12 Yorum

Tarihe not: Güzel ve Çirkin

Cumartesi günü Disney Channel’ın bir partisine davetliydik çocuklarla. (12 Ocak’tan itibaren uydu üzerinden ücretsiz yayın yapmaya başlayacak, onun şerefine bir parti vermişlerdi.)  Derin’in uyku saatine denk geldiği ve muhtemelen bir şey anlamayacağı için (sonrasında film gösterimi vardı) onu babaanneye bırakıp Deniz’le gittik. Ne eğlendik, ne eğlendik. Oyunlar oynadık (PlayStation’la tanışmış oldum böylece). Abur cubur yedik (evde yemediğimiz türden “kötü” yiyecekleri partilerde yemek serbest). Birbirimizin fotoğraflarını çektik. Sohbet ettik, güldük, eğlendik. Ve en sonunda da partinin şerefine dünyada ilk kez 3D olarak gösterilen Güzel ve Çirkin‘i seyrettik.

Davetin sebebi hem kanalın açılışını kutlamak, hem de Disney’in yeni dizisi Jessie’nin yıldızı Debbie Ryan‘la tanışmaktı. Eğer Deniz 10 yaşlarında bir kız çocuğu olsaydı eminim bu ona çok çekici gelecekti. Ancak haliyle pek ilgilenmedi. Laf aramızda, benim de orada olma sebebim Ryan’dan imza almaktansa Güzel ve Çirkin‘i seyretmekti.

Ben Disney klasiklerini oldum olası sevdim. Güzel ve Çirkin seyretmediklerim arasındaydı. Ve bir başka özelliği de Bige‘nin en sevdiği Disney filmi olmasıydı. Gösterimi girdiği senelerde sinemada seyretmiş, bayılmıştı, hiç unutmuyorum. Her nedense ben bir türlü seyredemedim ben, denk gelmedi. Ve bu davette gösterileceğini duyduğumda tuhaf bir his kapladı içimi. Bige yoktu hayatımda, ama Deniz vardı şimdi. Onunla seyredecektim.

Heyecanla gittik Deniz’le. Partide çok eğlendi, ancak konuşmalar sırasında sıkıldı. Debbie Ryan’ın kalabalığa tanıştırılmasıyla hiç ama hiç ilgilenmedi, “Güzel ve Çirkin ne zaman başlayacak?” diye sorup durdu. Sinemaya geçtiğimizde gösterilen bir bölüm Jessie sırasında sıkıldı. Ve en nihayetinde film başladı. Deniz ilk etapta “Çirkin Canavar”dan çok korktu. Filmin ilk yarısını sarılarak seyrettik. İçimden dedim ki, “Şimdi annesine sığınıyor, 10 sene sonra hoşlandığı kıza kol atacak.”

Arada çıktık, patlamış mısır aldık, geri döndük. Koca paketi bitirdik.

Filmin ikinci yarısında “Canavar” daha az korkunçtu. Bu sefer de “yakışıklı” ama kötü adam Deniz’i rahatsız etti. Ve film tabii ki mutlu sonla bitti. Kalkamadık yerimizden, çıkamadık salondan. Herkes gitti, görevliler girip temizlik yapmaya başladı, biz Deniz’le hala kayan yazılara bakıyorduk.

Basın davetlisi olarak gittiğimiz bu film gösterimi bana çok değişik hisler yaşattı. Seneler önce birlikte oyunlar oynadığım, her şeyimi paylaştığım ve ansızın hayatımdan çıkan birinin çok sevdiği bu filmi, o zamanlar portakalda C vitamini bile olmayan, şimdiyse hayatımı kaplayan yepyeni bir insanla seyretmiştim. Bige’nin neden bu filmi bu kadar çok sevdiğini her dakika anlarken, bir yandan da oğluma sarılıyor, canavarın kötü göründüğünü ama aslında kötü olmadığını, önemli olan insanın yüzünün değil, yüreğinin güzelliği olduğunu anlatıyordum.

Eve geldiğimizde “Anne, filmin sonunda neredeyse mutluluktan ağlayacaktım” dedi Deniz. Ne diyeceğimi bilemedim. Muhtemelen Bige de bundan 20 sene önce bu filmi seyrettiğinde aynı şeyleri hissetmişti.

Hayat çok garipti. Kimler geliyor, kimler geçiyordu. John Lennon’ın da dediği gibi, “Hayat, siz başka planlar yaparken başınıza gelenler”di.

12 yorum

  1. Selam Elif,

    Okurken cok duygulandim.. Benim oglum da neredeyse Deniz kadar.. Onunla arkadas olup bir seyler yapmak bana buyuk keyif veriyor… Birgun gece disari cikip dans edecegimiz gunleri iple cekiyorum… ( Bu arada kizim da babasiyla takilir heralde!:) )

  2. Kader Gürsoy

    Elif Hanım, Disney çizgi filmlerinin çocuklar için oldukça zararlı olduğunu duydum ve okudum….Bu konu hakkında bir bilginiz var mı, aydınlatır mısınız???

  3. Ne evliyim, ne de çocuğum var.Ama kuzen, yeğen derken kaç tane bebek geçti elimden.En son Alper’le yaşadım bu duyguları ben.Onunla tanıştığımda 2 aylıktı, şimdi ise kocaman adam oldu birinci sınıfa başladı 🙂 çocukların o kadar saf ve güzel yürekleri var ki, bizi bir anda sözleriyle tepe taklak edebiliyorlar.tıpkı Deniz’in “Anne, filmin sonunda neredeyse mutluluktan ağlayacaktım” demesi gibi 🙂 genç bir aileye sahip olduğum için kuzen hala vs derken 8 tane çocuk var etrafımda.farklı şehirlerde olsakta son 2 yıldır onların her evrelerini takip etmeye çalışıyor, hikayelerini dinliyorum annelerinden.Hiç bıkmadan da dinlerim.Deniz ve Derin’le de sanki bir araya gelmşim gibi hissediyorum onları okuyup tanıdıkça :)))

  4. bende cok duyguladim ve her zaman dusundugum seyi dusundum..melisa buyuyunce onunla neler nelr yapacaktim ..ooooo yazsam kagitlar yetmez….iyi ki anneyiz…iyiki evlatlarimiz var..iyi ki yalniz degiliz…sevgiler…

  5. Fertilite Rehberi

    Disney çizgi filmlerinin çocuklar için ne gibi zararları olabilir ki Kader Hanım? İlk defa böyle bir şey duydum.

    • Disney’in bazı çizgi filmlerinde (Aslan Kral, Deniz kızı Ariel gibi) subliminal mesajlar oldugu tartışılıyor. Youtube tan izleyebilirsiniz.

  6. Bige ile ilgili hikayenizi bilmiyordum eski yazılarınızı okudum ve bu yazıya tekrar döndüm insanın içi cız ediyo gerçekten.. Allah oğullarınızla uzun seneler görmeyi nasip etsin inşallah

  7. Şimdi öncelikle ben o Deniz’i yerim. Yazacaklarımın aslında senin yazinla birebir alakası yok Elif’cim, benim söyleyeceklerim sadece film hakkında.

    Bu filmin hikayesi hakkında beni hep rahatsız eden bir düşüncemi sunayım. Şimdi filmin amacı dış güzelliğin anlamsızlığını, iç güzelliğin önemini anlatması ya. Ama sonunda görüyoruz ki adam yine yakışıklı prens oluveriyor, haaa, demek ki dış güzellik hala önemliymiş. Yahu bir tek ben mi böyle düşünüyorum, ben bu masalın sonunu sevemedim arkadaş. Neyse ki sonradan Shrek çıktı da oradaki prenses Fiona’ya bunun tam tersi oldu ve asıl verilmesi gereken mesaj verildi bir çizgi filmle.

    Örneğin benim de en sevdiğim Disney filmi Küçük Deniz Kızı’dir. Ama dikkat edecek olursak oradaki mesaj da aslında pek iyi değil; kız her haltı yiyor, bütün deniz-insanlarını tehlikeye sokuyor, babasının bütün kurallarına karşı gelip dediklerinin tam tersini yapıyor, sonunda da oh ne güzel sevdiğine varıyor. Bu masalın gerçek hikayesinde Küçük Deniz Kızı ölerek deniz köpüğüne dönüşür. Ki aslında doğrusu da bu. Ama tabii bizim jenerasyona uymaz bu son. 🙂

  8. Disney ve bir cok oyuncak ve cizgi film firmalarinin cocuklarimiza yaptiklari oyunu en guzel Peggy Orenstein ” Cinderella Ate My Daughter” kitabinda anlatmis. Her annenin okumasi gereken kitaplardan biri oldugunu dusunuyorum icinde baska referans verdigi kitaplar, makaleler de var ve hepsi cocuklarimiza dolayisiyla bize oynanan oyunu cok guzel gosteriyor. Cocuklarimizi daha 3, 5 yasindan itibaren disney nasil kendi dunyasina cekiyor nasil masum gozuken prenses filmleriyle baslayip idollestirdigi dizilerine gencleri cekiyor. Hepsini cok guzel anlatmis Peggy Orenstein. Benim de 4 bucuk yasinda bir kizim ve de 1 bucuk yasinda bir oglum var evet disney evimize girmiyor mu malesef giriyor bir yerden sonra kontrol edemiyorsunuz ( hediye olarak geliyor bos bulundugunuz anlarda alabiliyorsunuz ) ama bu kitaptan ve kucuk bir arastirmadan sonra daha az daha nadir girmesine ozen gosterdigim bir kesin. Ozellikle kiz cocuklarinin prenses hayallerine kapilarak yasamalari daha kucucuk yastan itibaren bir prens hayalini bekleyip onun hayatini kurtaricak olmasina inanmasinin herhalde ilerleyen zamanlarda ne kadar buyuk bir etkisinin olacagini tahmin etmek cok zor da olmasa gerek. Biz bayanlar kendi ayaklari uzerlerinde duran bireyler olmayi savunurken cocuklarimiza daha kucucuk yastan itibaren ‘kizlarin hayatini erkekler kurtarir’ temasinda olan cizgi filmlerle onlarin mutluluk kavramini yanlis algilamalarina sebep oluyoruz malesef. Daha kucucuk kizlarin bedenlerini one cikaran; hep erkekler tarafindan begenilmeyi bekleyen “karakter” lere bu kadar empoze etmek neden? Zamansiz yerlesen kavramlarin cocuklarin ilerleyen yaslarda nasil psikolojik etkileri olacagini dusunmek gerekiyor bence. Evet daha soylencek cok ama cok sey var bu konularda ama cevirisi var mi bilmiyorum firsati olanlar bu kitabi okuyabilir ve herseyin cok masum gozuken suslu bir oyundan ibaret oldugununu gorecektir.

  9. Bence masallar masal olmali, mutlu sonla bitmeli. Kulkedisi prenses olmali… Ben masallarla ve az cok disneyle buyudum. Saglikli ve mantikli bir eriskinim. Birakalim cocuklar cocuk olsun, illa ders almasinlar her masaldan 🙂

  10. Uygar, valla ben de tam senin gibi dusunuyorum. Ne diye sonunda yakisikli bir prense donusuyor cirkin ve korkunc olan tipleme. Bu sekilde sonlandiginda, cocuklar gercekten ikileme dusecekler, her kotu gibi gorunen seyin mutlaka iyi bir seye donusecegi beklentisine girecekler….. Asil iletilmesi gereken mesaj da ooooyle havada kalacak….

  11. Disney çizgi filmleri konusunda bilahare yazacağım Kader Gürsoy