0 Yorum

Babalara özgürlük

En çok satan anne-çocuk kitapları listesinde tartışmasız en üst sıralarda yer alan “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” (What To Expect When You’re Expecting) kitabının yazarı Heidi Murkoff geçtiğimiz hafta Prima’nın davetlisi olarak İstanbul’daydı.

Blog yazarlarına verilen bir davete katılan Murkoff, toplantıda kendisinin tam bir “Dadvocate” olduğunu söyledi. Türkçeye tek kelimeyle sığdırılamayan ve İngilizcede “savunucu” anlamına gelen “Advocate” kelimesinden türettiği bu kelimeyle, babaların da emzirme dışında annelerin yapabileceği her şeyi yapabileceğini anlatmaya çalışıyor, “Yeter ki biz anneler tabularımızı yıkalım, babalara fırsat verelim” diyordu.

Aslında Murkoff’un söylediği çok doğru. Evet, bir nesil önceye göre “babalık” kavramı çok farklı bir yerde. Önceden doğumhanenin önünde volta atan babalar artık doğumda annelere destek oluyorlar. Bir nesil önce bebek bakımının B’sini üstlenmezken şimdi çocuklarını yıkıyor, gezdiriyor, onlarla oynuyor, kitap okuyorlar. Ama bunu da bir yere kadar yapıyorlar: Annelerin “izin verdiği” ölçüde.

Biz anneler de az değiliz aslında. Hem babalar bize destek olsun istiyoruz, hem de onların yaklaşımlarını beğenmiyoruz.

Evet, çocuk yetiştirmek aslında iki kişilik bir iş… Hatta eski bir Afrika atasözünde olduğu gibi, “Bir çocuk yetiştirmek için bir köy gerekir.” Ancak nerede o eski köyler? Çoğumuz büyük şehirlerde, ailelerimizden çok uzakta, bir başımıza büyütüyoruz çocuklarımızı. Şanslı olanlarımızın iyi bir bakıcısı oluyor, daha da şanslı olan azınlığın yardımına anneanneler, babaanneler yetişiyor.

Her ne kadar bebek bir anne-baba ortak yapımı olsa da, onu büyütmek ağırlıklı olarak anneye düşüyor. Ve birçok anne, babanın da çocuk bakımına dâhil olmasını istiyor. İşte tam da burada bir sorun doğuyor: Baba, gerek yeteri kadar ilgili olmadığı için, gerekse işi gücü gereği çocuğa vakit ayır(a)madığı için yol yordamı pek bilemeyebiliyor. Ya da bırak bazı şeyleri “kendi yöntemince” yapmayı tercih ediyor.

Eleştiri okunu kendime çevirecek olursam, çocuklarıyla ilgilenen “tam zamanlı bir anne” olarak beni çok destekleyen bir eşim var. Aslında kocamın çocuk bakımı ve büyümesine dâhil olması bana destek olmaktan ziyade kendi içinden gelen isteğinden kaynaklanıyor. Bilinçli bir baba olarak onlarla vakit geçirmek, oynamak, sohbet etmek istiyor ve bunu da kendiliğinden yapıyor.

Ancak şöyle bir sorun var ki, ben de dâhil olmak üzere birçok anne bir yandan babaların çocuk bakımına ortak olmasını isterken, diğer yandan da onları eleştirmekten geri kalmıyoruz. Mamasını verirken biberonu düzgün tutmadığından, yemeğini yedirirken oyunlar oynadığından, uyku saatini geciktirdiğinden, yatmadan önce televizyon seyrettirdiğinden, bağıra çağıra oynadıklarından, kudurduklarından, … Ve daha birçok şeyden dert yanabiliyoruz. Kendi adıma söyleyeyim: ben yapıyorum.

Bazen bakıyorum da, her ne kadar çocuklara tek başına bakmak zor olsa da, babaları evde yokken onlarla başa çıkmak daha kolay oluyor sanki. Daha rahat söz geçiriyorum onlara, ne de olsa “benim kurallarım” devrede, benimle çelişecek kimse yok ortalıkta.

Ama böyle mi olmalı? Evet, çocuk bakımını ağırlıklı olarak ben üstlendiğime göre kuralları koyan esas kişinin ben olmam da anormal değil. Ama baba kişisi bu kurallara uymadığında, ya da en azından hafif esnettiğinde bu bana ona çemkirme hakkını veriyor mu?

Biz anneler biraz daha rahat olmalı, babalara daha bir fırsat vermeliyiz aslında. Ama nasıl?

***

Bu yazı ilk olarak Mahmure.com’da yayınlanmıştır.