16 Yorum

Yıldız yerine geldi ama ay çektiğini bilir

Çocuklar çok hızlı büyüyorlar.

Dün akşam Deniz kendi kendine yıkandı. Ben yanındaydım. Yönlendirdim onu, yok başını şampuanla, yok vücudunu sabunla. Benim yaptığım kadar temiz olmadı ama kendi kendine yıkandı mı? Yıkandı.

Derin desen ayrı alem. Bir konuşuyor ki, sorma gitsin. Geçen akşam Deniz yatağında zıplarken “Sakin ol” demiş ona. Anneannesine “Çabuk içeri gir, ayakların çamur olacak” dedi. (Telaffuzu bu kadar düzgün değil tabii ki)

Of, çok çabuk büyüyorlar. Bazen, çok yorulduğum bazı zamanlarda, çok zorlandığımı hissettiğim, çocuklar büyüdükçe dertlerinin de büyüdüğünü fark ettiğim bazı anlarda diyorum ki: Bir gözümü açıp kapasam. Ve büyümüş olsalar.

Sonra diyorum ki, deli miyim ben?

Öyle seviyorum ki onları. Annelik yapmayı. Emek vermeyi. Hiçbir karşılık beklemeden.

Geçenlerde katıldığım Oylum Talu’nun programında Talu “‘Çocuğun yoksa bir, varsa bin derdin var’ derler. Söyleyin bakalım, neden çocuk yapalım? İkna edin biz çocuksuzları” demişti.

Haklı aslında. Düşününce, neden çocuk yapar ki bir insan? Küçükken ayrı dert. Uykusuzluğu, diş çıkarması, hastalığı, yürüdü-yürümedi derdi. Şimdi görüyorum ki, büyüdükçe ayrı dert. Okuluydu, eğitimiydi, ödeviydi, ergenliğiydi. İleride üniversitesi, sevgilisi, kalp kırıklıkları derken neler yaşayacaklar, yaşayacağız kim bilir?

Ancak bir yandan da öyle merak ediyorum ki bu verdiklerimin bana ne olarak geri döneceğini. Ne çıkacak ortaya acaba? Nasıl insanlar olacaklar? Neyle uğraşacaklar? Nerede, nasıl yaşayacaklar? Topluma ne katacaklar, aldıklarını nasıl geri verecekler?

Sanırım Oylum Talu’nun sorusunun yanıtı “EMEK”te gizli.

Öyle bir emek veriyorsun ki çocuğa, ve o da öyle kapıyor ki verdiklerini, öyle bir insan çıkıyor ki ortaya, sevmemek elde değil.

Bırak çocuğunu, sokakta kanadı kırık bir kuş bulsan, alıp eve getirip baksan, birkaç hafta sonra kanatlanıp uçmasını istiyorsun. Uçtuğunda yüreğin cız ediyor belki ama onu iyi etmiş olmak sana da iyi geliyor.

Rahmetli büyükbabamın çok güzel sözleri vardı. Bunlardan biri

Yıldız yerine geldi ama ay çektiğini bilir

imiş.

Geçenlerde babama Dünyanın En Zor İşi Ama En Güzel İşi videosunu seyrettirdiğimde söylemişti bana bunu.

Yıldız yerine geldi ama ay çektiğini bilir.

Annelik yapmak, bir insan yetiştirmek bundan daha iyi özetlenebilir mi?

16 yorum

  1. Oğlumun bir sarılışı bir öpüşü bir bakışı dünyalara bedel ve çocuklarımıza verdiğimiz koşulsuz sevgi işte hayatın şifresi bence bu…

  2. karşılıksız sevginin en büyük örneğidir, dünyada kendi çocuğun kadar kimseyi sevemezsin, bence işte bu, neden çocuk yapmalısının cevabı…

  3. Bu videonun Çin versiyonunu hergün izliyordum bunu izlemek süpriz oldu bana çok güzel gerçekten..
    bir anneler bilir nasıl bir emeğin harcandıgını.. onlar büyüdükçe artan sevginin de büyüklüğünü .Ne güzel ne dogru söylemiş büyükbaban..

  4. Emek ve vermek tamda bu sabah lise sonda okudğum kitabı yeniden okudum Eric From Sevme Sanatı” Anne karnında büyüyen çocuğa kendisinden birçok şey verir Vermemk acı yaratır onda.
    Made evreninde vermek, zengin olmak demektir. Çok şeyi olan değil,, çok veren zengindir” Sy 30
    “Vermek , karşındaki insanı da verici yapmak demektir ; böylece her ikisi de ortaklaşa bir şey yaratmanın sevincini paylaşırlar” Sy31
    Çocuklarımız ile vermenin güzelliğini ve zenginliğini daha çok zenginleşmeyi keşfediyoruz her seferinde belkide:)

  5. “anlatılmaz yaşanır”annelik rabbimizin kadınlara verdiği en büyük nimet .

  6. ne güzel bir sözmüş, izninle kenara not aldım bunu…

    emek evet ama bir de içgüdü kısmı var. daha hiç çocuğum yokken anne olmak için çılgınca bir istek duyduğumu hatırlıyorum. tüm vücudum sadece bu sinyalleri algılayıp sadece o sinyalleri yayıyordu bana kalırsa. sadece o isteği hissediyordum. şimdi bile yazarken bunu düşünüp hissettiğim o sıradışı anları hatırlıyorum. müthiş bir içgüdüydü. zaten bu içgüdü bence sende de öyle, bazen kısacık bir yazı yazıyorsun ama içi taşıyor, ordan anlaşılıyor.

    Allah bizleri evlatlarımızdan hiç ayırmasın, bizleri de onların başından eksik etmesin inşallah…

  7. Dün akşam ilk defa 21 aylık oğlum, anne sarılcam dedi. sarıldı bana. Bunun için çocuk doğurmalı, anne olunmalı.

  8. dün yaşadığım şey tam buraya yazmalık:
    İmge’yi bakıcısından almaya gittim.
    Sema ablamız kapıyı açtığından İmge henüz hazır değil, içerde oynuyordu.
    Beni görünce yüzünde kocaman bir tebessüm, “anne” diyerek bir koşturması vardı ki kollarını açarak.

    kızımı bağrıma bastığımda hissettiğim şey işte: ANNELİK :)

    kızım yaklaşık 14 aylık. koşturması biraz dengesiz olduğu için çok daha kıymetli :)

  9. Oooof sabah sabah ağlattınız beni! Ben de tam bu sabah dinlediğim romantik şarkıların etkisiyle “acaba oğlum büyüdüğünde kime aşık olucak,kimler kalbini kırıp inciticek,hangi kız için ağlıycak” gibi komik ama tuhaf şeyler düşünmüştüm :) şuan bebeğim 3 aylık ve ben çok merak ediyorum büyüdüğünde ne olucak,nasıl biri olucak,nerde yaşıycak…vs,vs.ama ben büyümesini istemiyorum minnoşumun,çünkü büyüyünce kanadı iyileşen o kuş gibi uçup gidicek elimden… Bi yazı okumuştum annelikle ilgili ve bi cümle beni darmadağın etti;”siz ona bağlandıkça o sizden kopar”….

  10. hem çok güzel hem zor…içim titredi okurken.Biz bu aralar anne sütünden ayırma nedeniyle zaten hassas ve zor bir dönemdeyiz(blogda ayrıntılı anlattım ,burda uzatmıycam hakikaten zorlandık,zorlanıyoruz)Aynı şeyleri çokça düşündüğüm bir döneme denk geldi bu yazınız…Bu arada kulaklarınız çınlıyorsa benden bilin”annelik her zaman toz pembe değil”i çok düşündüm bu aralar.
    Geçen geçe meme yoksunluğundan yaşadığı ağlama krizinde artık ben de dayanamayıp kendimi koyverdim başladım ağlamaya.1 saattir aralıksız ağlayan 20 aylık kızım,benim ağladığımı görünce döndü ,o minicik parmağını dudaklarını götürdü ve “anne sus,sus annecim,olmaz,ağlama”(tabi kendi aksanıyla)dedi ve sarıldı…ne hissettiğimi anlatmam tahmin edersiniz ki mümkün değil…
    Büyükbabanızın sözü çok anlamlı ve doğru…Bu arada evet “ay çektiğini bilir “tamam ama,peki ya yıldız ?

  11. Bir yıldızım olduğu için öyle mutluyum ki, yıldız parlak da olsa, sönük de kalsa; o benim yıldızım..

  12. Her akşam eve gittiğimde gördüğüm, kızımın yüzündeki o kocaman mutluluk için anne olunmalı…

  13. Bu şiiri çok beğeniyorum … Konu ile ilgili olduğu için paylaşmak istedim…

    Çocuklar

    Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
    Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
    Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
    Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
    Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
    Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
    Çünkü ruhlar yarındadır,
    Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
    Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
    Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
    Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
    Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
    Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
    Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
    Okçunun önünde kıvançla eğilin
    Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
    Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

    Halil Cibran

  14. Deden ne güzel ifade etmiş…Anneler ve annelik gibisi var mı ? Kıymet bilen, insani duyguları gelişmiş, ve farkındalıkları yüksek kişiler olsunlar inşallah…

  15. Konu dışı: Elif, ana sayfanda yorumlar, parantez içinde yorum sayısı yazıyordu ya, her başlığın yanında, lütfen onu eski haline getirir misin? Yeni yorum geldi mi takibi daha kolay oluyor, mail atamadım iş yeri bilgisayarı olduğu için, daha önce de yazmıstım sana.

  16. Emek verip karşılık beklemeden büyütmek, yetiştirmek… hem büyüsünler hem çocuk kalsınlar :)