12 Yorum

Gülcihan ve Murathan’ın Hikâyesi

Gülcihan ve Murathan’ın Hikâyesi
10 Haziran 2011, Kastamonu

9 Haziran 2011 sabahı uyanıp Murathan’ın geleceğine dair haber veren küçük mesajının ardından tereddüt, korku, endişe, heyecan, sevinç ve daha ne kadar inişli çıkışlı duygu varsa hepsini aynı anda yaşadım. Öğleden sonra olan randevumuzu beklemeden durumu doktorumuza haber verdim. Beklememem gerektiğini söyleyince Murat’ı arayıp olanları anlattım. Acil durumlar için hazırda bekleyen valizimizi alıp çıktık yola.

Asansörden inerken dönüşümüzde 3 kişilik bir aile olabileceğimizi düşündüm. Daha bir hafta vardı ama sanırım Murathan biraz sabırsızdı. Doktor NST sonuçlarına bakıp beni muayeneye aldı. Ağrım olmuş ama ben hissetmemişim, durum biraz sıkıntılı, bebeğin suyu az olduğu için bu geceyi bekleyelim ama yarın sabah gerekirse önce suni sancı o da olmazsa sezaryene alalım dedi. O anda hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim. Aylardır kendimi normal doğum için hazırlıyor, bi ton olumlama yapıp motive olmaya çalışıyordum. Doktorum normal doğum istediğimi biliyordu o yüzden beni sezaryene yönlendirmek için bahane yaratacağına inanmak istemiyordum, bebeğin suyunun az olması doğum esnasında kalp atışlarını etkiliyormuş bu yüzden de riske sokmak istemiyordu.

Durumun ciddiyetini de fazla hafife almadan geceyi evde geçirmek istediğimi söyleyip, herhangi bir aksilikte tekrar gelmek üzere anlaşarak hastaneden ayrıldık. Dokunsalar ağlayacak kadar demoralize olmuştum, sanki her şey boşa gitmiş gibi hissediyordum. Her ihtimale bu kadar yakın olmak fazlasıyla can sıkıcıydı. Birisi kalkıp “Aman ne olacak canım, sezaryen oluversin” dese “Evet ya, ne olacak sanki, sezaryen olsun bitsin” diyecek kadar korkuyordum.

Hastaneye gitmeden önce ablamı aramıştım, doğumda yanımda olmasını çok istiyordum. Akşamüstü apar topar geldi zavallım. Onun da gelmesiyle iyiden iyiye moralim düzelmişti. Artık daha güçlüydüm ve sabahı beklemek daha kolaydı. Gece ilerledikçe ufak ufak sızlamalar başladı. Fakat biz çay, sohbet, dizi derken çok yüz vermedik bu kıpırtılara. Saat geçtikçe ağrılar biraz daha hissettiriyordu kendini, ben bu anların bile tadını çıkarmak için maskaralık yapmaya devam ediyordum.

“Artık yatalım benden size hayır yok” deyip odalara çekildiğimizde saat 12’yi geçmişti. Uyumaya pek izin vermiyordu, ama hala dayanılmaz değildi. Yatak odasında yürüyerek, ağrıyı hafifletecek teknikleri kullanarak zaman geçirdim, Murat ara ara uyumaya devam ediyordu. Saat 2’yi geçtiğinde artık yatmak daha da zorlaştığı için oturmak ya da gezinmek zorunda kalıyordum. Okuduğum ve duyduğum pek çok bilgi bu zamanın evde geçirilmesinden yanaydı o yüzden ben de bu süreyi evde doldurmaya çalışıyordum.

Saat 4’ü geçerken artık ağrılar 10 dakikada 3’e çıkmıştı. Dolayısıyla ev halkı ayaklandırılıp hastanenin yolu tutuldu. Gerekli prosedürler tamamlandıktan sonra odamıza geçtik. Tabii ağrılar iyiden iyiye şiddetlenmişti. Şimdi düşünüyorum da, o ağrılar ara vermeden 15-20 dakika sürse ne korkunç olurdu… Şükür ki, birkaç dakika da olsa çevrendekilerle göz kontağı kurup gülümseyebilecek kadar nefes aldırıyordu. Murat elimi tutuyor, annem belime masaj yapıyor, ablam derin derin nefes almam gerektiğini hatırlatıyordu. Tabii bu sıra ben gözümü açtıkça değişmiş de olabiliyordu!

Hiç yatmadan mümkün olduğunca ayakta ve yatağa tutunarak geçiriyordum ağrı anlarını, işe de yarıyordu. O kadar çok terliyordum ki; üzerimdeki önlüğü değiştirmek zorunda kalıyorlardı. Ve artık doğumhaneye gitme vakti gelmişti. Doktorumuz haberdar edilmişti, doğumhanede o da olacaktı. Doğumhaneye girerken herkesle vedalaşıp son olarak Murat’ı öptüm, ‘Size bir oğlan getirip geleceğim’ dedim ve 9 doğuracak 3 kişiyi dışarıda bıraktım.

Harika iki ebe ve fazlasıyla iyi hissettiren bir doktorum vardı. Doğumhanede her şey fazlasıyla hızlı ilerliyordu, acele ediyorduk ama neden ediyorduk bilmiyorum. Her şeyin 15 dakika içinde biteceğini söylüyorlardı. Bu kadar hızlı hareket edersek elbette 15 dakikayı da bulmayacaktı! Biraz motivasyon biraz iltifatla işleri daha da kolaylaştırmaya çalışıyorlardı. Bir hasta bakıcının elimden tuttuğunu ve “İstediğin kadar sıkabilirsin” dediğini hatırlıyorum. Ve artık sona yaklaşıyorduk, “Bu son hamle” dedi doktor, “şimdi bir oğlun olacak, haydi Gülcihan bunu yapabileceğini biliyorum.”

Bu benim son çığlığım, Murathan’ın ilk çığlığı olmuştu. Saat 07.45… Ve işte baş aşağı doktorun ellerinin arasında duruyordu. Acı ve ağrıya dair her şey o saniyede uçup gitmişti. Bu mutluluk ölüme sebep olabilir… O kadar güzel duruyordu ki, o ana dair söylenecek çok az şey var. Sadece ağlıyordum…

Kucağıma verip kısa süre birlikte olduktan sonra masasına alıp temizleyip giydirdiler. Bütün bunlar yapılırken doktorum anestezi uzmanının beni 20 dakika uyutacağını söyledi. İğne yapılırken ‘kolum uyuştu’ dediğimi hatırlıyorum en son. Uyandığımda hala doğum masasında yatıyordum, sedyeye yatırıldığım andan sonrasını hatırlamıyorum.

Epizyotomi yapıldığı için -ki bu konuda fikrim ya da tercihim sorgulanmadı- dikiş esnasında uyutuldum. Doğum ve sonrası hakkında yeterli bilgiye sahip olduğumu düşünüyordum ama bu detaylar hakkında bilgi edinmeyi atlamışım dolayısıyla doktorum neye yönlendirdiyse ona razı oldum. Zaten bunu reddetmek o an için insanın aklına bile gelmiyor. Kocaman bir yük omuzlarınızdan inmiş, şahane bir iş başarıp bebeğinizi normal bir şekilde dünyaya getirmişsiniz, aylardır içinizde sakladığınız o sır gün ışığına çıkmış… O anda bunlardan daha değerli birş ey olmadığını düşünüyorsunuz. Ama eve dönüp epizyotomi kesiğinin acısını ve iyileşme sürecindeki maksimum itinayı gösterirken “Bunun başka bir yolu olamaz mıydı?”yı düşünmeden edemiyorsunuz. Aldığınız narkozun sütünüze geçip geçmediğini, bebeğinizin bundan nasıl etkilenebileceğini ve belki de daha da önemlisi hayatınızın o en önemli ilk anlarını kaçırmış olmak üzüyor sizi… Annelik biraz da gün gün onunla büyümek demekse eğer ve her deneyim sizi biraz daha bilgin yapıyorsa; ben doğum konusunda artık daha bilgiliyim. Şimdi düşünmüyor olsam da bir gün Murathan’a kardeş kararı alırsak başıma geleceklerin ve tercihlerimin daha fazla bilincindeyim..

Sedyeye yatırıldığım sırada asansörle odaya çıkarken herkesle konuşmuşum, “İşte benim oğlum” demişim mesela… Ebeler tebrik etmiş herkesi, ama benim o anlara dair hafızamda hiçbir şey yok. Hatırladığım sonraki an ise odamıza çıkıp yatağıma yatma anı. Murathan’ı kucağıma verip emzirmemi istediler. Sanki daha önceden bu konuda uzmanmışız gibi. Hem o hem ben epey ter döktük ilk defalarda. O henüz ağzını bile açık tutamıyor, bir türlü beceremiyordu. Zaten 1-2 dakika içinde uyuyup kalıyordu. 2 saatte bir emzirmemi söyleyip gittiler. Sonra babayla, anneanne ve teyzeyle tanıştılar. Öpüşüp koklaştılar. Küçük bir beşiğe yatırıp battaniyelere sardılar, hem onun hem benim biraz dinlenmeye ihtiyacımız vardı.

Aradan bir kaç saat geçtikten sonra yürümek için koridora çıktık, normal doğumun bütün avantajları kendini göstermeye başlamıştı. Ayaktaydım ve çok fazla canım yanmıyordu, rahattım, ikimiz de sağlıklıydık. Hastanemizin bebek doktoru gelip Murathan’ın rutin kontrollerini yaptı, gayet iyiydi. Ardından kendi doktorum geldi, ben de iyiydim, evimize gidebilirdik. Akşamüzeri hastaneden çıkmak üzere hazırdık. Geri kalan hayatımıza devam etmek üzere evimize gittik…

Artık 3 kişilik bir aileydik. Artık bizim için her şey çok daha farklı olacaktı, yeni bir bebek belki de yeni bir hayat demekti. Bunu henüz bilmiyorduk ama öğrenmek için çok zamanımız vardı.

12 yorum

  1. yine ağlayarak okudum…çok etkiliyor beni doğum hikayeleri.
    ayrıca epizyotomi yapılırken narkoz verilmeyenler var onların hatıraları daha korkunç.bence gülcihan hanım siz daha şanslınız.Ağbimin eşinin cildi çok hassas olduğundan ilk dikişler tutmayınca ikinciyi atmışlardı narkozsuz…

  2. Evet evet ilk doğumda insan daha önce nekadar bilgi edinmiş olursa olsun , olayları akışına bırakıyor.Aynı şekilde ilk doğumumda doktorlar bebeğimin doğduğunu söylediklerinde ben hala ıkınmaya çalışıyordum:)Daha sonra bumuydu yani…hani o çok korktuğum doğum bumuydu…bu kadar mı? dedğimi hatırlıyorum ..evet gerçekten kolaydı çünkü beklemeden epizyotomi yapılmıştı.fazla olduğu için iyileşmem zaman aldı.İkincide herşeyin bilinciydeydim.Doğumu yönlendiriyordum :)Daha önce konuşnuştum hemen kesi yapılmasını istemediğimi söyledim .Zaten doğum anında da sürekli konuşurum:))unutmamaları için sürekli sakın sakın diye …uyarıyordum.Gerçektende son ana kadar beklediler ve olması gerekli olduğu zamanda çok küçük bir kesi oldu.Sonrasında beni hiç zorlamadı . Hemen ayağa kalktım.Biliyorum bu kesi olayı normal doğum olayına biraz da olsa sıcak bakanlar için bir düğümdür.Orada takılır kalırız ben de bunu fazlasıyla yaşadım.Gerçekten ikinci doğumumda anladım ki çok ta büyütülecek birşey değilmiş..Olmayan varmı acaba en güzeli bu olurdu herhalde:)

  3. ve bir kaç damla gözyaşı daha, herkesin hikayesini kendi hikayesi gibi yaşamak, aynı güzel duyguları bir daha yaşamak… evet evet aynı duyguları bir daha yaşamak istiyorum, kızımında bir kardeşi olsun istiyorum : ))))

  4. yeni izlemeye başladım bloğunuzu ve hikayeler gerçekten çok etkileyici… kendi doğumum aklıma geldi… ilkinde çok sancı çekmeden çok kolay bir normal doğum yapmıştım. sancı çekerken etrafımdakilere aklınız varsa doğum yapmayın diyen ben çıkar çıkmaz 2.yi de hemen doğurabilirim demiştim. ki oyle oldu 2.5 yıl aradan sonra 42 gün önce 2. kızımı kucağıma aldım… ama bu sefer aksiliklerle geçti. suyum azalmıştı ve 35. haftada sezeryana almak zorunda kaldılar. oysa ki 2. doğumlar çok daha kolay olurmuş soylentileri ile kendime çok güveniyordum… ama sezeryan çok daha zormuş ve ben 3.den vazgeçtim :((

  5. doğumun telaşından epizyotomi sırasında gıdıklanır gibi bile olsa hiç birşey hissetmemiştim,sonradan bu duruma çok şaşırdım nasıl hissedilmez diye,şimdi genel anesteziyle yapıldığını duyunca daha çok şaşırdım.ben de son haftamda yoğunlaşmıştım bu epizyotomi işine,ama doktoruma çok güveniyordum,ilk doğumumdu,işine karışmak istemedim,ya daha fazla yırtık olursa diye çünkü doğumum baştan sona telaşla geçmişti

  6. merhaba, ben Amerika`da dogum yaptim. dikislerim fazla olmasina ragmen kesinlikle uyutulmadim.ama bu islemin 15-20 dakika surmesi sanirim uzun geldi. dikis sirasinda hafif bir aci hissettim sadece ve ebeye aciyor dedigimi ve hemsirenin de serumdan ilac koydugunu hatirliyorum.yani uyutulacak kadar aci olacagini dusunmuyorum. zaten o mutlulukla ve rahatlikla insana stres veren bir durum degil.onun yerine hemen islem biter bitmez bebegi verip emzirmemi soylediler daha dogum odasindan normal odaya gecmeden.ayrica alinan narkozun sute gecmemesi mumkun degil cunku ben sanciyi duymamak icin 2-3 saat uyumak istedigimde doktor narkozun bebege gececegini ve dogduktan sonra birkac gun bu sebeple uyuyacagini soylemisti ve oyle de oldu..

  7. Okudukca sabirsizlaniyorum ve merak ediyorum neden Turk fimlerinde hep sicak su ve havlu istiyorlardi ?Henuz bir dogum hikayesinde rastlamadim buna ayrica oyle kendimi yerden yere de vurmayacagim anlasilan en iyisi okumayi birakmak sanirim gittikce kafam karisiyor 🙂

  8. bana çok gerek siz geldi epizyo için uyutulmak doktor değilim ukalalık olmasın ama normal doğum yapmış bir kadın epizyo dikişi sırasında uyutulup neden narkoza maruz bırakılıyor ki

  9. banada epizyotomi yapıldı ancak lokal uyuşturdular,anestezi hiç duymamıştım…sonrasında dikişimin biri düşmedi yabancı cisim reaksiyonu oluştu şişti çok zahmet çektim antibiyotikli bir merhem verdi dr um geçti şükür…ikinci doğumumda inş.. epizyotomiye gerek kalmaz…

  10. gülcihan merhaba ben de kastamonu da yasıyorum umarım hakkında güzel şeyler yazdığın ebeler ve doktorun benim de gittiğim doktordur, doğumuma az bir zaman kaldı bu nedenle bi hayli endişeliyim. hikayelerinizi okuyarak motive olmaya çalışıyorum.

  11. Merhaba, aradan uzun zaman geçmiş olsa da yazdıklarınızı okuduğumda tüylerim diken diken oldu. Ben de hamileyim, henüz 7 haftalık ve çok kaygım var. Bunların yanında doğum için de bir aksilik çıkmaz ise Amerika’yı düşünüyoruz. Ona verilecek en güzel hediyenin bu olduğunu düşündük ancak, çevremde bunu gerçekleştiren bir yakınım yok malesef. Sizlerin tavsiye edebileceği bir yerler olursa çok sevinirim. Takip edeceğim.
    Teşekkürler..

  12. Amerika’da doğum ile ilgilendiğimi söylemiştim ve tavsiye istemiştim bir önceki yorumumda sizlerden. Bir blog buldum Amerika’da doğum yapan bir bayan, çok güzel yazmış. Ben de bir fikir oluşturdu, bahsettiği yerle de görüşmeyi düşünüyorum. Gerçekten çok hoş yazmış kendisi deneyimlerini..

    http://www.defneyolda.blogspot.com/2012/09/faq.html