24 Yorum

Ne söylediğin mi, nasıl söylediğin mi önemli?

Yılların sevilerek izlenen komedi dizisi Friends’in bir bölümünde, Joey karakteri, şu anda hatırlayamadığım bir alışkanlığından vazgeçmek için geceleri uykusunda telkin CD’leri dinliyordu. Ve fakat, kadınlara yönelik hazırlanmış bu CD’leri dinleye dinleye kadın gibi hareket etmeye başlıyor, ev arkadaşı Chandler’ın alay konusu oluyordu. Hatta bir tartışmalarının sonunda Chandler’ın söylediği bir sözden alınıyor, Chandler “Ben ne dedim ki şimdi?” diye şaşırınca da “Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemli!” diyordu.

Oldukça kadınsı bir durum. Mu? Bilmem. Bildiğim, ben de kendimi birçok tartışmamızın sonunda Doğan’a “Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemli” derken bulurum. O da anlayamaz beni. “Nasıl yani? Nasıl oluyor da bir şeyi söyleme tarzım, söylediğim şeyin önüne geçiyor???” diye şaşırır.

Bilmiyorum nasıl oluyor. Ama oluyor. Neticeye değil de Haticeye bakıyorum çoğu zaman. Bir şeyi doğru bile söylemiş olsa karşımdaki, söyleyiş tarzı, söylediği şeyi algılamamı çok etkiliyor.

Bence kadın-erkek arasındaki iletişim kopukluklarının çoğunun altında bu yatıyor. Yine klasik Mars-Venüs durumu sanırım. Ayrı dünyaların insanı olma halleri. Ben gerçekten de karşımdakinin ne söylediğinden çok, nasıl söylediğinden etkileniyorum. Ama çözümü nedir, bilmiyorum.

24 yorum

  1. Nasıl tanıdık geldi bilemezsiniz :))) Sanırım biz sadece söylediğimizin içerdiği anlama bakıyoruz. Nasıl söylediğimize değil.

  2. sadece kadınlara has değil bence, erkeklerde de durum aynıdır. Bir şey söylerken üslup çok önemlidir. Biz geçenlerde eşimle böyle bir diyalog yaşadık, ben söyleyiş tarznın çok rahatsız edici olduğunu, kast ettiği şeyin normal bir şey olsa bile tarzıyla rencide edici olduğunu söyledim. Düşününce hak verdi bana. Yani bir insana “bazı hareketlerin hoşuma gitmiyor” demek var. “hareketlerine uyuz oluyorum” demek var:)

  3. bence kesinlikle nasıl söylediğin önemli…söyleyiş tarzı çok önemli, karşımdaki insanın (ak) dediği şeye aslında katılıyorumdur ama sırf söyleme tarzından onu (kara) kabul ediyorum istem dışı da olsa…

  4. Ben ne söylediğin kadar nasıl söylediğinin de önemli olduğu kanısındayım, yani birini diğerinden daha önemli bulmuyorum ama Seyyaf’ın annesinin de dediği gibi bunun yalnız kadınlar için değil erkekler ve bilhassa çocuklar için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Sakin ve tatlı dilli olmak, düzgün bir üslupla konuşmak herzaman kazandırıyor bunu biliyorum.

  5. Daha bu sabah işyerinden bir arkadaşımla aynı şeyi konuşmuştuk , ” bakmak var , görmek var ” derler ya hani , bu da öyle birşey işte.. Söylemekten söylemeye çok fark var .. Ben de kesinlikle neticeye değil haticeye bakarım , hatta bazen o hatice yüzünden yapmam dediğim şeyleri bile yapmışlığım vardır 🙂 Tüm sevimliliğiyle istenen birşeye hayır demek de olmaz ki ama değil mi ???

  6. yalnız degilsin maalesef üslup yüzünden cok bende çok kırılıyorum benim için dE ne soylediginden ziyade nasıl soyledigin önemli

  7. Bu durum sadece evlilikte değil, çocuğunuzla konuşurken veya bütün insan ilişkilerinde geçerli. En zor durumlarda bile konudan çok söyleme şekli önemli oluyor.

  8. :)))beni güldürdünüz yine…kaleminize sağlık..bu böyle mi söylenir? diyebileceğim o kadar çok şey var ki..eşimin ilk savunması şu olur…uzuuun bir flört evresi ve 8.yılına giren evliliğimize dayandırarak “yok artık bu saatten sonra sana kelimeleri seçerek mi konuşucaz?”evet..kelimeleri seçsen n’olur..zengin Türkçemizde şık durucak iki kelime sıkıştıramıyor musun cümlene..? kabalıktan bahsetmiyorum yanlış anlaşılmasın..Ben bir kız çocuğu annesiyim..Kız çocuklarının dönüp dolaşıp babalarına benzeyen insanlarla evlendiklerini düşünürsek eee..damat kayınpeder toprağından olacaksa böyle olmasın..
    sevgiler, kolaylıklar

  9. Slmlar!
    Kadinlar (kendim de) sanki daha cabuk alinganlik yapiyorlar gibi geliyor. Benim durumum biraz daha cetrefilli zaten. Esimle anadilimde iletisim kurmadigim icin, onun tepkileri/unlemleri/vurgulamalari/sorular bazen kulagima o kadar ters geliyor ki. Neden oyle dedin ki diye bir alinganlik yapabiliyorum. Oysa ki kendi aralarinda da o sekilde konusuyorlar…(misal biz Turkce de anlamadigmiz /duyamadigimiz zaman “efendim” diye soru seklinde geri doneriz. Ama burda cok kolay: “Ne” deniyor, ki bana cok kaba/dinlenmemisim- ya da soyledigim cok ters /sacma birseymis gibi mi algilandi kaygisina dusuruyordu. Ama esim artik ” ne dedin” moduna gecti. (Henuz efendim dillerine girmedigi icin).

    Ama eslerin birbirlerine hos-saygili konusmasi bence cok onemli. O da boyle konusmasi oyle, biraz sert, asker adam, ya da asker cocugu babadan oyle gormus, meslek geregi tarzi oyle vs. napalim ben de ve cocuklarda alistik artik dememeli. Cunku kaba/saba davranislar, konusma tarzi cocuklara bulasici -genetik hastalik gibi geciyor. Efendim, Tesekkur ederim, evet, Lutfen, gibi olumlu sozcukleri cocuklarimiza nezaman ogretiyoruz cok onemli bence. Hadi ye, kalk, otur, emir kipinde konusan anne-babalar (ozunde manasi ayni olsa da, cocugun davranisina etkileri cok farkli olacaktir.) Ingilizce’de cocuklara hep bir Please “Lutfen” ogretiliyor. Sokaga cikalim mi ? Parka gitmek ister misin vs. sorusuna/ cocugun evetten once lutfen demesi bekleniyor. (Bu cocuk programlarinda surekli isleniyor.) ve 2 yasinda tanidigim cocuklarin (evet saglikli ortamda buyuyen cocuklar icin gecerli. Yoksa Ingiltere’de ABD’de de cok kaba saba konusan cocuklar daha dogrusu genc ergenler var). Gecenlerde suan 25 aylik Georgia (komsunun kizina) gel oynamak ister misin burda dedim? Evet Lutfen…Yes, Please. (ama bu cocuk devletin kresine gidiyor. Oyle ozel pedegog vs. de yok basinda 7/24). Benim 2 erkek kuzenim vardi surekli bagirarak konusurlardi. halen de cok degismis degiller. Ama hem annenin hem babanin (karsilikli ve de cocuklarina karsi) emir kipinde yuksek tonda /hafif bagirma seklinde konustuklari icin kimse kimseyi dinlemez, herkes tam gaz konusurdu.

    Evet esimize: Lutfen biraz su getirsene diyebiliriz (illa ki de getirir misiniz diye Almanlar gibi cok da uzatmak gerekmiyor. Belki ama su getirsene, yemek versene dedigimiz de cocukta ayni sekilde konusma tarzini, yasam tarzini benimsiyor. Sofrada duzenli oturup, eline saglik, tesekkur ederim. lutfen isterim gibi kullanbilen kac cocuk var? Aile icinde nasil konusuluyorsa o ailenin yetistirecegi cocugun yasam tarzi da bastan belirleniyor. Ondan sonra birak Maria Montessori’yi feriştahı gelse o cocugu adam edemez. Kibar cocuk yetistirmek cok onemli.

    Benim en buyuk korkum kaba saba ne dedigi belirsiz, ozellikle de Televizyon agiziyla konusan cocuklarimin olmasi. (Turkce konusamayan fakat sese/melodiye cok hassas kulagi olan esim 16 yasinda ki kuzenim ve arkadaslari konusurken “izmir’li kizlarin da garip bir aksani mi var diye sormustu”. Ogrendik ki TV. daki karakterlerin oha falan oldum, vs. agzini kapmislardi hepsi.

    Sadece esler arasinda ki iliskinin sagligi, romantizmi vs. acisindan degil, yetistirecegimiz cocuklarin dil ve yasam tarzi acisindan da TV. ve aile icinde ki konusma tarzina cok dikkat etmek gerekiyor diye dusunuyorum. Ne dedigimiz kadar nasil, hangi tonda, hangi soru isareti-vurgulama ile konusuyoruz cok saglikli bir aile icin cok onemli. (Elif: Konuyu cok mu dagittim acaba?).

    Daha cok LUTFEN li ve tesekkur ederim li gunler diliyorum. (Yanliz hangi dilde tesekkur etmek bu kadar zor-ve uzun bilemiyorum.:-)))

  10. Aslinda tek onemli olan soylediginizin karsinizdaki tarafindan nasil algilandigi. Ozellikle cocuklara, ne soyledim,ne nladin diye soruldugunda bircok kez cok farkli yorumladiklarini gorebilirsiniz.

  11. insan ilişkilerinin temeli bu kural bence. İster karı-koca, ister anne-çocuk ve ister v.s. iki kişi karşılıklı konuşurken birlikte anlaşılabilmeleri için bu kural uyumu şart. Söylemek istediğin onun lehine olsa bile tatlı dille ve sakin sakin söylememişsen yanlış anlaşılman vazgeçilmez bir durum oluyor tecrübeyle sabittir, sevgilerimle…

  12. Ben olaya bir erkek gözüyle bakmak istiyorum. Aslında yazılanlardan farklı bir şey yazmayacağım.
    Ben bu konunun biraz empati yeteneğiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Onun dışında da bir şey kesin ki erkeklerle kadınların beyinleri duygusallık ve espri anlayışları açısından farklı çalışıyor. Geçenlerde gazetelerin birisinde okumuştum; yapılan bir araştırmaya göre (Scientific American Mind dergisinde yayınlanmış) kadınlar güldüren erkeği, erkekler ise esprisine gülen kadını seviyorlarmış. Ben genellemeleri pek sevmem ve tehlikeli bulurum ama yapılan araştırma böyleymiş. Aynı araştırmada kadınların özellikle kendi aralarında benzerliklerinden yola çıkarak sohbet ettiklerini ve aralarındaki bağı kuvvetlendirdikleri sonucu çıkarken, erkeklerin konuşurken genelde farklılıklarını ortaya koydukları ve hep rekabet içinde ve hep en üstte olmak istedikleri ortaya çıkmış. Şimdi düşünüyorum da kaybolduğumuzda ısrarla yol sormamamız nedeni bu hareketi “alçaltıcı” buluyor olmamızdan sanırım kaynaklanıyor. Bence bu farklılıklar belki de Ne’den çok Nasıl’ın öne çıkmasına neden olabiliyor. Bence bir diğer neden de empati yeteneği ki bunda cinsiyetin önemli bir rol oynadığına düşünmüyorum. (yazıda da öyle diyor) Eşimin ailemle ilişkileri çok parlak değildir ve bunun en önemli nedeni Ne’den çok Nasıl’ın öne çıkmasıdır. Aynı sözleri ben söylesem sorun olmayacak iken o söyleyince problemler yaşanabiliyor. Benzer durum bakıcı ile ilişkilerimiz için de geçerli. Bu nedenle neredeyse tüm ilişkileri yetişebildiğim kadarıyla ben sağlayamaya çalışıyorum. Bu ne-nasıl konusunu eşimle konuştuğumuzda ilk fark etmiş olduğum nokta karşı tarafın (konuşma anlamında karşı taraf 🙂 )ne düşündüklerinden veya düşüneceklerinden ziyade söyleyeceklerine odaklanıyor olması. Oysaki onlar açısından bakıp konuşmayı biraz değiştirse hem konuşma amacına ulaşmış olacak, hem gerginlikler yaşanmamış olacak ve en en önemlisi ben daha az yorulmuş olacağım. Tabii bunlar boş hayal zira insanlar değişmiyorlar. Yapılması gereken tek nokta insanları oldukları gibi kabul edip bu özelliklerinin art niyeti olmayan karakter özellikleri olduğuna herkesi inandırma.

  13. Yakinlarda izledim ben bu bolumu. Cd dinleyen Chandlerdi, sigarayi birakmak icin dinliyordu.

  14. Slm,kısaca bir örnek vermek istiyorum size, karşınızdaki insana herhangi birşey anlattıktan sonra ”anladın mı? ”yerine, ”anlatabildim mi” demek bile çok şeyi değiştiriyor inanın…

  15. İnsanların ne söylediğini beden dili de aynı şeyi söylüyorsa inanıyorum ben

  16. kesinlikle katılıyorum…

  17. Kesinlikle katılıyorum karşındakinin lehinde bile olsa söylenen sakin ve güzel şekilde söylenmiyorsa olumsuz algılanabiliyor. Bugün ne yazık ki bunun çok canımı acıtan bir örneğini yaşadım ve çok kötü birgün geçiriyorum. Keşke herkes söyleyeceklerini, kelimelerini seçerek kullanıp karşısındaki çileden çıkarmasa..

  18. Dogru soyleyeni dokuz koyden kovarlar diye bosa dememisler. Dogru bile olsa soylemeyi bilmeli insan. Gerekirse diplomatik olmali. Karsimdaki alinir mi incinir mi diye dusunmeli. Bazen hakliyken haksiz duruma bile dusebiliyorlar erkekler soyledikleri yuzunden. Biz kadiniz, hassasiz, anlayin artik.

  19. Karsindaki kisiye soylemek istedigini nasil dile getirdigin, mimiklerin, goz temasin, beden dilin, ses tonun cok cok onemli bence. Karsindaki kisiye deger verdigini, saygi duydugunu gostereceksin onu dinlerken ve de ona cevap verirken.

  20. Ayyyyneeeeeennn Elifcim.Sana katılıyorum.Çok şükür eşim de ben de söz söyleme tarzlarıma özen gösteriyoruz.5 senelik evliliğimiz busayede çok şükür iyi gidiyor.

  21. Elif hanım size sonuna kadar katılıyorum .Elbetteki eşlerimizi çok seviyoruz onlar bizim herşeyimiz. Ama biraz da konuşmalarını yumuşatıp daha nazik olsalar. Herşeyi nasıl söyledikleri konusunda kocalarımız her zaman ‘niye bu kadar önemli ki bunu şimdi nasıl söylediğim’ diye işin içinden sıyrılmaya çalışsalarda kadınlar bunları kara kaplı defterlerine bir bir yazarlar .İlerde bir gün kullanmak üzere:)) bazen eşime şunu söylerken buluyorum kendimi ‘Ben senin erkek arkadaşlarından biri veya erkek kardeşin değilim (kız kardeşi yok) Benimle böyle konuşmamalısın’

  22. Uygulamak çok zor ama çözüm şu olabilir mi?

    “Karşındaki erkekse ne söylediğine, kadınsa nasıl söylediğine bakmak”

    🙂