22 Yorum

Oylum ve Ekin Hikayesi

Oylum ve Ekin’in bu hikayesi, yolunda giden ve gitmeyen birçok şeyle birlikte çok GERÇEK bir hikaye…

Yol gösterici olması dileğiyle…

***

Oylum ve Ekin’in Hikayesi
26 Nisan 2012
Mountain View-California

Aslında maceram 11 Ağustos 2011 tarihinde Amerikaya taşınma telaşı içinde evin eşyalarını boşaltırken hamile olduğumu öğrendiğim anda başladı. O an ne kadar hazırlıksız yakalandığımı düşünerek ağlamaya başladım. Eşim bir yıldır California’da çalışıyordu, ben de eylül ayında yanına taşınacaktım. Bir üniversitede çalışmaya başlayacak, California’ya alışacaktım. Zaten herşey çok yeniydi, bir de üzerine bebek… Ama ilk andan itibaren ne kadar çok istediğimi de farkettim ve bebeğimi hep olumlu duygularla andım, hamileliğimde bu bana çok iyi geldi. 14 Eylül’de ben, dört valiz, köpeğimiz Appa ve karnımda henüz pirinç kadar olan Ekin ile San Francisco havaalanına geldiğimde artık eski hayatımı arkamda bıraktığımın, burada kızımla beraber yeni bir hayata başlayacağımın gayet iyi farkındaydım.

Eylül’den itibaren Amerikan hamilelik, hastane ve doğum sistemine hazırlanmak zaten dokuz ayımı almıştır, mart sonunda annem ve babam da Türkiye’den gelince biz ailece 19 Nisan olan son doğum zamanını önceden beklemeye başladık, ama nafile, Ekin kızın keyfi yerindeydi ve takvimler 19 Nisan’ı göstermesine rağmen Ekin gelmedi. Evde zaten dört kişiyiz, herkes “her an gelebilir” diye bekliyor, doğum tarihi üzerine bahse giriyordu, ama bir hareket yoktu. Son randevumda doktor bana bir hafta daha verdi, bekleyelim dedik, yine ses seda yok… Açıkçası çok büyüyecek ve doğuramayacağım diye korktuğum için 25 Nisan tarihine suni sancı randevumu aldım.

Bu noktada biraz doğum korkumdan bahsetmemde yarar var sanırım: Türkiye’de 35 yıl yaşamış biri olarak ben de ailedeki korkunç doğum öykülerini dinleyerek büyüdüm, özellikle annemin anlattığı kendi doğum öykümü. Kesinlikle vajinal doğum yapmama taraftarıydım, hatta sırf doğum için Amerika’dan Ankara’ya, oradaki doktoruma dönmeyi bile düşündüm. Ancak Blogcu Anne’nin pozitif doğum hikayeleri, burada gittiğim doğum kursu ve hamilelik öncesi yoga grubu beni doğuma hazırladı ve sezaryenden vazgeçirdi diyebilirim. Tüm negatif öykülere kulaklarımı tıkadım, her doğumun kendine özgü olduğunu, olumsuzlukların başıma geleceğine dair bir işaret olmadığını tekrarladım durdum hep. Beni vajinal doğum konusunda destekleyen insanlarla konuştum, onların bloglarını okudum, kitaplarını inceledim. Şimdi dönüp geriye bakıyorum da iyi ki böyle bir karar almışım diyorum. Çünkü kızımın doğumu bir mucize idi ve planlı sezaryenle olsa bunun mucize olduğunu anlayamazdım.

25 Nisan sabahı bizi hastaneye çağırdılar. Yatış işlemleri bir saate yakın sürdü, ben acayip heyecanlı, kendimi hazırlamış, neşeli idim. Şans getireceğine inandığım her türlü takımı takmış, kıyafetimi giymiştim. İlk doğumların uzun sürdüğünü biliyordum ve bebeğimi 26 Nisan’da kucağıma alırım diye düşünüyordum. Odamız kocamandı, malzemeleri yatağı tanımakla zaman geçirdikten sonra, hazır olduğumuzu söyledik ve önce adını hatırlayamadığım bir ilaç içirdiler bana. Bu ilaç ile suni sancı başladı, sancılar çok hafifti, bir iki saat sonra pitocin vermeye başlayan doktor muayene etti ve hala bir santimlik açıklığım olduğunu söyledi. İlk başlarda dayanabildiğim sancılar gittikçe artmaya başladı. Her ne kadar bunlar bir dalga ve ben bebeğime daha çok yaklaşıyorum bu dalgalar sayesinde desem de, odada yürüsem de, pilates topuna oturmaya çalışsam da sancılara dayanamamaya başladım ve epidural istedim. Açıklık tam dört santim idi. Sancılar geldiğinde odada eşimle beraber kalıyorduk, annem ve babam üzülmemek için fırlayıp kaçıyorlardı, ben de eşime tutunarak destek alıyordum. Bana masaj yapması hatta dokunması bile o anda rahatsız etti, sadece tutunma ihtiyacı içindeydim.

(Aslında bu noktada epidural almayan kadınları çok takdir ettim ve onlara hayranlık duydum. Benim için bu zaten bir seçenek bile değildi, acıya dayanıklılığım çok düşük, vajinal muayeneleri bile uyuşturucu ile yaptılar. Ama bu okuyanların gözünü korkutmasın, bu sanırım bana özgü bir hassasiyet, belki korkum tetikliyor belki de bünyem acıya dayanamıyor, herkeste bu kadar olmayacağına eminim.)

Dört santim açıklıktan sonra takılan epidural ile çok rahatladım, uzun bir süre uyumuşum, ara ara hemşirelerin gelip muayene ettiğini hatırlıyorum, hatta annemin monitorden takip edip şu odadaki doğurdu, bu odadaki doğurdu şeklindeki yorumlarını hiç unutmadım çünkü hep “benimki hala sürüyor” diye moralim bozuluyordu.

26 Nisan sabahı saat dokuz gibi hemşire gelip açıklığın 10 santime ulaştığını söyledi, ve hemen nasıl ıkınacağım ile ilgili bilgiler vermeye bana canlı olarak göstermeye başladı. Eşimle beraber izledik, hemşirenin erkek olması ve hareketleri tek tek yerde kendisi yaparak göstermesi epey komikti. Saat on gibi hemşiremiz John ile ıkınma aşamasına başladık, eşim solumda, sol bacağımı tutuyor, John ise sağ bacağımı tutuyor ve nefes al ver komutlarını yineliyordu. İlk doğumda ıkınmanın uzun süreceğini biliyordum, genellikle arkadaşların bu evresi 1 saat kadar sürmüş, benimki 4 saat sürdü ve benim için doğumun en zor kısmı idi. Epidural aldığım için bacaklarımı oynatamıyordum ve bu ıkınmada zorluk yaratıyordu. Zaman ilerledikçe epidural etkisini azaltıyor, sancıları hissetmeye başlıyordum. Sürekli yatmaktan müthiş bir sırt ağrısına tutuldum, bedenimi kaldıramıyordum. Yatağın tam karşısında sanatsal değeri sıfır olan bir tablo vardı, hep o manzara resmine bakarak kendime güç vermeye çalıştım. En çok da eşimin söyledikleri benim işime yaradı. Sonlara doğru zaten hem John hem eşim çok yorulmuşlardı, ama bana destek vermeyi hiç bırakmadılar.

3 saatin sonunda doktorum geldi ve bebeğin başının göründüğünü, çıkmasına az kaldığını ama itmeyi beceremediğimi söyledi. Yan odadaki kadının benden daha sıska ve kısa olmasına rağmen 15 dakika iterek doğurduğunu, benim de genetik olarak bu boyla bunu yapabileceğimi söyledi. Aslında çok moral bozucu despot biri idi, ama bende işe yarıyor demek ki bu baskıcı tavırlar, ıkınmaya devam ettim. Doktorun “1-2-3 push harder” diye bağırışları ile koridorların inlediğini, herkesin benim uzun süren ıkınma aşamamı konuştuklarını sonradan doktor randevusuna gidince öğrendim. Maalesef doktorun bir saatlik çabaları ile de ıkınmanın sonucunda Ekin kıza kavuşamadık. Artık son çare sezaryen dediler, işte orda moralim çok bozuldu, kendi kendime madem sezaryen olacaktı en başta olsaydı deyip deyip ağlıyordum. Doktorum tekrar geldi ve vakum deneyeceğini söyledi, ben bunun bebek için zararlı olduğunu duymuştum, istemedim. Ama John bu doktorun vakumla doğurtmak alanında uzman olduğunu, sadece üç ıkınma yapacaklarını olmazsa sezaryene geçeceklerini, bu seçeneği kabul etmemim uygun olacağını söyledi, eşim de onay verince tamam dedim. İlk iki ıkınma yine başarısızlık ile sonuçlandı ve son ıkınmada Ekin’imize kavuştuk… Bir yanımda eşim, yukarıdan spot lambaların ışığı, dört saatlik ıkınmanın verdiği yorgunluk, içimden kızımın balık gibi kayması, herkesin başardın bravo deyip ağlaması hala gözümün önünde. Annem kapıdan görmüş Ekin’in çıkışını kanlar içinde, eşim yanımda elimi tutarken gördü, ben doktorun elinde gördüm Ekin’i ilk kez.

Doğumdan sonra aklımda sakince bebeğimin göğsüme verilmesi, eşimin kordonu kesmesi gibi mutlu imgelemler vardı. Ancak birden odanın içi doktor hemşire doldu, Ekin’i alıp hemen kontrollerini yaptılar, ağzına tüpler borular soktular. Meğer kızımızın doğduğu anda sağlık puanı düşükmüş, o nedenle panik olmuş herkes, sonra hemen yükselmiş. Ekin’i kucağına alan ilk aile üyesi eşimdi. Çok da yakıştı ona. Hemşireler bana emzirmek için verdiğinde ben ve eşim hüngür hüngür ağlıyorduk, zaten biz ikimiz bir hafta birbirimize bakarak ağladık, nasıl bir mucize gerçekleştirdik, son ıkınma ile nasıl sezaryenden yırttık, bu güzel kız bizim mi diye diye ağladık.

Ekin içimden kayarak çıktıktan sonra sırt ağrım geçti. Üçüncü derece yırtığım olmuş, bu nedenle dikişler biraz uzun sürdü. Beni yıkayıp pakladılar ve başka odaya aldılar kızımla beraber. Bundan sonra emzirme maceramız başladı, ki o maceramız hala devam ediyor, anlatsam doğumu falan unutturur…

Ben vajinal doğumun beni kızıma daha çok yakınlaştırdığını hissediyorum. Fark ettim ki onu severken kendi kendime “Ben seni korkularımı aşarak büyük bir cesaretle doğurdum, asla senden vazgeçmem” diyorum ve onunla ilgili işler bana zor gelmiyor. Eşim de “Ailece bir mucizeye tanıklık ettik” diyor. Tabii ben görmedim ama o, bebeğin siyah saçlı kafasını ilk gören kişi. Ekin’in vajinal doğumu ile sanki biraz daha fazla aile olduk gibi…

Her ne kadar zor bir doğum olsa da pozitif bir doğum geçirdiğimi düşünüyorum, vakum dışında hep beklenen şeyleri yaşadık, sadece biraz uzun sürdü her şey. Bunun nedenini doktorlar Ekin’in elini kafasının yanında tutmasına ve o şekilde doğum kanalına girmesine bağladılar. Bana göre bunun yanı sıra ben de epidural nedeniyle hem itemedim, hem de zamansız sırt ağrısı bana engel oldu, belki de hemşire itme sürecine bizi erken soktu, bilemiyorum. Bildiğim şu ki vajinal doğum yapmamış olsaydım kendimle bu kadar gurur duymazdım, sanki dünyayı dize getirmişim gibi hissediyorum, saçma ama bana özgü işte… Aynı doğum hikâyemin bana özgü olması gibi…

Doğum gerçekten tam bir selli yağmur. Hızlıca geliyor ve geçiyor, sonunda kucağınızda canınızdan kıymetli küçük bir bebek ile kalıyorsunuz ve sanırım esas öykü o anda başlıyor…

Herkese sağlıklı doğumlar dilerim…

22 yorum

  1. Açıkçası her doğum hikayesi beni derinden etkilemiyor ama gerçekten bu hikaye beni çok etkiledi ve ilk kez ağladım bile okurken. Kendi doğum hikayeme tekrar dönüp baktım sayenizde, ben de cesurmuşum dedim kendi kenidme. Allah Ekin’inizle size nice güzel sağlıklı, mutlu günler göstersin. O da sizin gibi cesur olsun inşallah tabi benim şu an 21 aylık olan kızım Ayşe de…

  2. Her dogum hikayesinde oldugu gibi duygulanarak, tüylerim diken diken bir vaziyette okudum hikayenizi. Tabi ki kendinizle gurur duymalisiniz. Dogum yapmak; hele vajinal doguma cesaret edip onca saat acilar cekip dogurabilmek resmen bir “kahramanlik isi”! Siz icinizden yeni bir dünya cikardiniz ve simdi onu sevgili esinizle birlikte büyütecek, güzellestireceksiniz. Ne kadar güzel… Hepinize ömür boyu saglik ve kocaman mutluluklar diliyorum.
    PS: Bu arada hemsireyi o hareketleri yaparken ben de gözümün önüne getirip kikirdadim. Eminim cok komikti. Ne güzel, moral vermis size o anlarda 🙂

  3. “sanki dünyayı dize getirmişim gibi…” evet bence de… doğurdum ulan oh beee!.. diye bağırmak gelmişti içimden…doğurabiliyorum ne güzel demiştim…. ikincisi zorunlu sezeryan olmuştu, sezeryan olmasa doğamazdı bunu bilsem de burukluğum geçmedi… çaresizlikle doktora, ameliyathaneye teslim oluşum…oysa ilkinde her şeyi ben yapmıştım onlar yardım etmişlerdi….

  4. güle güle büyütün kızınızı Allah uzun ömür versin

  5. Oylum seni tebrik ederim ben normal doğum yaPAMADIM fakat anlatıklarını hem zorluğunu hem güzelliğini hissttim sanki sana eşinle kızınla sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.

    ve Elif, aslında pozitif doğum hikayelerinde normal doğum yapamayan fakat her türlü zorlupa rağmen sonucu bir mucize olan doğum hikayalerine de yer verebilirsin aslında çünkü sonuç itibariyle bu durumdaki insanların hikayesi de güç verecektir diye düşünüyorum.

  6. anne ve bebek ne güzel bakmışlar birbirlerine.

  7. Çok güzel:) emzirme hikayesinin ne maceralı olduğunu tahmin edebiliyorum. Benim için emzirme fasla doğumdan çok daha zordu…

    Sağlıklı olsun mutlu olsun umarım bebeğiniz…

    Eren

  8. Merhaba Oylum,
    Doğum hikayenden çok etkilendim. Hormonlarımın en yüksek seviyelerde seyrettiği hamileliğimin şu son 12 haftasında gözlerim doldu gerçekten. Doğum sırasında yaşadığın zorluklar senin ne kadar kuvvetli olduğunu gösteriyor. Bu da pek çok anne adayına cesaret verecektir. Benim için okuduğum her pozitif hikaye -doğum ne kadar zor olsa da- bana kuvvet veriyor. Hazırlıklı oluyorum her koşula. Ben de Blogcuanne’de gebelik günlüğümü yazıyorum ve heyecanla bebeğimi bekliyorum.
    Hayatının mucizesi Ekin bebeğe sağlık ve mutluluk diliyorum. Ekin’in şansı açık kısmeti bol olsun.
    Sevgilerimle,
    Gökçe

  9. Cok duygulandim, sanki dokuz sene oncesine, ikizlerin dogumuna dondum tekrar. Dogum benim icin cok guzel bir ani olarak kaldi, sanirim sansliydim, Her dogum kendine has ama tek birsey ayni; o da anne olarak bu guzel mucizeye sahit olmak. Dokuz ay sabirla beklediginiz kucuk sut kokulu kuzunuzu hasretle sonunda bagriniza basabilmek. Bunun bir benzeri daha yok..

    Ekin bebeciginizi agiz tadiyla, saglikla buyutun Oylumcum..

  10. Oylum Hocam paylaşımınız dan Özlem Hoca sayesinde haberim oldu. Gerçekten çok etkilendim. Özellikle epidurali neden istediğinizi çok iyi anlayabiliyorum. Kadınlar için hem duygusal hem fiziksel açıdan oldukça zorlu kararların alındığı bir süreç. Kendinizi motive edişinizde bence bir çok insana ilham verecek. Her cümleniz okadar içten ve saf bir duygu yüklü ki etkilenmemek elde değil.Evde yalnızken okumak da bana iyi geldi. Gözlerimin dolmasının ötesine geçsem de sanırım son damla dışında, hepsi olumsuz düşüncelerimle bir aktı…

    Ekin bebekle uzun ve mutlu bir yaşamınız olsun….

    Sevgilerimle…

  11. Öncelikle yaklaşık 16ay önce oğlunu vajinal dogumla dünyaya getirmiş biri olarak hikayenizi gözümde çok net canlandirabiliyorum.yalnız bebekler babanın resminin üstündeki son cümle”ekinin vajinal dogumu ile sanki biraz daga fazla aile olduk gibi” cümlesi beni rahatsız etti,emin olun sezeryanla da gelse yine daha bır aile gibi olacaktıniz çünkü cocuk aileyi tamamlıyor her sekilde,evlâtlık da olsa

  12. deniz_emirin annesi

    Merhabalar,
    Bu yazıları okumakl beni her sefernine daha bir duygulandırıyor. Tek istediğim normal bir doğum yapmak, bizim beyimiz o kadar rahat ki hiç pozisyon değiştirmedi yan gelip yatıyor umarım miladı dolduğunda döner ve yerini bulur. Kavuşmak için sabırsızlanıyorum.
    sevgiler,
    deniz

  13. merhaba, bugun itibariyle 30 + 3 gunluk hamileyim. aslinda yaklasik 6 haftalik hamileyken, ilk hamilelik sokunu atlatma doneminde ( ki bu benim icin biraz supriz oldu) internette yogun arastirmalarim sirasinda tanismis oldugum sitenizde ilk yorumum.. simdiye kadar surekli takipciniz olmama ragmen nedense yorum yapinca bu akima kaiplacakmisim gibi bir hisle, ha bugun yazayim ha yarin derken koskoca 25 hafta hop deyip geci verdi. Ve ben bu son aylarima girerken dogum konusu kafami kurcalamaya basladi ( korkusuda diyebiliriz :)) ) sizler sayesinde yalniz olmadigimi biliyor ve kendimi cok daha huzurlu hissediyorum. tesekkurler Elif tesekkurler tesekkurler butun Anneler !..

  14. eline saglık, yuregine saglık, gucune saglık oylumum…

  15. 32 haftalık bir hamile olarak motivasyon olsun diye bu hikayeyi pozitif dogum hikayelerinden birisi olarak okumaya başladım, fakat yarısından sonra devam edemedim, acıkcası korku filmi gibi geldi. yine de uzunca yazı icin ellerine saglık

    • Sevgili Sinem, keşke okuyup bitirseydin. Doğum gerçek bir olay, her şey her zaman planladığın gibi gitmiyor, ve Oylum’un bu hikayesi bunu ortaya koymak adına önemli. Ve tabii ki sağlıklı anne-sağlıklı bebek şeklinde sona eren her doğum hikayesi gibi Oylum’le Ekin’inki de mutlu sonla bitiyor

  16. Ne guzel bir hikaye olmus 🙂 Birlikte upuzun, saglikli ve mutlu bir omur dilerim 🙂

  17. Oylumcum,

    Ben de vakum aşamasından korkup sezeryana dönmüş biri olarak tebrik ediyorum seni. Türkiyede vakum aşamasına geldiğimizde doktorum bana, vakum yapmamız lazım ama ben tavsiye etmiyorum, epeydir de yapmadım demişti. Bir de aynı senin annen gibi benim korkunç uzun süren, vakumlu, kafamın 6 ay yamuk kaldığı kendi doğum hikayem dolayısı ile annem vakum olayına karşı çıkmıştı. Oysa şimdi kafam gayet düzgün 🙂
    Ben de onca acının üzerine, bir de ameliyat olmuştum. Burçak’ı kucağıma aldığımda gerçekten çok hırpalanmış bir haldeydim. Senin doğum sürecinin bu şekilde tamamlanması gerçekten harika ve bu senin ve Mustafa’nın birlikte gayreti, eseri. Daha büyük bir mutluluk olamaz herhalde.
    Tekrar tebrik ediyorum. Çok da güzel yazmışsın. Ekin’e sizinle birlikte sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum.
    Sevgiler,
    Özlem.

  18. 20.haftamda hikayenizle karşılaştım, şuan sular seller gibi ağlıyor olsam da cesaret verdiniz bana. Ben de çok korkağım aslında, ağrı eşiğim çok düşük. Ama yine de doğal doğumun hayalini kuruyorum.
    Umarım.
    Ekin bebeğinizi Allah bağışlasın size, çok tatlı, maaşallah.

    W-World.com’da yazıyorum ben de Çocuğunun Annesi karakterine içerik üretiyorum, beklerim.
    http://w-world.com/cocugununannesi/

    Sevgiler,

  19. merhaba,
    benim de doğum hikayem uylum’unkine çok benzer.11 ay önce vakum ile duynaya getirdim bebeğimi..ama içimde arasıra şöyle bir his oldu:sanki ben doğuramamışım,herşeyi doktor vakumla yapmış gibi 🙂 oylum’un boyle hissetmeyip kendiyle gurur duyması harika bişey 🙂

  20. Çok beğendim ve kendi doğumumu yeniden yaşadım adeta.
    Ben de epiduralsiz normal doğuran bir anne olarak Oylum’u iyi anlıyorum.
    Nedense normal doğum yaparsam bebeğim için emek sarf ettiğim için benim iin daha değerli olacaktı; ona kızarken bunu düşünebilecektim. Sakın sezaryen ile doğuranlar bana kızmasın, bu benim sadece kendim için düşündüğüm bir şey, bir his. Yoksa biliyorum ki her bebek değerli.
    Bu yüzden kist ameliyatı olmam gerekmesine rağmen inatla normal doğurdum ve bebeğim 3 aylıkken açık ameliyat oldum.
    Bir de sokakta yürüyenlere bakıp kendime derdim ki: bak herkes bir şekilde doğmuş, korkacak bir şey yok. Korkunç olsa insanlar ikinciyi, üçüncüyü doğurmaz. Millet tarlada doğuruyor.

  21. Merhaba Oylum Hocam,
    Ben Meltem yaklasik 3-4 yil once drama sayesinde tanismis ogrenciniz olmustum.Suan bende Amerikadayim ve de ikinci erkek cocugumu dunyaya getirmeme haftalar kaldi. Bu sebepten oturu internette gezerken sizi ve minik Ekin’i gorunce yazmadan edemedim.Ilk dogumumuda burda yapmis biri olarak gercekten sansli oldugumuzu dusnuyorum.Gercekten cok zor ama muhtesem bir duygu annelik.Hikayeniz gercekten etkileyici.Ama insan yavrusunu eline alinca butun cektigi sikintilar bitiyor aninda. Size esinize minik Ekininizle beraber saglikli bir omur diliyorum.