35 Yorum

Baba Sersemliği

Babalara Açık Mektup yazıma bir diğer yanıt, Gökhan Deniz Dinçer’den geldi. Bir kız babası olan Dinçer baba gözüyle biz annelere ipuçları veriyor:

***

BABA SERSEMLİĞİ

9 ay beklenen geldiği zaman hem anne hem de baba büyük bir şaşkınlık ve sersemlik yaşar. Anne hamilelik sürecini fizyolojik olarak yaşayabildiği için bu sersemliği doğum sonrası özellikle de emzirmeyle birlikte çok kısa sürede atlatabilir. Doğanın kendisine bahşettiği görevi sürdürmenin verdiği duygu bunu kolaylaştırır.

Baba olarak bizler, hamilelik sürecinde eşe destek anlamında aldığımız 5-10 kiloyu fizyolojik süreç olarak değerlendirebilsek keşke!..

Ancak aynı süreç baba bebeğini kucağına alır almaz tamamlanmaz. “Şimdi bu benim bebeğim mi?” sorusunu aylarca soran babalar tanıyorum. Zaten eve yeni bir kardeş gelmesinin psikolojik etkisini üzerinden atamamış olan (evin büyük çocuğu) babalar bir anda omuzlarına yüklenecek sorumluluğu kaldıramamaktadır. Bir kadının annelik yaşı diye bir yaş söz konusudur. Kadın kendisini hazır hisseder.

Fakat bir erkeğin kendisini baba olarak hazır hissetmesini bekleyecek olursanız dizleri kireçlendiği için mutfağa kadar gidemeyecek hale gelmesini beklemeniz gerekebilir. O zaman da iş işten geçmiş olacaktır. Özetleyecek olursak erkeklerin çocukluklarının ne zaman sona ereceği belirsizdir.

Hastaneden eve dönüldüğü gün eve artık yeni bir birey katılmıştır. Nasıl ikinci çocuğu abisi/ablası kıskanıyorsa aynı şey baba için de geçerli olabilmektedir. Evdeki ilgi odağı artık kendisi değildir. Baba ile eşi ve annesi (babaanne) eskisi kadar ilgilenmediğinde baba sersemliği süreci uzadıkça uzar. Eve misafirmiş gibi girip çıkmaya başlar.

Bu süreci kısaltmak için eşlerin yapabileceği çok kolay bir iki şey var aslında;

Birincisi sık sık özellikle de başkalarının yanında bebeğin babasına ne kadar benzediğini söyleyin. Benzemiyor olsa da neredeyse tüm babalar “Aaa gerçekten bana ne kadar çok benziyor di mi?” diyerek mutlu olacaktır. Bende işe yaramıştı!

İkincisi, bebeğin ne kadar babasını sevdiğini ve ne kadar “babacı” olduğunu tekrarlayın. Öyle olmasa bile bunu söylemekten çekinmeyin çünkü bir çok baba bunun doğru olmasını umarak buna kolaylıkla inanacaktır. Buna inanmayı da çok sevdim ben.

Üçüncüsü ise babanın bebekle daha çok vakit geçirmesini sağlayın. Fakat asla herhangi bir işi ısrarla yüklemeyin babaya. Severek yapmasını sağlayamazsanız sürece faydasından çok zararı olacaktır. Ben babalığımın ilk aylarında mesaiden çıkıp eve geldiğimde yemek hazır olana kadar Radyo Voyage’ı açıp kızımı göbeğimde yarım saat uyuturdum.

Sadece bunlar bile babanın aidiyet ve sorumluluk duygularını arttıracak ve bir sonraki basamağa geçmesini kolaylaştıracaktır. Baba olduğunun farkına varan erkek işlerinizde size artık daha çok yardımcı olacaktır.

Belki de herkesin bildiği bu tüyoları hatırlatmak istedim. Umarım faydası olur. Biz erkeklere baba sorumluluğunu yüklemek aslında hiç de zor değil. Ancak tüm hemcinslerimde işe yaramayabilir. Garanti veremiyorum! 🙂

G. Deniz DİNÇER
twitter.com/gddincer

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.


35 yorum

  1. çok güzel şeyler söylemişsiniz fakat lohusa hele de ilk bebeği olan bir anne için söylediklerinizi yapması çok zor, ona kafa yoracak hal ve akıl kalmamıştır bizde, dün ne yediğimizi unutmuşuzdur.. bilmiyorum başka türlü nasıl olur?

    • G. Deniz Dinçer

      Haklısınız tabiiki ilk günler için çok zor. Aslında ben bunu yazarken doğum sonrası ilk günleri kastederek yazmamıştım. Bazen aylar geçse bile durumun değişmediği görülebiliyor. Teşekkür ederim yorumunuz için 🙂

  2. Bir de ek olarak bebeğini ilk günlerde babanın kucağına vermeyen anneler var.Bunu baba-bebek yakınlaşması açısından çok yanlış buluyorum. “Aman dikkatli tut, bak şöyle yapacaksın” gibi söylemler ne yazık ki hem babanın bebekten hem de eşten uzaklaşmasına,yabancılaşmasına neden olabiliyor. Ben daha doğduğundan beri kızımı hep babasının kucağına verdim.Ve onları hiçbirşey söylemeden yalnız bıraktım.EŞim kızımızı kucağında tutmaya çok korkardı incitirim endişesiyle ama ben ona tembihlerde bulunmayarak bebişi bırakıverirdim kucağına. Ama adamı da rahat bırakırdım o anın tadını çıkarması için. Bu nedenle baştan itibaren sabah 5:30 da işe gitmek için kalkmasına rağmen bebeğimiz her ağladığında kalkar ve yardım ederdi bana.Ve bu hala her koşulda öyle…Çocuklar sadece annelerine ait değildir.Sevgiler…

    • G. Deniz Dinçer

      Teşekkür ederim ilaveniz için 🙂 Kesinlikle haklısınız. Yakınlaşma açısından gerçekten çok önemli bu konu.

  3. Bebeğin babasına ne kadar benzediğinin söylenmesi ve bebeğin ne kadar babasını sevdiğini ve ne kadar “babacı” olduğunun tekrarlanması bence de babaların çok hoşuna giden sözler. Bana da söylenmişti ve benim de çok hoşuma gitmişti 🙂

    İlk başta babalar göreceli olarak biraz dışarıda kaldıklarından bu tür sözlerle baba-oğul bağının oluşmasına yardımcı olmak şüphesiz çok iyi olacaktır. Sonrasında zaten yaşanan birliktelikler ve toplanan anılarla bağ öyle bir kuvvetleniyor ki ne söze gerek kalıyor ne de başka bir şeye 🙂

  4. Öncelikle bir erkek bakış açısına uygun, iyi niyetle ve samimiyetle yazılmış bir yazı olmuş.. Ancak bir sorun var, biz kadınlar neden hayatımız boyunca erkeklere bişeyler yaptırmak için katakulli çevirmek, yol yordam bilmek, numara yapmak, alttan almak zorundayız. Yeni çocuk doğurmuş, feleğini şaşırmış, 9 ayda adım adım zirve yapan hormonları doğumla birlikte bungee jumping yapmış bir kadının, aman küsmesin oyuna o da katılsın diye “baba” kişisinin sürekli sırtını sıvazlanması gerekliliğini gerçekten çok komik ve bezdirici buluyorum… Baba olduğunu kendisi uğraşarak, kendisi emek vererek, işin içine girmeye çalışarak öğrenmesi gereken adamı “baba” yapabilmesi için yine kadından bişeyler bekleniyor… Bi çocuğa agucuk bi babaya agucuk :))) Tabi istisna babalar da vardır elbette, ya da buna da şükür demeyi bilen yeni anneler… 🙂

    • Teşekkür ederim. Keşke bu yazdıklarım hiç gerekmese, dediğiniz gibi katakulli çevirmenize gerek olmasa. Keşke…

    • Süper! 🙂 Sonuna kadar katılıyorum

    • Katakulli olarak düşünmeyin. Gökhan beyin dediği gibi babalar da çocuk gibi biraz. Ayrıca içgüdüsel olarak annelik gibi gelişmiyor duyguları. Bebeklerine emek harcayarak, onunla vakit geçirerek, sıkıntılarını yaşayarak, zamanla baba oluyorlar. Teşvik diyelim 🙂

    • size çok çok katılıyorum, dokuz ay karnında taşı, üzerindeki sorumluluk dağlar kadar olsun bir de baba babalık oyununa eşlik etsin diye, birazcık çocuğu oyalasın diye takla at. HAKSIZLIK bu amaaaaa 🙂 Yazı güzeldi evet :))

  5. Evet dışarıdan bir bakışla anneler anneliğe 9 ay boyunca hazırdır ve kucağına aldığı gün o büyük bululma gerçekleşir ve anne bebek bağı pekişir falan falan… işin dışarıdan bakınca görülen kısmı ise daha masalsı. Lohusa tacını takmış taze anne tıpkı yeni gelin gibi atağında huzur ve mutlulukla uzanırken bir taraftan da bebeğini koklamaktadır. Ne muhteşem bir tablo. Baba ise dışardan bir seyir… Diye düşünüyorsanız yanıldınız! Ben de öle oluyor zannederdim bir kadın olarak. Ama işin çok çok başka bir boyutu varmış. 9 ay bounca evrim geçiren kadın (hem fiziksel hem ruhsal hem de hormonsal) bebeğine kavuşuyor gibi görünse de aslında doğum aynı zamanda bir ayrılış bir kopuş. Taa içinden koparılıyor alınıyor o bebecik. Bunun hüznü (lohusa hüznü) ve birden dibe vuran hormonlarla mücadele etmek zorunda kalan anne içinden çığlıklar atarken dışarı yansıtmamaya gayret gösterirken bir taraftan da dünyaya getirdiği miniğe anne rahmindeki konforu sağlayamamanın verdiği bir bunalım hali içerisindeyken bebeğinin ağlıyor olması karşısında hissettikleri dışarıdan bakınca görülmeyenlerdir. Bir de emzirme dönemi boyunca baskılanan kadınlık hormonları var ki o da ayrı bir dert. Bir de babanın durumuna bakalım. 9 ay boyunca bir bebeciğin geleceğini biliyorsunuz. Hayatınızdaki en büyük değişiklik eve gelmiş bir misafirle yaşamaya alışmak. bu misafir de çat kapı gelmiyor. 9 ay önceden haber vermiş. Bi zahmet kendi psikolojinizi kendiniz hazırlayın ve mümkünse eşinizin de gizli haykırışlarına kulak verin. ona destek olun. Annelik toz pembe değildir 🙂

    • Teşekkür ederim yorumunuz için 🙂 Haklısınız, sizin çektiğiniz sıkıntılar ve bunalımların yanında benim bu yazdıklarım size çok basit gelebilir. Ancak blogcuanne’nin çağrısı üzerine yazılmış bir “baba yazısı” bu.

      • Bu arada yorum biraz sert olmuş olabilir. aman babalar yazmaktan vazgeçmesin çat çat cevap veriyoruz diye 🙂 Ayrıca hemen belirteyim ki bizim eşimle durumumuz tıpkı söylediğiniz gibi gelişti. 2. gün kucağına verdim bebeği ve 3 ay kolik ağlamalarında bana öyle çok destek oldu ki… ona bir eş ve bir baba olarak her zaman güvendim. Doğuma bile benimle beraber girmiş bir baba… Yani yanlış anlaşılmasın benim lafım oturduğu yerden kadına vazife öğretmeye çalışan zihniyetler içindir. Tepkim de onlaradır. Siz erkekler yazmaya devam edin ki siz bizi biz sizi anlamaya çalışalım. Sevgiler 🙂

  6. Benim kızım aynen bana benziyor, babasıyla alakası yok. Ama ben uyduruyorum bir şeyler. Gülüşü benziyor, saçları benziyor, ağzının kenarındaki çizgi benziyor :). “Aaaa gerçekten mi bakayım” diye heyecanlanıyor kocam da… Dediklerinize aynen katılıyorum. Ben de sorumluluk verip, geri çekilirim, ve hiç karışmam. O uyutuyorsa odadan çıkarım, yemek yedirirken başka tarafa bakarım. Yani tepesinde durup eleştirmem. Hatta bak seninle daha güzel yiyor deyip bir de pohpohlarım. Erkekler bayılıyor pohpohlanmaya. Gördüğüm kadarıyla da işe yarıyor bunlar. Kızım sadece benim sorumluluğumda değil böylece… Kocam da hiç dışarıda kalmadı… Herkeste işe yaramayacağını da kabul ediyorum diğer yandan…

    • Aslında ne kadar basit değil mi? 🙂 Teşekkür ederim, beni anladığınıza sevindim.

      • Rica ederim. Babaların gözünden de yazılar okumak iyi oluyor anneler için, biz teşekkür ederiz. Bir de ekleme yapacağım. Biz doğumdan önce de herşeyi birlikte yapardık. Kocam doğuma da girdi, hastanede kaldı vs. Bunların da etkisi oldu tabi. Hayatı paylaşıyoruz sonuçta, doğum ve bebek de bunun bir parçası. Yine de teşvik edilmeye, “evet yapabiliyorum ben de”yi hissetmeye ihtiyaçları var. Annelerin bile var… Bu arada kocamın adı da Gökhan. Birkaç “Gökhan baba” daha tanıyorum. İyi koca ve baba oluyorlar diyerek bir genelleme yapmak istiyorum 🙂

  7. Gökhan bey güzel yazı için teşekkürler. Ne yazıkki içeriğine destek veremeyeceğim. Kadın olmak özellikle Türkiye’de zaten zor. Kocanız kadar çalışırsınız, eve gelir sofrayı hazırlar temizlik yaparsınız. Bebek olunca bunun üzerine gece defalarca kalkıp bebekle ilgilenmek, gündüzleri bakıcı kadını organize etmek ve üzerine bilumum yerlerde (ben pis tuvaletlerde de yaptım) bebek için süt sağmak, eklenir. Bizim evi düşünürsek, bunun üzerine eşim geliyor “ee hadi ben çok acıktım, yemek yok mu ” diyebiliyor veya ” ben bu gece hiç uykumu alamadım!!! :(((” diyebiliyor ki ben bebek doğduktan beri uyku filan bilmiyorum ve yoğun çalışan bir anneyim!. Bence, destek veren arkadaşlar ne olur bozulmayın ama , bu durumu da anneler yapıyor, özellikle erkek anneleri. Her daim oğullar el üstünde, her zaman max ilgi odağı, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında ve soy nedense onlar vasıtasıyla yürüyor!! Biz ne iş yapıyorsak? 🙂 Bu arada kayınvalidem 1 kez bile bebeği bana benzetmedi ve kesinlikle cadı bir kayınvalide değildir 🙂 kızıma devamlı baba ve babaanne demeyi öğretmeye çalışması da ayrı bir konu.. Diyeceğim odur ki, yeni çağımızın anneleri artık gelenekselliği bir kenara bırakmalı ve hayatın eşit olduğunu bebeklikten erkek çocuklarına öğretmeli. Selamlar

    • Yorumunuz çok hoşuma gitti. Ortada bir sorun varsa bu sorunu çözebilecek olan yine kadınlar. Yeni nesil erkek annelerine bu konuda çok büyük görev düşüyor 🙂

    • benim kayın validem de cadı değil ama aynen o da bir kere olsun bebeği bana benzetmedi 🙂 Üstelik herkes bana benzediğini söylemesine rağmen 🙂 Bebeği taşıyan doğuran ve bakan biri için oldukça sinir bozucu bir durum şahsen çok içerliyorum bu durumu 🙂

  8. Çok muhteşem bir gebelik ve harika bir doğum gerçekleştirmeme rağmen ilk 20 gün sürekli ağladım ben Bu anneliğe hazır değildim bu kadar muhteşem birşeyi haketmiyorum diye.Sürekli kendime neden diye sordum kocamı çok seviyorum dünyalar güzeli bir bebeğim var neyim var benim böyle…O zaman bunu anlayamıyordum ama şimdi anlıyorum içimde bir bebek büyüten vücudum bir yandan ona süt hazırlarken bir yandanda gebeliğin etkilerini yok etmeye çalışıyomuş buda hormonları altüst edip doğum sonrası hüzünü oluşturmuş.Yani zannettiğiniz gibi 9 ayda hazılanıp kucağımıza alınca hazır olunmuyormuş baba açısından bakışınızı çok iyi anlıyorum ama inanın yeni doğum yapmış bir annenin çok daha fazla özel muameleye ihtiyacı var kendine gelip yeni hayata konsantre olan anne babayıda ihmal etmemeli tabii.Buarada benim kızım cidden babasına benziyor ve acayip babacı o kadarki ben evde dışlanıyorum ve sürekli bu durumu destekliyorum inanın.Ama benim eşimden hiç duymadığım bu yüzdende hiç böyle hissetmediğini sandığım konuda soru işaretleri oldu kafamda.O dönemde bana destek olmaktan kendi duygularını dile getiremedi belkide…

  9. Gökhan Bey ;
    3 yaşında bir oğlumuz var. sizin de yazmış olduğunuz duygu değişikliklerini eşim de birebir yaşamıştı. Önce benim onunla ‘artık hiç ilgilenmediğimi ‘ (belki de ona böyle ben hissettirmiştim haklı olabilir) ağzından kaçırdı. İyi ki de söyledi bunu ( gerçekten hiç farketmemiştim ) eşime karşı davranışlarımı değiştirmeme vesile oldu . .Sonralarını farkettimki benim için dünya oğlumun etrafında dönmekteydi başka hiç bir şeyi düşünemiyordum. Elbetteki hepsi geçici bebek büyüdükçe herşey yerli yerine oturuyor şükürler olsun. ‘
    6 aylık olana kadar kocam hep korkarak sevdi onu ‘aman bir yerine bir şey olur ‘diye…
    . ‘bu benim bebeğim mi ,ben daha çocuğum (35 yaşında 🙂 ) diye söylenip durmuştu. Ben şaşkınlıkla onu izledim . Ama oğlumuz hareketlenmeye başlayıp babasıyla iletişim kurmaya ,gülmeye onu sevmeye başlayınca herşey değişti….Şimdi bakıyorum arada bir ben ikisinin çemberinin dışında kalıyorum. Yani durum tersine mi döndü ne 🙂 Yazınız da herşeyi çok güzel anlatmışsınız tebrikler

  10. Benim de eşim aynı tarif ettiğiniz gibi evin büyük çocuğu idi, bebek gelince çok kıskandı. Hep ilgi bekledi, hep çocukluk yaptı. Bebekle de mesafeli bir ilişkisi oldu. Hakkını yemeyeyim, ne zaman ihtiyacım olsa yardım etti, ama hep bir mesafe vardı çocuğa karşı. Ama ne zaman ben iş değiştirip, sabah 6.40’da evden çıkmaya başladım ve babası kızımı anaokuluna götürme işini üstlendi, o gün hayatımız değişti. Artık baba-kız ilişklileri çok güzel, bir şeyler paylaşıyorlar, ikisinin ortak konuları var, kendilerine ait 1 saat vakitleri var. Demem o ki, erkekler iş başa düşünce çok güzel yapıyorlar herşeyi, mümkün olduğunca sorumluluk vermek gerekiyor.

  11. bu duygularınızı açıkça dile getirebilmeniz ne hoş…sizin gibi hisseden tüm babalar bunu kendilerine bile itiraf edemiyorlar Gökhan bey…
    kız çocukları olan annelerin daha şanslı olduğunu düşünüyorum 🙂 kızlar babalarına öyle bir yanaşıyorlar ki zaten anne 2.plana atılıyor 🙂

  12. HAHAHAA – ay bunu okuyunca kahkahalarla guldum. Eger bebegim ilk dogdugunda, esim eve gelip de bebisi alip yarim saat radyo onunde yan gelip yatsaydi, ve yemegi hazirlamayi vs. bana biraksaydi ve bunu da babalik gorevimi yaptim diye yazsaydi…. simdiye coktan bosanmis olurduk herhalde. Allah’tan sansliyim ki, geceleri hadi simdi senin siran, sen kalk, diye donusumlu olarak cocucugun bakimini ve ev islerini paylastigim bir kocam var.

    • G. Deniz Dinçer

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Eğlendirebildiğime sevindim. 🙂 “Eşe destek” konusunda yazılabilecek çok şey var ancak ben konumu sadece “baba-bebek arasındaki bağın kurulması” ile sınırlamak istemiştim. Eğer “eşe destek” üzerine bir yazı yazmış olsaydım, eşiniz kadar mükemmel olduğumu iddia edemezdim belki ama yine de bu konuda hakkımı yedirmezdim. Son olarak, tüm hemcinslerinizin de sizin kadar şanslı olabilmesini diliyorum.

  13. benim yakalanmam gereken lohusa depresyonuna eşim girmişti sanırım.çünkü kendi işyeri olmasına rağmen,(durumumuz da fena olmamasına rağmen) sabah 6.30da evden çıkar gece 10-11 de gelirdi.1.5 yaşında bir oğlum var ve hasta olduğu geceler hariç bırakın ilgilenip,karnını doyurmayı,kalkıp bakmamıştır bile bu çocuk niye ağlıyor diye.misal dün gece ateşi 39.5 e kadar yükseldi,toplamda 3 saat uyudum uyumadım.beyimiz fosur fosur uyudu.sabahtan beride 10.ya arıyor,sözüm ona destek oluyor.hiç arama da gece 1 kez kalkıp bak -.- annesinin,eşime 2 tane oğluma 6 tane kıyafet getirmiş olmasına içerledi mesela,artık onu sevmiyorlarmış :))) kadınları anlamak imkansız derler ama bazı erkekleri anlamak da öyle gerçekten.benim oğlum doğduğundan beri 2 tane çocuğum varmış gibi hissediyorum .tamam anlayış göstereyim de bana da lazım biraz ondan…neyse çok dolmuşum.yazı güzel bizim babamızdan seçmeler de var ama sanırım daha ağır vaka bizdeki durum…

  14. benim eşim benim anne olmamdan çok daha hızlıca baba olabildiği için, kıskanan, ilgiye ihtiyacı olan taraf hep ben oldum. çoğu kadın şakayla karışık “kocam da benim çocuğum” diye düşünürken 2 çocuğumuza ek olan koca çocuk da benim. dolayısıyla size katılıyorum. bence de erkeklere de kadınlara da lazım böyle şeyler.

    yalnız şöyle bir durum var ki, bizim kadınlarımız kendini sonsuza dek evladına adamayı çok iyi anne olmak zannediyorlar. gak deyince su, guk deyince mama verdiklerinde şahane anne kesiliyorlar babaların başına. bence böyle bir şey yok. evlilikte gerçekten her şey müşterek, temizlik de, çocuk bakımı da, ilgi de, sevgi de… annelerin bu mübalağalı ilgisi de babayı “bence” bebekle ilişki kurmaktan çok uzaklaştırıyor.

    içgüdüleri bizim gibi doğuştan olmayan babalara, bebekle kaynaşabilmesi için destek verilmesi gerektiğine hemfikirim ama sizin dediğiniz gibi ince ve nazik olunabilmesi gerçekten çok zor…

  15. Paylaşımınız için teşekkürler.