36 Yorum

Deniz ve Sinan’ın Hikayesi

Bugündü yarındı, hadiydi artıktı derken Deniz sonunda Sinan’ın Sevgililer Günü’nde aramıza katılışını anlattı:

Deniz ve Sinan’ın Hikayesi
14 Şuba 2012, Chapel Hill, NC – ABD

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Hepinize yeniden merhaba! Sizinle iletişim kurmayı çok özledim ve eksikliğinizi hep hissettim! Her ne kadar en son yazımdan bu yana çok uzun bir zaman geçmediyse de, tahmin edersiniz ki hayatımda çok şey değişti! Hatta tamamıyla değişti desek daha doğru çünkü Şubat’ın 14’ünde Sinan oğlumuzun aramıza katılmasıyla ben de çiçeği burnunda bir anneyim artık. Doğum hikâyemi çok merak ettiğinizi biliyorum ve inanın sizinle bunu paylaşmayı Sinan doğduğu günden beri istiyorum. Hatta daha hastanedeyken, doğumun hemen ertesi günü, sizlere yazabilmeyi istedim ama maalesef doğum sonrası iyileşme süreci, bebekli hayata alışma, lohusa depresyonları, yeniden ise başlama vs. vs. derken ancak kafamı toplayıp yazabiliyorum.

Öncelikle, hamileliğim boyunca bana destek olan, benimle sevincimi paylaşan ve pozitif düşüncelerini yollayan herkese tekrar tekrar teşekkür ederim! İnanın, doğumdan sonra sizlerden gelen tebrik ve iyi dilek mesajlarını hastane yatağımda okurken o kadar mutlu oldum ki, gözyaşlarıma engel olamadım.

Gelelim Sinan’ın doğumuna… Hatırlarsanız, 40. haftaki yazımda suni sancıya gerek kalmadan doğumun kendiliğinden başlaması için elimden geleni yapmaya karar vermiş, uzuunn yürüyüşlere çıkmış, bağırsakları çalıştıran yiyecekler denemiş, hatta özel bir masaja bile gitmiştim. Lakin maalesef ne bu çabalarım, ne de evdekilerin sabırsız bekleyişleri Sinan’ı harekete geçirmeye yetmedi ve biz 13 Şubat sabahı cümbür cemaat hastanenin yolunu tuttuk. Bir önceki geceden düşümü alıp, ertesi sabaha giyeceklerimi hazırlamış ve deliksiz uyumuştum (ki o gün bugündür bir daha da deliksiz gece uykum olmadı hiç!). Sabahleyin de doyurucu bir kahvaltı yaptıktan ve zaten çoktan hazır olan hastane çantamı ve bebek araç koltuğunu arabaya yerleştirdikten sonra heyecanla yola çıktık.

Güneşli ve aydınlık bir Şubat sabahıydı ve benim moralim, heyecanlı olmama rağmen, çok yerindeydi çünkü artık hamile olmak bana yetmişti ve oğluma kavuşma zamanım gelmişti. Bu moral içerisinde, hastaneye kaydımızı yaptık ve doğruca doğum katına çıktık. Danışmadaki hemşireye, doktorumun saat 11’de suni sancı için randevu verdiğini söyledikten sonra, bize gösterdikleri geniş ve ferah doğum odasına yerleştik. Kısa bir süre sonra hemşire gelip, üzerime giymem için hastane önlüğünü bıraktı ve ben hazır olunca tekrar geleceğini söyledi. Ben neşe ve heyecan içinde hazırlanırken, eşim de koskocaman olmuş göbeğimin son kez resmini çekiyordu. İkimiz de sabırsızlıkla bir an önce oğlumuza kavuşmayı bekliyorduk.

Nihayet az sonra hemşire yeniden gelerek, yanlış hatırlamıyorsam, dört tüp kan aldı kolumdan. Bu kan örnekleri, bebeğimizin kordon kanını bağışlayacağımız eyalet kan bankası için gerekliydi. İhtiyacı olan çocuklara şifa olsun umuduyla bu bağışı yapmaya önceden karar vermiştik zaten. Kanımı da aldıktan sonra, hiç vakit kaybetmeden, bebeğin kalp atışlarını ve sancıların şiddetini gösteren alete bağladı beni. Pitoçin isimli suni sancı ilacını da düzük dozda ayarladıktan sonra çıktı odadan. Bu sırada annemi ve kayınvalidemi de yanımıza çağırdık, kayınpederim ziyaretçi sayısı üçü geçemediğinden bekleme odasında kaldı. İlk bir saat her şey yolundaydı, sancılar henüz kendini belli etmeye başlamamıştı, hatta NST ekranında 25-40 arası değişiyordu şiddeti. Hep birlikte odada bulunan ikinci bilgisayar ekrandan, kattaki diğer anne adaylarının sancı şiddet grafiklerini inceleyip, “bak bu birazdan doğuracak, sancıları düzenli ve kısa aralıklı” şeklinde ahkam kesmeye bile başlamıştık. Öte yandan, ben, kapı her açıldığında, içeriye doktorumun girmesini dört gözle bekliyordum ama nafile! Sonradan anladım ki, her ne kadar randevuyu kendi doktorum verdiyse de, doğumu o an hangi doktor nöbetteyse o yaptıracakmış! Yine de “Bu saate randevu veren kendisi olduğuna göre, hiç olmazsa bir merhaba demeye uğrar herhalde” diyerek umutla bekliyor ve hemşire her uğradığında “Doktorum gelmeyecek mi?” diye soruyordum. Derken sancılar hafif hafif kendini hissettirmeye başladı. Hemşire, sancılar çok artmadan bir şeyler yememin iyi olacağını söyleyince, eşim bana öğle yemeği almak için kafeteryanin yolunu tuttu. Geri geldiğinde bir yarım saat daha geçmiş ve ben sancılardan yavaş yavaş yerimde duramamaya başlamıştım. Nitekim getirdiği yemeğe ah’lar ve of’lar arasında çok az dokunabildim. Hemşire, yatağa bağlı kalmak yerine sancıları ayakta atlatmak istediğimi söyleyince, NST’yi mobil hale getirdi. O sırada görevli doktor nihayet gelip beni muayene etti ve 2 cm’lik açılmam olduğunu söyledi. İçimden “Bu ters adam mı doğurtacak şimdi beni” diye geçirdim. Sonradan keşke o doğurtsaymış diyeceğimi bilemeden!

Daha bir buçuk saat olmuştu suni sancıyı başlatalı ama ben yavaş yavaş dünyanın kaç bucak olduğunu anlamaya başlamıştım. Sancıların şiddeti bir anda 60’lara 70’lere çıkıyor ve neredeyse biri bitmeden diğeri başlıyordu. Hemşire, çok iyi gittiğimi, doğal sancılarımın da zaten başlamış olduğunu söyleyince, “Ne güzel,  demek müdahale etmesek de oğlum bugün zaten doğacakmış!” diye kısa süreli bir sevinç yaşadım. Her sancıyla birlikte inlemelerim de artıyordu. Bizimkiler sancıların şiddetinin arttığını, daha ben hissetmeden, ekrandan görüp beni önceden oyalamaya çalışıyorlardı. O sırada çok şiddetli bir baskı hissetmeye başladım rahmimde. Zorlukla tuvalete gittiğimde, biraz kan geldiğini gördüm. Rahmimdeki baskı giderek artmaya ve sancılar da dayanılmaz olmaya başlamıştı. Sonunda o çok merak ettiğim sancılarla tanışmıştım işte! Doktor yeniden kontrole geldi ama açıklık hala 2 cm’di ve benim o anda tek isteğim, o odadan kaçıp gitmekti! Ne doğal doğum, ne kursta öğrendiklerim, yök pilates topum, sıcak banyo, nefes egzersizleri…hiç biri ama hiç biri aklımda değildi! Tek yaptığım her sancı geldiğinde eşime sarılmak ve inlemekti. Kendimi öyle kaşmaya başladım ki, eşim sürekli “nefes al, nefes almayı unutma, hadi bir nefes…bir tane daha” demese her an bayılabilirdim sanırım. Hatta bir tanesinde eşimin elini öyle bir ısırdım ki, o bile bağırdı!

Suni sancı almaya başlayalı 2.5 saat olmuş, sancı aralıkları 3-5 dk’ya düşmüştü ve ben artık dayanamıyordum. Bu yüzden, hemşire gelip de epidural istiyorsan anestezi uzmanına haber vereyim dediğinde, güya tamamen ilaçsız doğuracak olan ben, “Gelsinn! Çabuk!” diye inledim. Az sonra anestezi uzmanı gelip, bana epiduralı nasıl uygulayacaklarını ve olası risklerini tek tek açıklarken, benim gözüm açıdan kararmış, onu duymuyordum bile! Epidural takılırken kesinlikle kıpırdamamı söylediklerinde, 3 dk’da bir gelen sancıyla nasıl sabit durabilirim diye düşündüm. Bir elimden bir doktor, diğer elimden eşim tutup, sakinleşmemi sağlamaya çalışırken, iki sancı arasında bir diğer doktor arkamdan iğneyi yavaşça sırtıma yerleştirdi. Doğrusu iğnenin girişini hiç hissetmedim ama ya kıpırdarsam korkusu beni mahvetti.

Epiduralı aldıktan sonra rahatlamıştım, sancılar vız gelip tiriş gidiyordu ama hiç istemediğim halde kendimi yatağa bağlatmıştım işte! Bir saat içinde rahim açıklığım 4 cm’e ulaşınca, keşke biraz daha dayanabilseydim diyerek üzüldüm erken pes ettiğime. Bir süre sonra bacaklarımın arasından ılık bir şeylerin aktığını hissettim. Suyum patlamıştı! Doktor gelip, kalan suyu da boşalttı ve açıklığın 6 cm’e ulaştığını söyledi! Hepimiz heyecanlandık, bu hızla giderse Sinan bir kaç saat içinde kollarımdaydı! Her şey yolundaydı, doğum hızla ilerliyordu. Şimdilik tek sorun, suyumda mekonyum bulunmasıydı. Oğlum dayanamayıp, içeride ilk kakasını yapmıştı! Doğarken kakasını soluma ihtimaline karşı, onu temizledikten sonra kucağıma vereceklerini söylediler. Bunu duyunca üzüldüm çünkü çok hayal etmiştim bebeğimi doğar doğmaz göğsüme koyduklarını! Hemşire sık sık gelip, çok iyi gittiğimi söyleyerek bana moral veriyordu. Hatta bir ara, doğal sancılarımın yeterli olduğunu söyleyerek, suni sancı ilacını kesti. Nöbetçi doktor akşamüstü altı civarı son kez kontrole geldiğinde, açıklık 8 cm’e çıkmıştı! Yaşasın, çok az kalmıştı!

Akşama doğru doktor ve hemşirelerin nöbeti değişti ve malesef benim doğumun da gidişatı! Yeni gelen bayan doktor çok canayakındı, “bu bebeği doğurtmak bana kısmet olacak galiba” dedi güleryüzle! Açıklığı kontrol etti, akşam sekiz civarı, hala 8 cm! Hemşire de ara ara uğrayıp ikınma hissim olup olmadığını soruyordu. Ama ben hiç bir şey hissetmiyordum! Suni sancıyı önce iki katına çıkarttılar, sonra da dört! Sancıları yeniden hissetmeye başlamıştım, artık ekranda 90’lar gözüküyordu. Anestezi uzmanı gelip epidural ilacını yeniledi. Saatler geçiyordu ama hiç bir ilerleme olmuyordu, artık hepimiz yorulmuştuk beklemekten. Yemek yemem de yasaklanmıştı, yalnızca meyveli buz ve çok az da şu. Ama benim umudum tamdi, birazdan açılma 10 cm olacak ve ikınmaya başlayacağım derken, bir anda bebeğin kalp atışları 50’lere kadar indi. Hemşire hızla odaya dalıp, oksijen maskesi taktı yüzüme. Artık iyice moralim bozulmaya başlamıştı. Saatlerdir belden aşağımı hiç hissedememek yeterince kötüydü, bir de üstüne doğum ilerlemiyordu! Üstelik suyum patladığından, her muayene ile enfeksiyon kapma riskim artıyor ve bebeğimin sağlığı da tehlikeye giriyordu. Gece yarısına doğru doktor yeniden gelerek, açılmanın hala 8 cm olduğunu, son altı saattir hiç bir ilerleme olmadığını, eğer bir saat içinde de bir değişiklik olmazsa beni sezaryene alacaklarını söylediğinde, günün üçüncü ve en büyük hayal kırıklığını yaşadım! O an sanki dünya başıma yıkıldı! Normal doğum yapmayı o kadar çok istedikten sonra epidural aldığım için bile üzülürken, 13 saatlik bu eziyetin üstüne bir de sezaryen olacağım hiç aklıma gelmemişti! O son bir saati dua ederek geçirdim, n’olur sezaryen olmasın diye. Aklıma ikinci doğumumu da sezaryenle yapmak zorunda kalacağım ve normal doğumu hiç tadamayacağım geldi, daha da üzüldüm (sonradan, doktorum vajinal doğumu deneyebileceğimi söyledi gerçi).

O bir saatin sonunda beni ameliyathaneye aldılar, eşime odada bekleyip giyinmesini, hazır olunca onu çağıracaklarını söylediler. Beni tek başıma ameliyathaneye götürüp, ellerimi iki yana açarak yatağa sabitlediler. Önüme de yüksek bir perde gerdiler. Ameliyat ortamını görünce beni bir titreme aldı, çenem takır takır durduramıyorum. Bir taraftan da yalvarıyorum doktorlara, “N’olur kocamı getirin” diye. Bana saatler gibi gelen dakikalardan sonra nihayet aldılar onu içeriye. Ameliyat giysileri içinde kocamı görünce, bırakıyorum kendimi başlıyorum ağlamaya. Yanıma oturup, elimi tutuyor, “Korkma, bak birazdan bitecek” diyor. Benim çenem hala titriyor, zorlukla  “Birazdan oğlumuz doğacak ama ben onu ne görebiliyorum ne de hissedebiliyorum” diye ağlarken, bir “İnngaaaaaa” sesi geliyor perdenin arkasından. Hemen ardından da doktorun “Ne çok saçın var senin! Sevgililer günü bebeği!” dediğini duyuyoruz. Sonra diğer doktorlar ve hemşireler tek tek gelip bizi tebrik ediyorlar ama ben daha göremedim ki bebeğimi! Hemen ilk kontrollerini yapıp, ustindeki mekonyumu temizliyorlar. Ne de uzun sürüyor dakikalar geçmek bilmiyor! Ve işte sonunda Sinan babasının kollarında! 3.9 kilo ve 52 cm! Boşuna değil, çıkamayışı oğlumun demek! Ama ben hala yüzünü tam göremiyorum, çünkü göz kapaklarımı zorlukla açık tutabiliyorum. Dokunup, koklayamıyorum çünkü hala yatağa bağlıyım ve dikişlerim atılıyor. Tansiyonum dörde kadar düştüğünden, tamamiyle kendime gelmem biraz uzun sürüyor. Olsun artık oğlum sağsalım babasının kollarında ya, içim rahat!

Doğumdan sonraki dört günü hastanede, yeni hayatımıza adapte olmaya çalışmakla, Sinan’ımıza bakıp bakıp “Bu tatlıyı biz mi yaptık!” diye böbürlenmekle, sütüm ne zaman gelecek, aman oğlum kilo kaybetmesin diye endişelenmekle, benim ayağa kalkıp yürümeyi yeni baştan öğrenmemle, ve emzirme eğitimleriyle geçirdikten sonra evimize dönüyoruz nihayet. Sonuçta hayal ettiğim gibi bir doğum tecrübesi yaşayamadım ama hayal ettiğimin çok daha ötesinde dünya tatlısı bir bebeğe kavuştum. Benim doğum hikayem pozitif olmayacak diye hasta yatağımda sızlanırken, eşimin “Bebeğimiz ve sen sağlıklısın ya, asıl önemli olan bu!” demesi ve bu zor olayın üstesinden başarıyla geldiğim için benimle gurur duyduğunu söylemesiyle silkelenip, kendime geldim. Anladım ki doğum (doğalı, epidurallisi, sezaryani) hiç de basit bir olay değilmiş ve bir anne adayı her ne kadar gönlünden geçen yöntemle doğurabilmeyi istese de, her an her şey değişebilirmiş. Ancak, her ne şekilde olursa olsun, sonunda elde edilen sağlıklı anne ve sağlıklı bebekse eğer, o hikaye pozitifmiş!

Sinan doğduğu günden beri gündüzlerin gecelere, gecelerin gündüzlere karıştığı, her geçen gün birbirimizi daha iyi tanımaya ve daha çok bağlanmaya başladığımız dolu dolu bir 2.5 ayımız geçti. Bu süreç içinde öğrendim ki, annelik her gün yeni bir endişe demekmiş, anne sütünün bir damlası bile altın değerindeymiş, löhuşa depresyonu çok sahici bir seymiş, uykusuzluk beni çok sınırlı yapıyormuş ve gerçekten de ilk 40 gün çok zor geçiyormuş!

Tüm anne ve anne adaylarına sağlıklı ve mutlu bebişler dilerim!

Deniz

36 yorum

  1. Deniz’cim, sen gebelik günlüğünü yayınlamaya başladığında önce sen olduğunu anlamamıştım. Nitekim anlamam zaten epey sonra oldu ve hikayelerin hepsini en baştan okudum 🙂 Eski bir arkadaşın olarak doğum hikayeni okumak da beni çok duygulandırdı. Senin gibi sancı çekip, sonra bebek dönmediği için sezaryen yapmak zorunda kalmış bir anne olarak seni çok iyi anlıyorum. Ama senin de dediğin gibi önemli olan sağlıklı anne ve sağlıklı bebek olduğuna göre, Sinan ve senin hikayen de bence tam bir pozitif doğum hikayesi. Üstelik bizim de hala vajinal doğum yapma şansımız var. Ben böyle avunuyorum 🙂 Tekrar çok çok tebrik ediyorum… Sağlıkla büyüsün Sinan oğlan.

    • Asli’cim, cok tesekkurler destegin ve ilgin icin! Evet, artik biz de ikinciler de yeniden deneriz sansimizi:)) Yagmur’u op benim icin!

  2. deniz cok tebrik ederim masallahhh, bu yaziyi cok zamandir bekliyordumm 🙂

  3. Denizcigim merakla bekledigimiz dogum hikayeni de okuduk 🙂 Bebis cok ama cok tatli Allah nazardan korusun masalah Sende cok iyi gorunuyorsun Mail kutumda denizin hikayesini gorunce hemen heyecanla okumaya basladim ve ilk isim okumadan asagi inip fotograf varmi demek oldu :)) Sinana mutlu huzurlu omur diliyorum Hep yuzu gulsun ins

    • Zulfiye, cok tesekkur ederiz. Amin! Senin merakla bekledigini bildigimden, elimden geldigince cabuk yazmaya calistim. Ciddiyim;)

  4. “Anladım ki doğum (doğalı, epidurallisi, sezaryani) hiç de basit bir olay değilmiş ve bir anne adayı her ne kadar gönlünden geçen yöntemle doğurabilmeyi istese de, her an her şey değişebilirmiş. Ancak, her ne şekilde olursa olsun, sonunda elde edilen sağlıklı anne ve sağlıklı bebekse eğer, o hikaye pozitifmiş!”

    Bazen doğum konusunda -çok ve gereksiz- konuşanlar için, okuyabilecekleri güzel bir kaç cümle…

    • Soylemek istedigimin dogru anlasilmis olmasi benim icin cok onemliydi. Cok tesekkur ederim bu guzel yorum icin!

  5. maşallah Sinan’a çok tatlı, önemli olan sağlıklı olmanız. Ben de normal isteyip dönmeyen kızım yüzünden sezeryan oldum ama çok şükür bizim hikayemiz de pozitif, yani ikimiz de iyiyiz

  6. Tebrikler Çok tatalı bir bebek sinan tam bir küçük adam olmuş.Maşallah doğum hikayelerimiz birbirine çok benziyor ben hala dikiş izlerime bakıp zaman zaman ağlamaklı oluyorum ama dediğin gibi en önemlisi sağlıklı anne ve bebek Zaten o küçük yüzlerini gördüğümüz an herşey unutuluyor ne uzun saatler boyunca çekilen sancılar nede istemeden olunan sezeryan ve dikiş acıları Sinan bebeğe sağlıklı mutlu upuzun bir ömür dilerim

    • Amin! Hepimizin evlatlarina saglik ve mutluluk dolu bir omur dilerim. Dikis izleri insanin canini sikiyor, ama zamanla onlar da gececek insallah;))

  7. Deniz, masallah cok tatli oglusun. Dogum hikayen benim ilk dogumuma benziyor. Benimki de sezaryenle sonuclanmisti. Ikincisi ise normal dogum oldu. Iki dogumumu birlikte anlattigim hikayemi Elif, Pozitif Dogum Hikayeleri’inde paylasmisti, arzu edersen okuyabilirsin. Baslik sanirim Her Hamilelik Her dogum Farkli.
    Sevgiler, Meriç

    • Meric, dogum hikayeni o en buhranli lohusalik zamanlarimda okumustum zaten. Bana cok iyi geldi yazdiklarin, ozellikle oglunun dogumundan sonra yasadiklarin yalniz olmadigimi hissettirdi. Ben de ilk haftalarda, anne oldugumu hissedemiyor ve “…ama oglumu ben dogurmadim ki, kesip cikardilar onu disari” diyip agliyordum. Neyse ki gecti artik:))

  8. deniz!!!megersem bu deniz bizim deniz’mis ve sinan da onun tatli oglusuymus…:-) ben de 41+5’de uzun beklemelerin ardindan cok istememe ragmen normal doguramamis bir anneyim..4.200 ve 52 cm olarak dogan ilk kizimdan snr uzun sure “niye normal doguramadim” diye hayiflandigim anda doktorum ve esimin “ikiniz icin de sagliklisi buydu” soylemleriyle kendime geldim…türkiye’ye geldiginiz zaman haber ver lutfen, senin yakisikliyi bizim minik kuslarla tanistiralim, sevgiler:-)

    • Gulsen, bazen olmayinca olmuyor iste. Gelebilirsek bu yaz mutlaka haber veririm. Kizlari ve seni operim:)

  9. çok hoş bir yazı…çok duygulandım. nasıl olursa olsun her doğum zor…..Allah bebeğinizle sağlıklı bir ömür versin…

  10. Tebrikler Deniz !! Ikinizin de saglikli olmasi cok sevindirici.Olmayinca olmuyor bazi seyler.Ben de normal dogum icin tam 3 gun mucadele ettim, ilac yardimi kabul etmedim ama olmadi.Sonuc sezaryen.Belki de dogasini degirtirirken bazi seylerin, biz insanlarin dogasi degisti.Artik normal dogum yapilamadigini dusunuyorum.Son iki yil icinde ne kadar tanidigim varsa hamile olan, acilmanin 7-8 cm den ileri gitmemesi sonucu sezaryen olmak zorunda kaldi.Bu sadece benim dusuncem bir istatistik degil tabi ki :)Senin de dedigin gibi dogumun sekli nasil olursa olsun anne-bebek saglikliysa o hikaye pozitiftir kesinlikle.Daha saglikli gunlerinize insallah..

    • Sibel, ben de senin hikayeni okumustum. Sen de cok zorlamissin ama dedigin gibi bazi seyleri oluruna birakmak gerek. Belki de bizim nesil daha gec yaslarda dogurmaya basladigi icindir, ben de merak ediyorum neden acilmadigini 8 cm’den sonra. Sana da oglunla saglikli ve mutlu bir omur dilerim.

  11. Deniz, onemli olan ikinizinde saglikli olmasi. Dogum hikayeni okumaya baslarken sezaryanla bitecegini anladim, cunku benimkine cook benziyor. Benimki kendi baslamisti kanamayla ve 12 saat boyunca hep devam etmisti. Kalp atislari 30’lara dusuncede sezeryana alinmis ve dogum aninda plecenta abruption Oldugu ortaya cikmisti. Az kalsin oglumu kaybediyorduk. Simdi ikinci ogluma hamileyim ama artik risk grubundayim buda sezeryan olacak. Olsun saglikla gelsinlerde biz yurumeyi yeniden ogrenelim :)) arada yaz bize. Sinan bizim bebegimiz gibi oldu. Sevgiler

    • Cok tesekkurler, Kerime! Cok haklisin, zaten artik cok da kafama takmiyorum Sinan’in saglikli ve mutlu oldugunu gordukce:) Ikinci bebegini de saglik ve mutlulukla kucagina almani dilerim!

  12. Aslan Deniz Aslan Sinan!
    Her ikinizi de cok opuyorum…

  13. Tebrikler Deniz, senin hikayeni washingtondan takip ettim. Yazilarin bana cok destek oldu hamileligim suresince. Doguma aileden uzakta seninle hazirlandim desem yalan olmaz, cok tesekkur ederim 🙂 Senden 40 gun sonra da oglum donmedigi icin sezeryanla dogum yaptim. Normal doguma hazirlanip, bebegin donmesi icin turlu pozisyonlara girdikten sonra sezeryan olmak benim icin de cok zor oldu. Ama saglikli oglusha sahip olmak herseyden daha degerliymis onu anladim. Sana, esine ve tatli Sinan’a saglikli, huzurlu ve mutlu bir yasam dilerim. Opuyorum…

    • Selin, esas ben cok tesekkur ederim. Yazdiklarimin okundugunu ve faydasi oldugunu bilmek harika bir duygu! Ben de sana ve ogluna cok mutlu ve saglikli bir omur dilerim!

  14. Sevgili Deniz,

    Hikayeni okurken çok duygulandım, gözyaşlarıma hakim olamadım. Geçen sene yaptığım doğumu hatırladım. Ben de Amerika’da yaşıyorum ve burada doğum yaptım. Yaşadığın tecrübelerin benzerlerini yaşadım.

    Doğum konusunda her zaman herşey beklendiği gibi gitmeyebiliyor. Ben de senin gibi tamamen müdahalesiz bir doğum arzulamıştım. Ama doğumun gidişatına göre epidürel, suni sancı gibi bazı müdahaleler olmuştu. Ama önemli olan senin ve oğlunun sağlıklı olması. Gerisi boş.

    Bu vesileyle sana Amerika’daki Türk Anneler ve Anne Adayları grubundan bahsetmek istedim.
    Bu grubun Facebook ve Twitter sayfalarında Amerika’da bebek ve çocuk yetiştirmekle ilgili faydalı ipuçlarını, indirim ve benzeri haberleri paylaşıyorum. Belki ilgini çeker.
    http://www.bebekveben.com/2012/01/04/amerikadaki-turk-anneler-ve-anne-adaylari/

    Yeniden hoşgeldin Sinan bebek!
    Sevgiler

  15. Tanla, cok tesekkurler guzel yorumun ve yolladigin link icin. Tabii ki ilgimi cekti, takipte olacagim:))

  16. Tebrik ederim. Dogum hikayeni merakla bekliyordum. Benim oglumda 14 Subat 2012’de dogdu, 10 gun gecikmeyle. Ben de agrilara dayanamayip epidural istedim. Onemli olan saglikli bir cocuk sahibi olmak. Oglunla saglikli ve mutlu bir omur dilerim.

  17. Bu süreç içinde öğrendim ki, annelik her gün yeni bir endişe demekmiş, anne sütünün bir damlası bile altın değerindeymiş, löhuşa depresyonu çok sahici bir seymiş, uykusuzluk beni çok sınırlı yapıyormuş ve gerçekten de ilk 40 gün çok zor geçiyormuş!

    ALTINA İMZAMI ATIYORUM AAAATTTIM !

  18. tebrik ederim , güle güle büyütün bebeğinizi, benim doğum hikayemle aynı hikaye ,paylaşmak istedim , sadece ben sezeryana bir de bütün herşeyin üstüne narkoz alarak girdim.yani başınıza herşey üst üste de gelebiliyor ama bunların hiçbiri bebeğinizin sağlığını duymaktan önemli olmuyor,,,gerisi hikaye..

  19. Merhaba Deniz,
    Hamileliğin başından beri seni takip ediyordum ve doğum hikayeni bekliyordum. Her doğumun hikayesi bambaşka ama sonucu herkes için mutluluk dolu. Önemli olan da sağlıkla bebeklerimizi kucağımıza almak. Şimdilerde çok heyecanlıyım. İnşallah ben de senin gibi gebelilik günlüğümü güzel hikaye ile bitirim. Çok duygulandım.
    Sinan bebek büyümüş bile! Ne kadar güzel bir oğluşun var. Maşallah! Maşallah! Bebişinle, güzel ailenle beraber sağlık ve mutluluk diliyorum.
    Sevgilerimle,
    Gökçe

  20. bende bir taze “blogger mum” olarak takipteyim artık 😉

  21. Deniz’cim, öncelikle tebrik ederim. Ben karşı daireden Aslı 🙂 2 gün önce annene uğradığımda senin burada hamilelik ve doğum hikayen olduğunu söyledi, buradaki Deniz Sen’mişsin meğer 🙂 Sinan’ın fotoğraflarına baktık.. Sana,eşine ve Sinan’a multu ve sağlıklı bir ömür diliyor, ikinizi de tekrar tebrik ediyorum..

  22. CANIM BENİM YA SENDE Mİ SEZARYANLA DOĞUM YAPTIN BENDE 2 GÜN SANCI ÇEKTİM 2 CM AÇIKLIK OLDUĞUNDA SUNİ SANCI VERDİLER VE BENİM YANIMA KİMSAYİ ALMADILAR 8 SAATİN SONUNDA SEZARYANLA DOĞUM YAPTIM AMA BENİM BÜNYEM KALDIRMADIĞI İÇİN KENDİMDE DEĞİLDİM UYANDIĞIMDA BEBEĞİM GELDİ AMA O DOĞDUĞU AN GÖREMEDİM NORMAL DOĞUMU ÇOK İSTEDİM OLMADI ÇOK ÜZÜLÜYORUM HALA AMA YETERKİ BEBEKLERİMİZ SAĞLIKLI OLSUN SENİDE ÇOK TEBRİK EDİYORUM DOĞUM YAPTIĞIMDA İLK AKLIMA SEN GELDİN BU ZORLU YOLDA BU BLOGDA PAYLAŞTIK HAMİLELİĞİMİZİ VE SONUNDA KAVUŞTUK BEBEKLERİMİZE UMARIM ARTIK BEBEKLERİMİZLE OLAN HAYATIMIZDA DA BURADA GÖRÜŞÜRÜZ SAĞLIKLI MUTLU HAYAT DİLİYORUM SEVGİLERLE…
    NUR

  23. Nazli Uzgoren Bicakci

    Deniz merhaba, internette bloglar arasında dolaşırken blogcuanne'ye rastladım ve burada the sana! Hatırlar mısın 1998'de sen, ben ve Ceren KLM ile Arjantin'e uçarken ne şebeklikler yapmıştık! 🙂 Yaaa o AFS'li Nazlı benim işte! Dünya ne kadar küçük, sana bu ortamda rastlayacağımı hiç düşünmezdim, harika bir tesadüf oldu! Anneliğini çok çok tebrik ederim cnm, ben de şu an 30 haftalık hamileyim ve bir kız bebiş bekliyoruz. Genel olarak rahat geçiyor hamilelik, öncesinde çok spor yapıyordum, şu anda the yoga ve yürüyüş. Bunların faydasını görüyorum. Şimdilik 8 kilo aldım, fena değil gibi ama kilo olayı kafaya takılacak son şey bence. İstanbul'da yaşıyorum ve avukatım, genelde şirketlere hukuki danışmanlık verdiğim için ofisteyim, o yüzden son 2-3 hafta kalana kadar çalışmaya niyetim var, olmadı biraz the home office, bakalım. İznimi sonraya saklıyorum ama planım en az 6-7 ay bebekle kalmak, çalışmaya devam etmekle beraber gerekirse işimi part time a düşürmek vs. Şu sıralar sonlara yaklaşmanın heyecanıyla özellikle doğum hikayeleri ilgimi çekiyor, o yüzden seninkini de dikkatle okudum. Ben de normal ama epidural ile bir doğum düşünüyorum. Bakalım planladığımız gibi olacak mı? 🙂 Senin de bebeğin bayağı büyümüş olmalı, nasıl geçiyor annelik? Emzirmeye devam değil mi? Sağlıkla büyüt oğlunu! Seni çok öpüyorum, cevabını bekliyorum cnm..