71 Yorum

Hakkımızı gasp etmeyin, yeter

Bu memlekette erkekler kadının aciz bir yaratık olduğunu sanıyorlar.

Korumaları, kollamaları gereken, yarım akıllı, zavallı bir yaratık olduğunu düşünüyorlar.

Senin saçın uzun aklın kısa, elinin hamuruyla erkek işine karışma diyorlar.

Oysa ortada erkek işi denilen bir şey yok. Siyasetteki en büyük tartışma konuları kadın üzerinden: Başörtüsü, çocuk sayısı, şimdi sezaryen ve kürtaj.

Bakınız erkek milleti, size bir haberim var:

O işler öyle değil.

Kadın, sizin korumanız, kollamanız, örtmeniz, saklamanız, onun yerine karar vermeniz, onun adına hareket etmeniz gereken bir yaratık değil.

Örtünmemize de, açılmamıza da, doğumumuza da, sezaryenimize de, kürtajımıza da karışmayın.

Asıl sizler testosteron fazlanızla kadın işine bulaşmayın.

Biz kadınların sizin hakkımızı savunmamıza ihtiyacımız yok.

Haklarımızı gasp etmeyin, yeter.

71 yorum

  1. Sabahtan beri öyle sinirliyim ki…
    Benden sana ne! Benim nasıl doğurduğumdan sana ne!
    Benim çocuk sahibi olmaya hazır olup olmadığımdan sana ne!
    Öyle “en az 3” “kürtaj cinayettir” demekle olmuyor bu işler!
    Önce insanını eğiteceksin, bilinçlendireceksin. Özgür iradesiyle koşulları gereği neyi nasıl yapmasına kendi karar verecek insan.
    Hah işte bunu yap “helal” derim sana….
    Zıp zıp tavşan gibi kadının üzerinden inmeyen erkek dolu memleket. Ama sorsan, çocuklarının arasında kızları saymaz….
    Yasaklayın bakalım herşeyi, geçirin istediğiniz yasaları birer birer…
    O yasak, bu yasak. Yasaklamaktan kolay ne var ki…
    Ben yaptım olduyla olmuyor bu işler!

    Çekin artık elinizi kolunuzu üzerimizden. düşünmeyin bizi, aklınızı kendinize saklayın…

  2. yüreğinize sağlık.

  3. ö.selim'in annesi

    kadın meselelrini erkeklerin tartışmasından ben de rahatsız oluyorum. kendim sezeryan yerine normal doğumu tercih etmiş olmakla ve doktorların kolaycılığa kaçıp sezeryanı desteklemesine sinir olmakla birlikte bunun siyasi bir tartışmada sezeryan yasaklanmalı şeklinde gündeme getirilmesinden de rahatsızım.
    fakat iş kürtaja gelince değişiyor. tıbbi bir gereklilik olmadığı sürece kürtaj bir hak değildir. kürtajı savunanların bir çoğu kadınların kaç çocuk doğurmaya kendilerinin karar verme hakkının olduğunu savunuyorlar. buna bir itirazım yok, ama kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değil ki. kendi hamileliğimde bebeğimin ilk kap atışlarını duyduğumda hissettiğim şeyleri açıklamam imkansız. ekranda pır pır eden bir şey vardı ve o benim çocuğumdu.
    hepimizin bildiği gibi bebeğin kalp atışlarını 6.7. haftadan itibaren duymak mümkün. hal böyleyken onun bir canlı olmadığını iddia etmek bana kendimizi kandırmak gibi geliyor. kürtaj konusunda savunulması gereken kadınların hakkı değil henüz kendini korumaktan ve savunmaktan aciz olan bir canlının yaşama hakkıdır. ilerleyen haftalarda tıbbi gereklilik olmadıkça gebeliğin sonlandırılmasına nasıl karşı çıkıyorsak, bakmak zoruna gittiği için ya da evli olmadığı için doğan çocuğunu öldürmeye kalkışanları nasıl kalpsizlikle canilikle suçluyorsak bence keyfi şekilde yapılan kürtajlar da bu kategoridedir.

    • Kürtajın keyfi şekilde yapıldığına nasıl karar verilir? Keyfiyetin bir kriteri var mıdır? Sizin keyfi olarak gördüğünüz birşey başkası için bir zaruriyet olabilir mi? Devlet bizim adımıza keyfiyet kriteri geliştirme hakkına sahip midir?

      Mesele (veya kadınlar olarak karşı çıktığımız konu) kürtajın veya sezeryanın ahlaki veya doğru olup olmadığı veya keyfi yapılıp yapılmaması meselesi değildir zaten.

    • kürtaj zaten insanı öyle bir psikolojiye sokuyor, öyle canını yakıyor ki fiziken ve ruhen, bunun “keyf”i olma ihtimali yok bence, bir kadın bütün travmayı kendi yaşayacağını bile bile, ömrünün geri kalanında hiç aklından çıkmayacağını bile bile, kürtaj yaptırıyorsa, o zaten buna mecbur kalmıştır. eskiden yokmuydu kürtaj, şiş sokmuyorlarmıydı karınlarına, hap iç.imiyorlarmıydı, ya da düşürmek için abuk subuk şeyler, hiçbir anne çocuğunun canını keyfi olarak almaz alamaz. O yüzden de bir erkeğin kadınları bu konularda anlaması “imkansız” ve onlara susup oturmak düşer sadece

  4. Helal Elif Hanım, altına imzamı atarım bu yazınızın:()

  5. Eline sağlık Elif. Bu konu için de bir kampanya yok mu?

  6. Ne güzel yazmışsın yine…

  7. Her konuda eleştiridğim hükümete bu konuda fazla kızamıyorum Elif. Karışmaya hiç hakları yok ama; sadece sezeryan ile doğum konusunda; belki sezeryanlara yönlendiren doktorların ve hastanelerin önüne geçerler diye düşünüyorum…

  8. Ben de bu konuya acayip takıldım. Hatta 4+4’ten daha çok sinirime dokundu diyebilirim. Çünkü burdaki mesele, genel olarak sistemi değil her kadının kendi vücudunu ilgilendiyor. Bir de şu açıdan baksınlar bakalım:

    http://alisverisdanismani.blogspot.com/2012/05/kurtaj-ve-sezaryan-yasaklansin-mi.html

    • Aynen, 4+4+4’ten daha fazla içimi acıtmaya başladı bu konu diyebilirim ben de…

      Yazınız için de elinize sağlık… Üstüne söylenebilecek fazla birşey yok bence de…

  9. NOKTA! Ağzına Sağlık.

  10. keyfi olarak yapılan sezaryene de kürtaja da karşı bir insan olmama rağmen,
    insanların kafalarına göre, bir kadın kadar, hatta onlardan bile daha fazla bilirmiş, anlarmış gibi konuşmaları sinirime dokunuyor.

  11. Zorunlu yani sağlık sebebiyle olmayan kürtajın bebeğe yaşam hakkı tanınmaması demek olduğu için bu çok ürkütücü bir durum . Hiçbir zaman böyle bir karar aşamasında olmak istemem. Annenin kürtajdan sonra hissedecekleri , duygusal anlamda yaşayabileceği çöküntü bence bütün siyasi düşüncelerden daha önemli. Malesef çevremde bunu yaşayan ve depresyondan uzun süre kurtulamayan çok tanıdığım oldu. Bunlar düşünüldüğünde kürtaj kararı kadın hayatında çok önemli …
    Normal doğum yapmak istemiş ama özel bir hastanede sezeryanla doğum yapmış bir anne olarak doktorumun (doğru bir karar verdiğine inanmak istememe rağmen ) SEZARYANA YÖNLENDİRİLDİĞİMİ düşünüyorum. Hele ki sizin pozitif doğum hikayelerinizi doğumumdan 2 sene sonra keşfetmiş biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim ki ‘ NORMAL DOĞUMLA İLGİİLİ YETERLİ BİLGİM OLMADIĞI İÇİN; DOĞUM ŞEKLİME KARAR VERMEDE , DOKTORUMU VE KENDİ SINIRLARIMI NE KADAR ZORLAYABİLECEĞİM hususunda o sırada yaşadığımız panik haliyle doğru karar verememiş olabilirim. Bu yüzden doktorların normal doğum sürecine inanması ve yönlendirmesi kesinlikle çok hayati bir konu.Sezaryan oranının % 50 leri geçmesi ise gerçekten üzerinde çalışma yapılmasını gerekli kılıyor.

  12. Herşeyde olduğu gibi bunuda tepeden inme yöntemlerle yaparak kolaya kaçmakla suçladığımız doktorları bu kezde mecbur kaldıkları için belkide gerçekten normal doğum yapamayacak kadınları normale sürükleyecekler ki hep diğer örneği veriyoruz ama normal doğum yapamazsın diyen dr.nu kolaya kaçmakla suçlayan arkadaşım dr. değiştirerek ölü doğum yaptı.Bu ve benzeri örnekler artacak diye endişe ediyorum ki ben kızımı normal doğumla dünyaya getirmiş sezeryandan ödü patlayan bir insanım ikinici bebeğimide bu şekilde dünyaya getirmek en büyük temennim ancak atlanmaması gereken nokta annenin neye ne kadar hazır olduğu ben sezeryandan ne kadar korkuyorsam başka bir anne normal doğumdan korkabilir diye empati kurmaya çalışıyorumki gebelikte stres çok ama çok önemli.Bence bunun çözümü dr. parmak sallayıp kadının mahremine dil uzatmakla olmaz. Bilinci arttırır doğum öncesi kursları bedava yapar ebelik hizmetlerinin standartlarını yükseltirsin normal doğumla ilgili öcü hikayleri yerine blogcu anneninki gibi pozitif hikayeleri görsel medyada da kullanırsın falan filan…Kürtaja gelince hiç fikri sorulmadan doğum kontrol yöntemlerini kullanmayı bile kendine hak göremeyen milyonlarca kadın var bu ülkede ah kazara hamile kalmış canı istememiş aldırıyo şeklinde bakılmamalı sadece kürtaja ve yine en önemlisi gebeliği ve doğumu kadının mahremidir siyasilerin alet ettikleri oyunlarının parçası değil…

  13. burda yazan herkes sezaryene karşı olduğu, özellikle özel hastanelerde bu uygulamanın oranı %80 lere vardığı ve de hepimiz bu oranı korkunç bulduğumuz halde neden şimdi başbakan söyleyince tepki topluyor ki, anlamadım?? zaten istediğimiz bu değil mi? birilerinin bu işe el atıp yeter artık, dur demesi??
    bundan sonraki anneler bari ‘acaba gerekli miydi yoksa öylesine kestiler mi beni2 diye düşünmesin, sezaryen olduğunda gerçekten gerekli olduğuna emin olsun..

    • başbakan sigara içmeyi neden yasaklamıyor?

      • pardonda kapalı alanlarda sigara içmek zaten yasaklandı geriden geliyosunuz sanırım .

        • Kapalı alanda sigara içmeyi neden yasaklamıyor diye sormadım dikkat ederseniz; sigara içmeyi neden yasaklamıyor diye soruyorum; kapalı alan veya açık alan insan saglıgına zararı bu kadar açık ve herkesin kabul ettigi bir konuda neden sigara içmeyi yasaklamıyor? Ya da söyle de sorayim isterseniz: sigara satmak neden yasak değil???

    • ‘Acaba gerekli miydi yoksa öylesine kestiler mi beni diye’ diyerek konuyu çok güzel anlatmışsınız Zeynep Hanım. İşin özeti bu …Herkes doğum olayı bittkten sonra kafasından bu konuyu silmiş olmalı ‘ Zorunluydu ,gerekliydi , benim tercihimdi vb… ‘doktorların bunu seçme hakkını kadına bırakmaları gerekli .Biz de bu sayede onlara canı gönülden güvenelim içimizde şüphe kalmasın . Bunun uygulanabilmesi için devletin özel hastanelere bir anlamda baskı yapması sezaryen oranlarını dünya rakamlarına parelel tutmak istemesi makul görülebilir.

      • bunun çaresi yasaklamak mi? farz edin ki ben köyde yaşayan bir kadınım, ne internetten haberim var ne doğum koçluğundan. ne de pilates kurslarından. bana ne kadar doğum eğitimi veriyor başbakan? normal doğum konusunda beni cesaretlendirmek/desteklemek için ne yapıyor? Sezeryanı yasaklıyor, harika bir çözüm! ayrıca hadi ben normal doğumun tüm avantajlarını, sezeryanın tüm risklerini bilmeme rağmen, kalbimin normal doğum heyecan ve korkusuna dayanamayacağını da biliyorsam? Ne yapacağım; başbakan öyle istiyor diye doğum masasında kalp krizinden mi gideceğim?

        • Ben her konuda yasaklanma kelimesine karşıyım sanırım yanlış anladınız . Olayın siyasi yönünden ziyade, sosyal ve sağlık yönünden değerlendiriyorum . Elbette ki hepimizin farklı doğum hikayeleri var. Bu da bizi konuda koşullandırıyor. Sağlıklı yavrularımıza kavuştuktan sonra hepsini unutuyoruz zaten. Son cümlenizde de dediğiniz gibi ne başbakan ne de doktor karar versin (zorunlu durumlar hariç) NORMAL DOĞUM HAKKIMIZ PEŞİNEN ELİMİZDEN ALINMASIN istiyorum .Kendi yaşadıklarımdan yola çıkıyorum tabi bunları isterken .Bir kadının normal doğumu da sezaryen doğumu da seçme ve isteme şansı olmalı muhakkak.

    • Zeynep Hanım,

      Herkesin tepki göstermesinin nedeni şunlar olabilir diye düşünüyorum:

      1. Konunun hiç ilgisi olmayan bir konuyla bağ kurularak, sırf siyasi gündem yaratmak/değiştirmek adına gündeme getirilmesi ve yine diğer konuyla ilişkilendirilerek çok yıpratıcı benzetmelerde bulunulması.

      2. “Sezeryan cinayettir” denilerek isteyerek veya istemeyerek sezeryanla dünyaya çocuk getirmiş olan annelerin ve doktorların cinayetle suçlanması.

      3. Sezaryende normalin üzerinde olan artışın sağlıkta özelleştirmeden, hasta haklarının gaspına, sağlık eğitimindeki yetersizliklere, hekim haklarına kadar bir dolu alandaki yanlış uygulama ve yetersizliğin bir sonucu olduğu unutulup sağlık sistemindeki bu sorunlara değinmeden sezaryen meselesi münferit bir sorunmuş hatta sağlık sorunlarından öte bir doğum kontrol yöntemi gibi olduğundan ülkemiz üzerinde dış mihraklarca oynanan bir oyunmuş, sezaryen olan ve yapanlar da oyunun parçasıymış gibi gösterilmesi. Anne ve bebek sağlığının bu bağlamda hiçbir şekilde gündeme gelmemesi.

      4. En önemlisi, Elif’in de yazısında vurguladığı nokta olan, bir devlet adamının (!), üstelik bir erkek olarak (bakanlar kurulunda sadece bir kadın olduğuna dikkatinizi çekerim) uzunca zamandır haddini aşarak, kadının kaç çocuk doğurması gerektiğinden, nasıl doğurması gerektiğine kadar birçok konuda, kadına, kadının özel hayatına müdahale etmesi ve kadını ve kadınların hak ve tercihlerini toplumsal olarak inanç ve ideolojisi doğrultusunda bir konumlandırmaya tabi tutması.

      ve günlerdir bahsedilen, buraya yazmaya vaktimin yetmeyeceği bir dolu başka neden…

      Yani mesele kürtajın veya sezaryenin doğru olup olmaması değil. Konunun ne şekilde, kimin tarafından ve hangi amaçlarla gündeme getirildiği tepki topluyor sanırım, öyle değil mi?

      • elinize ve dilinize sağlık, çok güzel açıklamışsınız.

      • O kadar güzel anlatmışsınız ki Funda hanım işte benim cümlem dedim okurken ağzınıza sağlık .Ben bu ülkede doktorun hain üçkağıtçı, öğretmenin tembel yan gelip yatan yarın öbür gün başka meslek gruplarının başka sıfatları almakla kalmayıp anneliğe dil uzatan siyasetten çok sıkıldım artık.Aslanı kediye eğitimliyi cahile kırdırma projesini başarıyla uyguluyorlar.Tüm erkekler hamileliğimiz doğum şeklimiz üzerinde hak sahibi oldu benim eşim bile bunda kendine hak görmezken.Ama ben şapka çıkartıyorum önlerinde bakın gündeme ne memur maaş zammı oranları, ne 4+4+4 ne ekonomi ne başka birşey…

  14. Nilhan - Küçük mucizem

    bir imza da benden.

  15. Sezeryan kapısı sonuna kadar açık olduğunda, insanların aklına normal doğum yapmak “bile” gelmiyor. Kürtaj kapısı sonuna kadar açık olduğunda insanlarlar korunmaya özen göstermiyorlar. Kolaya kaçıyorlar. Kürtajın yasak olduğu ülkelerde kadınlar ölüyormuş. Ya kürtajla öldürülen bebekler? İşin kötüsü siyasi açıdan beğenmediğiniz biri bunları söylediğinde tamamen aynı fikirde bile olsak yanlış tarafından anlayıp değerlendiriyoruz. İşin sonucunda el ele verip bu sorunu çözeceğimize kargaşa çıkıyor. Kmse düşünmüyor ki başbakan (kim olursa olsun) mevkiinde dillendirildi bu sorun. Heyecan duymak lazım. Ben keyfi kürtaj ve sezaryana karşı biri olarak heyecanlıyım. Kürtaj ise her ülkede ve medeniyette olan bir sorundur. Tartışılır. Doğru mu yanlış mı ? Mesela ötanezi ikilemi gibi, başka ikilemler gibi.. Lütfen sağduyu, hoşgörü ve medeniyet. Şu kavgalar tartışmalar çıkmasa. Biri doğruyu söylüyorsa kimin söylediğinin ne önemi var.. yanlış yeri varsa düzeltilecek şeylerini söyleyelim, kanun yapıcılar kadını ile erkeği ile düzeltsinler yanlış giden şeyleri.. Mecliste ne yazıkki erkek egemenliği var, her türlü yönetim kadrosunda olduğu gibi.. Pekii nasıl olacak da olacak, bunlar düzelecek ? Eğer üstlerde yeterince kadın yoksa kim dillendirecek, bu nokta da sorun değişip başka yere gidiyor.. O da şu an mevzu değil..

    • ellerinizden saygıyla öpüyorum bu cümleleriniz üzerine!

    • Haklısınız Tuğba Hanım

    • Kadın olarak değil insan olarak bakılsa daha sağlıklı olur. İnsanın diğer bir insanın yaşam hakkı üzerinde söz sahibi olması… Mesela sakat kalan anneniz ya da kardeşiniz hakkında ‘ artık ölsün çok zahmet çekiyor, bakamıyorum ‘ vs. demekten ne farkı var konuşulanların diye sormak istiyorum. Kadının bedeni ile yapacakları onu ilgilendirir tabii, erkeğin de. Saçını boyatır, burnunu yaptırır, yağlarını aldırır. Ama doğum bahşedilmiştir. İsteseniz de bir evlat sahibi olamazsınız. Sizin insiyatifinizde gerçekleşen bir hadise değil. Biz dünyaya bir can getirme mucizesini yaşayabilecek donanımdayız sadece. Ne biz var ediyoruz bu mucizeyi ne de hayat yolculuğuna başlayan bir canın hayatı hakkında söz sahibiyiz.

      dedim kürtaj üzerine yapılan bir tartışmada, burada da paylaşmak istedim . Ve yasakların olmadığı bir idare şekli var mı- evlerimiz dahil? Ne için, kim tarafından konulduğu kadar ne işe yarayacağını konuşmak da gerekmez mi? Sigara yasağına deli olan pek çok kişi tanıyorum, alkışlayandan çok. Evde bilgisayar oyunları ile ilgili sınırlar getiriyorum çocuklara. Suyum geldiği, doğum başladığı hâlde beni kesen – doktor demeye dilim varmıyor – özel hastane personelini unutamıyorum, öfkem geçmiyor. Ücretsiz İsmek kursunda dışardan termosla çay getirmek yasaktır yazısına çok sinirlenmiştim. ‘ Yasaklar toplumun düzeni için konur, konabilir; para kazanmak için değil. ‘e gelen bir şeyler karalamıştım. İngiltere’de yaşıyor olsanız ya Amerika’da ‘ ben sezeryan olmak istiyorum doktor ‘ deme lüksünüz yok. İhtiyaç hâlinde yapılıyor yoksa kırk saat doğumu bekleyen DOKTOR biliyorum ve ona ‘ doktor ‘ diyorum. Kürtajla ilgili düşüncelerim de yukarıda. Kürtaj sonrası parçalara ayrılmış küçük bedenler çok şey söylüyor ama biz duyamıyoruz belki de…

      • Figen Hanım,

        En fazla 10 haftalıkken kürtajla alınan bir ceninle -veya belki sizin inancınıza göre bir bebekle- (bir insan niteliğinde olup olmadığı bilime göre farklı, herkesin inancına, dinine göre farklı yorumlanabilir -bazı dinlerin farklı mezhepleri bile farklı şeyler söylüyor bu konuda-), bu dünyaya doğmuş, yaşam hakkı tüm evrensel, ulusal veya yerel norm ve hukuklarla tanımlanmış ve engelli olmuş veya kalmış birini karşılaştırmanızı çok talihsiz bir durum olarak görüyorum.

        Kürtaja ilişkin algımız tamamen inanç sistemimiz ve ahlaki normlarımız etrafında şekillenir. Ve bu konuda da herkesin aynı hissetmesi veya davranması beklenemez. Bu nedenle evrensel hukuk bunu bir hak (evet, herşeyden önce de kadının hakkı) olarak tanımlar. Çünkü kürtaj yapılsa da yapılmasa da öncelikle yaşayan bir insan olan “kadın”ı ilgilendirir, onun vücut bütünlüğüne ilişkin bir karardır.

        Yasaklardaki sınırları, dolayısıyla yasağı koyan kanunları kim belirler? Siz mi, ben mi, bir devlet adamı mı, belirli bir inanç sistemi mi, evrensel hukuk normları mı? Üzgünüm ama bir ülkede, demokratik bir şekilde yönetiliyorsa, yasalar öncelikle evrensel hukuk normlarına bağlıdır. (O nedenle de imzaladığımız uluslararası sözleşmeler ulusal yasalarımızdan kanunen de daha üstündür mesela…)

        Dolayısıyla, yasaklar ve sınırlamalar koymanızın da sınırları vardır. Ve bu sınırları hiçbir şekilde kişisel ahlak algımız veya inanç sistemimiz belirlemez. Eğer bu belirlemeye başlarsa o sistemin adı artık demokrasi olmaz, otokrasiden tutun diktatörlüğe varan bir dizi başka adlarla anılmaya başlar (bu nedenledir ki zamanında türbanın yasak edillip, yine kadın bedeni üzerinden siyaset yapılmasına karşı çıkmışızdır).

        Eğer bugün bu şekilde kanun ve kural belirlenmesine karşı çıkamazsak yarın tamamen karşı inanç ve değerlere sahip olduğumuz birilerinin de kendine göre yasalar çıkarmasına karşı çıkamayız.

        Hayatımın bir döneminde aynı fikir ve düşüncelerde olacağımıza daha önceden hiç ihtimal vermediğim bir gazetecinin bugünkü yazısının durumu epeyce özetlediğini düşünüyorum: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20668571.asp?yazarid=131

  16. iyi de bunlar basbakanin kendi sahsi fikirleri degil ki, bilimsel verilere dayanarak konusuyor adam. ama maalesef insanlar sirf $ahsini tasvip etmediklerinden soylediklerinin dogru oldugunu bildikleri halde karsi cikiyorlar. elimizi vicdanimiza koyalim, haksiz degil soylediklerinde.

    • çağla ile çiğdem

      bilimsel veri mi??? kürtaj yasak demenin bilimsel tarafını bana anlatırsanız sevinirim. zira sezeryani anladım da kürtajı anlamadım. kaldı ki sezaryana bile karışan bir başbabakanımız var. çok umut doluyum ülkem konusunda, yavrumun gleceği konusunda. kaçıp gidesim var buralardan…

    • Benim elim vicdanımda ve başbakanın söylediklerinde haksız olduğunu düşünüyorum. Şimdi o başbakan bense sade bir vatandaşım diye benim vücudumda ilgili kararları, vajinamin mi yoksa karnimin mi kesilmesini, herhangi bir sebeple (başbakana göre haksız bana göre haklı) bir cocuk dogurup dogurmayacagimi hayatım(iz)in geri kalanını nasıl yaşayacağımı başbakana mı soracağım??? Ben anneme sormuyorum kaç cocuk yapabilirim nasıl doğurmama izin verirsin diye? Bakın anneme diyorum yani benim üstümde en cok hakkı olan insana diyorum!!! BEN varım çünkü; Benim Aklım bana yetiyor. Elbetteki bilimsel gerceklere önem veriyorum. elbetteki öneri ve yorumlara açığım her türlü medeni tartışmaya varım. Yanlis yaptığımı, eksik bildigimi düşünüyorsanız beni uyarırsınız olmadı eğitirsiniz olmadı doğru olduğunu düşündüğünüzü destekler teşvik edersiniz. Ama bunların sonucunda benim vucudum, benim hayatim ve BENİM bebegimle ilgili dogru veya yanlis kararlari (bebegim resit olana kadar) BEN veririm. Yapabiliyorsanız dogrularınız konusunda beni ikna edersiniz ama ikna edemiyorsanız DAYATAMAZSİNİZ!

  17. Agzina/eline saglik!

  18. Elif Hanım,kötü bir normal doğum tecrübem oldu.Bebeğim doğumda öldü.Kendimi çok çok çok zor toparladım.Hatta hiç unutmam yan odada yatan kadının bebeğini uyurken gördüğüm an alıp kaçasım gelmişti.Eve gelmişiz eşimle,beşik bomboş…Zor günlerdi,geçti gitti.Ondan sonra olan gebeliğimde bebeğime riske atmak istemedim,biraz da yaşadığım kötü tecrübeden dolayı,doktorum gerek yok demesine rağmen sezaryeni tercih ettim.Açıkcası pişmanlık yaşadığımı söyleyemem.Ve yine doğum yapacak olsam sezaryeni tercih ederim.Zaten öyle olacak çünkü ikinci çocuğu düşünüyorum..Bundan dolayı hükümetin sezaryen konusunda önlem alacağız vs. demesi beni çok çok çok rahatsız etti.Sezaryen sen istedin diye olamazsın höt! zöt! benim dediğim olacak gibi,annenin endişerini,korkularını anlamadan,bilmeden tepeden konuşmayı kabul edemiyorum.Neden bu konu ,”Normal doğum istedim,doktorum sezaryene yönlendirdi,kendime güvenip karşı çıkamadım,içimde uktedir normal doğum yapmak vs.” şeklinde dile getiriliyor anlamıyorum.Belki bu mecralarda dile getirilmiyor ama birçok kadın var ki doktor gerek yok demesine rağmen sezaryeni tercih ediyor.Evet,hepimiz isteriz çocuğumuz için en doğrusu yapalım lakin sizde bilirsiniz ki anne kaldıramayacağı yükün altına girince sonuç hem çocuk hem anne hem de baba için istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor.Yıpratıcı oluyor…Kürtaja hakkında konuşmak istemiyorum lakin doğum mahrem bir konu.Ve kime ne zararı var?Sonuçta aldığımız kararların neticesine katlanırken yalnızız.Kadın olmanın,anne olmanın bu denli zor olduğu bir toplumda bari nasıl doğuracağımıza kendimiz karar verelim.Tabi önce kadınlar,anneler birbirini desteklemeli.Gerçi bu fazla ütopik oldu…Hayal belki olur

    • Çok acı evladınızı kaybetmek Allah sabır versin .Ama sezeryan sonrası bütün komplikasyonları yaşamış başka biri de sizin normal doğumdan korkutuğunuz gibi sezaryenden korkabiliyor. Aslında doğum olayını ve evladımıza kavuşma hikayemizi hepimizin farklı yaşamış olmasından kaynaklanıyor bu durum.

  19. bir annenin bebeğinin kalp atışlarını duyduğunda kalbinin pırpır etmesi ne kadar normalse, çok çeşitli sebeplerden bazı kadınların hamile olduklarını öğrendiklerinde dünyalarının başına yıkılması da normal. ne yapacak bu insanlar bu durumda? evde kendi başlarına düşük yapmaya çalışıp kendi canlarından da mı olacak? ya da doğurup cami kapısına mı bırakacak? Ama cami kapısına bırakmayı da yasaklayıveririz olur biter değil mi? “yasak” diyince tüm sorunlar şıp diye çözülüveriyor çünkü? ben 2 yaşındaki kızıma yasak koymuyorum; sadece şimdi değil doğduğundan beri. anlayabilecekse anlatıyorum tehlikleri, açıklıyorum. anlayamayacağı bir durumsa ya tehlikeli ortamı yaratan unsurları ortadan kaldırıyorum ya da gözümü üzerinden ayırmadan dikkatini başka yöne çekiyorum. sezeryanın doğru olmadığını düşünüyorsanız halkı normal doğumun faydaları ve sezeryan konusunda eğitir, bilinçlendirir ve tercihi ona bırakırsınız. kürtajın yanlış olduğunu düşünüyorsanız, ilkokullara seçmeli din dersiyle birlikte seçmeli / zorunlu cinsel eğitim dersi koyarsınız, güvenli cinsel ilişkiyi anlatırsınız. Ama kime, neyi, neden açıklamakla uğraşalım ki? istenen zaten sayıca varsıl, fikirce yoksul insan sürüleri değil mi? bu yolda kadın bedeni üzerinden siyaset yapmanın neresi günah (!)? kadınlar 3 değil 5 çocuk doğursun, ücretsiz izin kullanamasın işten ayrılıp evde otursun; tecavüze/cinsel istismara (bazen kocası tarafından)uğrasın sesini çıkaramasın, doğurdukları çocukları 5,5 yaşında ilkokula göndersin, 4 yıl sonra 9,5 yaşında açıköğretimden devam eder diyip okuldan alsın, boğaz tokluğuna bir işte çalıştırsın, 18 yaşında da sandığa gönderip oy kullandırtsın. varılmak istenen hedef ve o hedefe ulaşmak için izlenen yol ne kadar açık değil mi?
    Kürtajı doğru bulursunuz/bulmazsınız. Sezeryanı tercih edersiniz/etmezsiniz. Ama kimsenin kendi vücudu ile ilgili olarak siz karar veremezsiniz. Doktor bana hasta olduğumu söylediğinde tedavi olup olmamaya ben karar veririm. Evet, kürtaj olayında ince bir çizgi var: bir başka can! Ama diğer yanda da bir kadının hayatı var. O da bir can. Seçim yapmak inkar edilemeyecek derecede zor ve dilerim kimse bu seçimi yapmak zorunda kalmaz. Ama, sebep ne olursa olsun bu konudaki son kararı da ancak anne verebilir. Dışarıdan dört dörtlük görünen hayatlar içine girdiğinizde bir kabusa dönüşebilir. Kürtaj yaptırmak zorunda kalan kadınların hayatları da mükemmel görünebilir, ama bilemezsiniz. İstisnalar elbette var ama bu istisnaları engellemenin yolu kadınların vücutları hakkındaki kararları başkalarının vermesi değil!
    Siz önce cinsel istismarları, tecavüzleri, töre cinayetlerini önleyin! Siz önce dershane parasını ödeyemediği için hapis yatan, evladını askere gönderip şehit haberi alan annelerin acılarını dindirin. Siz önce organik pazarlarda kimyasal madde kalıntısı çıkan gıdaları önleyin. Önleyin ki sizin zorunuzla da olsa doğuracağımız çocukları neyle beslesem derdinden kurtarın bizi!!!
    Benim vücudumla ilgili kararı (ve gerekirse öbür dünyadaki hesabını) ben veririm, siz onu dert etmeyin!!!
    isteyerek normal doğum yapmış ve hiç kürtajlık bir durum yaşamamış (çok şükür) anne.

    • Çok güzel yazmışsınız, her kelimesine katılıyorum. Tayyip saltanatı kurmak için gerekli şartları şimdiden hazırlamaktan başka bir şey değildir bu yaptığı. Sezaryenle ilgili yaptığı da sezaryeni desteklemediği için değil sadece daha az çocuk doğurmaya elverişli bir yöntem olduğu için istemeyen bir başbakan bu. Kimin umurunda normal veya sezaryenle doğmuş çocuklar yoksa. Ki bu yönteminde kendisinin yaptığı sağlık değişiklikleriyle bu seviyelere çıktığını düşünürsek asıl niyet daha iyi anlaşılabiir. Kürtaj hakkında da yazılmış zaten her şey, isteyen doğurur isteyen aldırır kimse karışamaz.

      Hale

    • yazdıklarının altına imzamı atarım,
      kürtaj değilse de ilaçla düşük yapan ve rahatsızlığım dolayısıyla sezeryanle doğum yapmış olan anne.
      evet kocamla evlilik öncesi ilişkim oldu ve evet ben mühendis eşim doktor olmasına ragmen korundugumuz halde hamile kaldım, bi ilaç var normal doğumda sancıları baslatırken de kullanılıyor sanırım ve 5 6 haftada alındığında düşük yapabiliyorsun, kürtaj çok acı verici göründüğü için böyle bir yöntemi tercih ettim, çok sancılı bir kanamayla düşürüyorsunuz, zaten bu düşük böyleyse bebek doğurmak nasıl zordur diye düşünüyor insan, ama o günü ve yaşadıkalrımı ben bilirim, bu tercihi neden nasıl yaptığımı da ben bilirim, oğlumu kucağıma aldığımda bazen düşünürüm, ablası ya da abisi olsaydı nasıl olurdu diye, ama Allaha şükür hepsi geride kaldı, canım acımıyor mu evet acıyor, ama insan doğası gereği zamanla acılar katlanılıyor, bunun hesabını vermeyecekmiyim ahirette vereceğim ama ben bu dünyada da kendime hesap veriyorum zaten, sezeryana gelince, belimden ameliyatlıydım, doktorum normal doğurabilirsin, beyin cerrahi ve ortopediden görüş alırız dedi ama ben tercih etmedim, Allah şükür çok mutlu bir hayatım var, ama kürtaj yasak olsa ailem beni evlatlıktan reddeder m iydi, onlar insan içine çıkamaz olurlar mıydı, canımıza zarar gelir miydi.. normal doğurmak zorunda bırakılsam ben ve bebeğim sağlıklı olur muyduk bilmiyorum, herşeye rağmen kendi bedenimiz üzerindeki söz hakkımızı da kaybedersek hayatlarımızda hiç söz hakkımız olmayacak.. son bir şey daha bebek annenin elinde büyür eşimiz ne kadar yardımcı olsa da seviştikten sonra pek bi işleri kalmıyor, 9 ay taşıyan ben, doğuran ben, emziren ben, gece kalkan ben, alt değiştiren, ne yiyecek diye düşünen, kaç gündür kaka yapmadı hesaplayan, suyu, sütü yumurtası, eti, meyvesi sebzesi, hepsini aklımda sürekli tartan hesaplayan ben… oğlum daha bir yaşında ama sorumluluğun çoğu annede, kürtaj olmasın demek kolay erkeğe onlara giren çıkan ne ki “keyfi” olacaksa da kürtaj keyif kadının keyfi size ne

    • yazdıklarınızın altına bir imzada benden.
      8 yıl önce erkek arkadaşım tarafından tecavüze uğradım. o dönemde 2 kız arkadaşıma söyledim bunu ve gidip 9 hafta beklediğim (doğursam mı acaba dediğim) bebeğimi kürtaj sonucunda yaşamına son verdim. bakanımızın açıkladığı gibi “kadın bunu doğursun devlet bakar” kısmını bile düşündüm, ama yurtlarda kalan çocukların durumu, cinsel istismarı, gelecekleri gayet belli, düşünün istemediğim adamdan olan bebeğimin geleceğini bile düşünüyorum işte annelik bir anda oluveren bişiy. ben hiç bir kadının doğum kontrol yöntemi olarak Kürtajı düşüneceğini sanmıyorum. inanmıyorum. bu bir zorunluluk. çok uzatmayacağım. evet haklısınız bakanımız erken yaşta evlendirilen kız çocuklarını, cinsel istismarı, ensest ilişkiyi, tecavüzü , kız çocuklarını satanları, çocuk pornosunu engellesinde ben bundan sonra yasağa tamam derim sorun yok.

  20. Sezaryen konusunda bir yaptirim ve bilinclendirme olmali evet. Ama basbakanin sezaryene karsi olmasinin sebebi, sezaryenle dogum yapildiginda en fazla 2 cocuk dogurulabilmesi ve bunu bir cesit dogum kontrolu olarak gormesi!!! Cok trajik. Annenin ve bebegin sagligi kimin umurunda?

  21. bende kürtaja karşıyım, bende normal doğumla çocuğumu kucağıma aldım ama kadın aklımla yazdım bişiler… http://sukriyekorkmaz.wordpress.com/2012/05/30/kadin-aklimla/

  22. Bu bence çok hassas bir o kadar da önemli bir konu.Ancak benim kızdığım nokta;-ki hep aynı yerde takılıyorum-“üslup”…mevkiniz her şeye yetiyor olabilir ama bu,üslubunuzu istediğiniz gibi tercih etme hakkı vermez,ki bu kadar hassas konularda.ikinci konuşmada da şu atıldı ortaya ;”kürtaj süresi 4 haftaya inecek”valla benim etrafımda 4,5-5 haftadan önce hamile olduğunu öğrenen yok ki kürtaj olmak isterse,ne zaman olsun?,”sezaryen yöntemiyle 2’den fazla doğum yapılamaz”evet yapılır,yapanlar var.Yani en azından doğrusu öğrenilip öyle konuşulsun.Sezaryenle,2’den fazla doğuramayınca(!)”en az 3 çocuk “buyruğunu yerine getirtemeyecek olma ihtimalinin kaygısı mı bu?
    Ben,hamileliğimin en başından itibaren normal doğumu çok istedim ve dr.umla beraber hep buna odaklandık,son kontrollerimde bebeğimin ağırlığı 4 kg.ın üstüne çıkmış,ben korkmaya başlamış olsam da dr.um hep motive etti beni,41.haftanın sonuna kadar bekledik,gelmeyince sürmatürite(gün aşımı)riskinden dolayı zorunlu sezaryene döndük.Şimdi bu durumu/dr.u aynı kefeye koyabilir miyiz?Ya da illa normal olsun diye anne ve bebeği riske atmak,istemediği şekilde doğurmak kaygısını yaşatmak daha mı doğru(her iki yöntem için de-ki ben sezaryenden hep daha çok korktum-)
    Kürtajı savunmuyorum,kesinlikle bir korunma yöntemi de olmamalı,(ki bu kadar özel hayata giriliyor madem ,erkeklere de korunma yöntemleri ile ilgili bilgilendirmeler,kurallar getirilsin o zaman zira bu sadece kadının sorumluluğunda değildir)ama yasaklanırsa ardından sürükleyeceklerini bir düşünür müsünüz?istenmeyen gebelikler,istenmeyen çocuklar,mutsuz ve maddi -manevi yetersiz aile hayatları vs.vs.uzar da gider.Çok çelişkili ve açılımlı bir konu bu…her açıdan ele alınmalı ve benim başıma gelmez diye düşünülmemesi gereken…
    Hepsinden öte,madem çocuklarımız ve onların hakları bu kadar önemli ve değerli,lütfen önce dünyaya getirdiğimiz çocuklarımıza bu değer,önem hissettirilip,yaşatılsın.İlk 6 ay sadece anne sütü ile besleyebilmek için emzirme reformu önceliklendirilsin,doğum sonrası izin hakları revize edilsin,iyi ve doğru eğitim alabilme şansları arttırılsın…dün de http://bizdenhayatvehobi.blogspot.com/2012/05/mahrem-var.html
    içimi dökmüştüm bu konuda…
    tabii gündem neden bunlarla meşgül ediliyor bir de onu düşünmek lazım…

  23. evet ben de buna benzer bir yazı yazmıştım blogumda yazınızla imzamı yine atıyorum.Sevgi ile kalın.

  24. Çok sağol Elif. Senin de, pek çok kadın gibi, böyle bir tepkiyi dile getirmiş olman gerçekten mutluluk verici.

    Benim artık yüreğim daralıyor, yıllardır uğraştıklarımız, çabalarımız boşuna mı diye, sessiz kalablıkları, hak veren kadınları gördükçe bunlar nasıl bu kadar rahatça sineye çekilebiliyor diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

    Çok ama çok şey yazıldı ve çizildi günlerdir. Çok da uzatmaya gerek yok belki ama, izninle, bir özet olarak aşağıda bugün Haklı Kadın Platformu tarafından yayınlanan bildiriyi kopyalamak ve ilgili linki vermek istiyorum:

    ” Sayın Başbakan,

    Son zamanlardaki açıklamalarınız, devletin kadın bedeni üzerinde yeniden söz hakkı istediğini düşündürmekte, bizi kaygılandırmaktadır.

    İlgisi olsun olmasın tüm platformlarda kadın ve bedeni üzerinden siyaset yapmayı bırakınız.

    * İstenmeyen gebeliklerin kürtaj dışında engellenmesini istiyorsanız, yurttaşlarımızın doğum kontrolü konusunda bilinçlendirilmesi ve ücretsiz hizmet alabilmesi için çalışınız.

    * Nüfusumuzun artmasını ve güçlü bir ülke olmamızı istiyorsanız, önce kaliteli eğitimi Türkiye’nin her köşesindeki kız ve erkek öğrencilere eşit bir şekilde ulaştırınız.

    * Her anne-babaya, çocuklarının eğitimini, geleceğini istediği gibi sağlayacak işi ve geliri elde edeceği ekonomik fırsatlar sununuz.

    * 2005 yılında iktidarınız sırasında Ceza Yasası’nda düzenlemesini yaptığınız kürtajı şimdi birdenbire cinayet olarak görmeye başladıysanız, Türkiye’de her gün işlenen en az beş kadın cinayetini de görünüz, engelleyici düzenlemeleri yapınız.

    * Sezaryene karşıysanız, hastanelerde gereksiz yere yapılan tüm tetkiklere bir düzenleme getirilmesini sağlayınız.

    * Kadınların kendi bedenleri üzerindeki söz haklarını, istediği zaman, istediği kadar çocuk doğurabilme özgürlüklerini tartışmayınız, tartıştırmayınız.

    Biz kadınlar varoluşumuz ve duruşumuzla ilgili kazanılmış tüm haklarımızı yeniden hiç kimsenin tartışmaya açmasını uygun bulmuyoruz.

    Bunun ülkemizin gelişmişlik endeksinin geriye gitmesi olarak görülmesini ve anlaşılmasını istiyoruz”

    http://www.hurriyet.com.tr/seninleartibir/20644984.asp

  25. biyigi uzun akli kisa :))
    bu adamin kaba saba tavri, yaklasimi, ifadeleri cildirtiyor beni.
    bu ve bundan onceki pek cok soyledikleri icin gecerli bu. Ama ne yazik ki ona koru korune inanan, egitimsiz, ya da dini sebeplerden dolayi destekleyenler o kadar cok ki boyle absurt sozler daha cooook duyacagiz gibi geliyor bana. Insan bedeni ile ne yapacagindan kendi sorumludur -kadin ya da erkek- ve kararlarinin ardindan hissedecegi seyler de kendi meselesidir, bu kadar bireysel bir sey bu NOKTA. Sezeryana gelince, bu asamaya gelmeden daha saglik bakani ekiplker kurup, ebeleri destekleyip, ozel hastanelerdeki doktorlara sinirlarndirma getirselerdi o zaman. ilk aklima gelen cok basit bir ornek uygulama: Ortalama her on dogumdan 2 sinde sezeryan gerekli goruluyor diyelim endikasyonlardan dolayi. Takip edilsin her kadin dogumcunun yaklasik kac hasta gordugunu ve aylik kota koysunlar buna gore. ve tabii her hastanenin de bir limiti bu limiti olsun onu asarsa yaptirimlar olsun. O zaman her doktor oyle hamileyi sezeryana yonlendiremez gerekli gereksiz…
    sezeryanin nufus planlamasi olarak kullanilmasinda ise dunya da bir ilk ve tek olarak tarihe gececegiz. 😀

  26. Kadını ezen , muhtaç gören erkekler değil aslında. Bütün herşey kadında başlıyor.
    Bu muhtaçlığı erkeğe aşılayan da kadın. Annesi…
    Kadına dayağı müstahak gören de kadın. Kendisi, annesi, kaynanası, komşusu…
    Kızına ölüm kararı verenlere hayır diyemeyen de kadın. Annesi…

    Biz kadınlar birbirimizi o kadar çekemiyoruz, o kadar kötü eleştiriyoruz ki başkasına ihtiyacımız yok aşağılanmak için. Önce kafalarımızı değiştirmeliyiz.

    Biraz frapan giyinen birini görsek hemen oro..pu diyen biziz. Hatta tecavüze uğrasa haketti bile deriz. Sezeryan olanı aşağılayan biziz. Kürtaj olana canavar muamelesi yapan biziz. Çocuğuna kendini köle yapmayan anneye kötü anne damgası vuran biziz. Eee ne olacak o zaman. Sen kendi cinsini her fırsatta aşağılarsan yanındaki adam neler yapmaz.

    Bırakın herkes kendi doğrusu ile yaşasın . Biraz hoşgörülü olalım. Ama olamyoruz. Bütün bu eleştirileri yaparken aslında arka planda kendimizi yüceltiyoruz. İçten içe kendimizi de o kadar eziyoruz ki , başkasını ezerek kendimizi yüceltme ihtiyacı hissediyoruz maalesef.
    Normal doğum yapan , acıya göğüs germiştir, rahata kapılmamıştır, doğaya karşı gelmemiştir aman ne yüce bir yaratıktır o . Iyy sezeryan olan tu kaka. Olabilir ama sana ne… Sen normal doğuma inanıyor musun? Süper herkese anlat ne hoş bir şey olduğunu ama bırak herkes kendi istediğini yapsın. Benim çok istediğim birşeydi ama olmadı, olamadı. Normal doğum yapıp çok güzel anısı olan da var, 13 saat sancı çekip bir daha asla diyen de var. Eline diken batınca acile koşan da var, parmağı kopunca gıkını çıkarmayan da . Herkesin acı eşiği, göğüsleyebileceği zorluk derecesi farklı. Sana ne oluyor hemcinsim. Sen kendini iyiylikle yücelt başkasını eleştirerek değil. Bir de en çok acı çeken en süper anne olmuyor, ödül de almıyor, diğerinden daha üstün olmuyor. Eğer öyle olsaydı inanın oscar alırdım.

    Kürtaj olmaya gelince;
    Sezeryan veya kürtaj veya doğum kontrolü .Bunlar siyasetçi eline düştüyse bilin ki işin içinde başka bir iş var. Neden mi? Bütün bu konular aile özelinde halledilmesi gereken; sadece kadının değil, anne ile babanın kimsenin baskısı altında kalmadan ( buna kanunlar dahil) karar vermesi gereken konulardır. Bu kararların sizin yerinize başkaları tarafından , hele hele sizi , koşullarınızı, ruhsal durumunuzu, hamile kalma koşullarınızı bilmeyen birileri tarafından verilmesi ; eşinizle haftada kaç kere ilişkiye gireceğinize karar verilmesi gibidir. Özel , Özel, Özel…

    Devletin görevi eğitim vermektir. Cinsellikle ilgili herşeyin hala tabu olduğu; mastürbasyon kelimesinin toplumun %85 tarafından hala telaffuz bile edilemediği, tecavüz, ensest, namus cinayeti gibi sapkınlıkların önüne geçilmediği, geçilebilmesi için de doğru düzgün cinsel eğitim, bırakın cinsel eğitimi normal eğitim bile verilmediği, bırakın uzun yıllardır eğitim verilmesini, insanların 2013 ‘de çocuklarının okulda ne okuyacağını bilemediği, bırakın onu çocuğum ilkokula kaç yaşında gidecek kimle okuyacak ne okuyacak cevabının bulanamadığı bir ülkede sen kalk koskoca devlet olarak herşeyi yapmışsın da bir eksiğin kürtaj kalmış gibi kürtajı yasakla, yaptıranı günahkar ilan et.

    Eh olmadı insanların eline silahta verin vuralım gitsin bu günahkarları. Çok değil birkaç yıla kalmaz bunları da tartışıyor oluruz.

    İnsanları ve devleti aklı selim olmaya davet ediyorum. Yasaklar sadece merdiven altı sağlıksız uygulamaları ve ölümleri arttırır. Çaresi olmayan ne yapacak . Ya gidecek kasabın birine kürtaj yaptırtacak, kendini öldürtecek ya da doğuracak bırakacak bir yere sonrası o bebek ya ölecek ya yaşayacak. Bir embriyonun yaşam hakkını tartışıyoruz ama onu doğuracak insanın yaşam hakkı veya o embriyo büyüyüp bebek olup terkedilince onun yaşam hakkı ne olacak düşünen yok.

    Bebişler doğsunlar, büyüsünler, biz de mutlu bir toplum olarak büyüyelim. Bebekten güzeli mi var? Hangi anne keyfi kürtaj yaptırır. Hepimiz anneyiz. Neler hissettiğimizi unuttuk mu? Kolay mı bebek aldırmak. Tüm kadınların %1’i belki keyfi yaptırır kürtajı( bu benim uydurduğum bir rakam). O bile abartı bir rakam bence. Ama yaptırana da saygı duymak gerek. Dedim ya bence çok zor karar . İlk bebeğim engelli, ikinci de olabilir diye korktum, korkulu rüyalar gördüm, test yaptırdım ama ona rağmen olumsuz bir şey çıkarsa ben bebeğimi aldırırım diyemedim. Bir ay ağladım, bebekte birşey çıkmasın diye dua ettim. Çok anne tanıyorum bebeğinin engelli olacağını bile bile doğuran ve ona sevgiyle bakan. Sonsuz saygım var. Ama bebeğini aldıran anne de tanıyorum. Ona da sonsuz saygım var. Çünkü ben onun ne zor bir karar verdiğini ve şartlarını çok zorladığı halde yapamadığını biliyorum. Çünkü ben bu kararın yükünü hep taşıyacağını biliyorum. Onun da bunu bildiğini biliyorum. Ama insanların böyle bir kararı verip verememe özgürlüğü olmalı.

    Ha işin başka bir tarafı da var. Kürtaj senin için hassas bir olaydır. İstersin ki herkes senin gibi düşünsün . Baktın düşünmüyorlar, gücün de varsa yasaklarsın. Oh rahatlarsın artık, senin gibi düşünmeselerde senin gibi yaşamak zorundadırlar. Yarın bir başkası çıkar ,senden güçlü, der ki artık çocuklar okula gitmeyecek. Yok ben aynı fikirde değilim, senin gibi düşünmüyorum dersin. Dersin ama bu sefer o senden güçlü, yasaklayıverir. Oh rahat eder. Artık onun gibi düşünmesen de onun düşündüğü gibi yaşamak zorundasındır. Bu böyle devam eder. Şimdiye kadar olduğu gibi…

    Bir reklam var. Internet yasaklarını “seçmek özgürlüktür” diye çarpık bir mantıkla sunan. Bizim devlet o misal. Seçmek özgürlüktür gerçekten de. Ama yasağı seçmek veya isteğin dışı yasaklanan bir şeyleri yaşamamayı seçmek (!) değil. Özgürlüklerin olduğu ortamda, aklını kullanarak bir şeyi yapmayı veya yapmamayı seçmek özgürlüktür. Devletimize ve tebaasına duyrulur…

    Saygılarımla

    • Fulya hanım çok teşekkür ederim.Düşüncelerime tercüman olmuşsunuz.
      Almanya 2. Dünya savaşından sonra azalan nüfusa paralel kadınların işgücüne katılmasına yönelik kampanyalar yaparken,anne sütünün çokta önemli olmadığını,mamaların daha besleyici olduğuna yönelik kampanyalar beraberinde yapılıyordu.Şimdi artan nüfus,rekabet vs. Haydi kadınlar eve çocuk bakmaya,6 ay emzir,doğal doğur,hazır bez kullanma vs.Ben bu kaynakların arkasında başka şeyler olduğunu düşünüyorum.Kadınlarımızda pek meraklı yarışa girmeye,kimden aferin bekliyorsa.Herkes kendi çocuğuna anne,kendi kadar anne.İleride oğlum bana: “Anne beni keyfi sezaryenle doğurdun,beş ay emzirdin,senin gibi anne olmaz olsun.” der mi acaba?Hiç sanmıyorum.
      Oğlum sezaryen doğdu,mama takviyesiyle beş ay emzirdim ama çok sağlıklı.Ben memmun o memmun tüm olumsuzluklara rağmen mutluluktan uçuyorum ama birilerine,özellikle hemcinslerime batıyor.Ay ay mama mı veriyorsun yok söyle yok böyle…İnsan takmasa bile ben bu çocuğu az emzirdim vicdan azabı çekmiyorum bende hakikaten bir eksiklik var mı diye düşünmeden edemiyor.
      Ve hep niye batılı kaynaklar.Kendi doktorlarımıza bu kadar güvensiziz.Dünya sağlık örgütü domuz gribi macerasında hepimizin güvenini kaybetmemişmiydi?%15 sezaryen payı biçmesine neden güveneyim?Kaldı ki batılı ülkelerde benim doğrum bu deyip çocuğuna aşı yaptırmayıp sağlığını tehlikeye atan,tüp bebek operasyonlarında cinsiyet çeken ebeveynlere saygılı olan doktorların sezaryen isteyen kadınlar söz konusu olunca mı etik değerleri tavan yapıyor?Zannedersem WHO nun araştırması 1980 lerden kalma,italyan hekimler doğumlara %25 pay biçiyor.Link bulunca ekleyeceğim.Amaç üzüm yemek değil,bağcıyı dövmek…Daha yazarım da neyse.

    • Usenip yazamadiklarimi yazmissiniz.

    • Birşey eklemek istedim. Bu panik niye. Sanki Ülkede herkes deli gibi kürtaj oluyor da yasak getiriliyor. Şimdiye kadar yasak değildi de sanki ne oldu? Gereksiz kürtaj mı oldu insanlar. O zaman bu kalabalık nereden geliyor:) Bugün bir doktor ile konuştum. Bir hastası var 20 ( yirmi) kere doğum yapmış. 8’i yaşamış. 20 doğum demek ne demek ? Bunu hayal edebiliyor musunuz? Biz gelenekleri ile yaşayan bir toplumuz. zaten .Ah gideyim de kürtaj olayım denmiyor. O zaman yasak niye? Amaç farklı çünkü.
      Ayrıca biliyorsunuz ilk üç ay düşüklerin en sık yaşandığı aylar. Düşüklerin çok büyük kısmı da doğanın yaptığı doğal seleksiyon nedeni ile oluyor. Yani embriyoda yaşamla uyuşmayan bir anomali oluyor. Doğa veya yaradan veya ne ye inanıyorsan o bile ilk üç ay içerisinde bir müdahalede bulunuyorken, kendi ile ilgili bir kararı verme hakkını bir insanın elinden diğer bir insan nasıl alabilir?

  27. söylediklerinize katılıyorum bu tercih kadınındır ve yasak sağlık kurumunda çok tehlikeli olabilir. ben kendi oğlumun doğum hikayesinden kısaca bahsedeceğim. ben çıtı pıtıyım 45 kg hamile kaldım 58 kg doğum yaptım. bebek 3.830 doğdu. çatım dar olduğundan sezeryan önerdi dr um. sezeryan da sorun çıkmadı mükemmel bi operasyon nur topu bir bebek. ama anestezi alerjim varmış ve uyanırken sorun çıkmış. doktorumun ve anestezisyenin deneyimiyle kortizonlar vs. uyandım. mide kanaması yaptı kortizon yüklemesi 3 gün yoğun bakımda kaldım. milyonda 1 bir durummuş.alerjik bünyelerde olurmuş. en güzeli normal doğum.ama bunun için şartlar uygun mu ,annenin psikolojisi vs…. şimdiki kadınlar da çok nazlıyız eskisi gibi tarlada doğuran kadınlar yok… bizim okulda 20ye yakın bayan öğretmenden sadece 1 i normal doğum yapmış. abartıldığına katılıyorum. hem çevrede normal doğuran görememek te tedirgin ediyor insanı. ama bu kararı anne ve dr vermeli.

  28. bizim burada (eskişehir’de) ÖZEL bir hastanenin kadın doğumcularından bir dr.un iki senedir henüz hiç normal doğum yapan bir hastası yok,yazıyla rakamla iki2 senedir hiççç!? (hasta denilmesine de ayrıca sinir oluyorum),hast.de ki diğer dr.ların durumu da pek farklı değil

    • ilginç ben de eskişehirden yazıyorum 🙂 eskişehir de moda sezeryan. 🙁

  29. Bu ülke “Kadınlar başörtüsü ile okula gireceklerse, iki kulak şeklinde bağlayıp girsinler” diyenleri de gördü.

    Demek ki neymiş?
    Tesettüre karşı olan da kadının üzerinden siyaset yapıyor, tesettürü savunan da kadının üzerinden siyaset yapıyor.

    Hiçbirinin birbirinden farkı yok!

  30. Elifcim ellerine saglik…

  31. Sezeryan yasaklansin cunku ibsanlarin 4 -5 cocugu olsun ac gezsinler,egitimsiz olsunlar,koyun gibi gudulsunler sayin !!! basbakanimiz bunu istiyor .kurtaj yasaklansin cunku dayisindan ,amcasindan,abisinden ,x kisiden hamile kalan kadin o cocugu dogursun o cocuktanda omru boyu cocuguna bakip o sahneleri yasayacak kadindan da hayir gelmesin cunku sayin!!! Basbakanimiz oyle istiyor.artik bedenimizden elini ceksinsayin!!!basbakan

  32. .Şimdi bir düşünün 16 yaşında bir kız çocuğu ailesi tarafından malesef tecavüze uğruyor.Bu ülkemizde yaşanıyor ve önlenemiyor bir türlü.Önce buna engel olmayı başarsınlar.Kürtajı engelleyeceklerine insanların çarpık zihniyetlerini düzeltsinler eğitimle ilk önce.Tecavüze uğrayan kadınlar doğuracakları bebeğe hayatları boyunca nasıl bakacaklar örneğin.Çocuk esirgeme kurumu da bir yere kadar artık öyle değil mi?Doğum kontrol yöntemlerinden bi haber veya bunu günah olarak bellemiş erkekleri kadınların üzerinden çekip alsın bu devlet.Bir komşumuzun kızı gençlik yıllarını 9 kardeşini büyütmekle harcamış.Annem doğurup doğurup önüme attı çocukluğumu yaşayamadım bir türlü diyor.En sonunda babasına bir gün demiş ki baba dışarıda ne halt edeceksen et yeter artık elini annemin üzerinden çek demiş 9 kardeşten sonra.Kadında ne kemik kalmış ne de ağzında diş.Şimdi bu komşu kızı 9 çocuğa annelik ettikten sonra evlenip çocuk sahibi olmak ister mi acaba.Ya da evlenince ve istemeden hamile kalınca devlet baba ona hadi kızım bu bir numara 2 tane daha lazım diyecek mi?

  33. Gerçekten aklım almıyor, siyasilerin koltuklarında iyi kafa yapan bir şey var sanırım. 10 yıldır sayın başbakanımız başbakan değil mi, sezeryan oranları bu sürede %100 artış göstermemiş mi yoksa ben mi yanılıyorum. Şimdi çıkıpta muhafalet lideri gibi sezeryane karşıyım, kürtaja karşıyım hükümetin yanlış politikası gibi avaz avaz bağırmak da neyin nesi gerçekten anlamıyorum. Altından zannımca zamdan daha kötü şeyler geçiriliyor bize. Sağlık konusunda hastalar için iyi gibi görünen ama gerçekte hiçde öyle olmayan radikal değişikler yapıldı son 10 yilda, bunu mu değiştiremiyordu. Belirli geçiş süreciyle normal doğum kursları, ebelik sisteminin güçlendirilmesi ve yasal düzenlemelerle çok kolayca düzeltilebilecek birşey ( Sezaryan için bunlar). Kürtaja gelince, başbakan kürtajı destekliyorum dese ilginç olurdu bence, çok şaşırtıcı bir söylem değil ama gerekli bir söylem mi o konuda kafam karışık işte ne var altında acaba:)) Ayrıca ah ne güzel başbakanımız bu konuya da el atti, yaşasın bunu da düzeltecek diye el çirparak sevinen arkadaşlar üzerime çullanmasın bende sezeryana ve kürtaja karşıyım:)) Ama herzamanki gibi parmak sallanarak avaz avaz bağırarak genel usluptan rahatsızım, gerginim ama kimin umruna değil mi çünkü ben çalışiyorum, üretiyorum, vergimi veriyorum, sağlık primimi ödüyorum, elektrik kaçırmıyorum, bakabilceğim kadar çocuk yapıyorum, sürekli çalişma özlük hakları yok edilenim, yani başbakanımızın vatandaşı değilim ( hep şu mağdur edilen vatandaş var ya) .

  34. http://aleyhtar.org/x/saglik-bakani-tecavuze-ugrayan-dogursun-gerekirse-devlet-bakar/
    Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk olan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, AA editörlerinin sezaryen ve kürtaj tartışmaları başta olmak üzere gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

    Bir hekim olarak “kürtajı” ve risklerini anlatan Sağlık Bakanı Akdağ, ”Kişisel yaklaşımım, prensip olarak gerekmedikçe, tıbbi gereklilik olmadıkça kürtaj yapılmamasıdır. Ama bu raporun neyi getirip neyi götüreceğini de görmemiz lazım. Önümüzdeki ay içerisinde bu çalışmaları Bakanlar Kurulu’na yetiştirmeyi planlıyoruz. Ondan sonrası Bakanlar Kurulu ve Meclis’in işi” dedi.
    Akdağ, ”Bazen ‘Annenin başına kötü bir şey gelmişse ne olacak?’ deniyor. Gerekirse öyle bir bebeğe devlet bakar. Böyle bir yasa çıkarılıp da kürtajla ilgili daha ciddi kısıtlamalar getireceksek mutlaka onun yan tedbirlerini de almak durumdayız” diye konuştu.

    Sezaryenle ilgili yaptırımlar alabiliriz

    Akdağ, Türkiye’de neredeyse her iki kadından biri sezaryenle doğum yaptığına da dikkati çekerek, sezaryenle ilgili şimdiye kadar birçok yaptırım uyguladıklarını belirtti. Akdağ, ”Bir takım başka yaptırımlar ya da tedbirler alabiliriz. Örneğin tıbbi gereklilikler dışında kadının mutlaka normal doğuma öncelikle iknasını isteyebiliriz. Tıbbi gereklilik yoksa onun normal doğuma ikna edilmesi için bir süreç tarif edebileceğiz. Bunun üzerinde çalışıyoruz” dedi.

    haberlink

    Tags: Ataerkillik, Cinsel şiddet, Disiplin-Kontrol, Faşizm, Toplumsal cinsiyet

  35. alkış…

  36. Bu yazını ayakta alkışlıyorum Elif. Eline, yüreğine, diline sağlık!

  37. Elif hanım ve değerli okuyucular,
    sezeryanın ve kürtajın normal bir olgu olmadığı aşikarken, bilinçsizce veya kolaya kaçmak için bu yöntemler yaygınlaşıyorsa, keyfi sezeryan sebebiyle hem anne, hem bebeklerin mağdur edildiği bir gerçekse (bunları yakın zamana yüksek sesle savunuyorsak), kürtaj istenmeyen gebelikler için bir çözüm olarak görünse bile, bunun bir cinayet olduğunu inkar etmek mümkün değilken (hem de kutsal dediğimiz anne tarafından, kendi bebeğinin yaşama hakkı elinden alınarak ) , evlilik içi istenmeyen gebeliklerini bu şekilde sonlandırmış annelerin yıllar sonra yaşadığı pişmanlıklar biliniyorken… ( zamanında çocuk istemiyordu, kendini hazır hissetmiyordu falan filan.. ama olmuş, takdir edilmiş, o ruh yaratılmış, o ruha merhametle koruma sağlanmış, rızkı garanti edilmiş, anne adayı sadece o anlık hezeyanı, haleti ruhiyesi, besbelli ki yanlış seçimi sebebiyle bebeğini öldürmek istiyor )

    sezeryanı zorunlu kılan koşullar oluşmadan sezeryan yapılmaması ile ilgili toplumsal bir bilinç oluşturmaya çalışan bu çıkış neden eleştiriliyor? diyelim ki sezeryanı engelleyen yasalar çıktı, elbette ki bu zorunlu sezeryanları engelleyecek, bebeğin ve annenin hayatını tehlikeye atacak bir durum olmayacaktır. yeterki hem toplumda hem tıp dünyasında bir bilinç oluşsun. sosyal medyada anneler de bunu seslendirdi, şimdi devletin başbakanı herkese duyuruyor. bundan memnuniyet duymalı değil miyiz?
    çoğu kişinin yorumlarından okuduğum kadarıyla başbakanın üslubunu doğru bulmamış, bundan rahatsızlık duymuşlar. bunun sebebinin de önyargılar olduğunu düşünüyorum. doğruya doğru, yanlışa yanlış demeyi öğrenebilsek diyorum. görüşümüze uymasa da, tabiri caizse “gıcık” da olsak… ya da herneyse.
    kürtaj konusunda karşı çıkan arkadaşların savunmalarına baktığımda “15 yaşında tecavüze uğrayan vb.” örnekler gösterilmiş. kürtaja karşı çıkarken bu örnekleri vermek ne kadar gerçekçi, ne kadar sağlıklı? başbakanın bu çıkışı “kürtajı yasalarla tamamen yasaklamak” anlamına gelmiyor. en başta annelere, babalara, doktorlara kürtaj ve sezeryanın normal olmadığını, başvurulmaması gereken bir durum olduğunu, sonunun pişmanlık olduğunu hatırlatmaya, bunun tartışılarak doğrunun bulunmasına yönelik bir hareket olduğunu düşünüyorum. oysa eleştiriler hep yasak ekseninde, yasakların delinmesi gereken istisnai durumlar üzerinde yoğunlaşılarak yapılıyor. bu eleştiri yöntemini de sağlıklı bulmuyorum.

    bir bebek sakat da olsa, ailenin maddi durumu müsait olmasa da( oysa her bebek rızkıyla doğar, bereket ve mutluluk getirir etrafına. bu anlamda maddi kaygıların arkasına sığınılan bir bahane olduğunu düşünüyorum) hangi sakat bebek annesi yıllarca çocuğuna bakma zahmetine katlansa bile, “keşke zamanında aldırsaydım, doğurmasaydım” diyebilir? hiç böyle bir anne ile karşılaştınız mı?
    bebek sahibi olmaya hazır değilim diyen anneler, bu bebekler dünyaya gelip hayatlarına girdikten sonra hangisi “ben hazır değildim, nerden çıktı bu, olmasa keşke” diyebiliyor?

    yasal düzenlemeler kürtajı ve sezeryanı tamamen ortadan kaldıran bir düzenleme olmayacak, olamaz da. korkumuz bu olmamalı.
    annelerin bilinçsizlikleri veya bazı korkuları sebebiyle, ömür boyu yaşayacakları bir pişmanlık yolunu seçmemeleri için bir uyarı niteliğinde görüyorum.
    başbakanın açıklamasını erkeklerin bayanların işine karışması olarak görmüyorum. bu tür gerçeklerin başbakan seviyesinde dillendirilmesi çok daha etkili, başbakanın üstüne de vazifedir bence. kadına yönelik şiddet konusunda alınan önlemlerle aynı nitelikte olarak görüyorum.

    • Size çok teşekkür ederim. Sizinle aynı fikirde değilim -ve sanırım siz de bunu biliyorsunuz- ancak düşüncelerinizi, bakış açınızı bu kadar net, dikkatli, özenli bir şekilde dile getirdiğiniz için sizi tebrik ederim.

      Bu konu konuşulmaya başladığından beri insanların yorumlarına bakıyorum da… Ne seviyesizce laflar, ne yakıştırmalar sarf ediliyor. Ne kimsenin cehennemde yanmadığı kalıyor ne de berikinin örümcek kafalı olmadığı.

      Ne mutlu size ki ne düşündüğünüzü, neye inandığınızı biliyorsunuz, sindirmişsiniz ve bunu böyle ifade edebiliyorsunuz.

      Kendi düşünceme gelince — söylediklerinizde katıldığım noktalar var ancak ayrıldığım noktalar daha fazla ve bunları ayrı bir yazıda ele alacağım.

  38. Kadinlar uzerinden bu kadar cirkin bir uslupla siyaset yapilirken hala basbakani destekleyen kadinlari gordugumde cok sasiriyorum . Sadece muhafazakar bir parti oldugu icin soyledikleri herseyi dogru kabul etmeyin . Dini kullanip sizi uyutuyorlar . Uyanin lutfen uyanin . Ben umidimi kaybettim . Bizi ve cocuklarimizi cok daha karanlik gunler bekliyor. Din kullanilarak yasaklar getiriliyor. Anlamadiniz mi hala 10 senedir sustular yerlerini saglamlastirdilar ve simdi gercek yuzlerini gosteriyorlar. Neden secim donemlerinde bu dusuncelerini soyleyemediler . Bu daha baslangic. Bir sure sonra kendimize yasam alani bulamayacagiz. .

  39. Gelecege umutla bakamiyorum. Gereksiz kurtaj ve sezeryanlari engellemeye yonelik naif girisimler seklinde optimist yaklasamiyorum. Bana fazlasiyla hadsizce, fazlasiyla kustahca geliyor bu durum. Tecavuzle meydana gelen bebeklere devlet bakacakmis, babanin sucu bebege gecmezmis. Annenin psikolojisi duzeltilirmis. Ne kadar kolay konusuyorlar yaaa… Acaba o saglik bakaninin o insan haklari komisyonu baskaninin karisi veya kizi tecavuze ugrasa, aa biz devlet olarak bakariz bu cocuga dogur karicim dogur kizim mi diyecekler? Gercekten? Ben en cok o noktaya takildim. Ne kadar ekstrem ornekler olursa olsun bu ulkede yasanmiyor mu tecavuzler? Bunun cevabi bu mu allahaskina? Ne hadlerine ya bir kadini zorla dogurtmak? Veya istemedigi bir sekilde dogurtmak? Hic mi yok zorla veya istemeden dogurdugu bebegi cami avlusuna birakan, diri diri gommeye calisan, bogan, olduren anne? Bunun onune nasil gececekler? Veya kendi kendine bebegi dusurmeye calisip canindan olan kadinlari nasil engelleyecekler? Dunya saglik orgutunun onune gecmeye calistigi en onemli konulardan biriymis bu kurtajin yasak oldugu ulkelerdeki bebegini dusurmeye calisirken olen kadinlar konusu. Ya ben anlamiyorum hakkaten anlamiyorum. Nasil bir care bulacaklar, onlem alacaklar? Keyfi kurtaj diye bir sey olabilir mi zaten allahaskina? Kime gore neye gore keyfi? Sen keyfi kurtaj yaptirmissin demek kimin haddine duser bir kadina onun cektiklerini yasadiklarini yasayacaklarini bilmeden? Karar mercii saglik bakani midir? Bir seyler yapmak istiyorum, sessiz kalmamak istiyorum, kendimi cok caresiz hissediyorum. Bir kiz evladim var ve korkuyorum.

  40. Başbakan ve tayfası inançları gereği kürtaja karşı olabilir ancak bunu böyle dile getirmeleri çok kaba ve hadsizce.Tabii bir insana ”ananı da al git” diyen birisinden ”Kürtaja karşıyım ancak yasaklanmamalı…” demesini bekleyemeyiz.
    Ben hiç bir kürtajın keyfi olduğuna inanmıyorum.Hiç bir kadın kürtaj olmak istemez.Keşke onlar da bunu anlasa.

  41. Ya cok korkunc bir haber ve olay. Nereye nasil hangi konu ile yazacagimi sasirdim. Bu gundemde ki konularla hemen iliskilendirip, kestirip atmak icin de yollamiyorum. Hatta ilk once okuyunca aklima bu tartismalardan ziyade bir gencecik cocuk annenin cahilligi, korkakligi ile belki de zorla biraktigi ve koskoca ana-babanin “elalem ne der kaygisiyla sokaga birakip kacip gittikleri bir bebegin aci haberi….Kimse bu cocuklara ben bakacam diye ahkam kesmesin. Önce evinde ki cocuguna bak! Madem bu kadar ahlakli bir toplumuz nasil olurda bir bebek sokar ortasinda, bir cami, hastane bile degil. YOLDA alenen birakilip terkedilir. Okurken yazarken ben agladim….Bu aile bu bebegi alip, kendi cocuklari gibi buyutse cok mu zor olurdu….

    http://cumhuriyet.com.tr/?hn=343366

    (Haberi burdan tekrar yayinlamak size kalmis. …) dikkat ceksin diye bugun ku yaziniza eklemek isterdim ama umarim herkes okur ve etrafinda ki genc kizlari delikanlilari gencliklerini yasamalari, hayatin sorumluluklari ve cinsel hayatin cok erken baslamasinin getirecegi sorumluluklari anlatip. bilinclendirir….