9 Yorum

Tansu ve Dalya’nın Hikâyesi

Tansu Oskay, blog üzerinden başlattığımız tanışıklığımızı gerçeğe dönüştürdüğüm insanlardan. Emzirme Reformu sürecine de gönül veren ve kurduğu Paps Parenting üzerinden anne adayları ve ebeveynlere danışmanlık yapan Tansu’nun bu ilk doğum hikâyesi ebeyle gerçekleşmesi açısından önem taşıyor.

Tansu ve Dalya’nın bu hikâyesinden yaklaşık 11 sene sonra, geçtiğimiz ay gerçekleşen Tansu ve Emir’in hikayesi de yakında burada yer alacak. Tansu Oskay’ı Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz.

***

Tansu ve Dalya’nın Hikâyesi
5 Mart 2001, Washington, DC – ABD

Ben bu hikayeyi anlatmayı seviyorum. Yıllardır hiç bıkmadım. Elif’e geçenlerde anlattım, daha önce konuştuk sanıyordum. O da yazar mısın Pozitif Doğum Hikayesi olarak dedi. İkinci yolda ikisini bir yazarım dedim, ama ikisi ayrı dedi, haklıydı. Her doğumun kendi ayrı hikayesi olmalı.

Neden anlatmayı sevdiğime dönecek olursam, en çok tam hayal ettiğim gibi olmasını seviyorum. Sade bir odada, üzerimde hastane geceliğiyle, kaygısız, güvenle normal doğum yapmam hatırladıkça beni mutlu ediyor.

Ben Amerika’da ebe ile hastanede doğum yaptım. Ev ortamında da yapabilirdim, ama biraz kültür, biraz evham, evde doğuma kendimi alıştırıp benimseyemedim. Türkiye’den gittikten sonra kontrollerimi ebeler yaptı, ben öyle tercih ettim. Ekiptiler ve hepsi birbirinden tatlı, işlerini severek yapan tiplerdi. Mezurayla karın ölçüp, doğal tavsiyeler veriyorlardı. Dediklerine ve doğallıklarına güvendim, her önerilerini yerine getirdim. Kız olduğu için geç gelecek diyorlardı. 28 yaşında, sabırsız, ilk defa anne olacak biri için kabus olan bu cümle tam da dedikleri gibi gerçeğe dönüştü. Kızım 11 gün geç doğdu.

Son günler çok ağrı ve sancılarım olduğu için evden pek çıkmıyordum. Beklenen doğum günü geçtiği için daha sık kontrole gidiyordum. İlk defa benim başıma geliyor gibiydi bu durum tanıdıklarım arasında. Sebebi Türkiye’de doktorlar gün geçirtmedikleri için. Hiç duymamıştım bile kızlar gecikir diye bir cümleyi.

Tek endişem bu kadar sırt ve kasık ağrısı olunca bunlardan hangisinin doğum habercisi nasıl anlayacaktım. “Anlayacaksın, anlayacaksın..” dedi ebe sorduğumda. Gerçekten de anladım. Arkamda sırtımdan belime o kadar kuvvetle girdi ki o ağrı, birincisinde anladım hem de. Hemen bir kağıda zamanı not ettim. Yavaş yavaş geçti, tam unutuyordum ki aynısından bir tane daha girdi, saate baktım. Tam 20 dakika sonraydı, 1-2 dakika sürüyordu ve kımıldamama, pozisyon değiştirmeme izin vermiyordu. Sanırım 3-4 tane sonra aralıklar birkaç tane için 15’e ve sonra 10 dakikaya düştü. Başlangıçtan beri 2-3 saat zaman geçmişti. Bir mucizeye şahit olmaya başlamıştık bile. Aralıklar nasıl bu kadar muntazam, şaşmadan,  her yerde yazdığı gibi periyodik, dakik gidiyordu. Bu bile başlı başına insanı şaşırtıyordu.

Önceden konuştuğumuz gibi ebe ekibinin acil numarasını aradım. O sırada görevde olanı verdiğim bilgiler üzerine “Bir saat sonra tekrar arayın” dedi. Banyo yapmamı da önerdi. Sancılardan güç bela bir duş aldım, giyindim, eşimle hazırlandık. Bir saat dolunca tekrar ebeyi aradık. Artık aralıklar 5’er dakikaya yaklaşmıştı. “Tamam gelin hastanede buluşalım” dedi sonunda. Konuşmasındaki rahatlığı anlatamam. Bizi çok şaşırtan cinsten bir rahatlık.

Hastaneye gidip odama yerleştiğimde saat gecenin 9’u olmuştu. İlk sancıdan bu yana neredeyse 6 saat geçmişti. Saat 11’e kadar bekledik ve sonra bir karar almak zorunda kaldım. Açılma çok az ve yavaş oluyordu. Sancılar beni yormaya başlamıştı, doğum sabahı bulacaktı. Halsiz kalmamak ve normal doğum şansımı arttıracağımı düşünerek epidural anestezi istedim. Gerçekten de sancısız uyuya dinlene bütün bir geceyi geçirdim. Sürecin daha çabuk olmasını ve taktırmamayı isterdim. Ancak doğumun 18 saat sürdüğünü hatırladığımda sanırım bu kararda biraz iyi yapmışım diyorum. Doğumun son evresine doğru ve beni hemşire ile ebe yönlendirmeye başladı. Vücut reflekslerimi daha iyi takip etmem için epidural anestezinin miktarını iyice kıstılar. Artık doğum anını hissediyordum.

Biraz zaman geçtikten sonra çabam boşa gidiyor gibi geldi. Zaten ebe  “Madem sezaryen istemiyorsun, o yüzden biraz gayret, konsantre ol” dedi. Sanırım başarı gösterdim, çünkü odaya pediatrist geldi, hemen arkasından bir bebek yatağını yakınıma getirdiler. Onları gördüğüm anı hiç unutamam. Bebeğimle kavuşmama sadece kısa bir an kaldığını anladım ve o motivasyonla birkaç dakika içinde doğum gerçekleşti. Kızımı doğar doğmaz göğsüme verdiler. Ben ağlıyordum. Eşim “Bu çok büyük” deyip gülüyordu. 4,400 kg ağırlığında bir bebeğimiz olmuştu. Kordonu penslediler, bir elinde kamera tutan babanın öbür eline makası verip kestirdiler. Sonra göğsümdeki bebeği alıp sardılar ve hemen babanın kucağına verdiler. Ardından plasenta ve benimle ilgilenen ebe, tüm sürecin doğal ve yolunda gittiğini o kadar hissettirdi ki ben bu doğumdan yarım saat sonra ayağa kalktım. Hemen düzeldiğimi, normal vücuduma dönmeye başladığımı hissettim.

Doğumun 1 saat sonrası yakınlarımı tek tek aradım. Baba- kız fotoğraflarını ve videolarını çektim. Ertesi gün hastaneden çıktık.

Kızım çok rahat büyüyen bir bebek oldu. Doğumundaki doğallıkla sağlıklı, rahat bir bebeklik geçirdi.

Tam 11 yıl oldu, şimdi tekrar anne oldum. Henüz oğlum bir aylık. Tekrar normal doğum yaptığım için çok mutluyum. Gerçekten her doğum deneyimi ayrı. Hepsi etkisinden uzun süre kurtulamadığın bir mucize. Bu doğumumu da umarım en kısa zamanda yazar, anne ve anne adaylarıyla paylaşırım.

***

Pozitif doğum hikayeleri, kadının bedenine ve tercihlerine saygı duyan, doğumun doğallığını ve mahremiyetini dikkate alan, tıbbi müdahelelerin minimum kullanıldığı ya da gerekmedikçe kullanılmadığı doğumların paylaşıldığı hikayelerdir. Pozitif Doğum Hikayeleri hakkında buradan daha fazla bilgi alabilir, diğer hikayeleri buradan okuyabilir, paylaşmak istediğiniz bir hikayeniz varsa buradan bilgi alabilirsiniz.

9 yorum

  1. Merhaba Elif hanım,
    Yeni keşfettim sitenizi, tabii bunda 7 haftalık gebe olup araştırma yapmamın payı büyük 🙂 Pozitif doğum hikayelerini okudukça hem seviniyorum hem kızıyorum. Çünkü annelerimizin ve önceki nesillerin zaten senelerdeki yaptıkları doğum olayını mucize gibi anlatmak beni sonrası için iyice endişelendiriyor. İlkokuldayken sezaryenle doğan arkadaşlarımız olduğunu öğrenince uzaydan gelmişler gibi bakmamız gibi, normal doğanlara da böyle bakacaklar artık.
    Bende umarım -Türkiye’de yaşadığım için- normal doğum yapmak isteyen bir doktora denk gelirim hatta bu konuda önerilere de açığım.

    Sevgiler,
    Hale

  2. Maşallah çok güzel bir hikaye darısı bütün hamilelerin başına inşallah

  3. Maşallah çok güzel bir hikaye. Bu hikayeleri okudukça sezeryanlerime bir kez daha bin pişman oluyorum ne yazık ki… Ah en büyük keşkem…

  4. Tüm sitelerdeki tüm bu denli yazılar…
    Güzel ve teşvik edici, öyle olmaya ama farklı yönleri de var.
    Mecburen sezaryen olmuş ya da -öyle olması gerektiği söylenmiş- insanlar için…

  5. 4.400 mü? Maşallah demek düşer sadece:)

  6. Selamlar,
    Saglikla buyusun cocuklariniz :). Bu arada gazeteler arasinda dolanirken asagida linkini verdigim habere rastladim. Sezaryen ile dunyaya gelen cocuklar ve obezite arasindaki iliski ile ilgili.

    http://www.hurriyet.com.tr/saglik/20620026.asp

  7. Ben de her şeyin aynen böyle gelişeceğini düşünmüştüm ama kızım beni yaniltti. Harika bir hikaye, size de ebelere de tebrikler! 🙂

  8. 38 haftalık hamileyim ve bu pozitif doğum hikayelerini okudukça rahatlıyorum.Umarım kendi pozitif hikayemle sizlerle olurum yakın zamanda

  9. masallah sizin bebeginiz de anne karnini rahat bulup gec gelenlerdenmis..benim oglum da 10 gun gec geldi…hatta dogmaya karar vermesine ragmen 33 saat sonra kollarima almistim…