22 Yorum

Para Cezası

Çocuklarımız olmadan önce köpeklerimiz vardı bizim. Polit ve Paphia. İnsanlar köpeklerini ne kadar çok sevebilirse o kadar sever, sahiplenir, iyi bakardık onlara.

Polit ve Paphia dünyanın en şeker köpekleriydi. Ancak her çocuk, pardon, köpek gibi, onların da “yaramazlıkları” vardı. Örneğin Türkiye’den gelen misafirin bavulunu yırtıp içindeki lokumu mideye indirmeleri hiç şaşırtıcı bir olay değildi.

Köpek bakmak oldukça masraflıydı. Düzenli aşıları bile bayağı para tutardı. Üzerine bir de hastalandılar mı -ki yukarıda bahsettiğim gibi olaylar yüzünden bu sıkça olabilirdi- bütçemiz bayağı bir delinirdi. Böyle zamanlarda Doğan -şaka yollu- köpeklerin yaramazlıklarından dolayı ortaya çıkan masrafları ceza olsun diye onların mamalarından keseceğini söylerdi. Köpek bu, çalışmaz, etmez, eve para getirmez, maddi açıdan baktığında masraftan başka bir şey değil; eh, haftalık vermediğine göre kısıntıya gidebileceğin tek şey mama!

Tabii ki böyle bir şey hiçbir zaman olmadı!

***

Geçenlerde Derin çamaşır makinesini bozdu. Daha doğrusu, Derin’in, iki ayağının üzerinde durmaya başladığından beri gösterdiği çamaşır makinesini bozma çalışmaları nihayet meyve verdi, ve bir sabah makineyi çalıştırma girişimim başarısızlıkla sonuçlandı.

İlk etapta bu gerçeği kabul etmek Doğan’a zor geldi.

Ancak gerçek ortadaydı. Nitekim, fişi takıp çıkarmak da tabii ki işe yaramayınca servisi çağırmak kaçınılmaz oldu. Servis geldi; “Makinenin motoru bozulmuş, motoru bozulunca kafası bozulmuş” dedi, ve Derin’in çamaşır makinesine sıkıştırdığı 400 lirayı sıkıştırıp aldı. DÖRT YÜZ TÜRK LİRASI. Teşekkürler Derin!

Peki, var mıydı öyle yağma? Sen çamaşır makinesini boz, et -ki bu Derin’in ilk vukuatı değil, kırdığı vazoların, bozduğu aletlerin haddi hesabı yok- sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam et. Pışıııık?

Dedim ki ben bunu Derin’in veresiye defterine yazayım. İleride harçlık almaya başladığında keseyim.

Tabii ki öyle bir şey yapmayacağım!

Gel gör ki, Deniz’in şu sıralar severek okuduğu, daha doğrusu okuttuğu bir kitap bana bu çocuklara para cezası verme olayını sorgulattı.

Amerikalı yazar Judith Viorst’un yarattığı Alexander karakterinin kitaplarından biri olan Alexander Who Used to Be Rich Last Sunday, çocuklara para kavramını anlatmayı amaçlayan bir kitap.

Kitapta bir Pazar günü Alexander ve ailesini ziyarete gelen büyükanne/büyükbaba çocuklara harçlık veriyor. Alexander ailesinin ısrarlarına rağmen parasını biriktirmeyip çar çur har hur deli gibi saçıyor, ve parası kısa sürede bitince elinde kalan tek şey o hafta almış olduğu erimiş bir mum, tek gözü olmayan bir ayı, ve işe yaramayan otobüs biletleri oluyor.

Kitap, belirli bir yaş üzerindeki çocuklara para kavramını anlatmak adına oldukça yardımcı. Ancak benim sorguladığım bir başka yanı var.

O hafta boyunca Alexander’ın parasının bitmesinin sebebi parayı gereksiz yere harcamış olmasının yanı sıra, aynı zamanda anne-babasının, Alexander’ın yanlış davranışlarından dolayı ona para cezası vermiş olması. Örneğin, kardeşine kötü söz söylediği için birkaç kuruş, bir diğer kardeşini tekmelediği için de birkaç kuruş alıyorlar ondan. Belli ki o evde öyle bir kural var, ki Amerikan kültüründe olduğunu bildiğim bir uygulama bu.

İşte ben bunu sorguladım. Acaba -belirli bir yaşın üzerindeki- çocuklara kötü bir davranışın bedeli olarak para cezası vermek doğru mu? Ceza, sevdiği bir şeyden mahrum bırakmaysa eğer, bu, çocukların parayı daha çok sevmelerine yol açmaz mı? Yoksa belirli bir baştan sonra çocukları para denilen şeye alıştırmak için pratik bir uygulama mı?

Hiç bilemedim. Düşüncelerinizi, tecrübelerinizi, sizin evlerinizdeki uygulamaları duymayı çok isterim.

22 yorum

  1. Bence para cezası vermek parayı daha fazla sevmelerine neden olmaz… Benimki henüz yolda ama etrafındaki birkaç çocukta gözlemlediğim kadarı ile parayı sevmeleri daha çok çevrelerindekilerin davranışlarından kaynaklanıyor. Eğer bir ailede çok para konuşuluyorsa çocukta o yönde hareket etmeye başlıyor. Tanıdık tanımak herkesin yanında benim şu kadar param var falan diyor. Bir de üstüne üstlük çocuğun para sevme durumu bilip konu üstüne espiriler, şakalar, takılmalar yapıldı mı bence olay iyice çığrından çıkıyor. Benim yakın tanıdığım bir anne oğluna benden ve babamdan başka kimseden bizim iznimiz olmadan para almayacaksın diye bir kural koymuştu. O da kurala belli bir yaşa kadar çok güzel uyuyordu fakat 7-8 yaşlarına gelince biraz yan çizilmeye başlandı. Dedesi-babaannesi yüklüce bir harçlık vermek istediler zaten çocuğun para sevgisi konusunda her an aile içi konuşmalar oluyordu. (çocuğun parayı sevdiğini bildiklerinden – onlar da iyi niyetle veriyorlar, tabi çocuğu mutlu etmek istiyorlar) anne izin vermedi, kıyamet koptu. Surat asmalar, hırçınlıklar falan… Neyse çok mu uzattım bilmiyorum. Çocuğun yakın çevresinin (anne, baba, dede, anne/babaanne, teyze, amca vs.) çocuğun para kavramının gelişmesinde önemli rolü var bence. Her ne kadar her çocuğun kendine ait bir kişilik yapısı varsa da etrafındakilerin konu ile ilgili davranışları da çok önemli. Bence çocuğa çok küçük yaşlardan itibaren harçlık veya hediye olarak para verilmemeli. Tutumluluk öğretilmeli bu sadece parayı tutmak değil, ekmeği suyu kullanırken tutumlu olmak, başo harcamamak…
    Ceza konu ile ilgili olarak; yaptıkları yanlış bir davranışta ufak da olsa bir ceza vermek gerekir, zaten bu bizim için de böyle değil mi… Onların da küçük yaşlardan başlarak bunu öğrenmeleri lazım… Kanunlara, kurallara uymadığımızda ya para ya da hak mahrumiyeti cezası alabiliyoruz…

  2. Para cezası ve çocuk. Kulağa hiç hoş gelmiyor değil mi? Çocuk yetiştirirken bu ceza kavramını fazlaca kullanmamalı bana göre. Çocuklarımızı iyi yetiştirmek istiyoruz ama sürekli onlara suçluluk hissi yaşatıyoruz. Bence para cezalı bir eğitim yaklaşımı çocuklarda para hırsını körükler, anne babayla olan ilişkisini zedeler. Ağır ceza savcısı gibi davranmaya gerek yok, örnek olalım yeter. Mutlu günler:)))

  3. Tuğba Değirmenci

    Esra hanım’ın dediği gibi çocuklara suçluluk duygusu yaşatarak hele ki bunu da parayı kullanarak yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Nasıl ki şunu yaparsan sana şu kadar para vereceğim diyerek bir nevi rüşvetle çocuklarımıza iş yaptırmak onları parayı sever bir hale dönüştürüyorsa, şunu yaptığın için harçlık yok veya şu kadar keseceğim demek de onları aynı şekilde paracı bir hale dönüştürür diye inanıyorum. Bunun örneklerini de görüyorum. Onları bu para mevzusundan ne kadar uzak tutarsak kardır. Başka yöntemlerle doğruyu öğretmek lazım. Mesela çamaşır makinasının bozulması sebebiyle kirli sweatshirtlerini yıkayamadığınızdan onları o şekilde giymek zorunda kalması gibi. Makinaya aktaracağımız paramızı aslında eve ekmek oyuncak vs almak yerine buna aktarmak zorunda kaldığımızı anlatmak gibi. Bilmiyorum işe yarar mı sadece bir örnek. Oğlum henüz 1 bucuk yaşında , hayırr diye parmak sallayarak yanlış olduğunu öğretmeye çalışıyorum şimdilik.:) Ama birşey kırdığında uzun süre suçluluk duymasına kesinlikle izin vermiyorum, sarılıyorum hemen. Sevgiler..

  4. Sevgi Kahraman

    Ben böyle bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Ceza çocuğumun çok sevdiği birşeyi elinden alarak yada yasak getirilerek verilebileceğini düşünüyorum, bu davranışın paraya karşı daha bağımlı, parayı daha çok değer veren seven bir çocuk yetirştirmek olur. Para tabiki önemli fakat, para bir amaç değil araç olmalı öğretilmeli. Ben şuan 2,5 yaşında olan oğluma bir ceza vereceğim zaman Şimşek Mqqueen kitabını o akşam okumayacağım, lego dan otopark yapmayacağım şeklinde cezalar veriyorum. İlerki zamanlarda ne olur ne olmaz onu yaşayarak göreceğim 🙂

    Sevgiler

    Sevgi

  5. Para kavramını oğluma nasıl öğretirim, ne zaman doğru zamandır ben de uzun süredir düşünüyorum. Fakat net gözlemlediğim birşey var ki paranın gücünü ve rahatlığını bilerek büyüyen bireylerde sanki daha bir özgüven oluyor, diğer durumda hep bir yoksunluğun altı çizilir; aman paran bitmesin, dershanede birşey alamazsın, sinemaya gidemezsin vs. Yani bu ceza sistemi bunu mu yapar acaba, ters mi teper diyorum, ama o zaman nasıl öğretilir para kavramı, yada o küçücük tatlı hayatlarını bu kavramı ne kadar geç soksak o kadar iyi mi?Paranın eksikliğini yokluğunu ceza ile sorgulatmak da hayat boyu sanki o insana hep bir yoksunluğun altını çizdiriyor gibi geliyor bana. Hani moda tabirle “evrene hep yokluğu hatırlatıyorsun” durumu. Ama çocuk yetiştirriken o balans nasıl yapılır hiç bilemiyorum gerçekten Elif.

  6. Bize orta hazırlıkta İngilizce hocalarımız yapmıştı. Derste Türkçe konuşursan para vereceksin diye. işe yaramıştı tabi derste Türkçe filan konuşmamıştık ama toplanan paraların başına ne geldi onu da bilmiyorum:)) Güya sene sonunda pasta alacaktık pehhhh…

    Bu para cezası sanırım paranın işlevini çocuk tam anladığında, bir harçlığı olduğunda uygulanabilecek bişi.

    Bir de tabi çocuktan çocuğa fark olabilir. Tanıdığım bir velet altının çok para ettiğini anladığında sünnetine altın taktıkları arkadaşını arayıp “harcadın mı sana taktığımız altını” diye hesap sordu misal:)

  7. ben çocuk gelişim kitaplarının birinde okumuştum.Bu şekilde para cezası verilmesini savunuyordu. Mesela çocuk bir şeyi bozdu, kendi oyuncakları bile olabilir bu. Onun harçlıklarından keserek, yaptığının bedelini ödetmeye çalışabilirsiniz diyordu. Çünkü çocuğun açtığı maddi bir hasar ve bunun çözümüne dahil edilebilir, tabi biraz büyük aklı eren ve harçlık alan bir çocuk olması lazım. Şahsen ben, oğlan büyüyünce bunu kesin uygulamayı düşünüyorum.

    • maddi zarara maddi ceza mantıklı evet ilişki de kurabilir.
      “ama yemek yemedi para cesası” elbette saçma ve kaçınılmaz olarak parayı önemli hale getirir.

      • Ben cezanın da doğal olarak gelişen bir şey olması gerektiğini düşünüyorum. Yani, yemeğini yere mi attı, o zaman aç kalır; bir aylık harçlığını 15 günde mi harcadı, 15 günü parasız geçirir; kardeşine mi vurdu, kardeşine ilgi gösterilir kendi yalnız kalır; oyuncağını kırdı oyuncaksız kalır gibi… Hoş kızım daha 18 aylık ama bu mantıkla davranırım gibi hissediyorum. Öbür türlüsü, zorlama ve işe yaramaz gibi geliyor.

      • evet, zaten uzmanlar işlediği suç ile suça karşı verilen cezanın alakalı olması gerektiğini savunuyorlar. Kırdıysa, maddi hasara yol açtığı için harçlığını kesersin. Mesela bir şeyi döktüyse de temizlik işine dahil ederek ceza verirsin gibi.

  8. Benim bildiğim bu zamanın çocukları “Anne sen al şu parayı peşin peşin de ben de yapacaklarımı yapayım.” diyebilir. Bu cümleye verecek cevabım olmayacağını bildiğim için ben girmem bu olaya!

  9. Parayla ilgili cezalandırmalara ben de karşıyım. Sevgi hanımın da dediği gibi, sevdiği herhangi birşeyden kısa süreli uzaklaştırma cok daha makul bir cezalandırma olabilir diye düşünüyorum. Hayatimizda Paranin Ne kadar degerli oldugunu cocuklara olabildiğince geç farkettirmek iyi olur bence. Kumbarasindaki paralarin Borsa gibi iyi şeyler oldugunda artip, hoş olmayan seyler oldugunda da azalacağı düşüncesi komik :)))

  10. ben kendi cocuklugumdan örnek vermek istiyorum
    benim babam kendi işini yaptığı için krizlerden çok etkilenirdi ve bir kaç kez nerdeyse battı bizde çocukluğumuzda yasadık bir takım zorluklar annem bunları her defasında bizimle konustu hatırlıyorum hepsini babamın işlerinin çok iyi gitmediğini eğer harclıklarımızı sacma sapan harcarsak yenisini hemen veremeyecegini vs vs
    yani sonuc olarak biz paranın varlığı ve yokluğu konusunu hep bildik kardesimle aksine amcam cocuklarına paranın yoklugunu hissettirmemek için kredi kartlarına borclanıp zor durumlar yasadı sonrasında ailecek daha çok üzüldüler
    cok uzatmıs olabilirim uzgunum 🙂 demek istediğim ceza yada degil bence cocuklara para kavramı ögretilmeli her istediginin alınamayacağı oyuncaklarını kırarsa yenisinin hemen gelmeyeceği yada evdeki eşyaya zarar verirse bunun sonuçları olduğunu ve bazı cocukların bunlara sahip olamadığı gerceğini bilmeli çocuklar

  11. bence para kavramını bilmeli ama onunla herşeyi satın alabileceğini düşünmemeli, yani parayı herşeyin üzerinde tutmamalı. ceza olarak kullanmak bilemedim çok iyi bir fikir değil sanki?

  12. bence de parayla ilgili ceza vermek yanlış. böyle bir yaptırım çocuğun gözünde parayı çok değerli ve ulaşılamaz bir meta haline getirir.

  13. kesinlikle sakat buluyorum cezayi para üzerinden vermeyi. Bence yeterince paran oldugunda sinirlarin önemi yok, saygisizca bile davranabilirsin mesaji verme tehlikesi var. Para kavramini, harcarken dikkat etmeyi ögretmek önemli, cezaya bulastirmadan.

  14. evet cocuklara bellı bır yastan sonra para nın varlıgı ve yoklugu ogretılmelıı ama bunun seklı oyuncagını bozdun para cezası olmamalı para ceza yada odul olmamalı bence cocuklara paranın ıhtıyac oldugu ve dıkkat lı harcanması gerektıgı ama paranın tum hayatımız olmadıgını ogretmelıyız bunuda bence ceza yontemıyle yapmamalıyız yada acıkcası ben yapmayı hıc dusunmedım dusunmemde cunku bnde hıc bır zaman maddecı olmadım herzaman varlıgınıda yoklugunuda bıldım annem ve babam banada kardesımede bunu ceza yontemıyle ogretmedıler demekkı sart degıl bır cocuga ceza sevdıgı bırseyden mahrum bırakılarak verılmelı bugun dondurma yemıceksın yada aksam bır satta bılgısayar yok gıbı batılı cocuk buyutme mantıgı hıc bır zaman benım kafama yatmadı ıc bır konuda hemde belkı onyargılı bır dusunce ama soyle baktıgımda eskıden bızım anne babalarımız daha mutlu cocuklarmıs bızde oyle sımdı bız yenı anneler bu batı merakımızdan cocuklarımıza cok erken yasta sacma sapan sorumluluklar yukleyıp cocuk olduklarını unutturuyoruz sankı

  15. “PARASIYLA DEĞİL Mİ KARDEŞİMMM?!” insancıkları yaratma ihtimali bile beni bu yöntemden soğuttu desem?..

  16. Benim bir arkadaşım hergün işe gitmemesi için ağlayan oğluna “annecicğim para kazanmaya gidiyorum gitmem lazım” diyormuş bir süre sonra oğullarının paraya çok çok kıymet verdiğini gördüklerini anlattı(çocuk daha 3 yaşında) sonra bunu telafi etmek için çok çaba sarfettiller.Bence çocuklara yanlış mesaj vermemek lazım.

  17. Benim kültürüme aykırı. Ben, başkalarının yanında para lafını ağzına almaya çekinen bir kültürden geliyorum. Bu nedenle esnaflık da yapamıyorum, avukatlık da yapamıyorum. Çünkü “para konuşmak”tan, “para istemek”ten, “para teklif etmek”ten utanıyorum.

    Bunun yanı sıra tutumluyumdur. Ailem bana haftada 5 lira verirdi diyelim ki. 5 liram biterse ancak annemden “borç” alabilirdim ve mutlaka geri ödemem gerekirdi. Bu şekilde para harcamayı ve biriktirmeyi öğrendim.

    Çocuklarım da benim gibi büyüsünler istiyorum. Kimi aile çocuklarının ticari yeteneği ile övünür. Ben o kültürden gelmedim. Her çocuk da kendi aiesindeki kültüre uygun yetiştiğine göre?

  18. Bir okuldaki uygulmayı duymuştum, hoşuma gitmişti. Çok detaylarını ve hangi yaş grubuna uyguladıklarını bilmiyorum ama. Özetle şöyle ,sınıftaki her bir çocuğa belli gruptaki oyuncakları dağıtıyorlar. Kimisine bebek, kimisine araba, kimisine elma. Sonra, da aralarında anlaşarak, değiş dokuş yapmalarını istiyorlar. Bu değiş dokuş yapma sonucunda, illa ki bir oyuncağa talep çok fazla oluyor, dolayısı ile fiyatı artıyor. Çocuklara bu şekilde fiyatların oluşumunu ve enflasyonu anlatıryorlarmış.
    Para haracama konusu ise, belki de çocuğun para harcamaya başladığı zaman, tasarruf nedir, tüketim nedir anlatılır. Ama, çağımız tabi tasarruf devri değil tüketim..