16 Yorum

Seren ve Eda’nın Hikayesi

Seren ve Eda’nın bu hikayesi bazen biz ne kadar plan yaparsak yapalım, bebeklerin ne zaman, nasıl geleceklerini bildiklerini gösteriyor.

***

Hiç kimsenin hikâyesi kimseye benzemezmiş, doğru! Eda’yla bizim hikayemiz de belki herkesten çok farklı, belki de sandığımdan çok daha fazlaca  yaşanmışların bir türevidir. Ama biliyorum ki, bu dönemim benim hayatımın dibe vurup aynı hızda da şu yüzüne vurduğum bir devr-i mucizedir.

Hadi bana kolay gelsin, kolay gelsin ki; her kim benim yaşadığım, hissettiklerimden kendine pay çıkarır ya da geleceğinde yaşayacak olursa kendini biçare sanıp, umutsuzluğa kapılamasın’ı en uygun dille anlatabileyim.

Dolu dolu 4 yılın ardından eşimle artık bir bebek sahibi olma kararı aldık. Şanslıydık ki, çok kısa bir sürede hamile kalıverdim. Hem ruhen, hem bedenen harika bir hamilelik yaşadım. Ta ki 6. ayıma kadar.

Çalışan bir anne olacağım için, eşimle planladığımız üzere ben hamileliğimin son günlerine kadar çalışıp hem zinde bir hamilelik geçirecektim, hem de en azından biraz para biriktirmiş olacaktım. Ama işler planladığımız gibi gitmedi ve ben 11 yıl emek verdiğim şirketten yönetimin değişmesi ve ayak uyduramam gerekçesiyle hamileliğimin 33. haftasında apar topar ayrıldım. “İyi oldu, yavaş yavaş hazırlanır, stresten uzak olurum” dedim, ama işler yine planladığım gibi olmadı ve bir iki hafta içersinde eşim de işten ayrılmak zorunda kaldı. Yani o zamana kadar arılar gibi çalışıp, beyler gibi de yiyen biz bir anda açıkta kalıverdik. Hem de güzeller güzeli bebeğimizin yolun yarısını çoktan geçip, bizim kollarımıza gelmeye bu kadar az kalmışken…

Bir yandan doğum masrafları, bir yandan her şeye rağmen idame ettirmek zorunda olduğumuz kendi hayatımız derken eşimin “evimizi sattım” diye eve gelmesiyle ben iyiden iyiye doğumla beraber yaşayacağım buhranın kapısını aralayıverdim. Stres, ani değişikliklerin ve şokların bende yarattığı zayıflıkla doğumuma yaklaşık 1 ay kala aniden başlayan kaşık sancılarımdan paniğe kapılıp hemen telefona sarılıp doktorumu aradım. Tabii ki “doğruuu hastaneye” dedi doktorum! Ve doktorumun kuvvetle muhtemel beklediği ama bana sürpriz olan durum gerçekleşti. 2 santim açılmam vardı ve hemen minik bebeğime ilaçla destekleyici müdahale edilmesi gerekiyordu. Henüz akciğerleri gelişmediği için iğneler oldum, kasılmalarımı durduracak ilaçları sıra sıra yutmaya başladım ikişer saat arayla. İşin enteresan ve bir o kadar da komik tarafı doğumuma adım adım yaklaşırken benim rahmim sürekli açılıyordu, fakat ben kesinlikle hissetmiyordum! Hem de bir sinek ısırığı kadar bile….

3 santim, 4 santim, 5 santim… Derken 39+3 haftalık olduğumda doktorumu aradım ve “Zerre kadar sancım yok ama yeter artık ben epidural sezaryen ile bu doğumu yapacağım” dedim. Günümüzü kararlaştırdık doktorumla ama tabii o güne kadar normal doğumu beklemek kaydıyla. Evet, artık ertesi gün gelecek ve ben kızıma artık ne yazık ki ameliyatla kavuşacaktım. O gece yattım ve hiç uyuyamadım. Düşündüm, kızımlı bir evi düşündüm. Evime sinecek mis gibi bebek kokusunu içime çektim. Kızımla aramızdaki 1 santimlik etimi son kez okşadım, okşadım. Heyecandan bütün gece gözümü bile kırpmadım. Eşimle iki kişilik nüfustan oluşan evimizde son kez uykuya dalmak ve biraz olsun dinlenmek için yatağa girdim. Ama n’oldu dersiniz? Hastaneye gitmeme 2 saat kala hafif hafif kasılmalarım başladı. Ama yine çok değil, en hafif regl sancısı türünden. Eşimi uyandırıp “Hadi,” dedim “gidelim.”

Hastaneye vardığımızda hemşire inanamadı “Açıklığınız tam 8 santim” dedi. Ama hala sancım çok azdı, doktorların en ve tek ihtiyacı olan şeyi, kasılmaları çok hafif hissediyordum. Doktorum geldi ve suni sancı verildi. Artık ağrılarımı hissetmeye başlamıştım ki, “Yok “ dedim “hiç acı duymak istemiyorum.”. Veee o muhteşem mucize şeyi uyguladılar bana da: Epidural.

Tanrı’nın bana hediye ettiği bu yüksek ağrı eşiği için minnettardım, fakat vajen kanalın dar olması ve artık kızımın yorulması  nedeniyle doktorumun “Doğumu bu yolla gerçekleştiremeyiz, ameliyathane hazırlansın” sesiyle bir anda yıkıldım. Bu olamazdı. Bu kadar güzel giderken bana sanki kötü bir şakaydı bu son olanlar. Son sürat ameliyathaneye yetiştirildim. Doktorum “Hadi canım, son bi kez daha dene, olmazsa hemen kesmem gerekecek” dedi. Rabbimin bana verdiği güçle tüm gücümle ittim bebeğimi. Ve işte oldu. Benim canım kızım beni üzmedi ve ameliyathanede son anda normal yolla doğurdum kızımı. Balkızım, çilek dudaklı, bembeyaz meleğim yanımdaydı. Ve ameliyathaneden elimde bir bardak kahve ve doktorumla benim yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle çıktık. Herkes sevinçten şoka girmiş bir vaziyetteydi.

“Hatırladığım en belirgin şeyse yüzlerdeki gülümsemeler ve tatlı tatlı yankılanan kahkahalardı” diye hikâyemi burada noktalamak isterdim. Ama bitiremem. Uykusuz gecelerimi, bebeğimi gaz sancısından kurtarmak için deli divane olduğumu, kendimi son derece çirkin ve bakımsız hissettiğim günlerimi söylemeden edemeyeceğim. Hamilelik sonrası depresyonunu da dibine kadar yaşadım, evet. Ama yaşamam gerekiyordu. Yaşamamız gerekiyordu.

Şu hayatta en zor büyüyen canlı, insan yavrusuymuş. Benim yavrum da büyüyecek; bana “Anneciğim, güneş niye sıcak?” diyecek; okulda gösterileri olacak, uğur böceği kostümü giyecek; biz birlikte tatilde gideceğiz ve birbirimizin yanan omuzlarına krem süreceğiz kahkahalarla; sonra kızım üniversiteye gidecek, kim bilir belki ünlü bir müzisyen olacak ve -Annem ve Babam için- diye ayırdığı en ön koltuklarda gururla ve gözümdeki yaşlarla avuçlarım patlarcasına kızımı alkışlayacağım. O günlere geldiğimde de hatırımda ne Eda’mın gaz sancısı ne de uykusuz gecelerim olacak.  Bu mücadelede tek kaygım ise, meleğimi son nefesime kadar sevdiklerimle birlikte ve şu kocaman hayatta yalnız bırakmamak olacak…

Herkes için aynı dilekleri dilerim Tanrı’mdan, sevgimle…

Eda’nın annesi Seren

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

16 yorum

  1. Ne diyelim Allah analı babalı büyütsün. İnşallah babanın da işleri yolundadır.

  2. SAğlıkla, mutlulukla, anne-babasıyla büyüsün miniğiniz…

  3. Sevgili Seren,
    Allah analı babalı sağlıkla büyütsün bebeğini sana da güç versin.
    Hikayenin bir kısmı bana benzese de hepimizin yaşadıkları acıları ve sevinçleri çok farklı.
    Benim sana diyeceğim sadece şu: anne olmak bana bu dünyada ne kadar güçlü olduğumu gösterdi kimsenin yarıdmını almadan bir bebek hem de (premature bebek) nasıl büyütülür onu öğretti, elbette kötü günler geride kalacak buna inan, sadece unutulmuyor, böyle ucundan kıyısından benzer hikayeler okudukça, bazen bir doğum sahnesi gördüğünde yada bazı imgeler vs bir an için de olsa o günlerin acısını hissettiriyor, gözleri dolduruyor..ama inan seni de çok güzel günler bekliyor tatlı kızınla, dara düştüğünde kendi gücüne inan ve yalnız olmadığını bil. Sevgiler.

  4. Ben inanırım ki, her bebek kısmetiyle gelir. Umarım Eda’nın gelişiyle de haneniz bolluk, huzur ve mutlulukla dolmuştur.

  5. Kemal bey, hersey yolunda artik. Tesekkurler:)

  6. 3kisilikdunyam, herkese en iyi en guzeli versin Allah. Tesekkurler.

  7. Sebnemcigim, bahhsettiklerin cok dogru. Belli ki zor gunler gecirilmis ve rahata erilmis:) bende simdiden o bahsettigin gunlere eristim sayilir:) sana, bana herkese yardim ediyor Allah:)

  8. Sevgili Ceren s.kizimin kismetine gercekten inaniyorum.cok tesekkur ederim iyi dileklerin icin. Gormeyip, bilmeyip, tanimasamda kalben bende herseyin en iyisini diliyorum:)

  9. Ve Elifcigim, benden turkce karakterlerle ustunden gecmemi istemistin ama ben yapamadan sen yapmissin. Eline saglik. Sevgilerle tesekkurler…

  10. Bebişin ve eşinle mutlu sağlıklı ve dilediğin gibi güzel günler geçirmeni diliyorum. Eskiden dedikleri gibi bebekler kısmetleriyle geliyorlar galiba 🙂 Yorumlarda yazdığına göre işler yoluna girmeye başlamış çok şükür.
    Hamileliğimin son dönemine doğru diğer iş arkadaşlarımla birlikte işten çıkarılabileceğimizi düşünmeye başlamıştık ve son 3 haftalık iznim başladığında işten çıkarılmıştım, neyse ki işten resmen çıkışımı doğum iznim bittikten sonraya bıraktılar. Hep olumlu tarafından bakmaya çalıştım. Bu devirde bebeğini istediği kadar büyütebilmek, sonra işe dönmek her annenin isteğidir diye düşündüm. Çok şükür sizdeki gibi eşim işten çıkarılmadı, ama gelirimiz biranda yarıdan fazla düştü. Sürekli gezen, beyler gibi (!) yaşayan biz birden daha az gelirle yaşamaya alıştık. Buarada ben ara ara depresyona girip girip çıkıyordum 🙂 6 ay sonra iş aramaya başlarım ve hemen bulurum diye düşünen ben tam 22 ay evde kaldım. Canım Ezgi’min bütün ilklerini ben gördüm, ben büyüttüm, çok mutluydum, ama sürekli çalışan biri olarak eve tıkılmış olma hissi boğucu geliyordu. Umutsuzluğa kapılmaya başladığım dönemde iş teklifi geldi ve işe başladım. Henüz 1 haftadır çalışıyorum ama bana çok iyi geldi, kızımada annem bakıyor. çok memnun halinden. Annecim hadi ben geldim evimize gidelim dediğimde acaip bozuluyor 🙂

    • Sevgili Ezgitos,
      Her zorlugun ardindan ogrendim ki, bir guzellik var. İyi ki ve iyi ki o gunler yasanmis ve bugunlere ulasilmis diyebiliyirum. Cok sukur ki, ben zaten bebegime kendim bakacaktim, dolayisiyla calismayacaktim yani. Evet bu paydos benim umdugumdan daha erken oldu sadece. Esim icin de iyiki yine yasadiklarimiz olmus. Cumku O’da su an cok huzurlu ve mutlu is yasamindan:) bebegimizde 13 aylik oldu bile. Bir iki seneye kadar bende calisirim heralde diyorum. Hemde artik kendi isimizde:)
      Bir soz varya ” emek olmadan yemek olmaz ” diye:) ise o mutfaga ben girdim.
      Allah herkesin gonlune gore verir insallah…
      Sevgilerimle, bebisinede saglik ve mutluluklar…

  11. siteyi arkadaşımdan ilk duyduğum günden beri sürekli ıncık cıncık ettim resmen ama beni en çok etkileyen “doğum hikayeleri” oluyor her defasında. hele zorlu da olsa normal doğumlar benim cesaretimi perçinliyor resmen. ben de şuan 14+4 haftalık hamileyim ve böyle güzel hikayeler paylaşmak için can atıyorum. Allah bebeğinizin başından eksik etmesin sizi ve tüm ebeveynleri. darısı tüm isteyenlerin başına.

  12. Cok guzel bir yazi… Aglatti okurken..