191 Yorum

Artık “Etkili” bir anneyim!

Birkaç hafta önce psikolog Tansu Oskay’ın Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde düzenlediği “Etkili Anne Baba Eğitimi”ne davetliydim. İki gün boyunca katılımcı diğer anne-babalarla birlikte “Etkili bir ebeveyn nasıl olunur?”un püf noktalarını öğrenmeye çalıştık. Aşağıda da öğrendiklerimi aktarmaya çalışacağım.

Her şeyden önce şunu söyleyeyim: Eğitimin başlığındaki “Etkili” sözünü antipatik buldum. Sanki Etkisiz Ebeveyn varmış, sanki bu eğitime katılmayanlar etkisiz ebeveynlermiş gibi bir intiba yaratıyor. Bunu Tansu’ya da dile getirdim, ve fakat zaten bu onun tercih ettiği bir kelime değilmiş. Dr. Thomas Gordon’ın “Parent Effectiveness Training” adıyla geliştirdiği bu program, bence Verimli Ebeveynlik, Tansu’nun daha da uygun kullanımıyla da Etkin Ebeveynlik olarak çevrilecekken her nedense bu şekilde tercih edilmiş, ve hatta kitabı da Etkili Anne-Baba Eğitimi olarak Türkçeye girmiş.

Önce Tansu Oskay’dan başlayalım: kendisi Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun bir aile terapisti. Hiperaktivite, Dikkat Eksikliği, Öğrenme Bozuklukları, Çocuklar için Zeka Ölçeği Uygulaması gibi konular da dahil olmak üzere birçok alanda eğitimler almış. Okullarda Rehberlik Servislerinde Psikolojik Danışman, bir eğitim ve danışmanlık firmasında Psikolojik Danışman ve Kurumsal Eğitim Uzmanı olarak çalışmış. 2010 yılı itibariyle kurucusu olduğu “PAPS” danışmanlık merkezinde aile ve çocuklar için bireysel ve grup danışmanlıkları yapıyor, seminer ve eğitimler düzenliyor, ebeveynlere danışmanlık (Parent counseling) seansları yürütüyor. Gordon Enstitüsü P.E.T. Parent Effectiveness Training (Etkili Anne-Baba Eğitimi) diplomalı resmi eğitmeni ve Türk Psikologlar Derneği üyesi olan Tansu aynı zamanda “Emzirme Reformu” ve “Anne Dostu Toplum Platformu” hareketlerinin de gönüllülerinden. 10 yaşında bir kızı olan Tansu, şu sıralar oğlunun gelişine hazırlanıyor.

Eğitimin içeriğine gelince… Aslında üçer saatlik sekizer bölümden oluşan bir eğitimi eğitmenimiz bir hafta sonuna sığdırdı.

Eğitim boyunca öğretilenler, sadece çocuklarımızla olan ilişkilerimizde değil, etrafımızdaki herkesle iletişim kurarken işimize yarayacak taktikler aslında. Ve hiçbiri de tekerleği baştan yaratan cinsten uygulamalar değil belki. Ancak kalıplaşmış ve doğru olduğuna inandığımız bazı davranışlarımızın, psikoloji eğitimi almış bir eğitmen tarafından daha etkili kullanılabileceğinin gösterilmesi benim için göz açıcı oldu.

Davranış Penceresi

Eğitimin ana teması “Etkin Dinleme” ve “Ben Dili”ydi. İlk olarak davranış penceresiyle başladık. Her bireyin, anne-baba olarak bizlerin, çocuklarımızın, hepimizin bir davranış penceresi olduğunu öğrendik. Ve herkese aynı pencereden bakmadığımızı, örneğin çocuğumuza farklı, eşimize farklı bir pencereden baktığımızı anladık.

Herkesin kabul çizgisi farklı

Davranış Penceresindeki bu kabul çizgisi oldukça önemli bir kavram. Herkesin kabul çizgisi farklı; herkesin kabul çizgisi kendine! Ve bu kabul çizgisi oldukça değişken bir çizgi, öyle durduğu yerde durmuyor. Günden güne bile değişebiliyor.

Genel olarak, kabul çizgisinin git-gel yapmasını etkileyen üç faktör var:

  1. Kendim (anne-baba olarak BEN) – yorgunluk, hastalık, stres, uykusuzluk gibi faktörler beni etkiliyor.
  2. Çevre – Örneğin, çocuğumuza karşı evde daha hoşgörülü, ama dışarıda, gelgelelim bir başkasının evinde daha az toleranslı olabiliyoruz. Hatta kendi evimizde bile, mesela kendi odasında duvarları boyamasına izin verirken aynı şeyi mutfakta yapmasına göz yummayabiliyoruz.
  3. Çocuk – çocuğun yaşı da kabul çizgisini oynatabiliyor. Kendimden örnekleyeyim: Derin’in gözlerimin içine bakarak bir bardak sütü koltuğa boşalttığı zamanki (evet, bu oluyor)  verdiğim tepkiyle, Deniz’in aynı hareketi yapması halinde vereceğim tepki aynı değil.

Demek ki neymiş? Kabul çizgisi öyle çıkmayan kalemle çizilen bir çizgi değilmiş.

Ebeveynlikle ilgili iki mit:

  1. Mükemmel anne-baba: Böyle bir şey yok şekerim. Öyle bir şablon yok. Mükemmel insan var mı ki, mükemmel anne-baba olsun? Hepimiz yukarıda sayılan faktörlerden etkilenen insanlarız.
  2. Nasıl tutarlı olabilirim? Olamazsın. İnsansın. Günün gününü tutmayabilir. Bu “Tutarlı olmalıyım” düşüncesi olmayacak bir şeyi gerçekleştirmeye çalıştığın için seni geriyor. Vazgeç.

Çocuklarımızı dinliyor muyuz?

Etkili Anne-Baba Eğitimi boyunca sürekli olarak çeşitli egzersizler yaptırdı bize eğitmenimiz. Çoğu zaman hepimiz değişik rollere büyündük; bu rollerin arasında ebeveyn olmak kadar çocuk olmak da vardı. Böylece kendimizi çocuklarımızın yerine koyabildik; biz onlara nasıl davrandığımızda onların nasıl hissettiklerini anlayabildik.

Yardım Etme Becerilerini Öğrenme

Kaç yaşında olursa olsun, bize bir şeyler anlatmaya çalışan, ya da anlatma ihtiyacı olan ama bunun farkında olmayan çocuğumuza yardım edebilmek için kullanabileceğimiz çok basit teknikler var. Şimdi, teknik deyince öyle çok komplike bir şeymiş gibi anlaşılmasın, çok basit, açık yüreklilikle dinleyen herkesin günlük hayatında bile yaptığı şeyler aslında:

  1. KATILIM – Karşımızdakinin problemi anlatmasına katılmak
  2. SESSİZLİK– Soru sormadan dinlemek. Soru sormak problemin anlatımındaki akışı bozuyor.
  3. ONAYLAMA – Anladığına dair mesaj vermek
  4. KAPI ARAYICILAR – “Biraz daha anlat” “Eee, sonra ne oldu?” şeklinde teşvik etmek
  5. ETKİN DİNLEME – en önemlisi bu, aşağıda ayrıca ele alıyoruz.

Etkin Dinleme

Karşındaki sana sıkıntısını anlatmaya çalışırken,

  • Onun yanında ol
  • Gerçekleri ve DUYGULARINI dinle
  • Ne anladığını ona geri anlat
  • Empati ve kabul göster

Etkin dinleme işte bu.

Örneğin, 11 yaşında bir kız çocuğu, annesine okulda teneffüse çıkmak istemediğini anlatıyor. “Ben çıkmak istemiyorum, arkadaşlarımın yaptıklarını sevmiyorum” diye giriyor konuya. Annesi onu empatiyle dinlediğinde, sorunun altında kızının kilolu olduğu, teneffüste arkadaşlar jimnastik yaparken parende atamadığı için alay konusu olduğu, bunu içerlediği ortaya çıkıyor.

Eğitmenimiz bu örneği sınıfta anlattığında benim aklımdan hemen çözümler sunmak geldi: Kilo versin. Jimnastik dersine göndereyim, parende atmayı göndersin. Bıdı bıdı. Ama etkin dinlemede çözüm sunmak yok. Sadece dinlemek için dinlemek var. (Hani diyoruz ya, sünger ol, işte o) Nitekim, sorunun altından başka bir sorun çıkabiliyor. Bir nevi soğan soyar gibi, problemi de katman katman soymak lazım.

Bir başka örnek: 18 yaşındaki genç ehliyet sınavına girecek. “Ehliyet sınavı zor mu?” diye soruyor.

Tipik yanıtlar geliyor hemen:

  • Çok kolay.
  • Bir defa okusan yaparsın.
  • Bilmem ki, benim zamanıma göre çok değişti.
  • Zor, çalışman lazım.
  • Bilmiyorum, bir bilene sor.

Bütün bu yanıtlar çocukta korku, endişe, merak, tereddüt, yetersizlik, çevre (arkadaş) baskısı, onay ihtiyacı gibi duygulara yol açabiliyor.

Özetle, Etkin Dinlemede SORU SORAN konumunda değil, ANLAYAN konumunda olmak önemli. Amaç bir an önce sonuca gitmek değil, anlamak.

Peki, etkin dinlemek bu kadar faydalı ve basit bir şeyse neden yapmıyoruz? Çünkü karşımızdakini anlamanın önüne geçen bazı engeller var. Şöyle ki:

Genel dinleme ve iletişim hataları.

  1. Emir verme/yönlendirme: Kendine acımayı bırak
  2. Uyarma/tehdit etme: Eğer böyle yaparsan arkadaş edinemezsin.
  3. Ahlak dersi verme: Hayat hep tatlı değildir.
  4. Nasihat etme/Çözüm sunma: Ben olsam şöyle yapardım. / Ben derim ki…
  5. Mantık yoluyla ikna etme/Tartışma: Yanıldığın nokta şu:… / Evet ama…
  6. Yargılama/Eleştirme/Suçlama: Olgun düşünmüyorsun. / Belki de kavgayı ilk sen başlattın?
  7. Övme/Aynı fikirde olma: Bence harika bir iş çıkarıyorsun! / Haklısın, bu öğretmen gerçekten korkunç.
  8. İsim takma/Dalga Geçme: Sulu göz!
  9. Analiz etme/Tanı koyma: Analiz etme/Tanı koyma: Senin hatan / Söylemeye çalıştığın şey …
  10. Yatıştırma/Duygularını Paylaşma: Dert etme. / Hadi, neşelen biraz!
  11. Araştırma/Sorgulama: Neden? Kim? Sen ne dedin? Nasıl?
  12. Konuyu değiştirme/İğneleme/Geri Çekilme: Güzel şeylerden bahsedelim.

Şimdi bir düşünün bakalım, çocuğunuz size herhangi bir derdini anlatmaya çalıştığında bunlardan kaçını kullanıyorsunuz? Ben çoğunu yaptığımı fark ettim.

Sadece çocuğumuz değil ki… Karşımızdaki kim olursa olsun bize bir şeyler anlatmaya çalıştığımızda sorununu çözmeye çalışmıyor muyuz hemen? Elbette iyi niyetle yapıyoruz bunu, ama karşımızdakinin o andaki ihtiyacı sadece anlaşılmaksa işe yaramıyor.

İşin ilginç tarafı, yukarıdaki 12 maddelik iletişim hatalarının bazıları aslında karşımızdakine yardım etme amaçlıymış gibi geliyor. Örneğin “Bence harika bir iş çıkarıyorsun!” dediğimizde çocuğumuzu yüreklendirdiğimizi düşünüyoruz belki. Ancak onun O ANDA ihtiyacı olan o değil. Bizden çözüm istemiyor, yüreklendirmemizi de istemiyor, onu dinlememizi ve anlamamızı istiyor sadece.

Çocuğun onu dinlemeni istediği zaman sadece bedenen değil, zihnen de onunla birlikte misin?

BEN Dili

Ben ile başlayan, kendini tanıtan, kendi duygularını anlatan cümleler, doğru iletişim kurmak için çok önemli. “Ben Dili”, doğru kullanıldığı zaman yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırıyor. Karşılıklı bir güven ortamı yaratıyor. Kendisini size açan insana çok kızamaz, onunla çatışmaya giremezsiniz.

BEN mesajları davranış, duygu ve etki içermeli.

SEN mesajları ise diğer insanlar ve olgular hakkında cümleler, yargılar, tahminler içerir. Hiç kimse etkilenmekten, damgalanmaktan veya sınıflandırılmaktan hoşlanmadığından, Sen mesajları genellikle karşımızdakilerin duygularını incitir, onları savunmaya ve direnç göstermeye sevk eder.

Öte yandan pozitif olarak bile verilen SEN mesajları içinde yargılama barındırıyor:

  • Bunları beni sinir etmek için mi koydun?
  • Herhalde yanlışlıkla yaptın. Sen normalde çok dikkatlisin.
  • Umarım ileride sporcu olursun da arkandan asistanın toplar eşyalarını.

Eğitim sırasında, BEN dilinin kullanımını pekiştirmek için 5 yaşındaki bir kız çocuğu ile annesi arasında geçen bir diyalogun ses kaydını dinledik. Eğitim materyali olduğu için burada paylaşamıyorum. Kısacası her sabah okula giderken arıza çıkaran, okulda hep aynı şeyi yapmaktan sıkıldığını söyleyen çocuğunu yukarıda bahsettiğim iletişim engelleri olmadan, etkin dinlemeyle, sabırla dinleyen anne, sorunun altında yatan asıl sebebin, çocuğun evdeyken kendisiyle –kardeşleri olmadan- birebir daha fazla vakit geçirmek istemesinin yatıyor olduğunu keşfetti.

Kısacası: Soruna zaman ayırarak (Çocuğumuz bize bir sorununu anlatmaya çalıştığında sadece bedenen değil, zihnen de onunla olarak) her gün tekrarlayan bir problemin üzerinde harcanan toplam zaman azalıyor.

BEN dilini kullanırken kullanabileceğimiz bazı onama cümleleri:

  • Durumu algıladım sanırım. Anladığım şu…
  • Yani şöyle hissediyorsun…
  • Gerçekten üzgünsün/kırgınsın…

Cümlenin gizli mesaj içermemesi önemli: SEN böyle yapınca BEN üzülüyorum dediğimizde de karşımızdakini yargılamış oluyoruz.

Etkin dinleme ve ben Dili, ebeveynle çocuk arasında ihtiyaç çatışması ve değer çatışması olduğu durumlarda işe yaramıyor. Böyle durumlar genellikle iki şekilde son buluyor:

I. Otoriter Ebeveyn. Anne/babanın dediği oluyor. Ebeveyn “Kazanan”,  çocuk “kaybeden” konumuna yerleşiyor. Bu da çocukta ebeveyne karşı içerleme, öfke, kin gibi duygular yaratıyor.

II. Müsamahakâr Ebeveyn. Çocuğun dediği oluyor. Çocuk “kazanan”,  ebeveyn “kaybeden” konumuna yerleşiyor. Bu da ebeveynde içerleme, öfke, yılgınlık yaratıyor.

Oysa böyle olmak zorunda değil. Özelikle de ihtiyaç ve/veya değer çatışmalarının olduğu durumlarda karşımızdakini tüm benliğimizle dinlemek, BEN dilini devreye sokarak kendi ihtiyaçlarımızı onlara iletebilmek, karşındakini yargılamadan dinleyebilmek her iki tarafında ortada buluşabileceği bir çözümü mümkün kılıyor.

Eğitimin özeti bu şekilde. Elbette orada olmak, bunları uygulamalarıyla, birebir dinlemek, yapılan egzersizlerle desteklemek, kendimi çocuğumun yerine koymak çok daha etkiliydi. Aynı etkiyi yazıdan verebilmek mümkün değil. Bu notların, eğitimin içeriği ile ilgili fikir vereceğini umuyorum.

Etkili Anne-Baba Eğitiminin çokça satan bir kitabı var, kitapçılarda bulunabiliyor. Şahsi fikrim, kitabın tek başına, uygulamalı eğitim kadar yeterli olmadığı yönünde. Ancak Tansu Oskay ricamı kırmadı, ve ilgilenenler için bir tane hediye edeceğini söyledi. Etkili Anne-Baba Eğitimi kitabı çekilişine katılmak isterseniz lütfen YARINA KADAR yorum kısmında kitabı istediğinizi belirtin. Eğitim notlarıyla ilgili soruları ve yorumlarınızı da yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bu eğitime beni davet ettiği ve gözlemlerimi paylaşmama fırsat verdiği için Tansu Oskay’a çok teşekkür ederim. (Tansu Oskay ve PAPS Parenting ile ilgili daha fazla bilgiyi web sitesinden alabilirsiniz.) Sadece çocuğumla olan iletişimimde değil, başkalarıyla olan ilişkilerimde de bana yardımcı olabilecek şeyler öğrendim. Rol oynamalarda kendimi sürekli karşımdakininin sorununu iyice dinlemeden çözmeye çalışırken buldum; başkalarını eleştirdiğim şeyi kendim de yaptığımı gördüm. Etkili ya da etkin bir anne miyim, tartışılır, ama en azından zayıf noktalarımı biliyorum.

Eğitimin sonunda paylaşılan şu not bence çok önemliydi.

Bu kadar.

191 yorum

  1. Biz de etkili olup acaba kitabı alabilecek miyiz 🙂

  2. Etkili Anne-Baba Eğitimi kitabını ben de istiyorum.. Davranışlarımı değiştirmem çok zor olacaktır ama deneyeceğim…

  3. etkili br anne miymdeğl myim bilmiyorum ama bu kıtabı kazanıp okumak istiyorum:)

  4. Müthiş !

  5. anne ama etkili bir anne olmayı istiyorum…

  6. bende şansımı denemek istiyorum bu kez..

  7. bende bu kitbı çalışan anne olarak oglum için istiyorum.umarım etkili olur .

  8. Ben talibim bu kitaba:)

  9. Tesekkurler bu paylasim icin, Ben kitap cekilisine katilmak isterim

  10. okumak isterim acıkcası

  11. Hepimizin doğru bildiği yanlışlarımız var ve muhakkak olacaktır da. Önemli olan bu yanlışları daha da ilerletmeden çocuklarımızla doğru iletişimi sağlayabilmemizdir. Bu kitabın bu yönde faydası olacağına inanıyorum. Umarım bana çıkar , çıkmazsa da bir tane satın almak isterim.

  12. Harika bir yazi olmus yine… Ama bu kitabi istiyorum bence bana cok yarari olacak inancla bekliuorum bu kitabi

  13. oğlumun şansına bakalım 🙂

  14. talibim..

  15. Tuba bozacioglu

    Bu degerli bilgiler icin tesekkurler!!!

  16. iletişim çatışmaları ve empati-yi okudum.anlattıklarınıza benzer. bir de bu kitabı okumak isterim.

  17. Ne kadar etkiliyiz..Kitabı merak ediyorum..

  18. Merhabalar öncelikle ellerine sağlık çok güzel anlatmışsın:) Bu eğitimi ilk duyduğumda bu çalışma kitabına nasıl ulaşabileceğimi sormuştum size, kitaba ulaşamamış olsam da sizin verdiğiniz bilgiler çok faydalı oldu… Tabi yine de kitap çekilişine katılmayı çok isterim… sevgilerle

    • Sanırım ben yanlış anlamışım. Bir “çalışma kitabı var”, eğitimle birlikte verilen — ki onu paylaşabilirler mi, bilmiyorum. Bir de işte bu kitap var, kitapçılarda satılan. Ki bunun işinizi göreceğini sanıyorum 😉

      • 🙂 evet o çalışma kitabından bahsetmiştim… ama böyle bir kitaptan haberim yoktu…. şimdi gördüğüm kadarıyla ve sizin de dediğiniz gibi evet bu kitapta yeterli… ilginize teşekkür ederim…

  19. Bu tür eğitimler burda da yapılsa keşke..
    Kitaba talibim ben de..

  20. Bu kitabın gerçekten yararlı olacağına inanıyorum ve şansımı deniyorum…

  21. anne aday adayı olarak kitaba talibim.

  22. Ayça Kamacıoğlu

    İsterim 🙂

  23. hadi bakalım şansımıza:)

  24. ben de istiyorum.

  25. EĞİTİMLERE KATILAYMIYTORUZ EN AZINDAN BU KITABI KAZANIP OKUYALIM KAZANMAZSAKTA ALALIM:)KEŞKE BIZIMDE BOYLE IMKANLARIMIZ OLSA:(

  26. Farkındalık yaratan bir eğitim olduğu belli. Asıl sorun sadece çocukla değil yetişkinlerle de iletişimimizde hatalar yapıyoruz. İletişim konusunda toplum olarak ders almalıyız. Nasıl Doktorumuz programı var sağlıkla ilgili. Psikoloji ve iletişim ile ilgili de program yapılmalı. Toplumca bilinçli hareket etmeye ve birbirimize saygı duymaya mecburuz. Kitabı istiyorum, herkese bol şans.

    • Star TV’de Prof. Dr. Üstün Dökmen Küçük Şeyler adıyla çok güzel bir program yapmaya başladı. Denk geldikçe seyretmeye çalışıyorum, gerçekten izlemeye değer.

  27. Kendim ve Ayşe’m için…

  28. Merhaba, ben de talibim…

  29. okunması gereken bir kitaba benziyor…

  30. ben de çekilişe katılmak istiyorum.

  31. Oooof of, yarama bastın Elif. Bu kitap işimi görür mü bilmiyorum, sanırım benim bizzat Tansu ile konuşmam lazım. Bu iletişim problemleri öyle pek anlık da olmuyor ne yazık ki, birikerek büyük sorunlara dönüşüyorlar. Bir noktadan sonra çözümü çoook zorlaşıyor. Ve ben ne yazık ki bu hataları sıkça yapmaya başladığımı düşünüyorum. Özellikle Poyraz’la çok sık çatışma yaşıyoruz. Oysa o sanırım sadece benim daha fazla ilgilenmemi istiyor 🙁

  32. OKUNMASI GEREKEN BİR KİTAP UMARIM ÇIKAR OKURUM

  33. Bende çok isterim bu kitabı

  34. Etkili baba olabilmek için kitabı okumak isterim 🙂

  35. etkili bir anne olup olMADIGIMI BILMIYORUM AMA KITABI ISTIYORRUMMM

  36. bana faydalı olacağına inandığım bu kitabasahipolmayıçok isterim))

  37. Etkili olmak istiyorum 🙂

  38. etkin demesi daha güzel bi başlık olabilirdi gerçekten.Bende talibim.

  39. ben de çok isterim,sevgiler

  40. Ben tüm bu “Ben dili” bıdı bıdılarının çocuklar hatta yetişkinler üzerinde bile etkililiği olmadığını düşünüyorum. (Hatta düşünmenin ötesinde tecrübe etmişliğim var.) Etkin dinleme denen şeyin de hiçbir gerçekçiliği yok. Düşünsenize bir insanla iletişim kurmak adına söylenebilecek her şey türlü gerekçelerle sakıncalı kabul ediliyor. yıllar önce evime böyle bıdı bıdılarla ilgili seminer veren kişiler konuk olmuştu da nasıl samimiyetsiz bir ortamdı anlatamam. Tüm akşam karşımızda sözüm ona etkin dinleme tekniklerini uygulamak için öyle kastılar ki onlar gittiğinde bir ohhh çekmiştim. Eminim onlar da kendi evlerine gittiklerinde oynamaya çalıştıkları bu rolün yorgunluğunu zor atmışlardır. Daha da kötüsü gün boyunca aman nasıl etkin dinlerim diye kastıran insanın psikolojisinin düşünsenize 🙂 Ben almayayım alana da mani olmayayım. Çokkkkk gittim böyle seminerlere. İnsanı ilk etapta bir coşturuyor ama gerçekçiliği yok. Her şeyden önemlisi samimiyeti yok. böyle eğitimler iyi güzel ama uygulama kısmını yapabilen varsa bravo. Ama ben o kişilerin çocukları olmak istemezdim. Bizim annelerimiz bazen terlik atardı ama samimiydiler 🙂 Hala hatırladıkça güzel anılar arasında yüzümüzde tebessüm oluşturur. Bende hayatta en önemli iletişim yolu samimiyetten geçer.

    • Acı gerçeklerle yüzleştirdiğiniz için size de teşekkürler.Samimiyet, az ve öz. Mış gibi miş gibi yapmacık değil.

    • hemen hemen aynı fikirdeyim. etkin dinleme benim üstünde profesyonelleştiğim bir alan, işim gereği ve bu konudan ilk haberdar olduğumda çocuğumda uygulamayı denedim. ama çözümsüz kaldığını fark ettim. dinliyorsun evet, ben dilini de kullanıyorsun, tamam ama ya sonraki sessizliği çözemiyorsun. çocuğu dinlemek bence de önemli ama bana kalırsa çocuklarımıza, çözüme giden yolu seçmeyi de öğretmek gerek. yanlış anlaşılmasın “çözümü sunmak” değil bahsettiğim, çözümün parçası olabilmeyi öğretmek.

      etkin dinleme denen şeyin insanı sinirlendirdiğini ve boşa kürek çekiyormuş gibi hissettirdiği inancındayım. kitap bende var ve okudum, çok benzer bir seminere de katılmıştım. gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde etkili olduğuna ben de ne yazık ki inanmıyorum. başarı sağlayanlar olursa paylaşmalarını isterim, belki göremediğimiz, kaçırdığımız bir nokta vardır…

    • Samimiyet bence de her turlu diger “taktigin” onunde gelir. Samimi degilse hicbir sey ise yaramaz.
      Sizin bahsettiginiz o kisiler isin nokta-nokta’sini cikarmis gibi geldi bana. 🙂
      Sanirim etkili dinleme, ben dili gibi taktikleri ne zaman ve nasil kullanacagini bilmek cok onemli. Ve karsindakinin yerine kendini koyabilmek, yani empati.
      Yani dedigim o ki, bunlari da bilmek ogrenmek lazim ama asil onemlisi ne zaman nasil kullanacagina karar vermek…

  41. benim olması ümidiyle….

  42. Okumaya değer bir kitap ve ben bu kitaba talibim 🙂

  43. Kitabtan bende istiyorum konu çok güzel

  44. kitabı gerçekten merak ettim sevgiler…

  45. bizde isteriz

  46. Bende benzeri bir eğitimi kızımın anaokulunda almıştım. Faydalı bir yazı, eminim kitapta öyledir, istiyorum, sevgiler…

  47. Etkili anne-baba eğitimi kitabından ben de istiyorum 🙂

  48. babalar da burada

  49. bende çekilişe katılmak istiyorum. sonuc olumsuz olsa da kitabevi bulup ordan alacağım 🙂

  50. bizde isterizzz

  51. özlem yıldız

    doğru bilinen ne çok yanlış varmış.Ben de istiyorum bu kitabı :))

  52. Bu faydalı bilgiler için cok teşekkürler.dediğiniz gibi uygulamalarıyla birlikte bu eğitimi almak cok daha doğru.ama kitap bana çıksın isterim.talibim.

  53. Anlattiklarinizdan sonra kitabi mutlaka okumak istedim, bilgiler icin cok tesekkurler.

  54. Gözünü sevdiğimin randomu

  55. bende kitaba talip olmak isterim…

  56. merhaba kitabı bende istiyorum

  57. şans 🙂

  58. Kitaba bende talibim…

  59. Talibim…

  60. ben de talibim.

  61. neden yanlış olanı yapıyoruzda doğruları öğrenmek için uğraşıyoruz…… kitap istiyorum…..

  62. Etkili Anne-Baba Eğitimi kitabını çok isterim…Teşekkürler 🙂

  63. öcelikle elinize sağlık, paylaşımlarınızı çok beğeniyorum,
    ve tabiiki çekilişe katılmak isterim.

  64. kısmetse talibim :))))

  65. Ben de isterim.

  66. Yazı çok faydalı oldu. Kitabı da okumayı çok isterim.

  67. bu kitabı okumak istiyorum..

  68. Ellerinize sağlık,talibiz biz de…

  69. biz de istiyoruz

  70. BEN DE İSTİYORUM. 🙂

  71. hadi bakalım…

  72. bende istiyorum:)

  73. karnımdaki prensesim için bu kitaba talibim 😉

  74. blogda önerdiğiniz bir çok kitabı aldım özellikle ‘Mahallenin En Mutlu Yumurcağı’ favorilerim arasında. Bu kitabı bende okumak isterim.

  75. ben de ben de!

  76. Etkileyici bır kitap umarım çıkar 🙂

  77. Anne adayı olark kitabı bizde istiyoruz 🙂

  78. cok faydalandim yazindan hem kizim hem iliskide oldugum tum insanlar acisindan kitabi bende cok isterim ellerine saglik tesekkurler:)

  79. bol şans

  80. bende katılmak istiyorum cekilişe 🙂

  81. Ben de talibim

  82. Eğitim notlarını çok güzel duzenlemissiniz, ellerinize sağlık:) bende hem 3 yaşında bir kız çocuğu annesi olarak, hem de bir öğretmen olarak çok faydalandığımı söyleyebilirim… Kitaba bende talibim, sevgiler;)))

  83. ben de ben de…

  84. bende varim

  85. Benn benn bennn tam aradığım şey iste bu …
    Dün ilk defa cinnet geçirme noktasına geldim cunku ve yaptıgı yaramazlığa dayanamayarak bağırdım sonra da kendimi kotu hissettim ama bunun üzerine hemen gülüp sarılmak mı lazım yoksa bir sure yüz vermemek mı lazım ? Gercekten ne yapacağımı bilemedim bir an 🙁

  86. kitabı ben de istiyorum…

  87. çocuk yetiştirmeninin ne kadar zor olduğunu böyle zamanlarda daha bir anlıyorum. daha sonra dönüp bir kendime acaba kendimizi ne kadar yetiştirdikki diyorum. öğrenecek daha çok yolumuz, daha çok şey var. bende istiyorum bu yolu kat etmemde faydalı olacağını düşündüğüm bu kitabı

  88. Bende okumak isterim.

  89. sinem mert tekeli

    3 aylık acemi bir anne olarak ben de istiyorum 🙂

  90. biz de isteriz…

  91. ben de isterem ya bu tür eğitimler niye hep istanbuldaaa?????????

  92. kitabı merak ettim şimdiii..

  93. guzel bılgıler ıçin tesekkurlerrr….

  94. E GENE VARIM BİR GÜN ÇIKACAK UMUDUMU YİTİRMİYORUM 🙂

  95. Tesekkürler Elifciğim,
    Herkese lazım bu yazıdaki detayları hatırlamak :)) öpüyorum..

  96. kesinlikle isterim 🙂

  97. bir anne aklında milyonlarca soru işareti ve mükemmelliyetçilik duygusu:) bunun yanınada bir ufaklık veeeee sorularr hadi bakalımmmmmm:)

  98. paylasilan kadari bile ise yarar

  99. Okumak isterim:)

  100. talibim.

  101. bu kitabı okumak istiyorum, eğitim notlarınızı paylaştığınız için ayrıca teşekkürler.

  102. merhaba, eğitim notlarınızı zevkle okudum. bir yazıyla kalmasın dileğim, hayata yansıyan örnekleri de paylaşmanızı bekleriz.

    etkili iletişim tekniklerini samimiyetsiz bulduğunu söyleyen yorum dikkatimi çekti. ilk başlarda gerçekten öyle olabiliyor. bizim grup eğitimimiz haftada bir gün 12 hafta sürmüştü ve uygulamada yaşadığımız zorlukları konuşma fırsatı da bulmuştuk. nasıl ben dili kurmalıyım şimdi, bu etkin dinleme oldu mu olmadı mı gibi git geller herkeste çok oluyor. bir de bakmışız ki “muhatabımızı içtenlikle anlamak ve kendimizi de olabildiğince şeffaf anlatmak” olan amaç, güzel bir ben dili kurmalıyım ve çok etkin dinlemeliyim şimdi gibi şekillere dönüşüvermiş de haberimiz olmamış. kendimi makine gibi hissediyorum, ne söyleyeceğimi bilemiyorum serzenişleri oluyor. grup eğitiminden önce EAE ile ilgili çok ön bilgim olduğu halde bende de olmuştu. bunlar belki gelişim sürecindeki bir insanın yaşadığı normal şeyler bilemiyorum. sürekli başa sarıp, benim niyetim burada çocuğumu anlamaktı diye silkelenince, yavaş yavaş oluyor. zaten bir süre sonra doğallaşıyor, hep ilk baştaki sancılı süreç gibi olmuyor.

    süreci anlatmak için bir örnek vereyim, dün çocuklarım lego yaparken kavga ediyorlardı. yerde oturuyorlar, oğlan(6,5 yaş) kızın(4,5 yaş) gövdesine elini koyup ittirip uzaklaştırıyor, kız legoları ağabeyinin suratına ve evin her yerine atıyor. klasik tepki içeri girip çocuklara yapmayın etmeyin demektir, bazen kızmaktır. hiddetli bir şekilde ikisini ayırmaya çalışmaktır. etkili iletişimi yeni öğrenirkenki şaşkınlık ve sancı dönemindeki tepki, oğlana “sen kardeşini itmek istiyorsun” kıza “hmm sen ağabeyine vurmak istiyorsun” şeklinde olabilir 🙂 bunlar anlamayı öğrenmeye çalışma aşamaları. etkili iletşimi biraz daha sindirdikten sonraki tepki ise, kıza “sen ağabeyine birşeyden dolayı çok kızmışsın”, oğlana “sen kardeşinin sana yaklaşmasını istemiyorsun” şeklinde. tabi bu arada hiddetli değil sakince aralarına girip birbirlerine fiziksel zarar vermelerinin de önüne geçilir.

    kız “evet, ben ağabeyimle birlikte lego yapmak istiyorum, ama o benimle oynamak istemiyor.” (e.d.’den sonra çocuk sorunu anlatmaya başladı) oğlum ” ama ben kendi başıma yapmak istiyorum.” diyor. burada klasik anne tepkisi oğlana “neden kardeşinle oynamak istemiyorsun, ne güzel beraber yapın işte” ya da kıza “ağabeyin senle oynamak istemiyormuş gel biz seninle şunu şunu yapalım” şeklinde olaya tek başına çözüm bulmaya çalışma olabilecekken; oğlana “hmm sen kendi başına yapmak istiyorsun, tek başına başarmak istiyorsun”, kıza da “sen de ağabeyin yanında oynarken ona katılmak birlikte oynamak istiyorsun” deniyor. her iki taraf da kafa sallıyor ve anlaşılmanın verdiği rahatlıkla hiddet volumleri düşüyor. soruyorum, pekiyi bu durumda ne yapabiliriz, bu sorunu nasıl çözelim? (çatışma çözme- kaybeden yok “amacı” devreye girdi) oğlan kardeşine diyor ki; arabanın birini sen yap birini ben yapayım. hem kardeşinin oynama isteğini hem de kendisinin kendi başına yapma isteğini tatmin eden bir çözüm buluyor. (anlaşıldığını hisseden bir insan çözüm arayışına çoğu kez giriyor ama anlaşıldığını hissetmezse hep anlaşılmaya çalışmakla uğraşıp duruyor’u bir daha görüyorum.)

    – bu arada son konu olduğu için “kaybeden yok” teması hep sönük kalıyor bizim eğitimde de öyle olmuştu siz de bahs etmemişsiniz. ama anlama ve anlaşılmanın(ED’nin) ardından, ortama peki şimdi ne yapalım sorusu sorulmayınca herşey havada kalıyor. yani “kaybeden yok” bilinci olmazsa ve herkese uyan ortak çözüm arama bulma devreye girmezse bana göre pek bir verimi kalmıyor etkili iletişimin. örnekte peki şimdi ne yapalım diye sormasak, anlaşılmanın rahatlağı yaşanmasına rağmen sorun birazdan tekrar başlayabilirdi. çünkü çocukların ayrı ve beraber oynama isteklerini karşılayan ortak bir çözüm bulunmamıştı. nedense B.D. ve E.D üzerinde çok duruluyor. oysa ben B. D.’nin çok az faydasını gördüm. hem de suçlama yapmasanız bile ben dilini çok kullanınca sürekli şikayet eden bir insan gibi görünüyorsunuz.-

    işte böyle. yaşadıkça adına teknik denen şeylerin aslında doğal birer tepki olduğunu herkes tecrübe eder umarım. araba kullanırken başta herşeyi düşünerek yapmak sonra farkında olmadan otomatikleşmesi gibi. benim bu tekniklerin insanın doğallığına çok uyduğuna inancım tam. bir kaç tanıdığım insan var, konuştuğunuzda sizi hemen rahatlatıveren ve bu insanla mutlaka bir daha görüşmeliyim hissi veren. bir tanesi ilkokula bile gitmemiş, okuma yazmayı kendi gayreti ile öğrenmiş. ama bildiğiniz etkin dinleme ve ben dilini kullanıyor 🙂 o insanda bizim teknik diye öğrenmeye çalıştığımız bu “iletişim dilinin” ortaya çıkmasına sebep olan şey nedir diye bakıyorum, genelde başkalarının duygularına çok çok çok duyarlı ve şefkatli ama aynı zamanda herkesin sorunu kendine aittir şeklinde sınırını çizmeyi başarmış, kendisine ait olmayan sorumluluğu almayan insanlar olduklarını görüyorum.

    EAE kitapları bırakın okuyup uygulamayı okuması bitirmesi bile gerçekten zor kitaplar. çünkü çok teorik. keşke ülkemizde bu eğitimler daha yaygın ve daha uygun fiyatlı olsa diye düşünmeden edemiyorum.

    zor bir çocukluk geçirmiş biriyim. annemle ilgili pek iyi anılarım yok. anne olduğumda en büyük korkum ben de annem gibi mi olacağım olmuştu çünkü her insan gibi doğru olmadığını bilseniz de anneninizin paradigmalarıyla ve davranış kalıplarıyla davranırsınız. ve hayata anne sevgisiz başlayıp çocuklara sevgi verebilmek nasıl olacaktı? ama etkili iletişim hayatımda çok büyük ve gerçek bir değişikliğe sebep oldu. belki çok büyük bir ihtiyaç duyduğum çok sarıldım bilemiyorum. umduğumu buldum. 2007’den beri de elimden geldiğince herkese anlatmaya çalışıyorum. sevgilermle.

  103. eşime ve bana çok iyi bir yol gösterici olacağından eminim…

  104. bende ıstıyorum

  105. Alınacaklar listemdeki kitap önerileriniz gün geçtikçe artıyor, bu da eklendi çok teşekkürler 😉 …

  106. Canan Kaçar Şengül

    Paylaştıklarınız için teşekkürler. Etkili dinleme kısmının gerçekten büyük sabır ve dikkat istediğini görüyorum. Şahsen çözüm önerisi sunmanın aslında karşındakine değer verdiğini göstermek olduğunu düşünüyorum ama öncelikle kişinin anlaşıldığını hissetmesi daha önemli sanırım.

  107. merhaba elif
    kitaba talip değilim ihtiyacı olana gitsin ben zaten yılllar yıllar önce almış okumuştum.
    peki neden yorum yapmaya geldim?
    bu kitap gerçekten çözüm odaklı.takıldıkça açıp bakacağın pratik önerilerle dolu.piyasa tipi kitaplarda olmayan bir tarzı var aslında.yeter ki uygulamayı bil.
    gel gör ki uygulama kısmında bence en önemli nokta anne ve babanın sabrı.her kilidi açan anahtar olan sabır ,çocuk-ebeveyn ilişkisinin de biricik temeli.eğer sabır varsa değil bu kitap ansiklopedik nitelikte uygulamalar bile güle oynaya yapılır.
    ben sabrı tükenmiş limitler feci dolmuş bi anneyim.o yüzden kitabi bilgi noktasında artık kalakalıyorum,yapamıyorum,çözüm yanı başımda ama hayata geçiremiyorum.
    yapabilen kim varsa tebrik ederim şimdiden.bu kitap da öylesi annelere gelsin.

  108. ben de ben dee:))

  109. bende yolun başında bir anne adayı olarak bu kitabı istiyorum:))

  110. ben de talibim

  111. Ben çok istiyorum bu kitabı !

  112. mrb ben eae ilk olarak anne notları diye bir sitede okumuştum. okurken çok güzel çok etkilendim bende yapabilirim dedim ama iş uygulamaya geçince ne yazıkki çok yapamadım. ne yazikki sabredip sabredip en sonunda sabrı taşan ve çok sinirlenen bir anneyim 🙁 çok üzülüyorum bu duruma. çalışıyorum ve h.içi inanılmaz yorgun düşüyorum herhalde bundan kaynaklanıyor sabrımı işyerinde tüketince çocuk için gereken sabır tahammül kalmıyor. bu gibi seminerler keşke yurdun her yerinde yapılabilse. çok ihtiyacım var. küçük bir not: sitenizi ilgiyle takip ediyorum.. hoşçakalın…

  113. Merak ettim ben de 🙂

  114. ben de çekilişe katılmak isterim..

  115. bendeeee

  116. Çıkmasa da bu kitabı zaten alacağım.Ama çıkarsa sevinirim 🙂

  117. ben de merak ettim istiyorum lutfeen:))

  118. Ben de isterim 🙂

  119. okunacaklar listeme ekledim, çıkmazsa da alınacaklara 🙂 teşekkürler Elif

  120. İSTİYORUM

  121. Bende etkili bir anne olmak isterim inşaallah bize çıkar…

  122. Çok güzel bir özet olmuş bence. Tek cümlesini bile uygulamaya çalışsak bir şeyler katmış oluruz bence iletişim becerimize:) Kitabı ben de çok isterim:) Sevgiler:)

  123. ben de talibim

  124. çok merak ettim..ben de isterim..

  125. şuan iki yaş krizinin en etkili olduğu dönemdeyiz belki bu kitap bana kurtuluş olabilir ??

  126. Merhaba, kitabı elbette isterim ama o anlatılanları uygulayabilmeyi daha çok isterim. Yapılmaması gerekenler listesini okuyunca insan geriye susmaktan başka ne kalıyor ki diyor valla. Bu kadar zor olmasa gerek, du bakalım okuyup anlayacağız işallah.

  127. bu kitabın benim işime yarayacağını eminim de,babası kesinlikle okumayacağından 🙁 istiyorum yine de.belki eşimde de işe yarar

  128. Faydalı görünüyor.

  129. etkili bir ebeveyn olabilmek adına talibim..

  130. Yaklaşımlar ilginç, fakat düşünüldüğünde çok mantıklı. Paylaştığınız için teşekkürler.
    Bende çekilişe katılmak istiyorum.

  131. ben de istiyorum

  132. Bende talibim kitaba:)

  133. bende çok isterim bu kitabı

  134. doğa nil'in annesi

    sizin yazmış olduğunuz özetten bile çok şey çıkıyor, kimbilir kitabı okuyunca neler öğreneceğiz.
    Talibim

  135. ISTIYORUM COK ISTIYORUM :)))

  136. kızımın şansına istiyorum…

  137. bende istiyorum

  138. ben de istiyorum bu kitabı.

  139. sansimi deneyeyim ben de bir kez daha 🙂

  140. Çok teşekkürler paylaşımınız için.Biz de talibiz kitaba

  141. öncelikle faydalı yazın için çok teşekkürler. kitap içinde şansımı denemek isterim…

  142. yaseminkülahlı

    şansımı deniyorumm

  143. Bizde talibiz.Verdiğiniz bilgiler için ayrıca teşekkürler.

  144. Etkili anne olabilir miyim; bu kitap etkime ne kadar faydalı olur bilemiyorum. Ben de takibim bu kitaba…

  145. ben de istiyorrruumm:)

  146. elbette çıkarsa iyi olur.

  147. kitabı okumayı dört gözle bekliyoruz
    tabi çıkarsa

  148. oglumun sansina istiyorum…

  149. Ben de sansimi denemek istiyorum, umarim kitap benim olur…

  150. biz de kitabı karı-koca istiyoruz. sevgiler..

  151. uzun bir aradan sonra istiyorum…

  152. merhaba , tüm yorumları okudum..anladığım zor olan yanı uygulama kısmı…inşallah bunuda beceririm düşüncesindeyim…eğitici-öğretici programları kaçırmadan izliyor ve faydalanıyorum..keşke fırsatım olsa böyle seminerlere katılabilsem ..bende kitabınıza talibim…sevgiyle kalın

  153. Kitabi cok merak ettim

  154. Şans bana gülecek mi? Bu kitap bana yar olacak mı?:)))

  155. Bizde variz 🙂

  156. bende talibim

  157. paylaşım için teşekkürler

  158. Biz de oglusla istiyoruz…

  159. Biz de istiyoruz, sevgiler, iyi geceler

  160. bende bende

  161. çekilişe katılabilir miyim

  162. Kitaba ben de talibim 🙂

  163. istiyorum istiyorum..

  164. şansımızı deneyelim

  165. 1.KATILIM – Karşımızdakinin problemi anlatmasına katılmak
    2.SESSİZLİK– Soru sormadan dinlemek. Soru sormak problemin anlatımındaki akışı bozuyor.
    Bu ikisi çelişmiyor mu?

    • Haklısın, biraz daha net anlatabilirmişim orayı. Şöyle ki:

      KATILIM: Eee, sonra n’oldu? Öyle mi? Hmm, devam et.
      SORU SORMAK: Ne dedi? Sen ne dedin? Sonra ne yaptın?

      Anlatabildim mi aradaki farkı? İkincisi akışı bölebiliyor.

  166. Bu arada ben de kitap konusunda şansımı denemek isterim tabi 🙂

  167. Evet şimdi daha iyi anladım. Teşekkürler.

  168. Şans kapıyı çalınca..

  169. Elif, ne kadar faydalı bir yazı olmuş, ve büşra karaca ne güzel anlatmışsınız örnekle.

  170. Ben de çok isterim…

  171. ben de istiyorum…

  172. ben de isterim…

  173. ınsallah bu sefer cıkar

  174. umarım geç kalmadımm:((

  175. talibim bende

  176. Sure bitti mi emin olamadim ama ben de istiyorum kitabi…

  177. Şu andan itibaren kitap çekilişi için yeni yorum kabul etmiyorum. Kazananı burada açıkladım: http://blogcuanne.com/2012/02/08/kitap-cekilisleri/

    Gösterdiğiniz ilgi için herkese teşekkür ederim.