64 Yorum

Duruş

Burası kişisel bir blog.

Bakınız Vikipedi’de kişisel blog nasıl tanımlanmış:

İnternet üzerinde bireysel olarak oluşturulan, genel veya belli bir odak noktası olan blog çeşididir. Büyük oranda blog yazarının ismini veya takma adını alırlar. Yazarın bireysel günlüğü olmak dışında gündemi kendi kalemi ile yansıttığı ortamdır. Bu tür bloglar çok fazla deneyimi olmayan kişilerin bile kullanabileceği ve sayfalarını düzenleyebileceği yapıdadır ve daha çok günlük olarak kullanılırlar. Kişilerin günlük yaşamda yaşadıkları olayları, karşılaştıkları durumları okurlarıyla paylaşmasını sağlar.

Evet, burası kişisel bir blog. Kurumsal bir web portalı değil. Bir gazetenin anne-bebek sayfası değil.

Kişisel bir blog olmasından ve benim de bir anne kişisi olmamdan hareketle bir anneyi ilgilendirebilecek her türlü konuda yazıyorum: Hamilelik ve Doğum, Evlilik, Çocuk Yetiştirmek, Kadın Olmak ve başka aklınıza gelebilecek şeyler.

Ve yine kişisel bir blog olmasından hareketle belirli konulardaki duruşlarım, bakış açılarım; tutkulu olduğum alanlar, yer yer siyasi görüşüm ve taraflı yaklaşımlarım yazılarıma yansıyor.

Benim patronum benim. Benden başka kimseden yönlendirme almıyorum. Aklıma ne gelirse, gündemde ne varsa, içimden ne çıkarsa onu yazıyorum.

Bu aralar gündemimde eğitim konusu var. Evde onunla yatıp onunla kalkıyorum. İmza kampanyasını duyurmaya çalışıyorum, sağa sola mesaj atıyorum, gazetelerden arıyorlar anlatıyorum, televizyonlara röportaj veriyorum (bu akşam ya da yarın sabah CNNTürk’te olacağız).

Blog yazarken eğlendiğim kadar blog yazmayı ciddiye de alıyorum. Bazı yazılarım parmaklarından dökülüveriyor (bunun gibi). Bazıları ise beklemek, düşünmek, bir şeyler yazmak, geriye çekilmek, bir daha yazmak istiyor.

Ben burada herhangi bir kesimi tatmin etmek ya da bir başka kesime karşı gelmek için yazmıyorum. Beni farklı kesimlerden, farklı bakış açılarından insanlar takip ediyor. Ben hepsine eşit mesafede durmaya çalışıyorum, öyle bir zorunluluğum olmadığı halde.

Öyle bir zorunluluğum yok, çünkü burası kurumsal bir web sitesi değil. Belli konularda belli düşünceleri, duruşları olan bir kadının kişisel bir günlüğü.

Normal doğum ve sezaryen konusu benim yakından takip ettiğim ve ne zaman yazsam eleştiri aldığım bir konu. Bu konuyu kimseyi üzmek için yazmadığım gibi, yazdığım zaman birilerinin üzüleceğini bilerek yazıyorum. “Ne zaman bir pozitif doğum hikayesi yazsam üzüldüğünü söyleyen, sezaryenle doğum yapmış kadınlar” kadar ve hatta onlardan çok daha fazla sayıda “bu hikayelerden beslenen, öğrenen ve bu sayede sezaryenle doğumdan vazgeçen ve normal doğuma bir şans veren kadınlar” olduğunu bildiğim için yazıyorum.

Bütün bunları yaparken de “Senin gibi sezaryene fanatiklik derecesinde karşı olan bir insanın Başbakan’ın sözlerine tepkisiz kalması çifte standarttan başka bir şey değil” şeklinde, farklı platformlarda, farklı kişilerden aldığım eleştirilere, hiç zorunda olmadığım halde şu açıklamayı yapıyorum:

Birincisi, ben sezaryene fanatiklik derecesinde karşı değilim. Hiçbir şeye fanatiklik derecesinde karşı değilim. Daha önce 43208554958 kere söylediğim gibi, sezaryeni bir doğum yöntemi olarak değil, bir operasyon olarak görüyorum. Kadınların sezaryeni “tercih edebilmesinin” ise bir hak değil, sektörün bir aldatmacası olduğunu düşünüyorum. (Bunları “Neden yazmadın?” denilen yazımda ayrıntılı olarak anlatacağım)

İkincisi, normal doğum konusu çok ilgimi çekiyor. Her şeyden önce bu konuda çok okuyorum. İlgimi çektiği için, merak ettiğim için okuyorum, “Blog yazmaya bu kadar vakit ayırmasaydım doğum koçu olabilirdim” diyecek kadar okuyorum. Bu okuduklarımı paylaştığım zaman birilerinin faydalandığını bildiğim için de yazıyorum.

Üçüncüsü, buraya siyaset karıştırmıyorum. Bunu siyaseti sevmediğim kadar, buradaki paylaşımlarımın siyaset üstü olduğunu düşündüğüm için yapıyorum. Siyaseti geride bırakınca, onu aşınca, çok daha fazla insana ulaşabildiğimi gördüğüm için yapıyorum. Eğitim sistemiyle ilgili bir yazıma gelen -yayınlamadığım- “kafirin biri yapsaydı öve öve bitiremezdiniz” türünden yorumlar ve sonrasında kopacak kavgayı modere etmek için harcayacağım enerjiyi yazı yazmaya harcamak istiyorum.

Dördüncüsü, buraya siyaset karıştırmıyor olmam, beni direkt ilgilendiren konularda sesimi çıkarmamam anlamına gelmiyor. Nitekim, her ne kadar siyasi görüşlerimi yazılarımın odak noktası haline getirmesem de saklamıyor, onun da ötesinde “insani” görüşlerimi dile getirmekten çekinmiyorum.

Beşincisi, siyasi iktidarın bir girişimine karşı bir görüş bildirdiğimde “Onlara karşı olduğun için böyle söylüyorsun” şeklindeki eleştirileri çapsız buluyorum. Benimle karşılıklı oturup siyasi bir tartışmaya girmemiş, konuyu derinlemesine tartışmamış olan birinin benim eleştirdiğimi “sadece iktidar karşıtlığı”na sığdırmasını bana yapılmış bir haksızlık olarak değerlendiriyorum. Bugüne kadarki yazılarımın ve duruşumun düşünemeyen, eğriyi doğruyu göremeyen, sırf-siyasi-görüşünü-paylaşmadığım-bir-insan-söyledi-diye-doğru-olduğunu-düşündüğüm-bir-şeye-karşı-gelen (ya da tam tersini yapan) bir insan olmadığımı gösterdiğine inanıyorum.

Beni takip eden kesimin herhangi bir konuda “Elif, sen de bu konuda bir şeyler söylemeyecek misin?” demesi, ya da bir şey yazdığım zaman beğenmesi, ya da “Senden böyle bir açıklama beklemezdim” demesi beni çok mutlu ediyor. Demek ki bazı konulardaki duruşumu ortaya koyabilmişim ki belirli yönde beklenti yaratıyorum insanlarda diye düşünüyorum.

Ve fakat ne sezaryen konusunda, ne eğitim sistemi konusunda, ne de hiçbir konuda kimseyi tatmin etmek ya da bir şeyler kanıtlamak için yazmadım, yazmak zorunda da değilim.

Onu yaptığım gün, bu blogdaki son yazım olur.

64 yorum

  1. “Sezaryen fanatikliği”nden bahseden yorumu ben de okumuş ve yadırgamıştım. Böyle yazıyı yazmak zorunda kalmanıza üzülmekle birlikte, elinize sağlık demek istiyorum. Henüz kendim anne olmasam da epeydir yazılarınızı takip diyor ve çokça da yararlanıyorum. Lütfen devam edin Elif Hanım.

    • “Böyle bir yazıyı…” diyecektim, elim sürçmüş… (imlada biraz takıntılıyım da)

  2. Elif…
    Konuyla alakalı veya alakasız.Ama fikrimi söylemek istedim. Ben sezaryenle doğum yaptım. Normal doğuma karşı mıyım? Tabi ki hayır. Sezaryene karşı mıyım? Tabi ki hayır. Biri doğal olanı, diğeri zorunluluk halindeki müdahale yöntemi.

    Burada doğumumun nasıl olduğunu, neden öyle olduğunu, doktorumun nasıl olduğunu anlatamaya gerek yok. Fakat çok başarılı bir doktorum, başarılı bir operasyonum, süt kokulu mis bi bebeğim oldu 5yıl önce.

    Ne sezaryene ölesiye karşıyım, normal doğumun tutkuyla yandaşıyım. Ben o an öyle istedim, öyle oldu. Ve bundan dolayı zerre kadar pişman değilim….İçimde “keşke” diyebileceğim bir doğum yaşamadım.

    Toplum olarak, sadece fikir beyan etmeyi, karşılıklı birbirimizi dinlemeyi, empati yapmayı, kendi tecrübelerimizi doğru saymayı bıraktığımızda eminim daha bilinçli olacağız…

    Sıkma canını sen 🙂

    • Nihat'ın annesi

      Elif benim yzamak istedikleri aynen yazmışsın… aynen katılıyorum :)))

  3. sevgili elif,biliyosun senin siki takipcilerinDENDIM.sonra ne oldu,bloguna konuk yazar olarak yazdigim sezeryanla ilgili yazisi sonrasi ,benim icim daraldi.ve seni surekli degilde bazen okumaya basladim ve hic yorum yazmadim o gunden beri.bu na sebep senin sezeryan konusunda durdugun yer ve takildigin tavirdi.yapilan yorumlarda sezeryan yanlisi olan olan annelere karsi bana gore fanatik okuyucularin tarafindan orantisiz guc kullanildi.ve sen blog yazari olarak bu orantisiz gucu destekledin.bana gore blog yazari olarak bu kadar hassas bir konuda dengeleri kurmak sana dusuyordu.ayrica bu sadece bu konuda degil ,bir cok konu icinde gecerli.tekrar ediyorum bunlar benim hissettiklerim ve dusuncelerim.sadece elestirilerimi yaziyorum sana.blogda yorum kismi acik olduguna gore ,iki tarafta dusuncelerini sevecenlik ve saygi cercevesinde aciklamali.benim kalbimi sikistiran maalesef senin blogunda bu sevecen ortamin yavas yavas koybolmasiydi.simdi sezeryan konusunda yazdin ve itiraf edeyim ki hic beklemedigim ve alkisladigim bir sekilde.tabii ki blogun bir kurumu temsil etmiyor ama sen ne kadar iyi niyetli de olsan sergiledigin tavirlar bazen okuyucularini incetebilir.her nekadar bir kurumu temsil etmiyorsan da sonucta belli bir kitleye ulasiyor yazin.tekrar tesekkur ediyorum yazdigin yazi icin,sevgilerimle elif..

    • Böyle hissetmiş olmana çok üzüldüm Tijen.

      Bahsettiğin yazıya, daha doğrusu yorumlara tekrar dönüp bakacağım. Özellikle kimseyi desteklediğimi düşünmüyorum ancak benim de taraflı olduğum bir konudaki görüşlerim seni bu şekilde hissettirmiş olabilir. Üzgünüm 🙁

    • Ben de neden böyle hissettiğinizi anlamadım. Ben de sezaryenle doğum yapmış biriyim. Elif’in normal doğuma ilişkin anlattıklarını keyifle okuyorum. Hiç de bana saldırı yapılmış gibi de hissetmedim. Sizin öyle hissetmenize sebep olan şey nedir acaba?

      • tabii ki farkli dusunen ve hisseden vardir,bunlar benim dusuncelerim ve burda daha fazla polimik yaratmak istemem.

  4. Ben de rahatsız olduğun yoruma bazı şeyler yazmıştım Elif.

    İnsanlara sıfat tamlamaları yapmak, etiketlemek ya da tanımlamak ne kadar kolay geliyor inanamıyorum, bunu günlük hayatta hep yaşıyoruz, ben titizim diyorsun “hastalık hastası” yapıyorlar, duyarlıyım diyorsun “takıntılı” yapıyorlar nedir bu kompleks insanlarda, bir insanı tanımak ve tanımlamak belki bir ömür harcamak gerektirir.

    Ben seni anladığımı düşünüyorum, ne demek istediğini de..Çünkü uzun süredir yazdıklarını okuyor ve değerlendiriyorum, herkes böyle yapmıyor, sen her konuda her şey hakkında yazı yazmak zorunda mısın, ben senin yerinde olsam canını sıkan mailler yazanları yani usturupsuz olanları direk ihraç ederdim burdan, yoksa farklı düşüncelerde olabiliriz pek tabi, önemli olan güzel bir üslupla iyi niyetle bunu dile getirebilmek, sen negatif düşünen ve derdi sırf negatiflik saçmak olan kötü ruhlu insanları boşvermeye çalış.
    Sevgiler.

  5. merhaba Elif sana bu yazıyı yazdırtacak o yorumu bende okudum ve kızdım.. ama sonra düşündüm ki herkes düşüncesini paylaşabilir, dikkat edilmesi gereken tek nokta üsluptur… kızma Elif’çim herkes yazı yazmak konusunda senin kadar başarılı olmayabilir. sen yazılarına devam et güzelcim, devam et ki kendini bilmezler biraz birşeyler kaparlar belki 😉

    • Bu yazıyı tek bir yoruma karşılık yazmadım, o yoruma zaten yanıt verdim. Bu konuda birden fazla eleştiri aldığım için yazdım.

      • çağla ile çiğdem

        kusura bakmayın ama süreki takip ediyorum, gene de kaçırmışım bir konuyu galiba. nedir size bu yazıyı yazdırtan, o yorumu okumak istiyorum ya da. malum çalışıyoruz atlıyoruz bazen 🙂

        • Hiç gerek yok. Tek bir yoruma karşılık yazmadım, tek bir kisiyi hedef göstermek istemiyorum.

  6. Fikirleriniz üzerine yazmaktan daha doğal bir şey yok. Bu yüzden blog açıyoruz, söyleyeceklerimiz, paylaşacaklarımız var. Kimileri bunu, “dayatma” ile karıştırıyor. Karıştıranlar da kendileri; yani yazdıklarınızdan öyle bir alımlama yapmayanlar da epey çoğunlukta olduğuna göre, bu onların algı sorunu.

    Kimi insanlar gık derseniz “sen şunlardansın”, hık deseniz “sen bunlardansın” demeye çok alışmış durumdalar. Konu siyasetle ilgili olmasa bile! Öyle bir şartlanmışlık yayıldı toplumda. Böyle ayrıştırmayı bir fikir sahibi olmak sanıyor insanlar. Katılmıyorum, umarım bir gün onların da gerçekten, “bizzat” katılmadıkları, yani üzerinde düşünerek yanıt verdikleri bir nokta olur.

    Anne olmadığım için atıp tutacak değilim, sonuçta şartlar neyi gerektiriyorsa o olmalıdır, bir terslik yoksa normal doğum ya da acil bir durumda sezaryen. Sezaryenin başlı başına bir ameliyat olduğu, sanki bir doğurma yöntemiymiş gibi kavram karmaşasında kaybolduğunda haklısınız. Bu yanılsama sonucunda bu operasyonun biraz keyfi olarak da yapıldığı bilinmekte.

    Yapılacak şey: kadınlarımızı bilinçlendirmek. Kalanını Allah’a (dolayısıyla doğaya ve kısmete) ve anneye bırakmak.

    Yazmak, pekçok insanı düşündürmeye sevk ettiği için faydalı. Tartışılan konular, gönderilen yorumlar abuk sabuk olsa bile, çünkü bizler sizi anlıyoruz. Lütfen bu şekilde devam edin.

  7. Elif,
    bugüne kadarki paylaşımlarında , yazılarınla kendini ve biz anneleri o kadar iyi ifade ettin ki.. bence kendini tekrar anlatmana hiç gerek yok. eline,emeğine sağlık ..

  8. Sanırım senin “kişisel bir blog” sahibi olarak büyük bir kitleye ulaşman, yazdıklarını sanki “yetkili bir merci” olarak yazıyormuşsun gibi bir durum yaratıyor ki, bu da ne kadar ciddiye alındığının, ne kadar takip edildiğinin bir göstergesi.
    Keşke böyle bir açıklamaya gerek duyulmasaydı, ama bu da bilinirliğin yan getirisi diyelim…
    Ama için en azından bir konuda rahat olsun Elif, seni anlayanlar ve halihazırda zaten yaptıklarının sadece kişisel bir blog sahibinin yapabileceklerinin çok üstünde olduğunun (konuları gündemde tutmak ve grup içinde farkındalık yaratıp çözüm yaratmak için her yolu denemek, zorlamak kastım) farkında olanlar azınlıkta değil, çoğunlukta.

    • Evet, “yetkili mercii” olarak anlaşılma konusu başka bir yazıya anca sığar.

      Çok teşekkür ederim Senem.

    • Blogcu anne , ben kendi adıma sizi takip etmekten ,yazılarınızı okumaktan zevk aldığım için okuyor ( bir yıldır aşağı yukarı bütün yazılarınızı okumuşumdur ) ve takip ediyorum. Yazdığınız her konuda elbette aynı şeyleri düşünmüyoruz zaten bu çok normal bir durum. (Eşlerimizle bile her konuda hemfikir olamadığımız düşünüldüğünde ) Ama içten,sağduyulu ve nazik tavrınızı seviyorum. Muhakkak farkındasınız ama takipçi sayınız katlanarak artıyor . Hiç blog dünyasıyla ilgisi olmayan arkadaşlarım bile sizi takip ediyor. Bu da çok farklı kesimlerin de sizi takip ediyor olduğunu gösteriyor. ‘Yetkili bir merci ‘ olmadığınız halde sizin blogunuzu takip eden insanlar bazı konularda ciddi çalışma ve gayretinizi 2 çocuklu bir anneye göre takdir ediyor, sizin fikirlerinize önem veriyor. Burası ‘kişisel bir blog ‘ kimsenin sizi yazdıklarınızdan dolayı sizi yargılamaya hakkı yok elbette. Ama bazı konularda ki yazılarınız çok ilgi çekiyor mesela ‘pozitif doğum hikayeleri ‘ vb. Birçok hamile arkadaşıma ısrarla tavsiye ettim bu bölümü okumalarını .Gerçek doğum hikayeleri kadar (kötü doğum hikayeleriyle büyümüş bir nesil olarak) insanı normal doğuma yönlendirecek başka ne var ki ! Böyle güzel fikirler ürettiğiniz ve bir çok konuda farkındalık oluşturduğunuz için teşekkürler. .

  9. başkaları adına konuşamam ama ben kendimce yazılarınızı çok seviyorum. henüz anne değilim ama pozitif doğum hikayelerini okudukça normal doğuma karşı artık o kadar pozitifim ki. çünkü çevremde çoğunlukla sezaryen oluyor. bide şöyle bişey var öyle içten geliyor ki yazdıklarınız sanki yakın bir arkadaş hatta yaş ve tecrübe itibariyle abla gibi hissediyorum 🙂 aynen böyle yazmaya devam edin, ki ediceksiniz bence, hiç üzmeyin kendinizi ..

  10. Mecburiyetten dolayı sezeryan ameliyatı ile ‘doğum’ yaparken minik oğlumun burnu neşterle kesildi, şu an hala bu izi taşıyor oğlum. Türkiye’nin en iyi hastanelerinden birinde, çok da sevdigim doktorum yaptı bunu. Komplikasyon oldu deyip geçiştirmeye kalktılar. Hastaneyle mahkemelik olmaktan son anda vazgeçtim, lohusa halimle böyle bir yıpraticı süreci yaşamak istemedim. O dönemden beri ben de ateşli bir normal doğum savunucusuyum. Ama sezeryanın devlet eliyle yasaklanması ya da kısıtlanmasını son derece dayatmacı ve otokratik buluyorum. Yapılması gereken anne adaylarını bilinçlendirmek, normal doğum seferberliği başlatmak, sezeryanın risklerini tüm detayıyla ortaya koymak olmalı. En sezeryancı hastane ve doktor bile eninde sonunda ayak uyduracaktır.

  11. Çok beğendim yazınızı.

  12. bence bir açıklama yapmanıza gerek yoktu. İsteyen yazar isteyen yazmaz.. yazmak veya yazmamak Blog yazarının inisiyatifinde olmalı. Ben şahsen kendi yorumumu yazdım. Blog yazarken kimseyi memnun edemeyiz. Siyasiler de edemiyor zaten. Boşver gitsin. Ben olanları beğenmem sen beğenirsin öteki kararsız kalır. İşin güzelliği burada zaten. Farklı düşüncelerde olabiliriz ama aynı dili konuşabiliyoruz.

  13. keep up the good work 😉

  14. Öncelikle, bu yazıyı yazmak zorunda kaldığın için üzgünüm. Ne yazık ki bizim milletimiz hesap sormaya pek meraklıdır. Bu da kişilerin (sözde var olan) ifade özgürlüğüne olan tahammülsüzlükten kaynaklanıyor. Benzer blogları Amerika’da da takip ediyorum ama hiç böyle bir yazı yazmak zorunda kalanına rastlamadım, bu çok acı.

    Yazının başına blog un tanımını koyman çok iyi olmuş. Bir noktada insanların kişisel özgürlüğin de tanımını öğrenmeleri gerekiyor. Bazen ben de takipçilerim tarafından ¨neden siyadet konuşuyorsun¨ tepkisiyle karşı karşıya kalıyorum. Buna cevap bile vermem gerekmiyor tabii ama insanların kendilerinde başkasının ifadelerini, yazılarının içeriğini, içermediğini sorgulama hakkı görmesi beni hayrete itiyor. ¨Bu konu hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum, yazmak ister misin¨yaklaşımı var bir de. Ki çoğu zaman bu tip talepler reddedilmez. Ama en başımızdakinden en komşumuza kadar herkesin dayatmacı bi politika gütmesi hastalıklıdır. tedavi edilmelidir.

    Eren

  15. Zaten bugünlerde “Kaşının üstünde gözün var” desen “siyasi duruş sergiliyorsun” diyorlar. İnsan ne diyeceğini bilemiyor.
    İngiltere gezimi anlattığım bir yazımda İngiliz kahvaltısının RESMİNİ gösterdim diye “Domuz eti yemeyi ballandıra ballandıra anlatmışsın” diye eleştiri geldi mesela.
    Umarım bu tür insanın cevaplamayı kendine ar addettiği eleştiriler yazma şevikini kırmaz. Ben seni çok severek okuyorum.

  16. Sezeryanla dogum yapmış biri olarak, acaba normal dogum nasıl olurdu diye dusunmeden edemiyorum.normal dogum yapan annelerin sezeryanla doguranlara ,emzirenlerin emzirmeyenlere olan şiddetli tepkisini çekilen zorlugun anlaşılabilmesi olarak düşünüyorum.bende emzirmeyenlere çok kızıyordum nedense:))sezeryan karşıtı olun yada olmayın laik bir ulkeye bu tartışmalar hiç yakışmıyor..sezeryanmış….kurtajmış…yazık çok yazık…

  17. Durusunuza hak veriyorum.
    Cevremde gordugum en temel problemler:
    1. Dinlemeyi bilmiyoruz. Lafi hep kesme ihtiyaci hissediyoruz.
    2. Elestirmeyi elestirilmeyi bilmiyoruz. Herkesin bizim gibi dusunmesi gerektigini dusunuyoruz. Hatta bir takim siyasallar kendileriyle ayni fikirde olmayani cezalandirma ya da azarlama seviyesine indirebiliyor. Elestirilince savunma durumuna itiliyoruz. Kendimizi savunmak istemesek de psikolojik olarak tahrikle sozle vs ile yine o seviyeye indiriliyoruz. Elestirmeyi saygi siniri icinde yapmiyoruz.
    3. Yapici degiliz. Iyi birseyler uretene, bilgisini paylasana, calisana kostek olmaya calisiyoruz. Yapici elestiri yapmayi bilmiyoruz. Gazetelerin yorum koselerine bazen bakiyorum inanamiyorum. Yazani karalama, azarlama, kufretme ne alirsaniz var. Ozellikle anonim yazmanin arkasina siginarak herseyi yazabilecegimizi saniyoruz. Internet etigi( netiquette) diye birsey var.
    4. Takdir etmeyi, tesekkur etmeyi bilmiyoruz. Sanki birseyimiz eksilecek gibi hissediyoruz.
    5. Ben demeyi biz demekten fazla benimsiyoruz. Ben demistim, ben yapmistim vs.
    Sozum meclisten disari. Bunlari elbette yapan var ama en cok gordugum bu.
    Ayni seyleri ben yapiyor muyum? Yapmamaya calisiyorum diyelim.
    Uzun lafin kisasi dogru bildiginiz yolda ilerleyin. Gerisini sallayin. Bunlar olacak; Turkiye’de populer bir blog yazari olmanin sonuclarindan da biri bu…
    Sevgiler

  18. sayın yazar, size yürekten saygı duyuyorum. imza kampanyanıza destek veriyorum fakat yeterli bulmadığımı da belirtmek isterim. eğitim zorunlu olmaktan çıkarılmalı. eğitim milli eğitim bakanlığından ve yök’ten azad edilmeli.

    siyaseti çok seven ve de yapan biri olarak sizin siyasete mesafeli duruşunuzu da çok beğeniyorum. ayrıca eğitim, sağlık vb. gündem yaptığınız konuların kesinlikle siyaset üstü olduğuna da katılıyorum.

    lütfen devam edin, doğru işler yapıyorsunuz.

  19. Savunduğun fikirler kadar savunma tarzını da çok beğenen biri olarak bazılarının hoşuna gitmeyen şey ne anlayamıyorum. Herkes fikrini söylemekte, savunmakta özgür. Yeter ki seçtiğimiz üslup düzgün olsun. Az önce 2010 yılında yazdığın sezeryanla ilgili yazıyı okudum. Bu ülkede sezeryana olan ilgilin yıllar içinde bu kadar artmasının nedeni, ettikleri yemini unutup çıkar peşinde koşan, keyfini gece yarısı,hafta sonu ya da mesai saatleri dışında bozmak istemeyen bazı doktorların tutumudur. ” Bağıra bağıra doğurmak eskide kaldı.”, “Çekilecek çile değil.”, “Zaten kaç çocuk doğuracaksın ki, güle oynaya doğur sezeryanla.” Bu sözler yalan değil abartı hiç değil, bizzat doktorum tarafından bana söylenen sözler. Normal doğumun normal olduğuna inanan ve bunu savunan biri olarak hamileliğimin son ayında bu sözleri duymak doktoruma olan bütün inancımı yıkmıştı o anda. Ama inat ettim normal olanı istedim ve bebeğim normal yollarla geldi dünyaya. Doktorum yanımda mıydı peki o anda? Tabii ki hayır. Doğumum başladığı anda hastanede olan ama bebeğimin doğmasını beklerken mesai saati bitti diye hastaneden ayrılan ve doğumuma yetişemeyen bir doktor kendileri çünkü. Ayrıca 40 hafta bittiği anda bebeğimi sezeryanla almak isteyen, ben biraz daha beklesek dediğimde beni o zaman başka bir doktora yönlendirmek zorunda kalacağını belirten de aynı doktor. Mesleğini böyle icra eden doktorlar oldukça sezeryandan korkan ve bu yüzden bunu tercih eden kadınlar hep olacak. Sezeryan cerrahi bir müdahale ve çok gerekli olduğu durumlar elbette var. Ama bir yanda da istediği burçta olsun diye bebeğini birkaç hafta önce dünyaya getiren kadınlar ve buna çok sevinen doktorlar da var. Bilinçlenmek şart ve geniş kitlelere sesimizi duyurmak da çok önemli. Normal olan adı üstünde normal doğumdur. Gelişmiş ülkelerde doğum sonuna kadar evde beklenen hatta bazen evde bile gerçekleşen çok normal bir süreçken ülkemizde Freddy’nin kabusu haline gelmesinin nedeni nedir? Soruyorum size, bizim canımız can da onların ki patlıcan mı?

  20. onu bunu bırakın da doğum koçu olursanız ikinciyi hemen yapabilirim 🙂 ssvd’ye umut bağlayan bir anneyim…

  21. Nilhan - Küçük mucizem

    Sezeryanla doğum yapmama rağmen seni elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Sen sadece kendin için değil, hepimiz için bir tepki gösteriyorsun. Aynı eğitim sistemi hususunda da hepimizin yavrusu için uğraştığın gibi.

    Sezeryan ya da kürtaj , kendi rahmimden ben sorumluyum. Hele bir erkek bu hususta söz sahibi olmamalı.

  22. ben bu blogu bir bebek dünyaya getirme kararını vermeden çok ama çok önce takip etmeye başladım. Gerek senin yazdıkların gerekse yazdıklarına gelen yorumlar sonrasında, yazılanlardan edindiğim her yeni bilgiyi bu böyleymiş deyip birebir kendi hayatıma uyarlamayı değil hep araştırmayı seçtim ve böylece çok uzak olduğum bir konuda bile kendi doğrularım, kendi bakış açım oluştu. Suan 28 haftalık hamileyim ve geçen hafta eşimle katıldığımız bir hamile eğitiminde, ki o eğitimi de araştırarak buldum, ne kadar bilgili olduğumu gördüğümde kendimle gurur duydum ve eşimin benim bilgimi farketmesi aramızdaki güven duygusunu pekiştirdi. Ben kendi adıma çok mutluyum doğru şeyi yaptığıma inanıyorum ve sana; yazdıklarınla bana araştıracak yeni fikirler verdiğin ve benden önce bunları yaşayan biri olarak yol gösterici olduğun için teşekkür ediyorum. Ve herkese her okuduğuna inanmamalarını kendi doğrularını araştırarak yeri geldiğinde iç güdülerine güvenerek oluşturmalarını tavsiye ederim.

  23. merhaba güzel arkadaşım elif, seni sadece blogundan tanıyarak kendime arkadaş edindim 🙂 birgün belki yüzyüze tanışma şansımız olur. Açıkçası, kürtaj ve sezeryan konusuna inanılmaz sinirlenerek, konu ilk açığa çıktığında elif nasıl yorumlayacak acaba diyerek hemen bloğuna girip bakmıştım. içimdeki siniri senin dile getirmeni, bana ses olmanı istedim gibi. Bekledim ve dedim ki Elif konuyu eni konu masaya yatırmıyorsa vardır bir bildiği, evet sen ve senin yaklaşımın inanılmaz seviyeli ve güzel, siyaset/politikanın ötesinde hepimize ulaştın, ve böyle yapmakla beynimize, düşünce tarzımıza bir ışık daha yaktın. Lütfen gelen saçma yorumlarla o güzel beynini yorma, kirletme, seni seven seviyor, sevmeyen demiyorum ama anlamayan anlamaz zaten. malum, cehaletle başa çıkılmaz, bırakalım isteyen istediği etiketi yapştırsın. sen bizim tatlı, akıllı ve tam donanımlı elifimizsin 🙂 çok sevgilerimle

  24. Sevgili Elif,
    Sadece yazmakla kalmayıp, bir sürü güzel işler yapıyor, bir sürü anneye liderlik ediyorsun. Kalabalık ve çeşitli bir kitle tarafından takip edildiğinden ve yaptıkların ve yazdıkların ciddiye alınacak şeyler olduğundan bu tepkiler çok normal. Bence doğru yolda olduğunu gösteriyor 🙂 Tersi olsa oturup düşünmek gerekir di …
    Sevgiler

  25. Elif Hanım,
    Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş, demokrasiyi yalnızca kendileri için isteyen bir grup insan, son zamanlarda olur olmaz her konuda, “fanatik” derecesinde görüş beyan etmeye, hatta kendileri gibi olmayanları yargılamaya başladı. Bu gelişmeler ve toplumdaki kutuplaşmalar kaygı verici.
    Diğer yandan, bir anne olarak yazdıklarınız ve duruşunuz bir çok anne için değerli. Sizi destekliyor ve teşekkür ediyorum

  26. Elifcim blog senin. Patron sensin. İzleyici biziz, okuyucu biziz, işçi biziz. Severek-beğenerek takipteyiz. Lakin fırça yediğimiz günler de oldu. Hatta yorumuma (bk. “kredili sistemde okuduk. hiç bir geçiş kolay olmuyor.” ….)atıf yapılarak lütfen karışmayın, sizin çocuğunuz kendinize tavrı da aldık. Eğer blog, bir paylaşımsa paylaşımlarda tahammülde önemlidir. Hep kendin gibi düşünen insanlarla olmak, farklılıklara hayır demek memnun ve mutlu edecekse elbette ne okuruz, ne yazarız. İyi moderatörlükler dilerim.

    • Siz kim, biz kim Zehra? Öyle bir şey mi var?

      Benim “benim gibi düşünenler okusun, yazsın” diye bir derdim yok. Her konuda, herkesin farkli fikirleri var ve ben kendi adıma bunlardan öğreniyorum.

      Yukarıda da belirttiğim gibi bazı yazılarımı (ya da yazmadıklarımı) “böyle böyle düşündüğün için yazmıyorsun” diyenlere tepki gösteriyorum.

  27. Elif,
    bundan 5 yıl önce bebeğimin 16. haftasinda kalbi durduğu için mecburen kürtaj oldum, hastanede duymayan kalmadı, yan odada bebek sevincini yasayanlari duydukca daha bir kötü oluyordum, anestezinin de etkisiyle durduramıyorudum kendimi. sonrasında yeni bir bebek kararını, senin blogunda okuduğum pozitif dogum hikayelerinden sonra aldım. O kadar güzel duygular vardı ki, içime işledi. tek ben değildim, yalnız değildim.
    daha sonra evliliğimin 6.yılında ikinci bebeğime hamile kaldim. hafta hafta hamilelik yazılarını okudum, beni neler bekliyor, neler olabilir, okudum öğrendim.
    sona yaklaştıkça normal doğum yapamayacağıma karar verdim. kararın bir gun sonrası isteyerek sezeryan oldum. o kadar keyifliydi ki, hiç bir problem yaşamadığım için, ikinci olsa yine sezeryan doğum yaparım. Bu kararımdan sonra seni halen okuyorum, hatta sabah biraz geç yayınlasan birşey mi oldu diye senin için telaşlanıyorum.
    Burası senin duygularını, hissetlerini özgürce anlatabileceğin bir yer, başlıktaki gibi ben duruşunu seviyorum senin. Boş ver, değişme sakın, ve doğru bildiklerini söylemekten vazgecme.
    Sevgiler.

  28. budur….harikasın Blogcu annem

  29. Ben de sezaryenle doğum yapanlardanım. Uzun süredir beğenerek takip ettiğim blogunda ve doğum şekli hakkındaki üslubunda buna üzülecek ve üzerime alınacak birşey bulmuyorum. Ayrıca seni “fanatik” de bulmuyorum. Sonuçta burası senin alanın ve sen burada kendi düşüncelerini açıklıyorsun.

    Aslında herkes normal olan neyse onu yaşamak ister ama bazen tıbbi gereklilikler bazense anne adayının tercihi sezaryeni mecbur kılıyor. Neticede herkesin bildiği gibi, o bebek ordan bir şekilde çıkacak, en doğru kararı da o anın şartlarına göre doktor ve anne adayı verecek öyle değil mi? Ben kendi adıma, normal doğumu isteyerek beklemiş, bunu başaramamış ve “sezaryen” diye doktoruma yalvarmış bir anneyim. İki düşükten sonra elde ettiğim hamilelik, 3 hafta erken başlayan doğuma iş yerimden apar topar gidişim, doğum için 24 saate varan gergin bekleyişim, çektiğim uykusuzluk ve sıkıntı, epiduralin bir türlü tutmaması vs vs o an bunu gerektirdi, pişman da değilim. Kimse de yaşadığı için üzülüp sıkılmasın, hepimizin elinde minicik melekleri varsa sadece bu sevinmeye yeter bence.

    Bu konunun doktor ve anne adayı dışında özelllikle siyaset gündeminde olmasını doğru bulmuyorum. Dediğim gibi herkes normali yaşamak ister, ama kaçımız hayatımızda istediklerimizi yaşayabiliyoruz ki?

    Bence, pozitif doğum hikayelerini paylaşmaya devam etmelisin ki anne adayları en azından “korku” sebebiyle “normal” olandan kaçmaz belki. Ama dediğim gibi o an neyi gerektirir, onu bilemeyiz.

    Çok uzun yazıp çok yer işgal ettim kusura bakma ama doluyum bu günlerde… bir de kürtaj konusu var ki, evlere şenlik… neyse….

  30. BA: Bence bu yaziyi yazmaniz iyi olmus. Bence gerekli bir yaziydi. Cunku burasi “bagimsiz bir yargilama, karar verme, onama kurumu degil ki burda tartisilanlarin herkes uzerinde kamusal bir yaptirimi olsun. Artik burnumuzun dibinde ki anne ile komsumuz ile ortak nokta bulup sohbet edemiyoruz, insanlar gelip burda sohbet ediyor.

    Kimse tam anlamda siyasi gorus iceren -hatta buraya da 4+4+4 vs. ile ilgili not birakan bloger annelerin sayfasina, ya da tam tersi tam bir aymazlik icinde ne yedim ne ictim yazisi yazilan sayfalara girip sohbet etmiyoruz. Siz yine anlayisli oldugunusu gosterdiniz bu yazida. Her ne kadar ben tum gecmis yazilari takip etmemis olsam da bazen (misal sezeryan konusunda vs.) kalpler kirilmis olabilir. Ama bunlari karsilikli birebir halletmek daha mumkun.

    Onun disinda bence anneleri ilgilendiren, ve bu blogun genel icerigi olan “egitim, saglik, gida-besin guvenligi, trafik guvenligi, yollar kaldirimlar, dogum, cocuk esirgeme kurumu, cevre, darulsafaka, GDOlar… vs. vs. hepsi de politik konular. Politikacilarin elinde “oyuncak olup” cozup bekleyen sorunlar. Oyuzden bence APOLITIK OLMAK hayata bir bakisi durusu olmamasi insanin “aymazliktan oteye gitmez.” Bu arada annelerin sorunlarina “bugunku anlamda ne muhafazakar, ne liberal, ne sosyal demokrat ne de sosyalist partiler” cozum getirebilir. Sorunlar ve beklentiler o kadar farkli ki bunlar Turkiye’de –ki yurtdisinda da genel anlamda oyle–zaten partilerin gundeminde bile degil. Hangi sosyal demokrat parti ya da liberal parti kadin ve cocuk haklarini durumunu degistirelim diye annelerle -ailelerle beraber bir politika belirledi ki..Hic biri…

    Bir anne olarak —KI TURKIYE’de yasamadigim halde TURKIYE’nin ve TURK annelerinin sorunlarina arkami dönemiyorum” —-donmek isteyenler dün AVM de ne yemis ne icmis onun resmini postalayip ondan konusabilir.

    Kisa bir not: Bir baska anneye kibarca ” blogundaki yazisiyla ilgili ama yazida cevabini goremedigim bir soru sormustum” genel meraktan diyelim. Ama cevap yerine Medyatik anneden azar isitip, “yazdim okusan anlardin gibi kaba bir cevap alinca”, bu kadar insanin olumlu olumsuz yorumlari karsisinda verdiginiz medeniyetinize ve sabrinizada hayran kaldim diyebilirim.

  31. seni, yazılarını uzun zamandır takip ediyorum ama şimdiye kadar hiç yorum yazmamıştım. sana bir kadın olarak gerçekten teşekkür ederim, dün yayımladığın yazın çok güzeldi kadınları (belkide sadece kadınları) ilgilendiren bir konuda biz kadınların hislerine tercüman oldun, haykırmak istediklerimizi haykırdın, sen yazmaya devam et, olumsuz eleştirilere kulaklarını tıka demiyorum ama bize hissettirdiğin duygular daha önemli bunu düşün…

  32. Elif’cim ben de normal doğum yaptım , çünkü hep bunu istemiştim..Ama çevremde o kadar çok sezaryen yanlısı insan vardı ve beni normal doğumdan vazgeçirmek için o kadar uğraştılar ki , ben sırf bu yüzden ya anlattıkları doğruysa ve fikrimden cayarsam diye doğuma kadar normal doğum ile ilgili hiçbirşey okumadım , hiçbir video izlemedim. Sadece iç sesimi dinledim ve doktorumun da desteğiyle çok şükür sağlıklı bir şekilde normal doğum yaptım. Ama inan şimdi doğumdan önce senin blogunda yer alan pozitif doğum hikayelerini okumadığım için çok pişmanım , çünkü eğer okusaydım açılmanın dikey pozisyondayken çok daha kolay olacağını ve doğumun çok daha kısa süreceğini bilirdim , eğer okusaydım kendimi rahatlatmak için uzanıp tv izlemek yerine sancılar iyice sıklaşana kadar yürürdüm .. Sözün özü sen çok faydalı bir şey yapıyorsun , buna hiç şüphen olmasın.. Yukardaki yorumlardan birinde de demişler ya , çok içten yazıyorsun , hiç tanışmasak da seni yıllardır tanıyormuşum , yıllardır arkadaşmışız gibi hissesiyorum. Emin ol senin sayende kendisine , bebeğine ve doğanın bize verdiği güce güvenip normal doğum yapan bir sürü anne var .. Sen gündemde olan her konu ile ilgili yazmak zorunda değilsin , canın isterse yazarsın , istemezse yazmazsın , bu kadar basittir bu .. Ayrıca seni fanatiklik derecesinde sezaryen karşıtı olarak düşünenlere de hiç takılma bence , sonuçta sen ne anlatırsan anlat , ANLATTIĞIN KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR .. Emin ol başta ben olmak üzere seni anlayan ve destekleyen bir sürü anne var .. Çok güzel işler yapıyorsun , çok emek veriyorsun , sayende bizler de imza kampanyalarına katılarak , Cumhurbaşkanına mektuplar yazarak sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. .. Birbirimizden doğrularımızı , yanlışlarımızı öğreniyoruz , çocuklarımız için en iyisini yapmaya çalışıyoruz.. İyi ki varsın Blogcu Anne , sevgiler 🙂

  33. yazmak güzel, bu kadar insanın yorumlaması da az değil, seni seven ve anlayan veya ‘çekemeyen’ bir çok insan olacaktır… bunları çok umursamadan ‘kişisel’ bloglarımıza istediğimizi yazabiliriz… bu elbette ki bir tavırdır.

  34. merhaba elif,
    hergün ne yazdığını merak eden okuyan zaman zamanda yorum yazan bir takipçinim.geçen gün seninde yazdığın gibi bende senin yorgun olduğunu düşünüyorum.çünkü yazılarına yansıyor bir gerginlik.özellikle bugünküne. blog yazarlarına bikaç gün mola verdirmez mi takipçiler acaba:))
    ama neden bu kadar tepki verdin “sezeryan fanatikliği” sözüne mesela anlamadım.sende iyi bilirsinki yazı ile konuşma farklıdır.fanatikliği yerine başka bir şey düşünmüş, ama o kelimeyi yazmıştır.pozitif doğum hikayeleri yazan birinin zaten gereksiz sezeryane fanatiklik düzeyinde karşı olması çok normal.sen bu kadar üstünde durmasan okuyup geçmiştik o yorumu.
    bu arada birşey üzerinde aşırı durulunca (normal doğum) zaten tedirgin olan anne adayı üzerinde olumsuz etki yapıyor.ben yaşadım.isteğimle sezeryan oldum.pişman değilim.korkak biriyim.sezeryana giderken bile zor sakinleştirdiler.nasıl yapsaydım normal doğumu.ayrıca 3,5 kg.doğdu oğlum.1,5 hafta daha beklesek 4 kg olacaktı!! bu blogda bir ara sezeryanla doğumdan sonra annelik hislerinin yetersiz olduğu yorumlarını da okudum ben.bence bunlara mahal vermemelisin. ben o dönem okurken kıırldığımı hissetmiştim.gayet bilinçli güzel sağlıklı bir hamilelik geçirdim.çok şükür sağlıklı bir çocuğum var.sezeryan hayatımda olumsuz bir etki yapmadı yani.zorla normal doğum olmaz olmamalı..
    bende geçmişi bi tarafa bırakıp, normal doğum yapması istenen dr.larımız bu konuda yeterli mi konusunda yazabilirsin..öneri sadece..takipçin olmaktan gayet memnunum.etrafıma öneriyorum siteni sürekli.devam bence.

    • Elif, teşekkür ederim. Ve çok haklısın, çok yorgunum, çok gerginim. Bu okul telaşı, imza kampanyası beni benden aldı. Üstüne son günlerde yaşananlar.

      Yorumları denetleme konusunda – koca koca insanlara “bunu böyle deme, ağzına biber sürerim” gibi müdahale etmek beni rahatsız ediyor. Hakaret edilmediği sürece yorumlara karışmamaya çalışıyorum. Ancak -konu ne olursa olsun- kırılanlar olabiliyor ve bunun benim üzerimden olması beni üzmekle birlikte herkesi kontrol etmem mümkün olmuyor. Kırıcı, saldırgan yorumlara müdahale etmeye çalışıyorum fakat gözümden kaçanlar olabiliyor maalesef.

  35. Bence de çok yerinde bir yazı olmuş.Bloglar yazarın kendi fikirlerini, hayat görüşünü, deneyimlerini aktardığı platformlar, bu nedenle doğru veya yanlış diye bir kavram olamaz zaten.
    Bununla birlikte son bir kaç aydır, özellikle de 4+4+4 dahiyane fikrinin ortaya çıkışından beri, bazı yorumcuların “devlet baba ne yaparsa doğru yapar, neden eleştiriyorsunuz” tarzını anlamakta çok zorluk çekiyorum. Kaç zamandır birşey yazayım diyorum, yazamıyorum. İktidardaki partiye yakın hissedersin, hissetmezsin ayrı, ama artıları eksileri nasıl düşünemezsin veyan neden düşünmezsin, ben de bunu anlamıyorum.

  36. sezeryanla doğum yaptım, paylaşımlarınız beni rahatsız etmedi, bu bence o kişilerin sorunu, sizin değil. bir yerlerde hepimizi ilgilendiren bir yanlış ya da bir doğru varsa bunlar dile getirilmeli.

  37. Biz kadın milleti ne zaman akıllanırız bilemiyorum. Biri senin başınla uğraşır, biri senin bi tarafınla uğraşıp, nasıl çocuk doğuracağına kadar konuşur, biri gelir yok çocuğunu şu yaşta okutacağız, öteki der yok efendim alkollü restorana çocuğunla gidemezsin ben senin çocuğunu senden iyi düşünürüm…

    Kim ne derse desin biz acaba ne zaman “eeehhh” diyebileceğiz? Şurada bile yazılanları siyasete bulaştıranlar için tutup açıklama yapmak, oturup bunun üstüne tartışma gereği duymak ne acı…

    Böyle zamanlarda herşey boşaymış gibi geliyor. Sen kendin için, çocuğun için uğraş dur. Oku, yaz, çiz, araştır… Herkes böyle olmayınca bunların bi anlamı kalmıyor sanki…

    3kisilikdunyam.blogspot.com

  38. sevgili blogcuanne..

    bende senin yazilarini hergun takip eden ve son derece yararlanan iki cocuk annesi bir okurunum.. yazilarinin yanisira gecirdigin evreleri de yakindan izliyorum ve algiliyorum… basarili bir yazar oldugun icin yazilarin yanki uyandiriyor. sen de elbette bunu farkediyor ve yazarliginin yaninda dogru oldugunu dusundugun konularda aktivist olmaya basliyorsun. belki bu isin sonunun nereye gittigini simdiden biliyorsun yada bilmiyorsun… sana kimse sunu boyle yap soyle yap diye dayatamaz. ama yorum kismini koyduguna gore yorum yazabilirim, dusuncemi belirtebilirim. aktivistligin aktif oldugu surece 🙂 sen de olumlu yorumlar kadar olumsuz yorumlara da hazirlikli olmali ve bence onlari da ciddi olarak degerlendirmelisin. bu sitede seni ve fikirlerini alkislayanlar basini dondurmez umarim. yada umarim senin fikirlerini bir sekilde dogru bulmayanlara adeta mahalle baskisi tarzinda ikinci sinif muamelesi yapilmaz ve bir grup adeta yandas medya 🙂 gibi fanatik okuyucularinin hismina ugramaz. mesela devlet okullarinda velilerin orgutlenmesini gerekli goruyorum, ama her veli tek tip ve tek gorus olmayacaktir, baska kulturlerin, dinlerin,altyapilarin,maddi kosullarin, egitim durumlarinin da isin icine girecegini gozardi etmemeli bu orgutler. yoksa egitimi sadece okurlarinin tekeline alacak (komik bir ifadeyle) “blogcuanne veli orgutleri” cok da kulaga hos gelmiyor. sozlerin dinlendigi icin ve insanlari cokca bir araya getirdigi icin sorumlulugu da kabul etmek durumundasin. sadece kisisel bir blog demekle isin icinden cikmak mumkun olmaz. cok onemli konulara guclu bir medya (anne-cocuk blog yazarligi) ile deginiyorsun. elbette yazdiklarinin buyuk sonuclari olacaktir. seni cani gonulden tebrik eder, basarilarinin devamini dilerim

    • Teşekkür ederim Kamer.

      Bu işin sonu yakın zamanda bir kitaba gidecek onu biliyorum ama daha ötesini bilmiyorum.

      Söylediklerin benim için anlamlı ve düşündürücü, teşekkür ederim.

  39. Sizi takip etmekten buyuk keyif aliyorum. Gunde bir degil bir cok kez bakiyorum blogunuza, cogu zaman yorumlari bile okuyorum vakit buldukca.
    Cok sey ogreniyorum bu blogtan ve cok yararli buluyorum. Hatta esim sizi benim kahramanim olarak tanimliyor. 🙂 sizin siki takipciniz oldugumu bildigi icin akli sira bana takiliyor.
    Ama bu demek degil ki sizin her dusuncenizi her zaman destekliyorum. (Hatta bir keresinde emzirme konusunda twiterda farkli dusuncemi iletmistim size.) Sizi okurken takip ederken hic bir sorumlulugunuz olmadan bireysel dusuncelerinizi aktardiginizi biliyorum. Eger bunun farkinda olmadan size saldiranlar varsa ben bunun altinda farkli bir niyet ararim.
    Bu yorumu yazmamdaki sebep sizi destekleyen buyuk bir kesimin her zaman oldugunu bilin. Yazilarinizin cok fazla kisiye ulastigini ve cok sevildiginizi zaten biliyorsunuz. Unutmayin meyveli agaci taslarlar. İnsanlar her zaman sizin kadar net ve dik olamadiklari icin bu tarz anlamasiz tavirlara girebiliyorlar.
    Siz iyi ki varsiniz. Kaleminize kuvvet demek istiyorum 🙂

  40. Elif Hanım 2010 yılında blogunuzu takip etmeye başladım hatta artık sabah saatleri neredeyse iş planım sizi okumakla başlıyor. İtiraf edeyim ilk zamanlarda arkadaşlarıma sizden bahsetmedim, kıskandım, bilgilerinizi, bildiklerinizi…28 yaşında, iki çocuğunu normal doğum yoluyla bir anneye sahip olan ben annemle tek kelime konuşmadım bu konuda, çünkü o anlatsa beiki de inadına yapmazdım. Doğal Doğumla ilgili kitapları sayenizde tanıdım, okudum, yararlandım. Siz belki 05.10.2010’da Kadıköy’de yanımda değildiniz ama ben on sekiz saatte kim ne derse desin bu bloga ve size inandığım için sabrettim, epidural almadan Ayşe kucağıma geldi. Ne ağrı eşiğim yüksek, ne de sabrım ben de belki başka insanlardan daha hassasım. Tabi ki bu blog bana doğumun tekniğini değil, bana buradaki insanların varlığı, gücünü hissettirdi. Sen gerçekten çok samimisin. Bu blog için sana her zaman çok teşekkür ederim.

    • Normal doğum konusunda cesareti, kuvveti ve inancı ben de Pozitif Doğum Hikayeleri’nden aldım. Belki bu kadar “pozitif” bir doğum yaşadıysam, bu hikayeler sayesindedir. Bu açıdan Elif’e kızım ve ben çok şey borçluyuz.

  41. bir blog yazaranın yazdıklarından bu denli etkilenip, üzerine alınıp, gücenmek felan ne tuhaf geldi bana şimdi.Gebeliğim boyunca okudum yazdıklarınızı, geçmiş yazılarınızdan bazılarını ama şimdiye kadar ne yalan söyleyeyim sadece hediye kitaplar için ufak yazılar yazdım:) -ne fenymışım bende ya-doğumum sezeryanla oldu.doktorumun yönlendirmesi doğrultusunda değil ama beni cesaretlendirmemesi yüzünden desem yalan olmaz.neyse çok rahat bir doğum oldu doğum akşamı ayağa kalktım ve bir daha yatmadım.kızımı doğar doğmaz gördüm vesaire..ama sizin yazdıklarınızı doğru bulan kadar bulmayanda olacak bu gerçeği bilerek takip eder yada etmezler ki o bayanda takip etmeyi bırakma hakkını kullanmış.sizi aileden biri görmüş galiba ne yaparsanız yapın sırt çeviremiyor bu da güzel bişey ne diyeyim..hadi kalın sağlıcakla hepiniz..

  42. Ben sezaryen oldum. Hastaneye 41. haftanin sonunda suyum patladiktan sonra, normal dogum diye gittim. Son dakikada aksilik cikti, bebegim doguma daha cok uzun saatler varken mikonyum yuttu, acil olarak ameliyata alindim, yani sezaryen oldum. Hep normal dogum istemistim. Doktor cocuk donmedi, sezaryen gerekecek dediginde bile, “bakariz” diyordum. Olmadi. Ama ben hic uzulmedim. Sevindim. Cunku eger sezaryen gibi bir operasyon olmasaydi, cocugum buyuk ihtimalle hasta dogacakti. Simdi sapasaglam. Yani sezaryen bu durumda benim icin harika birseydi. Bu durum, acikcasi, normal dogum hakkindaki fikrimi hic degistirmedi. Ben hala normal dogumu tercih ederim; ama benim gibi aksilik yasayan kadinlar icin sezaryen tibbin bir hediyesi.

    Ama asil anlatmak istedigim su. Doktorum normal dogumu cok istedigimi biliyordu. O yuzden beni sezaryene ikna etmek isterken dedi ki, “biliyorsun, ben senin normal dogum yapmayi cok istedigini biliyorum, ben de senin icin istiyordum. Bana guven, bu durumda normal dogum tehlikeli olur. Bana inaniyorsun, degil mi? Bak, arkadasina normal dogum yaptirmistim.” Bir insanin doktoru, bebek icin hayati tehlike olabilecegine anneyi inandirmak icin yalvarmak zorunda kalmamali. Ben doktoruma guveniyordum. Gercekten de isteyenlere normal dogum yaptirmakta zorluk cikarmadigini bildigimden secmistim. Ama o benim ona guvenip guvenmedigimden emin degildi. Cunku sistem sezaryeni normallestirmisti. Dogal olarak, normal dogum isteyenler, doktorlarinin her dedigine supheyle yaklasiyordu. Nitekim, benim doktorum Pazar sabahinin korunde hastaneye yetismeden once acildeki kadin dogumcu, “sezaryen sart” dediginde inanmamistim. Kendi doktorumdan duyana kadar da normal dogum dedim. Kimse artik Turkiye’de kadin dogumculara sezaryen konusunda guvenmiyor.

    Yani, Turkiye’de oyle bir noktaya geldik ki, normal dogum isteyen bir kadin, paranoyaklasiyor, paranoyaklasmak zorunda kaliyor. Doktoruna hep, “acaba beni sezaryen yapmak icin kandirmaya mi calisiyor?” diye yaklasiyor. Bu pek saglikli bir durum degil. Sorun aslinda, normal dogum yap, sezaryen yap bile degil. Sorun, kadinlarin durust tibba muhtac kalmasi; doktorlara, hastanelere guvenini yitirmesi. Kendilerine sunulan seceneklerin dogru olup olmadigindan emin olmamasi. Ya da kandirilmasi. Ve benim doktorumun, hastasini kendisine inandirmak icin, kendini yalvarmak zorunda hissetmesi.

    Sezaryen olmak zorunda kalmam, goruslerimi hic degistirmedi. Hala normal dogumun en iyisi olduguna inaniyorum. Ama sezaryen olmus olmak beni uzmedi de. Ben seceneklerimi cok iyi biliyordum. Seceneklerinizi iyi ogrenin, vucudunuzu iyi taniyin ve sonucta isler isediginiz gibi gitmezse, aslinda tek onemli seyin, sizin ve bebeginizin sagligi oldugunu unutmayin. Saglikli bir dogumdan sonra, insan niye uzulur ki?

    Son olarak, Elif, sen siyaseti sevmedigini soyluyorsun; ama siyaset bilimi dersinde ilk anlatmaya calistigim sey, herseyin siyasetin icinde, siyasetin herseyin icinde oldugudur. Farkinda olsak da olmasak da. Kisisel olan, siyasidir de. Bence sen, kaba, dogmatik, dayatmaci, partizan, kavgaci siyaseti sevmedigini soyluyorsun. Burada kendi fikrini beyan ederken, ilimli, farkli seslere de yer veren bir siyaset yapiyorsun. Yaniliyor muyum?

  43. bizde bağlılıklar ölümüne. malesef. mesela normal doğum yaptın, sezaryene ölümüne karşısın demek. bir partiyi destekliyorsun elini kes dese yapacaksın. bir takım tutuyorsun keza. gibi… niye daha geniş vizyonlu olmayalım, değil mi ama?

  44. Elif bu isi cok iyi yapiyorsun. Cok faydalaniyoruz yazilarindan ben ve bircok arkadasim. Farkli dusunuyoruz diyelim ve sen karsi taraftan bir yazi yazmissin. Ee ne guzel iste bir de olaya diger taraftan bakan birinin dusuncelerini okumus oluyoruz. Bence harikasin, iyi ki bu blog olayina baslamissin, sevgiler.

  45. 1. Sezeryan yapmış bir anne ile normal doğum yapmış anneyi karşılaştırırsaknormal doğum yapan bi kadının sütü daha erken ve daha çok gelir bunun nedeni ise doğum esnasında bebek doğum yolundayken prolaktin,oksitonin isimli hormonların salgılanmasıdır.

    2.Yukarıdada belirttiğim gibi sezeyan cerrahi bir mudahaledir bunun için bir takık komplikasyonlar da oluşacaktır bunlar karın içinde enfeksiyonlar yine karın içinde yapışıklık,süt için gerekli gıda maddelerinin geç alınmasısezeryan da narkoz verilmesi ve sezryan yapan bir bayan en erken 24 saat içinde taburcu olabilir ama normal doğum yapmış bir bayan 8 saat içinde hastaneden ayrılabilir.

    3.Bebekle ilgilenememe sezeryan olan bir kişi taburcu olduktan sonra hemen bebeği ile ilgilenemez çünkü cerrahi bir müdahale geçirmiştir geçirdiğisezeryan operayonuna bağlı kesinin oluğu yer sağlığı için hareketsız kalması gerekır yine bir müddet beslenemez ve bütün bunlar emzirmeyi etkileyen geciktiren faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.