60 Yorum

Hayalimdeki evlilik bu değildi

Aşağıdaki yazı, Özge kod adlı bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

Merhaba Elif,

Ara sıra birkaç satırlık yazışmalarımız oluyor oradan buradan ama sen tanımıyorsun beni. Oysa ben seni blogunun ilk günlerinden beri tanıyorum. Kişiliğine, anneliğine, fikirlerine sonsuz saygım ve itimadım var. Bu yüzden bu maili sana yazıyorum.

Benim evliliğim sanırım bitmek üzere. Kızım olmasa, çoktan adliyede almıştım soluğu ama kızım için standartlarımı, beklentilerimi, hayallerimi, kendim için istediklerimi bir kenara koyuyorum ve evliliğimi yürütmek için deliler gibi uğraşıyorum ama her sabah bir öncekinden daha mutsuz uyandığım gerçeğini değiştiremiyorum.

9 senelik evliyim. Kızım 4 yaşını geçti. Ufak tefek sorunlarımız hep vardı ama kızımdan sonra her şey değişti. Zaten çok farklı karakterlere sahip insanlardık, hepten uçurumlar girdi aramıza. Birbirinin yanında olmaktan zevk almayan, konuşacak tek kelime bulamayan, birlikte eğlenemeyen, ayrı programlar yapmak isteyen iki insan olduk çıktık. Birbirimize öyle batar haldeyiz ki, evde sürekli bir gerginlik var. Somut hiçbir problemimiz olmamasına rağmen anlaşamıyoruz. A diyorum B anlıyor, yağmur yağacak diyorum “sen bana ördek mi dedin” diyor..

Hiçbir şey tek taraflı değil elbet, kendi hatalarımın bilincindeyim ben ve düzeltmek için elimden geleni yapıyorum ama ne yazık ki bu konuda eşim benden daha katı. Kendini kusursuz görüyor. Evliliğimizi de normal buluyor. Çocuklu her çift böyleymiş. İlk zamanlarki muhabbet hiç kimsede olmazmış. Ayda bir sevişmek normalmiş. Beni terslemesi, bağırması, hakaret etmesi, her hayalimi, isteğimi sabote etmesi, küçümsemesi normalmiş! Benim onun içinden asıl geçeni anlamam, anlık söylenen şeyleri düşünmemem gerekirmiş.

Abartıyormuşum, büyütüyormuşum, filmlerde gördüğüm evliliklerden istiyormuşum. Öyle bir şey yokmuş. Hayat buymuş.

Doğru mu bu Elif? Hayat bu mu? Herkes böyle mi? Benden birkaç yaş daha büyüksün, benden daha geniş bir çevren var ve benden daha tecrübelisin hayata dair.

Doğru mu bu? Herkesin evliliği böyle mi?

Yemin ederim öyle jestler, kırmızı güller, öperek uyandırılmalar, iltifat mesajları, çocuklu çiftlerle haftada birkaç kez mutlu toplaşmalar falan hayal etmiyorum ben. O kadar küçük beklentilerim var ki. Eşim işten gelince bir kezcik gülümsesin, tüm gece beni dövecekmiş gibi oturmasın istiyorum. İçinden gelsin, oturduğum koltuğa otursun, elimi tutsun istiyorum. Gece senin o tatlı yazındaki gibi ayağı ayağıma değsin istiyorum. Haftasonu bizimle vakit geçirmekten zevk alsın, hep birlikte güzel vakit geçirelim, köpeği çişe çıkartır gibi saatli gezmelere gitmeyelim, “yetti mi bu kadar, dönelim mi eve” diye sormasın istiyorum. Bir şeyi komik bulup güldüğümde “ne var bunda gülecek” diye keyfimi kaçırmasın istiyorum. Sen bunu beceremezsin, neyi yapabiliyorsun ki, altından kalkamazsın, seni aşar gibi cümleler duymayayım istiyorum. Pişirdiğim yemeği beğensin, yaptığım bir şeyi takdir etsin istiyorum. Kocam beni sevsin, desteklesin istiyorum. Onun için özenip süslendiğimde bir kez olsun farketsin istiyorum. Kızıyla
ilgilenmeyi, benim ona attığım bir kazık, üstüne yıktığım bir külfet değil de, vazifesi gibi, sevdiği bir şey gibi görsün istiyorum.

Olmuyor. Senelerdir deniyorum, düzeltmeye, uymaya, uydurmaya çalışıyorum. Olmuyor. Hayalimdeki evlilik bu değildi. Nasıl bu hale geldik bilemiyorum.

Ailem, “içkisi yok, kumarı yok, dayağı yok, sövmesi yok, bunun için ayrılınır mı, çocuğuna ne diyeceksin ileride” diyor. Gerçekten sadece bu sebeplerden mi boşanılır?

Mutlu olmamak bir gerekçe olamaz mı? Kızım seneler sonra bana “Babamla neden ayrıldın” diye sorsa, “Çünkü biz birbirimiz için doğru insan değildik, anlaşamıyorduk, birbirimizi mutlu edemiyorduk” desem… Bu çocuğuma yeterli gelmez mi? Suçlar mı beni onu mahrum bıraktığım şeylerden ötürü?

Kendimi unutup çocuğum için mutsuz olduğum bir ilişkiye hapsetmeli miyim kendimi, yoksa birbirine bir tebessümü bile çok gören ana babasının arasında büyümesi kızım için daha mı kötü?

N’olur akıl ver bana. Ve dahası, bir gün, fırsat bulursan lütfen bu konuda yaz blogunda. Boşanmak ve çocuk yüzünden/için boşanamamak üzerine… Sadece anne blogu değil seninki, ilişkiler üzerine de çok pay biçiyorum ben kendime. Belki senin yazına gelen yorumlarda da biri bana umut verecek bir şey yazar, belki duymam gereken bir şeyi söyler biri bana..

Demiş bu okurum.

Evlilik terapisti değilim. Özge’yi birkaç yazışmanın ilerisinde tanımıyorum. Ve sonuçta bu tek taraflı bir anlatım. Belki eşine sorsak o da bambaşka bir hikaye anlatacak bize, belki ona da yüzde yüz hak vereceğiz. Ne de olsa iki kişinin arasında geçenleri sadece o iki kişi bilebilir.

Ancak “Evlilik bu mu?” sorusuna kendimce yanıt vermeye çalışacağım: Evlilik bu değil belki ama ilk zamanlardaki (çocuktan önceki) evin istediğin yerinde, istediğin zaman sevişmeli, canın istediği zaman dışarı çıkıp yemek yemeli, kısacası kafana göre takılmalı bir ilişki hiç değil. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak çocuktan sonra birçok şeyin değiştiğini söyleyebilirim. Bizim de sarsıldığımız zamanlar oldu. Ama birçok şeyin farkındayız ve konuşuyoruz biz, çok konuşuyoruz. Karşılıklı anlayış göstermeye, fedakarlık yapmaya gayret ediyoruz. Biliyoruz ki bu günler geçici. İyisiyle, kötüsüyle.

Boşanma konusuna gelince: Çocuk yüzünen evli kalmak eskidenmiş. Bence yürümeyen bir ilişki asıl çocuk yüzünden bitirilmeli. Hele de Özge’nin yerinde -eğer gerçekten bitmiş bir ilişkiyse- bir kız çocuğuna örnek olma durumu var. Özge’nin bugün yaşadıklarının, ileride kızının yaşayacaklarını yönlendirici bir etkisi olacak. O yüzden çok dikkatli hareket etmeli.

Elbette bir çocuğun anne-babasıyla büyümesi en ideali. Ancak yürümeyen, mutsuz bir ilişki çocuğa daha da fazla zarar vermez mi? Boşanmanın zorluğunu tahmin bile edemiyorum. Fakat bence her şey bitmişse, ilişki yürümüyorsa sadece çocuk için evli kalınmaz, kalınmamalı. Çocuktan önce vardık, çocuktan sonra da varız.

Bunlar benim uzaktan, naçizane yorumlarım. Sizler de, özellikle benzer şeyleri yaşamış olanlar, yorumlarınızı paylaşırsanız Özge’ye yol göstereceğinden eminim.

 

60 yorum

  1. Sevgili Özge,

    Sevilmemek ve takdir görmemek çok yıpratıcı. İçinde bulunduğun durumu evlilikten değil iş yerlerinden dolayı biliyorum. Ağzınla kuş tutsan olmaz, yaranamazsın. Ama tabi iş yeri farklı, ceketini alır çıkarsın.. Eşin baskıcı birine benziyor. O boşanmaya nasıl bakıyor? Kızın nasıl bakıyor? Büyük şehirde misin taşrada mı? Boşanmış bir kadın olmanın toplum baskısını sen ve kızın ne kadar kaldırabilecek? Nişantaşı’nda boşanmak başka Isparta’da başka Iğdır’da başka.

    İnsan hayatında huzur ve mutluluk arar. Senin anladığım kadarıyla huzurun kalmamış, mutsuzsun. Ben senin durumunu yaşasaydım alır kızımı giderdim. Köstek olanlardan uzaklaşır dinlemezdim. Rahat bir hayat olmazdı gerçi ama bir kaç sene dayanırdım.

    Çok klişe laflar yazdım diye üzülüyorum nitekim yazar değilim, empati kurmaya çalışan bir anneyim. Güçlü durman dileğiyle…

  2. Hepimizin gel-gitlerinin olduğunu düşünüyorum. Elif’e “çocuk için evli kalınmaz” cümlesinde %100 katılıyorum. Ancak herşey denendikten, iki taraf da sorunları çözmek için “ben kendi adıma herşeyi denedim” diyebildikten sonra diye düşünüyorum. Bilemiyorum, acaba eşinizin üstüne çok mu düştünüz ya da çocuktan sonra hemen hemen hepimizde olduğu gibi az biraz ilgi eksikliği mi oldu? İnsanları anlamak çok zor. Kimi ilgiden kimi ilgisizlikten şikayet eder. Eşinizi de en iyi siz tanırsınız. Herşeyi unutup bi deneme süreci yapsanız? En azından ne istiyor onu anlamak adına. Sonrasında da bir evlilik terapistine gitseniz? Belki çocuklu arkadaşlarınızla haftasonu ailecek görüşmek de eşinizin etrafı görmesini sağlayabilir.

  3. Merhaba Özge.. Emin ol ben de farklı sebeplerden dolayı gelgit yaşadım. Benim eşim birçok kişi için ideal eştir, ufak sürprizleri sever, evde en büyük yardımcımdır, sevgisini göstermekten hiç çekinmez..Ama mesela ben de oğlumla fazla gergin bir ilişki yaşadığı için ya da evli olduğunu unutup bekar arkadaşlarıyla gece takılmalarına devam etmek istediği için ve buna benzer sebeplerden dolayı aynı soruyu kendime çok sordum. Herkesin evlilikten, karşısındankinden beklentileri farklı olabiliyor. Elif’in dediği gibi o evde yaşananları ancak ikiniz bilirsiniz. Çocuktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, en azından bizde olmadı. Yazdıklarını senin açından değerlendirdiğimde mutsuz bir anne görüyorum. Mutsuz bir anne-babanın beraberliği, mutlu ve ayrı anne-babadan daha kötüdür bence. Boşanma tabi ki çocuğu etkiler ama bu şekilde beraberlik daha kötü etkiler diye düşünüyorum. Bu konuyu ailenle görüştüğüne göre canın oldukça sıkılmış. Genelde en son raddede duyar aileler bu tip olayları. Sadece senin ailen için demiyorum tabi ki ama onların boşanmanı desteklememeleri bizim toplumumuzda sık rastlanan bir tepki. Malesef hala ‘ etraf ne der ‘ zihniyeti var. Eğer olaylar anlattığın gibiyse, çocuğum için ve tabi ki kendim için de ben boşanırdım. Umarım aileniz için hayırlı kararlar alırsınız.

  4. Sevgi nedir?
    Karşılıksız birini sevmek.
    O mutlu olduğunda mutlu olmak.
    Onun için bazı şeyleri görmezden gelmek veya katlanmak.
    Evet sevgi karşılıksızdır ve öyle olmalıdır ama işin içine evlilik girdimi durum bambaşka bir hal alır.
    Evlilikte tek taraflı sevgi o gemiyi yürütmeye yetmez.
    Nedir o karşılık?
    Karşılık bazen bir teşekkür, bazen bir tebessüm, bazen bir tatlı söz, bazen bir dokunuş.
    Bütün bir ömrü beraber geçireceğin insana sana dünyanın en güzel hediyesini vermiş insana ve dahası sana ömrünü adamış insana bir minnettir karşılık.
    Ama bunlar zorla olacak iş değil. İçinden gelmedi mi insanın oyunla rolle yapacağı bir şey değil.
    Bunlar doğal bir ihtiyaç gibi içten gelir.
    Aslında ne sevgi ne evlilik tek taraflı yürümez.
    Üzgünüm ama yazdıklarınızı okuduğumda karşınızdaki adamın sizi sevmediğini hissettim.
    Bu tamamen benim algım. Siz neyin ne olduğunu hepimizden daha iyi bilirsiniz.
    Ama bu adam tamamen belli bir kalıbın içine kendini hapsetmiş ve sizinde o kalıplar içinde yaşamanıza sizi mecbur etmiş. Ve bundan değil rahatsızlık duymak incinmemiş bile.
    Bu noktada inanın kelimeler tükeniyor ve beni bile bir çaresizlik duygusu kaplıyor. Sizin halinizi düşünmek bile istemiyorum.

    Ne olursa olsun bir erkek kadınını mutlu etmelidir.
    Yazdıklarınıza bakınca sizin kırılgan ve naif bir yapınız olduğunu hissettim.
    Bu adam bu gün bile değişse siz yarın hemen bu boşanma fikrinden vazgeçersiniz.
    Siz öylesine sevgiye aç öylesine ilgiye muhtaç kalmışsınız.
    Benim size naçizane önerim eşinize mektup yazın.

    Ona, duygularınızı ve hissettiklerinizi dökün.
    İsteklerinizi bir kenara bırakın ve sadece onun size hissettirdiklerini açık bir dille ona yazın.
    İnsanlar karşı tarafa hissettiklerini anlatmak yerine isteklerini ilettiklerinde karşı tarafı tahrik ederler ve karşı taraf hep istenen şeyin tersini yapar.
    Örnek vermek gerekirse: ” sen beni sevmiyorsun neden böyle oldun biraz daha sevgi dolu olamaz mısın?”
    Şimdi bu cümle direk karşı tarafı suçlayıcıdır. Ve insanlar asla kendinde kusur görmezler.
    Hepimiz böyleyiz. Hani ters teper derler ya. Bu tarz cümleler karşı tarafta etki etmez.
    İnsan her zaman kendini kayırır.
    Ama ona: “senin davranışların beni üzüyor kendimi mutsuz ve kırgın hissediyorum” dediğiniz zaman kendisini sorgulama ihtiyacı duyar. İster istemez duyar.
    Çünkü özünde iyi bir insansa başkasını üzmek ve bunu direk duymak onu etkiler.
    Belki bu yaklaşım size yardımcı olur.
    Dışarıdan bakan ve yazdıklarınızdan yola çıkan biri olarak kendimce düşüncelerim bunlar.
    Sizi kırdıysam veya yanlış bir şey söylediysem affedin.
    Lafı daha fazla uzatmak istemiyorum ve içinde bulunduğunuz durumun düzelmesi için size dua ediyorum.
    Mutluluk bir lüks değil herkesin hakkıdır.
    Ve onu siz almadıkça kimse size vermez.
    Mutluluğunuz için çabalayın.

    Küçük kızınızın gözlerinden öperim.

    Sevgiler ve selamlar.

  5. merhaba özge hanım.ben 24 yaşında 8 aylık anneyim.2 yıllık evliyiz eşimle ve severek evlendik.bebeğimiz doğana kadar mükemmel çifttik herkesin gözünde.ama çocuktan sonra birlikte paylaştığımız saatler azaldı.ben bebeğimle ilgilenirken o tv de zapping peşinde oluyor genelde.bir kez olsun bebeğimizin altını değiştirdiği yoktur.şuraya gidelim ya da şunu yapalım dediğimde bebek mızmızlanırsa günümüz zehir olur gitmeyelim yapmayalım diyen bir tip.ama şu var ki ben beklentilerimi her zaman en diplerde tutan bi kadınım.kendi içimde bugün dışarı çıksak keşke derken bi yandan da ama çıkamazsak da oturup güzel bi çay yapar iki bisküvi açar tadını çıkara çıkara yerim diyorum.ille de yapmalı değil,içinden gelerek yapmalı yılda bir de olsa.tabiiki benim ihtiyaçlarımı karşılamalı,mutlu etmeli ama yalnızca beni mutlu etmek için değil kendisi için de.benim tavsiyem bi süre tek başına çıkıp gez kızını alıp,bi sabah uyandığında ilk işin yatağını toplamak olmasın,inip fırından simidini ekmeğini al bi temiz hava al.hayatı kendine yaşa.başkaları olmadn da mutluluğu yakalayabilrsin.küçük şeylerle hayatını güzelleştirebilrsin.ayrılığı aklına getirdikçe gözüne batan şeyler artacaktır mutlaka…ama unutmamalı ki herkesin bazı dönemler bi deli yanı tutuyo.bi boşvermişlik bi bıkkınlık geliyo insana.umarım eşin artık kendisinin farkına varır da seni daha fazla üzmez.ama benim düşüncem bu tarz sarsıntılar evlilliği yıkmamalı.en kötü ihtimalle bi aile danışmanından destek alın daha fazla ne yapabilirz diye.bundan sonrası için mutluluklar dilerim,allah yardımcın olsun.sevgiyle…

    • Bence “hayatını kendine yaşa” da bir seçenek gerçekten.. Boşanırken diğer faktörler de çok önemli, bilmiyoruz şartlarınızı.. Ama ondan beklentilerinizi önce sıfıra indirin. bi de öyle yaşayın.. Unutmayın ki boşanınca mutsuzluk ille de bırakıp gidecek diye bir durum yok.. Kızınızla hayatınızı geçirin, o sadece evde “direk” olsun.. yine olmazsa arkanızı dönmeden boşanıp gidersiniz. Böyle bir kişi birden değişemez ki, bu onu baştan yaratmak demek , daha önce hiç yapmayan biri elinizi tutacak işten geldiğinde gülümseyecek vs. Bakalım siz beklentilerinizi bırakıp, kendi kendinize yaşayan özgüvenli ona muhtaç olmayan güçlü bir kadın olunca ne yapacak? Tekrar başlayabilmeniz dileğiyle..

    • Benim annem hep “erkekten beklentini az tut” der. Ve beklentini az tuttuğunda daha mutlu oluyorsun. Bende Duygu ve Tuğçe gibi düşünüyorum. Bir müddet kendini kızınla vakit geçirmeye ada, kocanı unut 🙂 Belki de o, bu dışlanmadan rahatsız olup sizin aranıza gelecektir. Ama bunu dikkatli yapmak lazım, hepten kopup gidebilir de sanırım. Ama hemen boşanmayı düşünmek yerine, eşin yokken de mutlu olabiliyor musun onu test et bence…

  6. ““Çünkü biz birbirimiz için doğru insan değildik, anlaşamıyorduk, birbirimizi mutlu edemiyorduk” desem… Bu çocuğuma yeterli gelmez mi?”
    bence gelir Özge,
    çocuk için evli kalmak eskide kaldı, kızının zamanında tarih olmuş olacak ve bu yüzden kızın seni suçlamayacak BENCE.
    benim evliliğimde de benzer sorunlar var.
    yazının başına katıldım, ama sonlarına değil. Bu yüzden boşanmıyorum zaten 🙂
    yani benim eşim kızına aşık. Bile isteye ilgileniyor, verdiğim işleri “üzerine yıkılmış gibi düşünmüyor” çoğu zaman, ev işlerine yardım ediyor, yaptığım yemekleri beğeniyor, ben ayrı kanepeye geçsem o yanına çağırıyor, sarılmadan uyumuyor vs vs…
    bizim sorunumuz sadece eğitim ve yetişme farkı.
    ben çok okuyup kendini geliştiren biriyim ve o tam tersi.
    Bu yüzden konuşamıyoruz, bir konu üzerine tartışamıyoruz, farklı düşünüyoruz… farklı dili kullanıyoruz.
    bu yüzden bazen niye çekiyorum diyorum ama senin yazını okuyunca durumun boşanmalık olmadığını anladım.
    seni üzmek ya da olumsuz etkilemek istemiyorum ama,
    ben senin yerinde olmuş olsaydım, KENDİMİ ve KIZIMI düşünüp boşanırdım, etraftan kimseyi de dinlemezdim. çünkü anladığım kadarıyla ortada pek ilişki diye birşey kalmamış eşiniz tarafından.

    bu yorumum sana yardımcı olur umarım.

    • gereğinden fazla mı açık olmuşum, pişman oldum şimdi.

    • Yorumunuzda kendimi gördüm 🙂

      Aslında eskisi kadar takmıyorum buna, durumumuz aynı anlattığınız gibi, sevgi, aşk çok şükür her şey yolunda ama yetiştiriliş tarzı ve kültürel farklılıklar köstek oluyor zaman zaman. Ben de baktım bunları bir yere kadar aşabiliyoruz, hatayı kendimde aradım ve buldum da.
      Bunca insan aşka, sevgiye hasretken ben elimdekinin değerini bilmiyordum, bir kaç hayalimden vazgeçerdim (aynı onun da vazgeçtiği gibi) olur biterdi. Böyle düşündüğüm de çok daha yoluna girdi her şey, onu öyle kabul ettim, özünde aşkımızın sağlıklı kaldığı sürece kalanının öneminin olmadığını anladım.

      Ha hala bazı konularda ufak ufak değiştirmeye çalışıyor muyum? Evet çalışıyorum, engel olamıyorum :))
      Sevgilerimle…

  7. “….. yapsın istiyorum” cümlelerini okurken ilişkimizin sizinki gibi gittiği bir dönemde yazdığım yazı ampul gibi yandı beynimde. bak burada: http://anneno27.wordpress.com/2010/10/26/siz-ne-kadar-erkeksiniz-2/ biz düzeldik, bilmiyorum nasıl yaptık ki, hala anlamıyorum. ben nasıl davranılmasını istiyorsam bir süre öyle davrandım sanki, ya da düzeleceği mi vardı ne?

    açıkçası sorunlarınızla ilgili Elif’le hemfikirim, karşı tarafı da dinlemeden yorum yapmak çok zor. İletişimsizlik olduğu bariz. Belki ilişki terapisi derdim ama eşin normal görüyorsa her şeyi o da zor olur…

    yalnız bir soru sormuşsun ki, ben cevabını biliyorum. “Mutlu olmamak bir gerekçe olamaz mı? Kızım seneler sonra bana “Babamla neden ayrıldın” diye sorsa, “Çünkü biz birbirimiz için doğru insan değildik, anlaşamıyorduk, birbirimizi mutlu edemiyorduk” desem… Bu çocuğuma yeterli gelmez mi? Suçlar mı beni onu mahrum bıraktığım şeylerden ötürü?”

    Kendimden biliyorum, hayır, yeterli gelmez. Sadece seni değil, ilişkinizdeki başarısızlığınızdan ötürü büyük ihtimal ikinizi de suçlar. Belki zamanla anlar, ilişkiler yaşadıkça, evlendikten sonra vs. ama asla kabullenmez. Bak ben 28 yaşındayım, 16 yıldır kabullenemedim, kabullenemiyorum. Anne babamı zorla yeniden evlendirdim, yine ayrıldılar, anladım ki olmuyor ama o kadar. O kadarını anlayabiliyorum, içimde bir şey bunu asla kabullenemiyor. Birbirini en başta sevebilmiş 2 kişinin sonradan birarada olamamasını algılayamıyorum. Bu yüzden eksik olan bazı duygularımın yerini dolduramıyorum. İkisini de çok seviyor ve anlıyorum ama daha dibini kabullenemiyorum.

    Bence tabii ki kendini mutsuz eden her şeyden sıyrılmalısın ama ortak paydanız o kadar hassas ve kırılgan bir şey ki! Çocuğa zarar vermeyecek boşanma bence yok. Feriştahı gelse bana bunu kabul ettiremez. Ben ne dayak gördüm, ne aldatma, ne birbirlerine kötü bir söz.. Efendi gibi gittiler boşandılar. Öyle 2 saat babada 5 gün annede gibi kurallarımız da olmadı. Babam bize geldi biz ona gittik, her yere, tatillere birlikte gittik… Ama kabul edemiyorum ve çok öfkeleniyorum o zamanlar aklıma geldikçe. Üstelik bunun yükünü hep taşıyorsun. Evlendim, eşimin ailesi kabile gibi, nasıl kalabalık! Bense sap gibiyim. Ana ayrı baba ayrı, etiket belli: Boşanmış anne baba çocuğu. Sana böyle hassas davranmalar, nezaketen kimsenin anne babamdan bir bahsetmemesi vs…

    “Ben” senin yerinde olsaydım, ki oldum, hep bunu düşündüm. Şimdi babam annemin yanında tatil yapıyor, biliyor musun 30 yaşıma geldim eşşek kadar kadınım ama hala aptal gibi umutlanıp gece dualar ediyorum 🙂

    Elindeki malzemeyi değerlendirmeye çalış son raddeye kadar. Bence fikrini almadan dünyaya getirdiğimiz bir çocuğa yapacağımız en büyük 2 kötülükten biri onu kardeşsiz bırakmak ve babasından boşanmak.

    Benim fikrim bu yönde… İnşallah düzelirsiniz, inşallah…

  8. sevgili arkadaşım Özge;
    bekle arkadaşım,bekle kardeşim.. biraz daha zaman ver kendinize..zaman verirsen ne olacak;belki eşin görecek çaresizliğini yanlızlığını, belki sen göreceksen onunla olan anlarının artılarını;belki de kimseye sormaya bile gerek kalmadan bitirme zamanının geldiğini farkedeceksin.. Zaman sana gösterecek belki de; bazen ciddi bir yol ayrımına giriliyor ve taraflar bunu fark ettiklerinde panikleyip birbirlerine sarılıp anlamaya çalışıyorlar.bu da sonsuza kadar sürmeyecek kısa bir dönem güzellik getiriyor evine, yüreklerinize.. bence hepsini bir kenara bırakıp Onu sevip sevmediğini düşünmelisin.. eminim hayatının böyle devam etmesini istemiyorsundur ama Onsuz nasıl olacak ya da daha iyi bir hayat kurabilecekmisin? Ne bileyim üzüldüm sabah sabah.. çare olamadım sana biliyorum.. şans diliyorum.. sevgiler…

  9. ben boşanmış, ancak bunu yıllar sonra benim psikolojim mahvolduktan sonra yapmış bir anne babanın çocuğuyum. O boşanma belki yıllar önce gerçekleşseydi, ne benim hayat görüşüm böylesine değişirdi, ne hayatım bu kadar zorlaşırdı, ne bu kadar içime kapanık olurdum, ne de şu an kendi evliliğimde kocama takındığım katı tavrı takınırdım. Yaşadıklarım öyle ağırdı ki,artık boşanmaları için anneme ben baskı yapar olmuştum. işin kötüsü annem ikinci bir çocuk daha yaptı herşey düzelsin diye, tabi ki faydası olmadı. Benim için en zoru da hala o günlerden kalma travmalarla boğuşuyor olmam. Sürekli gergin bir evde büyüdüğüm için her an öfkelenmeye hazırım. Dolu bir silah gibiyim. öfkelendiğimdeyse eşimi gerçekten çok acıtıyorum. Yani yaşadıklarım yüzünden ben öfke kontrolü yapamayan, insanlara güvenmeyen, kimseye gerçekten açılmayan ve evliliğinin tadını çıkarmak yerine eşinden gelen her şeyin altında art niyet arayan bir kadına dönüştüm… çocuğunuz için evli kalmak mı demiştiniz? Bir daha düşünün…

  10. ben üniversite yıllarında çok severek üstelik delice aşık olarak evlenmiş ancak hocamın baskısı ile okul kaydımı dondurmuş biriyim . ne hayaller ile evlenilir ancak benimki daha hamileliğimin başlarında çatırdadı ve bebek doğdukdan 15 gün sonra maalesefki son buldu .. evet o dönem benimde çok fazla cahilliğime denk geldi ancak eninde sonunda bitecek bir evlilik olacağı baştan ben hariç herkezin farkında idi .. sonrasına gelince …yarım bıraktığım eğitimime devam ettim .. oğlumu babasız ama en iyi şartlarda büyütüyor ve okutuyorum ..belki bi tarafı eksik ancak mutlu en azından ben huzurluyum çünkü diğer türlü çok daha mutsuz olacaktı birbirine tahammül dahi edemeyen soğuk bir ortamda çocuğuma yeterince ilgi gösteremeyecektim çünkü benim de psikolojim tamamen bozuk olacak ve çocuğuma yansıyacaktı .. bu sebepten çocuk için aile devam etmeli kavramına katılmıyorum…diğer yandan aile desteği de çok önemli ..

  11. Merhaba Özge,
    Yazdiklarini okurken Gozyaslarimi tutamadim Ve Anlattıklarının neredeyse yarısını belki de daha da fazlasını biz de yasıyoruz. Henuz hepsi degil cunku daha 4 yillik evliyiz ve kizimiz 6 aylik belki de ondan. Daha dün gece esime ‘keske tekrar haftada bir gun sevgili olsak’ dedim. Cunku sevgili iken daha cok sey paylasiyorduk, birbirimize daha yakindik sanki. Ama O da bana’ o zaman haftada 1 kez görüşmemiz lazım ‘ dedi. Sanirim her gun birarada olmak ayni evi paylasmak insani bir muddet sonra bu noktaya getiriyor. Ama soyle bir fark var ben mutsuz değilim ya da oyle oldugunu dusunuyorum ya da oyle olduguna inaniyorum. Aslında kendimi mutsuzluğa hapsetmemeye çalışıyorum . Esim bizimle program yapmak istemiyorsa kendime program yapıyorum kızımla, sonra ona da soruyorum gelir misin diye, ilk baslarda gelmedi ama müddet sonra tamam gelirim demeye başladı. İnan bizi disari cikar dedigimde bir yarim saat sonra ‘tamam
    Bitti mi hadi ‘ demeye basliyor. Akşamları sinirli oldugunda zamanini bilgisayarin basinda gecirmek istediginde artık birşey demiyorum. Onceleri cok dir dir ediyordum baktım ki çözüm bu değil artık yapmamaya çalışıyorum
    Tabi bu cok zor. Cok sıkılırsam onun da gorusmekten zevk aldigi arkadaşları çağırıyorum mecburen kalkıp yanimiza geliyor. Haftasonu zaten benim ailemle veya onun ailesiyle zaman geçiriyoruz. Mecburen katılıyor. Orada sıkılmasını dert etmiyorum. Sıkıldıysan eve git diyorum bazen. Aslında sorun benim cok fazla sosyal olmam onun da biraz (belki de cok fazla) asosyal olması. Yani bütün bir haftasını kimse ile bir kelime konuşmadan geçirse sorun yok onun icin. Gercekten bu onun İcin sorun değil , ona sorsan o para kazanma, ev gecindirme derdinde ve ben bunları düşünmüyorum. Ustelik ben sadece kızıma bakmak İcin mesleğime bir müddet ara vermiş biriyim. Neyse O yüzden ben de sosyalligimi başka arkadaşlarımla konuşarak paylaşarsak gidermeye
    Calisiyorum. Kızımla birlikte yeni annelerle tanıştım hepsi de internetten. Vaktimi onlarla geçirdiğimde ben de daha mutlu bir insan oluyorum. Esime daha az sarıyorum 🙂 ona da bana yaklaşma fırsatı vermiş oluyorum. Bana hiçbir zaman yetmese de, hiçbir zaman eskisi gibi olmasa da, o da biraz biraz yaklaşmaya çalışıyor. Kadin olmak, anne olmak cok duygusal olmayi da beraberinde getiriyor. Erkeklerden cok daha fazla etkileniyoruz. Neticede sen suan depresyonda olabilirsin. Önce bundan çıkmaya calışmanı tavsiye ederim. Depresyonda verilen kararlar doğru olmayabilir. Sosyalles, kendine arkadaşlığından zevk duyacağın yeni arkadaslar edin mesela. Eskiyi hatırlama, bir müddet evliliğini düşünme. Esın zaten ona karsı yaklaşımından birseyler olduğunu sezip sana yakinlasabilir. Ya da daha da uzaklasanilirsiniz. Sanırım bu mutsuzluktan çıkarsan daha rahat karar verebilirsin hakkınızda herseyin hayırlısı olsun. Sevgiler

  12. bu tür bir evliliği bir ben yaşıyorum sanıyordum. Özge hanım, ne çok benim eviliğime benziyor…
    hatta baştan başlasam oğlumu istemedi yanıtını bile çıkarabilirim evliliğimden. ailemde yada eşimin ailesindeki evliliklere bakıyorum imreniyorum. birşey alırken birbirine danışmalar , canımlı konuşmalar, beraber gidilen yerler, düğünler (düğüne beraber gidiyoruz ama sonra eşim ortadan kaybolur), market alışverişleri (eşim önden yürür yada bizi alışverişe yollar kendi teknoloji mağazalarına girer – sanki ben teknolojiden anlamam merak salmam gibi-) herşeyde yanlızız ve herşey beni özendirir.
    dönüp baktığımda sevdiğim adamla şimdi ortak hiçbirşeyimizin kalmayışı beni her nekadar üzsede evet bitti. bende sondayım. benim aklımdada boşanma kararı var, bende dile getiriyorum ve aldığım cevap sizinki ile tıpatıp aynı.
    bizim evde sadece “baba objesi” var. baba yok ne yazıkki. okadar tejikki oğlum futbol bilmiyor çünkü bende bilmiyorum, bilmediğim için öğretemiyorum. kaldıki onla ilgilenmek, gezmek oynamak , uyutmak şöle kenarda dursun.

    cesaretsizliğinide, çırpınışınızıda, sorgulayışınızıda, çabanızada anlıyorum. eşinizin “iyi bişiyler” yapmamasında nedenler arayışınızıda, boşanmanın başınıza geldiğinde ortaya çıkan dağ gibi sorunlarıda, kızınızın gözlerindeki gülümseyişte ağlamanızıda, eşinizin ufak bir “iyi” hareketinde dayanılmaz mutlu oluşunuzuda, bukadarcık şey ile yaşamaya çalışmanızıda anlıyorum.
    umarım bu “mucize” denen şeyler bizim de karşımıza çıkar.

  13. Sevgili Özge,
    Aynı boyutta olmasa da çocuktan sonra evliliğin sarsılması, hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması, “sevgililik”ten “anne-baba”lığa geçişi çok keskin bir şekilde yaşıyorum, yaşıyoruz kocamla.. Bazen deliriyorum.. tamam ben anneyim, tamam bebek sahibi olmayı ağırlıklı olarak ben istedim ama bu benim tüm hayatımın 180 derece değişeceğine, kocamınsa hiçbir şeyi değiştirmeden bizden bağımsız bir sosyal hayatı olacağı anlamına gelmiyordu.. akşamları tek tük konuşuyoruz, zaten bebek yattıktan sonra bayılıp uyuyorum sabah 6da kalktığım için (bu kısım sanırım benim hatam, bi yarım saat dişimi sıkıp kocamla sohbet edebilirim) , sevişmeler eskisi gibi değil hatta sevişmeler pek yok..
    Bazen çok bunalıyorum, bırakayım herşeyi kızımı alıp gideyim diyorum, zaten yaşamımızı sürdürmek için bu adama ihtiyacım yok diyorum, çılgın gibi “bebek duymasın” sessiz kavgaları yaşıyoruz, fısıltılarla birbirimizi boğazlama raddesine geliyoruz, konu da genellikle bebek..
    Sonra bir geliyor yanıma, yanağıma bir öpücük konduruyor, içim eriyor..
    Ben kararımı verdim, yanağıma kondurduğu öpücük ile içim eridiği sürece bu evliliği bırakıp giden ben olmayacağım.. Ayrıca kızımın babasıyla ilişkisine bayılıyorum, daha fazla ilişki kurmaları için sürekli destekliyorum çünkü kız çocuğu için baba figürü tahmin edeceğimizden de fazla önemli..
    Demem o ki; ufacık da olsa kocana karşı sevgi ve aşk varsa devam et..

  14. Cocugunuzdan once de aranizda varolan ufak tefek seyleri, kirginliklari keske birbirinize soyleyebilseydiniz…belki cocukdan sonra bu denli degismezdi hersey…Kirginliklar, alinganliklar birikmis anladigim kadariyla…Es, dunyada anne, baba ve kardeslerden sonra en guzel en guvenilir kimse olmaliyken…Elif’e yazdiklarinizi onada soyleseniz, en azindan email atsaniz, ne bileyim mektup yazsaniz…Cogunlukla erkekler, babalarindan gorduklerini zaman icinde evliliklerinde uyguluyor, belki sizin esinizdede boyle bir durum var..Belki o da gordugunu yaparak, herseyi kontrolu altinda tutarak daha dogru gececegini dusunuyor hayatin..Olabilir mi? En guzeli dusunduklerinizi soylemek, kirginliklarinizi gerekirse bir bir anlatmak suclamadan onun bunlari kasti yaptigini dusunmeden dile getirmek, iyi gelebilir mi acaba? Taraflarin birbirlerini suclayici olmadan konusmasi cok onemli bence…Umarim hersey yoluna girer, mutlu hep mutlu olursunuz…

  15. Merhaba Özge,
    Yazından anladığım kadarı ile çok hassas ve ince düşünceli bir insansın. İnsanlar evlenmek için çok çaba sarfederler.Evlendikten sonra ise anlaşmaya çalışmak büyük bir başarıdır. Eşinle senin bence en büyük probleminiz ince şeylere takılıp yıpranmanız. Ben 6 yıldır evliyim.4 yaşında bir oğlumuz var.Ve boşanmış bir anne babanın çocuğuyum. Bekarlığımızda her ikimizinde görüştüğümüz dostlarımız arkadaşlarımız ile hala görüşürüz hatta kimisiyle sık sık görüşürüz. Ve gördüğüm kadarı ile çocuk olduğunda erkekler gerçekten bir döneme giriyorlar ve bu dönemden kimisi erken kimisi geç çıkabiliyor. Bence bu tutum eşe bağlı gelişiyor. Benim eşimde bir afallama dönemi geçirdi ama çok şükür kendine geldi. Bende beni sevsin,ayak ucunda oturayım,öpeyim,seveyim isterdim,istiyorumda.Ayağı ayağıma değmeden asla uykuya dalamıyorum mesela. ne yaptım yılmadım 🙂 benden su bile istese önce gidip gidip öpüyorum sonra getiriyorum. ilk zamanlar kızardı artık alıştı birşey istediğinde bakıyorum gülümsüyor nezaman gelip öpecek diye. Birçok şeyi birlikte aşmaya çalışmak en güzeli.Öyle hooop diye olmuyor elbette çaba gerekiyor. Kendine yapılmasını istemediğin şeyleri başkasınada yapmamak gerekiyor belkide eşinde tıpkı senin ondan beklendiklerini bekliyor olabilir? birbirinize trip gerginlik yapmak yerine ilk adımı sen at hatta ikinci üçüncü dördüncü. Eşini seviyorsan eğer gerginlik hissettiğinde ortamı yumuşatmaya çalışman bence daha doğru bir adım olur nacizane. Her evlilik böylemi? Hayır her evlilik böyle değil ama böyle olabilir,böyle dönemlerden geçer.. Yönünü değiştirmeye çalışmak kadının elinde diye düşünüyorum. Benim annem babam boşandıktan sonra manevi açıdan çok zor zamanlar yaşadım bir kız çocuğu olarak. Ve evliliğimde onların yapmış oldukları hataları asla kendime,eşime ve çocuğuma yapmamaya söz verdim. Arada sallantılar oluyor olacak elbet o benim eşim istediğini söyleyebilecek,gerekirse kızacak,yorulacak,hiçbirşey yapmak istemiyeceği zaman olacak. Çok ince düşünceli bir kocam olmasına rağmen görüyorumki ben ondan bin kat daha ince düşünüyorum. Daha önce bir hafta sonu program yapsa diye beklerdim yapmayınca üzülürdüm.Niye üzülüp duruyorumki dedim ben yapmaya başladım bir iki üç yok ıgh mıgh sonra düzene ayak uyduran o oldu. Oğlumuzu birlikte tiyatroya,sinemaya,uçurtma uçurmaya,balık tutmaya götürüyoruz.Tabiki ilk zamanlar hep ben tek başıma yapardım.Siz gidin,siz yapın ben yorgunumu çok duydum. Ama artık bu hafta bir program varmı? diyor..
    Evde çeşitli oyunlar üretiyoruz onuda katıyoruz. Zamanla bizimle birlikte olmaktan keyif almaya başladığını görüyorum. Ve bana karşıda ilgisi eskisinden çok çok daha fazla. Giyinip süslenip yanına oturup beklemektense kolunun altına giriveriyorum mesela 😉 Sabah ondan önce kalkıp saati gelince öpücüklerle uyandırıyorum,evden gülümseyerek işe gönderiyorum. Geldiğinde yıllarca nasılsın? diye sormasını bekledim,üzüldüm, sonra Ben sordummuki acaba? diye düşündüm.onu suçlamak yerine geldiğinde hoşgeldin hayatım diye karşılayıp,nasılsın,günün nasıl geçti,işler nasıl diyorum ardından oda bana soruyor. Çok uzattım..
    Son olarak bir erkeği çekip çeviren kadındır diye düşünüyorum. Eğer eşini gerçekten seviyorsan ve ömrünün geri kalan kısmını onunla geçirmek istiyorsan tekrar düşün. Eşinede sürekli boşanmak istediğini söylersen geri dönüşü olmayan birçok iz bırakabilirsin.

    Mutluluğu yakalamanız dileğiyle..

  16. merhaba,
    geçen gün, oğlumun anaokulu sınıfında olan bir arkadaşının annesinin başka bir erkekle birlikte olmak için eşinden ayrıldığını öğrendim..biz parktan gelirken o çocuğun balkondan oğluma ve bana gıptayla bakmasının hiç unutmayacağım…ne olursa olsun onu baba figürsüz bırakma… despot, zalim işkenceci sevgisiz bir baba değil seninki…benim de 2 çocuğum var ve evliliğim seninkine benzer…ben şimdilerde mutluluğu kendimle barışık, kabullenmiş ve iyimser olmaya çalışmakla bulmaya çalışıyorum…hayat 4×4 lük değil, bizler de…sabır çok önemli… keşke dememek de… hayatına girecek ikinci erkek onun gerçek babası olmayacak….ve acaba ne kadar onu kabullenip şefkatle ve merhametle yaklaşabilecek…bazen sabah hiç olmayacak sanırken bir bakmışsın güneş gülen yüzüyle camda seni bekliyor…sen güneşi içine al… kendinle kızınla mutlu ol…olmaya çalış…bir bakmışsın bu tabloya girmek isteyecek biri olacak hem de yakınında… eşin…. bırak ona da biraz zaman ver hepimizin bunalımlı bazen çok da uzun süren dönemleri oluyor…geçecektir inşallah… dua et bu seni ayakta tutar… sabır acı ama meyvesi tatlıdır… kızın için sabret …çocukları dünyaya getirdikten sonra tek kişilik değil çift kişilik düşünmek zorundayız…onu babasız bırakma…cumartesi pazarlara hapsolmuş, saatlik birlikteliklere…hem kız çocuğu babaya düşkündür…bir bakmışın babayı yumuşacık baba haline getirir…kafam şu an çok dağınık..ne yazdığımın çok farkında değilim… sadece yanında olmak ve sana sıcak bir el uzatıp geçecek merak etme,biraz daha sabır demek isterdim…çünkü çok daha büyük problemler yok…o hayallerdeki evlilik çok az kişide var…hiç kimse göründüğü kadar mutlu veya mutsuz değil…sende mutluluğu öce kendinde ara sen mutlu ol…gerisi gelecektir…mutluluğun a ya b ye c ye bağlı değil…o senin içinde ve onu sen oluşturacaksın…sana dua edeceğim..kızını benim için öp…

  17. Merhaba,
    Çocuğum yok ama ilişkilerin çocuklu ya da çocuksuz devam etmesi için bazı olmazsa olmazların olduğuna inanıyorum. Sadakat, konuşabilmek, karşındaki sevmek, anlamak ve empati kurabilmek bence tüm insanlarla ilişki sürdürebilmenin temel koşulları. Çocuktan sonra bir çok şey muhakkak değişiyordur ama sevginin, paylaşmanın, anlayışın, şefkatin ilişkiden kaçıp gitmesi çocuk olmasa da bir ilişkiye nokta koymaya yeterlidir. Çocuksuz ama mutlu bir bereberliği olan bir kadın olarak size iyi bir uzmandan yardım almanızı öneririm. Boşanmak veya evli kalmak için değil, sizi gerçekten hangi yolun çözüme götürebileceğini fark etmek için.. Aileler sizinki gibi durumlarda bence çözüm kısmına dahil edilmemeli. Sadece sonuçtan haberdar edilmeli. Çünkü zaten kafanız karışıkken, sizden ve sizi neyin mutlu edeceğinden çok etrafın bu durumu nasıl yorumlayacağına takılıp iyice kafa karışıklığına yol açabileceklerini düşünüyorum. Siz içinize en çok neyin sineceğini bulmak için yola çıkın. İnsan içine her hangi bir durum sindirdi mi inanın çoluğuna çocuğuna da, anasına babasına da, etrafa da bu kararında kapı gibi sağlam durabiliyor ve mutlu mesut yaşamına devam ediyor. Mutluluk gerçekten görülen değil, aslında hissedilendir bence. İnsan işitse de, görse de, ruhun izlediği yol hissettiğinin peşinde… Sizin çözümünüzün ne olduğu sizde saklı. Siz o saklıyı ortaya çıkarmanın yolunu bulun… Bizler size göre değil ancak bize göre cevap verebiliriz… Sapa sağlam, mutlu bir yol dilerim size.

  18. Sevgili Ozge,

    Yasadigin sikintilar cogu evlilikte yasaniyor. Ozellikle cocuk olduktan sonra olusan olumsuzluklardan yakinindan etrafimda cok insan var. Sanirim cocuk oncesi ilgi tamamen esler uzerinde olurken, cocugun gelmesinin ardindan ilginin ister istemez yon degistirmesi veya azalmasi her iki tarafi da olumsuz etkiliyor. Bizi etkiledi. Ben bunu biliyorum. Esim cocuguna karsi cok sevgi dolu ve cok ilgili. Bu beni cok mutlu eden bir sey. Ama maalesef bana gosterilen ilgi ve sevgi de azalmalar oldu. Cocugun olmasiyla her ikimizin ustune yuklenen arti yuklerde bu olumsuz durumlari tetikleyen etkenler oldu. Sozun kisasi sanirim her ne kadar cocuk sahibi olmak harika bir sey olsa da, bazi evlilikleri derinden sarsan bir unsur haline gelebiliyor.

    Biz esimle her ikimizde bir cirpinis icerisindeyiz. Ben nasil bir uzuntu icindeysem, ayni uzuntuyu ayni mutsuzlugu O’nda da goruyorum. Her ikimizde hala vazgecmedik. Benim tek mutlu oldugum durum bu su an da. Vazgecmeyenin sadece benim degil O’nunda vazgecmedigini gormek. Yasanilan mutsuzluklarin sayisi artikca, bazi sorunlarin cozulemedigini gordukce sanirim konusmaktan kaciyor insan.Birbirinden uzaklasiyor. Bizim iliskimizde ben sorunlari konusarak cozmeyi seven bir insanim, esim ise konusmak yerine hareketlerle yoluna sokmaya calisan bir insan. Dolayisiyla O nun bu yaklasimi benim konusma ihtiyacimi karsilamami engelliyor. Ben son 1 senedir, ona her konuda mail atiyorum. Canim sikildigi konularda, uzuldugum konularda, beni mutlu ettigi konularda. Ve bu bizim kotu giden iliskimizi biraz olsun kendi getirdi. Boylelikle gereksiz tartismalari, kotu ortamlari engellemis olduk. Ben cok acik ve rahat bir sekilde kendimi ifade ettim. O bazen anladi beni bazen anlamadi ama sonuc olarak birbirimizi bazi sozler ve hareketlerle kirma olazsiligimiz azaldi. Icimde hicbir sey biriktirmedigim icin de , O’na karsi ofkemin artmasini engellemis ve ayrica O’na da kendi savunma hakki vermis oldum. Hersey cok mu yolunda. Hayir degil. Ama yavas yavas yoluna giriyor. Belki bu fikir sana yardimci olur dusuncesi ile yazdim. Benim de kafamin attigi ve bosanmayi dusundugum cok zamanlar oluyor. Fakat bu dusunce aklima girmeyi basladiginda bile kendimi ne kadar mutsuz hissettigimi ve aslinda esimden ayri oldugumda yasayacagim mutsuzlugun buyuklugunu biraz olsun hissettigimde, caba gosterme dusuncesi daha cok agir basiyor. Insan icinde aslinda birseylerin bitip bitmedigini biliyor. Eger icinde birseyler hala bitmediyse, savas derim ben sana. Hala devam etsin istegin varsa. Kendini bu evlilik bittiginde hayal et. Esin ile ayni evde olmadiginiz, artik tek basina oldugun zamanlari dusun. Sana nasil hissettiriyor bu dusunceler. Beraber olmak mi olmamak mi iyi hissettiriyor. Ben boyle dusundugumde esimin artik hayatimda olmamasi fikri su an yasadiklarimdan cok daha fazla canimi acitiyor. O’na bakiyorum O da aslinda bizsiz yasayamazmis hissini bana veriyor. Niye peki boyleyiz. Bilmiyorum. Ama ugrasiyorum. Ve hala vazgecmedim. Bence vazgecme. Ne kaybedersin biraz daha savassan? Umarim yardimci olmusumdur. Ama bil ki yalniz degilsin. Bunlari cogu insan yasiyor. Kendini uzme niye benim basima bu geldi diye. Ben su sekilde dusunuyorum. Sevgiler.

  19. yazınızı okuduğumda işinizin gerçekten zor olduğunu düşündüm. kolay bir şey değil ama bence evliliğiniz hala çabayı hak eden bir durumda. şu cümle önemli:
    “Benim onun içinden asıl geçeni anlamam, anlık söylenen şeyleri düşünmemem gerekirmiş.”
    eşiniz de aslında sizi seviyor. sadece aynı dili konuşmuyorsunuz. bilmem okudunuz mu “5 sevgi dili” diye bir kitap var. ben evlenmeden az önce okumuştum ve çok faydasını gördüm. ikiniz de birbirinizi seviyorsunuz ama sevgilerinizi gösterme yöntemleriniz farklı. bence bu kitabı okursan ilişkinize daha farklı bir açıdan bakabilirsin. çok didaktik bir yazı oluyor ama bir de Zig Ziglar’ın Hayat Boyu Flört kitabını okumanı tavsiye ederim. iki kitap da evliliğinde değişiklikler yapacak kadar etkili önerilere ve örneklere sahip.

    ayrıca leyla’nın dediği gibi konuşurken direk hislerini söyle. örneğin o sana alaycı bir üslupla yaklaştığında “senin niyetinin bu olmadığını biliyorum ama ben kırılıyorum, inciniyorum” gibi direk hislerini ifade eden ve karşı tarafı suçlamayan cümleler kullanmak genelde tüm ilişkilerde işe yarıyor.

    duygu’ya da katılıyorum. mutlululuğu biraz kendin için kendinde ara. yani eşinle birlikte mutlu olmak güzel. ama önce kendin ve çocuğunla mutlu olmaya çalış. bahar geldi. çocuğunu da al parka git mesela dönüşte kendinize dondurma alın. biraz eğlenmeye ve pozitif olmaya çalışırsan olaylara daha farklı pencerelerden bakabilirsin. bu demek değil ki eşinle problemin yok. ama sen kendini motive edebilirsen eşinle yaşadığınız problemleri çözmek için kendinde yeterli enerjiyi bulabilirsin.

    ahkam keser gibi konuştuğum için rahatsız oldum. ben olayların iç yüzünü bilmiyorum sonuçta sorunları yaşayan sensin. ama ben senin yazdıklarından yola çıkarak senin evliliğin için hala ümitvarım ve buna dayanarak yazdım.
    inşallah her şey yoluna girer ve biz buradan elif’e yazdığın iyi haberlerini de okuruz..

  20. Bence de kötü giden bir ilişki çocuk için devam ettirilmemeli. Birbirine mutsuzluk veren bir çiftle aynı ortamda yaşayan bir çocuk o mutsuzluğu hidderek büyüyecektir. Bunun kimseye faydası olmadığını düşünüyorum.
    Ben çok kötü giden bir evliliği, ortada çocuk yokken bitirdim. Hala dua ediyorum.
    Bana da, dert yandığım bazı arkadaşlarım ‘E evlilik böyle bir şey zaten, ne bekliyorsun ki?’ dediler, bu ‘öğrenilmiş’ düzeni böylece benimsemişler belli ki. Bayağı üzüldüm, hiç kabul etmek istemedim bunu. Eminim ortak çocuk varken bitirmenin çok daha fazla yükü vardır ama ben de yaşıtlarım patır patır evlenirken, çatır çatır da doğururken boşandım. Bir daha hiç aşık olamayacağımı da sandım (şimdi böyle düşündüğüm için çok gülüyorum), ama tabi ki oldum.
    Bir ilişkiyi bitirmek için adamın illa içkisi-kumarının olması gerekmiyor, psikolojik şiddet en geçerli neden bence. Niye kendimize kötülük yapıp devam ettirelim ki?

    Bana da içindeyken ilişkiden kendimi çekip çıkaramayacağım gibi geliyordu, çok zorlandım, karar vermek belki bir senemi aldı, evden ayrılırken bile ‘boşanmak üzere’ ayrıldığımı bilmiyordum ama şu anda binlerce kez şükrediyorum. Ve Özge’yi omuzlarından tutarak sarsıp ‘Lütfen kendini harcama, yer yüzünde çok daha şefkatli, sevgi dolu, muhteşem, anlaşılabilir erkekler var, zararın neresinden dönersen kardır’ demek istiyorum : )

    • Ceylan kendin için en doğrusunu yapmana ve huzurlu olmana çok çok sevindim.. Ama inan her ne kadar kabul edilmese de çocuk olunca ilişkiler bir şansı bir şansı ve hatta birkaç şansı daha hakediyor.. Tabii ki çocuğun sürekli bağıran bir baba, sürekli ağlayan bir anne görmesi hiç doğru değil bu durumda çocuğa çok daha zarar olacaktır evli kalmaları.. Ama satır aralarını okursan Özgenin bahsettiği böyle bir durum değil.. Belki eşinden dinlersek de eşine hak vereceğiz.. Biraz sevgi ve özenle düzeltilebilir diye düşünüyorum ben.. Umarım öyle olur,
      Sevgiler…

  21. Eşime çok kızdığım bir dönemde ablamı arayıp anneme gideceğimi söyledim 8 yıldır benden hiç öyle bir şey duymayan ablam acayip afalladı ve bana ilk sorduğu soru gerçekten onsuz olmaya hazırmısın ona karşı içinde herşey bittimi gerçekten oldu.O kadar kızgınken kendimi yaşadığım şehirden işimden evimden vazgeçmeye hazırlamışken gerçekten eşimsiz olmaya hazır değilmişim ben onu hala çok seviyormuşum o an anladım.Çok basit ama bazen bu kadar basit işte anlamak.Bence içinizde bittiğinde zaten kalamazsınız sizin ne yaşadığınızı sadece siz bilirsiniz eğer ufacık bir sevgi kırıntısı varsa bunu eşinizle konuşun kırgınlıklarınızı hassasiyetlerinizi…Takdir edilmemek kadınların en büyük kırılganlığı bence evli çiftler sırf evli bir çift oldular diye el ele tutuşmayacak sinemaya gitmeyecek ayda yılda bir sevişecek diye bir şey bu normalde değil bu tükenmenin göstergesi sadece.Ben bittiğinde kızım için evli kalmazdım.

  22. Herkes kadar üzgünüm ben de sizin mutsuzluğunuza. Keşke insanın elinde sihirli bir değnek olsa da bir şeyler yapabilse. Yazdıklarınızı ilk okuduğumda çok öfkelendim eşinize ve sizin yerinizde olsaydım diye başlayan ilk cümlem boşanırdım oldu. Ama sonra düşününce, tecrübeli annelerin yorumlarını okuyunca bende sabreder ve düzelmesi için gayret ederdim diyorum. Ben 2,5 yıllık evliyim. Bebeğim 9 aylık. Benim evliliğimde bilakis bebekle birlikte herşey düzeldi. Benim eşimde çok evcimen 1 sene dışarı çıkmasa bir çıkıp temiz hava almaya balkona dahi çıkmak istemez. İlk zamanlar çok zordu, sıkıldım, zorlandım. Başka bir şey kızdım kavga çıkarttım. Çok defa evden kovdum yada o çekip gitti ama 15 dakika sonra sensiz yapamam diye geri çağırdım. Boşanma kararı aldığım gece hamile olduğumu öğrendim. Eşimin bana ilk kavgamızda söylediği tek şey vardı. Bir gün boşanmak istersen asla seni sorgulamam ama bir bebeğimiz olduktan sonra asla boşanamazsın demişti. Çünkü annesi, babası, abisi ve ablası 2. evliliklerini yapmışlar ve başta benim ailem olmak üzere herkes onun bu düzeni bozmayacağını düşünüyordu. Çok zorluğunu çekmiş üzerine yapıştırılan bu yaftanın. Elbette hiç kimse mutsuz bir evlilik yaşamak istemez. Çocuklarımız vereceğimiz karardan en çok etkilenen ve en masum olan taraftalar. Onları annesi ve babası ayrı bir birey olmanın zorluğunu yaşatmaya hakkımız yok. Elinden gelebilen her türlü olasılığı değerlendirip artık yapacak hiç bir şey dediğinde boşanma kararını vermeni dilerim.

  23. Özge Merhaba,
    Evlilik demek bu demek değil tabii ki.Az çok hepimizin bir beklentisi var,aslında beklenti dediğimiz şeyde o ”ilk” kalp atışlarımızın devam etmesi yönünde.ilk başta severek evlendiğimiz kişi,nasıl oluyor da çocuktan sonra bu hale geliyor diye düşünmemek elde değil.Aslında bu çift taraflı gerçekleşiyor.Ben de yakın zamanda evliliğimi teraziye koydum,mutsuzdum çünkü.4 yıllık evliyim ve 3 yaşında birçocucğum var.Senin yaşadığının sorunların tıpkısı olmasa da,benzeri ama sonuç aynı sonuç : Boşanmalımıydım?

    Yola ilk başta kendimden çıktım,hani o klasik örnek vardır ya ” oksijen maskesini önce kendinize,sonra bebeğinize takın” diye…BEN MUTSUZSAM,oğlumu nasıl mutlu edecektim?Eşime olan sinirimi,oğluma bağırarak çıkarttığım bir an durdum ve aklıma bu örnek geldi.İşte o an sorguladım.Herşeyi göze almıştım,şu an ki konforum,düzenim vs… ama bunlar, güç bende olduğu sürece yine sağlanacak olan şeylerdi.Durum planlaması yaptım.Tek planlayamadığım oğlumun her akşam babası eve geldiğinde onunla kahkahalarla oynaması,onu görünce gözlerinin içinde gördüğüm mutluluktu.Olsun dedim,kavga dövüş ayrılmayacağız,medeni insanlarız,babası hergün oğlumu görür ben de gücümü arttırırım,şartlarımı zorlarım,oğluma o eksikliği yaşatmamak için elimden geleni yaparım.Yapacaktım da…Ta ki evliliğime SON BİR ŞANS vermeyi planlayana kadar.Ama bu sefer içimde tek başıma bulduğum yöntemlerle değil,profesyonel bir danışman aracılığıyla.Çok araştırdım ve bir evililik terapisti buldum,hatta bulunduğum şehirde tanındığımız için,başka şehirden online terapi olarak bir destek aldım.Bana bir kitap önerdi terapistim.Bunu mutlaka ama MUTLAKA sorunu olan ya da olmayan evli her çiftin okumasını şiddetle tavsiye edeceğim. ”Beş Sevgi Dili – Gary Chapman” diğer kitaplar da (eğer eşiniz ya da patronunuz vs zor bir kişilikse) ” Zor Kişiliklerle Yaşamak – Christophe Andre” ve ”Erkekler Marstan, Kadınlar Venüsten -John GRAY” . Beş Sevgi Dili ni eşinin de okuması lazım.
    Benim eşim,sabit fikirli,siyaha eğer o beyaz dediyese, kesinlikle siyah olduğunu ispat edemeyeceğin biri.İlişkimizi hep konuştuğumuz,ama nedense benim heeeeeeep haksız olduğum sonucuna varan biri.o haklı yaa…Bir de biz de uzun süren küslükler olur.Onun bu kitabı okumasını nasıl sağlayacaktım?Küs olduğumuz dönem gittim yanına,Leyla alçatlı nın dediği gibi ‘onu suçlamayarak,sadece kendine yansıyan’ şekliyle duygularımdan bahsederek,boşanma gibi bir kolay yolu seçmeyerek,bu ilişkide ikimizin de mutlu olacağı bir çözüm aradığımı,bu kitabı okuduğumu ve bir çok şey bulduğumu,ilişkimizin devamı ve çocuğumuz için,bu kitabı okumasını istedim.Artık sen eşinin tarzına göre okutturabilirsin.Ve sanki sihirli bir değnek değdi,o da kitapta kendi yanlışlarını gördü ve beni anladı.Şu an iyiyiz tabii ki herşey bi anda değişmiyor ama önemli olan çaba.Lütfen imkanın varsa bir terapistle görüş,bu ilk kitabı mutlaka oku ve okut.Boşalmış sevgi deponuzu doldurun.Belki onun da sevgi deposu boşaldı.
    Objektif ve gerçekçi olarak olarak ‘ben herşeyi yaptım ama olmuyor ‘ dediğin andan sonra ise yolun sonu belli.Maskeyi önce kendine tak ki çocuğun nefessiz kalmasın.
    Umarım bu sayfadan gelecekte senin açından hangi son iyi olacaksa,onun haberini de alırız.
    Sevgilerr…

  24. Hiç ahkam kesecek biri değilim çünkü herbirimizin başında olan bir sorun çocuktan sonra değişen hayatlar karılar kocalar. Sanmaki kimse yaşamıyor herkes imrenilecek şeyler yaşıyor hatta o birlikte olmak istenilen çocuklu ailelerde bu tarz sorunlar yok. Hayır malesef herbirimizde var ama iste nüanslar var asıl açılarda oralarda. Belki eşinin anlattığın kadarıyla algıladığım biraz daha katı bir yapısı var ve seninde o katı duvarlara her defasında çapman asıl sorun olan. Bence evliliklerde sevgi kadar önemli tek şey birşeyleri uzatmamak. Her iki taraf içinde geçerli olmalı tabiki bu. Yapılan herşeyi veya söylenilen her sözü tartışmayı insanlar unutmaz ve uzatırlarsa iste bu bir kurt gibi evliliği yavaş yavaş yiyip bitiriyor. İnanırmısın belki bizim evliliğimizin tek kurtarıcı bu her ikimizde asla birşeyi uzatmıyoruz. En fazla 10 dk sonra birşekilde yaptığımızın hata olduğunu farkediyoruz ve özür diliyoruz. Ha belki gene ileride aynı tarz birşeyden tartışabiliyoruz ama işte uzatmadan unutma yolunu seçiyoruz. Anladığım kadarıyla biraz kafanda herşeyi çok kuruyormuşsun gibi geldi bana bazen unutmak uzatmamak güzel bir çözüm oluyor. Yada bazen bende onu anlamaya çalışıyorum. Bir yere gittiğimizde kendisi teknoloji bölümüne gidip bakmak istiyorsa yooook hayır bizimle gelmelisin demiyorum o kendi beğendiği şeyi inceliyor bizde örneğin bir kıyafet bakabiliyoruz. Onun hazzetmediği şeyleri mümkün mertebe onunla yapmamaya çalışıyorum mesela bir kıyafet alışverişi gibi. Haftada bir gece arkadaşlarıyla halı saha maçına gitmesine ses çıkarmıyorum mesela. Yada onunla oturup en sevdiğim diziyi izlemek dururken maç izleyebiliyorum yorum yapabiliyorum ve bakıyorumki bu onun hoşuna gidiyor. Tamam belki diyebilirsin eee hep kadınmı verici olacak nasıl iş böyle ama birşeyleri dengede tutmak için evet anneysen çok daha fazla verici olmak zorundasın. O yürürken sürekli belime sarılan kocam belki yok ama elimi tutması bile o evliliği sürdürmek için bir sebeptir. Yani eşinin gerçekten özünde iyi olduğunu biliyorsan eskiden yapıp şuan yapmadığı şeyler için onu çok suçlama birazda sen onun hoşlandığı şeyleri yapmaya çalış nebileyim anlattığım maç olayı gibi ama tabiki eşin gerçekten çok katıysa o kalbine asla ne yapsanda giremiyorsan diyebileceğim birşey yok ama genede kızınız küçük eminim o biraz daha büyüdükçe siz daha çok başbaşa kalacaksınız belki bu saydıklarınız daha da düzelecek denemeden bence kesin kararlar vermeyin.

  25. Bence bundan sonrası sizin asıl yapmak istediğinizle doğru orantılı ilerleyecektir. Yani kafasına ayrılığı koymuş bir insan ayrılmak için, evliliğini yürütmek isteyen de yürütmek için bir sebepler bulabilir. Bence siz bu deveyi gütmek isteyenlerdensiniz. Zaten insan gerçekten boşanma raddesine geldiği zaman elinde düşünüp tartacak hiçbir şeyi kalmıyor, bence.
    Hanesinde dayak,içki,kumar gibi sebepler olmadığı ama boşanmak için yeterli sebeplerin olduğu, yine de boşanmanın çok zor gerçekleştiği bir ailenin çocuğuyum ben. Boşanma sürecinde herşey en olması gerektiği gibi düzgün şekilde olsa da ailem ihtiyacım olduğu zamanlarda bir bütün olarak yanımda olmadığı için çok sıkıntı çektim ve çekmeye de devam ediyorum.
    Ben hayatın her zaman düz bir çizgiden ibaret olmadığını düşünüyorum. Eşlerimizle yaşadığımız sorunların başka şekillerini ailemizle de yaşasak yaşayacağız, bekar ve özgür olsak da yaşayacağız.Tutun ki bundan sonraki hayatınızın hayal ettiğiniz gibi olacağının garantisi var mı? Her ilişki hayatın yeni evreleriyle birlikte yeni dönemlere girer. Yani çocuk sahibi olmanızla birlikte ne siz ne eşiniz değil değişen, sadece hayatınız. Bir süre sonra herşeye, başta evliliğe adapte olduğunuz gibi, uyum sağlayabileceğinizi düşünüyorum.
    En büyük sorun biz kadınlar olarak bütün yükü kendi üstümüze almamız bence. Eşinizle de konuşun, paylaşın, tek başınıza altından kalkamadığınızı onun diliyle anlatmaya çalışın.
    Ama düşünün, düşünün, düşünün çok iyi düşünün. Gemiyi terketmek değil aslolan, bütün fırtınalara rağmen limana eksiksiz sağ salim varabilmek.

  26. ben benzer bir durumun içinde büyüdüm.. anne babam sürekli tartışan bir çiftti babam aşırı sinirli ve huysuz bir adamdı evin içindekileri, hoş dışarıya karşı da öyleydi ama… Çocuklarına yani bize düşkündü ama annemin çok küçük bir nedenle nasıl hakaretler duyduğunu nasıl yıprandığı görerek büyüdüm.. Mesela mangal kömürü yanmadı diye bile bizde kıyametler kopuyordu sanki kömürü annem üretti.. 12-13 yaşındayken bir defter buldum evde annemin ne kadar mutsuz olduğunu anlatan bir günlük hala içim yanar yazılanları hatırladıkça. Ben boşanmış olmalarını isterdim tabii bu sadece benim çıkarımım belki kardeşim bile farklı düşünüyordur. Ama şu bir gerçek evdeki stres ve mutsuzluk tüm yaşamı, karakteri etkiliyor..
    Babam bundan 9 sene önce öldü ama bazen düşününce siniriyle özellikle bana ve anneme verdiği zararları hala affedemem. Aslında annem birkaç kez boşanmayı denedi ama ne annemin ailesi ne de babam bu kararın gerçekleşmesine izin vermedi.

  27. Cocugunuz ilerde büyüdüğünde ” annem benim yüzümden ömrünü heba etmiş , mutsuz olmus” diye düşünüp kendini bu yüzden suclayabilir pekala .Birde bu taraftan bakmak lazım …

  28. Özge merhabalar,

    Evli ama çocuksuz biri olarak söyleyeceklerimin bir çoğunu diğer arkadaşlar söylemiş. Benim de görüşüm öncelikle profesyonel bir yardım almanız yönünde. Zaten eşinizin bu girişime olan tepkisinden dahi hala içinde sevgi olup olmadığını, bu evlilik için emek vermek isteyip istemediğini anlayabilirsiniz.

    Çok bilmiş konuşmayı ben de sevmem, ki çocuğum yokken şunu yap bunu yap demek çok yanlış olur. Sadece mektubun öyle samimi, öyle içtendi ki bir kaç satır yazmadan edemedim. Çok üzüldüm içinde kaldığın mutsuzluğa, biz hep dertlerimize çözümler arıyoruz somut şekilde, soruyoruz, dertleşiyoruz, fikir alıyoruz. ama erkekler öyle değil. İçlerinde yaşıyorlar her şeyi ve kendi akılları, tecrübeleri yettiğince çözüm arıyorlar bir probleme. E böyle kapalı olunca da çözümün ne kadar basit olduğunu göremiyorlar bazen.
    Bence bir yardım almak verilecek en doğru karar olur, bir bakarsın o da kabul eder bunu, çaba sarfeder, birlikte aşarsınız bu günleri. Hayat bu, hiç bir şey kesin değil, ne mutluluk ne de mutsuzluk…

    Son soruya vereceğim cevap ise “bence anlar” olur. Ailesi sorunlu ve boşanmalarını yıllarca beklemiş biri olarak huzursuz bir ortamdansa bir aile olmadan yetişmenin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Yukarıdaki yorumlardan birinde tam tersi söylenmiş ama sanırım bu biraz da çocuğun kişiliğiyle alakalı. Sevginizi tam olarak gösterip sebeplerinizi samimiyetle anlatırsanız anlamayacağını sanmıyorum.
    Çünkü mutsuz anne = mutsuz çocuk, bunu çok iyi biliyorum.

    Sizin için hayırlı olanın, her zaman sizi bulması dileğiyle.

  29. Mutlu olmamak bir gerekçe olamaz mı?
    Özge yazını okuduğum, ağlamamak için kendimi zor tutarak yazıyorum. Mutlu olmamak bi gerekçe değilmi diyorsun ya, evladım ne der diyorsun ya, ben sana ailesinde yıllardır gerginlik içinde büyüyen bir evlat olarak çok net söylüyorum ” Mutsuzluk da içki,kumar ve küfür kadar geçerli ve ağır bir sebep”. Hatta bunlardan daha geçerli daha ağır bir sebep. Kumar, içki bir gün belki bitiyor, ama çiftler arası mutsuzluk asla bitmiyor. Senelerce devam ediyor, çocuğu bırak o çocuğun çocuğunu , kocasını bile mutsuz ediyor. Annemle babamın evliliği tıpkı sen ve eşininki gibiydi. 30 yıldır mutsuzlar ve 20 yıldır ayrılıp barışıp kavga gürültü içinde yaşıyorlar. Senelerdir anneme içkisi yok, kumarı yok boşanmak ne demekmiş diyen akrabalar, şimdi keşke zamanında boşansalardı, şimdi ikiside çocuklarda mutlu olurdu diyorlar. Etraftakileri geçeyim, evlat olarak bana sorarsan duygularımı, aklım başıma geldiğinden beri annemle babamın huzursuzlarını anlardım, yansıtmak istemeseler bile çok belli olurdu. Babamın sürekli eşinin sana ettiği laflar gibi anneme laf ettiğini hatırlarım, bu yüzden erkek dediğinde hep babam gibi bi figür oluştu aklımda. Evlenirken çok korktum. Eşimden ne zaman laf yiyecem, ne zaman yemek beğenilmeyecek, ne zaman hakaret görecem diye bekledim. Çünki kafamdaki evlilik annemle babamın evliliği gibiydi. Eşinin sana evlilik budur diyip normalmiş gibi anlattığı ve yaşattığı evliliği sen kabullenirsen bilki çocuğunda kabullenebilir.
    Hatta daha acısı sürekli vicdan azabıda çekebilir. Ben olmasaydım annem babama katlanmazdı diye, annemin daha iyi bir hayatı olurdu diye. Ben yıllarıdır annemin ve babamın mutsuzluğunun yükü altında ezildim. Evlendim, yakında bebeğim olacak inanki hala keşkelerim geçmez. Keşke zamanında boşansalardı, keşke daha mutlu olsaydık…. Keşkeler asla bitmiyor. Her ne karar verirsen ver bilki mutlaka keşkeler olacak.
    Her ne karar verirsen ver, karasızlıktan iyi olacaktır emin ol.

    • çocukken yaşanan mutsuzluklar hiç unutulmuyor değil mi… ne zor ve acıklı…

  30. Çok erkeksi düşünüyor olabilirim, ama bence bir evlilikte karşılıklı cinsel çekim varsa o evlilik sürer; eğer cinsellik bitmişse ağzınla kuş da tutsan, 20 sene “evli” de kalsan, ona evlilik denmez.

    Eğer kocanı başka bir kadın ile düşünebilecek raddeye geldiysen (ki boşanarak kocana bu hakkı veriyorsun) o evliliği bir daha gözden geçirmek gerek.

  31. CokBilmis Hanim size katilamiyacagim. Bazen evliliklerde cinsel hicbir sorun yasanmadigi halde de bu tur sikintilar yasanabiliyor. Etrafimda bu tur iliskiler yasayan insanlar var. Boyle bir genelleme yapmanin dogru olmadigi dusuncesindeyim. Insan baska bir kadinla esini dusunebilecek raddeye geldigi icin bosanmayi dusunmez. Hangi kadin bunu dusunebilir veya kabul edebilir ki. Kocasini baska bir kadinla dusunup bunu da kabul eden bir kadin gordunuz mu etrafinizda? Insanlar cok daha farkli sebeplerden dolayi , artik ne kadar caba sarfetsede sorunlarin cozulemedigini gordugu zaman ve cok aci cekiyorsa da bosanmayi dusunebilir. Boyle dusunurken bile cok siddetli cinsel cekimleri olan ve cinselligi fazlasiyla yasayan ciftler biliyorum. Bu tur durumlarin icinde olmakla sanirim disardan yorum yurutmek arasinda ucurumlar oluyor.

    • Benim kastettiğim aralarında cinsel çekim olan ama yine de sorunalrını halledemeyen çiftler değildi. Elbette, cinsel uyum her sorunu çözemez.
      Ama yazı sahibinin eşi yazıdan anladığım kadarıyla cinsel anlamda da kendisini geri çekmiş. Bakın yazı sahibi şöyle demiş: “İlk zamanlarki muhabbet hiç kimsede olmazmış. Ayda bir sevişmek normalmiş. Beni terslemesi, bağırması, hakaret etmesi, her hayalimi, isteğimi sabote etmesi, küçümsemesi normalmiş!”

      Tamamen yanlış düşünüyor olabilirim ama bence tarafların arasındaki cinsellik bitmişse, sayısı ve niteliği azalmışsa, tarafları tatmin etmiyorsa, taraflar cinselliği sabote edecek şekilde birbirlerine hakaret edip, birbirlerini küçümsüyorlarsa o ilişki zor durumda demektir.

      Bu yazıdan benim çıkardığım sonuç bu da olsa elbette aksi de mümkündür: Cİnsel çekimleri hat safhada olduğu halde diğer sorunlarını halledemedikleri için gönülsüzce ayrılanları da gördüm elbette.

  32. bu bloğu takip eden bir erkek ya da baba demek lazım, var mı bilmiyorum. Ben bir babayım, konu hassas bir konu, eşim okurken açık bıraktığı için sayfayı gördüm. biliyor musunuz hanımlar benim eşimde benden şikayetçi hem de inanılmaz şikayetçi. bunu da açıkça her ortamda söylüyor. daha dün bir film izledik ‘mutlu bir olay’ ismi tamda sizin yaşadığınız bunalımlı ortamı anlatıyor. inanır mısınız ne eksik ne fazla. bütün erkekler böyle bence yaratılışı farklı. belki elif hanımında söylediği gibi biz konuştuğumuz için bu konuları pek problem yaşamıyoruz. bence sizin yaşadıklarınız her ailede olabilecek olaylar. algılar ve olaylara verilen tepkiler farklı sadece. erkekler gerçekten kolaydır. söylersen yapar, söylemezsen açık açık ne istediğini yapmaz. yapmaz değilde anlamaz imadan direk söyleyeceksin. basit bir örnek size.
    eşim- ya orda öyle bekleyeceğine şu salataya yardım etsene( tabi bu söz mutfakda geçen yaklaşık 10 dakikalık süre sonrasında gelen tepki sözü)
    ben- öyle söyleyeceğine nazikçe söylesen ben yapmaz mıyım! ( buda benden gelen karşı tepki sözü)
    sonuç- ben mutfaktan hiçbir şey yapmadan çıkarım.
    yani sadet şu ki eşim söylemediği sürece ben odun adam onun böyle bir beklentisi olduğunu anlayamam. istersek 50 yıl evli kalalım. lütfen erkeklerden daha fazlasını beklemeyin doğasına aykırı bu.
    bence sizin yaşadıklarınız da büyütülecek boşanmayı düşündürecek mevzular değil. saygılar.

  33. Merhaba Özge hanım,
    4 aylık erkek babası olarak sanmayın ki yaşadıklarınız sadece bayanlara özel..

    kendi hikayemi sizinle paylaşayım;
    eşim evliliğimizin başından beri ailemi istemedi, onların her yaptığı battı, her söylediği sözleri abarttı başka tarafa çekti. Bana da sen de görüşmeyeceksin onlarla BİLE dedi. Hep alttan aldım, o zamanlar boşanırsam dul kalacak diye hep onu düşündüm, üzülmesine kıyamıyordum çünkü çok seviyordum. O ağlamasın üzülmesin yeterki ben herşeyi onun istediği gibi yaparım diye düşünüyordum.

    Bunun haricinde ikimiz çok iyi anlaşan her konuyu konuşabilen birbirimizle vakit geçirmekten zevk alan çifttik, o mutluydu bense MUTLU DEĞİLDİM ama mutluluk rolü yapıyordum, kim ailesine sırt dünüp de mutlu olabilirki… Sonra eşim hamile kaldı, hamilelik sürecinde annesine aşırı bir düşkünlüğü başladı. Yemeğe atacağı tuzu, evi bugün mü süpürsem, yarınmı?, kırmızı kazağımı giysem, yeşil badimi mi? diye bana çok saçma gelen konular için bile saatlerce annesiyle telefonla, olmadı ısrar kıyamet bize çağırarak o da olmadı biz onlara giderek (arada 1,5 saatlik yol var) gitgide birbirimizden uzaklaşmaya başladık. Çünkü artık gözü beni görmüyordu, bu konudan rahatsızlık duyduğumu anlattım ama bişey değişmedi aksine doğum olduktan sonra annesine düşkünlüğü daha da arttı. O en güzel zamanlarımızdı bizim başbaşa üç kişilik aile oluşumuzun tadını çıkaracaktık. Tabiki ilk zamanlar desteğe ihtiyacı var. Ama bunun da bir dozu olmalı. Olmadı, olmadı.. artık bu duruma müdahale edemez oldum, çünkü herseferinde kötü olan ben oluyordum, anlatmak istediğimi anlamıyordu. Böyle böyle sevgimiz yıpranmaya başladı. İçime attım, durumu kabullenmeye çalıştım ama son olarak yine ailemin küçücük bir olayını büyütüp çocuğu alıp gitmekle tehdit etti beni. Ya onlar ya ben dedi, annesine gidecekmiş, düşünecekmiş. Konuştuk, ikna ettim yapma etme dedim çocuğa yazık, sana yazık dedim. SANA İHTİYACIM YOK DEDİ.

    Niye evlendin ozaman diye sorasım geliyor ama olayları büyütmek istemiyorum. Ama artık ben de düşünüyorum. Kalbim eskisi gibi aşkla çarpmıyor bazen pişmanlık, bazen kızgınlık, merhamet, böyle karmakarışık duygular var kalbimde ama SEVGİ yok. Yine rol yapıyorum, üzülmesin diye, sütüne bişey olmasın çocuğum bizim yüzümüzden ANNE SÜTÜNDEN mahrum kalmasın diye. Süre verdim kendime, kafamı ve duygularımı toplayıp SON kez konuşmak için. Boşanma kelimesini kullanmaktan bile korkan ben, bununla yüzleşmek zorunda kalacağıma, ölsem daha iyi bile diyorum bazen. Çünkü biz böyle yetiştirildik. Zaman herşeyin ilacıymış, inşallah bize de size de ilaç olur..

    Çocuk için kişiliğinden, onurundan, hayallerinden vazgeçilirmi?
    Şuan bilmiyorum.

    • Merhabalar, ne kadarlık taze baba olduğunuzu bilmeden yazıyorum öncelikle bunu belirtmeliyim.evlilik bir bakıma ailelerin evliliğidir, bir tarafın ailesinin reddedilmesi ortaya büyük sorunlar çıkartabilir ama birde
      şu yönden düşündünüzmü acaba?
      Öncelikle gebeliğe bağlı hormonların etkisiyle tüm bayanlar bir afallıyor ve birden anne olmaya kendini adapte edene kadar içimizde büyük fırtınalar kopuyor derken birden vücudumuz değişiyor tam bu duruma adapte olma çabalarındayken bebek dünyaya gelipte hormonlar tekrar alt üst oluyor, ve gecemiz gündüzümüze karışıyor, üstüne birde lohusalık depresyonu eklendimi vay halinize….
      işte bunu hiçbir erkek dışarıdan bakınca bu duygu değişimlerini anlamıyor, içinde yaşayan biz bayanlar o kadar endişeli ve kırılgan olabiliyoruz ki….
      Size samimiyetle söylüyorum 15 yıllık ebeyim, meslek hayatımda çok fazla lohusalık depresyonuyla karşılaştım ama bunu yaşamak okadar farklıymışki, daha önce yaşamış olsaydım ki karşılaştığım hastalara yaklaşımım çok daha farklı olurdu… ve bu durumu anlatan tıbbi literatürler az kalır….

      40 gün boyunca gözümün yaşı dinmedi hiç bir sebep yokken, en ufak bir söze dahi ağlar olmuştum, okadar kırılgandım ki, sebepsiz endişeler,kaygılar,korkular,uykusuzluklar, daha neler neler anlatamam….
      Bizde bu dönemde boşanma aşamasına geldik ve eşim hiçbir şekilde beni anlamadı ve halada beni suçlar, bebeğimi emzirmek için uyuyakalmayayım diye müzik setini yatak odasına almasını ağlayarak istediğim için…herşeyi ağlayarak yaptıramazmışım….ve birde kızkardeşimin tuttuğu, henüz bana inmemiş ama inmek için yukarı kalkan el hala gözlerimin önünde…..şuan bu satırları yazarken yüreğim ne kadar çok acıdı….

    • şimdi gördüm bebeğinizin 4 aylık olduğunu….
      uzun süren depresyonlarda yok değil, bir yardım almayı istermi acaba eşiniz…

    • Pardon ama o kadın çocuğu tek başına yapmadı. Madem acıyorsunuz eşinize niye hamile bıraktınız? Ayrıca ilk önce onun sizin ailenizi istemediğini söyleyip sonra da kendi ailesiyle görüşmesini yadırgıyorsunuz. O nasıl sırtını dönebilir ailesine siz dönemezke? Eğer gerçekten ikiniz mutlu mesut yaşıyorduysanız belki de SIZ ailenizle aranıza mesafe koymalıydınız. Bunları söylemem bu tarz şeyler iki taraflı olduğu için yanlış anlamayın. Yazınızın başında eleştirdiğiniz şeylerin hepsini siz de yapmışsınız. Belki sizin sonradan hissettiklerinizi eşiniz evliliğinizin başında hissetti. Ayrıca burda en önemli şeylerden biri de eşiniz bir bayan ve annelik sürecine girmiş. Her zaman söylenen bir söz vardır: anne olmadan anlayamazsın anneni. Sanırım eşiniz o sırada hamileliğin verdiği duygusallıkla( ki bunu sağlayan hormonlar annelik için olmazsa olmaz) annesini anlamaya başlamış. Belki de annesinin kıymetini anladı,hakkını ödeyemeyeceğini anladı, çünkü o da bir Anne. Kendi annesine yönelmesinden daha doğal ne olabilir anne olduktan sonra? Ki siz anne olmadan ailenize bu kadar düşkünken onun da ailesine yönelmesi gayet doğal bence. Empati yaparsanız çözüm bulabileceğinizi düşünüyorum.

  34. Evlilik birinin digeriyle ilgilenmesi degil bence, beraber ayni yone yuruyebilmek, cocuklarla ilgili ortak karar verebilmek, birbirine anlayis gosterebilmek, varligindan rahatsiz olmadan ayni evin icinde serbest olabilmek, her an her dakika birbirinden birseyler beklememek. Artik o evin ikiniz icin de bir yuva siginak oldugunu unutmamak. İsten eve gelince gulumsek istemiyorsa gulumsemesin, konusmak istemiyorsa konusmasin yapmadiklarina degil de yaptiklarina bakarak onlari listeleyerek bu iliskiyi bitireniliyorsan bitir derim. Hicbirsey yapmiyor ki demeden once sakince dusun derim. İnsanlar zamanla farklilasabilir, eskiden sevmedigim seyleri artik sevebiliyorum, sabirsizdim daha sabirli oldum, tahammul ederdim artik once ben diyorum, dolayisiyla evlendigimiz gunku kisiler olmayabiliyoruz. Evlilik bence sirket gibi sevgililik ise tatil koyunde vakit gecirmek gibi dolayisiyla o zaman nasil ki size karsi sorumluluk seviyesinin azligini kabul ederseniz evli olunca da bazi degisikliklerin olmasini kabul etmelisiniz. Ben de her aksam eve gelecegini bildigim birini ozlemiyorum, geldiginde ne yalan soyleyim sevinmiyorum ama burafa kilit nokta geldigi icin uzulmemek de. Bence kocanizdan beklentilerinize bir goz atin (cok diye demiyorum bunu) sizin ondan beklediklerinizi siz kendiniz de yapabilirsiniz cikin kendiniz gezin? Siz kendinize plan yapin, her haftasonunu ailenizle gecirmek yerine sizi kisi olarak ne mutlu edecekse onu yapmaya baslayin, tek odak noktaniz esiniz ve cocugunuzken duruma bakisniz farkli olabilir. Siz kedinizle ilgilenmeye baslayin o zaman nasil hissedeceginize bakin… Ben de benden bu tip beklentiler oldugunda konudan tamamen uzaklasiyorum. İcten gelmeli, gelmiyorsa gelmiyor ve bu noktada ondan gelmesini beklemek yerine siz onun bu icinden gelmeyen haliyle onun yaninda kalabilir misiniz kalamaz misiniz ona bakin degerli olan sizsiniz. Kendinizi degersizlestirmeyin siz ne istiyorsunuz kendinize gore hareket edin ondan beklemek yeime ve o zaman iliskiniz ne oluyor diye bakin belki o zaman daha farkli hissedip cok rahat karar verebileceksinizdir? Cunku kararsizlik donemi insani en rahatsiz eden donem, belirsizlik… Ben cocuk konusunda gercekten emin olamiyorum bu isin dogrusu var mi bilmiyorum da siz cocugunuzu daha iyi bilirsiniz o mutsuz olur mu sizce? O farkinda mi bu ortamin? Onu rahatsiz eden bisey var mi? Esinizle aralari nasil? Ben sadece sunu soyleyebilirim bu hayat size bir kez veriliyor birine gore karar vermek onun hayatini yasamak ve hatta onu borclu kilmak anlamina bile gelebilir ileride yuku agir olabilir, erken yasta asik olup evlendiginde veya sehir disinda okumaya karar verdiginde o zaman nasil hisssedeceksiniz? O zaman mi simdi mi biseyler yapmis olmak isterdiniz? Bir baska nokta da esinizden beklediklerinizi size baskasinin verebilecegini umut ederek veya baskalarinin bu durumlarda olmadigini dusunerek almayin ayrilik kararinizi da… Degerli olan sizsiniz siz degerinizin farkinda olmazsaniz kimse olmaz… (not: bunlari yazan kendi sokugunu dikemeyen terzi)

  35. Elif, lutfen sevgili okuruna evlilik terapisi almasini tavsiye et, ilerleyeceklerinden cok umutluyum. Keske Turkiye’de olsaydim, yardim etmek isterdim.

  36. 2,5 yaşında bir evladı olan bir anneyim. çok sevdiğim eşimle de “iyi” denilebilecek bir evliliğimiz var allah’a şükür. ama bu yorumu anne ve babası arasındaki olumsuzluklardan dolayı mutsuzluk yaşamış bir çocuk olarak yapıyorum.
    annem ve babam görücü usulü ile evlenmiş bir çift. dile kolay 37 yılllık bir evlilikleri var. evlilik öncesi birbirlerini tanıma fırsatı bulamamışlar. ufak tefek utanmalı çekinmeli görüşmeler sonrasında pat diye aynı yatakta buluvermişler kendilerini. ama o devirde pek çok evlilik böyle kurulduğu için yadırgamamışlar, kabullenmişler. başlarda iyi bir evlilikleri de varmış zaten. ama ben (ki 29 yaşındayım şu an) 5-6 yaşlarımdayken annemin için için ağladığını, babamın kapıyı çarpıp gittiğini hatırlarım. hala da içim burkulur hüzünlenirim. o küçücük halimle bile ayrılmalarını isterdim, çünkü mutsuzluğu hissederdim tüm benliğimle. annemin mutsuzluğu çok canımı acıtırdı. çok üzülürdüm annem için, çok acırdım ona. hala da üzülürüm. aradan yıllar geçti, gençlikte daha alevli olan tartışmaları duruldu, yaşlı demeye dilim varmıyor ama orta yaşı da aşmış bir çift onlar. boşandılar mı? hayır. her şeye rağmen evliliklerini sürdürdüler. pek çok kavga gürültüye rağmen, karakterlerindeki farklılığın yarattığı soğuma ve uzaklaşmalara rağmen ayrılmadılar. hatta babam tarafından aldatılmış olmayı bile kabullendi annem. ne için? 4 yavrusu için. peki bu 4 yavrudan en fazla etkilenen(yaşı gereği) olan ben hala ne düşünüyorum biliyor musun? keşke ayrılsalarmış… ben ikisini de sevmeye devam ederdim ki zaten…

  37. Boşanmış bir anne babanın çocuğu olarak şimdi düşününce diyorum ki iyi ki boşanmışlar…
    o huzursuz ortam, o gerginlik, birbirini ilk fırsatta öldürecekmiş gibi bakışmalar…
    hiçbir çocuk bunun nedenini anlayamaz haydi anladı diyelim, kabullenemez ve en sonunda buna sebep olarak suçlayacağı tek kişi kendisidir…
    ben varım diye annem babam bu halde, ben olmasam onlar mutlu olurdu mantığıyla büyüyen bir çocuğun ilerde mutlu olacağına kimse beni inandıramaz…
    Özge, çocuklarımız hayatımızın anlamı ama biz herşeyden önce birey olarak varız…
    kendimizi olduğumuz gibi ifade edemezsek, dayatmalara ve başkalarının beklentilerine uyup mutsuzluğu kabul edersek, yetiştirdiğimiz çocuğun kendine güvenen, kendiyle barışık ve mutlu bir birey olabileceğini nasıl düşünürüz?
    Kızın seni anlayacaktır, sonuçta amacın zaten onun huzuru…
    Kitap tavsiyeleri, aman boşanma, baba figüründen yoksun bırakma cümleleri anlaşılıyor ki yoğurttan ağzı yanmayan arkadaşlarımıza ait; küçümseyen, hakaret eden, saygı duymayan bir baba figürü eksik kalsın…

  38. Öncelikle inşalllah mutluluğu tekrar yakalayabilmenizi diliyorum. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Burdaki yorumlar destek olur, dertleşme olur, yardımcı olur tamam, ama herkesin yaşadığı şartlar, çevresi, eşi, çocuğu, ayrıca karakteri yaşam tarzı ve sayamayacağım kadar şeyi çok çok farklı, kimi boşan diyecek kimi boşanma, çocuğunuz belki ilerde niye boşandınız diyecek belki neden boşanmadınız , yani bin bir türlü ihtimal, en iyisi yaşadığınız şartları ve duygularınızı iyice tartıp bir karar almak ve bu kararın peşinden kararlı bir şekilde gitmek.. ayrıca klişe olmasın ama boşanmak dünyanın sonu değil, çocuk için babasız kalmak kötü ama babasının yaında gergin ve mutsuz yaşamak daha mı iyi, hayır sanmıyorum.. Hele ki de babası zaten onla içten ilgilenmiyorsa.. İyi şanslar dilerim ve mutluluklar..

    • tamamen katılıyorum yorumunuza….

      taki bir karar verilecekse olumlu yada olumsuz , yaşanılanlar tekrar gözden geçirilecekse bu aynı ortamda olmamalı bence…
      özge hanım, bence kendinize ve kızınıza biraz zaman ayırın, 15-20 gün eşinizden uzaklaşın ve düşünün, ama bu sürecin düşünmek için olduğunu eşinize belirtin ki o da bu süreçte düşünme ihtiyacı duyacaktır eminim…
      doldurun,boşaltın bütün bardaklarınızı….
      bu arada kendinize zaman ayırın, kızınıza zaman ayırın, birlikte hoşca vakit geçirin…aileleriniz bilmesin birbirinize zaman tanıdığınızı yada yaşadıklarınızı, karar aşamasında olduğunuzu, çünkü bu kararı siz verecek ve sonuçlarına siz katlanacaksınız, onlar değil….
      dikenler gözünüze bata bata sizin , kızınız ve eşiniz için en iyi olacak olumlu yada olumsuz bir karara varmanız mümkün gözükmüyor…
      belki bu arada düşündüklerinizi, hissettiklerinizi, kendinize sorduğunuz ve cevabını bulamadığınız sorularınızı belki bir mail, belki bir mesaj olarak aklınıza geldikçe eşinize atın, belki oda üstünde düşünecektir…. hayatınız boyunca keşkeleriniz mutlaka olacaktır ama en aza indirgemek yine bizlerin elinde değil mi?
      yaşamış, görmüş, kararını vermiş biri olarak ben bunları tavsiye ediyorum…hakkınızda hayırlısı olsun üçünüz içinde….

  39. Merhaba inanin yazdiklarinizi agliyarak okudum cok uzuldum.ben inaniyorum ki kendiniz ,cocugunuz ve de esiniz icin en dogru karari vereceksiniz.bosan ya da bosanma diye birsey asla soyleyemem haddime degil yasadiginiz hayati bilmiyorum bi arkadas yukarda yazmis nisantasinda bosanmak var birde igdir da gercekten cok dogru.maddi gucunuz manevi yukunuz aileleriniz arkadaslariniz bakkaliniz manaviniz bosanmak kimi zaman bazi sartlarda cok zor olabiliyor ama asla degildir ki bu mutsuz bir yuva icinde kendinizi ve cocugunuzu mutsu edin.yazilarinizi okurken esinize cok kizdim cunku objektif degildim bayandim ama yukarda bir babanin yorumunu okuyana kadar nasil evliligini ayakta tutmak icin caba sarfediyor gercekten alkislanmali.sizde esinizin guzel yanlarini gorun onlarin ustune gidin bir sure cocugunuz ve kendinizle zaman gecirin oda duygularini tartsin bir sure 1 hafta 1 ay 1 yil neyse bakin siz herseyi cok daha iyi bilrisiniz.erkeklerin sevgilerini gosterme sekilleri cok farkli bebim esim kalabalik bir ailede buyumus benim gibi kucagina alip kimse sevmemis onu ben onu giip cok rahat bir sekilde opebilirken o gelip beni opemez oda sevgisini biseyler alarak gosterir bu en basiti hayat boyle kisilikler farkli farkli.size nacizane tavsiyem biraz esinizi kendine birakin gormeyin duymayin kendinize baska bir dunya kurun zaten sonrasi size dogru yolu gosterir.sevgiyle kalin

  40. Ozge,
    Bir saattir yazdiklarim kayboldu tekrar kisaca yazmayi deneyecegim. Kimsenin yazdigi yorumu okumadim tekrarliyor olabilirim. Benimde kizim 4 yasinda ve ben kizimin babasindan 1,5 yasinda iken ayrildim.Sana dediklerinin aynilarini banada dediler, ickisi yok kumari yok dayak atmiyor ileride kizina ne diyeceksin diye. Bunlar son derece bos laflar bir insan mutsuzsa illaki dayak yemesi gerekmiyor adamin illa alkolikte olmasi gerekmiyor, ama mutsuzsaniz belli ki o evlilik bir yerde bir zaman catlayacak birak bu en bastan olsun sende bir an evvel kendine gelip kizin icin elinden geleni yapmaya calis. Benim Amerikada yasiyorum ailem burda degil, annem cogu zaman geldi yardimci oldu bana ama yinede bes dakika ilerimde yasamasi ile ayni degil, ayrica full time calisiyorum. Ve de harika bir anne olduguma inaniyorum bu konuda tevazu gostermeyecegim cunku kizim icin cok emek verdim, eski esim;le tum sorunlari yasarken, bir yandan full time calisirken bir yandan yapayalnizken kizime 2 sene emzirdim, her turlu aktivitesine goturdum, konusmasi biraz gecikti diye elimden geleni yaptim, cok zor zamanlardi cok yiprandim ama yaptim. Simdi kizim cok mutlu bir cocuk artik bende kendime gelmeye basladim. Hatta artik herseye o kadar farkli bir seviyeden bakiyorum ki, calisarak iyi anne olunmaz veya calistigim icin cocugumu emziremiyorum diyen annelere gulup geciyorum hepside bal gibi yapiliyor yeter ki kendi rahatinindan biraz odun ver, bak ben yaptim demek yapiliyormus. Bu arada eski esim biz ayrildiktan bir hafta sonra evlendi hemen bir cocuk yapti. Dusuncelerimin ne kadar dogru oldugunu bir defa daha kanitladi ondan iyiki kurtulmusum dedim icimden, demek istedigim kendi duygularina ses ver, karsidan herkez sana bircok akil fikir verecektir. Sen hala kocani seviyorsan bunun bir donem olduguna inaniyorsan elbette dene, aranizda hicbirsey kalmamissa inceldigi yerden kopsun.

  41. nasil simdi Özge??

  42. Valla Özgecim üzülerek söylüyorumda sen çok şey bekliyorsun. Bende senin gibi bir evlilik isterdim ama ailenin dediği gibi bizimkiler en iyisi bile. Daha fazlasını beklersek hiç mutlu olamayız. Bizim 3 çocuğumuz var (1, 6 ve 8 yaşlarında) ve ben zaruri kişisel bakımımı bile yapamıyorum artık, beni üzen bu kısmı değil tabi. Bu halde iken kocam bana bi türlü evin işini bitiremiyorsun herkes nasıl yapıyor ne var bunda ya tık tık tık diyor bak bak. Ben wc’ye girsem kapıya vurur çabuk ol diye. O ara çocuklar ondan birşey ister diye korkar. Bu arada ben çalışan bir kadınım. Ama boşanmayı hiç düşünmüyorum. Boşanan arkadaşlarından biliyorum asıl çile o zaman başlıyor. Inan herşey daha zor oluyor. Erkeklerin yaratılışı böyle değişmemiş değişmeyecek. .

  43. Selamlar,
    Buraya sadece annelerin yazabiliyor olmasi gibi bir zorunluluk yoktur sanirim. 🙂 Mektubu ve yorumlarin bazilarini okudum. Biz de esimle ayni sorunlari yasiyoruz. 4 yillik evliyiz, 2,5 yasinda bir kizimiz var. Tabii bizde esimin yabanci olmasi ve yurtdisinda yasiyor olmak gibi sorunlari arttirici etkenler var ama durum hemen hemen ayni. Size durumun erkek gozunden nasil gorundugunu anlatmak istiyorum (en azindan benim gozumden)
    Esim calismiyor, surekli evde ve kizimiza bakiyor. Ev isine fazla zaman harcamiyor, eve geldigimde ev daginik ise ya da yemek yok ise hic zaman bulamadigini soyluyor(butun gun nasil zaman bulamadigini anlayamiyorum aslinda). Yasadigimiz sehir, ikimizin de sehri degil, isim nedeni ile burdayiz, bu nedenle burada hic arkadasimiz yok, cocugumuzu birakip basbasa bir yere gidebilecegimiz bir yer yok. Bu nedenle birlikte yaptigimiz, ya da yapabilecegimiz pek birsey bulamiyoruz.
    Aksam eve isten saat 18:00 gibi geliyorum. Geldigimde istedigim 2 sey oluyor, birincisi bir 30 dakika kafami dinleyip isin stresinden arinmak, sonrasinda da kizim ile vakit gecirmek. Bu nedenle saat 22:00-22:30 a kadar esimle hic iletisimimiz olmuyor. Ben kizim ile oynarken o da ev isleri ile ugrasiyor, ya da internette birileri ile konusuyor.
    Kizimizi saat 22:30 da yatirdiktan sonra da kendisi de hemen uyuyor. Bense hergun umutla acaba uyanir da birlikte bir film izler miyiz diye bekliyorum. Evet, arada sirada kiz uyuduktan sonra kalktigi oluyor, ama onda da yine sadece kendisine zaman ayiriyor, birlikte birsey yapamiyoruz.
    Bayramda Turkiye’ye gelip kizimizi anneme birakip basbasa 3 gun tatil yapmaya karar verdik, 3 gundur, gece uyuduktan sonra gidip onu kaldirmaya calisiyorum. Amacim birlikte internetten nereye gidecegimize karar vermek, ama 3 gundur bunu bilmesine ragmen kalkmiyor, uyumaya devam ediyor. Sordugumda da kendisini cok gucsuz hissettigini o nedenle kalkamadigini soyluyor. Ancak gecenlerde TV de sevdigi bir program vardi ve bunun icin kalkabildi!
    Boyle olunca, ben de esimin bu tatil icin heyecan duymadigini, benimle tatil yapmanin cok da onemli olmadigini ve beni sevmedigini dusunmeye basladim.
    Yine tatil icin karar vermek ve tum ayarlamalari yapmak bana dusecek.
    Aslinda, benim esimden bekledigim, birlikte yapabilecegimiz seyleri bulmasi, ayarlamasi ve bana onermesi. Cunku, oncelikli olarak calisirken zaten bircok seye karar verip organize ediyorum, eve geldigimde artik boyle organizasyon islerine kafa yormak istemiyorum, hem de cocugun isleri temel olarak esimin kontrolunde oldugu icin, cocugun durumuna uygun sekilde bir ayarlama yapmasini bekliyorum. (ayni sekilde, cocugun sorumlulugunun alinmasi konusunda da, direktifleri onun versin, ben de yapayim seklinde bir dusuncem var. Sonra ben isten gelirken cocuga meyve suyu alsam, ne gerek vardi evde meyve suyu var diyor 🙂 )
    Gecenlerde bu konular hakkinda konusurken bana ” Ben kisiligimi yitirdim, artik senin istedigim gibi biriyim, kendime ait birseyim yok, hobilerimi yapamiyorum, istedigim gibi yasayamiyorum” dedi. Ben bu konuda biraz siz anneleri haksiz buluyorum.Anne olmanin getirdigi yasamsal kisitlamalarin, degisikliklerin tum sucunu babalarin uzerine atiyorsunuz (Babalar da annelerin uzerine atiyor). Halbuki tum bunlarin nedeni cocugun varolmasi. Ancak her iki taraf da vicdanen cocugu bunlarin suclusu olarak nitelendiremedigi icin, karsi tarafi sucluyor. Belki de birini suclamadan bu durumu kabullenmek ve konusarak cozum yollari aramak lazim.
    Kisacasi, her iki taraf da karsisindan bir adim bekliyor, ama bu beklentiler bir turlu ortusmuyor. bu beklentileri ortusturebilmek icin bence en onemli sey karsilikli acikca konusabilmek. (Bizim su anda esim nedeni ile yapamadigimiz sey, ya zamani olmuyor, ya da cani konusmak istemiyor).
    Karsinizdaki insanin, bir zamanlar sevdiginiz, asik oldugunuz insan oldugunu unutmamak lazim, o insan degismedi, hala ayni kisi. Bu dusunce kafanizda oldukca, umut vardir.
    Biraz daginik bir yazi oldu, kafamda 1 milyon dusunce varken bunun sadece bir kismini yazabildim o yuzden, kusuruma bakmayin.

  44. merhaba, yazıların tamamını okudum ara ara güldüm, ara ara ağladım ara sıra aaaa aynı biz dedim aslında yaşanılanlar aynı başroller farklı, bende 4 yıllık evliyim 9 aylık dünya güzeli bir kızım var, bebeğimiz olduktan sonra bizde de çatırdamalar başladı daha gergin ve daha yıpratıcı olmaya başladık ama ben ne yaptım biliyor musunuz kızlar ya da babalar 🙂 benim gibi evli ve çocuklu 2 arkadaşımla her salı akşamı bebekleri babalarına bırakıp gezmeye, çay içmeye, eğlenmeye sinemaya alış verişe, iki lafın belini bükmeye, yani o akşam ne istiyorsak onu yapmaya başladık ve daha mutlu daha olumlu bir insan olmaya başladık eşim beni gönderirken bebeğimle arkamdan el sallıyor ben döndüğümde onlara sarılıp özlediğimi söylüyorum sanki ilişkimiz tazeleniyor gibi gelmeye başladı yani sadece naçizane bir öneri yani şu an daha mutluyum salı akşamlarını iple çekiyorum 😉
    herkesin mutlu olmasını diliyorum ve arada kalmış minik kalplere kocaman sarılıyorum…

  45. Merhaba
    Gercekten yorumunuzu begendim tek tarafli anlatimla gercek resmin gorulemeyecegine dair olani.
    ben Ozge Hna sunu demek istiyorum;
    Esim surekli benim birseylerimden sikayetciydi ve aşırı baskici.bana sadece 2 yol veriyordu ya hoslanmadigim seyleri yapma (bu seyler onemli konular oldugu gibi cok basit seyler de olabiliyor) ya da surekli söyleyerek sana yasami zehir ederim.sabah laf sokmalaeiyla uyandim gece tartisarak uyudum en onemli toplantilarda bir taraftan telefona gelen hakaretleri okurken bir taraftan musterilerime laf yetistiriyordum. Ne oldu biliyor musunuz? Artik bir cok konuda onun istediği gibi oldum ancak ben ayni ben degilim.onunla konusmayi tartisma olasiligiyla eslestirdim zihnimde ve yeter ki olay cikmasin diye gorev gibi gordum her etkinligi.bana cok tv izliyorsun bu aralar diyor dogru cunku tv bahanesiyle onun hayat enerjimi emen konusmalarini duymaktansa kafami dağıtıyoum. Mutsuzlugu sanal bir kavram sanarken su an benimkisi elle tutulacak kadar gercek. Iste benim son 10 yilim bu. Lutfen karşınızdaki insani ne kadar degistirmis olabileceginiz ihtimalini unutmayin.

  46. Sevgili Özge

    Benim çocuğum yok ama benzer şeyler insanlar bir şekilde yaşıyor. Doğrusu senin dışında herkes için kolay olabilir boşan demek çünkü kimse senin yerinde değil. Ama kendi içine dönüp bakmalısın bence. Bu adamı seviyor musun, onu hergün görmek istiyor musun? Burada senin anlattıkların kadarıyla en yıpratıcı olan psikolojik ŞİDDET. Bilmiyorum farkında mısın ama eşinin sana söylediği şeyler psikolojik şiddet statüsünde ve ne yazık ki bunu önemsemiyoruz toplum olarak. Yani eşin sana fiziksel olarak şiddet uygulamıyorsa bile duygusal ve psikolojik bir şiddet uyguladığı kesin.çünkü senin kendine olan güvenini, özsaygını yıpratıyor. Eğer birşeylerin düzeleceğine inancın varsa eşini psikoloğa ya da bir evlilik terapistine götürmeye ikna edebilirsen o da üzerine düşenleri yapabilir. Yok eğer değişmeyecek gibiyse sana değer vermeyen kızına nasıl değer versin ve sana saygı göstermesi için onu teşvik etsin, daha kendisi bundan yoksunken? Eğer çocuk olmasa direk boşan derdim, kendine işkence etmenin alemi yok fakat ayrıca o senin psikolojini yavaş yavaş bozarken çocuğa nasıl iyi bir ortam sunabilirsiniz diye de düşünmek gerekir. Yine de belki profesyonel yardım almak iyi olabilir. Bir ilişki uzmanına veya terapiste ve bir hukukçuya danış mutlaka. Sonuçta bunun bir de hukuki bir süreci var. Ve insanlar ummadığın şekilde pisleşebiliyor. Şimdi çocuğuyla zor vakit geçiren insan senin elinden almaya da kalkabilir.herşeyi göz önünde bulundur.

  47. Malesef biz erkeklerin evlilikte büyük sıkıntıları olabiliyor. Bizlerde eşimize karşı alttan alan taraf olabiliyoruz. 6 yıllık bir flört döneminden sonra eşimle beraber planlı bir şekilde evlendik. Bu 6 yıl içinde birbirimize karşı büyük aşk ve sevgiyle davrandık. Fedakarlıklar yaptık. Fakat o evlenme, eşya alma dönemi geldi ya işte o zamanlar hiç gelmemiş olsaydı da sevdiğim o kadın bir anda gözümde yerle bir olmasaydı. Annesiyle beraber üstüme yıkmadıkları hesap kalmadı. Kalmadığı gibi aldıkları 3-5 kuruşluk şeyleri gözüme sokmaya çalıştılar. Kendimi enayi gibi hissettim. Fakat yaşanmışlıklar var dedim alttan aldım 3 kuruşun hesabı yapıldı hallederiz dedim bitirmedim. Baktım ki 6 yıllık sevdiğim o kadından bu süreçteki yaşananlardan dolayı soğumuşum. Ve 1 yıllık evliliğimizde hep annesinin sözünü dinlemeler devamlı onlara göre programlar maddiyat konularında kendi ailesini düşünmesi falan artık bardağı taşırdı. Halbuki benim beklentim huzurlu yuva, beraber mücadele, ortak kararlarla evimizin yönetimi vb. idi. Yani siz bayanların istediği şeyleri ben istedim fakat bana ne huzur ne mutluluk kaldı. Şu an keşke evlenmeseydik diyecek noktaya geldim. Gerçek yüzünü o zamanlarda görseydim. Bir insan paraya, mala bu kadar tapmamalı. Dünya malı dünyada kalır. Çok üzülüyorum ona karşı sevgim, aşkım herşeyim bitti. Keşke hiç yaşanmamış gibi bitirebilsem. Sihirli bir değnek olsa geçmişe gitsem evlenmesem onla. Boşanmak zor herkes üzülür etraf eş dost falan. Kafam karışık çok. offfff…

  48. bızde 9 aylık evliyiz. Severek evlendik. Ve inanır mısınız,cıcım ayı denen ayları bız yaşayamadık. Beraber yaptığımız hıcbır aktıvıte vs.. Bır sey yok. Dısarı cıksak,saatte cıkıyoruz. 1,2 saat snra hemen eve geliyoryz. Işımız varsa cıkıyoruz. Borclu evlendık. Arabamızda yok. Gezemememızı buna baglıyor esım. Artık sımdıden tükenmıslığın ortasndayım. Hep ağlıyorum.. !