49 Yorum

Hanimiş karısının kuzusu???

Bazen bazı sorunları tespit etmek, onların adını koymak, çözüm yolunda çok önemli bir adım oluyor. Özellikle de bu sorunların çözümü yoksa.

Ben de bir tespitte bulundum (daha doğrusu John Gray adlı yazarın bir tespitini benimsedim): Kadınlarla erkekler ayrı dünyaların insanları

Bu gerçeği kendime kabul ettirdikten sonra bazı şeylerle başa çıkmak, ya da bazı şeyleri kabul etmek daha kolay oluyor.

Örneğin, şunun gibi:

Evet, hayatta her sorunun çözümü bu kadar basit çünkü!..

Ya da bunun:

Kirli gömlek neden sepetin İÇİNE değil de yanına atılır? Neden ki??

Bazen kendime soruyorum: Bunlarla mücadele etmek yerine, bazı şeyleri olduğu gibi kabul edip, ona göre davranmak daha kolay olmaz mı?

Bizden önceki nesil için daha kolaymış birçok şey sanki… Daha basitmiş ya da, kolay demeyelim. Daha belirginmiş herkesin rolleri. Erkek dışarıda çalışır, para kazanır, kadın evde kalır, ev işi yapar, çocuk bakarmış. Ya da kadın da dışarıda çalışır, ama eve gelir evde de çalışır, yine ev işi yapar, çocuklarla ilgilenirmiş. Kadının erkekten fazla bir beklentisi yokmuş. Annem “Baban bir kere bile sizin altınızı değiştirmedi” der mesela. Roller o şekilde tanımlanmamış çünkü.

Ama şimdi öyle mi? Kadın da en az erkek kadar aktif ev dışı hayatta. Erkeğin da (kadın kadar olmasa da!) dahil olması bekleniyor ev işlerine… Eh, hal böyleyken, en “modern” erkek de, en “geleneksel” erkek de nasıl oluyor da kirli gömleğini sepetin içine değil de yere atıyor? Ya da çoraplarını kapının arkasında biriktiriyor?

Bu, zamane erkeklerinin kendi babalarının yetiştirilişiyle, modern toplumun onlardan beklentileri arasında kalmaları sonucunda ortaya çıkıyor bence. Bizce, daha doğrusu, Doğan’la da hep konuşuyoruz bunu. Anne-babalarından bambaşka şeyler görmüşler, ama şimdi karıları (ve toplum) onlardan farklı davranmalarını bekliyor. Onlar da ne yapacaklarını şaşırıyorlar bazen. Benim kocamın açıklaması bu.

Eh, peki bu durumda ben ne yapmalıyım? Biz zamane kadınları ne yapmalıyız? Ha bire “Vay çorabını niye top yapıp attın da sepete atmadın?”, “Bir kere de traş olduktan sonra banyoyu su basmasın!” ya da “Ama ben de çok yorgunum, niye sana yemek ısıtmamı bekliyorsun?” diye mücadele mi etmeliyiz?

Yoksa “Amaaan, seninle mi uğraşacağım? Tatlı canımı(zı) sıkmaya değer mi? Hanimiş benim kocacığımın kirli çorabı? Ver bakayım, ben onu atayım sepete” demeli, lavabonun kenarını sessiz sessiz kurulamayı mı tercih etmeliyiz?

Yanıt belki de hangi seçeneğin daha kolay olduğunda gizli…

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

49 yorum

  1. ben de eski zaman anneleri gibi düşünüyorum, öyle kabullenip öyleyaşıyoruz ve sıkıntı çekmiyoruz. Gece yatmadan önce kapının kilitli olup olmadığını erkek, mutfakta ağzı açık yemek var mı yok mu diye kadın kontrol eder mesela:) Yatağa unutup girmişse, kadın erkeğe “mutfakta yemek kalmış mı bak bakalım” demez. ya da erkek kadına “kapıyı kilitlemiş miyiz bak bakalım” demez:)
    Erkek elinden geldiğince kendi insafı ölçüsünde anneye yardımcı oluyorsa ne mutlu, olmuyorsa çatışma çıkarıp da huzur bozmanın ve “dırdırcı” kadın olmanın gereği yok bana kalırsa 🙂

    • 🙂 bizde duruım tersi oluyor ama mesela mutfakta yemek unutup eşime git buzdolabına koy dıyebılıyorum tabi böyle kaba değilim koyar mısın diye rica ediyorum;) onun da yemekleri dolaba koyduğu oluyor hatta bazen mutfağı bile toparladığı oluyor biz geleneksellikten epey cıkmısız anlaşılan. Elif yazı güzeldi tek değıstıremediğim şey olmadık yerde buldugum top halıne getirilmiş çoraplar:)

  2. Erkekler,sevmediğimiz özelliklerinin yarısını anne evinden getiriyor, anne mirası olarak, yarısını da biz öğretiyoruz. Mücadele etmek biraz zor gelebilir ama kabullenmek de onların daha fazla yayılmalarına, erkek oluşlarına daha fazla sarılmalarına sebep oluyor. Yorulan yine kadın, anlaşılmayan, yapılacak her şeyin sorumlusu, ömrünü kocasına, çocuklarına, evine adamış bir yogun savaşçı olarak tamamlıyor hayatını. Erkeğe hayatın sefasını sürmek kalıyor. Tamam onlar da yoruluyorlar iş yerlerinde, elbette hayat onlara da güllük gülistanlık değil ama eğer kadın da aynı şartlarda çalışıyorsa asla erkek üstünlüğünü kabul etmiyorum. Onları öyle kabullenmeyi de. Bizi kim olduğumuz gibi kabullenecek soruyor muyuz kendimize? Anlamamız gerekenler hep onlar, alttan alınması gerekenler de.. Hayııııır, isyan ediyorum:-)

  3. Benim en sinirlendiğim yapma bosver oturalim, yemek yapmazsam ne yiyeceğiz, çocuktan önce belki yapmazdım, ama simdi yapmak zorundayim. Bu durumda eğer bana yardim edersen 1 saatlik işim yarım saatte biter ve ozaman yarım saat beraber oturabiliriz diyorum, sanirim ise yariyor 🙂

  4. İnsan rahata, kolaya çabuk alışıyor. Ben de erkek olsam bana da akşam önüme gelen sıcak yemek, yıkanmış çamaşırlar vb kolay gelir. O kadar fantastik olmaya gerek yok, ilk yalnız yaşadığımda fark etmiştim: “anne bu fanilalar kendiliğinden yıkansa, tertemiz çekmeceye girse ya”…

    şimdi anneme ve kayınvalideme çevremdeki çoğu kadına bakıyorum, hınçlılar, kin dolular. çünkü geriye dönüp baktıklarında yaptıkları tek şey çocuk yetiştirmiş olmak hadi bi de belki bi işten emekli olmuş olmak… gençliklerini yemek yaparak, çocuk bakarak, tutumlu olarak, susup oturarak geçirdiklerini düşünüyorlar ve her geçen gün daha da dırdırcı oluyorlar.

    ben onlar gibi olmak istemiyorum.

    yaşadığım zamanı farkında olarak yaşamak ve yaşatmak istiyorum.

    bu yüzden toplumun bana, evin kadınına yüklediği bir görevi mesela güzel bir yemeği hazırlayıp servis ederken kocama dönüp “iki üniversite bitirmiş iki dil bilen ahçınızdan sevgilerle” diyorum. kesinlikle alaycı, laf sokucu, “senin için saçımı süpürge ediyorum” tarzında değil. kesinlikle negatif değil. sadece farkında olsun diye. farkında olursa yardımlaşarak bu hayatı götürürüz diye. çetele tutmaksızın, paylaşarak…

  5. Eskiden var olan düzeni örnek alırken bir tek çoraba, gömleğe, kapıya, tencereye takılırsan yandın… Eski kadınlar erkelerini yaşam sponsoru, adamlar da karılarını hizmetçi rolleriyle bezemiş resmen. Cinsel hayatları sıfır. Özüne bakarsan ne kadın kadın, ne de erkek erkek rolünde. Nerdeyse sadece çıkar ve mutsuzluk üstüne kurulu bir senaryo. Benim şahsi fikrim; ya kadınlar okumayı, kendini geliştirmeyi, güç sahibi olmayı unutsun eski tip kadınlar gibi yaşasın, ya da eğitimi, gücü varsa bunun için neden bu kadar ugraştığını durup bir düşünsün düşünsün. Sahip olduğun özellikleri hiçe sayıp, annen-nenen gibi teslim olacaksan ne diye bu kadar çaba sarfettin? Hava atmak için mi? Çocuk doğrup, temizlik yapıp gidelim bu dünyadan o zaman. DIR DIR sevmeyen ADAM karısını çıldırtıp dır dır yaptırmıyacak o zaman! ERKEK yanlısı kadın zihniyeti bu durumların bir türlü değişmesine olanak vermiyor bence. Kadınlar karar versin, ya güçlü olup o güçlerini bu saray kültüründe büyümüş adamları değiştirmek için harcasınlar ya da seyirci kalıp, çilelerini çekip, sussunlar. Kadının avantajına laf etmeyen kadınlar bari sussunlar ama! Hiç bir eğitimli kadın bir erkeği tıpışlamak için evlenmiyor! Tıpışlanmak iihtiyacı içinde olan adamlar da analarının koynunda kalsınlar ve ordan hiç çıkmasınlar ! Lütfen!

    • derya çakır

      Bu yorumu ayakta alkışlıyorum. Benim annem de ” susup kabullenmeyi” savunanlardan. Oldum olası kimse içimdeki feminist duygulardan hazzetmedi. Söylenecek çok söz var ama ” yasemin” duygularıma çok güzel tercüman olmuş. Üşenmeden ben de tebrik etmek istedim. Böyle düşünen kadınlara ihtiyacımız var!!!

    • eline, diline koluna sağlık yasemincim, 4 yıldır evdeki işbölümü paylaşımını halen aşmış değiliz, hergün bu konuda tartışmaktan ben bıktım ama eşim bıkmadı, ya hallolacak yada darmaduman bu gidişle..

  6. Dilek Buyukselcuk

    Elbette kendimizin yapmasi daha kolay…. Peki ama boyle yaparak ayni evde yasayan cocuklarimiza ne ogretiyor oluyoruz? Kulturel Genetik denen seyin transferini devam ettiriyoruz… Bir cok alandaki gibi, maalesef dogru olan zor olan gibi…

  7. Sanirim her sey davranisin basinda rahatsizligini belirtme ve duzeltme yoluna gitme ile ilgili. Evliligimizin ilk haftasi hafta arasi kahvalti ile ilgili esimin bana kurdugu cumle: “annem hepimizden erken kalkar, kahvalti hazirlar, babami ise, bizi okula-ise gonderirdi. Ben boyle gordum-alistim, simdi de aynisini istiyorum.
    Benim ona cevaben kurdugum cumle: ” benim annem calisan bir anneydi, ortaokuldan itibaren kalkip kendi kahvaltimi kendim ettim, hafta sonu disinda sabahlari bizim evde kahvalti sofrasi kurulmaz, ben de annemin evinde boyle gordum” oldu.
    Sonuc: 8 senedir bizim evde hafta arasi kahvalti sofrasi kurulmaz:)
    Ama ben en basindan acik acik bu sekilde davranacagimi belirtmeseydim, bir iki sabah kalkip kahvalti hazirlasaydim, muhtemelen hala hazirliyor olurdum. 🙂
    Haa bu kucuk bir ornek. Hala rahatsiz oldugum ama basinda simdiki kadar rahatsiz olmadigim ve duzeltmeye calismadigim konular yok mu? Var. Ve maalesef buyuk bir direncle karsilasiyorum:)

    • Aynı konuşma birebir bizim evde de geçti. Hafta içi 20 dak erken kalkıp standart kahvaltı hazırlıyorum, birlikte yiyoruz, ben işe gidiyorum , o topluyor. İki tarafın da ödün vermesi gerekli bence , tek taraflı olmuyor.

  8. dört yıllık evliyim henüz çocuğumuz yok. eşimin nişanlıyken hiç görmediğim bazı özelliklerini bu sene görmeye başladım ve bu aralar çok ama çok rahatsız oluyorum bu durumdan. eşimin servise bindiği yer evimizden 10 dk yürüme mesafesinde. ben işe arabayla gittiğim için yağmurlu karlı havalarda onu servise kadar bırakıyorum. ama onu bırakmak için evden erken çıkıp bıraktıktan sonra tekrar eve dönüyorum. çünkü benim için erken oluyor o saatte işe gitmek. her sabah yanında götürmesi için sandviç hazırlıyorum. yemek,çamaşır,ütü bunları zaten hepimiz yapıyoruz saymıyorum bile. eşim sağolsun yardım eder etmiyor değil ama kendince işte. sofrayı kaldırır, kurmama yardım eder. ama bir gün ne bulaşık ne çamaşır makinesini açıp çalıştırdığını görmedim. yapamıyor daha doğrusu aklına bile gelmiyor. bunda suçlu %100 benim çünkü aklına gelmesine fırsat bile vermedim. eşim ailesi tarafından oldukça rahat ettirilmiş biri, dolayısıyla ben de bunun devamını getirince sormayı akıl edemiyor. neden etsin ki? ben de onun yerinde olsam bu işleri benim için yapan biri olsa ben de sormazdım. annem de benim için yapardı ve ben sormazdım anne yardım lazım mı diye. sorumluluk kavramı gelişmemiş, gayet rahat yatıp uyuyabiliyor, ben erken kalktığımda açlıktan ölmüş oluyorum. bir gün erken kalkayım da kahvaltı hazırlayayım demedi. ben de onu beklemekten sıkıldığım için erken kalkıp bir şeyler atıştırıyorum. o kalkınca da beraber bir şeyler yiyoruz. bazen bunalıyorum ve uzun bir mail atıp bunaldığımı anlatıyorum ama bunun etkisi bir kaç gün sürüyor sonra yine aynı. diyeceğim o ki, yaşamı bir insan için ne kadar kolaylaştırır, onu ne kadar rahat ettirirseniz yükünüz o kadar fazlalaşıyor. yapmamak lazım. son bir aydır onu işe bırakmayı kestim. sandviç hala hazırlıyorum. şekeri var, sandviç hazırlamazsam gidip poğaça simit falan yiyor, şekeri yükseliyor. ne kendini düşünüyor ne beni. bir akıl veren olursa sevineceğim…

  9. Elifcim yine gunumu guzel ettin love you

  10. bende iki gündür bunu düşünüyordum!
    Sadece çorap konusunda da değil, farklıyız işte kadın ve erkek…
    mücadele mi etmeli, YOKSA BUNLARLA UĞRAŞMAYIP önümüze mi bakmalı?! 🙂

  11. Elif beni hayalkırıklığına uğrattın 🙁 Blogunu severek takip ediyorum ama bu ne ya?? Ben sana tek bir şey söyleyeceğim: Sarsıl ve kendine gel. Başkasının temizlediği/temizleyeceği lavaboyu kullanırken biraz dikkatli olunabilir. Çok mu zor?
    Biraz ÖZEN VE SAYGI lütfen hem kendimize hem başkalarına….

    • Bir kalemde harcadın beni Özden 🙂

      Dikkat ettiysen hangisi daha doğru diye sorgulamıyorum, hangisi daha “kolay” diye soruyorum. Elbette ki başkasının işini yapmanın doğruluğunu savunmuyorum; ancak bazen başı şeyleri bin-sekiz-yüz-kırk-yedi kere söylemektense “yapıvermek” daha az yıpratıcı oluyor — kendi adıma diyeyim.

  12. Bir şey daha: Bu bence kadın erkek meselesi değil. Benim annem ve kızkardeşim aynı evde yaşıyor. Kızkardeşim anneme yeteri kadar özen ve saygı göstemiyor. Küçük küçük şeyler belki ama herşey annemin görevi haline gelmiş. Ben buna hem üzülüyor hem kızıyorum. Dediğim gibi ne bunu başkasına yapalım ne de kendimize yapılmasına izin verelim…

  13. bence bu kadın erkek meselesinin yanı sıra insanların birbirine olan saygısıyla da alakalı. benim kayınvalidem cahil bir kadın, köyde doğmuş büyümüş. ama eşime kendi işini yapması gerektiğini, iş bölümü anlayışını öğretmiş. şimdi hergün dua ediyorum kendisine:) çok yoğun çalışan ve hamile bir kadınım. zaten yoğnluk sebebiyle yorgun olurdum bi de üstüne hamilelik eklenince bazı işler çok daha zorlayıcı oldu. eşim her sabah sağlıklı besleniyim diye kalkıp kahvaltımızı hazırlıyor, ben o sırada evi toparlıyıp, onun giyeceği kıyafetleri hazırlıyorum. akşam da aynı şekilde eşimden daha erken geldiğim için yemeği ben hazırlıyorum ve hep o topluyor. ilk evlendiğimiz dönemlerde benim düzenime uymakla ilgili sıkıntılar bizde yaşadık, ama ben ona isteklerimi saygılı bir dille anlatıyordum, sinirlenmek yerine. o da kendisine saçma geldiği zaman “obsesif karıcım” derdi bana ama sonra hep istediğimi bi şekilde yapmaya gayret ederdi. keza bende onun isteklerine. mesela ütü yapmayı hiç sevmez ve saatlerce uğraşır. ben de o yüzden canını sıkmasın diye ütü yaptırmıyorum. ama o da bana evi hiç süpürttürmez:))
    böylece her sabah evden çıkarken ve akşam eve geldiğimizde kapımızı güler yüzle açıp kapatıyoruz. sanırım bunu başarmak çok da zor değil. sadece karşımızdakinin insan olduğunu ne biz kadınlar unutalım ne de erkekler unutsun….

  14. yazıyı değil de yorumları okuyunca eşimi boğasım geliyor…:)))
    ev işlerine yardımı çoktaaaannn bıraktım çocuğun ayakkabısını dahi giydirmez.kendi montunu giyer asansörün önünde bekler.ben kızın montunu,ayakkabasını kendimi alır kapıyı kilitlerim.üstelik onun izlediği televizyonu bile ben kapatırım.ister dırdır edeyim ister güzel sözlerle anlatayım farketmiyor.tamamen erkeğin yapısıyla ilgili…

  15. Sanirim ben de gulumseyerek degil hayal kirikligi yasayarak okuyanlardan oldum bu yaziyi. Asla oyle bir anlayis icinde oldugunuzu sanmiyorum ve bu yazinin o niyetle yazilmadigini da biliyorum buna inaniyorum. Ama zaten toplumsal baskiyla geleneksel rollere hapsedilmeye calisilirken onlarca kadin sizin gibi cok okunan bir blog bunu yazmasa keske. Elbette evde boyle seyler yasanir, yasaniyor olabilir ama ben sizin hep mucadele eden tarafta olmanizi digerini secenek olarak bile dusunmemenizi beklerdim. Yine ayni konuya geldik galiba ne soyledigin kadar nasil soyledigin zira ben sizin asla bunu kastetmediginze eminim ama madem huzur kacacak yap gitsini bir secenek olarak bile burada gormek beni sasirtti galiba.

    • Sizleri hayal kırıklığına uğrattığım için çok üzgünüm, ama bir şey söyleyeyim mi: Hayal kırıklığına uğramanız beni mutlu etti. Demek ki çoğu zaman ne düşündüğümü, ne hissettiğimi aktarabiliyormuşum, ki her zamankinin “aksine” bir düşünce sizde bu hislere yol açmış.

      Ancak bazen, her şeyle mücadele etmek de çok yıpratıcı olabiliyor.

      Ben çok anlayışlı, bana çok saygılı, beni çok seven, çok iyi yetiştirilmiş, sorumluluk sahibi, “iyi aile babası” bir insanla evliyim. Ve aslında yukarıdaki yorumlardaki gibi birçok şeyle “mücadele etmek” zorunda bile kalmıyorum. Gelin görün ki her şeyin mükemmel olmayacağını, kadın-erkek birlikteliği denilen şeyin (evlilik diyelim) fedakarlık gerektirdiğini belki de yeni anlıyorum. İşte bu aralar bu sorgulamalar içerisindeyim, bu yazı da böyle bir sorgulamanın ürünü.

      Yukarıda Özden’e de dediğim gibi, bu davranışın “doğru” olduğunu savunmuyorum. Sadece daha “kolay” olabildiğini -benim için, ve belli zamanlarda- söylüyorum.

      • Ben de ayni gorusteyim aslinda. Soyle ki 30 defa soyledigim halde kocam tuvaletin kapagini indirmiyorsa, her seferinde kavga cikarip soylenmek yerine kendim indiriyorum, ama hatirlatmaktan da geri durmuyorum. Mutlu ve huzurlu olmak degil midir onemli olan. Tabii ki herseyin bir siniri var. Ama ben de basit seyleri yapivermekten yanayim. Hem kadin mutlu olmali, ama erkekten ne bekledigini de acikca ve guzelce soylemeli.

        Diger taraftan, ben oglumu esim gibi yetistirmeyi kesinlikle dusunmuyorum. Kendi isini gormeyi ogrensin, kimseden hizmet beklemesin. Evlenecegi kadin hayati musterek paylasacagi karisi olsun annesi olmasin. Artik devir degisti, e tabii kadinlar da degisti 🙂 Bizim yetistirdigimiz oglanlar baska olacak bence. Bizimkileri alanlar yasadi.

      • Elif, ben de onu belirtmeye calismistim. Ne senin ne de esinin boyle bir seyi savunacagini dusunmuyorum. Dusunsem ne onemi var zaten de inan dusunmuyorum 🙂 O nedenle anlatmaya calisilanin bu olmadigindan emindim zaten sadece anlatildigi sekliyle ona varmasina sasirmistim kendi adima. Sen de cevabinda ayni seyi belirtmissin tesekkurler.

      • Benide hayal kırıklığı ile beraber umutsuzluğa itti bu yazı çünkü ben kendimi sizin kadar mücadeleci tuttuğunu koparan biri olarak görmüyorum(demek siz öylesiniz gözümde) elif bile böyle düşünüyosa dedim kendi kendime akşam eve gittiğimde benim eşimde kirli sepetinin yanına değilde kapağını açmadan üstüne bırakmıştı kıyafetlerini tabiiki tüm problemimiz bu değil benim eşim çok hizmet seven çayı bile ayağına geldiğinde çok mutlu olan (çok yoruldun yapma demez asla) kahvaltı masası hazır olduğunda uyanan (öncesinde uyanmayı asla sevmez ) biri ben sustukça daha çok salıyor kendini gibime geldi tabii benimde payım var şimdi gerilmeyelim aman boşver dedim birde hep artılarına odaklandım mesala kızımız söz konusuyken gece kalkıp bakar o uyutur mutlaka her akşam oynar vs. iyi bir eş iyi bir baba bende çok mücadele etmiyorum artık çareyi eve hergün gelen bir yardımcı tutmakta bulduk doğru mu yapıyorum bilmiyorum ama artık hiç söylenmiyorum kendimi de onu da germiyorum kolay yolu seçtim yani ama doğruluğu tartışırsak asla doğru değil yardımcım olmasa eminim mücadeyi bırakmazdım çünkü dayanamazdım.8-5 çalışan çalışmasada çocuk büyüten bir eşden her daim kurulu sofralar temiz çamaşırlar ütüler beklemek çok büyük haksızlık olurdu.

  16. aslında bencede karsılıklı saygı hıı bunları yapmayanlar coraplarını top halıne getırenler tras olurken banyoyu ıslatanlar saygısız adamlarmı bence degıl sadece etraflarını toplayan bırı oldugunu bılıyorlar ve tabı erkek annelerı ve tabı babaları bnm esım 18 yasından sonra tek basına ayrı bır evde yasamıs bır adam olarak aslında ev ısı bulasık makına calıstırmayı gayet ıyı bılen bırı ve kendı basına yasarken bır cok ısı kendı basına hallettıgı ıcınde oyle sureklı ısteklerı olan bır adam degıl arada yemek yapar salata genelde onun ısıdır tabagını yemegı bıttıkten sonrakoyar kenara kendı suyunu ıcecegını kalkar alır ama corapları top halınde ve koltugun altındadır havlusu hep dolap kapaklarında asılıdır ama zorsunmam cunku o bnm hayatımı kolaylastırmak ıcın farkında oldugu surece elınden gelenı yapar burda sanırım sevgı devreye gırıyor sanırım uzulur aksam geldıgınde yorgun halıme salatayı ben soylemeden yapmaya baslar bnm ıcınde sorun olmaz bıır dakıka corapları alıp kırlı sepetıne atmak kızımın altını hıc degısmedı esım ben talep etmedım cunku bır gun evden cıkarken bır yandan evı toparla prızlerı kontrol et kendın hazırlan kızımın cantasını hazırla ustunu gıyın emzıgını unutma bıberonu unutma bezını aldımmı telasındayken esımın kapının onnde ayakkabılarını gıymıs benı bekledıgını gordum ve kızımın montu gıydırılmek uzere benı beklıyordu durdum ve askım neden dısarı cıkacagımız zaman ayakkabılarını gıyıp benı beklıyorsun mesela kızın montunu gıydırebılırsın en azından durdu bana baktı ve evet ama soylemedın kı hıc dedı ıste erkek mantıgı evet hıc yardım ıstemedım bu konuda ve artık esım kızımın montunu ayakkabısını gıydırıyor ben soylemeden bazen oturup hayıflanmak yerıne yardım ıstemelıyız aglamayana meme yok degılmı

  17. aslında elif hanımın yazdıklarına şaşıran ve tepki gösterenlere şaşırdım..:)) bu durumun tamamen bir tercih meselesi olduğuna inanıyorum. neden mücadele eden tarafta olmak gerekli bundan da çok emin değilim. eşim çok yoğun şekilde çalışıyor. üst üste uzun seyahatlere çıkıyor. ben de yoğun çalışıyorum ancak eşim kadar değil.. bazen o kadar yorgun oluyor ki bazı şeyleri görmezden gelmeyi tercih ediyorum.. o anda konuşmak yerine huzurlu zaman geçirmeyi tercih edebiliyorum.. bu da bence benim en doğal hakkım..her kadının beklentisi aynı olmak zorunda değil..burada önemli olan konu bence dengeyi oturtabilmek…

  18. sinem şamlı

    Canım söyleyip üzülmektense ben yapmayı tercih ediyorum.Çorabı kaldırıyorum gömleği asıyorum banyoyu kuruluyorum.Napalım herkes ve her şey mükemmel değil.Kuralcı olmamak lazım.Erkekler bu tür yaptırımlardan hoşlanmıyorlar ama kırmadan kalplerine dokunabilirsek acıyıp yapabilirler.Açıkçası ben eşimi bu güne dek hiç eleştirmedim bu konuda bir şey de söylemedim.Çünkü bunu kendi düşünmeli.Kendi düşünmüyorsa demekki yapmak şstemiyor ve bu zorla olmuyor.Hayati değer taşımıyorsa ben söylemiyorum.O da beni farklı konularda idare ediyor böyle geçinip gidiyoruz işte.

  19. şükriye uğur

    merhaba. güzel bayanlar, açıkçası bazı yorumlarınızı çok uç buldum, bazı yorumlarda da elifi suçluyormuş gibi algıladım ve yorum yazma ihtiyacı duydum. şöyle ki; elif “kolay” olanı seçiyor, ki ben de aynı fikirdeyim.. anladığım kadarı ile elifin eşi genel anlamda çoğu konuda elife yardım eden, destek veren, bazı incelikleri düşünebilen bir erkek. kadının omuzlarındaki yükün farkında, sorumluluk alabilen bir kişi. ve bu çift karşılıklı konuşabilen, çözüme ulaşabilen bir çift. bir parantez açarsak; bence şunu asla unutmamalıyız, kaç üniversite bitirirsen bitir kadınsan evi çekip çevirensin, üzerine iş kalma ihtimali en yüksek olansın, sen bir ev işini yapmazsan işini yapan başka biri çıkmaz. ama erkek yapmazsa bizler mecburen yapıyoruz işte. kabul edelim. homurdanarak ta olsa, sinirlenerek bozularak ta olsa yapıyoruz. parantezi kapatalım. eğer güzel bir evliliğimiz varsa, eşimizle gayet güzel anlaşıyor, çoğu konuda destek vermesine rağmen halen çoraplar ortada, yada kirli çamaşırı sepetin yanındaysa (ki aynısını yaşadım, sepetin kapağını açmaya üşendi zannımca :)) ) ve boşuna dırdır edip huzurun bozulmasına sebep oluyor, dahası dırdıra rağmen yapılmıyorsa, dahası yapılsa bile tam olmuyorsa, biz yapıp geçiverelim nolucak yani 🙂 kavga etmekten huzur bozmaktan daha iyidir.çok katı olmayalım lütfen…

  20. Elif hn sanki kadinlarin icini okuyorsunuz 🙂

  21. esim tek basina yasamis her isini kendi yapmis yemek yapmayi bulasik yikamayida ii kotu bilen biri.anne kuzusu olarak buyumemis.. 4 yil olmak uzere birlikteligimizde ilk iki yil cok yogun calisiyorudum ve ona rahmen sanki herseyden kendimi sorumlu hissedip tum ev islerini izinli oludugum gunde yapiyordum ama sanki zaten yorgun olan ben bide camasir temizlik derken insanliktan cikiyorudum yine oyle bi gunde esimde evdeydi camasirlari katlarken birden aglamaya basladim sinirlerim bozuldu camasirlar yatagin ustunde geldi bu ne oldu sana yorgunum ben diye agliyorum en az gunde 11 saat calisiyorum buda basladi bana bi sure yardim etti evde oldu zamanlar temizlik yapti camasirlari yikatti bende ole evle paralamadim kendimi biriktimi camasirlar biriksin en sonunda goturur yikatirdi. yurt disinda yasiyorum apartmanda yasiyoruz ozaman camasir makinasi yok evde ortak bi camasirhane var icinde 6 yedi makine ve kurutma para atip yikatiyosuzun bide oraya o kadar camasirlari tasiyosunuz alip kirli legenini dereye gider gibi:))neyse cok uzattim bir bucuk yil once yeni evimize tasindik herseyi benim istedigim gibi yaptirdi butcemize gore planini sectik beyaz esyalari benim istedigimi aldi eve tasindik ilk aksam yine isler yogun ertesi gun ise gidecegim cok esyamiz yok zaten iki koltuk kap kacak bana dedi sen kendi duzenini kur.odur budur elini camasirmakinasina bulasikmakinasina surmemistir temeizlik yapmamastir nasil calisyo diye bakmadi bilmezde:(((

  22. ben esimi bu hale getirdim sanirim. simdi ikimiz evdeysek temizlik falan yok anca bulasiklari yikarim tek basima izinliysem evi temizler toplarim faturalarla ilgilenmiyorum ama dirdirda etmiyorum elimden geldigince yapiyorum herseyi oda yazin cimleri bicer:))ama diyorum sen simdi keyfini sur bu durumun bebek olunca sende yapcaksin tum isleri hersey ortaklasa olcak diye bilmem belki bu yuzden cocuk istemeyebilir :)))

  23. Acikcasi durum bizde de buna benzer:)Bazen söyleniyorum bazen de neden çabalıyorum ki değişmeyecek birşey icin diyip karamsarlığa kapılıyorum.dir dir yapan durumunada düşmek istemiyorum ve bazi seyleri kabullenmenin mutlu olmaya yardim ettigini düşünüyorum.bu demek değil ki herseyi kabul edip kenara çekilelim fakat erkek ve kadının fıtratının farklı olduğunu kabul etmek Hayati da iliskiyi de kolaylaştırıyor bence:)
    Son olarak,Tuğba hanim önerdiğiniz siteyi inceledim tarifler çok guzel görünüyor:)teşekkürler:)

  24. dusundulerim uzun elbette bunlar derin konular elbette 🙂
    ama konu ‘sadece’ zor ve kolay arasinda bir secim yapmaksa
    “1 kere zoru yapmak mi yoksa 1000 kere kolayi yapmak mi” daha kolay olur acaba? 🙂

  25. bir arkadaşım eşinin hergün oturma odasında yere attığı çorabını bir gün yine yerde görünce hiç bir şey söylemeden yerden alıp sobanın kapağını açıp içine attığını söylemişti (tabi bu esnada eşide odada) belkide dırdırdan daha etkili bit mesaj olmuştur:)

  26. ben insanların değişemeyeceğine inanmıyorum benim eşim fazlasıyla geleneksel bir ailede yetişmiş çok baskın bir baba kendini evine ve çocuklarına adamış bir bir annenin oğlu.Üstelik 6 kardeşler 5 kız bir erkek, tabiki erkek olsun diye bu kadar çok kardeş.anneleri herzaman eşimi korumuş siz beş tanesiniz o bir tane dermiş herzaman.tabi anneyi bu psikolojiye de çevre sokmuş.Doğum yapınca gelenler gene mi kızın oldu diye sorarmış yoksa bütün evlatlarını seven bir anneymiş.Eşim böyle bir ailede yetişmiş olmasına rağmen tamamen farklı çok şükür evde elinden geldiğince her işe yardım eder bulaşık makinasını boşaltır (tabakların yeri birbirine karışır ama olsun) makinaya çamaşır atar(2.5 yıldır evliyiz her seferinde kaç dereceye atayım diye sorar) tabi bunda üniversiteyi bitirdikten sonra öğretmen evden ayrılmasının ve uzun yıllar ayrı yaşamasının etkisi çok büyük.Birde babasının rahmetli annesinin kıymetini bilmediğini düşünmesi var.Ama sonuç olarak doğru bakış açısını bulmuş.Bana benden çekindiği için değil kıymetimi bildiği için yardım ettiğini söyler. Tabiki zaman zaman bizimde tartışmalarımız oluyor özellikle oğlumuz doğduktan sonra dahada arttı.Ama en azından bana gerçekten yardım etmeye çalıştığını görmek bile çok güzel:)

  27. Bazı arkadaşların yorumlarını destekliyorum evet belki uyarmak gerekli erkekleri ama ne biliyim ev hanımlıgının zorlugunu bilenlerdenim ama tüm günü dışarda stresli bir ortamda evinin geçimi için geçirmiş bir erkeğin eve gelince misafir gelecegi için eline tutuşturulmuş bir süpürgeyle hayal etmek istemiyorum.Tabiki iş bölümü çok değerli birşey ama bence biz kadınlar bazen erkelerden fazlaca şey beklemiyor değiliz.En nihayetinde hiçbir erkek bugün işe gitmicem birgünde sen git sen kazan demiyor yine ve hep biz kadınlar bence çok talepkarız (bu yazdıklarım normal şartlarda bir erkek için geçerlidir yoksa eşi çalışan yada fzlaca kaba erkeleri kapsamamaktadır)

  28. çook haklısınız ne diyeyim , bir zaman sonra üniversite bitirmiş olduğunu da unutuyorsun , aslında başka bir yerde başka şartlarda olmak istediğini de unutuyorsun , yaptığın tek şey çocukların bir an önce büyümesini beklemek oluyor çünkü ancak bu şekilde kurtulacağına inanmaya başlıyorsun .Bu büyütmeye çalışma faslında da düzene razı oluyorsun galiba.

  29. merhaba,
    tüm yorumları okudum da, hepimizin dertleri ne kadar da aynı. bizim neslimizin erkekleri bu şekilde yetiştirilmiş evet ama bence bu değişmeyecekleri anlamına gelmiyor. insan hergün öğrenir. bence önemli olan bu konuda kadının tavrı. Çalışan bir kadınsanız, ki ben öyleyim, annelerimiz gibi herşeye yetişme gibi bir lüksümüz yok. Bunu onların da algılaması gerekiyor. Sen yorgunsan ben de yorgunum, sen sofradan kalkıp direk TV başına geçmek istiyorsan bende geçmek istiyorum. Bunu erkeğe hissettirmek önemli bence. Bir kere, konuşmak/söylenmek/izah etmek erkekler açısından hiçbir işe yaramıyor; bir kulaklarından girip bir kulaklarından çıkıyor. bizim tüm bu iyi niyetli iletişim çabalarımız onlar için küllüm ‘dırdır’ . Ben ne yaptığımı anlatayım; ben ‘dırdır’ etmek yerine; mahrum bırakıyorum. Amacım, yapılmayan işin onu ne kadar etkileyeceğini göstermek. ütü mü birikti? asla gece 2’ye kadar ayakta kalıp ütü yetiştirmeye uğraşmam. o hangi saatte yatıyorsa bende o saatte yatarım. tabi o anca sabah giyinirken farkeder ütülü gömleğinin kalmadığını ve bana sorar. cevabım şu olur; ”bütün haftasonu beraberdik, aynı şeyleri yaptık, senin de bildiğin gibi haftasonu şu şu şu işleri yaptığım için ütü yapmadım, sen bunu farketmedin mi?” gayet doğal, rahat bir ses tonuyla. hiç kendimi savunmuyorum. çünkü yaptığınız iyiliği erkekler her zaman göreviniz olarakj görüyor. hayır, ütü yapmak benim görevim değil ama yaparsam ona bir iyilik yapmış olurum. o da ayağını buna göre denk alır. çorapları orda burda mı bırakıyor; asla yerden kaldırmadım; görmedim. sayıları biraz fazlalaştığında kendisi gördü ve topladı. şimdi asla bırakmıyor. Klozet kapağı örneğini vermiş bir arkadaşımız; kapatmıyor mu o kapağı? elime alır tornavidayı o kapağı sökerim. madem öyle istiyor; kapaksız dursun bakalım o klozet! ama bunları asla kavga eder gibi, inadına yapar gibi yapmıyorum. çok doğal, normal birşeymiş gibi yapıyorum. alttan alta eşitiz mesajı vermeye çalışıyorum; başta da dediğim gibi sen üşeniyorsan, ben de üşeniyorum! benim de böyle bir lüksüm var. çünkü bende sabahın köründe seninle birliklte evden çıkıp, akşamın bir vakti seninle birlikte eve giriyorum. Carrera’nın dediği çok doğru; onu ne kadar rahat ettirirseniz yükünüz o kadar fazlalaşıyor. yapmamak lazım.

  30. Bu yazı bana fazlasıyla saçma geldi,özellikle de eski tip köleleştirilmiş,evi altın kafes bellemiş kadınlardan nefret ettiğim için.Ve sevmediğiniz her erkek davranışı aslında o tip kadınların eseri,mesela benimle yaşıt erkek bir kuzenim var babası öldüğü için tamamen teyzemin otoriterliğinde kendi başına yetişmiş.Çocuk çok düzenli,odası hep tertemiz,kendi yemeğini kendi yapıyor…bir de annesinin yemediği yedirdiği,içmedi içirdiği bana bakalım.Kadın olmama rağmen kirli sepetinin yanına değil de içine kıyafetlerimi bırakmayı ben yeni öğrendim.:D Annesinin zamanında sorumluluk vermediği bir çocuk cinsiyeti ne olursa olsun zamanla ”Türk erkeği” genellemesine dönüyor.
    Bir de…”fisini cek geri tak fln” cümlesine bayıldım…ben bunu ne zaman umursamadığım bir şey olsa kullanırım 😀

  31. Bu yaziya yorum birakmadan gecemedim ayni soruyu her gun kendisine soran biri olarak 🙁 ne yazik ki benim esim oldursen hic bir konuda yardim etmez. Mucadele etmeye kalktigimda da inadina herseyi daha da felaket hale getirir. Oglum da ondan ornek alacak diye cok uzuluyorum. Huzur bozulmasin diye mumkun oldugunca kolay olana kaciyor ve sorumluluklari ben aliyorum. Aksi halde incir cekirdegini doldurmaz gorunen Iki nezaket kurali bizi bosanmaya goturecek biliyorum. Bizim evliligimiz ” iyi gunde mutlulukta saglikta” gecerli. Benim sabrimindoldugu gun ise avukatimi bulacagim hemen…

  32. bilemiyorum ki bu kadar önemlimi tuvalet kapağı filan, çorap vs.. evde olan kadınlar için yapmamak ayıp geliyor bana (öyle gördük) ama bebek küçükken gıcık oluyordum, işten de yeni ayrılmış olmanın verdiği feminist tavırla hazmedemiyordum resmen iş çığırından çıkınca yardım ederdi eşim ama o zamanda benim ağrıma giderdi hem evdeyim hem de bir bulaşıkları yerleştiremedim diye..Sonuç mu(o yapsın canım) diye kasıt olmadığı müddetçe söylenmemek lazım bence.sadece ev topluyor olamk faydasız eylemdir görüşünede katılamıyorum çünkü (sanki sadece) hayatımı düzenleyen annem ve (sanki sadece) çalışan babam sayesinde okudum.”Annem boş ver işi sen dersini çalış, nasılsa çok yapacaksın ileride derdi”, bu sayede bu gün evimi temizlerken geleceğe umutla bakmamı sağlayıp içimi rahatlatan bir meslek sahibi oldum.Belki de annelerimiz bu güvensizlikle söylenip duruyorlardı.Bu arada evlendiğimde şehriyeleri soğuk suya atacak kadar cahildim bu konularda (o kadarı ayıp biiyorum) ama sağlıklı olayım hizmet edeyim sevdiklerime yaşamlarımızda bir nefeslik yer açılsın sayemde çok mu?e zaman zaman da ipin ucu kaçıyor tabi ama o da söylenmeden yapılan günlerin hatrına hoş görülüversin 😉 gerekirse bu durum hatırlatılsın (fln)

  33. Yok valla, sessiz kalıp lavabo kenarını silip olmamış gibi davranmak yok!
    Bugün lavabo kenarı, yarın bütün banyo batar…
    Fazla rahata alıştırmamak lazım 🙂

  34. Yanıt belki de hangi seçeneğin daha kolay olduğunda gizli ve diğer çözüm seçeneklerindedir… ÇÜNKÜ, İNSAN MANTIĞI NE DERSE ONU YAPAR-YAPMALIDIR. BU KONUDA, ANNELERİN,EV HANIMLARIN DURUMA GÖRE ÇÖZÜMLER BULARAK HAYATINI DAHA İYİ GEÇİREBİLİRLER.
    ************** İNSAN NE YAPARSA KENDİSİ YAPAR ******************
    BUNUN ÇÖZÜMÜNÜZÜ BULUP, ONU UYGULAMAK GEREKİR. TÜM ANNELERE,EV HANIMLARINA BAŞARILAR DİLERİM VE KOLAY GELSİN…

  35. Ya bu kadar gerilmenize gerek yok kibarca soyleyin yapariz

  36. çoğu erkek aynı, değişmiyor, yetiştirilme tarzıyla çok alakalı olduğunu düşünüyorum. küçükten kendi işini kendisinin yapması gerektiği öğretilmiyor; “paşa oğlum” diye el bebek gül bebek yetiştiriliyor. Yeni nesli düzgün yetiştirebilmemiz için onların da önünde rol model olarak babalarının olması gerek. babasının eve katkısını görmesi gerek; benim de oğlum var, henüz çok küçük ne kadar başarılı olabileceğimi zaman gösterecek. Gün gelip ev işi paylaşmamız gerektiğinde babası da yapacak mı? ya da o “peki babam niye ev süpürmüyor, masa toplamıyor, çamaşır yıkamıyor?” dediğinde geçerli ve tatmin edici cevap nedir mesela? 🙂 eşim tamamen vurdumduymaz değildir ama her zaman paylaşımcı da değildir. bu yüzden oğlumla yaşayacaklarım kocccaaa bir soru işareti.
    çorap meselesinde evliliğimin 1.ayı sonrası şunu söyledim (yapacağımı biliyordu): yarın çorabını yerlerden topladığımda, sabah onlar ağzında uyanacaksın. uykusu da ağırdır zaten 🙂 ama her konuda tabi ki bu kadar başarılı değilim, bazı konularda hiç değilim, her evliliğe göre değişiyor işte. herkese sevgiler.

  37. Bizde 9 aylık evliyiz. Bana göre çok sorunlarımız var. Ama eşime göre ben abartıyorumöyle hissediyorum vs.. bu durumdan daha cok rahatsızım aslında. Anlaşılmamak veya yanlış anlaşılmak kadar kötü bir şey yok. Ben gerçekten bir travma geçiriyorum. Severek evlendık. hiç böyle olacağını düşünmezdim. TAMAM ! Eşimin,çok güzel bir işi var,geliri var,içkisiçkumarı,afedersınızkarısı-kızı da yok,çok ahlaklı ve terbiyeldir. Ama evliliğin mihenk taşları vardır. Romantizm,hediyeler,muhabbetler,surprizler,incelik.. bunlar yok. Gurbetteyım. Herseyden ve herkesten uzaktaym. Yanımda bır tekkk eşim var. ve ondan Çok şey beklıyorum. ve evet şimdi yapmış olduğum hatayı yazarken farkına vardım. ÇOK ŞEY BEKLIYORUM. Beklememeliyim değil mi ? !!