Çizgi filmler ve subliminal mesajlar

Uzun zamandır duyduğum, üzerine çok fazla eğilmediğim bir konuydu subliminal mesajlar.

Berrasu Kuzusu‘nun yazarı Ülkü’nün geçenlerde gönderdiği bir maille gündemime yerleşti. Ülkü, blogunda yazdığı Çizgi Film İzlerken Çocuğumun Bilinç Altına Mesaj Veriliyormuş başlıklı yazısından yaptığı bir alıntıyı göndermiş bana:

Farkettirmeden zihnimize birileri yön veriyormuş. “25 kare tekniği” uygulanıyormuş. Gözün algılayabileceği, bir görüntü karesine sığan 24 karenin dışına çıkıp 25. kare ile gözümüzün o anda algılayamayacağı fakat bilinçaltına işlenen bir mesajın insanlarda farklı etki yaratmak amaçlı ya da kısaca beyin yıkamak amaçlı kullanılmasıymış. Çocuklarımıza izlettiğimiz şiddetsiz, masum çizgi filmlerde bile efektlerle, renklerle, müzikle bazı düşünceleri empoze ediyorlar (mış).  Çizgi filmlerin arasına pornografik-cinsellik resimleri, yazılari, sesleri, şiddet unsuru içeren görüntüleri bu teknolojiyle saklıyorlar(muş).

Sonra da eklemiş:

… konuyu televizyondan dinleyince internette şöyle bir dolaştım neler neler çıkmadı ki… Masum çizgi filmlerin içinde, masum içecek reklamlarının buz kalıplarının içinde biliçaltımıza gönderilen pornografik görüntüleri görünce gözlerime inanamadım. Bana göre sapıkça yöntemler…Valla o iğrenç kareler içine saklanmış görüntüleri bloguma bile koymaya elim varmadı.

Bu konuyu daha çok duyuralım istiyorum. Devlet kademelerinde belki çok iyi bilinen yöntemlerdir ama birçok konuda farkındalığı olan anne-babaların bile bu konuyu belkide ilk defa duyacaklarına eminim.

Ben de araştırdım. Vikipedi, subliminal mesajı şöyle tarif ediyor:

Subliminal mesaj veya bilinçaltı mesaj, başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır. Subliminal mesajlar insanın bilinçli dikkati tarafından fark edilemezler, ancak bu mesajların insanın bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmektedir. Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Bu tekniklerin amaçları, etkililiği ve kullanım sıklığı konuları tartışmalıdır.

Wikipedia’da daha ayrıntılı bilgiler var.

Kısacası, 25. kare ve subliminal mesaj verme olayı pazarlama ve reklamcılıkta kullanılan bir teknikmiş. İnsanın bilincini en çok tetikleyen (ve akılda en çok kalan) iki kavramın doğum ve ölüm olduğundan hareketle, birçok üründe “doğum”u hatırlatan SEKS kavramı kullanılırmış.

Örneğin Coca Cola, Diet Cola’nın eski kutularında öyle bir imaj seçmiş ki, kutular üst üste konduğunda ortaya kadın memesi çıkıyormuş.

Bunun biz ebeveynleri ilgilendiren ucuna gelince, subliminal mesajlar en çok da Disney çizgi filmleriyle bağdaştırılıyor. Google’da “Disney” ve subliminal messages” diye arama yaptığınızda karşınıza neler çıkmıyor ki:

  • Aslan Kral çizgi filminin bir sahnesinde, Simba kendini yere attığı zaman ortaya çıkan toz bulutunda SEKS yazıyormuş.
  • Alaaddin çizgi filmini yavaş olarak seyrettiğinizde geri planda bir erkek sesi “Cici kızlar üzerini çıkarır” gibisinden bir mesaj verip duruyormuş.
  • Güzel ve Çirkin’in bilumum sahnelerinde SEKS mesajı varmış.

Benim araştırdığım kadarıyla bunların hepsi teoriden ibaret. Coca Cola’nın ya da Disney’in bu teorileri yalanlayan ya da kabul eden açıklamalarına ben rastlamadım (rastlayanlarınız varsa lütfen yorum kısmında paylaşınız)

Ben bu iddialara yön veren görüntüleri seyrettim. Merak edenler youtube’da arayıp bulabilir. Ancak bana biraz zorlama geldi. Yani, Simba’nın kendini attığı sahnedeki toz bulutuna SEKS yazmak için bayağı bir uğraşmak gerekli bence.

Bu konuda o kadar çok söylenti var ki, insanın kafasının bulanmaması mümkün değil. Ancak bir yandan da okumayı bilmeyen bir çocuğa SEKS kelimesini yazsan ne olur, yazmasan ne olur diye düşünmüyor değilim.

Yukarıda da paylaştığım Wikipedia linkinde, yapılan araştırmaların büyük bir çoğunluğunun subliminal mesajların, bunu alan bireylerde güçlü ya da kalıcı bir etkisi olmadığı yönünde sonuçlar verdiği söyleniyor.

Bana kalırsa -ki ben Disney çizgi filmlerinde bunların varlığını ya da yokluğunu tartışmıyorum- subliminal mesaja gelene kadar endişelenmemiz gereken başka şeyler var. Örneğin kızların hepsinin güzel olması, vücutlarının taş gibi olması, hepsinin  nihai amaçlarının bir PRENS’le evlenip kabarık etekli elbiselerle balolarda dans etmesi, saraylarda yaşaması… gibi.

Ben de Disney çizgi filmleriyle büyüdüm. Annem Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Cindrella,… hepsini kasede çektirmişti, bayılırdık seyretmeye. Annem de oturur bizimle seyrederdi. N’oldu? Bir dönem boyunca ben de -her kız çocuğu gibi- prenses olmak istedim, kabarık eteklerin peşinde koştum. Ama sonunda hayatımı ona göre şekillendirmedim.

Günümüzde bunu daha karmaşık hale getiren bir şey varsa o da bu çizgi filmlerde verilen (subliminal değil, basbayağı açık açık) mesajların her yerde desteklenmesi. Kızlar için: güzel olmak, zayıf olmak, seksi olmak… Erkekler için: güçlü olmak, karşındakine hükmedebilmek. Örneğin, o ağlaya ağlaya seyrettiğim Aslan Kral’ı Deniz’le tekrar seyrettiğim zaman oldukça kıl olmuştum. Bir sahnesinde babası Simba’ya anlatıyor: “Bu topraklar babamdan bana kaldı, şimdi, ben gidince de sana kalacak, sen kral olacaksın.” Oh, kebaba bak! Simba hiç çalışmasın, çabalamasın, sırf babası kral diye hazıra konsun, kral olsun. Var mı böyle bal?

Ama… Deniz çocuk aklıyla buna inansa ne olur? Bunu hayat felsefesi olarak benimsemedikçe, seyrettiği birkaç çizgi filmde bunu görse ve hayal kursa ona ne zararı dokunur? Anne-babası olarak bizler ona doğruyu öğretmeye çalıştıkça zaten büyüdüğünde o da gerçeği bilmeyecek mi?

Subliminal mesaj diye çıktık yola, felsefik analizlere girdik. Demeye çalıştığım, çizgi filmlerdeki (Disney klasikleri için söylüyorum) subliminal mesajı ben, beni alarma geçirecek büyüklükte bir tehdit olarak henüz görmedim. Beni ikna edecek nitelikte, söylentinin, iddianın ötesinde, bilimsel olarak kanıtlanmış bir veri ben bulamadım. Bulan varsa lütfen paylaşsın.

Sizlerin de bu konudaki düşüncelerini merak ediyorum.

70 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

70 Cevap verilmiş: Çizgi filmler ve subliminal mesajlar

  1. Selen diyor ki:

    Evet böyle bişeyi bende duydum çok güçlü bi kaynaktan özellikle izlediğimiz bı çok dizilerde varmış malasef:(

  2. Ceylin'in Annesi diyor ki:

    Elif Hanım, bence de Subliminal mesaja gelene kadar daha neler neler var dikkat etmemiz gereken.
    Dediğiniz gibi hayatı hep toz pembe, kızların hep güzel, erkeklerin hep güçlü, herkesin bir gün prenses olacağı hayaline yönelten çizgi filmler, filmler varki çocuklarımız da bir dönem onların hayalini kurup zamanla gerçekle filmi ayırd edebilecekler.
    Ama ben isterdimki, iyi bir insan olsanız bile hayattaki her şeyin iyi gitmeyebileceğini, mutlu olmak için çabalamak, hayatta başarılı olabilmek için uğraşmak, çok çalışmak gerektiğini ki; buna rağmen bile herşeyin yine de istediğimiz gibi olamayabileceğini anlatan çocuk filmleri olsun. Hayat hep tozpembe değil, bir çocuk da bunu ne kadar anlayabilir bilemem ama en azından biliçaltlarında her şeyin güllük gülistanlık olmayacağı yer edebilir…

  3. mehtap diyor ki:

    ben bir tehdit olarak görüyorum ve elimden geldiğince kısıtlamaya çalışıyorum. hiç zorlama olmayan bariz mesajların gösterildiği profesyonel videolar da izledim. sadece subliminal mesajın ne kadar tehlikeli olduğunu anlatan videolar da.

    ayrıca çocuğun okuma bilmiyor olması bir şey ifade etmez ki. okuma bilmeyen bir çocuk kendi ismini yazılı gördüğünde ayırdedebiliyor. bir video vardı bununla ilgili, çok çarpıcıydı. bulabilirsem ekleyeceğim Elif şok olmuştum izlediğimde.

    ben çok da abartmamak gerektiği kanısındayım. subliminal mesajları da kısıtlamaları da. her şey tadında olursa sorun olmaz bence…

    • meltem diyor ki:

      evet Mehtap Hanım size katılıyorum.
      çocuğun okuma bilmemesi bir şeyi değiştirmez bence de. çocuğun bilinç altı o kelimeyi bildiği için bir yerde gördüğünde tanıyacak ve ister istemez ilgi gösterecektir. Ayrıca gösterilen şeyler sadece “seks” yazısından ibaret değil, pornografik kareler de var ve asıl tehlike bu bence. Tabi “cici kızlar üstünü çıkarır” da aynı oran da tahlikeli benim için bir kız bebek annesi olarak
      Fight Club filminde de bu konuya değinme vardı. Üniversitedeyken izlemiştik arkadaşımla. Film biterken son bir kare var, biz kendimiz farkettik, birşey geçti ama anlamadık sonra yavaş yavaş yürüttük filmin o kısmını ve o kareyi gördük mesela. tabi bu zaten gösterilmesi istenen bir kare olduğu için 1 kareden biraz daha fazla uzun tutulmuştu sanırım bir an gözümüz seçebildiğine göre. seçilemeyenler zaten tehlikeli olan ve bunu “beyinlere tecavüz” olarak niteliyorum ben. sorgusuz sualsiz,rızasız, çatkapı… NE CÜRET !!!

  4. Fatoş diyor ki:

    Elif sen mutlaka Nurturia’daki bu konuda yazılanları incelemişsindir ama yazıyı nokuyanların ilgisini çeker belki diye oradaki tartışmanın linkini vermek istedim. http://www.nurturia.com.tr/groups/thread/066a6de3-416c-4713-8714-9ed200faa807/2/subliminal-messages-(bilincalti-mesajlari)-hakkinda-ne-biliyoruz Doğrusu buradakileri okuduktan sonra endişelenmiştim ben. Gerçi senin yazdığın gibi açık açık verilen mesajlarda pek kabul edilebilir değil ama kontrolümüz dışında verilenler kaygılandırıyor beni.

  5. şükriye diyor ki:

    Ben de bir ara bu subliminal mesajlardan dolayı kaygı duymuştum. Kızım gözünü kırpmadan çizgi film izlerken ve ben bunun önüne geçemezken dehşete kapıldığım çok olmuştu ne gibi mesajlar yükleniyor beynine diye. Ama sonra sizin de dediğiniz gibi çok başka başka tehlikeler çıktıkça o geri planda kaldı. Mesela çiğ süt, pastörize süt hangisini içmeli olayı, mesela küçük balık- büyük balık hangisini yeme olayı, mesela devlet okulu- özel okul hangisine göndermeli olayı, mesela GDO olayı, mesela çocuk pornografisi (Allah korusun!)…. gibi gibi bir sürü canımı(zı) sıkan olaylar birbiri ardına gelişince bazı endişelerimiz yersizmiş gibi gelmeye başlıyor.

  6. mermaid diyor ki:

    Subliminal mesaj konusunu biraz daha arastirmanizi öneririm, çünkü sandığınizdan büyük bir tehdit. Disney elbette çıkıp onaylayacak ya da reddedecek değil.

    • sebnem diyor ki:

      kesinlikle katılıyorum, biraz daha araştırılmalı. aynı zamanda bilinçaltının nasıl işlediğini ve davranışlarımıza, tepk,lerimize nasıl etki ettiğini de araştırmak ve öğrenmek önemli. hiçbirimiz pamuk prenses seyrettik diye balon eteklerle dolaşmıyoruz, zaten önemli olan gerek gizli olarak gerekse açıkca verilen mesajların biz farkında dahi olmadan bizim davranışlarımıza ve düşüncelerimize olan etkileri.

      • mermaid diyor ki:

        Evet,ve zaten amac balon eteklerle dolaşmaktan fazlası. Bu yüzden yazıyı yetersiz buldum.

        • blogcuanne diyor ki:

          Yazı bir şeye yetmeye çalışmıyordu zaten :)

          Yazıda da belirttiğim gibi, tehdit olgusunu tamamen dışlıyor değilim, yalnız yaptığım ilk araştırmalarda karşıma çok fazla somut bilgi çıkmadı. Sizde varsa ve paylaşırsanız çok sevinirim.

  7. Esra diyor ki:

    Çocuklarımızı fanusun içine koyup yetiştiremeyiz, Her yerden yüzlerce mesaj alıyorlar. İletişimin bu kadar hızlı olduğu bir dünyada imkansız. Anahtar ise paylaşım ve iletişim.

    • berna diyor ki:

      evet fanusa koyamayız ama sinema nedir bilmeyen çocukların ellerinden tutulup 3-4 yaş civarında bu kavramı cocuga aşıladıktan sonra her çıkan animasyona çocugun gitmek istemesi de tesadüfi olamaz…bu arada o kadar çok anne baba cinayeti okuyor yada duyuyorum ki bu aralar ve 15 yaş civarı çocuklarda..tesadüf olduğunu da sanmıyorum

  8. Öncelikle, çok güzel bir konuya değinmiş olduğunuz ve bu konuda farkındalık yarattığınız için teşekkür ediyorum.
    Subliminal mesaj terimini ilk olarak, tamamen tesadufi açıp izlediğim Deşifre programında duymuştum. Programda çizgifilmlerle verilen, bahsetmiş olduğunuz pornografik mesajların yanında reklamlar ve özellikle yabancı pop starların kliplerinde ve sahne şovlarında bu tip mesajlara çokça yer verildiğinden örneklerle bahsedildi.
    Elbette okuma yazma bilmeyen bir çocuğun şuan için seyrettiği çizgifilmde böyle bir mesajı algılaması çok mümkün görünmüyor ancak anladığım kadarıyla bir çocuk devam eden yaşlarında da bilinçaltı mesajların istilasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu durumda sadece anne babanın yönlendirmesi ne kadar işe yarar tartışmak gerekiyor.
    Çocuğunuz ilk ergenlik yaşlarında Rihanna hayranı oluyor ve şarkıcının tüm kliplerini hatta dvd yoluyla tüm şovlarını izliyor ve verilen mesajları hiç farketmeden algısına yerleştiriyor.
    Konu sadece çocukla sınırlı değil ne yazık ki. Dediğiniz çok doğru fazla bir kanıt yok bu konuyla ilgili ama bana kalırsa kanıtları da yok ediyorlar!! Ben Deşifre programında bu konuyla ilgili farkındalık edindikten sonra medyada da böylesi önemli bir meselenin işleneceğini ummuştum. Ne başka bir program ne de yazılı basında bu konuya yer verilmedi.
    Ya medya her şeyin farkında ama işine geliyor ve susuyor ya da böylesi mesajlarla algısı öyle allak bullak oldu ki zararlı bir mevzu görmüyor.
    Dolayısıyla anne-babaların çok bilinçli olmasının yanında okullarda seçmeli olarak okutulan Medya Okur Yazarlığı dersinin müfredatında bu konuya yer verilmeli ve çocuğun, izlediği her ne olursa algısına yerleştirme gücünün geliştirilmesi gerekiyor diye düşünüyorum.
    Henüz anne değilim fakat bloğunuzu zevkle takip ediyorum.
    Sevgilerimle…

  9. Baya utopik birşey gibi geldi ve neden bunu yapsınlar diye düşünüyorum. Coca cola sadece kendi reklamına para harcar ve cola kutularını üst üste getirine yine cola yazmasını ister ama yine de ben tv yi ve çizgi filmleri cok yararlı bulmuyorum hatta zararlı buluyorum. Cocukların sadece zamanını öldüren bir aktivite ve bence hayatlarina herhangi iyi bir şey katmadigini düşünüyorum. Subliminal bir mesaj vermese bile zaman öldürücü olarak gayet zararlı.

  10. meraklıanne diyor ki:

    Merhaba Elif

    Şuan okuduklarım karşısında şok geçiriyorum mideme kramplar giriyor. gözlerim yanıyor, ağlamak istiyorum adımı bile yazamadım utandım:((
    çok bilinçsiz bir anne olduğumu şuan fark ettim ve kendimi çok kötü hissediyorum:(
    Tv’nin zararlarını biliyorum ama bu derece olduğunun farkında değildim. Bizim evde her sabah saat 7.30 da Tv açılır biz hazırlanırken Kızım’a uygun bir kanal bulunur izletilir. Bakıcımız geldiğinde kii Tv açıktır zaten açık eve gelene kadar kim bilir neler izlenir off:( akşam yarım saat bir saat Tv kapatılır beraber zman geçirmek için (söz de) sonra eşim de ben de çok yorgun olduğumuzdan eşim PC AÇAR uygun bi klip seçilir yada kızım’ın sevdiği reklam yada çizgi karakterler izletilir (off) işkence gibi sonrada uyku zmanı allahım ölmek isyiyorum nolur bana acil yardım. akşam eve gidince asla tv açmayacağım ama bakıcımız’a bunu nasıl alıştıracağım bilmiyorum:( çok bilinçli biri değil ve başka bakıcı seçeneğimiz de yok:( ne yapmamı tavsiye edersiniz :( (

    • Seda diyor ki:

      Yazik etmeyin kendinize, kendinizi bu kadar suclu hissedecek bir sey yok bence. Aksam acmamaya karar vermissiniz zaten, sabahlari da yavas yavas alistirir, bakicinizdan da gunun bir kisminda en azindan kapatmasini rica edersiniz, yoluna girer her sey.
      Ben de niyetliyim henuz dogmamis bebegime televizyon izletmemeye, elimden geldigince bilgisayar vb.’den de uzak tutmaya, yapabilenleri de takdir ediyorum. Ancak bu olmadiysa da dunyanin sonu degil ya, 4 yegenim var, 4′u de hicbir TV kisitlamasi olmadan buyuduler, gayet basarili, sosyal ve normal cocuk ve gencler oldular.
      Bu modern anneligin uzerimize yikmaya calistigi her daim eksiklik ve sucluluk duygusundan hic hoslanmiyorum.

      • meraklıanne diyor ki:

        Çok teşekkür ederim Seda Hanım zararın neresinden dönersen kar demişler bende öyle yapacağım inanın insan ne yapacağını nasıl davranacağını bilmiyor. Hatalarıyla eksikleriyle bir şeklide büyüyecekler elbet ama anne olunca insan çok farklı bir boyuta geçiyormuş. Amann şöle böyle yapalım edelim koşuşturması inşallah herşey istediğimiz gibi olur sevgiler..

        • sinem şamlı diyor ki:

          Benzer sıkıntıları tv ile ilgili biz de yaşadık.Fakat internetten ”Klip Sendromu” adı altında bir sorgulama yapmanızı tavsiye ederim.Hatta linki de vereyim http://www.bydigi.net/cocuk/235265-klip-sendromu-otizm.html Aslında yazıyı okuyunca sorunun tv den kaynaklandığını anlayacaksınız.Çocuklara neden tv izletmememiz gerektiği anlatılıyor.Biz Pedagoga gittik ve uyaran eksikliği sendromu diye bir şeyle karşılaştık.O gün bugündür evde tv tamamen yasak diyemem fakat çok daha az izlediğinden beri olumlu yönde çok aşama kaydettik.Bakıcınıza TV açmamasını öğütleyin derim.Size bahaneler sunacaktır mutlaka ,çocuk çok huzurlu, çok mutlu kapatınca ağlıyor vs gibi ama gerekirse sert bir dille uyarın derim çünkü bütün günü tv karşısında geçiren bir çocuğun göreceği zararı hiç bakıcı hayatıyla dahi ödeyemez ve telafi edemez.Çocuklar hipnotize edilmişçesine tv izlerken beyindeki nöronlar zarar görüyor ve gelişmiyor.Hangi doktora giderseniz gidin bunu duyabilirsiniz.Biz de tv ile büyüdük bize bir şey olmadı diye düşünebilirsiniz fakat bizim zamanımızda şöyle bir fark vardı bizler küçük de olsak eve çocuk misafir gelirdi belki tüm gün tv izleyemezdik ve sokakta bolca vakit geçirirdik…
          Hiç izletmeyin tamamen kesin demiyorum ama siz çalışan bir anne olarak çocuğun bütün gün neyaptığını bilemezsiniz.Bakıcınızın çocukla birebir konuşması ilgilenmesi kısacası fiziksel ihtiyacının dışında onu ruhen de doyurması gerekir.Biz bunun acısını çektik siz de çekmeyin ve üzülmeyin diye yazıyorum belki bir faydam dokunur diye.Haddimi aştıysam şimdiden özür dilerim:

          • meltem diyor ki:

            “Biz de tv ile büyüdük bize bir şey olmadı diye düşünebilirsiniz fakat bizim zamanımızda şöyle bir fark vardı bizler küçük de olsak eve çocuk misafir gelirdi belki tüm gün tv izleyemezdik ve sokakta bolca vakit geçirirdik…”
            dikkat çekilmesi gereken nokta bu. bizim çocukluğumuz faklıydı, pornografi yoktu belki vardı da bu boyutta değildi, çocukluğumuzu yaşıyorduk, çizgi filmleri hafta bir trt de seyrediyorduk.

            • Fatoş diyor ki:

              Aslında buradaki yaş profilini bilmiyorum ama ben küçükken tv sadece akşam yayın yapardı o da birkaç saat. Erken yatmamız gerektiğinden de fazla izleyemezdik. Bebekliğimde ise zaten tv olduğunu sanmıyorum bizim evde. Yani biz bebeklik döneminde maruz kalmadık tv.ye. O nedenle kendimizle karşılaştırmamız ne kadar doğru bilemiyorum. Ben tvnin her anlamda zararlı olduğunu düşünüyor ve uzak tutmaya çalışıyorum. Bizim evde oğlum uyanık olduğu sürece açılmıyor kesinlikle. Hiç açık görmediğinden talepde etmiyor. Ama birkaç aydır annem bakıyor ve oda dikkat etsede arada haberlerde ya da birileri geldiğinde falan açıyorlarmış. Bu bile beni rahatsız ediyor. Mesajların ötesinde birde hızlı ekranın beyni aşırı çalıştırdığı ve bu sırada diğer noktaların durmasına sebep olduğunu okumuştum. Keşke tv yi evimizden çıkarabilsek.

          • meraklıanne diyor ki:

            Sinem Hanım hadidinizi aşmak ne demek çok çok teşekkür ederim verdiğiniz bilgiler için. Dün akşam bakıcımız ile konuştuk inşallah yavaş yavaş bu sorunu yeneceğiz. Ben eve gitiğimde TV kesinlikle açmadık yemek hazırladık oyun oynadık gerçekten çok keyifli zaman geçirdik..

            • Pıtırcık diyor ki:

              Sevgili Meraklıanne,

              Ben hayatında televizyona yer vermeyenlerdenim. Bir gün hayatınızdan tv’yi çıkarırsanız, kitap okumaya, dışarıya çıkmaya, birlikte oyun oynamaya ne kadar çok vaktiniz kaldığına inanamayacaksınız.
              TV hayatımıza öyle empoze edilmiş ki, o olmadan olmaz gibi geliyor. Ama oluyor, hem de çok güzel oluyor :)
              Eğer tv’yi kısıtlamak istiyorsanız, sizi şunu tavsiye edebilirim. Önce popüler kanalları, çocuk kanallarını ve müzik kanallarını silin. Sadece bir iki haber ve varsa belgesel kanalını bırakın. Bunlar açıkken çocuğunuz zaten televizyonla ilgilenmeyecektir. Sonra yapabiliyorsanız televizyonu salonunuzdan kaldırın. Görmediğiniz zaman aklınıza televizyon seyretmek gelmiyor. Salona radyo getirin. Zaman zaman radyoyu açın. Bir süre sonra zihninizin tamamen temizlendiğini göreceksiniz :)
              İnanın televizyonsuz da hayat oluyor.
              Bakıcıya da, doktor “kesinlikle tv seyretmesin” dedi, falan diyebilirsiniz bence. Zaten uzman psikologlar ve doktorlar bunu tavsiye ediyor.
              Bir de evinize düzenli gazete alın, bir de severek okuyacağınız bir kitap edinin, eğer yoksa tabi. Zaten günlük gazeteyi okurken tv seyretmeye zaman kalmıyor.
              Nerdeyse 4 senedir tv seyretmiyorum. Kızım doğduğundan beri televizyonu salonumuzdan kaldırdık. Neyim eksildi biliyor musunuz? Dizi kültürüm :) Birisi bana şöyle bir karakter var dediğinde neden bahsettiğini anlamıyorum.
              Bol okumalı, sağlıklı günler. İyi günlerde büyütün bebeğinizi…

              • Meraklıanne diyor ki:

                Merhaba Pıtırcık,
                güzel tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim. Bu yazıdan sonra Tv izleme olayımız ciddi anlamada azaldı ama tamamen çıkartamadık daha (eşim Tv siz yapamıyor ) ama mümkün olduğunda kzıım uyuduktan sonra izliyoruz. Merak ettiğim 2 konu var Birincisi; 11 aylık kızım ve bakıcı ile kalıyor gün içinde ne gibi aktiviteler yapabilirler (Boya yapamaz, Puzze yapamaz, oyuncajkarı ile de nekadar oynayabilirki sabahtan akşama kadar :( havalar da malum soğuk dışarıda pek çıkmıyor, yani ne yapmalıyız oyalamak için :( İkinci Konu: bazı anneler peppee(çizgi film) çocukların gelişime katlısı olduğunu savunuyor herkes farklı düşünüyor inanın ne yi uygulayacağımı şaşırdım:( sizinde kızınız en güzel zamnında bıcır bıcır en sevdiğim dönem bol eğlenceleri bol huzurlu günlerde sizin olsun sevgiler..

    • sadeceanne diyor ki:

      üzgünüm ama ben size sadece pes diyebiliyorum…

    • Pıtırcık diyor ki:

      Tekrar Merhaba Meraklıanne,

      Tv’yi tam olarak kapatamazsanız da, fikrinizin bir parça değişmiş olması çok güzel. En azından artık başka hiçbir çözüm bulamadığınızda kızınıza tv izlettirirsiniz. Emin olun bir süre sonra böyle anlar da kalmayacak. Ben de çalışıyorum, bizim de bakıcımız var; ve benim de evimde yapmam gereken bir sürü işim olduğu halde tv’yi açmak gelmiyor aklıma, kızımı oyalamak adına. Başka bir şeyler bulmaya çalışıyorum. Kendinize ve eşinize zaman verin. Dediğim gibi günlük gazete olayını düşünün. İnsanın zaten 1 saatini alıyor, hem tv’ye zaman kalmıyor, hem de haber izlemeye gerek kalmıyor.
      Kızınızın iyi vakit geçirmesi için ben kitapları tavsiye edebilirim. Önceden tv izlenen saatlerde siz ya da bakıcınız eline kitap alıp, orada canlıları seslendirerek, “aa burada ne varmış diyerek”, bu ne diye sorarak, ilgisi dağılıncaya kadar kitap okuyabilir. Nasıl kitaplar alsak diye sorarsanız? size ben de tavsiyede bulunabilirim, Elif Hanım’ın blog’undan da fikir edinebilirsiniz.
      Kağıt kalemle kızınıza çizim yapabilirsiniz. Çok hoşlarına gidiyor. Bir defter, ajanda hazırlayın, ilk karalamaları saklamış olursunuz böylecek :)
      Bence soğuk da olsa her gün azıcık dışarı çıkartabilirsiniz. Zaten giyinmesi, inmesi, geri dönmesi bi dolu vakit alıyor.
      Bizim kız suyla oynamayı çok seviyor. Bu nedenle her akşam banyo yaptırıyorduk, özellikle 11 ay civarlarında. Bu da bir aktiviteydi bizim için. Onun dışında mama sandalyesine su döküp onunla oynuyordu. Şimdi de kayık yapıp yüzdürüyorlar :)
      Zaten yürüyebildiği zaman aktivite bulma ihtiyacı da azalıyor gibi.
      Bence bir de en önemlisi bakıcınızın tv sevmesi, ya da izlemek istemesi. Ya kadın programları falan seyrediyorlarsa birlikte… Silin gitsin şu populer kanalları :)
      Pepee konusunda da şunu söyleyebilirim. Dinlediğim, okuduğum hiç bir uzman tv’nin yararının zararından fazla olduğunu söyleyemiyor. 1 yararlıysa 3 zararlı (aslında 10 diyordu da birisi, ben yumuşattım) diyor. Değer mi az bir fayda için zararına katlanmaya? Bırakın oradan öğreneceklerini de öğrenmesin. Ya da daha geç öğrensin.
      Kızım 22 aylık ve 3-4 kelimeli cümleleri çok net kurabiliyor. Kelime haznesi çok geniş ve ben bunu biraz genetik, biraz çaba (küçüklüğünden beri konuşuyorum onunla), biraz da okuduğumuz kitaplara bağlıyorum. Arabaya bindiğimizde “hadi Burcu gibi kemerini bağlayalım” dediğimde itiraz etmiyor (Burcu, bir kitap serisi).
      Kendimce söyleyebileceklerim bu kadar.
      İnşallah hepimiz çok iyi evlatlar, mutlu bireyler yetiştirebiliriz.

  11. Anneler babalar kısaca veliler televizyonu bir zahmet kapatsınlar..

  12. Benim de daha önce değindiğim ve çok hassas olduğum bir konu bu. Detaylı olarak araştırılıp incelendiğinde gerçekten tüyler ürpertici:(

    http://benkizimindelisiyim.blogspot.com/2011/04/yine-yeniden-televizyona-dair.html

  13. Çok uzun zamandır uygulanan bir yöntem..Subminal kavramından 14 yıldan beri haberdarım..Görüntüler ayan beyan ortada ..Çok dehşet verici.Hala da uygulanmakta reklamlarda,filmlerde, çizgi filmlerde..O kadar basite almamak gerkiyor kanaatimce..Bu durumdan kazanç sağlayan çok güçlü bir kitle var olduğu için insanlar sesini çıkartamıyor olabilir..

    Disney filmleri coca cola,pepsi,mc donalds subliminal mesajlarda en ön sırada olanlar…Niye yaptıklarına gelince, kendi hayat felsefelerini dünyaya yaymak tabiki

    Sünger bob; çizgi filmi için bilimsel araştırma mevcut mesela ..Çocukları aptallaştırdığına dair;birde subminal mesajlarına da youtube da izlemiştim..Çocuğumuzun içirdiğimiz organik süte,yedirdiğimiz organik tavuğa nasıl özen gösteriyorsak ;biliçaltına giden kötü mesaj ve görüntüleri engelleyebildiğimiz kadar engellemeliyiz. diye düşünüyorum..

    Bilinçaltı mesajlara gelinceye kadar dememeli,
    İşe öncelikle;akşamları ailece toplanıp ensest ilişkilerin bol olduğu,kadının sadece cinsel meta olarak kullanıldığı,cinayetlerin,ihanetlerin kol gezdiği çarpık türk dizilerini izlememekle başlanabilir..Çocuğumuzu,kendimizi koruma adına hiç dizi izlemeyen bir aile olarak yazıyorum bu satırları

    Varsın disney filmleri olmasın hayatımızda,disney chanel da,çarpık türk dizileri de …. Neyimiz eksilir ki..

    • sadeceanne diyor ki:

      valla şiddetle katılıyorum

      • deniz diyor ki:

        size sonuna kadar katılyorum..Çocuğumuzun hayatına ne kadar geç girerse o kadar artıdayız.

    • nil diyor ki:

      ben de size kesinlikle katılıyorum, ayrıca ben bilinçaltımıza giden mesajları ayan beyan mesajlardan daha tehlikeli buluyorum. Açıkça verilen mesajda reddetme şansımız, sorgulama şansızmız varken, bilinçaltımıza verilen mesajları zehirli tohumlara benzetiyorum, çünkü nasıl yerleştiklerini bile bilemiyoruz

    • ”Biz izledikte ne oldu sanki”cümlesini iç rahatlığıyla söyleyenler;bilinçaltını günümüz teknolojisiyle görüntüleyip temiz olduğuna kanaat getiriyorlar sanırım..

      Sünger Bob mevzusunda,Elif akademik araştırma sorduğu için onu örnek verdim..

      Benim gibi düşünen annelerin varlığından haberdar olduğum içinde mutluyum..

  14. Nilhan - Küçük mucizem diyor ki:

    Benim kızım oldum olası TV ye hiç ilgi duymadı. Ha hiç mi izlemiyor. elbette izliyor. Ama mutfakta benim yanımda durmayı çizgi film izlemeye yeğler. Asla çizgi film krizine girmez. İtiraf ediyorum çoğu zaman izlemesini ben istedim. ama başaramadım.
    Bu subliminal mesajlar hakkında bilgim yoktu.Meraklı anne yalnız değilsin. boşuna üzme kendini.
    Ama şahsen ben kendim bile o mesajları zor alıyorken bir çocuk o mesajları nasıl algılayabilir ki?
    Herşeyde sex yazması nasıl bir toplum elde etmek içindir ki? Bence bakmak ve görmek. Yani dizi izleyip tecavüz eden, adam öldüren masum, tv suçlu. hırsızın hiç mi suçu yok.?

    • meltem diyor ki:

      “Herşeyde sex yazması nasıl bir toplum elde etmek içindir ki?”
      çocuk suçluların arttığı dikkatinizi çekmiyor mu ?
      13-14 yaşında çocukların yaşlı bir kadına tecavüs ettikleri haberi çok eski bir tarihe ait değil.
      lütfen, farkında değil misiniz tehlikenin ?

      • Nilhan - Küçük mucizem diyor ki:

        bunu yazmaktaki amacım, iş çığırından çoktan çıkmış. yani okuma yazma bilmeyen bir kesime böyle hitap etmekle ellerine ne geçebilir ki? ve neden özellikle disney? ben bile o mesajları zor algılayabiliyorken bir çocuğun bunları algılamasını nasıl bekleyebilirler ki? tehlikenin farkında olmamak için kör olmak gerekir.

  15. 3kişilikdünyam diyor ki:

    Birkaç ay önce ben de bu konuya denk gelmiş, youtube dan video izlemiş, internetten de az biraz araştırma yapmıştım. Gerçekten de ürkütücü. Yarınlarımızın ne olacağını daha da sorguluyor insan bunları görünce. Tv yi mümkün olduğu kadar açmamaya çalışıyoruz evde. Hatta hiç açmıyoruz dersem yalan söylemiş olmam. Oğlumun da şimdilik çok ilgisini çekmiyor. İnşallah ilerde de öyle devam eder. Tabi bir sonraki aşama, bilgisayarı naparız hiçbir fikrim yok???

  16. TULIN diyor ki:

    elıf dogrusunu soylemek gerekırse bence, bızde cızgı fılm ızledık bız de dızı ızlıyoruz hayatımız seks le dolmadı tasmadı sdc cocukken bıseylere ozendık durduk ve bıttı bence sacmasapan bı fıkır gerceklık bı payı olsa da..

    • meltem diyor ki:

      bizim zamanımızda daha masumdu herşey, dünya, çizgi filmler…
      şimdi öyle değil. biz balon eteğe özenirdik, şimdi şiddete özendiriliyor çocuklarımız.

  17. Pratik Anne diyor ki:

    Bahsettigin ornekler subliminal mesajdan ziyade, cizgi filmi yaparken cani sikilan cizerlerin kendi caplarinda oyunudur diye dusunuyorum. Cunku kare kare cizmek zorundalar. Bir tanesine de gozukmez nasil olsa diye abuk birsey ciziyorlardir. Hani filmlerde de komik detaylar olur ya. Onun gibi.

    Subliminal olmayan ve cizgi filmlerin, ozellikle egitici diye dusunduklerimizin cocuklara verdigi mesajlar hakkinda su yaziyi yazmistim. Bence bunlar parmagim kor gozune seklinde daha tehlikeli. http://pratikanne.com/2012/01/egitici-cizgi-filmlerin-cocuklar-uzerindeki-etkisi.html

    Yaz geliyor, televizyon ihtiyacimiz cok azalacagi icin bunlari dusunmek zorunda kalmayacagiz. Cok seviniyorum.

  18. Nagehan diyor ki:

    Ben de daha geçenlerde bu konuyla ilgili araştırma yapmıştım, bahsettiğiniz videoları izledim ben de. Öncelikle biz de tv izledik, bir sakıncasını görmedik diyenlere katılmıyorum, şöyle ki , bu mesajların insanlar üzerinde ne gibi etkileri olduğunu bilmediğimiz için bana bir şey olmadı demek pek doğru değil bence. Ayrıca beynin nasıl çalıştığı konusu hala tam olarak açıklanamamışken, fark etmeden beynimize yüklenen mesajlar da gayet korkutucu kavramlar haline geliyor bence. Hemen hemen bütün Disney çizgi filmlerinde subliminal mesajlar bulunmuş , bu kadarı bana tesadüf gibi gelmiyor.
    Çocukların seyrettikleri çizgi filmlerden ne kadar etkilendiklerini düşünün, kuzenim 4 yaşındayken Winnie the Pooh’ un söylediği bütün şarkıları ezbere biliyordu mesela :) O yüzden verilen mesajların da zihnine kazınması çok da uzak bir ihtimal değil bence.
    Bir de çocukların zihinleri bizimkinden çok daha boş ve algıları bizden çok daha açık, bizim bu mesajları fark etmememiz, onların da fark etmediği anlamına gelmez. Ki zaten amaç mesajı fark edilmeden vermek burada.
    Ben bebeğime 2 yaşına kadar tv seyrettirmemeyi, 2 yaşında sonra da “zararsız” olduklarını düşündüğüm çizgi filmleri seyrettirmekle başlamayı düşünüyorum mesela, ne kadar uygulayabilirim bilinmez :) Kuzenimle seyrettiğim Winnie the Pooh’ları oğlumla seyretmek için sabırsızlanıyorum şimdiden :) Tv seyrettirmemek nispeten daha kolay, orada ne gibi bir tehlike olduğunu biliyorum, o yüzden önlem alabilirim ama ne gibi bir tehlike içerdiğini bilmediğim bir şeye karşı nasıl önlem alabilirim bilemiyorum. Hiç mi çizgi film seyretmemeli bir çocuk? Hangi çizgi filmde reklamda kullanılır bu mesajlar ve zararı tam olarak nedir bilmeden her şeye yasak koyamayız sonuçta.
    Kısacası böyle bir şey olduğuna kesinlikle inanıyorum, hepimiz büyük şirketlerin denekleriyiz bence :) Ama nasıl önlem alınmalı işte onu bilmiyorum.

  19. NESLiNAME diyor ki:

    Evet bende biliyorum bu konuyu zaten karsiyimda yabanci cizgi filmleri izlettirmeye. Birkeresinde bir blogta okumustum bir Anne PEPEE nin ne kadar tehlikeli bir cizgi film oldugundan bahsediyordu. Neysmis TÜRK KÜLTÜRÜNÜ cok empoze ediyormus. Sadece güldüm bu konu aklima geldi. Yani Kadin cocugunun bilinc altina yerlestirilen pornografik seylerden haberi yok yabanci film sevdalisi ama TÜRK KÜLTÜRÜNDEN Nefret ediyor resmen. Hoplaya ziplaya Calliou izlettiriyormus.

  20. Nilufer diyor ki:

    Ben de bu konuda biraz arastirdim. Buldugum seylerden ilki bir youtube filmiydi.
    http://www.youtube.com/watch?v=73fCLx-mFLg
    Bu filmi izlerseniz Little mermaid in evlendigi sahnede, evlendiren adamin guya ereksion oldugunu idda ediyorlar. Simdi su sayfadaki iki resme bakin:
    http://www.snopes.com/disney/films/minister.asp
    O cikintinin yerini giydigi buluzun hizasiyla karilastirdiginizda bariz bir sekilde adamin dizi oldugu anlasiliyor :)

    Bana kalirsa, ozellikle ariyorsan ve 90 dakikalik bir filmin her yerini incik cincik inceliyorsan muhakkan bir yerinde birsey bulursun diye dusunuyorum.

    Bu bana cok kizdigim bir hikayeyi hatirlatti. Bir genc kiz hakkinda bir soylenti cikti, aman ne demis biliyor musunuz kizlik onemli degil demis, ne kadar ayipmis ne kadar gunaymis. Bilmek istermisiniz deyip demedigini. Esinden deliler gibi dayak yiyip bir kac kere hastanelik olup, boynu zedelendigi icin boynunda adini bilmedigim seyle dolasan, yuzu yara bere icindeki bir genc kizin evliligini bitirip bitirmemekteki celiskisini gordukten sonra ona kizlik onemli degil, sana iskence etmesine izin veremezsin, donme demisti hakkinda soylenti cikan o genc kiz. Kendisi benim ablam olur, ben de sahidim. Insanin ici fesat olsun, en iyi en guzel seylerin altinda bile bulur bir fesatlik.

    Ben TV izlemiyorum, cocuguma da simdilik izletmiyorum. Nerdeyse iki yasinda. Ama ileride cizgi filmleri izlemesini isterim. Sadece zevk almasi icin. Sanmiyorum bu soylentiler dogru. Yine arastirmama devam ederim ama kayda deger birsey bulacagimi sanmiyorum.

  21. abetül diyor ki:

    ‘biz çocukken izledik bişi olmadı’ diyen anneler, biliçaltımızı bi yoklamamız gerekiyor bence

  22. Sezen diyor ki:

    Bizim çocukluğumuzda da “Clementine” vardı hatırlarsanız. Malmot vardı, Clementine’ini yolundan çeviremeyince Malmot tarafından ateşe atılırlardı. Bunun muhabbeti de çok döndü bir ara. Bu Fransız çizgi filminin ciddi dini propaganda yaptığı ve çocukların bilinçaltına şiddeti itelediği ile ilgili. Ben bu çizgi filmin ciddi bir fanatiğiydim ancak ne Hristiyan oldum, ne psikopat oldum.
    Seks mesajına gelince, zaten tüm reklamlarda seks teması işleniyor aleni bir şekilde. 25. karede de bunun verilmesi gereksiz.

  23. sinem diyor ki:

    Merhaba Elif Hanım,

    Öncelikle böyle bir post yayınladığınız için teşekkür ederim. Araştırma fırsatı bulamayıp, fakat üzerinde benim de endişelendiğim bir konu maalesef. Daha somut bilgiler elinize geçerse iletmenizi rica ediyorum.

    2,5 yaşında olan oğlum da, bağımlı olmasa da çizgi film seyretmeyi seviyor. Açıkçası bazı çizgi filmlerden de nesneleri tanımak konusunda faydalandı diyebilirim. Geçenlerde evde olmadığımız bir günde, onu oyalamak için cep telefonumdan o anda aklıma gelen “Temel Reis” çizgi filmini açtım. Keşke açmaz olaydım, gördüklerim karşısında, aslında bizim eskiden severek izlediğimiz bu tarz çizgi filmlerin küçük yaş grubu çocuklarına hiç de hitap etmediklerini anladım ve gerçekten rahatsız oldum. Bizlere eğlenceli gelse de sürekli şiddet unsurun işlendiğini farkettim, silahlar, bombalar, toplar vs…ve sonunda oğlum “anne bu ne?”, “anne, adama ne oldu?” diye sormaya başladı ve cevap vermekte gerçekten zorlandım. En azından şu anda Baby TV veya TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmlerde bu tarz şeyler yok. Bunları da övmüyorum fakat hiç olmasa şu anda tercih etmek için birden fazla seçeneğimiz var.

    Şiddet ve benzeri unsurlar da gerçekten miniklerimiz için çok büyük tehdit.

  24. gül diyor ki:

    Sanırım ben 25.kareyi yakalamış biriyim. Şöyle ki yanılmıyorsam fight-club filmi idi.film bitti. tam filmin bittiği sahnede birşey gördüm gibi geldi. geri ileri aldım (sahne çok hızlı geçiyordu) gerçekten o sahnede bişey vardı. o sahneyi yakalamak için biraz uğraştım. sonunda yakaladım. bir erkek cinsel organını gösteriyordu. adamın yüzü ve bacaklarının alt kısımları yoktu. bunu yapmalarındaki amaç nedir bilmiyorum fakat çizgi filmlerde de benzer şeylerin olabileceğine bu yüzden inanırım ( film orjinal dvd değildi)

  25. Deniz-Erdogan diyor ki:

    Selam!
    Yillar once yayinlanan “Seker Kiz Candy’nin ve Antony’i idi galiba onunla olan masumca gösterilen ask öykülerinin de aslinda ilk pornografik cizgi film ” oldugunu duymustum. Ben TV. ve cizgi filmlerden (yumurcak Tv’de, ya da Disney’de farketmez) herhangi bir “eigitimsel icerik ve amac beklemiyorum”. Yani cocugum cizgi filmlerden, sayi saymayi, renkleri, sekiller vs. ögrenip baby Einstein olmayacak. Ama ayni zamanda carpik ve gizli mesajlarindan da “carpik bir kisilik olup” cikmasini da istemeyiz dogrusu. Seks konusu zaten cocuklarla konusmak icin bir tabu, bir de bunu surekli “guzel kiz-guclu erkek” arasinda olacak diye cocuklara empose etmek, Disney prenslerinin-prenseslerinin vs. elbiselerini, sarisin -90-60-90 barby bebekler, Dora vs. almak hicte hos degil. Ben aslinda bu cocuk urunlerinin bu kadar ticari olmasindan da cok rahatsizim. Mcdonoldsin cocuklara menusunde hediye vermesinede cok karsiyim. Cocuklarin direkt olarak yemek-oyuncak baglantisi yapmasina sebep oluyor. Zaten yedikleri donmus-yanmis hamburger bir de oyucak zimpirtisi vermeleri hic dogru degil, ama yine ailelerin bilecegi bir secim.
    Sonucta cocuk urunlerinde maalesef gizli ya da direkt ortada “bir mesaj verme” amaci var. Bunu bizler nasil filtre ederiz, yine bizlere bagli.

  26. Bilge diyor ki:

    Nereden baslasam… Oncelikle City University of New York-College of Staten Island’da medya bolumunde yrd. docent oldugumu soyleyeyim; bu konuya “akademik” ve “bilimsel” acidan yaklastigimi belirtmek icin. Amacim kimseye ders vermek degil; sadece Wikipedia, YouTube ve guvenilirligi sorgulanabilir diger Internet kaynaklarindan dogan endiseleri birazcik dagitmak istiyorum. Ayrica iki cocuk annesiyim. TV konusu benim icin de sIkInti yaratiyor. Gunde 1 saat kadar TV seyrediyor 8 yasindaki kizim. 2 yasindaki oglum en fazla 30 dk. Haftasonlari biraz artiyor izleme sureleri.
    Calisan bir anneyim; bakicimiz da bu konuya cok dikkat ediyor. Neyse gelelim sublimal manipulasyona. Subliminal manipulasyon W.B. Key’in yillar once yazdigi Sexual Seduction kitabinin konusu. Key burada ozellikle reklamlara cinsellikle ogelerin yerlestirildigini (sexual embedding) ve bu sekilde izleyici/tuketicilerin o urunu satin almaya yonlendirildigini iddia ediyordu. Key’in argumani ve verdigi ornekler medya, iletisim, reklam, psikoloji, tuketici davranisi gibi alanlardaki akademisyenler tarafindan biraz ucuk kacik olarak algilanmaktadir. Subliminal manipulasyonun bugunde dizilerde, filmlerde, reklamlarda kullanildigi iddia ediliyor, ancak bunlar iddiadan oteye gidemiyor ve acikcasi pek de ciddiyetle karsilanmiyor diyelim ozet olarak; cunku kaynaklari burada tek tek anlatacak, ozetleyecek vaktim maalesef yok. Bu iddialari curuten pek cok yayin vardir. Isteyen scholar.google.com’dan kaynak arastirabilir. Soyle oluyormus, boyle oluyormus, YouTube’da soyle diyor gibi endiseye mahal vermekten ote gitmeyen iddialar yerine bilimsel kaynaklari incelemek daha faydalidir diye dusunuyorum.
    25. kareden, cizgi filmlerin icine gizlice yerlestirilen seks sozcugunden (ki tekrar etmekte fayda goruyorum; bunlar zorlama iddialar bence) korkmak yerine, diger yorumcularin da soyledigi gibi cocuklarin TV onunde pasif sekilde oturmasindan, kiz ve erkek cocuklar icin bicilmis klasik cinsiyet rollerinden korkalim. Cocuklar ne kadar egitici olursa olsun TV’den birsey ogrenmezler (bu ayri bir tartisma konusu, ogreniyor zannettigimiz sey gercek “ogrenme” sureci degildir zaten) . Baskalariyla girdikleri sosyal iliski/iletisim surecinde ogrenirler. Herkese az televizyonlu, bol oyunlu +fiziksel aktiviteli gunler dilegiyle:)

    • blogcuanne diyor ki:

      Bilge, çok teşekkür ederim bu yorumun için. Kendi adıma çok aydınlatıcı oldu.

  27. Deniz-Erdogan diyor ki:

    Bir arkadasim anlatti, Yumurcak Tv’de olabilir, Turkiye’ icinde ki digital kanal vericilerinden bir kanalin cocuk programinda cocuk yemekten once yada sonra dua ediyormus. Ogluda bunu gormus ve yalan yanlis uygulamaya baslamis. Her ne kadar -bircogumuz icin- bu normal bir davranis, ögrenme, aaa aferinlik bir durum gibi kabul görse de, yukarda yazdigim gibi “baby Einstein nasil cocugumu Einstein yapmasin, istemiyorum diyorsam, TV. nin de ki – bir cocuk programin araciligiyla -cizgi filmle, vs. din kulturu ve ahlak bilgisi ögretmesini istemem. Neyi nasil sansurlemek lazim ailelerinde secimine bagli. Ama bugun ki yazinizda ki gibi “istemedigimizi bilmek onlarin da bilmesi gerekiyor” beyinlerimiz yikanmadan once.

    Bir de ufak not: Shrek’te guzel prenses “cirkin tombul yesil bir yaratiga donustu”, Shrek’in yakisikli prens olmasini beklerken. Yani cirkinlerde sever, sevilir olayi mi bu. Hayir bence bizler artik”guzel prens ve prenses askindan biktigimiz icin film sektorude modaya uydu ve hemencik trendlere cevap verdi o kadar. Yoksa degisen bir sey yok bence.

  28. dilekkk diyor ki:

    Elif merhaba bu konu sky türk kanalında bir kez tartışıldı.Şu an ismini hatırlamadığım bir uzman vardı o filmlerdeki ve bazı çizgi filmlrdeki bazı mesajları görüntüleri yavaşlatarak ve bazı kareleri dondurarak göstermişti.Sadece çizgi filmlerde değil filmlerde olduğunu hatta bu 25.kare tekniğinin eskilerde kaldığını şimdi çok daha farklı teknikler kullanıldığını anlatmıştı.Aslan kraldaki o sex yazan sahneyi yavaşlatarak ve dondurarak göstermişti çocuklar üzerindeki etkisi nedir bilemem ama gerçekten sex yazıyordu.birde beynimizin gördüğü hiç bir şeyi unutmadığını bunların çocukların beynine kaydedildiğini o anda çizgi filmi izlerken hissettiği mutluluğuda kaydettiğini anlattı. daha sonra beyin gizli yada açık bu yazıyı gördüğünde hatırlıyor ve ilgi duyuyormuş.proğram çok geç saate kadar sürdü ben tamamını izleyemedim bunlar hatırladıklarım.Ama açıkçası ben bu konuyu önemsiyorum ve doğruluk payı olduğuna inanıyorum. Ben bir öğretmenim ve gördüğüm şu ki bir çocuğu nasıl eğitirsen nasıl işlersen bu onun karakterine gerçekten etki ediyor. o yüzden içinde şüphe barındıran böyle konularda dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum.

    • blogcuanne diyor ki:

      Beynimizin gördüğü HER ŞEYİ kaydettiğini ben de okudum/duydum. Çok ilginç ve ürkütücü bir gerçek.

  29. Nikki diyor ki:

    Subliminal mesajın kullanıldığını biliyorum ancak şu 25.kare olayı bana aşırı derecede anlamsız geliyor.Çocuğunuzun ahlakı bilinçaltındaki ”sex” yazısıyla bozulunca onların eline ne geçecek? Hadi tamam ”buy it” tarzı bir şey çıksa neyse de ahlak bozulması onlara para kazandırmaz ki.Sonuçta dini imanı para olan adamlardan sözediyoruz değil mi?
    Ben aransa 1843947309458093 tane subliminal mesaj bulunabilecek çizgifilmlerle büyüdüm,çocukluğumda hep Rocko’s Modern Life,Ren & Stimpy gibi absürd,şiddet dolu çizgi filmleri izledim ki yaşıtlarım da pek farklı çizgi filmlerle büyümemiştir.Ben hiç bir kötülük göremiyorum(hoş bilinçaltım etkilendiyse ben bunu zaten bilemem),eğer 13 yaşında bir çocuk birine tecavüz ediyorsa ben suçu izlediği çizgi filmde değil ailede ararım zaten.
    Bir de allah aşkına,ne olur televizyonda gördüğünüz her şeyi çocuğunuza izletmeyin.Sonra Sünger Bob aptallaştırıyor filan yazılıyor,eh 2,5 yaşında bir çocuk o kadar hareketli ve renkli görüntüyü görürse zaten aptallaşır,10 yaşından küçüklere izletilmemeli o çizgi film :D

  30. elif esirci diyor ki:

    sevgili Blogcuanne,
    yukarıdaki bütün yorumları okudum şaşırdığım noktalarda oldu bilgilendiğim abartı bulduğum konularda..3.5 yaşındaki kızımla zaman aralıklarıyla izlemeye başladığımız tv alışkanlığımız halen devam ediyor.İtiraf etmem gerekirse bazı günler izlemekten keyif aldığı kanallar uzun bir süre açık oluyor..bazen dikkatle izlediğini de görüyorum hiç ilgilenmediğini de..baby tvle başlayan büyüme sürecimiz junior kanallarıyla sürüyor..charlie ile sayı saymayı, sportaküsle abur cuburun zararlı sporun değerli olduğunu, mickey fareyle sorunlara çözümler üretmeyi Tamirci Many’le de İngilizce kelimelerin bazılarını, Kaptan Kanca ile de iyi kötü kavramını öğrendik..bunları birebir vakit geçirmeyi bırakın telkinle bile öğretecek ne zamana ne de lükse sahibim. İşin teknik yanı 25 karelik kısmını bilemem ama her çizgi filmi onunla mutlaka bir kere izliyor, okuyacağım kitabı daha önceden mutlaka okuyorum..herşeyden önce tv kumandasına ben hükmediyorum..tıpkı bencilliğiyle caillou ya, büyü, sihir “tek göz” mabedi Ariel e, bir tuşla hükmettiğim gibi..belki kendimi rahatlatıyorum gibi gelecek ama Hanselle Grateli ormanın içinde bırakıp terkeden bir babadan, kurtun yediği kırmızı başlıklı kızdan, ya da üvey annesinin öldürmeye çalıştığı pamuk prenses kadar iz bırakmıyorlar ruhunda.. biz türk filmlerinden antremanlı yetimhaneye düşen zengin kız sara cure çizgi filminde bile ağlayan annelerin çocuklarıyız o zaman da sübliminal mı vardı.? sevgiler

  31. İrem Koçak diyor ki:

    Merhaba,
    Bu konuda yakın bir zamanda yanlış hatırlamıyorsam star da deşifre programında bı profesör çıkıp konuşmuştu bu konu hakkında Google de arttıklarınızda gormussunuzdur belki… Ama sizin de belirttiğiniz gibi altı dolu birsey bende göremedim … Aslan kralda seks toz bulutunda seks yazması ya da susam sokağı programı içerisinde bir cok seks yerleştirmesinin bulunmasının ne gibi bir etkisi var ben anlamadım …. Ki susam sokağı ile büyümüş bir cocuk olarak Allah’a şükür akıl saglıgı yerinde normal bir insan oldugumu düşünüyorum … Konu o kadar cok boşlukta kalıyor ki eee seks yazıyor, e ben bunu cok da net görmüyorum hatta hic görmüyorum ama bilinç altıma yerleşiyor … E tamam hadi yerleşti diyelim… Ee seksin bilinç altıma yerleşmesi durumu benim şiddet eğilimli bir insan olacağımı mı gösteriyor ? Ne gibi bir beyin yıkama yani bu? Gercekten boşlukta kalıyor … Disney çizgi filmleri ile o kadar yazının gösterilmesi bu gibi mesajların icinde var olduguna inanmıyorum açıkcası hepsinin aslında birer duzmece ve sadece toplumu bu konuda Korkutma bu sekilde bir hakimiyet kurma calışma araçları olarak görüyorum … Hani bak ayağınızı denk alın cocuklarınıza böyle mesajlar veriyoruz sizlere neler yapabiliriz siz duşunun gibi …
    Konu bayagi ucu açık olunca insanın da düşüncelerinin ucu bayagi açık oluyor ama gunümüz toplumunda cok da karşılaşılmayacak seyler degil… Olsa dahi şaşırmam …

  32. Bi anne diyor ki:

    Benim kizim2.5 yasinda ve gunun belirli zamanlarinda cizgifilm izliyor bu konuyu daha once duymustum ama cocugum olmadigi icin pek orali olmamistim simdi daha bi dikkatimi cekti.kesinlikle tv izleme suresini kisitlandiricaz zaten pc olayina hic girmedik zaten bi gun kullanicak ne kadar gec olursa o kdr kar mantigiyla dusunuyorum.bide cok celistigim icin isinden cikamadigim bi konu var biz burda bi avuc anneyiz ve cocuklarimiz icin en iyisini istegip ozen gosteriyoruz az tv bol kitap kaliteli vakit gecirme hepsine varim bilincli anneyim buraya kadar tamamin peki bizim disimizdaki kisim onlar cocuklariyla ilgilenmezken hatta siddet uygularken o cocuklarin psikolojisi gayet duz mantik dusunuyorum ben kendim cocugumu uzak tuttum siddet egilimlisi kisilerden ya buyudugunde trafikte alisveriste sokakta karsilasmicakmi bu insanlarla o zaman ben napicam ??ki turkiye gibi her saniyede geriye giden bir ulkede !!!!

  33. Neval diyor ki:

    Bizde izledik ne olduki diyen annelerin bu konuyu biraz daha arastirmasi gerektigini dusunuyorum. Sadece sex mesaji verilmiyor kliplerde sozler tersten kaydedilebiliyor ve ciddi mesajlar verilebiliyor. Bunu yapanlar en tepedekiler amaclari herkesin beynini yikamak aptallastirmak yeni dunya duzeni kurmak buna karsi gelenleride yok ediyorlar. Ben hafife alinacak bir konu olmadigina inaniyorum. Bilincaltina mesaj verme cok urkutucu…

    • çağla diyor ki:

      ben de dün akşam oturdum araştırdım konuyu. o klipler fln, şarkı sözleri tersten dinlenince neler neler çıkıyor. gerçekten doğru mu yoksa sahte kayıt mı bunlar. acaip ürktüm. ayrıca tom ve jerry de bile arkada farketmediğimiz çıplak kadın figürleri var. hiç görmemiştim, farketmemiştim. araştırınca yazılıp çziilince farkettim. sahi acaba biz nasıl ne kadar etk,lendik. ya da bunun sonu getirileri neler olacak, neler çıkacak işin içinden?

  34. Sözlerime “AMERİKA KORKUNÇ BİR ÜLKE” diyerek başlamak istiyorum:) Nedenine gelince: subliminal mesaj meselesi hem doğru hem de değil. Neden değil: Çünkü üreticilerin günlük hayatın her anına, her noktasına soktukları sex ve cinselliğin bir de çocuklara hiitabeden çizgi filmelere sokmaya ihtiyaçları yok. Amerikalı çocuklar bu mesajlarla doğup bu mesajlarla yetişiyorlar. Neden doğru: bu da neden doğru olmadığnın açıklamasıyla aynı.

    Bu çocuklar 15-16 yaşına geldiklerinde de cinsellikle tanışıp hamile kalıyorlar. Amerika’da bir müddet yaşamış olan herkes farketmiştir ki burda “ilk gençlik” denen çağ yok. Yani kız çocukları çocukluktan hooop genç kızlığa atlıyorlar. 19-20 yaşındaki genç kızlar gibi giyinmeye ve davranmaya başlıyorlar. Bu da pazar ve kültür ve ahlak (anlayışsızlığı) tarafından desteklenen bir şey. “Cinsel özgürlük” hareketlerinden sonra maalesef ipin ucu fena halde kaçmış durumda.

    Şimdi Türkiye bu subliminal mesajlardan rahatsız oluyor ama Amerika’da “toddlers and tiaras” denen oldukça popüler bir bebek güzellik yarışması programı var. Yani Türkiye gizli kapaklı mesajları dert edinirken burda o mesajlar gözümüzün içine baka baka parlak renklerle sunuluyor. 1-2-3 yaşındaki bebeklere prenses kıyafetleri giydiriliyor, makyaj yapılıyor, peruk takılıyor, topuklu ayakkabı giydiriliyor hatta takma diş bile takılıyor ve podyuma itiliyor. Pretty woman (hatırlarsanız kendisi hayat kadını filmde) kılığında yarışmaya sokulan bebekler bile var. Şimdi bu olay apaçık çocuk istismarıdır. Ve fikrimce adi bir suçtur! Ama bunu bir amerikalıya anlatamazsın çünkü sex o kadar çok hayatın içinde ki ne 15 yaşında hamile kalan ve doğuran bir çocuğa ne de güzellik yarışmasına hazırlanan bir bebeğe tepki gösterilir. Bilakis, bu olayların TV şovları yapılır ve bu şovlar en çok izlenen sınıfına girer. Dolayısıyla Disney’in sex’i bir şeylerin arkasına saklama çalışmaları biraz gereksiz zahmet olur onlar için. Demem o ki, Aslan Kral’ın ilk 3 dakikası porno olsa şaşırmam. (E tabii abarttım ama anladınız siz onu:)

    Yukarıda da bahsi edildiği gibi asıl problem güzel kız yakışıklı ve kaslı oğlan. Bu subliminal mesajlar olmasa bile bu çizgi filmlerdeki kızların göğüs ve bacak dekolteleri, öpüşme sarılma bi acayip şekillere girme sahneleri problem. “aşk bu dünyanın en güzel şeyidir aşık olmalıyız hemen” mesajları problemin aslını teşkil ediyor.

    Amerika’nın sexi teşvik edip gözümüzün ve aklımızın ve herşeyimizin içine sokma telaşının nedenine girmeyeceğim, konu dağılmasın. ama bizler de biraz uyanık olup elalemin telaşınının kurbanı olmamalıyız. Çok şükür Disney’in içinde de dışında da çocuklarımıza seyrettirebileceğimiz “müsait” çizgi filmler mevcut.

    Eren

  35. özden diyor ki:

    sex yazısından ne olur düşüncesi çok sığ bence.
    sex yazısını kaydeden beyin, daha sonra gördüğü yerde tanıyor, ilgi gösteriyor, ilgi gösterince araştırıyor,araştırınca buluyor (internetten mesela).
    internette bu konuda karşısına neler çıkacağı konusunu hayal gücünüze bırakıyorum.
    benim hayal gücüme göre en uc noktaları: çocuk pornografisi, jigololuk, ensest ilişkiler.
    videolarda normal gösterilen ilişkiler mutlaka bu yüzden özendiriciliği de vardır tabi. özendirmese de “normal” gösteriyor.
    “ne kazanacaklar, para isteyen kişiler bunlar” gibi bir yorum okudum.
    düşünceleri şu kadar basittir: o videoları izlersiniz kazanırlar ya da o videolara konu mankeni olabilirsiniz mesela o zaman da kazanırlar daha çok belki de.
    cinsellik; çoluk – çocuk, evli – bekar neden bu kadar özenilir, her ortamda fütursuzca yaşanır oldu sizce ?
    sırf sevgilisi ile ilişkisini açıklamaktan korktuğu için öz çocuğunu öldüren bir kadın gerçeği var ortada.
    bu da olmaz dediğim, aklımın fikrimin kabul etmediği değil burada anlatmak kendi kendime bilr tekrar söyleyemediğim bir olayın şokunu atlamadım henüz.
    sadece şunu söyleyebilirim: Allahsızlık bu. %99 u müslüman bir ülkede yaşıyoruz halbuki, nasıl oluyor bütün bunlar? aklım almıyor.
    utanma duygusundan yoksunlaştırıldığımızın farkında mısınız? utanmıyoruz NORMAL gösteriliyor çünkü.
    her gün daha da normal. 3 sene önce garipseyeceğimiz bir olay bu gün NORMAL, bugün olmaz dediğimiz bir olay 5 sene sonra NORMAL.
    silahla, topla, tüfekle kazanamadıkları savaş için çalıştıklarını düşünüyorum ben.
    “bir ülkenin ahlakını, değerlerini yıkarsanız zafer kazanırsınız.”

    üniversite öğrenci işlerinde çalışan bir memurum ve gençlikten umutsuzum.
    idealleri, hedefleri, zehir gibi çalışan bir beyinleri ve kültür birikimleri yok.
    düzgün türkçe konuşmaktan haberleri yok, konuşulanları anlamıyorlar.
    uyuşturulmuşlar gibi…
    ben “GDOlu bunlar” diyip sinirden gülümsüyorum sadece ve geçiştirmeye çalışıyorum ama durumun çok vahim olduğunu düşüyorum.

  36. 2 yaşındaki kızıma günde yarım saat çizgi film izni veriyoruz. Şunları izliyor:

    charlie ve lola
    peppa pig
    holy and ben’s little kingdom
    ve disney’in bazı DVD’leri. Mesela Easter Bunny

  37. Neval diyor ki:

    Bu arada subliminal mesajlar illuminati tarikatinin olusumudur ve tum dunyaya hukmedenler bu tarikatin uyesi. Ne yazikki bizde de ornekleri var ve bizlerin cocuklugundan da onceleri 25.kare kullaniliyormus kimbiebilirki su anki bilincaltimizi, bebegimin beyninin sungere cevirilmesine musade etmemeye calissamda bir gun ipin ucu kacacaktir :( biraz daha arastirin neler goreceksiniz maalesef..

  38. şükran diyor ki:

    ya allah aşkına çizgifilmsiz çocuk olmaz madem herkez herşeyi biliyor o zaman biri bana hangi çizgifilmlerde yok onu söylesin takmış millet kafaya tom ve jery i güncel takılılın pepe diyorum caliou diyorum keloğlan diyorum çufçuflar diyorum daha küçük çocukların izlediğiğ şeylerde değininde anlayalım. bu konu hakkında binlerce yazı var ama net bir isim ve liste veren yok .dizilerde varmış aman çok üzüldüm anneler gündüz bi zahmet bakmayıversinler unutma beni ye aptal aptal diziler sen onu izlerken çocuk senin yanında izliyor . ne gizlisi sen açık açık öğret sonra gizlisinin -peşinde koş

  39. Ayse diyor ki:

    Bence tehlikenin yeterince farkında değil bu yazının sahibi!

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Çoluk Çocuk (103 / 424 makale)


İçimdeki Dört Mevsim'in yazıları devam ediyor. Konuk yazarın tüm yazılarına İçimdeki Dört Mevsim etiketinden ulaşabilirsiniz. *** Kitap dünyasına ön giriş ...