26 Yorum

Kardeşler arası eşit(siz)lik

Çocukken en nefret ettiğim sorulardan biri “Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?” idi.

Öyle kötü hissettirirdi ki bu soru beni… Salaklık bende, oturup kimi daha çok sevdiğimin hesabını yapmaya çalışırdım. En sonunda “İkisini de aynı seviyorum!” derdim.

Gerçek şu ki, ikisini aynı sevmiyorum. Annemi farklı, babamı farklı seviyorum. Annemi annem olduğu için, babamı da babam olduğu için seviyorum. İkisinin sevgisini birbirine değişmem. İkisi olmadan da yapamam. Annemin yeri farklı, babamın yeri farklı.

Aynı şey çocuklarım için de geçerli. Yukarıdaki densizler bugün çıkıp bana “Deniz’i mi daha çok seviyorsun, Derin’i mi?” diye sorsa önce onları bir sarsalarım. Sonra da oturup anlatırım:

Derin’e hamileyken bazı endişelerim vardı. “İkisini de aynı sevebilecek miyim? Ya yeni bebeği Deniz kadar sevmezsem? Ya daha çok seversem???” gibi endişelerdi bunlar.

Sonunda ne oldu? Derin doğdu. Onu çok sevdim. Deniz’den daha az ya da daha çok sevmedim. Derin olduğu için sevdim. Her geçen gün Deniz’i Deniz olduğu için, Derin’i de Derin olduğu için daha da fazla seviyorum, canlarım benim.

***

Daha önce sizlerden birinin tavsiye ettiği Siblings Without Rivalry kitabını edindim sonunda. Okuyorum şu sıralar ve çok faydalanıyorum. Birçok konuda oldukça yol gösterici buldum. Onlardan biri de işte bu “sevgideki eşitsizlik” durumu oldu.

Bakınız ne diyorlar Siblings Without Rivalry‘nin yazarları Adele Farber ve Elaine Mazlish:

Yeni evli bir kadın, dönüp kocasına sorar: “Anneni mi daha çok seviyorsun, beni mi?” Eğer koca “İkinizi de aynı seviyorum” şekline yanıt verirse başı derttedir. Ancak onun yerine “Annem, beni doğuran, büyüten kadın. Sen ise hayatımın geri kalanını geçirmek istediğim büyüleyici, seksi kadınsın.” der.

Eşit sevilmek, az sevilmektir. “Sen olduğun için” sevilmek ise ihtiyacımız olduğu kadar sevilmektir.

Yazarlar daha sonra sevgide eşit(siz)lik mantığını davranışlarda eşit(siz)liğe uyarlıyor. Örneğin biz anne babalar çocuklarımızdan birine bir hediye aldığımızda diğerine de alalım (ya da başkası aldıysa diğerine de alsın) isteriz ya… Bunun her zaman böyle olmak zorunda olmadığını anlatıyorlar:

Diyelim çocuklarınızdan birinin pijamaları eskidi ve yenilerini aldınız. Ancak diğerine almadınız ve o da bozuldu. Ona oturup onun ihtiyacı olmadığı için ona almadığınızı anlatmanın çok fazla bir faydası olmayacak. Çocuklar üzgünken mantıklı açıklamaları pek anlamlandıramazlar. Onun yerine oturup nasıl hissettiğini anladığınızı anlatmanız lazım: “Tatlım, kardeşine yeni pijama alıp sana almamış olmam senin canını sıkmış olabilir. Onun gerçekten ihtiyacı olduğunu bildiğin halde canını sıkıyor olabilir.”

Çocuklarınıza hiçbir zaman aynı/eşit hediye vermeyin demiyorum. Ancak bunu yapmamanın doğru olduğunu düşünüyorsanız bunda bir sorun yok diyorum. Hediye almayan çocuklar mahvolmayacaklar. Onların moralinin bozulduğunu anlamanız ve bunu onlara hissettirmeniz, ileride hayatın eşitsizlikleriyle başa çıkmalarında onlara yardımcı olacak.

Derin’in doğum gününde Deniz, kardeşine lego alınıp da kendisine alınmamasına bozulmuş, ben de yukarıdaki taktiklerle durumu kurtarmış, kendimce bayağı da başarılı olmuştum. Ancak bunu yapmak her zaman kolay olmayabiliyor.

Gönül sevdiklerimize eşit davranmamızı istiyor, ama bu her zaman mümkün olamayabiliyor. Benim bu kitaptan anladığım, her zaman şart da olamayabiliyor. Çünkü kimse aynı değil.

O yüzden:

  1. İkinci çocuğunuzu bekliyor (ya da planlıyorsanız) “Acaba onu da aynı sevebilecek miyim?” diye endişelenmeyin. Daha doğrusu, bu endişenin normal olduğunu kabul edin. İki çocuğunuzu aynı sevmiyorsunuz, çünkü aynı insanlar değiller. Farklı seviyorsunuz, olması gerektiği gibi.
  2. “İki çocuğuma adil davranacağım” diye kendinizi helak etmeyin. Gerçek şu ki, hayat da adil değil ve çocukların bu eşitsizliklerden de öğreneceği çok şey var.
  3. Birisi size kalkıp da “Hangi çocuğunu daha çok seviyorsun?” diye sorarsa adresini bana iletin. Ben adamlarımı göndereyim.

Mutlu haftalar.

26 yorum

  1. Günaydın Elif,

    her zaman ki gibi ufuk açıcı…
    Çok düşündürücü bir yazıydı.. ikinci çocuğu düşünen ben için kitabı da edinmek şart…

    Öptüm
    Nurcan 33
    Mavi Devin 14 ay

  2. Elinize sağlık, çok güzel bir yazı.

  3. Geçen gün iki çocuğuna da kalan köfteleri paylaştıran kişiye anne denir altyazılı resmin vardı ya. Ben de “ben kalan yemekleri çocuklarıma hiç eşit paylaştırmam. Çünkü oğlum kızımın iki katı yer.” yazacaktım ama vaktim olmadı. Bu yazıya kısmetmiş. Eşit olmak zor ve de bazen yersiz zaten. Biri daha büyük, biri daha küçük. Farklı kişilikler. Bazen farklı cinsiyet. Herkesin nabzına göre şerbet vermek lazım. Anne baba olmak bu yüzden zor zaten. Eşit yapıp, kestirip atsan daha kolay. :) Bu kitabı ve Adele Faber’in diğer kitaplarını severek okudum ve faydalandım. Bazı kullanmayı tavsıye ettiği kalıp cümleler ve cevaplar konusunda ne düşünüyorsun merak ettim. yazarsın sonra.

    • Hah, bak, tam da söylemek istediğim buydu. Bir anne daha demişti “Büyüğün daha çok proteine ihtiyacı var, ama küçük de büyüyor, ne yapmalı?” diye.

      Biz kendimizi çok zorluyoruz bazen eşit olacağız diye. Halbuki dediğin gibi, nabza göre şerbet vermek lazım.

      Kitabın hepsini bitirmedim. Değinmek istediğim başka konular da var, yazacağım.

  4. Bende ikinciyi beklerken biricik kızıma alıştığı ilgiyi gösterememekten çok endişe ediyorum.

  5. benim de en sevmediğim sorulardan biridir. kojo bambinoya karşılaştırma içermeyen “babayı seviyor musun?” diye bir soru bile sorsa sinir oluyorum.

  6. Bende şuan ikinci bebeğimi bekliyorum ve bu düşünce hep içimi daraltıyor, ya kızımı sevdiğim kadar çok sevemezsem diye düşünüp duruyorum. Biraz da olsa bu yazımı içimi rahatlattı. Teşekkürler

  7. eşitlik, adalet demek değildir zaten. Büyük çocuk yarım ekmekle, küçüğü çeyrek ekmek ile doyuyorsa burada adaletli olan davranış ihityaçları kadarını vermektir. İkisine de yarım, ya da ikisine de çeyrek vermek değil. Ben de geçenlerde okuduğum kitapta geçen bir hadis üzerine yazı yazmıştım. İkinci geldi gelecek, bizim de gündemimiz bu haliyle. Hadisin metni “çocuklarınıza eşit davranın” değil, “adaletli davranın”. Bu kıstasa dikkat etmek lazım sanırım.
    (yazı da burada http://seyyafinannesi.wordpress.com/2012/03/09/cocuklariniza-karsi-adaletli-davranin/ )

  8. Merhaba,

    Çok güzel bir yazıydı. Benim de 2 kızım var (9-2,5 yaşlarında) Bu kitabı ben de almak istiyorum.

    Yayınevlerini taradım ama bulamadım. Yurt içinden aldıysanız nereden aldığınızı sorabilir miyim?

    Teşekkürlerimle.

  9. ikinciyi beklediğimşu günlerde bu yazı bana iyi geldi..oğlumu çok seviyorumve bu ikinci hamilelikle ona ihanet etmişim hissinden kurtulamıyorum…

  10. Dün aile büyüklerimizden biri bu “densiz” soruyu kızıma sordu..kızım iki ,üç sanise düşünürken ben içimden “lütfen ikisini de,lütfen” diye saçma bir dilekte bulundum ve cevap “ikisini de” olunca nedense derin bir nefesle rahatladım..Kızımı beni seçse babamız üzülecek,babayı seçse ben üzülücem diye bir ikileme düşürmekten karşı taraf nasıl bir tatmin yaşar bilemem..yazınızı okuyunca 6 çocuğa sahip annemin ağabeyim ve küçük kız kardeşimi hep daha çok sevdiğime inanırdım..hatta bir gün ergenlik hırçınlıklarımın birinde bunu dile getirmiştim ve annem şöyle demişti.”beş parmak beşinin de yeri ayrı”..ikinci bir çocuğum olsa kızım kadar sever miyim?………düşünüyorum…..belki bende derim “beş parmak beşinin de yeri ayrı”..sevgiler:)

  11. Merhaba,
    Adı geçen kitap “Kardeş Kavgaları Kaçınılmaz mı?” adıyla Kuraldışı Yayınevi’nden çıkmış ama idefix tükendi diyor. Belki tekrar basılır veya kıyıda köşede bulunur…

    • Kuraldışı’na sordum. Maalesef eski bir baskıymış ve yeni baskısı (en azından onlar tarafından) yapılmayacakmış.

  12. Benimkiler ikiz hep bu ikilemdeyim ne yapacağımı bilemiyorum zaten istersen yapma oğlum kardeşini dövüyor bu sefer yardım imdat

  13. Bu konuda çokça çekenlerden biri de benim annemdi. İki kız kardeşiz biz aramızda yedi yaş var. Şu an ben 30, kardeşim 23 yaşında. Hayatım boyunca beni hep kıskandı. Daha çok küçük yaşlardan beridir sen annemle- babamla benden daha çok yaşadın meselesinden tutun da, arkadaşlarım, saçlarım, çantalarım sürekli konu oldu ve hala öyle. Annem adaleti sağlamak için kimi zaman iki eşit parçaya böldü herşeyi çaresizlikten , kimi zaman da işte yazıda bahsedilen gibi bir tavır takındı. Annem hala o kadar yorgun ki. Kıskançlığın gerçekten zamanla geçer gibi bir yanı da yok , biz kendi hayatlarımızda gördük.

  14. Şu “…ileride hayatın eşitsizlikleriyle başa çıkmalarında onlara yardımcı olacak.” durumu var ya… biraz sıkıcı!
    Duyguları anlamak, zaten her durumda temel taş. Peki bu nabza göre şerbet durumu ileride de hep aynı çocuk üzerine yoğunlaşırsa; yani bir çocuğun ötekine göre hep daha çok ihtiyacı olursa türlü şeylere?! Ya bu tavır onları şekillendirirse?! Tam da şimdiler de böyle bir durumun ortasındayım da…

  15. Ben yaşamadım ama eşim bu kardeş ayrımından cok çekmiş ve hala etkileri var kendileri biraz kompleksli zamanında yaptıkları takdir edilmemiş, şimdi en ufak olayda takdir bekliyor özellikle de benim ailemden umarım ben çocuklarıma hak ettikleri sevgiyi ihtiyaçları kadar verebilirim:)

  16. Ben hep annelerin ilk cocuga haksizlik yaptiklarini dusunmusumdur. Sen buyuksun bekle, sen buyuksun ver o oynasin, kardesin anlamaz sen anlayisli ol gibi cumleler hep canimi sikmistir. Simdi ben de ikinciyi bekliyorum ve cok cok dikkat etmek istiyorum bu konuda. Buyuk buyuk olabilir ama hala cocuk ve cocuklugunu yasamaya hakki var diye dusunuyorum. Insallah becerebilirim ama hepsinden once bu kitabi edinip okumaliyim. Baska oneriler varsa bu konuda lutfen haber verin. Ikincisi gelmeden edinebildigim kadar cok bilgi edineyim istiyorum, malum ikinci gelince pek vakit kalmayacak okumaya.

  17. çok güzel bir yazıydı tşk ederiz.

  18. benimde 1,5 yaşında bi kızım 3.5 yaşımda bi kızım var ikisi arasında kıvranıp duruyorum büyük kızım çok agrasif hareketleri var küçükte onu örnek alıyor ikisinin yapısı çok farklı büyük küçüğünü çok kıskanıyor anne olmak nekadar zormuş şimdi anladım….

  19. Benim çalıştığım dönemde (bir zamanlar İK’cı iken) karşılaştığım olaylarda kafam bu şekilde çalışıyordu: herkese eşit davranmaya çalışmak asıl eşitsizlik- olayların zamanı farklı, insanlar farklı, ortamlar farklı; o zaman sonuç neden aynı olsun… Şimdi ikinci çocuğu isteyen ve aklından acaba ikinciyi de birinci kadar sever miyim (ya da tam tersi) düşünceleri, çocuk kayırma korkuları olan bir anne olarak bu kitabın bakış açısını ve sizin yazdıklarınızı sevdim:) önemli olan eşit davranmaya çalışmak değil; adil olmaya çalışmak aslında… İlk çocuğun ilk çocuk olmakla ilgili şans ve şansızlıkları gibi ikinci çocuğun da ikinci olmakla ilgili şans ve şansızlıkları olduğunu kabul etmek lazım galiba…

  20. benimde 4.5 yaşında bir kızım ve 6.5 aylık bir oğlum var kızım kardeşini çok seviyor fakat benim onunla ilgilenmeme dayanamıyor annelik ne kadar zor olsada iyiki onlar var onlar benim herşeyim bir anne demeleri bütün yorgunluğumu alıp götürüyor.ONLARI ÇOK SEVİYORUM

  21. Elifcim cok sagol bu yazi icin, bu yazi uzerine kutuphaneden aldim okudum henuz bitirmedim ama cok severek okuyorum cok guzel seyler ogreniyorum.

  22. Bu kitap ile beni tanistirdigin icin cok tesekkur ederim Elifcim. Cok guzel bir kitap.

  23. Ben de kutuphaneden aldim okudum ve kendime bir kopyasini almaya karar verdim. Kitapligimda bulunmali bu kitap :)