17 Yorum

Annelerin Gücü Adına

Bir Anneler Günü’nü daha geride bırakmış bulunuyoruz sayın seyirciler.

Sizi bilmem ama ben sosyal medyada hatırı sayılır bir miktarda paylaşım gözlemledim bu sene. Herkes mesajlar yazdı, birbirini tebrik etti. Ben her ne kadar kendimi “özel günlere gıcık olan” bir insan olarak tanımlasam da, itiraf etmeliyim ki paylaşımlar bir yandan da mutlu etti beni. Her “Tüm annelerin Anneler Günü”nü kutlayanın tebriğini üzerime alındım.

İşin tebrik kısmı bir yana, bir de hediye kısmı vardı. Hayır, aile içi hediyeden bahsetmiyorum. Burada kastettiğim hediyeler, markalar tarafından gönderilen hediyelerdi. Sadece ben değil, blog yazarı birçok anneye markalar tarafından hediyeler gönderildi bu Anneler Günü’nde.

Belli ki hepsi özenle seçilmiş, düşünülmüş hediyelerdi. Çikolata soslu meyve buketlerinden tutun da fesleğen tohumlarına, klasik çiçek buketinden manidar bilekliklere kadar hediyeler gönderildi annelere.

Ve bizler de teşekkür ettik bir şekilde. Fotoğrafını çektik paylaştık, Twitter’dan mesaj yazdık. Elbette bunu yaparken ister istemez markaların tanıtımını yapmış olduk, zaten o hediyelerin gönderilmesindeki niyet oydu.

[Bir not: keşke markalar Anneler Günü’nde annelere hediye göndermek yerine onların adına STK’lara bağış yapsalar. Sonra da sertifikalarını gönderseler bizlere. Örneğin bu seneye kadar babasını kaybetmiş çocuklara yardım etmiş olan Darüşşafaka, yakın zamanda annesini kaybeden çocuklara da destek olacağını söyledi. Anneler Günü böyle bir organizasyona yardım etmek için harika bir fırsat olmaz mı?]

Hediye kısmı dışında, genelde büyük-küçük tüm markalar unutmamıştı Anneler Günü’nü. Pazar günü gazetelere bir baktım da, Anneler Günü reklamından geçilmiyordu. Aklınıza gelebilecek hemen her türlü sektörden marka Anneler Günü ile ilgili reklam vermiş, annelerin gününü kutlamayı ihmal etmemişti.

Anneler günü internet üzerinde de geniş çapta kutlandı. Procter & Gamble’ın bundan birkaç hafta önce başlayan Dünyanın En Zor İşi Ama En Güzel İşi videosu, her ne kadar Anneler Günü’ne özel olarak hazırlanmadıysa da, günün anlam ve önemi sebebiyle cuk oturuyordu (ve bence bu alanda bugüne kadar hazırlanan en etkileyici videolardan biriydi).

Profilo, geçen seneki O Tabak Bitecek‘in yerini Yavrum Seni Like Ettim‘le doldurmaya çalışmıştı. Bence eğlenceli bir video yapmış, ancak O Tabak Bitecek’in yanına bile yaklaşamamıştı.

Arçelik ise Sosyal Medyada Anne Devrimi‘ni anlatarak biz sosyal medya annelerine gönderme yapmış, hepimizi güldürmeyi başarmıştı.

Peki, nedendi sizce annelere gösterilen bu özen? Annelerin kutsal yaratıklar olmasından mı?

Kısmen evet. En nihayetinde bu markalarda çalışanlar da insan. Bir kısmı anne. Hepsinin bir annesi var. Bu reklamlar, videolar hazırlanırken duygusal güdülerle de hareket ediliyor mutlaka.

Ancak babalar da var piyasada. Onlar neden unutuluyor? Babalar Günü’nde, Anneler Günü’nde yapılan reklamın yarısı bile yapılmıyor. Neden?

Sebebi şu:

In the U.S., there are 75 million mothers, all of whom influence 85 percent of their household purchases.

Yani:

Amerika’da 75 milyon anne var. Bu anneler, hanelerindeki alışverişlerin yüzde 85’ini yönlendiriyorlar.

(Kaynak: Target Moms’ Buying Power)

Amerika’da 75 milyon anne varsa, Türkiye’de de ne bileyim, bir 20 milyon vardır herhalde. Türkiye’deki şartların Amerika’yla eşit olmadığını, buranın -her ne kadar Amerika’nın peşinden koşar adım ilerlese de- tüketim açısından daha geride olduğunu ve kadınların satın almada erkekler kadar özgür/ön planda ol(a)madığını göz önünde bulundurunca, atmasyon bir yüzdeyle diyelim kadınların yüzde 60’ı hanelerindeki alışveriş hakkında söz hakkına sahip olsunlar (Ama bilerek, ama bilmeyerek)

Tehlikenin farkında mısınız?

Ya da şöyle sorayım: gücümüzün farkında mıyız arkadaşlar?

Markalar farkındalar. İşte bu yüzden annelere yönelik reklamlar yapıyorlar. Akıllı olanları viral videolarla gururumuzu okşuyorlar. Bizleri güldürecek, ağlatacak, konuşturacak yayınları birbirimizle paylaşmamızı sağlıyorlar.

Özetle, markalar işlerini biliyorlar. Bizler de bilelim. Annemize hediye alacaksak alalım. Kocamızdan/çocuklarımızdan –illa ki- hediye isteyeceksek isteyelim. Ancak bunu yaparken, kendimizi, ileride kızlarımızı toplumsal cinsiyetçilik rolüyle kısıtlamayacak şekilde yapalım. BiaMag’daki şu yazıda anlatıldığı gibi:

Peki Anneler Günü’nde annemize bize ne kadar güzel yemekler yaptığını, evi ne de güzel temizlediğini, “annelik görevlerini” ne kadar iyi yerine getirdiğini ve böyle devam etmesi gerektiğini mi hatırlatmalıyız?

“Annemizin temizlik çilesi bitsin” diye bilmemne marka elektrik süpürgesi mi yoksa “Annelerin en güzeline ütülerin en güzeli”ni mi almalıyız? Annemizin görevi ev işi yapmakmış gibi “Evin kalbi mutfakta, bizim kalbimiz annemizle atar” diyip işin içinden çıkabilir miyiz?

Tabi ki hayır. Annemizi sevindirmenin yolu toplumsal cinsiyet rollerini kendi elimizle pekiştirmekten geçmiyor.

Yarın hem annelerimize hem kendimize hem de babamıza hatırlatmamız gereken şeyler var. Örneğin çocukları olan kadınların da anne olmalarının yanısıra birer birey olduğu gibi. Çocuğun sadece kadının değil, erkeğin de olduğu, yani ev içindeki ve çocuklarına karşı sorumluluklarının aynı olduğu gibi. Annenin hayatının “ailesine hizmet etmekten” ibaret olmadığı gibi…

Kesinlikle katılıyorum. Çocuk sadece annenin olmadığı gibi, anne de sadece çocuğun, evin, ailenin değil. Herkes önce kendinin.

Babalar Günü’nde “Babanıza fırınların en güzelini alın” diye reklam yapacak babayiğit bir marka var mı acaba?

17 yorum

  1. Valla bence biz bu sene Anneler Günü’nü bahane edip süper bir iş yaptık. Kardeşim, en yakın arkadaşı ve ben, annelerimizi ve 1 yakın arkadaşı Taksime cuma akşamı yemeğe götürdük. Çıkışta da bara gidip birer tekila ve kokteyl ısmarladık onlara. Gecede babam bizi eve getirdi.
    Hepimize iyi geldi, kacasız, çocuksuz, sevgiliz feleketen bir gece… :))

  2. İşin duygusal yanı, şımartılmak hediyeler vs güzel de senin de işaret etmiş olduğun gibi asıl mesele tüketim meselesi. Sonuçta sırf anneler günü babalar günü değil bir sürü özel gün var ama hangisi tüketimi daha çok artırıyorsa medya tarafından onlar pompalanıyor. Ekonomik durumu belli bir düzeyde olanlar için belki fark etmiyordur al gülüm ver gülüm hesabı anneler günü babalar günü yılbaşı vs bahane belki ama esas mesela orta ve düşük kesimde de medya aracılığıyla aynı alışkanlığın teşvik edilmesi. Medyadaki paylaşımlar, markaların reklamları vs bu sefer insanlarda benim neyim eksik ben de anneyim ben de hediye istiyorum ya da benim annemin nesi eksik gibi bir algı oluşuyor. Böylece onlar da katılıyor tüketime, borçlanarak, kredi kartını kullanarak, bol taksitli… Tehlikenin de gücümüzün de farkında olalım…
    Yazı için teşekkürler…

  3. kesinlikle katılıyorum. anneler günü aracılığıyla zaten bir tüketim çılgınlığının ortasına düşürülmüş durumdayız. burada tüketirken en azından toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirmeye hiç gerek yok. annelerin yerinin “sıcacık mutfakları”, “tertemiz banyoları”, ” mis gibi çamaşırların olduğu yatak odaları” vb bir evin dört duvarının içi olduğunu tekrar tekrar duymalarına, bunu hatırlatan hediyeler almalarına hiç ama hiç gerek yok.

    caillou çizgi filminin sevdiğim tek yönü de burası, cinsiyetçilikten eser yok… baba yemek yapar, bulaşır yıkar, küçük kıza bakarken anne oğul tamirat yapar. küçük kızlarımı bu gelenekçi rollerden ne kadar koruyabilirim bilmiyorum ama en azından oyuncak bebekleriyle oynadığı gibi oyuncak arabaları, oyuncak tamir aletleriyle de oynamasını sağlıyorum. herkes şaşırsa bile…

  4. Elif Hanım,
    Yüzlerce anne bebek blogu var ama sizin gibisi yok!

    Anneler günü dolayısıyla okudugum bazı yazılar beni çok rahatsız etti. Birinin başlığı “Annelik kadınlıkta terfi etmektir” di. Bir tanesi uzun uzun “oğluş”u ve kocası için nasıl kul köle olduğunu anlatıyordu. Bu çok korkutucu bir durum. Bunu yapmamalıyız, çocuklarımızı böyle yetiştirmememliyiz.

    Bu konulardan bahseden, bu sayede toplumdaki ve annelerdeki algıyı değiştirmeye çalışan (ve umarım bunu başaran, başaracak olan) benim rastladığım tek blogcu anne sizsiniz.

    O yüzden tekrarlayayım; Yasasın Blogcu Anne!!

  5. Yine cok guzel yazmissiniz ama rica ederim antiparantez nedir? Paranteze karsi misiniz?

    http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.4fb20bceb15338.66404957

    Amacim uyuzluk yapmak degil lutfen yanlis anlamayin sadece binlerce kisinin okudugu bir blogda bu tarz yanlislarin olmamasi gerektigini dusunuyorum.

    Sevgilerimle…

    • Verdigim link ana sayfaya gonderiyormus, sunu gostermek istemistim:

      antrparantez
      zarf Fransızca entre parenthèses
      1. zarf Söz arasında, sırası gelmişken
      “Antrparantez, pek az hoşlandıklarım muharrirler, ediplerdir.” – F. R. Atay
      2. Ayrıca

    • Hakikaten, niye öyle yazmışım?? Ben de anlamadım:)

      Düzeltiyorum, dikkatime çektiğiniz için teşekkürler.

      Türkçe kurallarına -bildiğimce- uymaya çalışıyorum ancak şu bir gerçek ki edebiyat geçmişim yok. Ha, üniversite sınavında Türkçe’de yanlış yapmamış olmakla övünürüm (güleriz ağlanacak halimize). Kısacası, bildiğim kadarıyla dikkat ediyorum, ancak iddialı olduğum düşünülmemeli.

  6. “Annelerin en güzeline ütülerin en güzeli”ni mi almalıyız? Annemizin görevi ev işi yapmakmış gibi”
    bunu okuyunca aklıma geldi, aynısını yaşadık.
    4-5 yıl önce anneme ütü almıştık anneler gününde.
    sevineceği yerde “benim görevim ütü yapmak mı” şeklinde sitem etmişti.

    “al bu güzel ütüyü, kıyafetlerimizi güzel ütüle” der gibi 🙂
    haklıydıydı ne diyeyim ? :))

    • Benim eniştem de ilk evlilik yıldönümlerinde halama yemek kitabı almış. Halamın kitabı kafasına fırlatmadığı kalmış 🙂

    • iyiki annemize bulaşık makinası almışız valla, bu yönden hiç düşünmemiştik…

  7. Tüketim çılgınlığı şımarılmak hatırlanmak falan filan hepsi bir yana benim bu anneler-babalar günü ile ilgili en büyük takıntım annesiz (babasız) çocuklar helede duygusal insanın burnunun direğini sızlatan reklamlara acayip kıl oluyorum bu ne ya habire o yavrucakların gözünü gözüne sokuluyo bu durum.Anne olunca anladığım daha doğrusu farkına varmakta geciktiğim bir olay, neden başkaları anlamıyo bunu neden yasaklanmıyo anlamıyorum mail bile atmışlığım var RTÜK’e bu konuyla ilgili. valla benim anne olmaktan çok annesiz çocukları hatırladığım bir gün bu….

  8. Malesef, hersey ama hersey ama hersey artik tuketim olgusu uzerine kurulu. Ask, annelik, babalik, milli gunler, dini gunler, okula baslama, mezun olma, evlenmeye giden 18bin degisik adim ve evlenme. Sen de biliyorsun Amerika’da her ay illa bir tuketim furyasi sebebi var. Daha biri bitmeden oburunun urunleri raflari dolduruyor.
    Netekim tuketim durtmesi bitmez. Time dergisinin kapak yaptigi gibi hangimiz daha anneyiz tartismasi da bitmez. Ama dedigin gibi, keske one cikanlar senin de on ayak oldugun Anne dostu isyerleri, annelere esnek zamanli meslek edindirme, ucretsiz emzirme, cocuk gelisimi egitimi veya anne-cocuk seminerleri gibi seyler olsa.

  9. Babalarla ilgili bir nokta da çocuklarla ilgilenmelerini karılarına yardım olarak görmeleri. Hani asli görev annenin de, yükünü alıyor gibi. Buna çok sinir oluyorum. Evdeysen o cocuklarla oynayacaksın, altını da değiştireceksin, yıkayacaksın da sevgilim. Madem çocuk imalatının en zevkli kısmı bana kaldı, bakmanın da en zevkli kısmı benim yok!!! Bir de oynarlar oynarlar da, çocuk altını kirletince anneyi çağırılar…

  10. anneler günü aslında hergün bence. senede bir kutlanırken,tüketim çılgınlığı da bir o derece artıyor.
    Aslında baktığınızda hepsi boş. Küçük oğlum bana anneler gününde annecim gözlerini kapat,sana birşey vereceğim dedi,ailemizin resmini çizmiş kendince,sana bunu hediye etmek istiyorum dedi.Öyle mutlu oldum ki,dakikalarca odasına sokmadı ve harıl harıl kendi dünyasında birşeyler yapmaya çalıştı.Ona sarıldım ve göğsüme yaslayıp,doyasıya öptüm. Annelik anlatılamaz,yaşanır derler ya aynen öyle birşey…..

  11. En güzel anneler günümü kutladım bu sene, her nekadar eşim özel günleri çok sevmesede ve ilgilenmesede kardeşlerim telafi ettiler….
    Sabah nöbetten çıkınca, kucağımda kendi aldığım karanfillerle evime gittim( eşimin düşünmeyeceğini bilerek kendim almıştım)
    Kayınvalideme kahvaltıya gittik, nerdeyse tüm aile oradaydık…sonra oğlumla kardeşlerime gittim, beni çok sevdiğim kebapçıya götürüp önüme bir tepsi kebabı ve künefeyi koydular (gebeliğimdede adana kebap aşermiştim). patlayıncaya kadar yedim…
    Ordan çıkınca erkek kardeşim oğlumla ilgilendi ve kız kardeşimde beni uzun süredir aksattığım tüm bir bakıma soktu, kuaförde saçlarımı kısacık kestirdim, kendime geldim valla, kucağımda 3 buket karanfillerle mutlu bir şekilde eve geldik, çayımı da ayağıma getirdiler, afiyetle içtim…
    yani tüm gün ev işlerine ve mutfağa girmemek güzeldi ….tüm anneleri çok öpüyorum, keşke her günümüz böyle geçse…