42 Yorum

Anneliğin sevmediğim yanları

BaşkaAnne Derya’nın çok güzel bir lafı var:

“Anne olmayı seviyor, ama “annelik mesleği”ni sevmiyorum”

Kızına olan sevgisini ifade etmekten geri kalmıyor Derya. Ama anneliğin gereklerini yerine getirirkenki zorluklardan hoşlanmadığını da saklamıyor.

Benim de sevmediğim bazı yanları var bu “annelik mesleğinin”:

  1. Uykusuzluğu sevmiyorum – Anladım ve kabul ettim ki, bir annenin uykuyla olan ilişkisi ikiye ayrılır: Çocuktan Önce (Ç.Ö.) ve Çocuktan Sonra (Ç.S.). Benim çocuktan önceki gece uykularım 25 Kasım 2006 itibarıyla noktalandı. Bundan böyle çocuklarım kaç yaşına gelirse gelsin geceleri gamsız, tasasız uyku yok. Bunu da böyle bileyim.
  2. Sürekli yemek yapmak zorunda olmayı sevmiyorum. – Misafirim gelsin, ben ona hünerlerimi göstereyim, amenna. Ama her Allah’ın günü, üstelik de dengeli beslenme kurallarını göz önünde bulundurmaya çalışarak yemek yapmayı, ve onun da ötesinde yaptığım yemeğin hemen bitivermesini hiç sevmiyorum.
  3. Kusmuk temizlemeyi sevmiyorum. – Kendi çocuğumunki bile olsa, kusmuktan oldukça iğreniyorum. Kaka sorun değil. Sümük de beni bozmaz. Ama mümkünse kusmuğu almayayım.
  4. Kafama göre plan yapamamayı sevmiyorum. – Anne olmadan önceki kapıyı çekip sinemaya gidebildiğim zamanları özlüyorum. Başka şeyleri de…
  5. Yorgunluktan bayılıyor olduğum anlarda çocukları yıkamak zorunda olmayı sevmiyorum. – Evet, o kadar yorgunken yıkamak zorunda değilim aslında, ve fakat bir gün önce de yorgunluktan yıkamadığımdan, ve hatta ondan da önceki gün de aynısını yaptığımdan daha fazla erteleyemiyorum.
  6. Anneliğin kutsal bir mertebe olduğu felsefesinden hareketle, annelerin sanki insan üstü varlıklarmış gibi konumlandırılmasını sevmiyorum. Ben de insanım. Benim de kusurlarım var. Benim de bilmediğim şeyler var. Ben de her şeyin altından kalkamıyorum.
  7. Yukarıdaki maddeyle bağlantılı olarak, annelerin sürekli şükür halinde gezmeleri gerektiği bakış açısını sevmiyorum. Ben de yakınabilirim. Bu demek değil ki elimdekilerin değerini bilmiyorum.
  8. Zor soruların yanıtlarını vermeye çalışmayı sevmiyorum“Anne, Paphia nerede?” bunlardan biri.
  9. Başkası adına karar vermenin sorumluluğunu sevmiyorum. – En çok bunu sevmiyorum diyebilirim. Bir başkasının hayatını etkileyecek kararları (hangi okul, antibiyotik vermeli miyim, vs.) alacak merci olmanın yükümlülüğü çok zor.
  10. Yaptığım şey doğru mu, yanlış mı diye endişelenmeyi sevmiyorum. Biz zamane anneleri fazla araştırıp okuyoruz bazen. Kafam karışıyor, eskiye dönmek istiyorum.

Bu liste uzar gider.

Ama bütün bunlara rağmen anne olmayı çok seviyorum. Kelimelere sığamayacak kadar çok seviyorum. En iyisi fotoğrafla anlatmaya çalışayım.

Bir haftalık ayrılıktan sonra böyle kavuştuk

İyi ki anneyim.

42 yorum

  1. Ben de “cok yoruldum” dediğimde babanın “of ne tembelsin” demesini sevmiyorum

  2. Zaten bu zıppırların bu kadar büyük sevgisi olmasa katlanılacak iş değil ben söyleyeyim…Mazoşistce bir yanı mı var acaba anneliğin ya?!!

    • Kesinlikle katılıyorum. Her zaman söylerim sevgisi olmasa dünyanın en psikopatça şeyi anne olmak…

  3. Süper bir liste, bir madde de benden. Çocukların başına gelen her kötü şeyden tek başına mesul olmanın yükünü sevmiyorum. Düşse “sen o sırada napıyordun?”, su içerken boğazına kaçsa “dikkatli versene”, hastalansa “senin yüzünden, o avm’ye götürmeyecektin”, biraz fazla yaramazlık yapsa “sen şımarttın”, biraz fazla içine kapansa “sen bastırdın”..Off!

  4. hepsi çok doğru amaaa 6.ve 7. maddeye canııı gönülden katılıyorum bu kadar iyi anlatılamazdı :)

  5. aynen aynenn, anne olmak çok güzel ama, akşam uykun geldikten sonra birine hikaye oku, süt yap, yanına yat, diğerine mama yap, ayağında salla. onlar uyuyana kadar beklee… Zor çok zor…

  6. Tuğba YILDIZ

    lütfen birde anne olmanın güzel taraflarını listeleyelim..ihtiyacımız var.Zaten bu olumsuzluklar herkezin başında.ve okudukca dahada cok olumsuzluklar ıcerısıne gırıyoruz..

  7. Bu fotoğrafı her gördüğümde gözlerim doluyor, hani ” sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ” klişesi var ya , işte mutluluğun resmi ..

  8. Al benden de o kadar bir de bende çok fena bir koca var. Pimpirikli, kılı kırk yaran, heyecanlı… Yani anla artık. Ama yine de annelik duygusunu yaşıyor olmaktan çok mutluyum. Kendimi özel hissediyorum :)

  9. Yine o kadar doğru tespitlerinle ve doğru kelimelerle anlatmışsın ki; eminim her okuyan anne; kendini bulacak benim gibi. Evet ben de anne olmayı seviyorum, ama bir o kadar da sadece Filiz olmayı özlüyorum. Tek umudum oğlumun “oğluşum” modundan çıkıp “arkadaş” moduna gireceği günlerin hızla yaklaşıyor olması.

  10. Hayatimizda kendi adımıza verecegimiz kararların sonucu bizi etkiliyor. Ama dediğin gibi baskalarının sorumluluğu cok zor. Onun bu karardan mutlu olup olmayacağı, gelecegini olumlu olumsuz etkilenebilecegini bilemeden alinan(verilen) kararlar bizim vicdan muhasebesi yapmamıza kendimizi kötü hissetmemize neden oluyor. Bir de saglikli sonucu olacağını düşündüğüm kararlar icin eğer aynı fikirde degilsem eşimi ikna etme süreci de sancılı, ya da onun beni ikna etmesi.. En cok bu şıkkı sevmiyorum o yüzden.
    Ha bir de rol yapmayı, tiyatro oynamayı sevmiyorum. İnsan gunün her saati hissetmedigi bir sekilde davranmak zorunda olmamalı. Kahvaltısını bitirtene kadar aklıma gelen her hikayeyi rol yaparak anlattım mesela. Ya da tuvalete gitmesi gerekiyorsa ne oyunlar ne ikna yöntemleri deneniyor evde şaşarsınız. Endişeliyken sakin görünmeyi, butun pelus hayvanlarini seslendirmeyi, cok yorgunken eğlenmeyi, tahammülümün eşiği asılsa da tahammül etmeye devam etmeyi ve daha niceleri anneliğin zor gelen yanları bazen

  11. Harika bir kare…

  12. Bircok madde benim icin de aynen gecerli. Ayrica kavusma resminiz gozlerimi doldurdu.

  13. Nilhan - Küçük mucizem

    Bütün o şikayetlerden sonra (ki gayet doğallar) fotoyu görünce gözlerim doldu.
    Annelik böyle bişey sanırım.

  14. 40 haftalık hamileleğin 20 haftasını yatarak geçirmek zorunda olan benim için en zoru her şeyin suçlusunun ben olmamdı. Doğum yaptım hala devam ediyor. çok şükür oğluma kavuştum. Şu an 12 haftalık. en çok neyi mi özledim çorapsız yere basmayı… çorap giy, ayağını üsütme sakın.gaz olur onu yeme. oğlum ağlar hemen saldırı başlar.” bak gördün mü, çorap giymedin de oldu” her şeyden suçlu olmaktan çok bunaldım çok.Ayaklarımı görmek istiyorum artık:)

  15. Fotograf ne güzel.

    Ama bana oğlanlar biraz büyük geldiler.

    Deniz bu kadar büyümüş olabilir mi?

    Sanki 5 yaşında diye hatırlıyorum. 😀

    • denizden degil annneden kaynaklaniyor sanirim yanilma:))
      güzel yazi.sevgiler..

  16. Deniz-Erdogan

    Hanimlar ben bu cumartesi gunu izinliydim. Size de tavsiye ederim, hele ki 7/24 yardimcisiz bebek bakiyorsaniz.
    Ben dogumdan bugune kadar (cumartesi gunune kadar) 18 ay boyunca hergun hergece cocugumla beraberdim. 1 yas sonrasi yari zamanli ise baslamama ragmen, bakicisiz-yardimcisiz cocugumuza yari zamanli olarak esimle beraber baktik (esiminde benim de ailem yanimizda degiller. +Yurtdisindayiz da:-) Ne ev isleri icin ne de bebek icin ozel bir yardim -destek almadik. (imkanlar meselesi diyelim.) Ama ailelerimizi ziyaret ettigimizde sagolsunlar yazin 2 hafta kadar -yazlik ortaminda emekleyen-emen bir bebekle 35 derecede ne kadar dinlenilirse biz de o kadar dinlendik.

    Son aylardan beri gece emzirmeleri o kadar yorucu ve herkes icin yipratici hale gelmistik ki yorgun, yay gibi gergin bir sekilde ise gitmek ve devaminda sisen gogusler vs. cok yorucu olmustu. Emmeyi kendiliginden birakmayacagi kesinlesince bu cumartesi gunumu ve gecesini ben evde yalniz gecirdim. Sanki bebeksiz bir gun cok buyuk bir nimetmis gibi cumartesi gelmeden “aman sunuda yapcam, bunuda yapcam planlari yaptim: 10 saat Uyusam, saclarimi yaptirsam, pusetsiz alisverise gitsem, almasam bile 3-4 kiyafet denemesi yapmaya AVM tarzi biryerlere mi gitsem, korkmadan simisicak cay/kahve icsem, cumartesi aksami kizlari cagirsam eve, Turk tv. larini acip -bihaber oldugum dizileri seyretsem mi ki vs. vs. ” diye aklimdan 40 tilki dolasirken, buyuk gun geldi bile. Cumartesi bizimkileri paketleyip, hazirlayip evden gonderdikten sonra 2 saat sabahlikla bosbos oturdum. Onlarin gitmesi, hafiflemis olmam, yalnizlik ve sessizlik cökertti ama temelde bir sucluluk duygusu vermedi. Bu dinlenme hepimiz icin en iyi olacakti diye dusuncelere daldim. Bebis orda huzurla bagirmadan uyuyacak, -en fazla evde benim uyutmayip da babanin uyuttugu geceler kadar olcakti. Biz bu disarda geceleme deneyimini planlarken cocugumuzun Kreste- kendi kendine kisa birsurede oglen uykusuna dalip uyumayi ogrendigi icin yaptik. (Yoksa zorlama aglatma vs. kullanmadik hic.)

    Sonra kendime gelip, pusetsiz yuruyuse ciktim:-), öglen ve aksam yemegini birlestirip yemegimi yedim, yarim sise sarap ictim, arada 4 posta camasir makinasi calisti, TV. bos bos yayin yapti (ama cocugumun bize actirip sonra da bakmadigi gibi bir durum oldu.) Babamizla 2 tlf. gorusmesi yaptik, asayis onlarda berkemalmis:-) Bizde de sarabin etkisiyle berkemalidi. Gece oylesine aman aman deliksiz bir uyku cekmedim. Vucut halen 2-3 saatte bir gece emmeleri vs. aglamalari olcak mi diye uyandiriyor. Ama yinede pazar sabahi kendimi cok motive buldum, bateriler yeniden sarjlanmisti. Hava da gunesliydi vs. derken 1 tepsi muffin -havuclu- bir tepsi de kiymali börek yaptim. Bizimkilerde pismeden geldiler, ve minik bey “aclik ve muffin” yaygarasi yapinca “ya niye erken geldiniz ben sizi 12 den sonra bekliyordum” deme luksunde bile bulundum. Ama onlarin ogle yemegini (4 kofte + 3 pogaca /buns), ustune aksama yemegini yemesi, aglamadan sizlamadan uyumalari, sabah kahvaltisini iyi yapmasi hic bir yabancilik -huzursuzluk cekmemesi icimi rahatlatttigi icin oyle soyleyebildim.

    Ne demistik mutlu anne/baba mutlu cocuk, ve mutlu aile ve mutlu toplum.

    Oprah Winrey’de de bu konuda anne itiraflari vardi. Anne olmayi cok seviyoruz ama annelik islerini yapmayi sevmiyoruz diye. Yani evrensel bir durum. ustesinden gelinmesi ise “destek, anlayis, beklentileri biraz aza indirmek, citayi cok yuksek tutmamak”. Komsu arslan terbiyecisi teyzleri cok ta kaale almamak. ve en önemlisi arada baterileri sarjlamak gerekiyor…..

  17. annelik işte böyle birşey zor ama zorluklarına rağmen çekilebilen ve asla bıkılmayan.

  18. _cereninannesi_

    Annelik ne acayip bir olaydır aslında. Daha önceki hayatımı bazen inanılmaz özlüyorum. Bu kadar rahat bir hayattan (Gece dışarda gezmeler, en son seans sinemalara gitmeler, işe süslenip püslenip gitmeler) sonra, şimdi bebekle 7/24 birlikte olunca imdaaat dieysim geliyor.
    Ammmaaa kızım bana kafasını kaldırıp bakınca ve gülümseyince bütün o yorgunluklar gidiyor. Anne olmaya bayılıyorum ama beslenme, yıkanma, alt değiştirme, UYKUSUZLUKTAN nefret ediyorum gerçekten.
    Bir daha dünyaya gelirsem lütfen BABA olmak istiyorum

  19. Elif
    Bir oturusta bol yemek yap ve hepsini buzluğa at. Bitikçe çıkarırsın anacım.
    Çocukları da bırak kokuşsunlar. 5 gün banyo yapmamaktan kimse ölmemiş.
    Bak listenin 2 maddesini azalttım bile.
    Heheheheh!

    • Evrim Babayigit

      Tam acaba ben biraz sorumsuz bir anne miyim neyim diyordum kiii…Haha, benim kafadan bir anne daha… Di mi ama di mi ama :)

    • Bende artık öyle yapıyorum. Çorbalar buzlukta, çocuk pis, anne mutlu :)

  20. Foto harika ama ‘ o anı ‘ ölümsüzleştiren kişiyi ayakta alkışlıyorum… Baba kişsidir diye ümid etmekteyim:)

    • Evet, öyle :) Kendisi grip olduğu için bizi uzaktan seyretmekle yetinmişti

  21. anneliği seviyorum ama çocuğun anneye tapulu olmasını sevmiyorum. sonuçta bu çocuğu babamızın evinden çeyizimizle getirmedik. teorikte %50’si benimse % 50 ‘si de babanın. ama pratikte çocuk % 100 annenin sorumluluğunda. babalara ve erkek tarafına duyurulur !!!

    • _cereninannesi_

      Sana kesinlikle ama kesinlikle katılıyorum. Sanki sadece bana tapulu gibi benim kızım da. Bir de bana eşim “kendini çok hırpalıyorsun, biraz rahat ol yaaa” demiyor mu. Eeee yardım et de ben de rahat olayım değil mi????

  22. Öyle zamanlar geliyor “istifa” edip kapıyı çarpıp çıkmak istiyorum ama olmuyor işte :) Bu işin istifası da emekliliği de yok, tatili bile çocuk indeksli… Hayat gerçekten de Çocuktan Önce ve Çocuktan Sonra diye 2 koca bölüme ayrılıyor. Biz Maya doğduğunda bu Milad’ın farkına varmıştık, hatta Yorgoyla MÖ ve MS derdik, MayaÖncesi ve MayaSonrası diye :)) hehe

    Uykusuzluk, can nasıl dayanır o aylarca emzirilen gecelere bilinmez?!
    Bütün günün yorgunluğuna rağmen, evet her gün yeni yemek yapma telaşı, çocukları yıkama telaşı, yetmedi parka, bisiklete, patene gitmek isterler götür getir telaşı.
    Bütün bunları yapabilince de insanüstü varlıkmış gibi, süper anne laflarına ben de sinir oluyorum.
    Kimse süper filan değil. Hayatta neye ne kadar öncelik verdiğine bağlı. Kimi annenin de her Allahın günü evi temizlemesi *bence* süper güç ister öyle deği mi? Bense çocuklarım için telef olmayı tercih ediyorum. Ama insanız tabi ki bizim de bir yere gelince ÖFF yeter be deme hakkımız olmalı. Bir soluk almalı… Çünkü ne annelik bizi ne de biz anneliği bırakamayız :)

  23. Super bir yazi olmus, ancak bu kadar guzel ifade edilebilirdi! Ben de her sikayet ettigimde babanin ” niye sikayet ediyosun anlamiyorum, bak seni anne yaptim iste daha ne istiyosun” yaklasimini sevmiyorum:)