 gündür daha kendimize getirmedi. iştah sıfır, bol bol su içirdim. çok fazla ateş düşürücü vermedim 39 da sabit kaldı, vücudun savaşına izin verdim. zaten şuan müthiş bir grlp salgını varmış, mevsimleri tadında yaşamıyoruz ki kar ın yüzünü Ankaranın gördüğü yok, herkese sağlık dolu günler…..

  8. benim oğlum 4 aylık. allaha şükür hiç hasta olmadı daha ama eminim büyüdükçe o da hastalanacak bir gün. çok korkuyorum şimdiden. zaten panik bir aileyiz. babası panik ötesi.naparız bilmem 🙁
    bu arada bende dijital ateş ölçer var ama pek güvenmiyorum ona. siz ne kullanıyorsunuz? çok çeşitleri var. hangisi en iyi sonucu verir acaba?
    teşekkürler

    • Ben de dijitallere pek güvenemiyorum. E, civalılar da bulunmuyor artık. Geçenlerde eczanede koltuk altına yapışan bir derece buldum. Son birkaç seferdir onu kullanıyoruz, memnunuz. En azından oynattı, kaydırdı derdi yok.

      • EXERGEN TAT-2000C ATEŞ ÖLÇER (Alından).
        Bu ürün sadece amerikada satılıyormuş ve çok iyiymiş. Netten araştırıyorum bulursam alacam. “ALNINDA YUMUŞAK HAREKETLERLE GEZDİRİKEN SANİYEDE 1000 DEFA ÖLÇÜM YAPARAK EN YÜKSEK SICAKLIĞI YAKALAR” diye açıklaması var.
        Bu arada çok geçmiş olsun size 🙂

        • Biz bunu kullaniyoruz, biraz pahaliydi (Amerika’da $50 civarina satiliyor) ama coook memnunuz!

    • Ben çocuk doktoruna sormuştum, en iyi ateş ölçer kulaktan ölçen demişti.

  9. hemen hemen aynısı. sadece ben özellikle de soğan çorbasına yükleniyorum. bu tarz enfeksiyonlara birebir, üstelik yerken soğandan yapıldığı bile belli olmuyor… geçmiş olsun, acil şifalar…

  10. çok geçmiş olsun

  11. Çok geçmiş olsun. Gözde’nin bahsettiği şeyi bende büyük oğlumun hastalıklarında doktorumuzdan duymuştum. O yüzden her iki oğlumun hastalığında uygulamaya çalıştığım şey, burnu açmak ve bol sıvı vermek oluyor. Çorba, ıhlamur ve ayran bu durumda bol tükettiklerimizin başında geliyor.
    Küçük oğlum abisi nedeniyle daha sık hastalanıyor. Büyük oğlum 8,5 yaşında küçük oğlum ise 15 aylık.
    ıhlamurun çiçeklerini burnu açıcı özelliğe sahipmiş, o yüzden az az taze demlenmiş ıhlamur içiriyorum. Onun dışında maalesef bizim evde de rutin değişiyor. Önemli olan uyuyabildikleri her yerde uyumaları, yiyebildikleri her şeyi yemeleri ( tabi abur cubura izin yok:))
    ateş durumunda biz de ateş dürüşürücü+ılık duş şeklinde oluyor. maalesef minik oğlumun ateşi çok dirençli ve inatçı oluyor. o yüzden 4 saatte bir dönüşümlü olarak doktorumuzun verdiği ilaçları da kullanıyoruz.

    Acil şifalar

  12. Cok gecmis olsun …

  13. Gecmis olsun tum aileye ve kolay gelsin..
    Taze zencefil, limon, biraz bal ve ihlamurla hazirladigim cay, tavuk veya yayla corbasi, ilik banyo hastalik zamanlarinda ilk basvurdugumuz dogal kurler bizim evde..

  14. Geçmiş olsun.Benzer durumları biz de yaşıyoruz.

  15. demet canimoglu

    Mehtap sogan corbasini nasil yapiyorsun

  16. Son okuduğum “Çocuk Yetiştirme Sanatı”kitabında “yaygın çocuk hastalıkları” diye bir bölüm vardı.yazar orada hastayken vücudun iyileşme çabası içinde olduğu için, bir de sindirmeyle uğraşmaya çok çaba harcamak istemediğinden, bu nedenle hastalandığımızda iştahımızın kaçmasının normal olduğundan bahsediyordu. Çocuklar da hasta olduklarında yiyeceklere pek yanaşmaz, sıvı ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak lazım. Neticede bir iki gün yemek yemeyince açlıktan ölmezler değil mi:)
    Aslında biz tam tersini düşünüyoruz, zaten güçsüz düştü, bir de yemek yemeyerek iyice halsizleşecek sanıyoruz ama bu da yanlış bildiklerimizden biriymiş.

    • Gel de bunu anneanne ve babaanneye anlat:) Ima bile etsem bi ton laf yiyorum.

    • Doğada da hiçbir canlı hastayken yemek yemez.

    • “Aslında biz tam tersini düşünüyoruz, zaten güçsüz düştü, bir de yemek yemeyerek iyice halsizleşecek sanıyoruz ”

      Aynen. Bu yaşımdayım, hala hastalandığımda annem bir şeyler yedirmeye çalışır.

  17. geçmiş olsun elif hanım.bizde orta kulak iltihabı ile uğraşıyoruz bu aralar..bütün geçirdiğimiz hastalıkları mumla arattı.yeri gelmişken paylaşmak isterim,”amoklavin” isimli antibiyotiği kesinlikle kullanmayın.eşim diş hekimi ve bizzat test ettiğini söylüyor.bir kutu amoklavin bitiren hastanın iltihabında zerre iyileşme olmazken,augmentinin yarısını içen hastada hiçbirşey kalmıyormuş.doktorumuz bize klamoks bid verdi fakat gittiğimiz 5 eczane de muadili diyerek,amoklavin vermeye çalıştı.klamoks ellerinde yokmuş,augmentin de toplatılmış.hiçbir farkları yokmuş güya.amoklavinin hammadesi çinden geliyor ve bir türk firması üretiyor.eczacılara maliyeti diğerlerine göre yarı yarıya iken,halka satışı diğerleri ile aynı…boşuna küçücük vücutlara antibiyotik sokmayalım…

    • Size de çok geçmiş olsun. Kulak iltihabı çok fena 🙁

      Doktorumuz amoklavin ve augmentin’in denk olduğunu söyledi. Birinden birini verebilirsiniz dedi. Geçmişte augmentin’in Deniz’e yetersiz geldiği olmuştu. Sanırım hastalıktan hastalığa değişiyor. (Augmentin tekrar piyasada bu arada) Ancak kesinlikle katılıyorum – kesinkes gerekmedikçe antibiyotiğe yönelmemeli.

  18. çoçuk dr. Kadir Tuğçu ‘nun ATEŞ ile ilgili makalesini okumanızı tavsiye ederim ….ateş vucudun savunma mekanizması çıkmasına değil sebebine yoğunlaşmalı sonucunu çıkarıyorsunuz iştah konusu beynin gönderdiği sinyal sebebi ile kapanıyor diye biliyorum malum sindirim sisteminin çalışması enerji ve güç gerektiriyor vucud savaşırken ateş düşmeye başladığında iştah açılmaya başlıyor kızım ateşi var ise yatar uzanıyor biraz mandalina suyu çay bardağı kadar süt bir iki lokma domates suyuna ekmek belki minik parça peynir tabi sevdiği çorbadan yarım kase (yayla çorbası )hiç ısrar etmem üzerini duruma açar kapatır gün içinde genelde de uyur ,akşam da yanımda yatırırım ..ılık duş falan aldırmıyorum üzerini çıkarmayı tercih ederim fazla dışardan müdehale havaleyi tetikleyebilir diye biliyorum özellikle soğuk ile yapılanlar ……
    anneleri sürekli korkutuyorlar ateş şu yapar öksürük şöyleeeeeeeee korku kültürü sarmış her tarafımızı diye düşünüyorum özellikle hastalıklar konusunda neyse ki kendi adıma bu yoldan çıkma gayreti görmekteyim umarım devam edebilirim …

    • Kızım 27 alık ve ben henüz hiçbir ilaç kullanmadım.
      Ateşi çıkınca da hiçbir müdahalede bulunmuyorum. 40 dereceyi de gördü. Keyfi yerindeyse sorun yok demektir.
      Havaleden de korkmuyorum. Havalenin vücuda bir zararı olmadığını söylüyor doktorlar.

      • ay ne güzel bi anne örnegi 🙂 inananamiyorum.. ben de sizin %10 unuz kadar olsam…..

      • yeğenim geçirdiği havale sonucu iki kulağında da %70 duyma kaybı yaşadı.şuan kulaklık takıyor.bence 40ı bulmadan müdahale gerekir.ne güzel rahat olmanız keşke bende öyle olabilsem ucundan bucağından …

  19. Yorumları okuyamadım tekrar olabilir dediklerim, ama yine de diyeyim. Öncelikle çok geçmiş olsun. Bizim doktor da virütik durumlarda şunları tavsiye eder hep: bol sıvı, burunu tuzlu su ile açmak, yastık ve ya şiltenin altında dosya koyup kafa kısmını yükselterek uyurken nefes almasını rahatlatmak, odaları bol bol havalandırmak, yatmadan önce odasında papatya buharı yapmak (ben metal bir kaba iki yemek kaşığı papatya koyup, kaynar suyu üstüne döküyorum odada, kapıyı kapatıyorum dökmeden buhar içerde kalsın diye). güzel bir uyku uyuması gerek dediğin gibi, onun için odanın çok sıcak ve kuru olmaması önemli, çünkü burun tıkalı olunca ağız açık, boğazları kuruyor.bu sefer. Tekrar çok geçmis olsun.

  20. Geçmişolsun Elif. Ezgi’de geçen çarşambadan beri burun akıntısı/tıkanıklığıyla savaşıyor. Dünden beri daha iyi çok şükür. Şimdiye kadar antibiyotikler ve ateş düşürücüler işe yaradı (çok şükür) neyseki başka müdahaleye gerek kalmadı. Aşılarından birinde ateş düşürücünün saati henüz gelmediği için alnına nemli bez koyup düşürmüştüm. Odasını ayıralı daha 1 ay oldu, henüz yanımızda yatırma sorunu gündeme gelmedi 🙂 Ezgi çok deli yatıyor, uyuyana kadar elleri sürekli birşeylerle meşgul oluyor. Yanımıza aldığımızda buşey benim pijamam olunca bende uyuyamıyorum tabi. Hadi uyuduk diyelim bukez tekme ve tokatlarla uyanıyoruz 😀 Allah hepimizin çocuklarına acil şifalar versin.

  21. Çok geçmişler olsun ve acil şifalar dilerim. Henüz anne değilim ama yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum sanırım anne olana kadar anca bilgilenirim:)) Ben de annemin uyguladığı methoddan bahsedeyim kardeşim ve bana. Ateşli olduğumuzda koltuk altlarımıza, kasıklarımıza, alnımıza ve eklem yerlerimize sirkeli suda ıslatılmış pamuk koyardı. Biraz kötü koksa da gayet hızla işe yaradığını hatırlıyorum. Tüm annelere kolaylıklar…

    • bir acil hemşiresi ve anne olarak müdahale etme gereği duydum.ateşlenen çocuğunuzun alnına soğuk uygulama yapmayınız.sebeplerden biri ;çocukların kafaları bedenlerine göre büyük olduğundan ani ısı düşmesi yaratabilirsiniz ki bu kesinlıkle istenmeyen bir durumdur.ikinci sebep alın bökgesine soğuk uygulama kalbin bradikardi dediğimiz kalbin yavaş atmasına sebep olur.hatta bizler acilde taşikardi(kalbin hızlı atması) durumlarında normale indirmek için alına soğuk uygulama yaparız..ateşten korkmayın demiyorum takip edilmeli ancak ilaç gerekliliği hem çocuğun genel durumuna hemde annenin acil gelişebilecek durumlarda ki yeterliliğine bağlıdır.

  22. Valla biz tek çocukla bir hastalanmaya görsün kendimizden geçiyoruz ailecek. Ve eşim sırf bu hastalıklar yüzünden başka çocuk istemiyor. Ben bu gerginlikleri yaşayamam tekrar tekrar diyor 🙁

  23. iştah kesilmesinin vücudun savunma mekanızması oldugunu ve tıka basa yemelerının zararlı bıle oldugunu duyduktan sonra hastalık sırasındakı yeme sorunlarından yana ıcım cok rahat oldu. sadece sıvı yeter de artar bıle.

    cocuk rahat oldugu surece yuksek atese mudahele edılmemesı (39’a kadar sınır genelde) gerektıgını genelde uzmanlar soyluyor ama havale konusu bence cok dıkkat edılmesı gereken bır durum. sonucunda kalıcı rahatsızlıklar oldugunu yakınlarımda gordum.

  24. küçük bebeğim 5 ay içinde ikinci kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdi üstelik daha önce antibiyotik tedavisi uygulayıp doktor tavsiyesi ile sünnet ettirmemize rağmen:( ateş, kusma ,sancı bir bebek bütün geceyi hiç uyumadan geçirebiliyormuş:( biliyor musunuz ilk enfeksiyon geçirdiğinde 1,5 aylıktı ve her götürdüğümüz doktor gaz sancısı geçer geçer deyip bi gaz damlası yazıp gönderdi bir ay içinde tam 6 tane hastane gezdik en sonunda gittiğimiz şimdiki doktorumuz idrar tahlili yapıp teşhis koydu tabi kuzum o zamana kadar gaz sancısı yetmiyormuş gibi birde karın ağrısı ile cebelleşti. çorabını,patiğini,yeleğini hiç eksik etmediğim banyo süresini üşümesin diye çok kısa tuttuğum hijyene dikkat ettiğim halde yine oldu…bana tavsiyesi olan varmı?

    • 🙁 Çok çok geçmiş olsun. Bebek olunca daha da zor… Tek söyleyebileceğim şey, bebekler sandığımız kadar kırılgan değiller aslında. “Çorabını, patiğini yeleğini eksik etmiyorum” demişsiniz ya… Çok da üzerine düşmeseniz de o iyi olur eminim. Amerika’dayken doktorumuz “sizden bir kat fazla giydirin” demişti. Çok da sarıp sarmalamamak lazım.

      Kolay gelsin.

  25. Oğlum Kerem’in ateşi yükselmişti. Kulaktan ve koltukaltından ateşölçerle ölçümlerde farklı sonuçlar gösterdi.Acile götürdük oğlumuzu orda ki ateşölçerle daha yüksek ateşi çıktı. Eşimin araştırması ve doktorumuzun tavsitesi üzerine Exergen Tat 2000c isimli ateşölçeri aldık. Sistemi çok sağlıklı. Alacak arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.