25 Yorum

Hayallerimi de bırakmam, umutlarımı da

Geçen haftanın Ba’dan Baba’ya yazısıyla Blogcu Anne okurlarının beğenisini toplayan İçimdeki Dört Mevsim, yeni bir yazısıyla karşımızda:

***

Blogcu Anne’nin Babalara Açık Mektup yazısı ve sonrasındaki çağrısına iyi ki kayıtsız kalmamış ve “Ba”dan “Baba”ya yazımı sizlerle paylaşmışım. Bugün bu platformda ikinci kere yazımı paylaşacak olmanın mutluluğunu ve ayrıcalığını yaşıyorum. Bu vesile ile başta Blogcu Anne olmak üzere tüm yorum ve katkılarından ötürü sizlere teşekkürlerimi sunarım.

İlk yazımda hatırlayacağınız üzere oğlumuzun aramıza katılıp üç kişilik dev bir aile oluşumuz sonrasında başımıza gelen durumları paylaşmıştım. Bir önceki dönemin artık kapanıp yeni bir dönemin açılması gerektiğini, üçümüzü barındıran bir orta yolun bulunması arzumuzu ve bizim en azından ilk başlarda bir önceki dönemde takılı kalıp yalnızca oğlumuz odaklı bir hayatı yaşayabildiğimiz gerçeğini yazmıştım.

Sorumluluk bilincinin yakıcı ve hatta yıkıcı bir hale gelmesiyle eşimin ve benim özel hayatlarımız kalmamıştı. Ne kişisel zamanlarımız vardı ne de hobilerimiz. Günlük rutin ve körü körüne bağlı olduğumuz kurallar nedeniyle hayallerimizden bile vazgeçmiştik.

Önceki dönemlerde hayallerimiz vardı ve hayallerimizi destekleyen hobilerimiz. Biri diğerinin varlık nedeniydi, birbirleri için vardılar. Sonra baktık ki ikisi de çıkmış gitmiş hayatlarımızdan. Elimizde ne yatmadan önce kuracak bir hayal ne de uğraşacak bir hobi kalmış. Zihnimizden, kalbimizden gelen sorulara kendimizi kapatmış, duymaz, dinlemez olmuştuk. İç seslerimizin artık isyan edip dış seslere dönüştüğü günlerdi:

Günlük hayatım, yaptıklarım, yaşadıklarım benimle ne kadar uyumlu? İstediğim, gurur duyacağım hayat tam olarak bu mu? Seçmiş olduklarımı mı yaşıyorum yoksa elimdekiler yalnızca bunlar olduğundan kendimi, ruhumu, kalbimi, düşüncelerimi ve kararlarımı bunlara göre mi ayarlıyorum? Kendimizle ne kadar barışığız? En mutlu olmamız gereken bu dönemde sahiden mutlu muyuz? Oğlumuza böyle mi örnek olabileceğiz?

Hayatımız ve tercihlerimiz yalnızca bizlere aittir. Bizleri gülümseten, gurur duymamızı sağlayan ışıl ışıl, aydınlık günlerin de yaratıcıları bizleriz, en koyu gri karamsar günlerin de. Hayatımız seçtiklerimizin bir bütünüdür aslında. İçinde bulunduğumuz durumun nedeni bizdik. Bir şekilde ailemize uygun çözümü bulmalı ve hayallerimiz için savaşmalıydık. Her şey kendine uygun zamanda gerçekleşir derler. Bizim zamanımız gelmiş olmalıydı, en azından denemeliydik.

Bizim kuşak; öğretilmiş, alışagelmiş düzenin çok dışına çıkmayan, çıkmaya belki de cesaret edemeyen bir kuşak oldu çoğu zaman. Belki de bu yönde hareket eden son kuşağızdır bilemiyorum. Tek bildiğim oğlumun başkalarının belki de iyi niyetle belirlediği kurallara göre değil, kendi içinden geldiği şekilde yaşamasını istediğim. Ben hayatımın büyük bir bölümünü sayısız sınava çalışarak geçirdim. Düzeni hiç sorgulamadım ve doğal olarak bozmadım da. Hep örnek bir evlat, örnek bir öğrenci, örnek bir vatandaş oldum. Üniversiteye girdim, iş buldum, evlendim. Bizlere öğretilmemiş ama içimde çırpınan ve hatta can çekişen bir dürtüyü hep ihmal ettim, belki de görmezlikten geldim. Bu dürtü, beni mutlu eden ve gülümseten adı konmamış hobimdi: Yazmak.

Eşimle aldığımız – daha önce de paylaştığım gibi – ilk karar, uygulamaya çalıştığımız, bu uğurda hayatımızı kararttığımız kuralları yumuşatmaktı. İkinci karar ise hobilerimize yönelmek oldu. Biliyorduk ki hayallerimiz bir şekilde hobilerimizin peşine takılacaktı.

Blog tutmak benim için işte bu nedenle çok önemli. Uzun bir süreden sonra ilk defa bir hayal tekrar kapımı çaldı. Onunla dolaşan hobi de fırsatı kullandı ve hayatıma tekrar girdi. Açığı kapamak adına bol bol yazıyorum ve yazmaya da devam edeceğim. Bu sefer seçimimden ve hayalimden vazgeçmemeye kararlıyım.

Oğlumun aramıza katılması sonrasında zorunlu hissederek ara verdiğim briç kursuna da yeniden başladım. Son üç aydır haftada bir gün briç oynuyorum. Milli Takıma girebilmek şimdilik uzak gözüküyor olsa da turnuvalara katılmama çok da fazla bir zaman kalmadı.

Oğlumun benimle gurur duyabilmesi için önce benim kendimle gurur duymam gerekiyor. Ona örnek olabilmeliyim. İnsan hayatında hayallerin ve hobilerin ne kadar önemli olduğunu ona öğretebilmeliyim. Yalnızca söylemek değil söylenenleri görerek içselleştirmesini sağlamalıyım. Babam briç biliyor değil, babam briç turnuvalarına katılıyor demeli, düşünmeli ki hobinin yalnızca zaman öldürmek için gereken bir şey olduğunu sanmasın.

İlk dönemlerde kendimi böylesi kişisel hobilere zaman ayırıyorum diye suçladım. Böylesi zamanları eşimle, oğlumla geçirmek dururken ben ne yapıyordum? Yorgunluğumu bahane edip her defasında yazmamayı veya kursa gitmemeyi düşündüm ama her defasında bunları eşimle paylaştığımda terslendim. Tabii tıpış tıpış gitmeye, satır satır yazmaya devam ettim. Eşim olmasa hala yalnızca king oynuyor ve blog tutmanın hayallerini kuruyordum. Pes etmedim çünkü en başta eşim ve sonra ben pes etmedik.

Ben yapılan yanlışların bir şekilde işe yaraması ve başkalarına faydalı olması adına paylaşılması gerektiğine inanan biriyim. Başıma gelen talihsizliklerimi ya da hatalı kararlarımı bu nedenle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Bu nedenle, tüm yeni çocuklu arkadaşlarıma emzikleri nasıl sterilize edeceklerini ya da gazını nasıl çıkaracaklarını söylemek yerine belki de çok da anlam veremedikleri tavsiyelerde bulunuyorum ve şöyle diyorum: Hayal kurun, bol bol hayal kurun. Bu hayalleri destekleyici hobiler edinin. Bunu en başta kendiniz ve sonrasında eşiniz ve çocuklarınız için yapın.

Daha önce de söylediğim ve hep söyleyeceğim gibi, tüm çocuklar büyüyorlar. Kimisi başarılı oluyor kimisi daha az başarılı. Ben oğlumun mutlu ve huzurlu olarak büyümesini istiyorum ve bunun için önce bizim mutlu ve huzurlu olmamız gerekiyor. Mutluluk için gerek ve yeter şart insanın kendisiyle ters düşmeden, barışık olarak yaşayabilmesi. Bu da ancak hayallerini arka plana itmeyerek olabiliyor. Önemli olan aynada kendimizle göz göze gelebilmek ve dahası bu bakışmayı sürdürebilmek.

Gözlerinizle korkusuz, mutluluk ve huzur dolu buluşmalar dilerim…

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

25 yorum

  1. Yazıyı sabahın şu vaktinde br çırpıda okudum. Aslında sitenize Gamze için girmiştim ve bu yazı benim de hayatımda değişiklikler yapmam gerektiğini hissettirdi. Sorumluluklarımız arasında sıkışıp bunalmadan hayattan zevk alabilmek ancak hobilerimizle ve hayallerimizle olabilir lsanırım. İyi ki varsınız. Dilerim başarabilirim.

    • Mesajınız ve yorumunuz için çok teşekkürler.
      Siz dört elle sarılın ve asla bırakmayın hobilerinizi, gerisi kendiliğinden gelecektir.
      Hayallerinize ulaşmada size keyifli bir yolculuk dilerim …

  2. Özellikle son cümle yakaladı beni…Evet bazen aynaya bakarken o kadar yabancı geliyorum ki kendime,biraz feri sönük gibi gözlerim,çok yorgun bakıyor…Sanırım ben de artık eskiden yapmayı sevdiğim ya da ilerde hayalini kurduğum şeyleri yapmak için adım atmalıyım.Sonra o hayat dolu ama şu an maalesef mecburen robota dönen kocamı kurtarmalıyım..teşekkürler yazı için..Sabah sabah kendime geldim

  3. Günaydınlar. Yorumunuzdan çok mutlu oldum. Aslında belki en önemli nokta kendimizle barışık olabilmeyi başarabilmek. İnanın hepimiz bir şekilde robotlaşıyoruz ve en kötüsü de böyle olduğumuzu fark bile etmeyip bunu günlük hayatımızın bir parçası haline getirebiliyoruz. Hayallerimiz ve hobilerimiz bana göre bizlerin çıkış noktaları. Umarım yanılmıyorumdur :)

  4. yine çok güzel bir yazı ellerinize sağlık, ilk yazınızdan sonra blogunuzu da takip etmeye başlamıştık zaten.. biz de aynı şeyleri yaşıyoruz eşimle fakat henüz silkelenip kendimize gelmiş değiliz…önümüzde bahar, aydınlık, uzun günler var… umarım bu enerjiyle hepimiz mutlu birey, mutlu eş, mutlu ebeveyn oluruz..

    • Mesajinizla cok mutlu oldum. Cok tesekkurler. Aslinda bir cogumuzun birbirimizden farki yok. Bir sekilde hepimiz ayni yollardan geciyoruz. Okudugumuz kitaplar ve tecrube sahibi kisilerin iyi niyetli yol gostermelerne ragmen durum yine de degismiyor cogu kere. Onemli olan cozumleri icsellestirebilmek ve bu da zaten edindigimiz tecrubeler sayesinde olabiliyor. Umarim bir sekilde kendi cozumlerimize ulasabiliriz.

  5. Keyifle tek solukta okudum yine yazınızı… Bizim gibi henüz çocuk işine girişmemiş, tüm hayatını hayalleriyle ve hobileriyle doldurmuş çiftler için çok umut verici ve rahatlatıcı… Bol bol yazın, yazdıkça bizimle paylaşın lütfen. Sevgiler…

    • Cok tesekkurler :) Sizin gibi hayallerinin ve hobilerini pesinde kosanlarin hic bir sekilde zorlanacaklarini sanmiyorum. Yeterki bu yonunuzu ne olursa olsun koruyun. Insan bir anda sudan cikmis balik gibi kalakaliyor. Derinlik sarhoslugu denen bir kavram vardir (Azot sarhoslugu). Insanin kendini derinlere dogru birakasi gelir yuzeye cikmak yerine. Yon duygusu bir anda yok olur. Yapilmasi gereken hava kabarciklarini takip etmektir: ilk basta o kabarciklar daha da derine dogru gidiyormus gibi gelse de. Hayallerimiz ve hobilerimiz bizlerin hava kabarciklaridir. Takibi kesersek yonumuzu iyice kaybederiz ve bodylerimize (beraber daldigin kisi – eslerimize) her zamankinden cok daha fazla yuk binmis olur :) Bol hava kabarcikli gunler dileklerimle …

  6. Yazı çok güzel ama bu dibe vuruşu herkes ilk başta yaşıyor. Ne kadar dikkat edeceğim deseniz de oluyor. Eşimle 4 seneden sonra çocuğa hazır hissetttik çünkü ikimiz de çok rahatına düşkün kişilerdik ve çok çok iyi anlaşıyorduk her anlamda. Bunu bozmaktan korktuk ve 4 sene sonra birbirimizi kaybetmemeyi tembihleyerek çocuk yaptık. En çok da ben yaptım tembihleri. Birbirimizi ihmal etmemeyi :) Ama ne oldu dersiniz? Hormonlar işi bozdu :) bir kadının yeniden kadın olabilmesi için zamana ihtiyacı varmış bunu üzülerek öğrendim. bir müddet her kadın anne olmak zorunda. bu zorundalık hem istediği için hem de hormonların etkisiyle böyle :)

    • peki,sizin tekrar kadın olarak hissetmeniz ne kadar sürdü? ben de galiba hala kendimi daha çok anne olarak hissediyorum.biraz da yorgunluktan ve sürekli 8 aylık bir bücürle uğraşmaktan,onu eylemeye çalışmaktan.onu emzirerek uyuturken full anne olup sonra uyuyunca bir anda kadın olabilmek zor geliyor galiba :)

      • Benim bebek daha 6,5 aylık. Katılıyorum size ben de hala anne olarak hissediyorum :)

        • Aslında yorumunuza naçizane cevabımı 2 gün önce yazmıştım ama biraz aşağıda kaldığından tekrar yazmak istedim. Yazdiklariniz bizim ailenin de hemen hemen aynisini yasadigi gercekler. Cok haklisiniz. Biz de oldukca keyfine duskun ve hatta tembel iki kisiydik ve her anlam da cok da iyi anlasirdik. Sonra her sey degisti bir anda. Ne bana gore esim ayni kisiydi ne de ona gore ben. Oncelikler degismisti. Aslinda hayatimizdaki oncelikler teke inmisti. Belirttiginiz uzere hormonlar da cok yardimci degiller bu sure zarfinda ama her sey bir sekilde yolunu buluyor yeter ki hormonal bu saldirilar sonrasinda dogrulariniz degismemis olsun. Inanin baba olmanin mutlulugu (annenin mutlulugundan hic bahsetmiyorum bile) bu zorunlu arayi fazlasiyla absorbe edebiliyor.

  7. Bu ara okuduğum en güzel ve etkileyici yazı.etkilendim çünkü yazı bitince bir an işte bu deyip huzurla doldum.ruhumun buna ihtiyacı varmış:).kendim için bir şeyler yapmak,hep hayalleri arka plana atıp eşimin de hayallerini gerçekleştirmesine engel olmaya çalışmak .Güya ikimiz içinde doğru buymuş gibi.pehh:))çok sıkılmışım bunu fark ettim.emeğinize sağlık.blogcu anne iyi ki varsın:)

    • Mesajınız sonrasında çok mutlu oldum. Çok teşekkürler. Ne kendinizin ne de eşinizin hayallerinize ve hobilerinize engel olmayın hatta bu uğurda zaman harcayın, inanın kazanan en başta çocuğunuz oluyor …

  8. Yazdiklariniz bizim ailenin de hemen hemen aynisini yasadigi gercekler. Cok haklisiniz. Biz de oldukca keyfine duskun ve hatta tembel iki kisiydik ve her anlam da cok da iyi anlasirdik. Sonra her sey degisti bir anda. Ne bana gore esim ayni kisiydi ne de ona gore ben. Oncelikler degismisti. Aslinda hayatimizdaki oncelikler teke inmisti. Belirttiginiz uzere hormonlar da cok yardimci degiller bu sure zarfinda ama her sey bir sekilde yolunu buluyor yeter ki hormonal bu saldirilar sonrasinda dogrulariniz degismemis olsun. Inanin baba olmanin mutlulugu (annenin mutlulugundan hic bahsetmiyorum bile) bu zorunlu arayi fazlasiyla absorbe edebiliyor :)

  9. PINAR AYVERDİ KILIÇASLAN

    Okadar güzel noktalara değinmişsiniz ki bence siz yazmaya başlamakla çok iyi etmişsiniz lütfen yazın. Siz yazdıkça benim umutlarım geri geliyor. Biz 9 aylık yeni ebeveynler olarak hala kendimize gelebilmiş değiliz sözylediğiniz o kadar doğruki içseslerimizi duymamak okadar acı vericiki. Sanırım gerçekten silkelenip kendimize gelmemiz gerekiyor. Yazılarınızı ilk etapta eşime okutmakla başlıyacağım silkelenmeye tamda bu aralalar hayatımızı ne yaptıgımızı hatta ne yapmadıgımızı ve en önemlisi neredeyse karı koca oldugumuzu unuttugumuzu sorgulamaya çalışıyorken eminim bu yazı bize ilaç olacak. tamda umutsuzluga kapıldıhgım şu bulanık karamsar günlerde yazınız bana yol gözterici oldu. Teşekkürler.

    • Mesajiniz ve guzel ve destekleyici yorumlariniz icin cok tesekkurler. Inanin cok mutlu oldu.

      Karamsar olmak ve kalmak bizler icin artik cok gec: Bizlerin ornek olacagimiz cocuklarimiz var. Mutlu ve huzurlu bir hayat saglamak artik bizlerin zorunlulugu :) Bu nedenle bir sekilde ailelerimize uygun cozumu bulmak zorundayiz. Esinizle konusmak bence de en guzel baslangic. Yukarida yapmis oldugum bir yorumda hava kabarcigi terimini kullandim. Her ailenin hava kabarcigi yine kendine ozgu ve bulmalari gerekmekte. Cocuklarimiz her seyin en iyisini hak ediyorlar ve bize dusen bunu olabildigince saglamak. Inanin bu iste baslangic noktasi da yine bizleriz.

      Bahar tadinda aydinlik ve guzel gunler dileklerimle …

  10. Ah bu ortak duygular ve bunlara tercüman olmak…Blogumuz uzun zamandır annesiz (Blogcu Annesiz 1 gün 1 yıl gibi), blogumuzu babasız (İçimdeki dört Mevsim) bırakmadığınız için tekrar teşekkürler :)

  11. Hayat yapamadiklarimiza hayiflanmak, yapmayi istedikerimizi hayal etmek ve elimizden kacan zaman icin birilerini suclamak ile geciyor. Eger farkina varmazsak, en sevdigimiz deger verdigimiz hayatimizda en oncelige koydugumuz cocuklarimizi icten ice suclar hale geliyoruz. ‘ zaman mi kaliyor’ derken; ‘bu cocuklar insanda hal mi birakiyor’ derken. Oysa ne guzel soylemissin, oglunun seninle gurur duymasi icin senin kendinle guru duyman ona ornek olman gerekiyor. 9 yil once kizima yanlis teshis ile de olsa geri donusu olmayan bir hastalik tanisi kondugu gun anlamistim, onun hicbir seye engel degil herseye sebep, herseye kaynak oldugunu. Cok sukur ki yanlis tani alarmiydi ama bizi hayata farkli bagladi. Eger onlari gercekten seviyorsak once kendimizden, bizi biz yapan aliskanliklarimizdan vazgecmemeyi basarmaliyiz. Basarmaliyiz ki onlar da bunu ornek alsinlar.
    Yureginize saglik!

    • Mesajınız sonrası aslında ekleyecek tek bir kelimem bile yok. Ne kadar güzel yazmışsınız. Paylaşımınız için yalnızca teşekkürlerimi sunmak isterim. Dilerim bizi biz yapan alışkanlıklarımızdan vazgeçmek için başımıza bir şeylerin gelmesini beklemeyiz. Sevgi ve saygılarımla.

  12. Tam da eşimle sıkışıp kaldığımız; iki kelime bile etmeden uykuya dalmaya başladığımız; biricik oğlumuzun 6. ayında geldi bu yazı. İyi ki geldi. Biz de silkelenmek istiyor ama ne yapacağımızı bilemiyorduk yorgunluktan. Sanırım yolum ucundaki ışık göründü. Teşekkürler…

  13. ben de üç buçuk yaşında bir çocuk annesi olarak bütün bu yolardan tüm dikenlere takılaraktan geçtim.Ama sizin yorumlara cevapta yazmış olduğunuz (yeterki doğrularınız değişmemiş olsun)ifadesi çok doğru ve şaşmaz bir formül.böyle olduktan sonra nekadar bocalasanızda her şey yoluna giriyoo.bebeği küçük arkadaşlar acizane tavsiyem:)her gün kendinize inanarak bu geçici bi dönem zamanla herşey eskisinden güzel olcak diyin .çünkü gerçekten öyle..

    • Ne güzel de yazmışsınız! Bizler bu dediklerimizin şahitleriyiz :) Sizi siz yapan nüveyi korumaya çalışın, hatta sıkı sıkıya sarılın, bir süre sonra her şey eskisinden çok daha güzel oluyor.