76 Yorum

5 yaşla 6 yaşı aynı sınıfta tutamayız

Bu sabah İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız’la görüştüm.

Kendisiyle bundan birkaç hafta Eğitim Reformu Girişimi‘nin düzenlediği İyi Örnekler Konferansı‘nda karşılaşmış, ona istediğim zaman ulaşabileceğime dair söz almıştım. Hakikaten kısa süre sonra beni ofisinden aradılar ve bugün görüşmek üzere davet ettiler.

Trafik yüzünden beklenenden uzun süren ama güzel havanın İstanbul’a aşık ettiği bir yolculuğun sonunda, saat 10:30’da Cağaloğlu’ndaki İl Milli Eğitim Müdürlüğü binasındaydım. Binaya girip, ambiyansından büyülenip, bir dahaki hayatımda beni böyle bir tarihi binada çalışma (ve hatta mümkünse yaşama) mesajını evrene gönderdikten sonra üst kata çıktım.

Muammer Yıldız’la görüşmeye giderken soracağım sorular son haftalarda hepimizin kafasını karıştıran sorulardı: İlkokula 5 yaşında başlatmak zorunlu mu? Başlatmamanın yaptırımı varsa nedir? 5 ve 6 yaşındaki çocuklar aynı sınıfta nasıl olacak da olacak… Gibi gibi…

Konuştuklarımızı özetleyecek olursam:

  • Yaş durumuyla ilgili uygulama kesinlik kazanmış değil. 67. aya kadar velinin inisiyatifine bırakılacak, evet. Sonrası için nasıl bir program izlenecek, üzerinde çalışılıyor.
  • 68. aydan sonra çocuğunu okula göndermeyen veliler için yaptırım uygulanması söz konusu olabilir. Neticede kanuna karşı gelmiş, çocuğunuzu zorunlu eğitime kayıt ettirmemiş oluyorsunuz. Bu yaptırımın ne şekilde olacağı ve nasıl uygulanacağı da henüz belli değil, para cezası olabilir.
  • 5 yaş çocuğuyla 6 yaş çocuğu aynı sınıfta olmamalı. Bakanlığın da o yönde düzenleme yapması bekleniyor. Bu aşamada velilerin baskı yapması, seslerini duyurmaya devam etmesi önemli.
  • Aslında yapılması gereken bu değişiklik kapsamında okulöncesi eğitimin zorunluluk kapsamına alınmasıydı. O zaman bu kadar telaş yaşanmazdı. 5 yaş çocuğu kesinlikle eğitim sistemine dahil edilmeli, ancak ilkokula değil.
  • Bu ani değişiklik sadece müfredat olarak değil, fiziki olarak da birçok zorluğu beraberinde getiriyor. Sadece İstanbul’da 54,000 derslik yapılması lazım. Bununla birlikte oluşacak olan öğretmen açığı da cabası.
  • Türk Milli Eğitim sistemi, bugüne kadar en iyilere en iyi eğitimi veren, geri kalan tabana ise yetemeyen bir sistem oldu. En iyi öğrenciler, sınavda en yüksek başarıları elde ederek, yine sınavla en iyi öğretmenlerin girdiği okullarda en iyi eğitimi alıyor. Bu seçkinci anlayışa son vermek Milli Eğitim Bakanlığı’nın hedeflerinden.
  • Dershaneleri yok etmek, sınavları kaldırmak bugünden yarına olacak bir şey değil. Amaç uzun vadede sınavları kaldırmak.
  • Sınav sistemiyle ilgili kısa vadede hedeflenen şey çocukların 4. sınıf sonunda tek bir SBS’ye girmeleri yerine o sene boyunca düzenli olarak birden fazla yapılacak olan sınavlardan istediklerine girmeleri (Bir nevi TOEFL sistemi gibi). Amaç çocuğun telafisi olmayan bir sınava hazırlanması yerine, kendini hazır hissettiği zaman sınava (sınavlara) girmesi.

Muammer Yıldız’a hızla gelen ve henüz netlik kazanmayan böyle bir değişikliğin, özel okulla devlet okulu arasında gidip gelen velileri özel okula iteceği ve dolayısıyla devlet okullarının iyice dışlanacağı gibi bir endişem olduğunu söyledim. Bu eğitim sisteminden çok önceden beri çocuğumu devlet okuluna göndermek istediğimden, bunun için de velilerin birlikte hareket etmesi gerektiğine inandığımdan bahsettim. İstanbul’daki tüm okulları çatısı altında bulunduran bir birimin başındaki yetkili olarak Muammer Yıldız’ın herhangi bir okulu ön plana çıkarmasını zaten beklemiyordum. Makamı gereği velilere “okullara para yardımı yapın” diyemeyeceğini, ancak devlet okullarının iyileştirilmesinde velilere de görev düştüğünü söyledi. Okul Aile Birliği Yönetmeliği‘nin yakın zamanda değiştiğinden, okul müdürlerinin Okul Aile Birliği’nden çıkarılarak bu veli örgütlerine daha özerk bir yapı kazandırıldığından bahsetti.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü ile olan görüşmemden anladığım, Milli Eğitim Bakanlığı, şu an politikacıların paldır küldür getirdiği bu değişikliği nasıl uygulayacağına karar vermeye çalışıyor. Ortada müfredat yok, derslik sayısı yetersiz, öğretmenlerin durumu belirsiz. Belirli olan bir şey varsa o da herkesin kafasının karıştığı.

Son haftalarda bağırdık, çağırdık, Twitter’da öttük, Cumhurbaşkanı’na yazdık, 5 Çok Erken deyip durduk. Bunu yapmaya devam etmek de gerekli, ancak sanırım daha da önemli olan veliler olarak mümkün olduğunca MEB’le işbirliği içinde hareket ederek politikacıların kuyuya attığı bu taşı çıkarmaya çalışmak.

Sayın Muammer Yıldız’a bana vakit ayırdığı için çok teşekkür ederim. Bir üst düzey yetkili olarak “sade bir anne vatandaş” olan benimle görüşmekle kalmadı, beni takip eden annelerin sorularını bir nebze de olsa yanıtladı. Ayrıca şahsi telefon ve e-mail adresini de vererek her zaman iletişime geçebileceğimi söyledi. Ben de bu hakkı sonuna kadar kullanacağım konusunda kendisine güvence verdim. :)

76 yorum

  1. fatma davarcıoğlu

    merhaba, endişeyle izliyorum ve aynen sizin gibi anlamaya çalışıyorum olanları ve bu süreçte gösterdiğiniz çaba için de sizi takdir ediyorum. Nedense bugünkü görüşmenizi umutla bekledim, mailme blog yazısı düşünce heyacanla açtım ama malesef, gerçek yine yüzüme çarptı, kızgınlığım arttı.
    Paldır küldür kimbilir hangi amaçla değişen sistem ve malesef bu döngüye düşen oğlum.
    Yaşı küçük,birde yıl sonu doğumlu, bedeni küçük nasıl halledeceğiz bu sistemle baş etmeyi, yüreğim daralıyor…

  2. SAYIN BAKANIM,5 YAŞ ÇOK ERKEN ,ÇOK ERKEN.ÇOK ERKEN……BEN ÇOCUKLARIMIZIN O KÜÇÜCÜK İSKELETLERİNİN SIRALARDA OTURTULUP BİLMEM KAÇ KİLO GELEN KİTAPLARIN ALTINDA EZİLİP KAMBUR,PSİKOLOJİSİ BOZULMUŞ GENÇLER OLARAK GÖRMEK İSTEMİYORUM. HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK DİYORUM,ÇOCUKLARIMIZIN ÖNCE SAĞLIĞINI DÜŞÜNELİM DİYORUM.5 YAŞINDAKİ KIZIM TUVALETİNİ YAPTIKTAN SONRA DAHA POPOSUNU TEMİZLEYEMİYOR BEBEKLİĞİNDEN BERİ İDRAR YOLU ENFEKSİYONUNDAN BİR TÜRLÜ ARINDIRAMIYORUM OKULDA BU BECERİSİNİ KENDİSİ YERİNE GETİREMEZKEN BÖBREKLERİNE(ALLAH KORUSUN)BİR ZARAR GELDİĞİNDE HANGİ SİSTEM VEBALİNİ ÖDEYECEK SORUYORUM?

  3. ağzına ayağına sağlık Elif. ama yine kafam karıştı. 67. aya kadar veli inisiyatifinde ise, göndermiyoruz ama 68. aydan sonra mecburi ise taa seneye kalmış olacak o zaman ne olacak. :(

    • Ben de bu kısmı anlamaya çalışıyorum başından beri. Yanıtı bilen, anlayan varsa açıklasın lütfen.

      • soyle ki icinde bulundugunuz yilin 31 aralik tarihi itibariyle cocugunuz 72 ayi dolduracak sekilde hesap yapiliyor.yani okullar eylul ayinda aciliyor ya hani.diyelim eylulun basinda cocugunuz 68-72 ay arasi.ama o yilin 31 aralik tarihine kadar 72 ayini dolduracagindan zorunlu egitim kapsamina giriyor.

        • Benim bildiğim kadarıyla Aralık değil, Eylül itibarıyla kaç aylık olduğuna bakılıyor ve ay hesabı ona göre yapılıyor. %100 eminim diyemem ama %98 eminim.

          • Elif bu başlığı uzatmak istemiyorum aslında ama mesela oğlum 2013 Eylül’de 65 aylık olacak. Bu durumda 2014’te gidebilir mi yoksa 2013 Eylül’de yollamak zorunda mı kalacağım?

            • Benim anladığım kadarıyla şu andaki düzenlemeyle 68. aya kadar veli inisiyatifi kullanılabilecek. Dolayısıyla da bir sonraki seneyi bekletebileceksin. Fakat lütfen bana güvenme ve bir bilene danış.

          • ben sinif ogretmeniyim.okula alinirken kayitlarda falan hesaplamalar o sekilde yapiliyor da oradan biliyorum.yani eger sistem degismeseydi 2012 eylulunde 01.01.2006-31.12 2006 arasi doganlar 1. sinifa baslayacakti.su ana kadar sistem soyleydi:eylul ayinin basinda cocugunuz 72 ayini doldurmamissa mesela ekim kasim aralik aylarinda dogmussa veli okula dilekce ile basvurup 1 sene daha 1. sinifa baslatmayabiliyordu.ama bu durumda da cocugu direk anasinifina yonlendiriyordu okul idaresi.fakat siz cocugunuz icin boyle bir dilekce vermemisseniz eger sistem otomatik olarak cocugunuzun kaydini 1. sinifa yapiyordu.

  4. teşekkürler elif. umarım bir an evvel her şey daha da netleşir. ve tabi bizim görüşlerimiz de alınarak

  5. Filiz ESEN UYAR

    Çok duyarlı başka bir “sade vatandaş anne” olarak, bu ziyaretini ve paylaşımını alkışlıyorum. Aynı alkışlar Dr. Muammer YILDIZ için de gelsin benden.

    Ülkemizde bazı çok ciddi kararlar o kadar hızlı alınıyor ve pat diye uygulamaya konuluyor ki; vatandaşlar için de, kararların uygulatıcıları içinde zor bir süreç yaşanmış oluyor. Çözüm ise, karşılıklı duyarlı olabilmek, anlayama çalışmak ve bilgileri paylaşmak

    Seninle gurur duyuyorum arkadaşım, her şey gönlünce olsun :)

  6. Benim bundan anladığım; Belli Olan Bişey Yok! Herşey belirsiz! Yetkililer dahil, dayatma ile getirdikleri bu sistemi nasıl uygulayacaklarını bilmiyor!Kafamda canlanan manzara ise şu: tüm anneler artık fahri öğretmen!Çocukları okula başlayacak ebeveynler pedagojik formasyon almalı! Okulda alamadıklarını evde telafi etmeli! Fazladan verilenlerin de dozunu düzenlemeli! Devletin uyguladığı (vermeye çalıştığı) ile toplumun ihtiyacı (almak istediği) uyuşmayınca iş bireylere düşecek, diye düşünüyorum!

  7. Süpersin Elif!

  8. Görünen o ki kendileri de nereye doğru olduğunu bilmedikleri bir adım atmış olduklarını kabul etmişler. Şu dünyadan göçüp gitmeden tek bir politikacının /iktidarın bir işin de planını programını öngörüsünü araştırmasını yaptıktan sonra icraate geçtiğini görebilecek miyim acaba?

    Eren

  9. Elifcigim
    En azından Sivillerin bu anlamda bos durmadigini gormek bile sanırım Devlet yetkilileri icin biraz da olsa caydırıcı olacaktır. Biz yaptık oldu diyerek tüm ülkenin gelecegini degistirecek boylesi radikal bir reformun( kendilerince tabi) alt yapisi sistemi hazirlanmadan gecilirlmesi, En buyuk sehrin Milli Egitim mudurunun bile cevaplarindan kendisinin bile konuyla tam bilgili olmadigi da ortaya cikmisken Sivil Toplum İnsiyafitleri olarak örgütlenerek Karara varılmıs ve Cıkmıs bu kanunun peşini bırakmadan en azından Ogretmen atamalari ve Okul sistemlerini hakkıyla yerine getirilmesini takibini yapmak gerekli diye dusunuyorum.

  10. ne güzel olmuş görüşmeniz. müdür beyin dediği gibi şu an ne öğretmenler ne idareciler konuya hakim, kimse ne olacağını bilmiyor aslında işin özeti bu. okullara da ekstra bir bilgi verilmedi bildiğim kadarıyla. ben lisedeyim ama iöo da çalışan arkadaşlarım da biz annelerden farklı birşey bilmiyor şu aşamada

  11. benim oğlum eylül ayında tam 68 aylık olacak. yani ben bu sene 1. sınıfa başlatmak zorunda mıyım çocuğumu? göz göre göre çocuğumu kobay edip ne olacağı belirsiz bi sistemin içine mi sokacağım.?

  12. Şu anda büroktratların çoğu iktidar tarafından atanmış olanalr. Artık onlar bile yeni çıkan yasayı ancak bu kadar savunabiliyorlarsa, hakikaten iler tutar tarafı yok bu yeni düzenlemenin demektir.

  13. Hicbir okul iyilestirilmeden ogretmenlerin durumu ortadayken bence bu sistemi ortaya atmak bile komik.Tasindigim muhitteki okulu gelip gorsunler okul demek ayip ben cocugumu hem oraya yazdiracagim hem okula yardim yapacagim niye?????benim oglumun sinifi duzelecek diger siniflar okulun geri kalan kismi kantin tuvaletler ne olacqk oralara da veliler mi bakacak ?nereye kadar ogretmen maaslarina el atalim o zaman.ben oglumu ginderecegim okulu bile secemiyorum niye esitsizlik olmasin diye.ama herkes hile hurdayla isini hallediyor bu memlekette ve israrla herkese bu yolu oneriyorlar.once tum okullarini iyilestir daha yasanabilir hale getir,ben de “aaaa devlwt bu kadar cabalamis ben de suna yardim edeyim”derim.ama maalesef hicbir iyilestirme goremiyorum.ben yaptim oldu veliler de bunu kabul edecek dusuncesi bana ters.
    5 yasinda kucucuk cocuk o rezil okul tuvaletlerini nasil kullanacak?cocuk tuvalete gitmeye korkacak altina yapacak,arkadaslari dalga gececek okula gitmek istemeyecek.bu o kadar kucuk bir cocuk icin ne buyuk travma.kreslerde de ayni seyleri yasabilir ama onunla ilgilenecek uzerini degistirecek birileri olur ilkokula baslayan bes cocugu ne yspacak?kesinlikle bes yasta okula gondermeyi dusunmuyorum bu sistemle zaten ozel okullara verecegiz kazandigimiz butun parayi galiba

  14. Bu güvensizlik nedendir anlayamıyorum ben.Ülkemiz eğitim sistemini yıllar yılı eleştirip duranlar,şimdi bu köklü değişimde neden anlayıp-dinlemeden karşı çıkıyorlar?Akp yaptığı için mi?
    Ben Almanya’da yaşıyorum ve burada eğitim 4 yaşında başlıyor.Ülkemizdeki eğitimciler,bürokratlar sizin düşündüğünüz kadar düşünemiyor mu yani.Elbette 5 yaş çocuğunu alıp 40 dakika sırada zorla tutacak değiller,buna uygun müfredatı hazırlayıp,uygulamaya geçirmek bir kaç yıl sancılı olabilir ama uzun vadede bu reformu destekliyorum.
    Kusura bakmayın Elif hanım sizi takip ediyorum,seviyor,beğeniyorum.Ancak ülkemizin şartları belli.Herkes sizin gibi çocuğunu çift dille yetiştiremiyor,özel okul mu devlet okulu mu diye düşünmesine bile gerek yok çoğunun.sebep belli.6 yaşında anaokuluna gelip henüz renkleri bilmeyen çocuklar var bu ülkede.Siz “ideal” anne olabilirsiniz,evinizde çocuğunuza yetebilirsiniz,gerekli vakti,ilgiyi gösterebilirsiniz..Ama ya diğerleri?İşte onlar için bu sistem çok iyi olacak.Lütfen “önyargısız” bakalım bu sisteme…

    • desteklediğiniz reform hakkında ne kadar bilginiz var açıkçası merak ettim. il milli eğitim müdürü bile henüz yeterince bilgisi olmadığını söylüyor. “ideal” dediğiniz anneler işte bu belirsizliği sorguluyor aslında. bu sene belki okula başlamak zorunda kalacak yavrularını neyin beklediğini bile bilmiyorlar. üzerine titrediğimiz çocuklarımızı nasıl bir bilinmezliğe yolluyoruz bilmek istiyoruz.
      elbette eğitim 7 yaşında başlamamalı, yıllarca 7 çok geç diye kampanyalar yapıldı. ama kastedilen bu değil okul öncesi eğitimdi. keşke onu yaygınlaştırıp zorunlu hale getirseydik insanları bu kadar tedirgin edip kafaları karıştırana kadar

      • Füsun hanım size katılıyorum.Allah aşkına çocuklarımızı düşünmekten başka bir derdimiz yok.Eğitim sistemini değiştiren hükümete odaklanmıyoruz ,sistemin yanlış ya da eksikliğine odaklanıyoruz.İnsanlardaki bu parti kompleksi nedir anlamıyorum.Burada kimse bir parti ya da kuruma hakaret etmiyor ya da yermiyor.Bir yanlışlığı ya da eksikliği ifade ettiğimizde insanlar hemen savunmaya geçiyor.Yanlış bir şeyi savunurken içleri nasıl rahat ediyor ben de onu anlamıyorum.Bu insanların da çocukları var…

        • şekerim Türkiye’de bile yaşamıyormuş :)
          yaşadığınız yerde sistem oturmuştur da 4 yaşında gidiyorlardır okula Dilara Hanım. Türkiye’nin durumuyla nasıl kıyaslarsınız ?
          buraya davet edelim sizi, burada okutun çocuğunuzu da bakın bakalım oradan göründüğü gibi miymiş ?

    • Yurtdışında zorunlu eğitimin 4-5 yaşında olmasının sebebi İngilizce, Almanca gibi dillerin Türkçe gibi yazıldığı gibi okunan diller olmamasıdır. Normal eğitim yaşından 1 sene önce, çocuklara bu ayrımın verilmesi için zorunlu eğitim yaşı yurtdışında daha ufaktır. Kimse zorunlu eğitim 5 yaşında olmasın demiyor, 5 yaş olsun ama okul öncesi dahil şekilde 5 yaş olsun diyor.
      Evinde bakmak zorunda olduğu 4-5 çocuk olanlar için tabi ideal olacaktır bu yeni sistem, bir an önce başlarından göndermek, biraz rahat nefes almak için.
      Bu arada olayı politikleştirmeye çalışmanıza da gerek yok bence.

    • Almanya’da yaşayıp, çocuklarını Türkiye’de dandik okullarda ve dandik bir sistemle eğitmek zorunda olan ve tam bir kaos yaşamakta olan bizlere yardımcı olduğunuz için teşekkürler… Peki “Tehlikeli İşlerde Çocuk İşçi Çalıştırma Yasağının ” da bu arada “3 de yetmez 5 tane” düşüncesiyle paralel olarak kaldırıldığını da biliyor musunuz??? Artık Grizu patlamalarında ölecek çocuk madencileri, tersanede boğulacak minik çırakları okuturuz bu sistemle…

      • Aslinda benim de en cok korktugum konulardan birisi de buydu daha once de yazmistim. Cocuk gelinler ve cocuk isciler ayni anda bu egitim modeli ile akla gelen tek sey. Nasil ki ortaokul icin “mufredat degisikligine hemen gidiliverildi, secmeli dersler yaratildi–boyle bir egitim veren ogretmen okulu oldugunu bile bilmiyordum, olmadik Dil derslerine birden bire hocalar bulundu da, ilkokul oncesi egitimin icerigi ve egitimcileri bir netlik kazanamadi.” Arapca hocasi bulabilen bir ulke nasil olurda “pedegog bulamaz anlamiyorum”. Ayni zaman da yeni Ozel okullarin acilmasi ve ozellikle Anadolu’ya yayilmasi icin tesvikler verilmeyecek mi? Bu ozel okullarda ne zihniyetle cocuk yetistirmeyi planliyoruz cok kaygi verici. Bazen gamli baykus olmak, saldim cayira mevlam kayiradan daha iyidir.

    • Sevgili Dilara,

      Eğitimciler, bürokratlar elbette düşünüyorlar. Bu yasa ortaya atıldığından beri bas bas bağırıyorlar, özellikle de akademisyenler. “Değişiklik böyle olmaz, bu kadar hızla yapılmaz, altyapı yok” deyip duruyorlar. “Okulöncesi eğitimi zorunluluk kapsamına alın, müfredatı hazırlamak için zaman ayırın” diyorlar.

      Ben hiçbir zaman bu konuda eğitimcilerden, akademisyenlerden, bürokratlardan daha çok düşündüğümü iddia etmedim. Öyle bir donanımım yok. Eğitimci değilim. Sadece anneyim. Çocuğum için iyi olanı istiyor, ona göre hareket ediyorum.

      “Birkaç yıl sancılı olabilir” diyorsunuz. O birkaç yıl benim çocuğumu doğrudan etkileyecek. Onu etkileyecek olan değişikliklere dahil olmak benim sadece hakkım değil, görevim.

    • Birçok kişi sizin “önyargısız” tutumunuz için yanıtlarını vermişler ancak, tutmadım kendimi. Siz neden bu sistemi şakşak ile karşılıyorsunuz, o bahsettiğiniz P yaptığı için mi! Birilerinin tüm yaptıkları hep doğrudur, sorgulamadan kabul edilir diye bişey yok! 1000 bilsen de bir bilene danış demişler, ancak bu kararı alanlar hiç bir bilene danışmadılar. Komisyonda ya da bu yasayı geçirenler arasında eğitimci Yok! Sistemin oluru olmazı hiç tartışılmadı ve biz istiyoruz, oldu dendi ve hepimizin buna boyun eğmesi bekleniyor. Endişe etmeyin kimse çocuğunu zaten 7 yaşına kadar evde tutmuyor.. Benim oğlum 3,5 yaşında ve 2 yaşını doldurmadan kreşe başladı. Çocuklarımız boş değiller, evde tv başında beyni uyuşturulan çocuklar hiç değiller. Okula gitmelerini zaten destekliyoruz ve zaten erken dönemde okula gönderiyoruz.. Sorun bu yaşta okula başlaması da değil. Bize-vatandaşa- velilere- öğretmenlere- anne babalara kimse müfredat ile veya sistemin işleyişi ile ilgili bir açıklama yapmadı. Farklı amaçlar güdüldüğü aşikar! Kökten yenilik getirelecekse ve amaç gerçekten sistemi iyileştirmek ise o zaman ezberci sisteme bir son verilsin, okullar-sınıflar ve diğer yaşam alanları çocukların kullanımına uygun hale getirilsin. Bilgiler çocukların beynine zorla sokulmaya çalışılmak yerine eğlenceli hale getirilerek yaşayarak ya da oyunla öğrenmeleri sağlansın. vs.. Eğitim sistemi ancak bu şekilde değişiklikler ile iyileştirilir. 8.yıldan sonra evden de eğitilebilirsin diyerek asıl o vakit çocukları eve bağlayacaklar,ergenlik dönemini yaşayan çocuklar bu kritik dönemlerinde yalnızlaştırılacaklar, asosyal olacaklar. Meslek seçmeyi erken yaşa indirmeye çalışıyorlar. Benim oğlum birgün doktor oluyor, birgün öğretmen bir gün de dinozor.. Onların yerine biz istediğimizi seçtireceğiz çocuklara, yeteneklerini ve hayatı boyunca yapmaktan zevk alacağı şeyleri seçmekten onları mahrum mu edeceğiz!! Ben 17 yaşında mesleğimi seçmek için ÖYS de tercih yaparken bile yeterince bilinçle gerçekleştiremedim, çevre-aile baskısına maruz kaldım, bir müzisyen ya da psikolog olmayı dilerken mühendis oldum. İşimde mutlu olabileceğim yanlar bulmaya çalışıyorum şimdi, ama ne oğlumun ne de herhangi bireyin bu çelişkiyi yaşamasını istemem!Çünkü başa dönme ve tercihleri yenileme şansımız olmuyor, zaman geri gelmiyor!
      0-6 yaş çocuğu okul öncesi öğretmenler tarafından eğitilmekte. İlkokul öğretmenleri ise Zaten özbakım becerelerini kazanmış, motor hareketleri gelişmiş, düşünce anlamında belli olgunluğa erişmiş çocukları eğitmek üzere eğitim almışlar. Bu durumda sınıfındakiler yazı yazarken kalem tutmayı beceremeyen bir çocuğu dışarı mı atacak, yoksa eğitmeye mi uğraşacak! Oyuncak ayısından bebeğinden ya da oyuncak arabasından vazgeçemeyen öğrenciyi sıranın üzerinde oyuncağı ile oynarken görünce ona bağırıp çağıracak mı, dikkatini derse çekmek için uğraşacak mı yoksa dersi daha ilgi çeker bir hale getirmek için oyuncağı da dersin müfredatına dahil edebilecek mi? Altına kaçıran öğrencinin üzerini kim değiştirecek, akşama kadar bu şekilde dolaşmasına göz mü yumacak yoksa annesini mi arayacak? Soruları ve karşılaşılabilecek durumları çoğaltmak çok mümkün ancak hiçbirinin yanıtı yok! Bize deseler ki ilk1 ya da 2 yıl hazırlık sınıfları olacak ve okul öncesi öğretmenler ile çalışılacak, bu sınıflarda çocuklar okulda eğitim sürecine alıştırılmaya çalışılacak, 5-6 yaş sınıfları ayrı binalarda bulunacak ve tenefüs saatleri diğer sınıflardan farklı olacak, uyku odaları bulunacak, bakım işlerinden sorumlu teyzeler üstüne yemek döken, altına kaçıran, çamura düşmüş çocuklara yardımcı olacak, müfredat içinde yer alan konular sınıftaki oyuncaklar materyallerden destek alınarak verilmeye çalışılacak, 20-30 dk bir kısa molalar verilerek çocuklar sıkıştırılmadan, sıkılmadan eğitilmeye çalışılacak vs gibi açıklama yapılsa insanlar bir yere kadar kabul edebilecek belki ama yok! İl Milli Eğitim Müdürleri dahil neyi nasıl uygulayacaklarını bilmiyorlar. Benim oğlum devlet anaokulunda. Sınıflarındaki herşeyi veliler olarak biz aldık. TV, oyuncaklar, dosyalar, kağıtlar, toplu iğneye kadar.. Bunun üzerine bir de aidat ödüyoruz, ayrıca anaokulları artık 3:30 a kadar olduğundan, çocuğumuzuda 5 te aldığımızdan onun içinde aylık işgününe göre ayrıca ödeme yapıyoruz. Şimdi yapılacak bu değişiklerin bedelini yine biz mi ödeyeceğiz? Tonlarca vergi ödedikten sonra çocuğumuzun gideceği okulun rutin aidatları dışında masrafları sürekli biz mi üstleneceğiz? Çünkü herşey baştan yapılanacak! Bunun için bir ödenek olluşturulacak mı?
      Şimdi bana söylermisiniz, Almanya’da bunların hangisinden endişe ya da eksiklik duyuyorsunuz!Size çocuk için devlet yardım vermiyor mu? Yakınındaki davulun sesi burda bizim beynimizde yankılanıyor ama eminim uzaktan hoş geliyordur. Bizim çocuklarımız denek hayvanı değiller, bu yıl olmazsa seneye düzene girer diye düşündüğünüzde bu düzensiz geçen yıllardaki çocukların, velilerin, öğretmenlerin yaşayacağı sıkıntıları nasıl görardı edebiliyorsunuz!Belirsizliğin özellikle çocuklarımızın istikbali ile ilgili çıkmazların ebeveynlerini ne denli rahatsız edebileceğini anlayabilmeniz için empati kurmaya çalışın. Yapılmaya çalışılan bu yenilik ile bir neslin hayatı kararacak belki.. Ve geleceğimiz bu yeni nesil ile şekillenecek! İşin boyutları sizin düşündüğünüz kadar küçük değil, derdimiz sadece çocuğumuzun 5 yaşında okula başlaması değil!Bizi ilgilendiren başlanacak okulların iyileştirilmeyecek olan koşulları! Olaya o kadar sığ bakmayalım lütfen! Sizin “ya diğerleri” dediğiniz çocuklarını başlarından savmak isteyen aileler! Onlar çocuklarını okula gönderip başlarını dinleyecekler diye çocukları ile ilgilenip gelecek umudu taşıyan aileleri harcayamazsınız!

      • Arzu anne merak ediyorum,28 şubatta da bir nesilin idealleri mahvoldu,ben dahil.O zaman bu kadar hassasmıydınız? Hukuk’a girilecek puanla bambaşka bir bölüme girdim ben,bundan da haberiniz var mı?
        Bu değişimler hep sancılı olur,ve isteseniz de istemeseniz de birkaç nesil zorlanır.Katsayı farkını koydular da ne oldu,3. yılımda girdim Mülkiyeye. merak etmeyin sizin çocuklar da zorlanır biraz,sonra uyum sağlarlar:)

        • O konuya girecek olursak farklı platforma çekilecek konu! siz benim hassasiyetimi ölçebilecek durumda değilsiniz, beni tanımıyorsunuz. O dönemlerde yaşadığınız sorunların acısını bizim çocuklarımızdan mı çıkardığınızı düşünüyorsunuz. Şuanda çocuklarımıza yapılanların sizin içinize su serptiği belli, “ben çektim onlar da çeksin!” mantığı ile yaklaşımınız ilginç.. Anlaşılan yürüdüğünüz yolda vicdanınızı da kaybetmişsiniz! Empati kurmanızı beklemek kocaman bir hata imiş. Neyse ki eğitim sadece okulda yapılmıyor! (Beynim düşündükçe, dilim döndükçe, gözüm gördükçe eğitim süresinde çocuğumu düşünmeye, sorgulamaya, merak etmeye, doğruyu bulmaya sevk etmeye çabalayacağım. Körü körüne sorgulamadan bilmeden araştırmadan mantığına oturtmadan hiçbirşeye kanmayacak! Çocuk, devletin yetişmesini istediği gibi değil, ailesinin içinde bulunduğu duygu durumuna, anlayışına göre yetişir.Armut dibine düşer.)

        • 5 yaşındaki çocukların geleceğinden bahsediyoruz, 28 Şubat ile ne alakası var anlamadım. Acaba Hukuk okuyabilseydiniz bir noktada sağduyunuzu ve vicdanınızı koruyabilecek miydiniz bilmiyorum. Elbette politik sebeplerden dolayı sıkıntı yaşamanız acı, ama tavrınıza ve basit hesaplaşmanıza da bakınca hiç sanmıyorum. Herkes kalbinin ekmeğini yer hanımefendi. Okulda kafasına lavabo düşüp ölen de bizim evladımız, açık foseptik çukurunda boğulan da, hukuğu okuyamayan da. Annelik böyle bir şeydir. İnsana insanı sevmeyi öğretir. Kafanıza taktığınız at gözlüklerini çıkartın, çabalayan insanlara saygı gösterin.

      • ağzına sağlık

        • “ağzına sağlık” yorumu arzuanne içindi, ve bir ekleme dilara hanımın çocuğu yok bence ve olsa da bulunduğu yerin şartları itibariyle bizim derdimiz onu germiyor apaçık.

          • Sadece “oh olsun!” demediği kaldı! Vaktiyle tercihlerinden ötürü kendi koşullarını yaşayamadığından, bunun sorumlusu sizin benim çocuğumuzmuş gibi bir tavır segiliyor! Keşke arkasına sığındığı şeyin hakkını verebilse! Ancak Gülay hanımın dediği gibi, bu çocuklar bizim! Hepimiz bu toplumun bir parçasıyız ve herbirimizin çocuğu ne kadar iyi eğitim alırlarsa, özgür düşünceli bireyler yetişir ve sağlam-tutarlı bir geleceğin temellerini atarlar. Bizim neslimiz gayet yüzeysel eğitildiler-eğitildik. Matematik verilen felsefeden mahrum kaldı, sosyoloji öğrenen fenden.. hiç birişeyi de tam öğrenemedik zaten.. Çünkü öğrenmeyi değil ezberlemeyi öğrendik! Sınıfı geçince hepsini unuttuk!Zaten sınıfta kalmak da yok! Şimdi bakalım etrafımıza, her depremde kaçışıyoruz, çünkü ne mühendise güveniyoruz, ne mütehayyide, ne belediyeye, ne tuğlacıya, ne demirciye!..Çünkü insana saygı öğretilmedi bize! Günü kurtarmak tek maksadımız! Eksik malzemeyle yapılan binalarda oturuyoruz hepimiz, gününü kurtarmış, ezberle sınıf geçmiş mühendisi ile, tuğlacısıyla vs inşaa edilmiş binalarda; ancak eksik olan sadece demir, beton vs. değil, Vicdan! Çocuklarımız bizim yaşadıklarımızı yaşamasın diye, donanımlı olmalılar, ezberlemek yerine öğrenmeliler. Evet sistem gerçekten değişmeli ama böyle değil! Bu bir iyileştirme değil çünkü, bu sadece “kötüleştirme”! Bu sebeple ilk yorumumda demiştim ki tüm anneler fahri öğretmen olacak, hepimiz pedagojik formasyon almalıyız! Eğer bu sistem işleyecekse çocuğumuzun eğitimi için biz ebeveynlere çok fazla iş düşüyor! Şuan nasıl oyun kuruyorlarsa, yetişkin olduklarında ortamlarını kendileri kuracaklar! O ortamların temelleri de BUGÜN atılıyor.. Ne kadar sağlam olursa o kadar umutlu olurlar! Bu sistemle anca içine kapanık, asosyal, iletşim problemli, duyguları bastırılmış bireyler yetişir. Çocukluğu elinden alınmış bir nesilden başka ne bekleriz ki!

  15. tebrik ederim Elif, bravo, tüm içtenliğimle söylüyorum, harikasın!

  16. 5 yasinda okula baslamanin kotu bir sey oldugunu dusunmeyenlerdenim. Elbette 5 yasindaki cocugun birdenbire carpim tablosu ezberleyecegi bir sistemin icine girmesinden bahsetmiyorum ancak erken okula baslamak, su anki egitim sisteminin cocuklara yukledigi yuku azaltabilir.

    Ingiltere’deki sistemde cocuklar 3.5 yasinda resmi olarak okula basliyorlar. Evet, 3.5 yasinda. Ilkokullarin bunyesindeki anaokulu ile basliyorlar. Gunde 3.5 saat. Ertesi yil, 4.5 yasinda da ilkokulun hazirlik sinifina basliyorlar. Oglum su anda hazirlik sinifinda, sabah 8-ogleden sonra 3.30 arasi okulda. Henuz 5 yasinda bile degil.

    Cocuklara 1 yil icinde ogretmeyi planladiklari seyler var; iste belli basli 100 kelimeyi okuma ve yazmayi ogretmek, sayilari, basit toplama cikarma islemlerini vs vs. Ilk haftalarda, her hafta 4-5 harfi ogrenmesi icin ev odevi olarak veriyorlardi, simdilerde 4-5 kelime veriyorlar haftalik. Okumayi ve yazmayi ogrenmesi icin. Haftada 2 kitap veriyorlar, evde okuyor, biz okutuyoruz vs vs.. Boyle bir sistem.

    Zamanin bir kismi bunlarla geciyor, geri kalan buyuk kismi da oyun ve eglence ile.

    Onumuzdeki yil, 5.5 yasinda iken ilkokul 1. sinifta olacak insallah. Ve en azindan basit cumleleri okumayi yazmayi, basit matematik islemlerini yapmayi ogrenmis olacak. Diger tum sinif arkadaslari gibi.

    Umarim Turkiye’de de bu sekilde bir sistem getirirler. Cocuklarin, gunun buyuk kisminda oyun oynayip, el isi yaptiklari ancak kisa bir zaman diliminde de adim adim bir seyler ogrenmeye basladiklari bir sistem olursa, cok guzel olur..

    Imza: 1983 yili Turkiye’sinde, tam 5 yasinda ilkokula baslamis anne :))

    • DIlara hanim in Almanya’ ornegi sizin Ingiltere’de ki tecrubeleriniz ya da benim cocugumun 1,5 yasindan beri sabah 7.30 aksam 4.30 gittigi kres gibi “ILKOKUL oncesinde verilen-alinan egitimden, kreslerden, ve oyunla ogrenilen hazirlik siniflarindan, montessori egitiminden, pedegoglardan, uyku, yemek ihtiyaclarinin cozuldugu-dusunuldugu bir altyapidan ve hazirliklardan sikayetci olmuyoruz.” LUTFEN burda cocuklarinin ve gelecegimiz icin kaygilanmis anneleri “yurtdisinda boyle” bizde niye olmasin diyerek kestirip atmayalim.

      Eger ki mufredat degisti, ulkemizde her 15 cocuga 1 pedegog dusecek duzeyde anaokulu ogretmeni yetistirdik, siniflarin, WClerin altyapisini degistirdik, cocuklar ilk 2 sene onluksuz, anaokulu modunda oyunla turkuyle-sarkiyla egitim alacaklar vs. vs. mi dendi. Kaygilarimiza bir cevap mi verildi de. Susup kabul etmemiz gerekiyor, anlamiyorum.

      Ben de dedigim gibi yurtdisindayim, cocuklarimdan biri 16 ay digeri 1,5 yasindan beri “KRESE” gidiyor. ve bu cocuklar ancak 6 yasinda normal ilkokula baslayacak. ve 11 yasina kadar “derslerinden sadece gecer not alacak” herhangi bir notlama -test vs. olmayacak. Siniflar 15 cocuktan fazla degil. Baslarinda 2 ogretmen oluyor. WCler vs. cocuk boyunun yetecegi sekilde. Tabi ki de burda 4 yasinda ki oglum rahatca WC’ ye gidebiliyor, siniflar sicak, soyunma odalari sicak ustunu degistirebiliyor. Alaturka tuvaletlerin standartlarini biliyormusunz, cocuklarin 5 yasinda degil, 10 yasinda bile cambaz olmasini gerektiriyor. Sabun, tuvalet kagidi mi var okullarda. Doguanadolu’da tezekle isinan koy okullari var.
      Ingiltere’de ki gibi kres acsinlar bence hic bir anne cocugunu evde tutmaz, bakiciya, vs. milyonlari bayilmaz, kayinvalidesi ile 3. dunya savasini baslatmaz.
      not: Ingiltere’de kresler ucretli degil mi? Bircok aile ancak 3 gun oda yarim gun seklinde gonderiyor diye biliyorum. 2,5-3,5 arasi enazindan benim hic bir tanidigim ailenin cocugu ucret odemeden krese-anaokuluna (Pre-school ya da Nursery) gidemiyor diye hatirliyorum. Yaniliyor muyum?

      Okul oncesi altyapi ve mufredat degisikligi, ustune de “pedegoglar” yetistirilirse kimse cocugunu bakiciyla, babaanne ile evde tutmaz zaten!

  17. Bir de, cogu anne henuz 5 yasindaki cocugunun tuvalet vb ihtiyaclarini tam olarak gideremediginden bahsediyor, ozbakim konusunda endiseler yasiyorlar ancak bazen cocuklari kollarindan tutup denize atmak lazim, yuzmeyi ogrenmeleri icin. Ilk gunler zorlansalar da, kisa surede kendi baslarinin caresine bakmayi ogreniyorlar.

    Oglum ilk gunler, tuvalette pantolonunu islatmis, gomleginin dugmelerini cozmus (spor dersi icin gomlek-suveter-pantolondan olusan formalarini cikarip, t-shirt ve sorttan olusan kiyafetlerini giyiyorlar, sonra da yeniden formalarini giyiyorlar, kendi baslarina..) hatta zaman zaman suveterini, montunu kaybetmis olarak eve geliyorlardu. Ancak 1-2 ay icinde bu sorunlarin tamami cozuldu. Korkmayin, her islerini kisa surede kendileri halledecek duruma geleceklerdir.

    • Bahsettiğiniz okullarda 6 yaşındaki çocuğun kafasına lavobo düştüğü için ölmüyor sanırım…

      • Bu örneği ben vericektim gulay .Emin olun hiçbirimiz bağımlı çocuklar yetiştirmek istemiyoruz sanırım iyi ifade edemedik biz HİÇBİRŞEY BİLMİYORUZ aydınlanmak istiyoruz tüm yurtdışı örnekleri veren anneler için söylüyorum okullarımız 5 yaş çocuğu için donanımlanırsa müfredat ona göre şekil alırsa niye burda felaket çığırtkanlığı yapalım zaten 4 yaşındaki kızım kreşe gidiyor okula da gider elbet ama 11-12 yaşındaki çocuklarla aynı okullara gidip aynı wc yi kullanması evet endişe verici benim için.

  18. Anne olarak endişelerimizi iletmenden çok mutlu oldum. Ağzına, ellerine sağlık Elif… Dilara Hanım Almanya’da yaşamanız ordaki eğitim sistemine hakim olduğunuzu göstermez. Eğitim reformu haberini alan; eğitimden anlayan yüzlerce akademisyen, eğitimci ayrıca çocuk psikolojisinden anlayan uzmanlar okula başlama yaşının erken olduğunu bağıra bağıra anlatmaya çalıştılar. Ama seslerini sadece biz annelere duyurabildiler…
    Ben çocuğumun küçücük yaşında okulun getirdiği sorumlulukların altında ezilmesini istemiyorum…
    Okuldan, eğitimden soğumasını istemiyorum…
    Çocuğumun “uyumsuz” diye etiketlenmesini istemiyorum…
    Zaten sınırlı bulduğu oyun alanlarından bir yıl önce koparılıp alınmasını istemiyorum…
    “Hayata bir yıl erken başlayacakmış” ben çocuğumun hayatın yükünü biran önce almasını istemiyorum…
    Çocuğumun “okula gitmek istemiyorum” diye ağlamasını istemiyorum…
    Okulun o koskocaman alaturka tuvaletine nasıl oturacak ya düşerse, altını ıslatırsa, o merdivenlerden yuvarlanırsa diye düşünmek istemiyorum…
    Yavrusunun gözünden düşecek bir damla yaş için dünyayı yakmayacak anne var mı acaba? Kızımın geleceği, onun mutluluğu benim hayatımın en önemli konusu…
    Devlet çocuklarınızı okul öncesine başlatın diye baskı yapmalıydı…Çok ağır yaptırımları olmalıydı… Küçücük çocuğumu okula başlatmak için değil…

  19. elif merhaba,
    güzel bir görüşme olmuş teşekkürler.. diğer şehirlerde yaşayan bizler de bunu yapmalıyız sanırım.

    • Bence de yapmalısınız. Bu bir vesile olsun, veliler kendi bölgelerindeki İl/İlçe Milli Eğitim Müdürleriyle görüşsün, sessiz kalmasınlar. Hepsi Muammer Bey’in yarısı kadar görüşmeye açık olsa bayağı bir sesimiz duyulur.

  20. Yurtdışından yazan annelere inanamıyorum.Türkiye gerçeklerini nasıl da unutmuşlar pes doğrusu.Yaz-boz tahtası olan eğitim sistemini,olmadı böyle yapalım,vazgeçtik,şöyle yapalım.Öğrenciler de denekdi çünkü…Kirli okul tuvaletlerini anlatmaya gerek var mı?Kimse 5 yaş erken demiyor.Okul öncesi olsun diyor.Okul öncesinin faydaları tartışılamaz.Ama Türkiye de kimse 5 yaşındaki çocuğun okul sırasına oturmasındakini sakıncaları görmezliğe gelmesin.Allahaşkına Türkiye gerçeklerini unutmayın…

  21. Elif Hanım, Son cümlenize bittim.. :)
    Yani görünen o ki, ne milli eğitim, ne müdürü ne de bakanı neyin ne olacağını, nasıl olacağını bilmiyor. Herşey karman çorman durumda. Bari cezayı belirleseler de herkes o cezayı göze alarak çocuğuınu göndermese.

  22. ellerinize sağlık… ne yapılacağı yine belli değil, çocuklarımız da maalesef bu sistemin denekleri olacak anlaşılan…

  23. Dilara Hanım,

    “Ülkemizdeki eğitimciler,bürokratlar sizin düşündüğünüz kadar düşünemiyor mu yani” sorunuza ben cevap vereyim: Hayır! eğitimcileri bürokratları geçin, kendisine “geldiğinize sevindik”diyerek hoşgeldin diyen bir vatandaşa “takla at da inanayım” şeklinde cevap veren bakanların ülkesi burası. Bakanlığını yaptığı alan hakkında en ufak bir malumatı olmayan bakanların ülkesi… Gerçekten bürokratlara ve hangileri olduğunu anlayamadığım eğitimcilere olan sonsuz güveniniz için sizin adınıza sevindim.

    Çok şükür ki Elif gibi, başkalarının adına da düşünebilen ve harekete geçebilen sorumlu anneler (vatandaşlar) var ki bazı işler genelde yapılmadığı gibi irdelenip sorgulanabiliyor. Bunun için hiç mecbur olmadığı halde girdiği zahmetler ve verdiği emekler için ben kendi adıma müteşekkirim. Tüm bu çabalarına “siz şöyle olabilirsiniz… çocuğunuz böyle olabilir… sizde şu olabilir….” şeklinde cevap vermek herşeyden önce hiç nazik değil. Elbette reform denilen hareketin destekçisi olabilirsiniz, en doğal hakkınız. ama bunu destek olmadan önce anlayıp sorgulamayı tercih eden insanların karşısına geçmeyerek de yapmanız pekala mümkün. Sanıyorum Almanya’yı da içeren modern dünyada işler böyle işliyor…

    Eren

    • Eğer biz de tam olarak ne olduğunu bilebilseydik belki desteklerdik, ama hala kimse ne olacak bilmiyor maalesef… Galiba ALmanya’ya özel bir açıklama yapılmış biz duymamışız…

  24. Sistem de bu kadar eksik varken geçmek niye. Öğretmen açığını, sınıf açığını tamamladıktan sonra, müfredat netleştikten sonra bu geçiş olsaydı,ne olurdu ki.. Bu geçiş dönemindeki çocuklara olan olacak. B,rkaç yıldır sürekli değişen bu eğitim sisteminde niye birşeye karar verilemiyor gerçekten anlamıyorum..
    Elifcim seni tebrik ediyorum. Elimden geldiğince seni takip ediyorum.. Okudukça oğlumun 2.5 yıl sonra 1. sınıfta okuyacağını malesef hayal edemiyorum.
    Bu duruma üzülüyorum.
    İnşallah bir an önce eğitim siistemimiz netleik kazanır.. Çocuklarımızda aralarda kalmaz..

  25. Aslinda ayni seyi soyluyoruz, sanirim kimse; cocuklar 5 yasinda ucgenin ic acilarini ogrenmeye baslasin ve sene sonunda 100 soruluk teste hazir olsun demiyor.

    Bahsettiginiz ve benim de cok iyi bildigim tum olumsuzluklar, egitim sistemimizin ve ulkemizin bana gore en buyuk problemi. Ancak cocuklar 7 yasinda okula baslayinca bu sorunlar ortadan kalkmis olmuyor ki? 5 yerine 7 yasinda okula giden cocuk alafranga tuvalete mi gidiyor? Ya da 5 ogrenciye 2 pedagog dusen okula mi basliyor? Ne degisiyor? Hic bir sey. Sadece okula 2 yil gec baslamis oluyor. Ustelik kendisini birden bire, 1 sene icinde halletmesi gereken bir okuma yazma yarisinin icinde buluyor. Bu mantikla bakarsak, cocuklari hic okula gondermemek gerekiyor.

    Oysa, bakin ideal olandan bahsediyorum, umarim boyle bir sistem getirirler; cocuklar 5 yasinda okula baslasalar, 7 yasina kadar, 2 yila yayilmis bir sekilde okuma yazmayi ogrenebilirler. Basit matematik islemlerini, yine 2 yila yayilmis olarak ogrenebilirler. Sirtlarindaki yuk azalmis olur.

    Elbette asil degismesi gereken egitim sistemi, cocuk 10 yasinda da okula baslasa bu sistemle ne yazik ki saglikli bir sonuc alinamaz. Hepimiz aslinda ayni seyi soyluyoruz ama dedigim gibi cocuklarin 7 yerine 5 yasinda okula baslamalarinin cok da korkunc bir sey oldugunu sanmiyorum.

    Bunun disinda, ben 3 yasinda anaokuluna ve ayni okul icinde de 5 yasinda ilkokula baslamistim. Bir ilce ilkokulu idi. Ve yukarda tasvirini yaptiginiz, gozunuze korkunc gorunen sartlara sahipti. Bir sekilde basimizin caresine baktik. 5 yasindaki bir cocugun alaturka tuvalete gitmesi dunyanin sonu degil.

    • Evet, Esra, aynı şeyi söylüyoruz. Burada yazan velilerin çoğunun çocukları zaten anaokuluna gidiyorlar. Kimse 5 yaşa kadar çocuk evde kalsın, 7 yaşında da okula gitsin demiyor. Müfredatın değişmesi gerektiği bir gerçek ve bu kadar kısa bir sürede ne kadar sağlam bir müfredat çıkar, henüz fiziki koşullar oluşmamışken içi nasıl doldurulur, herkesin kafasındaki soru işareti o.

      • Aslinda ben hep dedim eski yorumlarimda da benim kaygim 5, 6, 7 yas olayindan öte. Ama az once yazdigim gibi: Okul oncesi altyapi ve mufredat degisikligi, ustune de “pedegoglar” yetistirilirse kimse cocugunu bakiciyla, babaanne ile evde tutmaz zaten! Tutmasinda zaten. Ama egitimin icerigi, kalitesi, nasil verilecegi konusunda bir aciklma yapilmasi gerekiyor. Yoksa herkesin anladigi “ILKOKULA 5, bilemedin 5,5 yasinda baslayacaktir”. Bunun uzerine gelen tepkilerle beraber “mufredat da degisekcektir diye bir” aciklama ki- resmi degil- geliyor. Ama neye nasil degisecek, degisince kimler ögretecek yine bir bilgi yok. Oyuzden bizim kaygilarimiz 5 olmasin 7 olsun diye degil. Bu yeni model nasil uygulanacak.

        Yoksa ben 16 aylik cocugumu krese verip, 4 yasindakini anaokulan gonderip, Aman Turkiye’dekilerde 10 yasina kadar analarinin dizinin dibinde otursun, cahil kalsin diye ugrasmiyorum.

        Bizlerin zamanida hepimiz basinizin caresine bakmis olabiliriz. O zamanlar toplum cok farkliydi. Bizlerin Buyuk siniflardan ablalari vs. olurdu, onlar kucuk siniflari kollardi, gözetirdi. Bizde 2. sinifa gecince yeni gelenlere ablalik yapardik.

        Ama suan okullarda zaten fiziksel ve psikologik “mobbing”-birbirine zarar verme almis basini gidiyor. “Cömez muamelesi heryerde yapiliyor”. Sinif mevcutlari 40-50 ogrenci arasinda, siniflar, derslikler bu kadar buyuk degildi. Ufak cocuklarin arada ezilmesi vs. zaten cok olasi ama tartismiyoruz bile onlari. Ve gercekten de Turkiye’ye donunce cocugunuzu bir umumi WC ye goturun. Kendi basina girip ciksin….(Ben halen otobus molalarinda anneleriyle tuvalate giden cocuklar goruyorum ki bunlari kinamiyorum, Sartlar okadar sagliksiz ki insan 5 yasinda ki cocugunu o WC ye bence birakamaz.).

    • Lutfen, ILKOKUL, OKULÖNCESI EGITIM (Kres-anaokulu-anasinifi) kavramlari arasinda ki icerik ve yas farklarinin bir ayrimina varalim once.
      Ingiltere’de “Primary school, Kindergarten, Nursery, daycare” vs. arasinda ki farklar gibi bir olayda kaygilarimiz. Eger ki anaokulu ve anasinifi misal 40-60 ay arasina zorunluk olcak ve sonrasinda ilkokula gecis 60-70 ay arasi icin hazirlik sinifi ve “bildigimiz sinif ogretmenleri, siralar, derslikler olcak”, bundan gecenler ya da tekrar edebilenler olacaktir diye bile en basitce bir aciklama gelmiyor. Koklu bir degisiklik yapilmali ama iceriginide dikkate alarak.

      Ulkemizde okullar icin ALT YAPI YOK.” Olayi WC ye indirgemeyelim sadece, oteside var.

      ornek: Hollanda da: Until 1985, it used to be a separate non-compulsory form of education (for children aged 4–6 years), after which children (aged 6–12 years) attended the primary school (lagere school). After 1985, both forms were integrated into one, called basisonderwijs (Dutch for primary education). Ama bu demek degil ki : cocuklar 4 yasinda okula basliyor. Onlarin basladigi yine : Kindergarten 4-6 yas arasi icin. devaminda 12 yasa kadar devam eden ilkokul egitimi.
      Almanya’da: he German preschool is known as a Kindergarten (plural Kindergärten) or Kita, short for Kindertagesstätte (meaning “children’s daycare center”). Children between the ages of 3 and 6 attend Kindergärten, which are not part of the school system. They are often run by city or town administrations, churches, or registered societies. vs. vs. diger ulkelerede bakabiliriz. (Dilara hanim: Almanya’da da 3-6 yas arasi Kindergarten dadir. Oncesinde de kres Tagesmutter e vs. de gidebilir bebekler.)

      Ama kimse ILKOKUL YASI 5 e cekildi diye ortaya bir tas atip kenara cekilmesin. Elinizi tasin altina koyun simdi. Medya mi karar vercek, blogcular mi yoksa biz Avrupa’da yasayanlar mi cevap vercek mufredat falan degisecek merak etmeyin diye.

  26. Bu sene anasınıfına başlaması gerekirken ilkokula başlayıp başlamayacağı belli olmayan bir çocuğun annesi olarak ne yapacağını bilemez haldeyim. 4+4+4 diye çıkarılıp ne eğitimcilerin ne pedagogların onayladığı tepeden inme bir yasayla karşı karşıya bırakıldık. Çocuğu özel okula göndererek ayrı sınıf, tuvaletler vs gibi fiziksel şartlarla ilgili sorunları aşmasını sağlasakta kendisinden 1 yaş büyük olan çocuklarla aynı dönemde okula başlaması şansızlığını aşamamış olacağız. Ve bu da başarısını büyük ölçüde etkileyecek. Yurtdışında yaşayıpta yorum yapan anneleri gülümseyerek izliyorum. Burada karşı çıkılan okul öncesi eğitim değil. Yeni yasayla okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmiş değil. Zorunlu hale getirilen 5 yaşındaki çocukların ilkokula başlaması. Kusura bakmayın belki ağır olacak ama buna kim nasıl destek verir, içiniz rahat olsun der anlayabilmiş değilim.

  27. Elif Hanım , Merhabalar,

    Ve ben çalışan bir anneyim.Okula başlama yaşını geri çektiklerinden beri sürekli bir yerlere yazı yazıp kendimi ifade etmek istiyorum…

    16.04.2012 tarihli İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü ile yapmış olduğunuz görüşmenizi okudum…Şimdi siz birebir görüştüğünüz için bana daha net cevap verebilirsiniz diye yazıyorum..Bu konu gündeme geldiği günden beri hayatımı inanın tam yaşayamıyorum..Çünkü oğlum bu sene anaokuluna gidecek diye okul öncesi eğitim almadı…Direk 1.sınıfa başlaması bu durumda oğlum için yıkım olur diye düşünüyorum…Çünkü okula adım atışının sorumlulukla başlaması büyük bir yıkım olur diye tahmin ediyorum…2007 yılının ilk ayı doğanlar için 67 ay kurtuluş değilmiş gibi geliyor…2006 yılında doğanlar zaten bu sene gidecekleri düşünüldüğünden okul öncesi eğitim aldılar…2008 doğumlu olanlar zaten bu yasaya hazırlık olacak..Burada bir tek 2007 doğumlu olanlar mağdur oluyor…Özellikle 2007 ocak ayı mağdur oluyor gibi duruyor…68.ay olursa belki ocak aylarını ana sınıfına alırlar diye düşünüyorum…Eğer zaman ayırıp bu düşüncelerime Milli eğitim müdürü ile birebir görüşen biri olarak yorumlarsanız çok sevirim…Şimdiden cevabınız için çok teşekkür ederim…

  28. Yorumların tamamını okumadığımı öncelikle belirtmek isterim. 2007 mayıs doğumlu bir oğlum olduğu için konunun yakından takipçisiyim. Evet yasa onaylandı, ancak bu yaş haddi konusu halen kesinleşmiş değil. Önümüzdeki günlerde kararın kesinleşip ilgili mercilere yönetmeliklerin gönderilmesi gerekiyor, zira 2012-2013 öğretim yılı öğrenci kayıtları haziran ayında başlayacak.

    Burada anarşik bir dil kullanacağım ama buna mecburum. Hiçbir idare, yönetim ve sistem; kendini bir tuttuğu avrupa ülkelerinin eğitim politikalarını paçoz bir şekilde ülkesinde uygularken benim çocuğumu kullanamaz. Özellikle 2007’li olan çocuğumu böyle bir uygulamanın ilk senesinde denek olarak vermeyeceğimi, bir çok annenin de buna hakkı olduğunu anımsamasını isterim. Cezai bir yaptırım uygulanacaksa eyvallah! Sonuçta onu tolere edebilirim, ancak çocuğumun gelişimini ileri bir dönemde tolere edemem.

    Özellikle üzerinde durmamız gereken sorun şudur ki; bu ülkede her alanda altyapı sorunu yaşanıyor. Daha geçtiğimiz günlerde bir bakanlığımız, zamanında başka bir bakanlığın onay vererek piyasaya sürülmesine izin verilen marka ve ürünlerini uygunsuzluk ve dandiklikle ifşa etti. Denetimsizliklerini başka bir denetimle ortaya çıkardılar.

    Ancak eğitim daha hassas bir konu. Bizim 5 yaş dediğimizi ay hesabına vurup 6, 6 dediğimize 7 diyorlar. Avrupa ülkelerindeki okula başlama yaşının düşük olmasını, ülkedeki sosyal altyapı, maddi imkanlar, kültür ve aile yapılarıyla ilişkili olduğunu hesaba katmıyorlar. Türkiye genel olarak eğitim seviyesi düşük, sosyal güvencesi olmayan, yarın kaygısı olan, kesinlikle özgürlüğün barınamadığı bir ülke. Çocuk yaşta evlendirilmenin neticesinde okur-yazar anne sayısı çok düşük. Benim evimden çıkan 5 yaşındaki çocukla, başka bir evden çıkan 5 yaşındaki çocuk; “çıktıkları ev yüzünden değil, oturduldukları sıra yüzünden” farklılık gösterecek. 5 yaş bu ülke için çok küçük bir yaş. Aylarla kafanızı karıştırmalarına izin vermeyin. Burada ihtiyacımız olan; anneler olarak ortak bir hareket ve eylem planı. Bu ülkede kadınlar bir olarak bir çok sosyal yardım hareketine imza attılar. Çocuklarımız için bunu yapamayacaksak, “devlet ver dedi” deyip, küçücük çocuklarımızı henüz emeklemeye bile başlamayan bir eğitim sisteminin içine atarsak geleceğimiz hiç parlak olmayacak.

    Zaten Milli Eğitim Bakanlığının halen bu yaş haddi konusunda yönetmelik yayınlayamamış olması bunun bir işaretidir. Hala STK’ların, uzmanların tepkilerini gözlemliyorlar. Eğitim tepkiye göre yön verilecek birşey değildir!

  29. Derya Hanım, Yazdıklarınızdan dolayı sizi sonuna kadar destekliyorum…İnanırmısınız her girdiğim ortamda eğitim düzeyi ne olursa olsun, görüşü ne olursa olsun bu yaş konusunda annelerin hem fikir olduğunu görüyorum…Bu durum artık siyasetin çok üstünde kaldı…Devlet okullarına bir gidip görmenizi rica ediyorum…Eğitim sıralarını geçtim..Tuvaletler bir kere 5 yaş için kesinlekle uygun değil…2005-2006 doğumlular okula başlayacak çünkü 2005 olup okula göndemeyenler sanıldığından çok fazla…Birde 2007 eklenecek 40-45 sınıf mevcutu alacak başını gidecek…Bu çocukları lütfen heba etmeyelim .Sayın Bakan ay hesabı yapmaktan çocukların pedogojik gelişimlerine bakmıyor…Gözleri 4+4+4 sisteminden kararmış bizim gibi annelerin çığlıklarını duymuyor.

    • O Sayın Bakan, geçtiğimiz haftalarda saygın bir tv programında 4+4+4 ile ilgili akıllara takılanlara cevap vermeye yönelik oturuma katıldı. Şöyle bir diyalog geçti;

      – Seçmeli arapça dersine giren öğrenciler arapça yazıp okuyabilecekler değil mi?
      – Yok hayır, yani olabilir
      – Arapça dersini neye göre alacaklar, nasıl öğrenecekler?
      – Kuran-ı kerim okuyacaklar, öğrenecekler, Kuran üzerinden öğretilecek.
      – Yani aslında arapça öğrenmeyecekler? Kuran’ı okumayı öğrenecekler?
      – Eh evet..

      Müfredatlarına soktukları herşey birşeyin ezberine yönelik, öğrenimine değil. Dolayısıyla eğitime başlama yaşını aşağıya çekerek, bu ezberletme işini en verimli çağda yapıyor olacaklar. Sonra o çocuklar 18 yaşına geldiklerinde “Türkiye’nin komşularını say çucuuum” dendiğinde Amerika falan diyecekler

  30. Bu MEB 2011 yılı SBS sıralamasına bir tane devlet okulunun giremediğini niye dikkate alıp onların nedenleri üstünde durmuyor da benim 5 yaşında ki oğlumu altyapısı kurulmamış bir sisteme dayatıyor…Eminim MEB bürokratlarının hiçbirinin çocuğu devlet okulunda okumuyordur…….Ben sonuna kadar direneceğim gerekirse T.C ilk çocuğunu zorunlu eğitime başlatmayan veli olarak ceza kesilen ilk vatandaş olsam da direneceğim….Yazık günah bu çocuklara……….

  31. bir karar verilir uygulama için alt yapı hazırlanır…ama bizde öylemi paldır küldür gir ve bekle ne olacagını yine sistem kurbanı olan birsürü çocuk…. çok yazık, gercekten söyleyecek birsey bulamıyorum.

  32. Bazı velilerimiz hallederler 1-2 ay zorlanırlar ama alışırlar gibi yorumlar yapmışlar fakat bireysel farklılıkları göz ardı ettiklerinin farkındalar mı acaba? gelişim özellikleri, yaş grubunun %90 ını kapsar. bazı çocuklar yaşıtlarının bi tık ilerisinde gelişim gösterebilirler. “Benim çocuğum halletti sizinki de halleder korkmayın” gibi ifadeler annelerin korkmaması için de hiç de rahatlatıcı bir ifade değildir! ben bir okulöncesi öğretmeni olarak tabiki çocuğun özerkliğini önemseyen biriyim fakat bir öğrencimi lavaboya gönderirken kapının ağzında bir yandan sınıfa bakıp bir yandan lavaboyu gözleyip, öğrencimin işini kendi başına halletmesini bekleyip bir sorun olmadan da gelmesini de beklerim. sadece maximum 30 çocukla bile kocaman bir sorumluluğumuz varken bu çocukların kalabalık sınıflarda özbakım becerilerini tam olarak kazanamamış bir şekilde ve okulöncesi eğitim almadan okula başlamalarını ben de uygun bulmuyorum. “Zamanında ben de mağdur olmuştum şimdi sıra sizde” gibi ifadeler de yetişkin bir insana yaraşır ifadeler değil… bu nesil sizin de geleceğiniz demektir. bunları göz önünde bulundurarak mantıklı konuşmalar yapalım lütfen..

  33. Şunu da belirtmek isterim ki “Avrupada okulöncesi eğitim zorunlu değil bu yüzden ülkemizde de böyle bir zorunluluk getiremeyiz veliler isterlerse gönderir” diye açıklama yapıyor sayın bakanımız. Ancak avrupada velilerin %97si 5 yaşındaki çocuğunu okulöncesine gönderiyor. Kısacası o ülkeyle kendimizi kıyaslayabilmemiz için tüm şartların eşit olması gerekir. o ülkede bu veriler göz önüne alındığında sizce zorunlu olması gerekir mi? zaten %97 si okulöncesine gönderiyor 5 yaşındaki çocuğunu. Ayrıca belki biraz eğitsel bi konu olcak ama ülkemizin de benimsediği yapılandırmacılık denen bir kuram en iyi okulöncesi eğitimde uygulanmaktadır. yani avrupadaki eğitime en yakın eğitim kademesi okulöncesidir. Bu denli önemli bir eğitim kademesinin önemsenmemesini aklım almıyor. Okulöncesi eğitim yine zengin insan kesiminin faydalanabileceği bir eğitim mi olacak? ayda 500-1000 tl arası ücret veremeyecek olanların çocukları okulöncesi eğitimden faydalanamayacak mı? Okulöncesi eğitim olmadan okula başlatmak bence bir geri adımdır eğitim adına…

    • Sevgili okulönceci, sana tamamıyle katılıyorum. Kendi çocuğumdan da örnek vermek istiyorum. Benim kızım 2,5 yaşından beri tam gün anaokuluna gidiyor, şu an 4 yaşında. Kendisi ile aynı yaştaki arkadaşları ile birlikte eğitim alıyor. Ancak bu sene başında yine 4 yaşında yeni öğrenciler geldi okula, onlar için yeni bir sınıf açtılar, bunun da nedeni, benim çocuğum gibi daha erken başlayanlar bir çok şeyi öğrenmiş oldukları ve beceri olarak daha ileri oldukları için. Yeni gelenler aynı yaşta olmalarına rağmen , o becerileri kazanmamış oldukları için aynı seviyede değiller. Bu fark şimdi 1. sınıflarda nasıl giderilecek? Okul öncesi mecburi iken en azından tüm çocuklar eşit eğitimi alıp, 1. sınıfa birçok şeye hazır geliyorlardı.
      Benim anlamadığım, neden herkesin olumlu bulduğu, bir tek kişinin bile olumsuz bir şey söylemediği okul öncesini neden kaldırmak istiyorlar?

  34. Bırakın artık dışarıya özenmeyi. Neymiş bi çok ülkede böyleymiş. Çocuklara gerçekten çok büyük bi sorumluluk veriyolar. Çocukluğuna doymadan okul, daha ders kabiliyeti bile olmayan çocuklar, 9 yaşında ders seçmeleri, vs vs. Çok yalnış yaa. Resmen çocuklarımızın geleceğiyle oynuyorlar. Bunun hiçbir şekilde güzel yanı yoktur. Geleceklerini güzelleştirdik sanıyolar ama….. Hadi kendini ve çocuğunu bilen aileler bu durumda zorda olsa çocuklarının yanlarında ya bilgisiz ailelerin çocukları?? ”Bide güzel tarafından bakın” diyen ve bu durumu savunan arkadaşlar; yapmayın yaa biraz mantıklı olun. aslında söylenecek çok şey var ama söylenmiyo bazı şeyler işte.

  35. Ama birde bu şekidede düşünenler var; Türkiye’de hali hazırda örgün eğitimde olup da 3. sınıftan itibaren okula gelmeyen, 5. sınıftan itibaren okuldan alınıp çalıştırılan veya evde ev işleri, çocuk-yaşlı bakımı yapan kadın öğrenci sayısı çok fazla. Bu durumdaki öğrenci sayısı kayıtlardan bilebildiğimizden daha fazla çünkü yıl içinde 20 gün okula devam eden bir öğrencinin kaydı silinmez ve bir üst sınıfa kolaylıkla geçebilir. Bir diğer sorun ise hiç okula gönderilmeyen kadın çocuklar. Sayıları hakkında kesin bir veri yok. Bu koşullar altında 4+4+4 uygulamasında 4. sınıftan itibaren örgün eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılıp yaygın eğitime geçilmesi, kadın öğrencilerin hızla bu sürece dâhil olmalarıyla sonuçlanacaktır. Ebeveynler, erkek öğrencileri örgün eğitimden almayacaklardır; onlar ne de olsa erkektirler ve iyi bir eğitim almaları şarttır (iyi eğitim alsınlar ki sosyal statüleri artsın, iyi para kazansınlar, eşlerine ve sayısı en az 3 olan çocuklarına bakabilsinler diye beklenir). Oysa evde ev işi yapsın, çocuk ve yaşlılara baksın, evlensin, nasıl olsa kocası bakar, kıza yatırım yapmaktansa erkeğe yatırım yapmak iyidir vb. gibi eril gerekçelerle kadın öğrenciler 4. sınıftan itibaren hızla yaygın eğitime geçirilecektir. Zaten hükümetin bu düzenlemenin arkasındaki ana gerekçelerinden biri de başörtüsü sorunu ve dini eğitim. İkiyüzlü bir tutumla bilinçli bir şekilde başörtüsü sorununu çözmüyor ve kadınlara dini ve yaygın eğitim öngörüyor. Böylelikle kadınları bir yandan aile içine hapsederken bir yandan da vasıfsız iş gücü olarak esnek ve güvencesiz çalıştırmanın zeminini yaratıyor. Günümüzde uygulanan neoliberal, muhafazakâr politikalara uygun olarak, 4. sınıftan sonra örgün eğitimden kopan bir kadın öğrenci, çok erken bir yaşta cinsiyetçi iş bölümüne göre kadın işleri olarak bilinen işlere yönelecektir. Aynı zamanda dini nesiller yetiştirilmesi için dini eğitim alıyor olacaktır………………………………… ya varya gerçekten sağlıklı düşünüp karar veremiyorum. Oğlum 3,5 yaşında ve ben onun annesi olarak ney doğru ney yalnış karar veremedim. Ben 17 yaşında lise 1. sınıftan ayrılılarak evlendim pişman değilim ama daha sonrada evlene bilirdim şimdi oğlumu düşünüyorum asla benim gibi yada erken yaşta çalışma hayatı olmayacak. Ben yaşadığım için biliyorum. Ve şimdi onu düşününce geleceğini düşününce ilk yorumum yani 5 yaşında kesinlikle okula gitmemesi – ama benim gibi erken yaşta evlenen yada bi başkası gibi erken yaşta çalışan zavallı çocuklarımızı düşününcede böyle bi yorum yapmak istedim. :(

  36. bizim önümüzde 2 yıl kadar daha var ve endişeliyim. Büyük kızımın gelişim sürecini, kreş anaokulu ve 1. sınıf dönemini çok net hatırlıyorum . anaokulunda el becerilerinin geliştiğini düşündüğüm kızım 1. sınıfta eline aldığı kaleme okul disiplinine alışması kolay değildi. Yani demek istediğim şu ki 5 erken, istediğimiz kadar öncesinde hazırlayalım o ufacık çocuklara bu yükü yüklemek bir vicdan bence.

  37. benim kızımda 26.01.2008 doğumlu ve bu yıl kreşe gitmesini planlarken anaokuluna vermek zorunda kalıyorum çünkü gelecekyıl zorunlu tutulursa anaokulu eğitimi almadan ilk okula başlamasını isemiyorum ve haftalardır hergün gündüz gece yattığımda hep düşünüyorum allahım küçük kızıma kıyamıyorum nasıl olucak diyorum .bencede sadece anaokulu zorunlu hale getirilmeliydi ama bu eğtim sisteminin altında ne yatıyorki bukadar ısrarcılar delikanlı gibi biz şunun için bunu istiyoruz diyebilecek cesaretleri bile yok .ne planlandığını onlar biliyor istiyor ve uyguluyor . malesef dünya kadar para verip özel bir anaokuluna kaydettirdim sırf devlet okullarındaki alt yapı bozuklu yüzünden çok param olduğundan değil korktuğumdan ve onun için yapabilecek tek şeyin bu olduğundan dolayı.seneye kalkarsa bu sistem yazık benim çocuğuma yazık verdiğim paralara yazık bütün anne ve çocuklarına

  38. aslında bi yandan iyi diğer yandan kötü oldu erken okul eğitim iyiidr ama diğer yandan çocuklar küçük tek başına ister istemez ihtiyaçlarını karşılayamazlar onlar okulda olurken bizim aklımızda onlarda kalıcak ne anliycaz biz

  39. neslihan özdemir

    elif hanım merhaba benim anlayamadğım oklua başlama yaşı 66 ay mı yoksa 68 ay mı lütfen beni aydınlar mısınız?

    • Zorunlu olarak 66 ay–dı, geçen sene. 66’dan büyük çocuğunuzun okula başlamasını istemiyorsanız rapor almanız gerekiyordu. Bu seneki uygulama nasıl olacak, bilemiyorum.