67 Yorum

Neden bizim çocuklar daha fazla ağlıyor?

Mehmet Ali Birand, geçtiğimiz Cumartesi günkü köşe yazısında sormuş:

Kendi adıma bu genellemeye dahil olmadığımı söyleyebilirim. Önümüzdeki ay çocuklarla beraber Amerika’ya uçacağım, ve benim çocuklarım o uçakta ağlayan, aileleriyle kavga eden çocuklardan biri olmayacak. Bunun iki sebebi var bence: Onları oyalamak için hazırlıklı olacağım. Yanımda pili sonuna kadar şarj edilmiş bir iPad, birkaç tane puzzle, en az o kadar kitap, bir sürü oyuncak araba, acıktıkları zaman oyalamak için abur cubur, vesaire olacak.

İkinci ve bence daha önemli olan sebebi ise, sınırlarımı biliyorum. Çocuklu olmanın ayrıcalık anlamına gelmediğinin, başkalarını rahatsız etme özgürlüğüm olmadığının, çocuklarım var diye başkalarından daha imtiyazlı olmadığımın farkındayım.

Ama öte yandan, çocuksuz (ya da çocuklarını yetiştirmiş) insanların da biraz tahammül sınırlarını genişletmesi gerektiğini düşünüyorum. İster kulakları basınçtan ağrıyan birkaç aylık bir bebek olsun, ister yerinde duramayan 4 yaşında bir çocuk olsun, yetişkinlerin bile yerinde zor durduğu kapalı bir kutuda herkesin birbirine anlayış göstermesi gerekiyor. Burada önemli olan çocuğun bağırmasından çok, ailenin, o bağıran çocuğa karşı olan tutumu bence. Nasıl ki çocuklu aileler uçakta tek başlarına seyahat etmiyorlarsa, çocuksuz insanlar da yalnız değil.

Bu konu daha önce de konuşulmuştu, hatta bir dönem çocuklu aileler için ayrı seferler konulması bile gündeme gelmişti. O zamanlarda Mahmure’de “Başıboş çocuklardan değil, sorumsuz ebeyvenlerden korkalım” diye yazmıştım. Benim düşüncem bu yönde.

Bu noktada ben de sormak istedim:

  1. Birand’ın “bizim çocuklarımızın, Batılı ailelerin çocuklarına göre daha fazla ağladığı” tespitine katılıyor musunuz?
  2. Evetse, sizce sebebi ne?

67 yorum

  1. kesinlikle katılıyorum. ama nedenini bilemiyorum. biz de yurtdışında salvador dali nin sergisine gitmiştik ve yaklaşık 6-8 yaşlarında çocuklarda okul gezisi ile gelmişlerdi. eşimle gözlerimize inanamadık. her resmi tek tek sessizce dolaştılar. parmak kaldırıp sorular sordular. eşim italya da kısa bir süre doktor olarak çocuk hastanesinde göz doktoru olarak çalıştı. ben de bir gün ziyarete gittim. muayene olurken ağlayan bağıran bir tek çocuk bile görmedim. nedeni eğitim mi, kültür farkı mı bilemiyorum.

  2. Öyle garip bir kültürümüz var ki çocuğu ağlatsan ve inat edip istediğini yapmasan ” yazık çocuk ağlıyor, annesi de onu görmezden gelip hiç bir şey yokmuş gibi davranıyor”…..çocuğun istediğini yapsan “eee tabii çocouğun her istediğini yaparsan….” valla ben bıktım artık! oynamıyorum!

  3. Bence ülkeye göre değil çocuğa ve aileye göre değişiyor bu durum. Ben çocuklarımla uçak yolculuğu yapmadım ama otobus, tren, otomobil ile hiç de rahatsızlık çıkarmadan yolculuklar yaptık.. bence aile nasıl davranacağını bildiği sürece çocuk da bağırıp çağırmaz…

  4. Evet, katılıyorum.
    Bizim çocuklarımız daha çok ağlıyor, daha çok oyalanmaya, oynatılmaya gerek duyuyor, daha huysuz, daha şımarıklar sanki.
    Nedenini bilmiyorum , disiplinsizmiyiz neyiz acaba?

  5. Millet meclisinde koca insanlarin nasil kavga ettigini gorunce cocuklar bagiriyor agliyor diye niye sasiriyoruz ki….birey olarak farkli olanlarimiz var ama biz buyuz…ucak yolculugunun bir gercegi bu, cocuk sahibi olmayanlarin empati gostermesi gerekiyor bence….

  6. Geçen hafta vapurdan inen bir yabancı bir bayan gördüm. 3 tane çocuğu vardı. 5 yaşlarında olan pusette oturuyordu, 3 yaşlarında olan pusetin tentesini açmış, oraya oturuyordu, 2 yaşlarında olan da kadının omzundaydı. Kadın gayet sakin bir şekilde vapurdan inip yürüdü gitti, çocuklar da hallerinden memnundular. Ben açıkçası kendimi ya da yakınlarımda kimseyi o halde düşünemedim, 3 çocuğu o şekilde zaptettmek çok bizde. Gerçekten bizim çocuklarımız biraz daha şımarık, çünkü ağladıklarınında istediklerini elde etmeyi öğreniyorlar, bunu da sonuna kadar kullanıyorlar.
    Kendi açımdan oğlumla tek seyahetlerde çok sorun yaşamadım ama uzun süren bir seyahat de yapmadık çok fazla.
    Batıda sehayet kültürü de çok fazla, bunun da etkisi olduğunu düşünüyorum. Orda ailece yapılan geziler çok sıktır.
    Bunun hem kültürle hem de yetiştirmeyle alakası olduğunu düşünüyorum.

  7. Yillarca yurtdisinda yasadim ve kesinlikle katiliyorum. Turkiye’ye yolculugumun Amerika- Avrupa ayagi sakin, Avrupa-Turkiye ayagi Turklerle dolu ucaktayken sus otur gel buraya nidalari ve cocuk aglamalariyla gecerdi hep.

    Fakat bunun sadece yolculukla sinirli bir durum oldugunu dusunmuyorum. Yurtdisinda yemek tabagiyla cocugun pesinden kosup zorla yediren, zorla giydiren, asiri titiz, gozu hep cocugun ustunde, surekli aglamasin diye ugrasan anne gormedim. Turkiye’de buna belki ilgisizlik deniyor ama her konuda asiri zorlanmamis cocukta ic huzur oluyor. Fazla ilgiden bunalan cocuk da hep isyan halinde ve hep tepkisel bir muzirlik pesinde. Ve en kotusu de aglayarak istedigini yaptirabileceginin farkinda.

    Eminim hepiniz bilincli annelersiniz fakat genel olarak durum bu. Biraz kulturel. Kisaca, cocugunu daha serbest yetistirmis ailelerin cocuklari -hangi milletten olursa olsun- daha huzurlu; hem evde hem disarda.

  8. kesinlikle katılıyorum. bunu en iyi mayıs ayında gittiğimiz bir otelde anlamıştık. 2gün otelde 2-3çocuk var sanırım hiç ses kavga ağlama yok diyorduk. Ta ki 2.gün sonunda çocuk animasyonunu izlemeye gidene kadar… en az 25-30 çocuk sahnedeydi. Gözlerimize inanamadık. Sonraki günler incelemeye başladık evet otelde bir sürü çocuk vardı ama çocuklu Türk aile hiç yoktu. Tüm aileler oldukça rahat ve huzurlu bir şekilde tatil yapıyorlardı… Otelden ayrılacağımız gün 2 çocuklu bir Türk aile geldi. Ye oğlum, oraya gitme kızım, onu yapma, bunu alma….otel Türk annenin bağrışmaları ve çocukların gürültüsü ile doldu taştı.
    Bence sorun kesinlikle bizim baskın kültürümüzde… Almanya’dan gelen kuzenlerimin çocuklarını ve kuzenin çocuklara tavrını incelediğimde kesinlikle benim ablam ve yeğenlerim gibi olmadıklarını daha iyi anladım. Çocuğun kendi hareket alanı, kendi özgürlükleri var. Nasıl böyle çocuk yetiştirilir tam bilmiyorum, hala okuyorum, araştırıyorum. Ama inşallah 3 ay sonunda kızımı kucağıma alana kadar öğrenmiş olurum :))))

  9. Bence genelleme yapmak doğru değil, aileye göre değişir. Kesinlikle yazdıklarınıza katılıyorum.

  10. Aynen öyle bizim çocuklarımız cidden ağlıyor. Nedeni kesinlikle biz ebeveynler. Eşim Amerika ya sık gider, her gelişinde söylediği ordaki ailelerin çocuklarına tutumu. Arkadaşının iki oğlu ile birlikte bir restaurantta yemek yerken ki bu çocuklar hareketli yaş civarındalar, yerlerinden hiç kalkmadıklarını yüksek sesle dahi konuşmadıklarını söylemişti adamcağız nasıl da şaşırmıştı. Dayanamamış sormuş nasıl oluyor nasıl becerdiniz bu işi diye ki ben de hatıırlıyorum ebeveynlik dersi gibi bişeydi, çocuk olabilir ama çocuk da çocukluğunu ve sınırlarını bilecek. Tam olmasa da az buçuk askeri disiplin bu görgü kurallarında olmak zorunda. Yoksa iki yetişkin insan bir çocuğun ettrafında pervane olur, sonra oturup ağlayan hem sizler hem de çocuk olur. Bence de öyle tabi ki çocuk dediğin ağlar ama ağlamasını gerektirecek gerçek durum karşısında yoksa olur olmaz şeylere değil. Bu cidden eğitim işi. Bebekken girilen böylesi ortamlarda bebekle fazla meşgul fazla abartılı ilgienmeyeceksin. İlgilenecek şeyler verip çocuğu veya bebeği kendi kendine meşgul edeceksin. Evinde istediğin kadar pohpohla ama böylesi yerlerde değil. Bu arada iyi seyahatler Elif Hanım….

  11. Ben de Ayça’a katılıyorum. Seyahat bir kültür gerektiriyor.Eğer bu kültürünüz varsa çocukları idare etmek daha kolay olabiliyro.
    Bir de bizler belşki çocuk odaklı yaşıyoruz. Bu da onalrı daha şımarık yapıyor. Sınırları belirlemek ve çocuklara da bunları kabul ettirmek gerekli..
    Ben kendi oğlumu düşünüyorum da , uzun bir uçak yolculuğunda ne yaparduık ?,diye..Sanırım Elif deneyimlerini okuyup, ona göre de önlemler alarak yolculuğa çıkardım.

  12. evet katiliyorum ve sebebi kuralci olmayisi türk ailelerin yüzde 60 böyle ama bide suna inaniyorum `yarin sabah ucagimiz var hadi herkez yikancak aksama´ ve sonuc kulakta az miktarda kalan su basincla olusan feci kulak agrisi biz böyleyiz ailece yikanmadan baska bi sehre bile gitmeyiz 🙂

  13. katılıyorum. benimkiler değil ama genel olarak Türk milletinin çocukları daha çok ağlıyor. bu da senin yazında cevabını verdiğin şeyle alakalı; Sınırlarını bilmiyorlar. Çoğu ebeveyn herkesin çocuğuna müsamaha göstermesi gerektiği gibi bir düşünceye sahip. Sosyal hayatta pek de görgülü bir toplum değiliz bence. Çocuk o bağırır, çocuk o koşar, çocuk canım n’olcak! diye büyütülen bir çocuğun senin benim çocuklarım gibi oturup kitap okumasını, puzzle yapmasını beklemek saçma.

    Mesela sokak ortasında çocuğuna çat çut girişen anneler de var. Her mekan çocuğuna aitmiş, bir tek onun çocuğunun kullanımına açıkmış gibi davranan aileler de. Çişi gelince çocuğunu yol kenarına yaptırırsan ne olur? Aynı hesap anlayacağınız. Toplumun çoğu bizim gibi bilinçli annelerden, görgü sahibi ailelerden oluşmuyor. Görgü, çevreye saygı parayla, statüyle de olmuyor… Kim nasıl yetişmişse evladını da öyle yetiştiriyor işte.

    • EVET EVET kesinlikle evet diyorum. Hemen hemen herkes ayn dili kullanmış. Bir çoğuna da katılıyorum. Başka bir sorun da farklı olanı kabullenmemek ben de büyük oğlumla hiç bu anlamda problem yaşamadım. ( küçük de sorunsuz ama henüz küçük cevap vermek için 🙂 ama olumlu gidiyor.) Oğlum hangi ortama girdi ise, hep büyüklerimden çok güzel olumlu eleştiriler alırken maşallah nidaları yükselirken, yaşıtım yada benden küçük olup ama aynı yaşa ait çocukları olan arkadaşların eğlencesi olmadık değil zaman zaman yani kültür siz de olsa da çevrenizdekiler de yoksa yine yapacak çok şey kalmıyor 🙁 kısacası size farklı muamelesi yapılıyor. oğlum kendilğinden çok erken tuvaletini yapmayı talep etmiş hiç lazımlık kullanmamıştı. İşini bitirdikten sonra anne yıka demeden kalkmayan ayrıca altını cizeceğim evimizin o zamanki şartlarında banyomuzun lavabosundan sıcak su akmamasına rağmen elini yıkamadan asla çıkmayan bir çocuktu. Büyükler böyle şeylere çok önem verirler bilirsiniz şart şurt durumu arkadaşım da kalmaya gitmiştik henüz 2 yaş civarı bir saatliğine arkadaşımın annesine bırakmıştım. Anneanneye çok benzediği için sorun yaşamadık tuvaletini bitirince annanne yıkasana demiş o günden beri arkadasımın annesi beni tebrik eder. Bu yaşata her çocuk bu şartları bilmez yine her gittiği ortam da bilinçli insanların hemen dikkatini çeker nezaket kurallarına uyumu vs. gelin görün ki bu işe 🙂 kardeşim dahildir, onunda 8 yaşında bir kızı var diğerinin 5 yada arkadaşlarımın oğul yada kızları aynı yaşlar da hepsini başka başka çok seviyorum, ama oğluma hep sen başkasın muamelesi yapmıştırlar. oğlumla öyle çok uzaklara seyahat edemedik son yıllarda ama en son on aylıkken uçağa binmek zorunda kalmıştık ve ilk 3 dakikakdan sonra uyumuştu. 10 günlük uzun bir tatildi ve çok keyifliydi. şimdiler de diğer oğlum on aylık ve ben soruyorum? Elif hanım herhalde tesadüf değildir. Her iki çocuğun birbirine benzemesi, şimdiler de bol, bol anne sütü de alıyor ek gıdayı da bol, bol yiyor ama özel zamanlar da şımartılarak değil, benimle ve abisi ile kahvaltı ediyor. Öğlen birlikte aynı yemeklerden ona da sandalyesin de ikram ediliyor akşam yine aynı yani hiç sen bebeksin muamelesi yapmadım. İkisine de ve bir dolu bizi farklı görene inat çocuklarım brokoliyi öyle ağaç gibi yiyor, karnıbahar kokusuna bayılıyor sevmediklerinden 5 kaşık yiyor şifa olsun diye bir de onlara her şeyi dürüstçe söylüyoruz. Tartışıyoruz, ağlıyoruz, gülüyoruz hepsini çocuklarımızla yapıyoruz. Hiç küçük olduklarını onların her şeye hakkı olduğunu ama herkesin haklarına saygılı olmayı yani başka çocukların gürültüsünden rahatsız oluyor ise başkalarınında bizden rahatsız olabileceğini ifade ettik biz anlatık o hep anladı. Her ne olursa olsun oğlumun bu uyumu saygısı bütün bu bağıran çağıran çocuklar arasında farklı muamele görmesine neden olsa da ben ona olsun oğlum biz farklıyız biz onlar gibi değiliz bizim ailemiz böyle mutlu ve huzurlu demekten hiç vazgeçmedim oda hep kendini özel ve önemli hissetti. sanırım sihirde peri tozu da bizim davranış ve dilimizde nacizane fikrimdir. sonuç olumludur. 😀

  14. Ben de çoook şükür o genellemeye dahil değilim. Her zaman tatilde sahilde ne zaman ağlayan bir çocuk görsem baktığımda Türk olduğunu fark ediyorum. Annesi ya denize sokmaya ya çıkarmaya çalışıyordur ya da yedirmeye veya giydirmeye ya da soymaya.Diğer yabancı kuzular da kendi hallerinde oynuyor,yiyor ya da uyuyordur.Bu bence ailenin bilinçli olması,çocuğu büyütürken sunduğu ortam ve tutarlı davranışları ile birebir ilgili.
    Gözlemim,burada çocuğun gelişimi içinde sadece boy kilo gibi fiziksel ilerlemesini takip edip, psikolojik gelişimi ve ihtiyaçlarını ,onların sınırlarını tanıma denemelerini fark etmeyen,aman çocuk işte diye niteleyen ve bu süreci kendi sosyalliğinin gerisinde tutan ebeveynler daha çok yaşıyor.
    Gelişim evrelerini,yaş özelliklerini iyi takip eden,ondan bir adım önde olup bunlara hazirlikli olan ve surec yonetmeyi becerebilmis ebeveynler, milliyeti ne olursa olsun tutturuk, aglayan cocuklara sahip olmuyorlar.
    Bu arada şimdiden iyi yolculuklar dilerim.Gule gule git gule gule gel.

  15. Evet bizimkiler kesinlikle daha cok agliyor nazlaniyor vs bence bunun sebebi kesinlikle biziz cunku kucuklukten itibaren sorumluluk vermiyoruz cocuklarimiz temel ihtiyaclarini bile halledemeden- cunku onlar icin hep birileri yapiyor-ilkokula gelmis oluyorlar en yakin ornek oglumun 3-5 yas arasi gittigi kreste yasaniyordu ankaranin en iyi butik kreslerinden birinde 6yasindaki cocuklari bile krese her geliste gidiste ayakkabisina kadar ogretmeni giydiriyordu ben kendi adima bunu istemedigimi belirttim ve onlar da bazi velilerinin beklemek istemediklerini bu sebeple olayi hizlandirmak icin yaptiklarini soylediler ha ne oldu benim oglum kendisi giyindi soyundu ve bizim girmemiz cikmamiz hep daha uzun surdu ama eger tum arkadaslari boyle yapiyor olsaydi cok daha yararli olurdu .Bu yil oglum ilkokula basladi ve ben de kizimi dogurdugum icin aldigim ucretsiz izni kullaniyorum hazir evdeyken okulda biraz sorumluluk almak istedim ve sinif annesi oldum o kadar enteresan olaylar ve ailelerle karsilasiyorumki bi kere okuldan beklentiler bile cok farkli yemegini bitirdi mi yemekler soguk mu sicak mi meyvesini yedi mi yok kekini bitirememis tuvalete ogretmen goturmeliymis ogretmen yemegini bitir niye dememis ,drama dersinden sonra cocuklariimizin ustlerini baslarini neden degistirmiyorlarmis boyle uzayip gidiyor.Ha bu arada bir de cocuklarini her gun sinif kapisinda bekleyip alan veliler var ki cocuklara okul kapisina kadar yurume hakki bile vermiyorlar ders zili caliyo bunlar dogru sinifannesi nerdeyse cocugun cantasini da hazirlayacaklar bu arada bizim okulumuzda oldukca kucuk bir vakif okulu yani her sey acayip kontrol altinda tek kapi var yani baska bir yere gitme sanslari yok .Ben hadi diyorum neyse de diger cocuklarin yani anneleri almaya gelemeyenlerin ne kotu
    hissettiklerini biliyorum cunku ben de onlardan biriydim konuyu biraz dagitmis gibi gozukebilirim ama bunlarin hepsi bence birbiriyle iliskili bunlari ben yapmiyorum ama benim cocugum cok mu farkli derseniz turkiyede aman masallah herseyini de hallediyo denilen cocuk her yurtdisi seyahatimizde nerdeyse komutsuz is yapmiyor ve diyorum ki ben farkli yetistiremiyorum cunku aslinda ben de bu kulturun cocuguyum dokme suyla degirmen anca bu kadar donuyor iste sirf bu sebeple su anda 9 aylik olan kizimi ,begendigim -baslarda biraz acimasiz gozukse de -yillar gectikce gerekliligini aci bir sekilde fark ettigim erken yasta sorumlulugunu almasini saglayacak yabanci bir elcilik okuluna yollamaya kararliyim hepinize sevgiler

    • kesinlikle sizinle aynı düşünüyorum..aynı cevabı bende kendi içimde”çünkü biz çocuklara sorumluluk vermiyoruz ” şeklinde yanıtladım ve okul konusundaki görüşlerinize de katılıyorum bende benzeri problemler yaşadım 2.5 yaşında kendi ayakkabısını kendi giyen çocugum okula başlayınca bizim giydirmemizi bekledi çünkü baktı ki etrafta ki bütün çocuklar böyle..hatta kayınvalidem bile 8 yaşına kadar çocuklarının ayakkabılarını kendi giydirdiğini söyleyerek bir nevi üşengeçlikle beni itham eder gibi bile oldu..şahsen bende çocuklularla seyahat etmekten hoşlanmıyorum..tek doğuran millet bizmişiz gibi davranıldığından ötürü

  16. Sadece uçakta değil. Yazın otellerde tatil yapanlar bilir. Orada da en fazla gürültüyü yapanlar Türk çocuklarıdır. Almanların veya Rusların çocukları hiçbir zaman taşkınlık yapmaz, havuz etrafında veya restoran bölümünde koşturmaz, aileleriyle birlikte oynar, oturur yemeklerini düzgünce yerler.
    Onlar nasıl bir disiplinde yetiştiriyorlar bilmiyorum ama bizim çocuklarımız çok şımartılarak büyütülüyorlar. Ben sanat ve sporda da Türk insanın ilerlememiş ve adını duyurmamış olmasını buna bağlıyorum. bizim çocuklarımız sıkılmaya, disipline asla gelemiyorlar. Ebeveyn olarak sınır koymayı bilmiyoruz. Bence bizim sorunumuz bu. Zaten bizde anne-baba kural koysa, Anneanne, babaanne, dede gibi yakın akrabalar tarafından her zaman delinir o kurallar.

    • kesinlikle katılıyorum. bırak yerinden kalkmadan yemek yedirmeyi, uyku saatini geçirmesine müsade etmediğim için Nazi olarak nitelendiriliyorum kendi ailem ve arkadaşlarım tarafından. “canım bugün yarım saat geç uyuyuversin”, “yarım saat tv seyretmekten bir şey olmaz, baksana ne kadar mutlu oluyor”, “bu kez tv seyrederken yiyiversin”, “otokoltuğundan araç durmadan kalkıversin, beş dakikaya inicez nasıl olsa”, “şeker yemeyen çocuk mu olur”, “hem yemiyor diye üzülüyorsun hem de patates kızartması verdiğimizde bize öldürecek gibi bakıyorsun”, bla bla bla.. sürekli bu didişmenin içerisindeyim. kocama bile laf geçiremediğim zamanlar oluyor. annem babam her fırsatta kuralları delmekte hiç bir sakınca görmüyor. ben de kendimi sürekli teyakkuzda tutmaktan, kim ne yapıyor benim kurallarıma aykırı diye tetikte olmaktan çok yoruluyorum. ama kızımın kişiliğinin doğru bir şekilde oluşması için başka şansım yok. Disiplinli çocuk mutsuz olur gibi yaygın kanı var anlam veremediğim 🙁

      • dennis, yazdıklarınızın hepsine gönülden katılıyorum. neden bizi nazi anne yaptılar ben de bilemiyorum???

  17. En son yaptığımız İzmir-Ankara uçuşunda 50 dakika çok güzel idare ettikten sonra 2,5 yaşındaki oğlum kulağım ağğrıyorrrrrrrrr diye bağırarak ortalığı birbirine kattı. Verdiğim sakızın, meyve sularının hiçbiri kar etmedi ve susmadı. Bu durumda bende onunla birlikte kendimi sıkmaktan uçaktan indiğimde omuzlarım tutulmuştu.Yani kısaca çocuk dediğin sıklır anne dediğin oyalar ama demek ki herşey bir yere kadar ve başaramadığımız zamanlarda oluyor.

  18. Oğlumla 2 kez uzun otobüs yolculuğu yaptık, küçüktü belki ondan sorun çıkarmadı. Anne-babanın tutumuyla olduğunu düşünüyorum ben.

  19. Simge ve kuzuşum BARTU

    bu konu üzerine şu yazıyı da öneririm;
    arkadaşım Hande çok güzel özetlemiş bu can sıkıcı durumu zaten..

    http://www.bebek.com/kose_yazarlari/balarisi/turkler_cocuk_yetistirmeyi_bilmiyor

    • “bir bebeği susturamamanın nasıl çaresiz bir duygu olduğunu bilseniz, orada o annenin yerinde olmaktansa yolcu olup 1 saat o ağlamayı dinlemeyi tercih edersiniz”

      çok güzel…

  20. Genelde bizim toplum çocukları dehşetengiz ağlıyorlar, yabancı çocuklada bunu görmüyordum diyordum geçen haftaya kadar. Geçen ahfta giriğim bir mağazada yabancı bir anne ve çocuğu mevcut idi. Çocuk bir sebepten ağladı, anne de ona seslendi bir şeyler söyledi. Tek gördüğüm çocuğun vitinin kenarına oturup ağladığıydı. Anne ortadan kaybolmuştu göremedim. Sonra yeniden aynı noktaya gittiğimde ne anne ne çocuk yoktu.
    Bize gelince bizim ilk uçak yolcluğumuz ağlayarak deği ama bebeği zaptetmeye çalışarak geçti. İlk uçak deneyimi olduğu için heryeri ellemeye çalışıyordu. Yemek zaten yediremedik, ama biz de zor yedik çünkü sürekli hareket halindeydi. Sy-eyahatin sonuna doğru uyuyakaldı da biraz rahatladı. Uçuş saten makismum 2 saat idi. Dönüş yolunda ise gayet sakindi. İkinci yolculuk deneyimimimizde onun da koltuğu vardı. Bunu çok sevdi, genel olarak bir problem yaşamadık. Yanımızda oyuncaklar vardı ama habire düşürüyordu filan. Hatta uyudu bile. Yolculuğumuz da da oradan oraya gezdik, mızıklanmadı. Ama bizimki gezmeyi seviyor 🙂 Ha, müzeye gitseydik ne olurdu bimiyorum bak.

  21. Bence de çocuğuna ve ailenin kültür yapısına göre değişir. Ben kendi gözlerimle şahit oldum Amsterdamda metroda 5 yaşında çocuk nasıl ağlıyor nasıl ağlıyor anlatamam kendini yere attı oda yetmezmiş gibi ayaklarıyla tepiniyor annesinin bacaklarına tekmeler atıyor kadında tık yok tepkısız bızımkıler olsa tekme tokat gırşır çocuga ya da en azından kımse görmeden bir tarafını çimdikler o şekilde indiler metrodan bende ağzım açık izledim

  22. Katiliyorum.
    Benim de amerikaya geldigimde ilk izlenimlerinden biri bu olmustur, hatta kiz arkadaslarla bu olayin geyigini yapmisligimiz coktur, simdi ” amerikali annenin yerinde bir Turk snne olsa” diye baslayan soyle basimizin ustunde acilan canlandirma balonun icindeki kiyaslama gulumseten cinsten 🙂
    evlendigimde bir bey olarak esiminde yaklasiminin cok farkli olmadigini gorunce genelleme yapmakta bi abes gormuyorum, genellemelerden mustesna olan annelerimiz illa ki mevcut. cogunluktan goz onune aldigimizda bu tablodan cok rahat bahsedebiliyoruz.
    Amerikada aglayan cocuk olarak aklimda sadece bir ornek kalmis, oda cok nadir gordugumuzden, esim gostermisti “aaa bak bizimkiler gibi agliyo bu cocuk” diye….. alisveris merkezinde cocuk annenin iki metre arkasinda, ciglik cigliga agliyor, anne elinde telefon birileriyle konusuyor, donup arada cocugu kontrol bile etmiyor, aglasada sizlasada cocugun pesinden geleceginden emin, sabirla arkasina donmuyor hatta bilerek dahada ilgisiz gorunme maksatli belki telefona siginiyor, aglasa da annesini takip eden cocuk sonunda susuyor. annenin bacagina yapisip yoluna devam ediyor. o anda ne yasandigini bilemiyoruz tabi, bi yorgunluk, bi huysuzluk hali mi yoksa bi otorite ispatlama calismasi mi?

    Cocuklarin burada daha az aglamalarina sebep olarak , amerikali bir arkadas direk
    daha bebekken biz burda bebegi “aglamaya birakmak” teknigini uyguluyoruz demisti. yavas yavas artan zaman dilimleriyle cocuk 10 dk dan baslayip saatleri bulan aglamalara birakiliyor ki, agladiginda kendiliginde kendi kendine sakinlesmeyi ogrenip uyusun, bi nevi annesinin yanina gelmeyecegini ogrensin… arkadasin anneside ayni teknikle buyutmus tum cocuklari, bunun cocugun psikolojine olumsuz etkileride tastirma konusu.

    Velhasil ister eglence parkalarinda olsun, ister alisveris merkezlerinde, isterse yolda, parkta, yuruyuslerde vs…. daha bir cok yerde rastladigimiz ailelerin cocuklariyla, bizim cocukalara gore bariz tavir farkliligi gormek mumkun…
    buradaki Turk gunlerinde, bayramlarda seyranlarda bir araya geldigimizde de cocuklarin aglamalari, cigliklar bize kucuk Turkiyeyi yasatiyor. 🙂

    • Farber yöntemi evet, BEBEĞİN güvenini sarstığı yönünde çoğu araştırmalar. çocuk için uygulanabilir ama bebek için çok sarsıcı olduğunu düşünüyorum ben de.

  23. Ben de yurt dışında yaşıyorum ve ne burda ne ziyaret ettiğim yerlerde aşırı ağlayan bağıran çocuk görmedim, sadece ucak yolculuğunda değil genelde daha uyumlu ve sakinler. Bunun yetiştirmeyle ilgisi de var bence ama bir diğer etmen de çocukların mutlu olmaları. Burda parklarda bahçelerde dileğince oynuyorlar, her gün soğuk bile olsa dışarı çıkıyorlar ve çocuklara çocuk gibi değil yetişkin birey gibi davranılıyor. Mesela buraya ilk yerleştiğimde dikkatimi çeken birşey otobüslerde yaşlılardan önce çocuklara yer verilmesi. Yaşlı bir bayan kalkıp çocuğa mutlaka yer veriyor, annesi oturmasa bile çocuk oturuyor. Toplumda çocukların bir önceliği var ve sanırım onlar da dikkat çekmek adına bağırmaya ihtiyaç duymuyor. Tabi bizim çocuklarımızın da hepsi öyle değil, fakat akraba çevremde de olmak üzere böyle olan çocuklar var.

    • Mrb sanirim amerika bahsettiginiz yer cunku bir new york seyahatinde benim de dikkatimi cekmisti herhangi bir toplu tasima aracinda yer verdikleri yetmezmis gibi cocukla o kadar sempatik bir goz temasi kuruyorlardi ki niye o kadar cocuk yaptiklarini anliyorum demistim tabii bir de oglumla manhattanda yururken ben bebek arabasini itiyordum bir magazaya girmek istedim ve taaa karsi kaldirimdan bir adam gelip bize kapi tutmustu da agzim acik kalmisti. karnim burnumda hamileyken apartman kapisini benim ve oglumun ustune kapatan komsum ve filipinli bakicisina selam olsun!

      • benimde nerdeyse iki aylik kizim var, alisverislere cikmaya basladik tek basimiza, nasil yaparim , oto koltugunu anca tasirim diyodum kendi kendime…. gecen bi magazada alisveris yaptim ama oto koltugunu oturrtugum alisveris arabasini magazadan park yerine cikarmak yasak oldugu icin posetlere elimi attigim anda direk gorevli yardimima yetisti, ne ara gordun benide yardim geldin be adam
        ertesi gun baska bi magazanin icinde ,cikis kapisinda aracimizin gelmesini beklerken, abartmiyorum her gecen kapiyi acip yardim etmye calisti, artik ben utandimda kapidan uzaklastim

  24. ben büyük konusma demek istiyorum sadece. Dedigin hersey yanimda oldugu halde, yutdisinda yasadigimiz icin kizimla 4 ayliktan itibaren bol bol uctugumuz icin ucusla barisik, kulak esitleme vs. kendini oyalama konusunda gayet deneyimli ve rahat oldugumuz halde, son ucusumuzda iki yas dönemi inatlarina girip, kemerini baglatmamak da israr etti, fasf food, her türlü diversion taktigimiz hikaye oldu, iniste kalkista zaten ipad/iphone kullanamiyorsun, ve ucak kalkis sirasinda uzun süre beklerse, 18 aylik kooperatif insanin aklina kemerini cikarma, kucaginda ayaga kalkma gibi güzellikler gelebiliyor. Bir annenin elinden gelen herseyi yapmasina, bilincli olmasina ragmen, bazen tatsiz ucuslar kacinilmaz olabilir diyorum. Sorunsuz, keyifli ucuslar diliyorum.

  25. bu tur genellemelere katılmıyorum, geçenlerde yurtdışına bir seyahatimde yabancı bir ailenin çocuğu tam 3 saat çığlık atarak ağladı ve anne – baba susturmak için hiç bir şey yapmadı….

  26. biz batlılara göre daha anaç ve çocuklarının üstüne daha çok düşen bir ırkız bence. Onlar çocuğu kendine yetebilen, kendi başına hareket edebilen bireyler olarak yetiştirmeye çalışırken, her istediklerinin olmayacağını anlatabilmek için gaddarca bile olsa-bize göre yani,hani biz çok anaçız ya ondan-yöntemlere başvurabiliyorlar.Bizde durum böyle olmuyor. Çok kıymet verip tepemize çıkarıyoruz, istediği olmadığnda ortalığı ayağa kaldırabiliyor ve kendi başına belki o uçaktaki koltuğa bile oturamıyor.
    Genelleme taraftarı olmasam da bence durum bu minvalde.

  27. Biz de aglamaz, hic bir yerde taskinlik yapmazdik. Biz dedigim, simdi 30’lu yaslarinda olan jenerasyon 🙂 Sorun irkta mirkta degil, degisen jenerasyonda 🙂 “Ozgur ruhlu”, bagirmadan, azarlamadan, kizmadan.. cocuk yetistirecegim derken esegin kulagina su kacirip simarik cocuk yetistiriyor bizim nesil.

  28. Kızımla ilk kez uçağa bindiğimize 17 aylıktı ve 2,5 saatlik seyahatin tamamında ağlamış, yolculardan da tebrik almıştı. Korkunç bir kulak ağrısı ve korku-endişe yaşamıştı. Ardından yaptığımız yolculukların hiçbirinde bunu yaşamadık. Gelgelelim Türkiye’deki çocukların daha çok ağladıklarına katılıyorum. Tuhaf gelebilir ama evde anne-anneanne-bakıcı içinde bilmem kaç yaşına kadar zaman geçiren çocuklar kendilerini oyalamayı beceremiyorlar, farklı ortamlarda çıldırıyorlar. Yabancının çocuğu en geç 1 yaşında kreşe başlayıp, sosyal yaşama her ortamda çok kolay uyum sağlıyor ve oyalanmayı da başarıyorlar.
    Yolculuklarda daha fazla ağlamalarının sebebi ise bence yabancılara göre daha az seyahat etmeleri. Uzun aralarla yapılan uçak yolculukları daha çok endişe yaşatıyor çocuğa.

  29. 2,5 yaşında çok hareketli bir oğlan çocuğu annesi olarak bu genellemelere ne kadar canımın sıkıldığını anlatamam. Benim oğlum o durmayan çocuklardan işte. Hep hareketli bir çocuktu ama o hareketliliğe şu sıralar – sanırım -yaş döneminin de etkisiyle heryerde herşeye ayak diremeler, huysuzlanmalar, inatlaşmalar vs. eklendi. Ve bulunduğumuz ortamda hemen akabinde başlayan “İngiltere’de kaldığım iki yıl boyunca hiç sokakta ağlayan, huysuzlanan çocuklar görmedim” yorumları artık beni gerçekten çileden çıkarıyor. Çocuk bu işte yahu. Biz de istemiyoruz bu çocuk ortalığı birbirine katsın, durmaksızın koşsun, zıplasın ama uğraştığımız halde bazen -ki şu sıralar çoğunlukla- engel olamıyoruz işte.
    Madem bu Batılıların çocukları hep uslu, hep sessiz, peki o halde bu kadar leb-i derya 2 yaş sendromu vs. araştırmaları yayınlanan İngilizler, Amerikalılar bunu bizim gibi az gelişmiş, çocuk yetiştirmeyi bilmeyen ülkelerin çocuklarını mı gözlemleyerek yazmışlar? Yahu bu “mutlu çocuk yetiştirmek” ve çocukların huy sorunlarıyla mücadele etmek yönünde okuduğum kitapların %90’ı Avrupalı veya Amerikalı yazarlarca yazılmış kitaplar ve oradaki huysuzluk krizi geçiren çocuk örneklerindeki çocukların hiçbirinin ismi Ömer, Doruk, Defne veya Ece değil…. Demek ki onların Joshua’sı, Elton’ı da huysuzluk nöbetine girip kendini yerden yere atıyorlarmış (onların yalancısıyım) Peki bu yorumun ardından anlatılan yurtdışında cafelerde vs. çocuğu masaya bağlama uygulamasını nereye koymalıyız? (Ben şahsen görmedim, ama şu sıralar yurtdışına çıkanlarca çokça anlatılmaya başlandı bu örnek)
    Belki de gerçekten biz de bağlamalıyız çocukları masalara? (Gerçi bizimki şu anki haliyle masayı da sürükler yanında ya, neyse…:)) O zaman çevremizde oluşup bizi çocuğa işkence etmekle suçlayacak güruhla da baş etmeyi göze almalıyız. Ya da içimiz çocuğumuzu Ferber yöntemiyle uyutmaya bile elvermezken aynen yukarıdaki yorumlarda bile örneği verildiği üzere “efenim, bebekken bolca ağlatıyorlar, dönüp bakmıyorlar bile, biz de yapalım” demeliyiz. Bunlar bizi gerçekten o muhteşem Amerikalı, Avrupalı ebeveynler ve çocukları gibi yapacaksa yapalım gitsin ve biz de kurtulalım artık bu kıyaslamalardan gerçekten…
    (Biraz iç sesimi konuşturdum sanırım, kusura bakmayın)
    Elbette gözlemler önemlidir, bunu inkar etmiyorum ama bu çocuk yetiştime meselesinde maalesef iki kere iki dört etmiyor. İstediğiniz kadar bilinçli (her ne demekse, bu da tartışılır tabi) ve ilgili ebeveyn olun, bütün bunlar çocuğun yapısı, yaşı, bulunduğunuz sosyo-ekonomik durum, kültürel faktörler vb. gibi pekçok şeyden etkilenir ve bunların hiçbirini anne baba tek başına etkileyemez. Yukarıda bazı yorumlarda dem vurulduğu gibi bu ülkede çok pohpohlandığı için dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanıp istediğini elde edemeyince bağırıp ağlayan çocuklar olduğu gibi, fazla kalabalık aileler içinde kendini ifade edemeyip, yeterli ilgi göremedeğinden sadece ilgi çekmek için ağlayan çocuklar da var (mesela benim şu anda yaşamakta olduğum ücra memleket köşesindeki çocukların durumu daha çok bu ikinciye giriyor). Veya her türlü ilgiyi, sevgiyi dengede tutmaya çalıştığınız halde fazla enerjisi olan ve enerjisini boşaltamadığınız için zaptedemediğiniz bir ufaklığınız da olabilir…
    Bir de her şekilde, mutlaka eleştirilirsiniz. Karışmazsınız, “aman hiç karışmıyor, çocuk herkesin tepesine çıktı” denir, azarlar, bağırırsınız (aynen eskiden bize yaptıkları gibi) “cahil ve duygusuz anne/baba” denilir, görmezlikten gelirsiniz “çocuk umrunda değil” denilir.
    Velhasıl bu çocuk yetiştirme konusu herkesin konuştuğu ama hiç kimsenin doğru olanın ne olduğunu bilmediği bir konu olarak ortada kalmaya devam eder.
    Başına gelmeyen bilemez, hele çocuk sahibi olmayanların hiç mi hiç büyük konuşmaması lazım bu tür kıyaslamaları, yorumları ve genellemeleri yaparken.
    Ama elbette sonuç her ne olursa olsun başkalarına saygı göstermek, sınırlarını bilmek ve bu anlamda ebeveynlerin takındıkları tutumlar çok önemli. Ama bazen ne kadar sorumlu davranıyor, çırpınıyor olursak olalım bazı şeyleri değiştirebilmek, düzeltebilmek o an için mümkün olamıyor, o nokta da diğerlerinin hoşgörüsüne ihtiyaç duyuyor anne baba. Zira o ortamda kendini en çaresiz, utanmış ve suçlu hisseden yine o “sorumlu” anne baba oluyor ve o esnada yapılan kıyaslamalara değil, hoşgörüye ve yardıma ihtiyaç duyuyor.
    Bir de geçen bunu okumuştum, buna göre de Avrupalıların bebeklerinin Afrikalı bebeklere göre çok ağladığı iddia ediliyor: http://www.naturalchild.org/guest/claire_niala.html. Bir de buradan yakın bakalım 🙂
    -çok uzun oldu, kusura bakmayın-

    • Aklımdan geçenleri yazmışsınız, aynen katılıyorum. “Terrible Two” tabirini kimler bulmuş acaba?

    • Gercekten cocukları yurtdışında masaya mı bagliyorlar?Pes!Gerci bende suan Kemerdeyim ve bir turist gördüm cocugunu baglayan tasmayla çok garibime gitti.Bir tane de İngilizde bebek ağlamasına rağmen yavruyu sandalyesinden kaldırmadı yemeğini yemeye devam etti.Bir başkasıda cocuk şapkasını çıkarmak istedi diye eline vurdu.Bana mı denk geldi hep acaba…Ben çok üzüldüm o cocuklara.Tamam cocuklar uslu ama terbiye sekilleri bu ise bence bizde yanlış yok.Gerci bu konu eski,cevap yazan olur mu?

    • ağzınıza sağlık.nokta.

  30. Katılıyorum, hatta ekliyorum:

    Genç ama çokbilmiş annelerin çocukları daha çok ağlıyor, eğitim seviyesi düşük ailelerde var bu sorun.. Hatta bana anasını göster, sana cocuğun yolculukta ne yapacagını söyleyeyim.
    Kar yüzünden feci bir uçak yolculuğu yaptım. Önümüzde “babaaaa” diye tüm yol zirlayan çocuk yüzünden annelikten soğudum. Daha kötü seyler de hissettim de şimdi neyse…
    Kadın bir kere bile “sus evladım, insanları rahatsız ediyorsun” demedi.

    Sorun da bu zaten. 4-5 yaş cocuğu laftan anlamalı artık. Baskasını rahatsız etmemesi gerektiğini bilmeli. Önce kendi saygılı olacak anne, sonra cocuğuna öğretecek bunu.

    Ve bir erkek cocuk sahibi anne olarak “cocuklular için özel uçak seferini” sonuna kadar destekliyorum. Herkes çocuğunu egitene kadar…

  31. Hep Avrupa ve Amerika’dan örnek verilmiş. Peki, diğer Akdenizli toplumların çocukları nasıl? Yani geniş ailede büyüyen, kültürel olarak el kol hareketleri ve kavga eder gibi yüksek ses tonu ile konuşan, ölüm karşısında sessiz ve vakur olmak yerin eçığlık kıyamet ağlayı kendini yerden yere vurarak ve sonuç olarak duygularını özgürce yaşamayı seçen milletlerin çocukları? İtalyan, İspanyol, Portekiz çocuklar?

    Ben olsam kendi çocuğumu Amerikalı ya da Avrupa’nın soğuk bölümlerindeki ülkelerindeki çocuklarla kıyaslamazdım.

  32. Evet bende kesinlikle katılıyorum M.Ali Birand’a bizim çocuklarımız biraz daha gürültücü ben kızımla 6 aylık olduğundan itibaren sürekli seyahat ettim gerek yurt içi gerek yurt dışı yolculuklarımda hiçbir problem yaşamadım ben çok mükemmelim diye iddia etmiyorum çünkü biraz şanslıyım diyede düşünüyorum uysal bir kızım var ve ona sakince anlatılan şeyleri anlayabiliyo (çocukluk sınırları içerisinde); onu oyalamama izin veriyo diyelim.Zaten bende kızıma güvenerek çıkıyorum bu yolculuklara muhtemelen onlarda öyledir çok huzursuz yerinde durmayan bir çocuğumda olabilirdi o zaman cesaret edemezdim onlarda edemezdi diye düşünüyorum.”Ama şöyle bir yanılgımız olduğuda kesin benim çocuğum dünyanın en özel varlığı, çocuk olduğu içinde herşeyi yapmaya hakkı var” bilinç dışı böyle bir algısı var annelerin bunu çok bencilce bulduğumu söylemeliyim benim çocuğum çocuk olduğu için her hakka sahip değil en azından başkarının hakkını gasbetme hakkına sahip değil çocuğum çok huysuz laftan anlamaz bir çocuk olsaydıda böyle konuşurmuydum bilmem ama en azında onunla mecbur olmadıkca toplu yerlerde bulunmamaya çalışırdım sanırım…

  33. Ben de yurtdisinda yasiyorum, burdaki cocuklarin daha az agladigi kesinlikle dogru!! Bizden daha fazla cocuklarina sorumluluk verdikleride dogru. Peki buyuyunce bu mukemmel yetismis cocuklara ne oluyorda bu hale geliyorlar? Soguk, samimiyetsiz, asosyal .. En azindan benim yasadigim, her sene dunyanin en yasanir yeri secilen , guzel Avrupa ulkesi. Ama ne yazikki insanlari icin ayni seyi soyleyemeyecegim:(

    • Size Katiliyorum. Cocukken soz dinleselerde buyuduklerinde laftan anlamiyorlar. Yaslanmis olan Anne babalarina bizim toplumumuzdaki gibi sahip cikmiyorlar ( genel olarak)

    • ben katilmiyorum buna bende yurt disindan geldim ki orda dogup büyüdüm orda ailede en kücügünden en büyügüne birbirine saygi söyteriyolar cocuklara ´dur sen cocuksun sen aklin okadar calismaz benim aklimi kullancaksin cünkü ben daha iyi biliyorum´diye bi yaklasim yok. Anneme derdim bu lafi bana `hayir olmaz kizim´dedginde `niye anne?´ve carpici cevap `cünkü sen bizim kadar yasamadin sen bilmessin biz daha iyi biliriz´ 😀 ama onlarda yok ve yaslandiklarinda genelde cocuklar bakmiyosa anneye kesinlikle yegenleri yada torunlari yada abla, abisi veya kardesleri bakiyo apartmadaki yaslilara baktigimda durumlari aynen böyleydi ama bizde öyle degil evladi bakmiyosa bize kaldimi canim!!!!
      uzadi biliyorum ama son olarak ne ekersen onu bicersin saygi göster ama kurallar cercevesinde cünkü dünyanin her yerinde yamyamlarin kabilelerinde bile kurallar var ve onlara uyuluyo.

  34. neyimiz benziyor onlarla da çocuklarımız benzeyecek ki
    hoş benzesinde istemem(çocuklarımız)
    iyiler hoşlarda çocuklarının içlerinde ruh yok gibi bakıyor lar boş isteksiz
    7-8 yaşındaki çocukları pusete bindiriyor adamlar ya:)
    benimki 1,5 yaşından beri binmemek için direnir
    sabah hahvaltısında cornflakes yerlerse zavallılar ne kadar coşacakki
    ama bizimkiler öylemi veriyoz tahini pekmezi düz duvara tırmanıyorlar:))))))))))))))))))

  35. Bende amerikaya ilk geldigim yillarda cok karsilastiriyordum Turk ve amerikan cocuklarini. Hatta onlarin yetistirme tarzini ornek aliyordum kendime. Tabi o zaman cocuk falan yok. Amerikali bi arkadasim en buyugu 4,5 yasinda olan uc cocuguyla evimize geldiginde evde cocuk var demeyecegin sekilde uslulardi. Biz kalkmadan sofradan kalkmadilar bile. Tam bi bucuk saat bizimle birlikte Masada otururlardi kalkmak istediklerinde babasi burasi bizim evimiz degil dedi mi uzerine bi sey demezlerdi. Sofrada neyi ne kadar yiyeceklerine Anne baba karar verirdi. Bi keresinde baklavayi ikiye bolup vermisti:) cocukta cok begenmesine ragmen ikinciyi isteyemedi bile.  daha 9 aylikken cocuk vazoya dogru gittiginde annesi hayir diyince cocuk duruyordu. Biraz oynayip unuttuktan sonra yine vazoya yonelince bi daha hayir diyordu ve cocuk duruyordu hayret etmistim. Evlerinde de durum ayniydi. Anne kek verecegim diyince cocuk direk mama sandalyesine gecti. Oyle dolanarak yemek yok. En kucugu biraz inatciydi soz dinlemedi mi babasi alip diger odada konusuyordu ve cocuk Geri geldiginde soz dinliyordu. Bu cocuklarla insan her yere gider. En kucugu bi keresinde son lokmasini yemedi diye uc saat mama sandalyesinde birakmislar.

    Kizim olduktan sonrada her dr a gidisimizde sinir oluyordum. Kolik oldugu icin devamli agliyordu. Klinikte bi tek biz vardik esimle sirayla cocugu ziplatarak susturmaya calisan. Diger bebeklerler ya pusetlerinde oturuyorkardi ya da annelerinin kucaklarinda. Kizimin dr u ise cocugu birakmamizi ve susana kadar almamamizi tavsiye etmisti. Daha kucucuk bebek belli ki gaz sancisindan agliyor ve sen onu kendi kendine sakinlesmeyi ogrensin diye birakiyorsun. Sonra arastirma yaptim ve bi kac pedagog un bu yontemin iyi olmadigini yazdigini gordum. Cunku cocuk o yaslarda Anne babaya guvenmezse omur boyu kimseye guvenemiyormus. Gercektende kulturleri kimseye guvenmeme uzerine kurulu. O yuzden kendi rahatligim icin bebegime bunu yapmamaya karar verdim. Hatta amerikalilarin hayvan yetistirir gibi cocuk yetistirdigini savunanlar bile var. Bende biraz Katiliyorum, gercektende cok sertler. O kadar Kati olmakda iyi bir sey degil.

    Cocuklar Allah in Bize emanetleri. Onlari en iyi sekilde yetistirmekde bizim gorevimiz. Bence turklerde amerikalilarda dengeyi saglayamiyorlar. Ikisinin arasinda bi sey olmali.

  36. Ben de kesinlikle katılıyorum ve bunun tamamen toplum yapımızdan kaynaklandığını düşünüyorum.. Belli şeylere şartlanmışız toplum olarak değişmesi imkansız gözüküyor maalesef..
    İnsanlara hiç bebek ya da çocuk severken dikkat ettiniz mi.. “Sen de yaramazlık yapacak mısın” “Ah sen de büyüyüp buraları karıştıracak mısın” ” Bak büyüyeceksin bu örtülere asılıp masa devireceksin bir görsek o günleri”
    Çocukları resmen olumsuz davranışlara kodluyoruz.. Benim uyarmaktan dilimde tüy bitti, insanlar anlamıyorlar anlamıyorlar…
    Ayrıca ben bir yere gittiğimde bebeği bir kenara koyup karşımdaki insanla sohbet etmek isterim. Ne mümkün!!! Bütün odak noktası çocuk, herkes mık mık çocukla ilgileniyor.. Kucağımda 2 sn. mızırdanıyor mu “Hadi ver annesi ben dolaştırayım onu” Kendini bu tip davranışlarla dünyanın merkezi zanneden çocuğa sonra istemediğimiz yerde “sus otur” Olduuuuu canımmm der o da o zaman, dünyanın merkezi benim, katiyen bana aksi gibi davranamazsın..
    O kadar doluyum ki bu yanlış davranışlar konusunda, kitap yazabilirim.. Çocuğumu eğitemiyorum çünkü önce insanları eğitmem gerekiyor..
    Maalesef çalıştığım için de bu insanlara mahkumum :((

  37. Yorumların hepsini okumadım belki de yazacaklarım onceden söylendi. Olay tamamen MAHALLE BASKİSİ yuzunden…sokaktaki adam devamlı karışıyor…senin cocuğun hakkında…..ince giydirmissin bu üşür, cok az yedi doydu mü ki, dışarı çıkarmissin başlığı yok, falan filan diye tanımadığın adamların bile yorum yapması ulusal bir baskının ister istemez oluşmasına sebep oluyor……. Ne olur ya ne olur herkes kendi işine baksın….. O zaman anneler de cocuklar da o kadar huzurlu olacak ki….

  38. Ben bu sorunun bilinçle,iyi eğitimle,ileriyi görmekle,falan filanla ilgisi olduğunu düşünmüyorum.Yurtdışında ve Türkiye’de bir sürü yabancı(avrupa’lı) ebeveyn görüyoruz.Bazıları çok genç daha 16-17 yaşlarında,bazılarının 4-5 tane çocuğu var,peşlerinde geziyorlar,belli ki iyi eğitimli ebeveynler değiller,davranışlarına bakarsan çocuğa yönelik belli bir bilinçli davranışları da yok ama onların çocukları da ağlamayan,kendi kendilerini oyalayıp anne babaya fazla sorun çıkarmayan etraftakileri rahatsız etmeyen çocuklar.Bence bunun sebebi,bizde çocuğun üzerine çok düşülüyor.Fazla kuralcı davranılıyor ya da şımartılıyor.Anne baba olmasa anneanne,babaanne,bakıcı şımartıyor.Çocuk fazla üzerine düşülünce sınırlarının üzerine çıkabileceğini düşünüyor,sınır tanımıyor.Bir de karda karla oynamasına izin verilmiyor,çamurda kirlenmesine izin verilmiyor,yeni bir yere gittiğinde keşfetmesi yasaklanıyor.sıkılıp bunalıyor.O bir çocuk,enerji dolu,haliyle sesini yükseltmeye,etrafa sataşmaya başlıyor.Yani benim düşüncem;bu meselenin eğitim seviyesi,çok kitap okuma,anne babanın kültür düzeyi vs ile ilgisi yok.Çocuğa yönelik yetiştiriş tarzı anne babalığın içgüdüsel haliyle,rahatlığı ile bağlantılı.Rahatlık demek her zaman başkasının özgürlüğüne engel olmak demek değildir.Biz karşımızdakini ne kadar rahat bırakırsak(ona bunu hissettirirsek) karşımızdaki de o denli huzurlu olur.(bence).

  39. Offf ben çok dertliyim bu konuda.Oğlumla(6 yaşında) yolculuk yapmak kelimenin tam anlamıyla benim içinde onun içinde işkence.
    Uçak yolculuğu 2 defa yaptık.İlkinde bebekti (5 aylık) mütemadiyen ağladı.Hem çevremizdeki insanlara karşı mahcub olmuş hem de oğlumun neden ağladığını anlayamadığım ve onu susturamadığım için kendimi çok yetersiz hissetmiştim.İkincisinde iki buçuk yaşındaydı; yüksek sesle “Oturmak istemiyorum,sıkıldım,zıplıyacağım.” dedi yol boyunca.İki buçuk yaşında azıtmış bir çocuğa herkesin içinde ne yapabilirsiniz.?En son maceramız ise bu bayram tatilinde memlekete otobüsle giderken oldu.Devamlı kustu ve ağladı.Ne yapacağımı şaşırdım.
    Ben yurtdışına sadece üç kez çıktım orda gördüğüm çocuklar ve Türkiye’deki turist çocukları dışında yabancı anne ve çocuklarla karşılaşmadım.Yabancı aileleri uzaktan gözlemleyebildiğim kadarıyla söyleyebilirim ki evet yabancı çocuklar daha sakin.Benim çevremdeki Türk çocuklarının ise hemen hemen hepsi yolculuk esnasında yada başka yerde kafaları estimi kriz çıkarıyor.Eskiden böyleydi bence,bizim neslin ebeveynlik yöntemleriyle alakalı olduğunu düşünmüyorum.Yıllar önce ben,annem,kardeşim Ankara’dan Erzurum’a gitmiştik;kardeşim bir buçuk yaşındaydı o da çok ağlamıştı.Benim öğrenciliğimdede böyleydi memleket giderken bebekler,çocuklar hep ağlar,kusardı.Sebebini bilemiyorum çözümüm yok.
    Ama sevgili blogcu anne ve okuyucuları beni en çok rahatsız eden Türk annelerini yabancı annelerle kıyas etmek.Bazen öyle yorumlar yazılıyor ki kendime,anneliğime olan inancım sarsılıyor.Çünkü o çocuğuna peşinde dolaşarak yemek yediren,geç uyutan,çocuğun dağınıklığını çocuğa toplatmak yerine kendi toplayan vs anne protipine cuk diye oturuyorum.Biraz ağır eleştirilmiyor mu sizce Türk annesi?
    Herkes eleştiriyor,müdahele ediyor zavallı Türk annesine.Ben blog yazan birçok anneye göre çok kötüyüm tersi gibi davransam kayınvalidem ve anneme göre kötü anne olup eleştirilirim 🙂
    Mesela ilk altı ay anne sütünü tavsiye ediyor doktorlar,kayınvalidem ve annem ilk duyduğunda öyle çocuk mu beslenir dediler.Bizimkiler üç dört aylıkken elma suyu,et suyu veriyorlarmış.Ben ne kadar istikrarlı olmaya çalışsamda bu konuda işler istediğim gibi hiç gitmedi.Bir yandan ilk altı ay anne sütü elzem diyen doktorlar,blog yazarları öte yandan çocuk aç diyen annem,benim kendimi yetersiz hissetmem üstüne eklenince ben bebemi anneme verdim al nasıl besliyorsan besle,ben beceremiyorum dedim.Ya da oğlum yemek yemek istemeyince kayınvalidem çocuk sıkılıyor masada oturmak istemiyor kalk sen yedir,ne yedirsen kar diyor.Açıkcası banada mantıklı geliyor dediği, peşinde dolanıyorum çocuğun.Masada yarısını yese tabağın,ben yedirince tamamını yiyor.Yanlış yaptığımı düşünmüyorum kendi ellerimle yedirince içim daha rahat ediyor.
    Ya da uyku konusunda saat on buçukta-ondan koltukta bayılıyor;ben uyutmaya kalksam kayınvalidem zorla uyutma çocuğu bırak uykusu gelince kendi yatar diyor.Gecenin bir vakti pıtı pıtı yürüyüp yanıma kıvrılabiliyor,zaten tüm gün işteyim ilgilenemiyorum çocukla deyip alıyorum kucağıma hemen.
    Ya da oyuncaklarını dağıtıyor toplamıyor küçüçük çocuk yorulur diyorum,iş yaptırmaya içim elvermiyor ben topluyorum:).
    Avrupalı anneler çocuklarına fiziksel şiddet uygulamıyor sanırım,ama benimki yeni bir huy geliştirdi sinirlenince kafasını yere vuruyor,kayınvalidemle babasıda öyleydi ağzına çarptım iki tane bir daha yapmadı dedi :).Avrupalı anne olsa çocuğu yalnız bırakıp giderdi.Ben yalnız bıraktım ama benim oğluş beni sinir eden bu huyundan vazgeçmedi.Ben de törpülenmiş Türk annesi olarak tuttum bir güzel ileri geri salladım,höykürdüm,tamam itiraf ediyorum elinede vurdum ve artık sinirlenince oğluşun o güzel kafası yere çarpmaz oldu :).
    Neden bilmiyorum ama ben bir türlü Avrupalı anneler gibi cool olamıyorum benim oğlumda Avrupalı bebeler gibi cool…Bizi sert ve baskıcı buluyorlar ama bence onlarında zaman zaman sert tutumları oluyor.Mesela İngiltere’de dikkatimi en çok çeken şeylerden biri tasmalı çocuklardı.Kemer’dede bu yaz denk geldim.Çocuk el tutturmuyor koşuyor umurlarında değil çocuğa tasma takıp dağ bayır gezmeleine devam ediyorlar.Ben doğru bulmuyorum bu yaklaşımı.İtici geliyor,aşağılıyorlar çocuğu.Ya da uykusu gelmeyen,uykusu gelmeyen çocuğu ister yat ister yatma deyip yatağına göndermeyi sert buluyorum.
    Sanırım annelerimizin yöntemi genel olarak daha makul geliyor bana…Ve benim gibi bir çok anneye.Belki yöntemleri yanlışta olsa benimsediğimizden,alışık olduğumuz için şüpheci yaklaşmamamızdan vs..Bilemiyorum…
    Ondan demem o ki terbiyemde Türk usülü olacak budan sonra.Ben bir saat çocuğu ikna etmek için konuşamıyorum sabrım tükeniyor, kolundan tutup sallıyınca iki dakikada sesini kesiyor velet.:).Çok şey kırıp dökeceğinede sanmıyorum ne de olsa sevildiğini fazlasıyla anne,baba,dede,anaanne,dayı,teyze,kuzen,komşu teyze,komşu teyzenin ergen kızı fazlasıyla belli ediyor onlara.Özetle eğer çok zor durumda kalırsanız,ileri gitmemek koşuluyla eski yöntemleri kullanmanızı tavsiye edebilirim,hakikaten işe yarıyor.sevgiler.

  40. Gülay Öztürk

    7 aylık bir bebişin çalışan annesi olarak soruyorum
    hadi biz kurallara uydurmaya çalışcazda , ona gündüz bakan anneanne ve babaanneyi nasıl kural uydurmaya yönelticez heleki dediğim dedik çaldığım düdüklerse?

  41. 🙂 yurtdışına çıkmadım ama geçen hafta 19 aylık kızımla otobüsle istanbula gidip geldik. Bağırıp çağırmadı, ortalığı yıkmadı. Koltukların arkasına monte edilmiş tv’yi karıştırdı, patates kafa’yla oynadı, Abur cubur yedi, evlere arabalara, uçaklara el salladı derken yolculuk bitti. Dönüş yine sakindi, otobüsteki diğer çocukların aksine oturdu, tv izledi, koltukların arasında sürekli dolaşan (!) yaklaşık 2 yaşındaki çocuğa dit anne (annene git) dedi, çocuk ezgi’ye dokununca kızdı 🙂 Buarada annesinin umru olmadı, çocuk gidip şöförün yanına oturmuş, sakızını sağa sola yapıştırıp tekrar çiğnemiş, düşmüş vs. Annesi gayet sakin yolculuğa devam etti !

  42. Çok güzel bir soru, ve kesinlikle durumun böyle olduğuna katılıyorum, yani batılı ailelerin çocuklarına göre Türk toplumu bence çocuklarını çok şımarık büyütüyor.

    Bir karikatür görmüştüm, Japon anne ve çocuk ile Türk anne ve çocuğunu karşılaştırıyordu, Türk anne çocuğu kafasını sehpaya vurduğu için, çocuğuna sehpayı dövmeyi öğretiyor, Japon anne ve çocuğu ise eğilmiş sehpadan özür diliyordu.

    Yani demek istediğim şu ki sanırım bizde, her şeyi çocuğa odaklı yaşama alışkanlığı var. Yani bu koskaca dünya sanki bizim çocuklarımızın etrafında dönüyor, onlara bunu aşılayarak çocuklarımızı büyütüyoruz ve neticede de çocuklar istedikleri olmadığı zaman bağırıp kıyametleri koparmayı en doğal hakları olarak görüyorlar.

  43. Ayrıca bir örnek de şu olabilir, Amcamın eşi İngiliz bir hanım, onu uzaktan inceleyen bir kişi, Türk anneye kıyasla ne kadar ilgisiz bir anne diye düşünebilir, ancak şimdi şimdi onu daha iyi anlayıp takdir etmeye başlıyorum, örneğin oyundan dönen çocuklarına yemeklerini hazırlayıp, çocuklarını mama sandalyelerine oturtuyor, yemekte boru makarna var, 2 yaşındaki çocuğuna bile kendi yedirmiyor, çocuk da zaten annesinin elinden yemek değil kendi elleriyle yemeyi seçiyor, döke saça o tabaktaki yemeği bitiriyor.

    Bu hanıma Türkiye’de sorumsuz anne yaftası vurulur eminim, ama o çocuk daha 2 yaşında kendi kendine bir şeyler yapabiliyor, yemeğini döke saça da olsa yiyor, en önemlisi de dünya kendi etrafında dönüyormuşcasına şımarık büyümüyor.

    Onlarla aramızdaki fark bunlar olabilir mi ?

  44. Bence bu soru kapsamina 0-4 yas grubu cocuklar dahil edilmemeli. Bu yas grubu cocuklarda ciddi
    anlamda disiplinli hareket olusturulmasinin normal olmadigini dusunuyorum. Ne zaman bir restaurantda buyuklerle birlikte bir buyuk gibi oturan (bir sey yapmadan oylece) 5 yas alti cocuk gorsem icim cizliyor. Cunku ben o cocugun ne kati bir disiplinle bu hale getirildigini dusunuyorum. Bence boyle bir cocugun belli bir vakit o restaurant ta o sekilde oturmasi aynen Elif’in cocuklarina yapacagi gibi oyalamakla olabilir ancak. Ilgisini yonlendirmekle olabilir ancak. Amerika da yasiyorum. Oglum 4.5 yasinda. Amerikan bir arkadasinin evine oynamaya gitti. Ben 2 saat sonra almaya gittigimde ortalikta iki cocuk tam yaslarina uygun bir sekilde kosuyorlardi. Ben de oglumun arkadasinin annesiyle ayak ustu konusuyorken, bizim cocuklar iyice kontrolden cikip koltuklarin uzerine atlamaya basladilar. Ben oglumu hemen yakaladim, zaten cikmak uzereydik. Arkadasinin annesi ogluna avazi ciktigi kadar bagirdi, bir kac kez. Bakti cocuk dinlemiyor, ogluna tekrar bagirdi “Gavin sit” dedi. Gavin birden korktu, oldugu yere aniden oturdu, ellerini onune koydu, boynunu egdi. Evet, cocuk sustu,sakinlesti. Genel olarak da sakin bir cocuk. Ama nasil sakinlestigini gormek ve genel olarak bu cocuklarin nasil boyle soz dinler halde olduklarini gormek beni gercekten uzdu.

  45. Esim Fransiz ve ikimizin ve ailelerimizin nasil farkli bir anlayis ile cocuk yetistirdigine ornekler verebilirim;
    bu insanlar bizim gibi strestli akdeniz yapisinda degiller, sakinler, gereksiz bagirip, sikayet etmezler hayatlarindan bizim gibi (65 yasinda olupda hic saglik sorunundan bile bahsedenini gormedim, ben 30 umda basladim bile)
    kendimdende bildigim uzere, biz daha duygusal ve demogoji sever bir toplumuz. mesela “anneni uzme” burda kimsenin soylemesi haddine bir laf bile degil.
    esimin bana surekli hatirlattigi sey: o cocuk, sen evebeynsin yani kurallari sen koyarsin. birisi 2 digeri 3 aylik bebegin yatis kalkis saatleri hamilelikten beri ayarlandi sayesinde. simdi en gec 9 da herkes yatakta!
    oyun! her aksam bir saat en az kaliteli oyun suresi ayirmaya calisiyoruz.
    bir yere gittigimizde sakin durursa mutlaka tesekkur ediyoruz.
    Sonuc: benim akdenizli ani tepkili, coskulu guluslu yapim sebebiyle oglum tabiki de bu aglayan cocuk sinifina girmese de yakin duruyor, ama babasinin disiplini onu idare ediyor.
    bence bu bizim toplumsal yapimiz, ayni italyanlar gibi biz de gurultucu bir milletiz. komsularimdan bildigim sey: italyan veya turk evine geldiginde veya evinden ciktiginda mutlaka haberiniz oluyor 🙂

  46. Amerika’daki gözlemlerimden yola çıkarak batı – doğu kültürü kıyaslaması ile çocukların sosyal ortamdaki davranışları
    http://www.bebekveben.com/2012/01/29/turk-cocuklari-neden-cok-agliyor-2/

  47. Çoğu yorumda da sözedilmiş,sanırım bunun sebebi çocuğun yetiştiriliş tarzı.Çocuk kendi kendine kalmayı öğrenmeli.Yoksa ırkla alakası yok tabii ki bunun.Bağırıp çağırmayan,sakin bir sürü Türk çocuk da görebilirsiniz.
    Bir de en başta bebekle seyahat etmek çok zor değil mi? Ailelerin bebekle seyahat etmesini anlayamıyorum ve bebeklerden şikayet edenleri de.Bebekler tabii ki ağlayacak,işkence gibi bir şey olmalı bu onlar için.

  48. osman Duha Boduroglu

    Uçak olayı farklı Hiç Bilemediğimiz Ateşli hastalıklarda delinen kulak zarı (ki bunu bir çogumuz bilmeyiz ben 25 yaşından sonra bende böyle bir kulak zarı deliği oldugunu tesbit ettim ) bırakın çocukları büyük insanlarda bile çok büyük sancılar oluşturuyor beyninde. Bu çocugun uçakta feryat figan ağlamasına sebep olabilir .Ancakkkk sahilde restoranda otelde bu konu geçerlilğini yitiriyor. Bu ortamlarda ağlayan çocuğun önce kendisini daha sonrada aile yapısını anne baba diyaloğunu evdeki psikolojisini araştırmak gerekir. Evet Problemli Baba evde huzur bozan ebebeyler çocuklarda bu sorunu sürekli yaşatıyor olabilirler.

    Bu durumlarda hiç çekinmeden ANNE BABA VE MAALESEF HİÇ SUÇU GÜNAHI OLMAYAN ÇOCUGUN bir psikolog kontrolunden geçmesinde yarar vardır.

  49. Merhaba
    Bence tek sebebi çocuklar ağlamasın diye annelerin çocuğun gözünün içine bakması, en ufak bir zırıltıda kucağına alması ve sonuc olarak da çocuğun bunu alışkanlık haline getirmesi diye düşünüyorum.