19 Yorum

Anlaşıldığını bilmek yetiyor bazen

Bazen, bazı sorunlar çözüme ulaşamasa bile, o sorunları dile getirebilmek, karşındakine iletebilmek, ve anlaşıldığının farkına varmak kendini iyi hissettiriyor.

Bu, her türlü ilişkide böyle. Arkadaşlar arasında. Karı-koca arasında. Kardeşler arasında.

Bunun çocuklarla ebeveynleri arasında da geçerli olduğunu son zamanlarda çok fazla tecrübe eder oldum.

En yakın örneği geçtiğimiz Cuma günü yaşandı bizim evde. Derin’in doğum gününde.

Her ne kadar 2 yaşındaki bir çocuk doğum gününden çok fazla bir şey anlamasa da, en çok anlayacağı şey olan Şimşek McQueen’li bir lego duplo almıştım ona. Ne de olsa lego seviyor. Eh, arabalara olan ilgisini sağır sultan duydu. Daha uygun bir hediye olamazdı.

Deniz’e, Derin’e ne aldığımı söylemiştim. Azıcık bozulur gibi olmuştu. O da seviyor aynı şeyi (ki, onun da kendi yaşına uygun legosu var). Derin’e hediyesini Deniz verdi. Verirken de “İyi ki doğdun Derin, seni çok seviyorum” dedi. Derin sevindi, falan filan, iki yaşındaki çocuk ne kadar sevinirse işte. Ve yapıştı hemen arabaya.

Deniz son zamanlarda çok güzel bir taktik geliştirdi: Derin’in elindeki şeyi almak istediğinde ona alternatif bir şey sunuyor. Örneğin, bir arabayı almak istiyorsa bir başka araba getiriyor, Derin de çoğu zaman tav olup veriyor.

Deniz yine aynı şeyi denedi. Ne de olsa bu “yeni” Şimşek McQueen’le o da oynamak istiyordu. Bir başka lego arabası verdi Derin’e. Derin yemedi.

Deniz istedi, ısrar etti, bozulmaya başladı. En sonunda ağlamaya başladı.

Birkaç dakika önceki “seni seviyorum”lar, “Seni sevmiyorum! Eşek kafalı!”ya dönüştü.

Derin umursamaz bir tavırla salona gitti, Deniz odasında ağlamaya devam etti.

İnsanın bir çocuğunun diğerine “Seni sevmiyorum!” demesi kırıcı olabiliyor. Ama kelimelerin arkasındaki anlamlara fark etmeyi öğrenince kelimenin kendisine takılıp kalmıyorsunuz.

Dedim ki kendime “Öyle demek istemiyor aslında. Öfkeli sadece.”

Ve aynısını Deniz’e de söyledim. “Deniz’ciğim, şu an öfkelisin, anlıyorum. Hatta kıskanıyor bile olabilirsin. Bu çok normal.”

Bir yandan ağlarken bir yandan “Kıskanmak ne demek?” dedi. Acaba kıskanmanın ne olduğunu ona bunca zaman anlatmamış mıydık, üstelik de oldukça yoğun bir duygu olmasına rağmen? Bu sırada hala burnunu çeke çeke ağlamaya, Derin’e kendince “kötü sözler” söylemeye devam ediyordu: “Ama Derin hiçbir şeyi paylaşmıyor! Paylaşmacı kafa!”

“Kıskanmak,” dedim, “senin istediğin bir şeyin bir başkasında olup sende olmaması”, o anki duruma uyarlayarak. “Şu an Derin’i kıskanıyor olabilirsin. Onun elindeki oyuncağı istiyor olabilirsin. O seninle paylaşmıyor, sen de öfkeleniyorsun. Olabilir.”

Duraladı. Fark ettim ki onun kendi içinde, üstelik de oldukça yüksek dozda yaşadığı ama kelimelere dökemediği bir hissi ben onun için dökmüştüm.

Sustu.

Ben devam ettim: “Sana doğum günü hediyesi geldiğinde, Derin oynamak istediğinde, sen hemen paylaşmak ister miydin?”

“Hayır!” dedi tepkiyle.

“Bak, işte, aynı şey” dedim. “Derin de biraz oynasın, seninle paylaşacak.”

O noktada sorun çözülmüştü aslında. İstediği oyuncağı alamasa bile:

  1. onun kelimelere dökemediği hisleri benim onun adına dökmem, ve
  2. onu anladığımı fark etmek

ona iyi gelmişti.

Kalktı. Burnunu sildi. Kendi legolarının başına geçti. Oynamaya başladı.

Şimşek McQueen’in lafını bile etmedi. Önemli değildi ki. Kardeşini kıskanmıştı, bunun için de kendini kötü hissetmişti, ama annesi onu anlamıştı.

Gerisi hikâyeydi.

19 yorum

  1. :) ne kadar güzel bir sürece tanıklık ediyoruz, anne olmak gerçekten de çok ayrıcalıklı bir durum.

  2. Ne kadar tatlıı. Ne kadar güzel.
    Kardeşlik söz konusuysa kıskanmak bile özeldir. Çünkü Kardeşi olmak dünyanın en güzel şeydir.
    Ben de kızıma kardeş yapıcam ve sonra da sizin gibi ikisini de anlayan bir Anne olucam..
    (İnşallah:) )

  3. Ay blogcu annem ne tatli bir insansin sabirlisin bazen seni okudukca kendimden utaniyorum ben de o kadar sabir yok diye ama cokca da seni ornek aliyorum iyi ki varsin sevgiler

    • Aman diyeyim, bir yanlış anlaşılmayı gidereyim: Bu, onca okuduğum, öğrendiğim şeyi uygulayabildiğim nadir anlardan biri. Keşke her daim böyle olabilsem, ama mümkün değil. Ben de gayet çığırtkan bir anne olabiliyorum çoğu zaman.

  4. Bayıldım , yine harikaa bir yazı :)

  5. Merhaba Elif hanım, oğlunuza duygusunun ne oldugunu soyleyerek ayna olmuşsunuz. Cocuklara duyguların ne oldugunu ogretmenin en temel, en guzel yolu ayna olmak. Bunu yapmaya devam ettiginizde, cocugunuz bir sure sonra duygusunun ne oldugunu kendisi soylemeye baslayacak. Ergen oldugumuzda kendimizi ifade edebilmek veya ifade edememek buralardan geliyor. Sabirla ayna olmaya devam:) Sevgiler…

  6. ‘annesi onu anlamıştı’ çok duygulandım;gözlerim doldu;çok güzel bir yazıydı gerçekten

  7. “Afferim Elif!” dedim valla okuyunca, zira kriz anlarında sakin kalıp da karşıdakini anlamaya çalışmak ciddi bir irade+ sabır+ hoşgörü gerektiriyor. İster bunu yapabildiğin anlar nadir olsun, ister olmasın, o anda yapabilmişsin ya, bence kendinle gurur duymalısın.
    Ayrıca burda seni minik ördeklerinle gördüğüm zamanları da sayarsak, oldukça sabırlı olduğun zamanlar öyle düşündüğün kadar nadir olmayabilir :)

  8. Okurken kaç kere aynı benimkiler dedim bilmiyorum. Kıskançlık lafı ev içerisinde kullanılmaz ama çevre de sağolsun defalarca yinelenmiştir bu. Oğlumu sevenler hemen akabinde ablası da çok güzelmiş der ve bana dönüp kıskanıyormu diye sorarlar. Ara sıra evet derim. Nasıl kıskanmasın 4 sene yalnız sürdürdüğü tahtına kendince ortak gelmiştir. Bu gelgitler hayatlarının her döneminde olacaktır. İnşallah her zaman böyle sabırla karşılamak mümkün olur. Çok sakin değilimdir ama dengeyi de kurmak için elimden geleni yapıyorum. En azından biri diğerine göre daha anlayışlı. Burdan yırtıyorum. :)

  9. Tracy Hogg’un tavsiyelerinden… uygulayabildiğine ve karşılığını gördüğüne sevindim.
    bu konu üzerine düşünüyordum bir ara, hatat saçma belki ama kendi kendime uygun cümleler seçme adına denemeler bile yapıyordum :)
    benzeri durumda ben de uygulayabilirim umarım :)

  10. annem beni 18 kardeşimi 22 yaşında getirdi dünyaya.
    okumak istemişti ama olmamıştı
    babama kendisi evet demeden evlenmişti

    işbu yüzden belki kardeşimle bizim hikayemiz hiç böyle bitmezdi.
    birimizden biri suçlu olurduk
    şimdi ikimiz de evliyiz
    çok iyiyiz Allah’a şükür
    Annem de o günleri üzülerek hatırlıyor

    biz onu anlayabiliyoruz ama
    önemli olan da bu galiba….

  11. okuyunca tuylerim urperdi denizin duygularini sanki ben de hissettim, cok iyi yaklasmissin, boylece cocuk icin olumsuz bir aniya donusmeyip, hemde yeni bir sey ogrenmis oldu deniz

  12. gozlerim doldu okurken, anne miyim neyim?

  13. Takdire şayan bir ebeveyn davranışı

  14. eylül-izzetcan

    Elif hanım çok yerinde ve anlamlı bir davranış.Yazılarınızı çok severek ,duygulanarak en önemlisi sizin gibi 2 çocuk annesi olduğumdan kendimden birşeyler bularak okuyorum.TEŞEKKÜRLER

  15. uygur turklerdinden size saygi dolu selamlarimiz var elif hanim ,yazilarinizdin bir kac tanesini uygur diline cevrerek uygurca blogda yayinlamama izin verirmisiniz?

    • Yazımın orijinalinin belirtilmesi ve link verilmesi kaydıyla, çok çok memnun olurum. Çok teşekkürler ilginiz için.