50 Yorum

Ya gerçekten bittiyse?

Aşağıdaki yazı, Blogcu Anne okurlarından Zerrin tarafından kaleme alındı.

***

Sevgili Blogcu Anne,

Seni çok uzun zamandır sessizce takip ediyorum. Sen farkında degilsin belki ama bana birçok konuda yol gösterdin, arkadaşım oldun.

2 yaşında bir kız çocuk annesiyim. Genç yaştan beri birlikte olduğum, severek evlendiğim biriyle evliyim. Birlikteliğimiz, evliliğimiz nice badireler atlattı. İlk zamanlar ailemizden uzakta yaşıyorduk, birbirimize hep destek olduk. Çocuk olduktan bir süre sonra ailemizin yakınına taşındık. Nedir bilmiyorum ama o noktadan sonra bir şeyler değişti.

Çocuğumuz hayatımızın odak noktası haline geldi. Her şeyi ona göre planlar olduk. Ondan başka şey konuşmaz olduk. Kendimize ait bir hayatımız kalmadı.

Eşim çok iyi, ilgili bir baba. Ama iyi bir baba (ya da anne) olmak, iyi bir eş olmakla aynı şey değilmiş. Bilmiyorum, belki bunu söylemek çocukça ama kızımıza olan ilgisi bana olan sevgisini bastırıyor gibi geliyor bazen. Bana yer kalmıyor, zaman kalmıyor, gücü kalmıyor.

Eşim çok yoğun çalışıyor. Ben de öyle. Akşamları çoğu zaman çocukla ilgilenip televizyon karşısında sızıyoruz. Birbirimize pek vakit ayırmıyoruz. Bana sorsan ben onun için işinden, çocuğundan ve arkadaşlarından daha sonra geliyorum. Ona sorsan ben onunla ilgilenmiyor, ilişkimize özen göstermiyorum. Bir şeyler kopuk.

Son zamanlarda çok fazla tartışır olduk. Ne zaman, nerede tartışacağımız belli olmuyor. Kırk yılın bir başı çocuğu anneme bırakıp yemeğe çıkıyoruz, bir bakıyorum yine birbirimizle uğraşmaya başlamışız. Eve geliyoruz, devam ediyoruz. Hazır çocuk yok, birbirimize vakit ayırıp sevişeceğimiz yerde kavga edip tek kelime konuşmadan uyuyoruz. Hani sen “ayaklarınız kavuşsun, yeter” demiştin ya, böyle zamanlarda kavuşmuyor ayaklarımız 🙁

Birbirimize karşı saygımızı kaybetmeye başladık. Kırıcı sözler söylüyoruz. Benden duygusal olarak uzaklaştığını, artık benimle bir şeyler paylaşmaktan hoşlanmadığını düşünüyorum. O ise benim ondan fiziksel olarak uzaklaştığımı, aramızdaki cinsel mesafenin her şeyi etkilediğini söylüyor.

Ne yapmalıyım, bilmiyorum. Normalde iletişim kurabilen, oturup konuşabilen bir çiftiz — çifttik. Sorunlarımızı tespit eder, ona göre hareket ederdik. Sanki artık ikimiz de uğraşmıyoruz. Boş verdik. Laf arasında birbirimize “Bu iş bitti” demeye bile başladık. Yer yer çocuğun önünde kavga ediyoruz ve o da etkileniyor.

Bir yandan ikinci çocuğu yapmaya niyetleniyorum. Kızımı yalnız bırakmak istemiyorum. Bir yandan da ilişkimiz bir travmanın daha altından kalkamaz, dağılır gibi geliyor. Korkuyorum.

Etrafıma bakıyorum, benzer şeyler… “Evlilik böyle bir şey herhalde” diyorum. Ondan sonra da böyle olmamalı diyorum. Evlilik terapistine gitmeyi düşünüyorum, ama o zaman hem ciddi bir sorunun varlığını kabul etmiş olmaktan hem de istemediğimiz şeyleri duymaktan ve en sonunda sorunu çözememekten korkuyorum.

Sana bunları neden yazıyorum, bilmiyorum. Belki yalnız olmadığımı bilmeye ihtiyacım var. Belki birilerinin bana yol göstermesine ihtiyacım var. Ama sanırım en çok da bunu her evli çiftin yaşadığına, bunun geçici bir süreç olduğuna, aşkımızın bunun üstesinden geleceğini duymaya ihtiyacım var.

İşin kötüsü, bu en çok ihtiyacım olan şeyin gerçek olup olmadığından emin değilim. Ya gerçekten bittiyse?

***

Blogcu Anne’de konuk yazar olmak için tıklayın

50 yorum

  1. Seda Diker’in kendi deneyimlerinden yola çıkarak başladığı yolculuğu aktardığı, Destek Yayınları’ndan çıkardığı “Aslinda Giden Erkek Yoktur: Disi Olmanin Unutulan Sirlari” başlıklı kitabı (ISBN: 978-605-4455-89-8) Zerrin’e bir ışık sunabilir;)

  2. Merhaba Zerrin,

    Satır satır yazdıklarının altına imzamı atarım.
    Benim de 15 aylık bir kızım var ve çalışan ve yardımcısı olmayan bir anneyim
    Anneanne -Babanne uzaktalar… hoş gelseler bi dert gelmeseler ayrı bir dert…
    Tüm bu yukarı dabahsettiğin şeyleri bende yaşıyorum ama sanıyorum biz birbirimizi bir yerde anlıyoruz
    ve bekliyoruz açıkçası neyi beklediğimizi bimiyorum…Bildiğim şu ki herşey hala ne kadar stresli olsa da bizi bir arada tutan birşeyler var…

    Nurcan 33
    Mavi Devin 15 aylık

  3. Merak etmeyin herkes benzer şeyler yaşıyor. Ebru Tuay Üzümcü’nün “Bir İlişki 50 günde nasıl kurtulur?” kitabını okumanızı tavsiye ederim. Ben psikoloğa da gittim çok faydası oluyor. Kitabı da o tavsiye etmişti. Unutmayın hayatta sağlıktan daha önemli hiç bir şey yok.

  4. Bu koşullar altında ikinci çocuğu yapmak işleri daha da zorlaştıracaktır .Önce ilişkiyi rayına oturtmalı bence.

  5. Zerrin , geçenlerde facebook’ta bir yazı görmüştüm , tam olarak hatırlamıyorum ama şöyle birşeydi
    ” bir ilişkide kadın konuşuyorsa birşeyleri düzeltmek ,çözmek istediği için konuşuyordur , çünkü kadın bitirmişse konuşmaz , susar ve gider ..” Ben buna kesinlikle katılıyorum ve görüyorum ki sen hâlâ konuşuyursun,hatta sesin daha çok çıksın diye uğraşıyorsun,bu yüzden bence gerçekten bitmemiş diye düşünüyorum. Hepimiz evliliğimizde sorunlar yaşıyoruz, hiç kimsenin evliliği güllük gülistanlık değil buna emin ol ..Önemli olan çıkan sorunlarla başedebilmek ama bunu sen tek başına yapamazsın.. Dışardan ahkâm kesmek kolay belki ama eşinle yeniden konuşmayı denesen,hatta bu yazdığın yazıyı ona okutsan faydası olacağına inanıyorum. Sonuçta severek evlenmişsiniz, bir sürü güzel şey paylaşmışsınız , öyle değil mi ? Umarım sorunlarınızı çözer, yeniden aşık olursunuz birbirinize..İyi haberlerini bekliyoruz ..

  6. Çocuk ilişkiyi bambaşka boyuta taşıyor ama bence bu sebeple ailelere yakın olmak daha çok zedeliyor.
    İlla ki taraflaşılıyor. Çocuktan sonra ilk bir sene ailelerimiz dönüşümlü olarak bizimle yaşadı. gerçekten yıprandık. sonrasında bi bakıcıyla anlaştık ve kendi hedeflediğimiz düzeni ve ahengi oturtmaya çalıştık. Bu tam 5 ayımızı aldı diyebilirim. Bu süreçte farklı şehirlerdeki ailelermize sadece 1 kez gittik. Dozunda ve yerinde sade ziyaretlerdi, kimse kimseyi zorlamadı. Şimdi yeni yeni oturttuğumuz düzenimiz.le çok daha mutlu ve huzurluyuz.

    Biraz eteklerinizdeki taşları dökün kabul ama sonrasında hedeflediğinizi hayata dair birlikte oturup konuşun. Bunun yollarını anlatın birbirinize. Hatta anne babalarınızın çenesini kapayarak başlayın buna; inanın ki siz mutsuz olursanız onlar kahrolacak. Susuturulunca birazcık bozulmalarından bişey olmaz 😉
    Nacizane tavsiye 🙂

  7. hep aynı aynıııı,yalnız deılsın,ınsan kendine ters düşüyo kendini tanıyamıyorr

  8. Merhaba, cok uzuldum. Ben bu kadar ayni yasamiyorum olaylari.. Biz de esime gore hic sorunumuz yok. Ben kavga etmeyi de sevmem bu yuzden susuyorum. Ama size evlilik terapisti guzel bir cozum diyebilirim. Bu sekilde sifirdan taptaze baslayan tanidigim bir cift var. Cocuga gergin ortam ve kavga verebileceginiz en buyuk zarar. Bazen cesaret toplayip adim atmak beklemekten ve kacinilmaz sona yaklastigini gormekten daha rahatlatici olabilir. Belirsizlik insani hep yorar.. Dilerim duzelir, ve tekrar yazini okuruz buradan..

  9. bence konuşmalı, ya da terapiste gitmeli… Bence eğer bitseydi sen bunları yazıyor olmazdın.. bir uzmandan yardım alsanız keşke…

  10. gerçekten bitmiş olsaydı hala burada bir küçük umut ışığı bulmak adına çırpınıyor olmazdın sevgili zerrin… yani demem o ki, senin adına bitmemiş henüz her şey… belli ki evliliğiniz zorlu bir süreçten geçiyor şu an. ve bu durumda ne sen ne de eşin suçlu. ortada bulunan sıkıntıların kaynağı sadece sen ya da sadece eşin değil. her türlü güzellikler de sıkıntılar da işbirliği ile yaşanıyor.

    evlilik bir değişik paylaşım. çok güzel ama zor ve ağır yanları da hayli fazla. kimi zaman insanın dertlerini sırtlıyor bir eş kimi zaman da dertlerin kaynağı gibi görünüyor. belki de bu sıkıntıları bir bir aşıp da yıllarca bir arada kalmaya devam edebilen kişilerin en büyük mükafatı da yine evliliğin ta kendisi oluyor.

    severek evlenmişsiniz ve bence hala da seviyorsunuz birbirinizi. kaldı ki bir güzel yavrunuz var, anne ve babası tarafından sevgiyle ilgiyle büyütülen. bunlar hep şükür sebebi aslında. sadece bazen algılarımız tek bir şeye açık oluyor ve o olumsuzluğa odaklanmaktan diğer bütün güzellikleri görmezden gelebiliyoruz.

    bence sen hala “postpartum depresyon”un etki alanı içindesin. doğum sonrası depresyondan fazlasıyla nasibini almış bir kadın olarak yazıyorum bunları. tüm bu yaşadıkların, hissettiklerin normal gibi görünüyor. yani pek çok çift bu süreçlerden geçiyor inan bana. kimisi daha kolay hazmedip fazla yara almıyor kimisi de eğer benim gibi (ve belki de senin gibi) fazla duygusalsa kolayca atlatamıyor.

    bile isteye yaptığımız ve büyük bir heyecanla beklediğimiz bebeğimiz dünyaya geldikten sonra birdenbire bir boşlukta hissettim kendimi. yalnız, çaresiz, tutsak… özgürlüğüm elimden alınmış gibi, ilgiden mahrum bırakılmış gibi… kısa süre içinde çalışmaya başlamak, çok yoğun çalışma koşulları olan bir eşe sahip olmak… hep dezavantajlar… çok zor günlerim oldu… ilişkimiz çok sallantılı zamanlar geçirdi. hep eşimin ilgisizliğinden yakındım, hep hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığından sızlanıp durdum. aslında eskisi gibi olmayan tek şey bendim. benim kafamdaki kuruntulardı. kaldı ki ortada yepyeni bir birey varken her şeyin eskisi gibi olmasını beklemek de aptallıktan öte bir şey değildi.

    eşinle konuş zerrin. içine atma. eğer konuşmaktan hoşlanmıyorsa yaz ona. mektup yaz, mail gönder. bir şekilde yaz. iyi kötü o an içinde ne varsa paylaş onunla. bir an gelecek tek bir cümlenin vurucu etkisiyle o da düşünmeye başlayacak. ve ilişkinizi yine siz kurtaracaksınız.

    doğum sonrası cinsel hayatınızda farklılıklar olması da çok normal. eskisi gibi ateşli sevişmeler yaşamıyor olabilirsiniz. hatta eskisi gibi sevişmek istemiyor da olabilirsiniz. inan ki hep yaşanıyor bunlar ilişkilerde. değil sevişmekten birkaç saatlik uyku için tüm dünyadan vazgeçebilecek kadar kötü hissettiğim anlarım olmuştur. eşimin “bacı kardeş olduk seninle” diye takılmaları komik gelse de sinirimi bozardı çoğu kez.

    ama bu tür bahanelere sığınıp da uzak olma onunla. en azından uykuya dalarken sarıl, elini tut, bir küçük öpücük kondur, ayaklarını ayaklarıyla birleştir… onu hala istediğini arzuladığını da belli et. ve en önemlisi… tüm bunları anlatabileceğin iyi bir terapist, psikolog vs. bul ve anlat. çok faydası oluyor inan. gör bak her şey düzelecek. her şey eskisinden daha da lezzetli olacak.

    seygiyle…

  11. uzman değilim elbette ama bu konuların uzmanı biriyle evliyim bizim bu süreci atlatmamızı da o sağladı her evlilik bu büyük değişimleri yaşarken sancılı bir süreçten geçiyor bence.Doğum annelik bebek uykusuzluk cinsel hayatta problemler, düzensizlik bide üstüne sizde şehir değişikliği ve ailelerle ilgili sorun var bir kere bu sorunlara yenisini eklemeyin derim ben (kardeş yaparak) önce siz rayına oturun sonra kardeş mevzusuna dönersiniz kardeş herşey demek değil çocukların önce sağlıklı evebeynler görmeye ihtiyacı var.Öncelikle bence cinsel yaşam, çocuğun yaşantısının bir düzene oturmasına bağlı yani memeyi bırakıp gece uyanmaları kesilir erken yatınca cinsellik başlıyo bence yani en azından bizde öyle oldu ki buda ancak 2 yaşından sonra tam olarak oluyor ailelerle ilgilide Ceydanın yorumuna katılıyorum biraz dışında tutmakta fayda var.Biribirinize vakit ayırma konusundada beklentileri en aza indirip haftasonlarını renklendirmeli diye düşünüyorum haftaiçi herkes için yorucu bir tempo çünkü.Duygusal boyutta ise bence hala yapıcak birşeyler var gibi geliyo bana siz kendinizi zorlayıp birşeyler yapmaya çalışsanız bir sürpriz hazırlayıp sorunları konuşmak yerine aşkınızdan eski günlerden bahsetseniz mesala.Bir uzman yorumu çiftlerin yaptığı en büyük hata kavga anında tüm kusurlar söylenir ama herhangi bir zamanda çiftler birbirini övmez bu aşkı besleyen bir unsurdur demiş ve eşim bunu bana yapmadığını farkettiği için özür dilemişti.

  12. Merhaba,benim de 6,5 aylık bir oğlum var ve senin yaşadıklarının aynısını yasamaya başladım.Eşime göre evliliğimizde bir sorun yok,sorunları ben kendim yaratıyorum.Elimdekilerle mutlu olmak ,şükretmek yerine devamlı olarak sorun çikariyormuşum.Evliliğimizde ben iyi isem hiç sorun yok ben kötü ise gerçekten kavga başlıyor ama gün geliyor iyi olmaktan yoruluyorum,birazda eşim düşünsün istiyorum.
    Üstün Dökmen’in “küçük şeyler” adlı programında bu konu işlenmişti ve sonuç olarak “her evlilik çocuk olduktan sonra sarsılır sağlam evlilikler ayakta kalır ama çürük evlilikler çöker ” denilmişti.
    Benim evliliğim çöksün istemiyorum ama ileriki günlerde kavgalarımızın artmasından ve bu durumun oğlumu etkilemesinden korkuyorum…
    Şuan doğum iznindeyim ve işebaşladiğim zaman kafamın dağilacağini ve konuları derinlemesine düşünecek zamanim olmayacak ve böylece durumumuz düzelir diye ümit ediyorum.

    • Gerçekten ben de doğumdan sonra işe başlamadan önce öyle kötüleşmiştim ki eşimin en ufak söylemini bile abartıyordum , kafamdan öyle şeyler geçiyordu ki, çocuğu alıp evi terk etme planları bile yapmıştım. Doğumum kıştı ve evden de çıkamıyordum. sonra işe başladım, bütün o tartışmalar gerginlikler saçma düşünceler geçti gitti bitti, şimdi herşey yolunda 🙂

  13. merhaba,
    yazmış olduğunuz yazıda birçok insan ortak nokta bulabilir.çünkü çocuk olduktan sonra süreç bu şekilde işliyor.sanmayın ki sadece siz yaşıyorsunuz.çocuklu ve desteği az olan ailelerin hepsi bunu yaşıyor.öncelikle yalnız olmadığınızı belirterek başlqmqk istiyorum.tabiki çocuk olduktan sonra herşeyin eskisi gibi olmasını istiyoruz ancak çok mumkün gözukmuyor,istediğimiizi şeyleri istediğimiz zaman yapamıyoruz.çünkü evde bir canlı var ve bize ihtiyacı var.sanki bütün enerjimizi ona vermeli onu dunyanın en iyi varlığı haline getirmeye çalışmalıyız gibi hissederiz..ama sunu unutmamak lazım ki eskisi kadar olmasada kendimizi ve eşimizide düşünmeliyiz.ilişkilerde en önemli problemler iletişim kuramamaktn geçer.siz bişeye kızarsınız ama o bunu fark etmez.etse bile neye kızdığınızı bilemez.o yuzden konuşmaktan kaçınmayın.hissettiğiniz herşeyi söyleyin.ve onunda konuşmasına izin verin.ortak yapmaktan hoşlandığınız şeylerin listesini çıkarın ,küçük süprizler yapın,çeşit çeşit iç çamaşırları alın,gün içinde eşinize mesajlar atın.yeniden flört etmeye başlayın vs vs. içinde bulunduğunuz durum anksiyetenizi artırıp felaket senoryaları yazmanıza sebep oluyor.bunları denemeye çalışın baktınız birşeyleri çözemediğinizi düşünüyorsunuz o zamna bir aile terapistinden destek alın.bu kötü birşey değil.orada size iletişim kurabilmeniz öğretilecek.oraya başvurmak durumun ağır olduğunu göstermez.devam yazılarınızı bekliyoruz.görüşmek üzere.

  14. Ben yazsam bu kadar yazardım..sanki benim ilişkimi biliyorsun ve anlatmışsın.Evet bir çok çift bu sorunları yaşıyor bundan eminim ama bazıları üstesinden geliyor bazıları gelemiyor.Üstesinden gelmenin yolu-yolları nelerdir bunu sen ve ilişkiniz belirler bence.Zamana bırak lafını hiç sevmedim ve sorunların zamana bırakılmasını doğru bulmam.sadece empatı kurabilmek ve sorunları konuşurken yapıcı yaklaşmak daha doğru geliyor bana.

  15. Merhaba,
    Bence konunun cocuk olduktan sonra evliliğin değişmesi ile bir ilgisi yok. Evlilikte belirli bir seneye gelen her cift cocuk olsun olmasın bu süreclerden geciyor. Sizde en azından su an esinizin ya da sizin aklınızın baskasına kayması gibi bir durum yok (ben bir de bunu görüyorum ne yazık ki). Nacizane tavsiyem nasil bir evlilik yaratmak istiyorsanız siz esinize o sekilde davranın. Cok geleneksel bir yöntem ama bundan daha ise yarayanını görmedim. Esinizi neyle sucluyorsanız ya da ondan ne bekliyorsanız bir kagıda yazın ve bakın bakalım siz tavrınızı değiştirdiğinizde o size aynı sekilde davranıyor mu? Bu yazdıklarımı yapacak cesareti ancak evliliğinizi kurtarmak istiyorsanız yapabilirsiniz. Bugün ayrılırsınız, yarın baskası ile beraber olursunuz, 3 sene sonra onda da aynı sorunlar bas göstermeye baslar. . Önerim domestik bir cözüm gibi geliyor ama yuvayı disi kus yapar. Umarım yazdıklarım bir bakıs acısı sunar. Sevgiyle.

  16. Merhaba,
    Zerrin,yazında duygularını çok güzel anlatmışsın ve inan bi çok kişinin çektiği sıkıntıları dile getirmişsin tıpkı benim sıkıntılarm gibi.Çok zor bir dönem gerçekten aynı şeyleri bende hissediyorum ve üstelik bizde birde ailelerin karışma problemi var.Bazen bu kadar ilgisizliğin nedeni başka birinin hayatında olmasımı diyorum ama buna inanmak istemiyorum.Konuşamaya çalıştığımda söylediği sadece, herşeyi çok büyütüp sorun etmemmiş ve tek problem benmişim.Artık yorulduğumu hissediyorum 15 aylık bir kızım var ve ben çocuğum 4 aylık olduğundan beri çalışıyorum. Ev işlerinde ve çocuk bakımındada yardımcı olmaz hiçbir şekilde, bunları dile getirdiğimde ben böyleyim deyip işin içinden çıkıyor.Umarım düzelir ve eski halimize döneriz kızımın aramızda kalarak yıpranmasını istemiyorum..Allah yardımcımız olsun.

  17. Sevgi emek ister. Evlilik de öyle.. Birbirinize vakit ayırın, ilişkinize emek verin bence. Evlenmeden önce nasıl emek harcıyorsanız birbiriniz için, yine öyle yapın. Aslında hiçbir şey değişmedi. Siz çok severek evlenen, çok iyi anlaşan insanlarsınız. Hala öylesiniz, sadece bakış açınız değişti. Nereden baktığınızı değiştirmek de sizin elinizde, sadece yerinizi değiştirip tekrar bakın ona ve ilişkinize.. Bence işe yarayacaktır. Her şeyin çok daha iyi olması dileğiyle..

  18. Olur öyleeee, bu tarz duyguları bile siddetli yaşamanız bitmediğini gösterir, yoksa inanın ağzınızı açıp kavga dahi etmezdiniz. Herkese de oluyor, üzülmeyin, bunu da yaşamanız gerekli, kendinize bir süre koyun ve ilişkinizin bu depresif dönemini de bu sürede doya doya yaşayın. Hastanede uzun süre yattığım dönemde sürekli mız mız ve ağlamaklı olmak yerine her gün saat 10 ve 11 arası mendilimi kucağıma alıp başlıyordum ağlamaya. Saat 11’de susup annemin ziyarete gelmesini bekliyordum. Böylece onlar beni üzgün görüp daha da üzülmüyordu, ben de melankolimi doya doya yaşıyordum. Karşınızdaki adam da sonuçta düşman değil, sevdiceğiniz, ve bir insan, mükemmellikten çok uzak. Onu kaybettiğinizde (sevdiğinizi varsayıyorum) inanın “olsa da birbirimize girsek” dersiniz. Yine de eşinize anlatmaya çalışın, ve erkekler genelde vır vır konuşmadan ziyade nasıl desem AYAKLARIN KAVUŞMASINDAN daha iyi anlarlar her şeyin yolunda olduğunu…İkinci çocuk çok tehlikeli, aman deyim, önce sorunlarınızı çözün…

  19. Nasıl zaman ayırabiliriz? Eşimde bende hala birbirimizi çok seviyoruz ama çocuk insanın tüm hayatını değiştiriyor.Hepimize iyi gelecek tek şey birlikte vakit geçirebilmek anne ve babalıktan istifa edebileceğimiz anların olması lazım …fakatttttttttt çocuğumuzu bırakabileceğimiz kimse yok eşimde bende artık delireceğiz sağolsun büyüklerimiz bu konuda çok anlayışsız

  20. Öncelikle Zerrin hanım yeni çocuk sahibi olan bir çok ailede benzer sorunlar yaşanıyor. Ama bunu kabul edip nasılsa herkesin böyleymiş evliliği demek yerine peofesyonel bir çözüm aramak yararlı olabilir.
    Evliliğin her dönemi birbirinden farklıdır ve gerçekleştirilmesi gereken farklı aşamaları vardır. Eğer evlilikte çocuk öncesi dönemde karı-koca rolleri oturmamışsa ve bu oturmayan roller üzerine ebeveynlik rolleri eklenirse problem başlar. Çocuk şüphesiz ki çok eşsiz ve güzrl bir deneyimdir ama evlilik ilişkisinde enerjiyi götürür. Çocuğun olmasıyla beraber bir çok sorumluluk ve stres yüklenir aileye. Eşler bunlarla uğraşırken bir de hala çocuktan önceki dönemdeki ilişkilerini ararlarsa hayal kırıklığına uğrarlar. Evlilik bir meyve sepeti gibidir çocuktan önceki dönem muz ise ve siz çocuk doğduktan sonra artık üzümde hala muz tadı ararsanız hayal kırıklığına uğrarsınız.
    Bence aile danışmanı/ evlilik terapistine gitmek iyi bir çözüm olabilir tabii ki eşinizinde bunu kabul etmesi durumunda yoksa tek başına evlilik sorununa çözüm bulmak hem zor hem de yanlış olur.

  21. Gülay’ın “ve erkekler genelde vır vır konuşmadan ziyade nasıl desem AYAKLARIN KAVUŞMASINDAN daha iyi anlarlar ” yorumuna bayıldım.
    Öyle derin bir yaraya basmışsın ki, yazıp yazıp siliyorum sürekli.
    5,5 yıllık evli ve 2 çocuklu bir çiftiz. Sürekli bir şeyler öğreniyoruz evlilikten. Çok severek evlenmemize rağmen ilk sene ikimiz birbirimize çok geliyorduk aynı evin içinde. Bu konularda ne tavsiye edersek edelim siz kendiniz çözeceksiniz sorunlarınızı. Evlilik terapistine gitmek konusunda ciddi bir sorunun varlığını kabul etmiş olmaktan söz ediyorsun. Bence o kadar korkulacak birşey yok. Eğer eşinde kabul ederse gitmeyi denemekte fayda var.
    Sevginizle çözeceğinize inanıyorum. Güzel haberlerinizi de bekliyorum.

    • biz de 7 yıllık evli ve 2 çocuk sahibi bi çiftiz…5 yıl süren bi flörtün sonunda büyük bir heyecan ile evlendik.sonuç; aynen dediğin gibi ilk sene çok gelmeye başladık birbirimize.eşim çok kaba, öğretmen olmasına rağmen çok cahil bir insan, çok geçimsiz, anlayışsız ve merhametsiz….kendi annesi bile diyor bana “kızım bunu senden başkası idare edemez “diye…benim idaremle 7 sene bitti ama benim ömrüm de bitti.28 yaşında kocakarıya döndüm:( boşansam , sonradan evlendiğim adam çok mu iyi olacak. ben şunu anladım; erkeklerin çoğu sap gelmiş saman gidiyorlar….

  22. Kim ne derse desin cocuklarindan yakinan anneleri sevmiyorum. Ne bu böyle yok efendim cocugunu daha cok seviyormus falan filan cocuk olduktan sonra hersey bitmis falan filan, kaldiramiyorsunuz cocugu onu söyleyin. Yapmayin ozaman yapmayin cocuk yapmayin. o kadar…. kendinizi bu kadar cok düsünüyorsaniz….

    • Ay nasil yani ,blogcuannenin sayfasinda olmamis hic bu yorum !

    • Uff kızcağız ne demiş siz ne diyorsunuz, niye kaldıramasın çocuğunu, eşiyle eski yakınlığını araması kendisini düşündüğü anlamına mı gelir? acımasızlık ve haksızlık yapıyorsunuz. yapmayın ozaman yapmayın yorum yapmayın.

    • Zerrin’in yazdıklarını tam okumadınız herhalde. Bu nasıl yorum. Hepimiz insanız siz de damarlarda civa akıyor herhalde. Bu yorumla hayata bakıyorsanız pek de mutlu olmadığınızı anlamak hiç güç değil, kendi negatifliginizi başka yerde besleyin lütfen.

    • Çok mu uğraşdınız böyle bir yorum yapmak için? Valla pek bir zekisiniz, sizi mensaya almak lazım!

    • Burada bircok anne biraraya gelmis dertlesiyorlar. Eger dusunceleri size ters dusuyor ise, bence anne bloglarini okumayin!!! Ne kendinizin ne de baskasinin sinirlerini bozmayin!!!

    • Burada anneler olarak hemen hemen ortak noktamız ilk dönemlerde güzel bir ilişki yaşayıp,çocuktan sonra değişen hayatımızı kabullenmememiz ve eskiye dönüş için çaba sarfetmelerimiz.nazeninane isimli arkadaş herhalde ya hiç bizim anladığımız tarzda -gerçek-bir ilişki yaşamamış evliliğinde ya da marsta yaşıyor hayatı çok güllük gülistanlık.eşi ideal erkek her konuda yardımcı,kendisi de sabır taşı bebeğine zaman zaman bile olsa asla sinirlenmiyor.
      bu arada ikinci çocuğu düşünmeye başladığımda yapmalı mıyım diye kendisine danışmayı düşünüyorum tabi yardımcı olurlarsa.ne de olsa kendi nirvanaya ermiş çocuk ve evlilik konusunda hayatından memnun hiçbir isyanı yok.
      burası yıllardır takip ettiğim elif in blogu olmasa söyleyeceğim neler var neler…

  23. bittiğini düşünmüyorum. dönem dönem böyle oluyor bizdede. bu dönemde ben eşimden beklentimi minimuma indiriyorum. o zaman mutsuz olmaktan kurtuluyorum. bu dönem geçince her şey kendiliğinden rayına oturuyor.

  24. Bazen de bakıyorum ha benim 3 yaşındaki oğlum, ha 38 yaşındaki kocam… İkisinin de insanı delirtme potansiyeli aynı. Oğlana bağırınca da yapıyor dediğimi ama ben bağırmadan değişik yöntemlerle kimi zaman oyunla kimi zaman ters psikoloji uygulayarak yaptırıyorum dediğimi. E adama niye bağırıyoruz ya da ima ediyoruz ki? 3 yaş imadan ne kadar anlarsa 33 yaş da o kadar anlıyor şekerim. İstersen adama küsebilirsin falan ama sonuçta nasıl bağırsan ziyan olacak senin oğlunsa ve daha büyük ve gene SENİN uğraşacağın soruna yol açacaksa küsme müsme de işe yaramaz. Adam denyo değilse ve seviyorsanız eldeki malzemeyle yuvayı yapacaksınız şekerim, yoksa mutsuz olan gene çocuklar ve kadın olur maalesef. Olmuyorsa taktik değiştirin.

  25. sevgili Zerrin ,
    cok dikkatli okudum mektubunu ,sonra da merakla diger yorumlari . senin sorununu yürekten hissettim,yasadiklarinin nasil cozulebilecegine dair kafamdaki bütünn olasiliklari evirip çevirdim.kendi yasadigim sorunlari dusundum…
    zerrincim genc yasta severek evlenmissin…
    yillar hem aliskanlik getiriyor hem de eski tutkularin,fiziksel begenilerin ustune kalem ciziyor.. bununla savasmak zor, ama doğa maalesef çoğu zaman bunu emrediyor Zerrin …
    her gun her halini gordugun bir adam \kadinin çekiciligi,ilginçliği yillarin farkerttirmeyen eliyle zimparalaniyor ..

    konumuz ,odak noktamız cocuk oldu demişşin …eskiden nelerden bahsederdiniz , mesela sinema,kitaplarmiydi nelerdi konular …yıne onlardan aç sohbetı başbaşa kaldığınızda …

    iyi baba demissin..inan Zerrin erkek kardesim dahil cevremde iyi,ilgili baba patlamasi var( yeni nesil babalarda bunu cok goruyorum ) ..kardesimin esiyle bir kac kez yalniz kaldigimizda ( yurt disinda yasadigim icin ender bir araya geliyoruz ) kadin olarak kendisinin mutlu olmadigini ama kardesimin cocuklarla olan muhtesem ilgisine ,sevgisine bakip daha fazlasi icin uğraşmaktan vazgeçtiğini uzulerek farkettim
    evet bu onemli ama sen bir KADIN sin , cocuguna verilen ilgiden arta kalan kirintilarla yetinmek sana yetecek mi …goruyorum ki yetmiyor Zerrin ,
    arada da olsa basbasa yemege ciktigimizda orda bile sohbet edemiyoruz , kavga basliyor dedin ..nedenini dusun , neden gerginsin …esin fiziksel uzaklasmadan yakiniyor,cinsel mesafe var aramizda diyor..
    belki Zerrin cim biraz daha fiziksel yone agirlik versen .. daha seksi , alımlı gorunmek icin ugrassan..biliyorum zor Zerrincim ama biliyorum ki cozmek istiyorsun ve her seyi denemeden birakma ..

    benim de bir donemim boyle gecti…mutsuzdum ve güzel kıyafetlerimi ,makyaj malzemelerimi bir kenara ittigim ,kadinligimdan uzak kaldigim cok depresif bir bolum oldu hayatimda…
    etraf ayni demissin ..evet Zerrincim , maalesef cok var boyle evlilikler …cocuklara adanmis yasamlar…
    ama savas ver ,onlardan olma …o kadar kolay ki sürünün pesinden gitmek ..ama cok farkli , iyi ornekler de var…
    ve sakin KORKMA ..evlilik terapistine gitmek ,konusmak seni sadece daha guclu yapar..evet belki duyacaklarin seni mutsuz edecek ama Zerrin kafamizi kuma gomup yaşamak hayat denilen olağanüstü hediyeyi çöpe atmak degilmidir…
    yillar sonra dönüp baktiginda pişmanliklarla dolu bir ÖMÜR olmasin hatirladiklarin …

  26. Bence eşler birbirlerine karşı saygılarını kaybettikleri anda geriye döndürücekleri pek birşeyleri kalmaz. Lütfen bu konuda bütün çiftler dikkatli olsunlar. Karşı tarafı rencide etmemeli. Umarım eski günlerinizi en güzel haliyle yakalayabilirsiniz.

  27. Hernekadar çocuktan sonra yaşam, evlilik değişiyor yorumlarına kızılmış olsa da bencede herşey değişiyor. İster istemez odak noktanız çocuk oluyor, çünkü o çocuk size muhtaç. Onu doğru şekilde besleyip, eğitip, sağlıklı, akıllı, uslu (herkesin standartları faklı olabilir) vs. bir yetişkin olması için çabalamak insanı çok yoruyor. Bende kızımla ilgilenmekten, onu gerektiği gibi besleyebilmeyi, eğitebilmeyi,kaliteli zaman geçirmeyi nasıl başarırım diye düşünmekten o kadar yoruluyorum ki akşam eşim eve geldiğinde ona ayıracak vakit bulamıyorum. Kızımı yatırdıktan hemen sonra bende yatıyorum. Biliyorum düzelmem lazım, eşime de vakit ayırmalıyım ama herzaman olmuyor neyazıkki 🙁 Çok şükür eşim anlayışlı, yorulduğumun da, onunla birlikte olmak beraber vakit geçirmek istediğimin farkında.
    Sende bukadar çaba gösterdiğine, direndiğine ve çözümler aradığına göre henüz bitmemiş bence. Ortak bir yol bulup bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz. İster kendi başınıza isterseniz bir uzman yardımıyla. Ama henüz bitmemiş, çabalamaya devam 🙂

  28. Kadin arkadaslarim
    Yaziyi ve yorumlarinizi okudum. Kendi fikirlerimi belirtmek istedim. ilk cocuktan sonra cok yorgun ve uzgun hissediyordum kendimi, iliskimizin iyi gitmedigine inaniyordum. aslinda ilk cocukla baslayan bir baskalasim ve donusum donemidir ilk bir kac sene. iki esin de kafasinda bir suru sorun, endise ve heyecan donup durur. kabul edelim ki cocuk kolay yetistirilmez. ama bu bir zaman ve illa ki bu da degisiyor. degismeyen tek sey degisimin kendisidir aslinda. biz hem iyi bir anne baba olmak, hem temiz pak bir insan olmak, hem mukemmel cocugu yetistirmek, hem ilk gunku gibi asik olmak, hem eglenmek ve eskiden oldugumuz hale yakin olmak vs… gibi bir suru sey talep ederiz. aslinda bir kac sene ozellikle calisan evebeyinlerin yorgun olmasi, iliskinin duraganlasmasi cok normal. tartismak bir o kadar saglikli bence. tek bir kural “kafanizda bu iliski bitermi diye dusunmeden tartisilmali” diye dusunuyorum. su an ikinci cocugumuz oldu ve ilkindeki endiseler silindi gitti, gunu kurtarmaya bakiyoruz. isbirligini tadiyoruz. zaman bulunca hemen sevismeye veya film izlemeye calisiyoruz. ilkinde aile kavrami oturmamisti, bununla pekisti. iste iyi bir arkadas olmak ikinci cocukla geldi bize. o yuzden acele etmeden biraz sabirla toparlanir gibi geliyor bana. sevgi orda bir yerlerdedir. zaman verin esinize, siz de o da yorgunsunuz. daha az yorgun hissedeceksiniz zamanla ve daha saglikli iliski gelistireceksiniz umarim
    sevgiler

  29. Merhaba Zerrin,

    Inan bana bircok yeni cocuk sahibi olmus annenin yarasina tuz basmissin. Malesef bunun benzeri olaylari bende yasiyorum ve artik cok yoruldum. 19 aylik bir kizim var ve hamileligimde dahil olmak uzere 2.5 seneye yakin esimle anlasamiyoruz. Hamilelik ve dogum bir kadin icin cok buyuk bir surec. Cocukla birlikte yasanan uykusuz geceler, hormon degisiklikleri, yorgunluk, sinirlerin yipranmasi vs gibi durumlardan kadin cok etkileniyor. Eger kocaniz bunlari idrak edip size eskisinden daha fazla destek cikiyor ise kolay atlatiliyor. Yok ama size ne duygusal ne de fiziksel yardim ve destek gostermiyor, yalniz birakiyor ise iste o zaman evlilik dususe geciyor. Ben esimle bircok defa konusmaya calistim ama bir faydasi olmadi. Diger arkadaslarin da dedigi gibi erkekler sorunlari kabul etmek istemiyor!!! Ben de artik yoruldum ve oluruna biraktim malesef. Ama sunu soylemeliyim, bence cok duygusal yaklasmayin cunku ne oluyor ise biz kadinlara oluyor. Erkekler bizim kadar sorunlara kafa yorup kendilerini uzmuyorlar. Sanirim iliskide erkekler gibi biraz bencil olmayi ogrenmeliyiz. Bence iliskinizi duzeltme yoluna gidip, eskisi kadar duygusal yaklasmamaya calismalisiniz. Allah yardimcimiz olsun!

  30. Merhaba zerrin hanim:)) anlattiklariniz 3 asagi 5 yukari her ailede yasaniyor oncelikle sakin ken dinizi yanliz hissetmeyin.cocuk olmadan once dorduvarin icinde esinizleydiniz sorumluluklariniz simdikinin yarisiydi nerdeyse inanin cocukla itibaren hersey degisiyor en basiti kizimiz olmadan once gecenin yarisinda karnimjz acikti diye atlayip arabaya biyere gidebiliyorduk cocuk olduktan sonra bunun dusuncesi insanin aklina bile gelmiyor iste en basiti esinizle basbasa yaptiginiz birsey yok oldu inanin bunun gibi bussuru ornek siralarim.eslerin birbirine tahamulleri azaliyor cunku cogu cocuga veriliyor sonra tartismalar kalp kiriklari.bence bu yaz esinizle basbasa bi tatile gidin 3 gunde olsa 50km uzaktada olsa basbasa kalin birbirinizi dinleyin tekrar asik olun yine olmazsa bi danismana gidin baktiniz olmuyor eskisi gibi olamiyorsunuz inanin her vazgecis bi kaybetme degildir bazen cok seyi kazadirabilir insana .kendinize cok iyi bakin ve unutmayinki 44luk evlilik yok bi kere bu isin dogasina aykiri :))

  31. Hicbirsey bitmemis, buraya yazdigina gore hersey yni basliyor 😉 bence de terapist iyi gelebilir. Bide ilk adimi sen atmayi dene, evliligini cocuk icin degil esini gercekten sevdigin icin surdurdugunu de acikca soyle ya da hareketlerinle goster bence. Beyler de birer cocuk oldugu icin buna ihtiyac duyduklarini dusunuyorum, simartilmaya yani.

  32. Lohusalıkla gelen bunalımla eşlerin ”talebe karşılık vermeyen kendince ilgileri” ile evlilik bir müddet sarsılıyor. Yeni doğum yapmış çoğu kadın bununla karşılaşıyor. Özellikle yanınızda aileniz yoksa yük daha da artıyor.

    Bizde de durum aynı, evet eşim iyi bir baba (çocuğuyla ilgileniyor, benim anneliğime ve çocukla ilgili kararlarımda saygı duyuyor ve destek veriyor), iyi bir eş de (ev işlerinde yardımcı, ihtiyaçlarımı sorgulamıyor, taleplerimi karşılamaya çalışıyor… vb…) ancak iyi bir aşık değil. Sorun da burada başlıyor, muhtemelen birçoğumuzun şikayeti tasavvur ettiğimiz aşık tavırlarını eşimizden görmemek. Evet seni seviyorum diyor, özel günleri unutmuyor ancak bunlar sanki eda edilmesi gereken bir görevmiş hissi uyandırıyor. Acaba erkeklerden kaçı özel günleri ”eşinin gözündeki mutluluk yerine” bu günü unutursam mahvolurum, eline bir koz daha veririm, ya da aaa canım ben iyi ve romantik bir kocayım niyetine hatırlıyor ve hediye alıyor. Telefona kaydedilen özel günlerin alarmı üzerine planlanan özel gün, gün içerisinde söylenen ”seni seviyorumlar”, samimiyetsizlik gibi geliyor bana… Elif Hanım’ın dediği gibi ”mars-venüs” meselesi hiç bitmez, kusursuz erkek asla bulunmaz….

  33. Sevgili Zerrin Anne,

    Emin ol yalnız değilsin. Daha kötüleri de var 🙂 Hani iyi baba olamayan, evde var mı yok mu belli olmayan türleri de var bunların. Terapist kesinlikle yardımcı olur. Eşin kabul ediyorsa bu fırsatı lütfen kaçırma. Ben tek başıma çabalayıp duruyorum.

    Allah yardımcın olsun. İnşallah güzel günlerinize kavuşursunuz…

  34. işte bu benim…
    kızım bugün tam 6 aylık oldu, 3 haftadır çalışmaya başladım,
    3 hafta geriye gidip baktığımda evet psikolojim biraz daha iyi, ama biz, evliliğimiz bebekden önceki gibi değil, ve hiçbirzamanda olmayacak, eskiden tek kıymetli benken artık bir birey daha var ve eşimin ilgisi elbetteki bölünüyor, hatta direkt bebişe kayıyor, beni gözü görmüyor bile bazen, bunları kaldırmak zor geliyor bazen. Bilmiyorum belkide benim beklentim çok yüksek..
    Hala cinsellik sıfır mesela, ama benden kaynaklı bu durum.
    evde artık anne & babalar var, ve uzun bi sürede bizimle olacaklar,, artık düşünmüyorum yarın ne olacak, ilişkimiz nasıl olacak diye, anı yaşıyorum o kadar…

  35. Sevgili Zerrin anne,
    Her evde yaşanan bir sorun bu, kiminde daha kolay atlatılıyor, kiminde daha zor…Ama mutlaka oluyor, olmuyor diyene ben şahsen hayatta inanmıyorum…Birbirini çok seven, çocuk öncesi hayattaki öncelikleri sadece birbiri olan bir çiftin, çocuktan sonra ki öncelik sıralamasının değişmesi bu durumu yaşaması çok da anormal değil…
    Kadının doğum sonrası hormonların etkisi, çocuk sonrası psikolojik değişimimiz de çok tetikliyor.Eskiden kolay kolay sinir olmadığımız, eşlerimizde konu bile etmediğimiz konular , bir anda çok önemli oluyor.Haksız olduğumuzu söylemiyorum ama hormonlarımız , yorgunluk,uykusuzluğun bizi çok da etkilediğini göz ardı etmemek lazım. Sosyal hayatımızda sıfırlanınca ,olay bir karmaşaya , sinir harbine sürüklüyor.Sürekli programlı bir yaşam(mama saati, uyku saati,o saati bu saati), evdeki eşlerimizin halen bize göre daha rahat bir hayatının olması ve tabiiki cinsel talepleri göze batar oluyor.
    Küçük kaçışlar yaratmaya çalışın kendinize, mümkünse bebeğinizi emanet edeceğiniz bir büyükanne desteği, 1 saatlik kaçışlar enerji depolamanıza yardımcı olacaktır.Eşinizle bir kaç günlük tatil yapabilirseniz ,süper olur….(Biz oğlumuzu büyükanne ye bırakıp , 3 günlüğüne bir tatile gitmiştik, döndüğümüzde herşey mükemmel olmasa da, gittiğimiz andan çok farklıydı…:))
    Bu süreç de ayrıca bir terapistle görüşmenizi tavsiye ederim. Evlilik danışmanı bir seçenek ancak özellikle değişen hormonlarımız ve psikolojimiz nedeniyle size özel bir psikolog…
    Bugünleri atlatacağınıza inanıyorum ve eşiniz ,bebeğinizle çok mutlu bir hayat yaşamanızı dilerim…

  36. Merhaba Zerrin!
    Ben de yazını ve yorumları dikkatle okudum. Benim de söyleyeceğim, altına imzamı atacağım bir çok şey söylenmiş. Onları tekrar etmek istemiyorum. En sadece nacizane, bizdeki cinsellik sorununu nasil aştığımızı anlatmaya çalışacağım. Bizim de 2 yasinda bir kızımız var. Yukarıda da sık sık söylenen sorunların hepsini yasadık. Hatta ben hala bir psikologla görüşmeye devam ediyorum. Sorunum artık tüm hayatımı etkilemeye başlamıştı ve desteksiz isin icinden çıkamayacağımı kabul etmek zorundaydim. Ama su cinsellik sorununa gelince, isler daha da kötü olmaya başlamıştı. Bilirsiniz psikiyatrik ilaçlar insanı iyice soğutuyor. Hatta ben artık korkmaya bile başlamıştım, “yine isteyecek” diye. Bunun yarattığı gerginliği anlatmaya gerek yok. “bacı-kardes” ikilemini biz de yaşıyorduk anlayacağın, üstüne bir de benim korkularım ve bu korkuların yarattığı acı ile birlikte.
    Sonra burgun kendimi eskileri hayal ederken buldum. O gün burnuma sevgilimin birlikte olduğumuz ilk yıllarda kullandığı kokusu gelmişti bir yerden. Ve beni o günlere götürdü o koku. İcimde sakladığım arzuları tekrar canlandırdı. O koku beni 10 yıl oncesine götürdü. Ve ben bir kac gün icinde hem kendimi hem de onu anne-baba kimliklerimiz dışında düşünmediğimi fark ettim. Meğer ben hem kendimi, hem de sevgilimi hem de ona duydugum arzuyu çok derinlere bir yerlere gömmüştüm. Günlerce o eski zamanları hayal ettim. Evet, öyle hemen olmadı değişim. O koku burnuma yapışmıştı ve beni sürekli eskilere götürüyordu. Ben sevgilimi de kendimi de o günden sonra tekrar bulmaya başladım. Onu özlemeye tekrar başladım. Ondan kacmiyordum artik. Nasil oldu hiç bilmiyorum aslında, ama anne olduktan sonra kaybettiğim kendimi, arzularımı, bedenimi yeniden keşfetmeye başladım. İlaçları da hala kullanıyorum üstelik. Sevgilimi hatırladikça, gün icinde öylesine aramaya da başladım. “bir şey mi oldu?” “yol, öylesine aradım!” sonra o da beni aramaya başladı. Dediğim gibi hemen olmadı ama zamanla birbirimizi tekrar hatırlamaya başladık. Ve hersey yavaş yavaş tekrar düzelmeye başladı.
    Hiç bir şeyi bilerek yapmadım aslında. Sadece bir sekilde beklemekten, beklentilerden vazgeçtim. Suçlamanda vazgeçtim. Kendimi, sevgilimi, sevgimizi bir sekilde yeniden hatırladım ve yeniden yasamak istedim. Belki umudunu biraz daha arttırır ümidiyle paylaşmak istedim bunları. Evet hepimiz bir sekilde yeni rollerimize alışmaya bu yeni rollerde kendimizi yeniden keşfetmeye çalışıyoruz. Ve hepimizin üstünde toplumumuzun, hormonlarimizin, taaa çocukken öğrendiklerimizin bizim hiç farketmediniz daha nelerin baskısı oluyor. Kendimizi unutuyoruz. Kendimi hatırlamak (tabii ki psikoterapinin de çok hem de çok faydası oldu bana) herseyi değiştirdi benim için. Umarım sen de ve benzer seyleri yaşayan herkes de bir gün benzer bir sonuc yasarlar! Umari benim hikayem sizlere umut olabilir!

  37. tamda ihtiyacım olduğunu düşündüğüm bir anda hiçde yalnız olmadığımı görmek beni hem sevindirdi hemde düşündürdü…keşke bu satırları eşlerimizde bir okusalar ne kadar iyi olurdu değilmi…
    teşekkürler Zerrin hanım ortak bir noktayı cesaretle dile getirdiğiniz için…, .

  38. Öncelikle bir erkek olarak konunuza katıldığım için özür dilerim fakat buradaki amaç cinsler arası karalama değil çözüm yolu bulmadır.
    Erkekler eşinin hamilelik döneminde çok heyecanlı olur. Bunu her iki tarafta bilir (bazı durumlar hariç). Hamilelik dönemince geçen uzun cinsel boşluk erkeklerde soğuma ve alışma dönemini başlatır. Bu, istek dışı bir durumdur. İstek dışı durumlarda insanlar hangi cinsiyet olursa olsun zamanla kabullenir ve o isteği tekrar elde ettiğinde eskisi kadar haz edemezler. aşk gibidir. çünkü aşkta bir hormondur. Doğum sonrası kadında oluşan rahatsızlıklar bekleme süresi bittiği halde hâlen kazanamadığı ödülü alamayan erkekte bir baskınlık oluşur. Buna da kabullenme deriz. Erkekler ne kadar süre sizinle evli kalırlarsa kalsınlar doğum sonrası değişir. Bu da baba olma evresinin ilk başlangıcıdır. Sizin babanızda böyle olmuştu. Artık gençliğinin gittiğini, babalık duygusunu kabullenip kabullenmeme arasında kararsız kalırlar. Babalık duygusu daha baskındır. Fakat özgürlük genlerimizde vardır. Sonrası mechul. Erkekler eşlerine yanaşmazlar, kadınlarda aldatmasından şüphelenirler. İki tarafında yaptığı yanlışlar hep savunulur “Ben şunu yaptım bunu yaptım onun için…”. Hep bencil davranışlar farkında mısınız? çözümü kendi yaptıklarında aramak sadece hataları çoğaltır.
    Hamilelik döneminde iletişim çok önemlidir. Eşinize ufak öpücükler, ona varlığınızı hissettirmek, anne olduğunuzdan çok kadın olduğunuzu göstermek belki erkeğe erkek oldunu hissettirebilir, böylece hamilelik sonrasına daha sıcak bir ilişki bırakabilirsiniz. Şunu unutmayın ki cinsellik herşey demek değildir. Olsaydı evlilik kutsal olmazdı.
    Ve malesef bazı insanlar, bazen insanlar. İyi günler hanım kardeşlerim.

    • Erkek olarak konuya katıldığınız için özür dilemenize gerek yok; tam tersi, bu kadar kadının arasına katılabilme cesaretinizden ötürü tebrik ve teşekkür ederim 🙂

  39. bizde aynıyız batıyor her lafımız.boşanmayı düşnüyorum yoksa verem olcam sinirden onu da anlamaya çalışıyorum ama en ufak bi tartışmada çok üstüme geliyor.sabır sabır yok bende okadar sabır…