39 Yorum

Anne olmadan önce mükemmel bir anneydim

Çocuk sahibi olmadan önce kendimce çizdiğim sınırlar, aldığım kararlar vardı. Çocuklarıma markalı (ki markalı giyinmeyi kendim de sevmem) ama en çok da çizgi film karakterli kıyafetler giydirmemek bunlardan biriydi.

Deniz büyüyor ya, sabahları uyanınca üzerine kendi giyiyor kıyafetlerini. Hatta Derin’e de giydirmeye çalışıyor bazen, ama olmuyor, çorapları ayağına geçiremiyor, sinirleniyor(lar), bağıra çağıra benim yanımda bitiyorlar, elime tutuşturdukları şeyi giydiriyorum ben de… İşte böyle bir sabahın ilerleyen saatlerinde bir de baktım ki Deniz’in üzerinde Star Wars tişörtü ve Pepee çorabı, Derin’in üzerinde ise Şimşek McQueen tişörtü ve Caillou çorabı var. Bunların hiçbirini benim almamış olmam ise pek bir şeyi değiştirmiyordu, nitekim Pepee’li çorap almadıysam McQueen’li başka bir tişört mutlaka almıştım.

Bunu Facebook’ta paylaştığımda annelerden benzer sesler yükseldi. Ve bir anne çok alkış alan bir şey söyledi:

Anne olmadan önce mükemmel bir anneydim.

Hakikaten ben de öyleydim.

Anne olmadan önce, çocuğuyla kuaföre giden kadınlara çok gıcık olurdum mesela. Ne işi var çoluk çocuğun burada, koşturup duruyorlar, evde bıraksa ya! derdim. Birkaç hafta önceki kuaför ziyaretimi bir değil, iki çocuğumla birlikte gerçekleştirdim.

Anne olmadan önce, benzer şekilde, düğün derneklere çocuk getirilmesini hiç uygun bulmazdım. Masanın üzerinde uyuyakalıyor garipçikler, evde niye bırakmazlar ki?! derdim. İki hafta sonra kızkardeşimin düğününde masanın üzerinde uyuyanlar benim çocuklarım olacak.

Anne olmadan önce, uçaklarda çocuklu yolcu gördüm mü kaçacak delik arar, “Allah’ım, n’olur benim yanıma binmesinlar Ya Rabbim!” diye dualar ederdim. Şimdi herkesin fersah fersah kaçtığı o yolculardan biri de benim.

Anne olmadan önce, telefonuna, bilgisayarının duvarına, oraya buraya çocuğunu resmini koyan, tanımadığı insanlara bile çocuklarının resmini gösteren kadınlardan uzak dururdum. An itibarıyla telefonumun arka planı böyle:

Uzun zamandır görüşmediğim, “çocuklar nasıl?” diyen arkadaşlarıma hemen gösteriveriyorum. Tavsiye ederim, çok pratik.

Anne olmadan önce, sokak ortasında, orada burada çocuklara kızan kadınlara (içimden de olsa) kızar, çocuklara üzülürdüm. Şimdi markete gittiğimizde “Ama bi şey almicaz diye konuşmadık mı?!” diye sesini yükselten, kaldırımda elini bırakan çocuğuna “Oğlum yola koşmaaaa!” diye bağıran annelerden biriyim.

Kısacası anne olmadan önce ben de mükemmel bir anneydim.

Demek ki neymiş? “Nasıl bir anne olacağım?” dememeli… “Nasıl bir anne oldum?” demeliymiş…

39 yorum

  1. aynen , ‘ayy ne abartıyorlarr’ dediğim herşeyi ben de yapıyorum artık…

  2. en çok alkış alan o anne bendim ve yine yazdığınız bu blogun her kelimesine tüm içtenliğimle katılacak olan annelerden biriyim.
    kaleminize, kalvyenize sağlık 😉 sevgiler…

  3. Ben henüz anne olmadigimdan mütevellit hala “nasil bir anne olacagim” diyorum…. Ama cep telefonu arkaplanin tek kelimeyle muh-te-sem! Bu ne canliliktir, bu ne dogalliktir, bu ne güzel bi ailedir! Aman nazarlar degmesin. Ben de sürekli her sorana göstermek isterdim kesin. Öpüyorum her birinizi.

  4. süper bir yazı, çok doğru tespitler, ellerinize sağlık….

  5. Ha ha, bende asla çocuğuma ışıklar saçan ayakkabı giydirmem diyordum.
    Evet bildiniz, son aldığım sandaletler basıldıkça ortalığı aydınlatan türden 🙂

  6. Peki bağırıyor musunuz çocuklarınıza? Ben çok bağırıyorum ve çok yanlış yaptığımı bildiğim halde önüne geçemiyorum. Danışmana falan bile gitmeyi düşünüyorum.

    • Ben de aynı utancı yaşıyorum sıklıkla…

    • Ben bağırdıktan sonra oğlumdan(3,5 yaşında) bir güzel fırça yiyorum ki, bu huyumdan vaz geçmeye başladım. Ben ona çamaşırlarını makineye koymayı ögretemedim ama o bana bağırmamayı öğretti resmen…

    • Ben dengeyi şöyle hesaplıyorum: “Çocuğuma en fazla eşime bağırdığım kadar bağırabilirim.”

      Eğer eşinize sesinizi yükselttiğinizden daha sert ve sık sesinizi yükseltiyorsanız, belki biraz rahatlamaya ihtiyacınız vardır.

  7. Mükemmeliyet bu işin doğasına ters galiba…

  8. Şu anda mükemmel anneyim sanırım 🙂 iki ay sonra ben de aranıza katılacagım inşallah.Şimdiden hazırlıyorum kendimi büyük büyük laflar etmemeye özen gösteriyorumm eminim konuştugum herşeyi ben de yapacagım 😀 ve bende
    ”anne olmadan önce mükemmel bir anne olmuş olacagım”

  9. ben çok plan program yapmamıştım şöyle yaparım böyle yaparım diye ama tabi ki benim de kararlarım vardı.sonra baktım ki çok da plan program takmıyor bu annelik:) biraz rahat bırakmaya karar verdim.hayatım böyle daha kolay;tabi ki bazen içimden acaba yanlış mı yapıyorum diye geçirsem de
    bakıyorum da biz Cerenle böyle daha mutluyuz.Hem düşünüyorum da annem çok mükemmelliyetçi,kuralcı vs olmamasına rağmen şahsen kendimden çok memnunum:)

  10. Harika olmuş ellerin dert görmesin. 3 yetişkin bir çocuğun peşisıra koşuyoruz. Öyle kınardım ki yapanları!… Kınamamak lazımmış.
    Dün eşim büfede köfte sırası bekliyori gayet güzel bir pazar, yan taraftaki parkta oğlumuz çimlerde oturucak, bizde köfte ekmek yiyeceğiz, keyifle eve gideceğiz. Gerçekleşeni açıklıyorum, eşim sırada bizde oğlumla babamızı bekliyoruz orada bir adam üstünde zıplanan plates topu ile eşek arası birşey satıyor, Efe oturdu üstüne zıp zıp inmek bilmiyor, satıcı adama fiyat sordım 30tl dedimi, 1.si pahalı, 2.si saçma ne gerek var şimdi almaya, tam bunun üstüne satıcı adam indir çocuğunu demezmi bana, Efe çığlık çığlığa bağırıyor, ağlıyor ,inmem diye, tabi eşim biraz uzakta bizden, Efe güzel güzel oyalanıyor diye bana el kol yapıyor bırak binsin gibilerden, derken Efe’yi mecburen oradan zorla ayırdım (yani tabi almayacağımız birşeye binsin demek istemiyorum ama zor olan o an o çocuğu kaldırmak bir an kendimi ultra çaresiz hissettim) parkta ağlamaya devam, tabi gözümüz çim mim köfte keyif hiçbirşey görmedi vızıldıya vızıldıya doğru eve. Köftelerimizi evimizin balkonunda yedik :))

    • O satıcılara ben de uyuz oluyorum. Tüm çocuk parklarının ya da çocukla gidilebilen çayır, çimenlik mekanalrın hepsinin ününd ekonuşlanıp çocukları taciz ediyorlar. Bazen o kadar sinirleniyorum ki “Eğer çocuğuma ‘Bunlar satılık değil, benim oyuncaklarım hepsi de’ demezseniz, zabıtaya haber vereceğim” diye korkutuyorum.

      Kızım 3 yaşında ve şimdilik o adamların 50 tane oyuncakla gezen deliler olduklarını zannediyor, ama nereye kadar tabii!

    • Kimsenin kalbi kirilmasin…Ama Bu tip olaylar resmi kayitli magazalarda da -alisveris merkezlerinde Toysrus ta falan da olabilir. Oyuzden bastan cocuklara bir sekilde magazalarda sokakta nasil davranmalari gerektigini ve anne olarak nasil davranacagimizi planlamamiz gerekiyor bence.

      Ben de magazalarda bile “az bucuk oynanmis, paketi bozulmus, acilmis oyuncak almaktan kacinmaktan yoruldum. Anne olursam boyle oyucaklari, ayakkabilari, –degistirme hakkim yoksa–alip acip kullanip paketi bozulmadi diye saticiyi ikna etmeye calisip, geri getirmeyi dogru bulmazdim. Halen de bulmuyorum.

      Oyuzden anne olmadan once “nasil sorumsuz annelerden-babalardan rahatsizsak – anne & baba olunca eski gunleri birkac kez daha gözden gecirmek gerekir. Yani illa ki cocugumuz o an eglencek diye sessiz kalmak daha sonra satilacak bir malin da kullanilmasi bence hos degil.

      (not: Eger anladigim tahmin ettigim oyuncaksa o sisme esekler de aslinda yararli olabilir cunku cocuklar icin dengede kalmayi ogretiyor. Bisiklete binmeyi ogrenmeden önce!)

  11. Ben de “Benden anne manne olmaz arkadaş” diyenlerdendim. 1 tane doğurdum, “3.yü de yapabilir miyim acaba” diye düşünüyorum şu an :))

  12. Eyvah eyvah! arkadaslar nasıl olacak bilmiyorum ama ben kuralı cok seven bı ınsanım .mutlaka kurallar tutmayacak ve ben kendi kendimi hasta edicem . Cok korkuyorum ya:(

    • ben de kural çok severdim ama anne olunca ya kurallardan vazgeçeceksin ya da akıl sağlığından, o yüzden biraz esnek olmakta fayda var (tabi ben de iki yılın sonunda hala tam anlamıyla esnek olmayı başarabilmiş değilim)

    • Merak etme kuralcı ama arkadaş gibi bir anne de olabilirsin. Hayatın her evresinde kural var çocuk da küçükken alışsın. Ben 1-1,5 yaşında kadar kumada ve telefon vermedim mesela ağlasa da bağırsa da… Sonra öğrendi ellenmez işareti yapıyor ve ellemiyordu. Hiç de mutsuz bir çocuk olmadı. Gittiğimiz hiçbir yerde bir şeye zarar vermedi. Kendi evinde oyuncakları ile gönlünce oynadı; hatta bir ara salonumuz oyuncakçı dükkanı gibiydi: çadırlar, büfenin sehpaların çekmeceleri tüm oyuncak doluydu. Ne ellenir ne ellenmez bilmesi lazım. Şu anda 3 yaşında ve tatilde de otokontrolü oldukça iyiydi ve otel müşterileri ve personeli çok sevdi onu çünkü laf dinlemeyi ve nazik olmayı biliyor; ama robot gibi değil. O yüzden üzülme, koy kurallarını. Esnemek şart ama nereye kadar sen belirleyeceksin

  13. En fenası da anneme ahkam kesip ben “oyle” yapmayacagım deyip de yaptıklarım heralde. Allah’tan kadıncagız bunları yuzume vurmuyor 🙂

  14. Harikasin, Elif!

  15. 5aylık oğlumla dışarıda gezerken yanyana geldiğimiz annelerin’BU DAHA İYİ GÜNLERİN’demesi ben de sırıtan joker etkisi yaratıyor.zira hamileyken de çocuğu olanlar aynı cümleyi kuruyordu.söz veriyorum kendime BU CÜMLEYİ KURMAYACAĞIM.(umarım:))

  16. Normal doğum yapacağım dedim oldu. Sterilize etmeyeceğim, düşeni vereceğim dedim, oldu. Telefon ve kumandaları elletmeyeceğim dedim, oldu. Şu ana kadar Allah’a şükür çok yuttuğum laf olmadı ama…
    Bağıran kadınlara garip bakarken, markette vs benim de bağırmam gerektiği çok oluyor.
    Bir de dua ediyorum: Lütfen oğluna hastalık derecesinde aşık kayınvalidelerden olmayayım, büyük laf etmeyeyim diye… Allah utandırmasın

  17. Şu an aynen bahsettiğiniz ruh hali içersindeyim… 7 aylık hamileyim ve ‘kesinlikle yapılmayacaklar’ listem o kadar uzun ki… Mesela çizgi film tişörtleri, peppe’li şortlar ‘asla’ diyorum ama çoktan anne olan arkadaşlarım bana gülüp geçiyor.. Heralde bir bildikleri var di mi, aynen sizin başınıza gelen gibi:))

  18. yazıyı okuyunca aklıma birkaç sene önce yazdığım bir yazı geldi.
    öncesi sonrası tadında… paylaşmak istedim.
    sevgiler
    http://gununcorbasi.blogspot.de/2010/06/bir-kadn-iki-is-seyahati.html

  19. sizi yazdıklarınızı fırsatım oldukça takip ediyorum bu yazınızı yeni okudum mesela nekadar ilginç bukadar benzer şeyler düşünüp yaşamak biri kız biri erkek iki çocuk annesiyim. Anne olmadan önce asla yapmam dediğim herşeyi yapıyorum…bakalım daha neler yaşayacağız 🙂

  20. Ben de o mikemmel annelerdendim. Ablamın 2 çocuğu var. İikisi de oğlan ve ablam sürekli bir birine bir diğerine bağıma halinde.Ben onun gibi olmayacağım dedim.Ama onun kadar çok bağımasam da arada bir cırlıyorum. Ona buna fotoğraf göstermek, çocuğun çişi, kakası, uyuması, yemesi vs. üzerine konuşan iş arkadaşlarıma uzaylılarmış gibi bakan ben şimdi Arda’ nın çişi kakası üzerine konferans verebilecek düzeydeyim. Evhamlı olamayacağım dedim, ki bana göre değilim ama eski bakıcımıza göre evhamlıymışım; demek ki o sözümü de yutmuşum. Çocuğu yanımızda yatırmayalım dedik eşimle, arada bir ya eşim ya ben kapıp yanımıza alıyoruz naapalım özlüyoruz ..

  21. Fotoğraf harika ama eşimle birlikte çok güldük bizimde halimiz öyle. Bugünlerimiz de geçer değil mi yaa. Bazen duş bile alamıyorum sevimli ufaklıklarım yüzünden.

  22. Bu kadar güzel tarif edilmezdi bu annelik. Kesinlikle katılıyorum yazdıklarınıza. Tüm yazılarınızı takip ediyorum ve hepsini çok beğeniyorum ancak bu kesinlikle mükemmel…

  23. Kuralcı bir tip değilim ama benim de yıkılan tabularım olmuştur sanırım. İlk aklıma gelenler: Çocuğu olan ailelerin evinin neden o kadar dağınık olduğunu anlayamazdım artık anlıyorum. Oğlum 6 aylık ama sırtı yere gelince sürekli ağladığı için emekleyene kadar kucak bebeği statüsünde ve ben evde doğru dürüst iş yapamıyorum, akşama da pertim çıkmış oluyor, salıyorum gidiyor 🙂
    İkincisi de üstü pis olan çocukların annelerini az buçuk kınardım, şimdi kimi zaman benim oğlanın üzeri deterjan reklamlarındaki leke deneme t-shirtlerini andırıyor. çocuk dediğin giyinmeyi soyunmayı sevmeyen bir varlık. günde 10 defa salya, kusmuk, yemek artığı vs ile kirlendiğinde değiştirmeye kalkarsam ağlamalarla kafayı yeriz, dolayısıyla onu da saldım gitti, günde 1 bilemedin çok fenaysa 2 değişim yeter 😀