7 Yorum

Mutluluklarım Mutsuzluklarımdan Fazla

Beş Yıldızlı Söyleşiler’in bu haftaki konuğu Eskişehir’den Dilek.

1979 Eskişehir doğumlu olan Dilek önce Bursa’ydı, sonra İngiltere’ydi, ardından İstanbul’du derken sonunda dönüp dolaşıp Eskişehir’e yerleşmiş. Bir yandan profesyonel hayatına devam ederken bir yandan da İngilizce öğretmenliğine hazırlanan iki kız annesi Dilek’le sanal ama keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

***

Anne olmadan önceki Dilek’i tanıyalım?

Anne olmadan önce Dilek daha özgür, daha asi bir kişiydi…

Açalım lütfen? Nasıl “asi”? Sabahlara-kadar-dans-eden asi mi? Başına-buyruk-kafasına-eseni-yapan, rezervasyon-yapmadan-otobüse-atlayıp-aklına-gelen-yere-giden asi mi?

Çocuklardan önce hep hareketli bir hayatım oldu yani. Bursa/İznik, İngiltere/Manchester, İstanbul derken Eskişehir’e yerleştim; sonra kızlar, derken biraz daha yerleşik olduk!  Eskişehir genç bir şehirdir, hareketli, sürekli yaşayan. Çocuklardan önce daha çok dışarıdaydık, sinema, tiyatro filan ama artık malumunuz çok gidemiyoruz.

Evet, gayet malumumuz. Peki, anne olduktan sonraki Dilek’i de tanıyalım.

Anne olduktan sonra inanılmaz bir değişim oluyor bence, sorumluklarının zankkk diye farkına varıyorsun…  Kendinden başkasını daha çok düşünüyorsun eskisi kadar özgür olamıyorsun. Daha detaycı oluyorsun. Sanki sen de yeniden doğuyorsun…

Mutluyum diyebiliyor musun?

Hayatımda mutsuz olduğum şeyler var, ama mutlu olduklarım daha fazla. Kızlarım hayatımın en büyük mutluluğu…

Hep öyle olsun umarım.

Peki, ne okudun, ne iş yapıyorsun?

Üniversiteyi Bursa-İznik’te okudum, sonra 1 yıl İngiltere- Manchester’da Au-pair’lik yaptım. 2000 yılında Eskişehir’e geri döndüm. İlk çalıştığım işyerimde 4 yıl İhracat Müşteri temsilciliği yaptım, ikinci işyerimde 1 yıl İstanbul, 7 yıl Eskişehir’de olmak üzere 8 yıldır Sipariş Uygulama (lojistik) uzmanı olarak çalışıyorum.

Daha yalın bir dille?

Özel bir şirkette, ihracat siparişlerinin takibini yapıyorum.

İşini seviyor musun? Tercih şansın olsaydı, başka bir alanda, başka bir iş yapmak ister miydin?

Çalışmayı seviyorum ama artık daha çok sevdiğim bir iş yapmak istiyorum. Ama kızlarımı ilk 3 yaşlarında ben büyütmek isterdim.  Ve sonrasında da kızlarıma daha fazla vakit ayırabileceğim daha az zamanlı bir işim olsun isterdim.

Çocuklar kaç yaşında? Sen çalışırken kim bakıyor onlara?

Büyük kızım Dolunay 5 yaşında, anaokuluna gidiyor. 15 aylıkken okula başlamıştı şimdi yazın bari evde otur diyoruz, yine de okula gitmek istiyor.  Küçük kızım Güneş ise 1 yaşında, evde bakıcı teyzesi var.

Çocuklar olduktan sonra çalışmaya ara vermek istedin mi? Ya da imkânın olsa verir miydin?

İlk kızımda 3,5 ay, ikincisinde ise 6 ay izinliydim. Daha iyi imkânlarım olsaydı üçer yıl çalışmazdım.

Süt izninle, doğum izninle ilgili sorunlar yaşadın mı hiç?

Hayır, yaşamadım. Kurumsal bir firmada çalışıyorum ve tüm izinlerimi gerektiği gibi kullanabildim.

Çocuklarına olan sevgin nasıl başladı peki? İlk görüşte aşk şeklinde mi? Yoksa alışman mı gerekti?

Daha Dolunay’ın doğumunu beklerken O’nu çok seveceğimi biliyordum. Doğduğu günden itibaren de her gün daha da arttı sevgim. Güneş ise çok farklı… Doğana kadar ilk çocuktaki gibi heyecanla beklemedim ama doğduğu günden beri ablasından çok farklı kişiliğiyle kendisini illa ki sevdiriyor.

İkinciler öyle oluyor gerçekten. Ve ben de seninle aynı duyguları hissetmiştim. Deniz’in karnımda 7 haftalık pirinç tanesi fotoğraflarına bakıp “Hiç ne kadar sevileceğini biliyor musun?” derdim. Derin’de ise “Acaba bir başkasını daha onun kadar sevebilir miyim?” diye korkular yaşadım, ki bunların çok yersiz olduğunu gördüm.

Eşinle kaç senedir birliktesin?

2000 yılında aynı işyerinde çalıştık. Sonra o başka bir işyerine geçti. Sonra hep yollarımız bir şekilde kesişti. 2005’te de evlendik. Nerdeyse 12 yıldır birlikteyiz yani..

Eşinle ilişkiniz çocuklardan etkilendi mi? Olumlu ya da olumsuz?

Çocuklar bize çok şey kattı bence, ilişkimiz de daha olgun bir hal alıyor sanırım.

Her dönemi ayrı güzel diyorsun… Peki, çocuk yetiştirmenin seni en çok zorlayan tarafı ne?

En zor tarafı onları evde bırakıp işe gelmek ve bütün gün görememek. Bizim en büyük şanssızlığımız da, ne anneanne ne de babaanne çocuklarımızı görebilecek kadar yaşayabildi. Bu yüzden de büyüklerden bana yardım edecek kimse yoktu. Onların yerine başım sıkışınca yardımıma koşan kardeşlerim var.

Kardeşlerinle aynı şehirde mi yaşıyorsunuz? Onların da çocukları varsa kuzenlerin birlikte büyümesi harika bir şey bence. Son bir haftadır görümcem ve çocukları buradalar ve evin altı üstüne gelse de çocuklar öyle çok eğleniyorlar ki yakın yaşayan teyze/dayı, amca/halalara özenmemek mümkün değil.

Babam, kız kardeşim ve erkek kardeşimle aynı şehirde yaşıyoruz, geçen yıla kadar ablam da buradaydı, geçen yıl ablam evlendi ve Merzifon’a taşındı çok üzüldük ama bu sene bu taraflara geri gelecekler inşallah! Benim kardeşlerimin hiçbirinin henüz çocuğu yok tabii kızlarım da benim tarafta tek torun olmanın keyfini sürüyorlar.

Benim bir özlü sözüm var bu konuda: Bir annenin başına gelebilecek en iyi şeylerden biri bekar teyzedir! Boşuna anne yarısı demiyorlar.

Peki, eşinin ailesi?

Onlar Kırıkkale’de yaşıyor ve kızlarım amca ve hala çocuklarıyla görüştüklerinde tabii ki çok mutlu oluyorlar.

Çocuklu hayat, hele de kalabalık ailede çok eğlenceli, çok şenlikli. Çocuksuz hayatına dair en çok neyi özlüyorsun peki?

Daha çok dışarı çıkmayı ve seyahat etmeyi özlüyorum, çocuklarımla da uzun yolculuklar yapıyoruz, ama çocuksuz gezmeyi çok özledim…

Çocuğunu sevmeyen anne yok ama anneliği sevmeyen var. Sen hangisisin?

Ben anneliği çok seviyorum. Kızlarımla birlikte sanki ben de büyüyorum. Onların benden bir şeyler öğrendiği kadar ben de onlardan sürekli öğreniyorum.

Ben de gerek çocuklarım sayesinde, gerekse çocuklarımdan çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Sanırım ilk aklıma gelen şey basit şeylerle bile mutlu olunabileceği, ve aslında hayatın basit olduğu ve biz yetişkinlerin onu karmaşıklaştırdığı. Sen ne dersin? Çocuklarından bugüne kadar öğrendiğin en önemli şey neydi sence?

En önemlisi bir insanın büyümesini yakından izlemek, bu bana çok şey öğretiyor, böylece kendinin de daha çok farkına varıyorsun. “Ben de küçükken böyleydim” diye düşünme fırsatın da oluyor.

Ya da “Herkes bir zamanlar çocuktu, herkesin bir annesi vardı” diye?..

Evet. Ben ailenin önemini mesela, kızlarımdan sonra daha çok anladım…

Anne olarak kendinle gurur duyduğun anlar/alanlar neler? Sence neyi gerçekten iyi yapıyorsun?

Çocuklarımı çok sıkmıyorum, doğruyu yanlışı anlatıp kendilerinin karar vermesini sağlıyorum. Benim istediğim şeyleri değil, kendi tercihlerini yaşasınlar istiyorum. Bunu yaparken de iyi yaptığımı düşünüyorum.

Neyi daha iyi yapmak isterdin peki?

Onlarla daha fazla zamanım olsa, daha fazla paylaşımımız olsa isterdim.

Bu “çalışmamayı tercih ederdim” anlamına mı geliyor?

İşte bunu tam olarak söyleyemiyorum. Uzun yıllardır çalıştığım için çalışmadan duramazdım sanırım.

Anneliğini icra ederken iç sesini mi dinliyorsun, yoksa dışarıdan gelen müdahalelere kulak asıyor musun? Akıl hocan var mı?

Biz de akıl hocası çok! Daha doğrusu toplumumuzda uzakta olduğu halde senin çocuklarını senden iyi bildiğini sanan ve ne yapman gerektiğini söyleyen insanlar çok.  Bu konuda kolay kolay kimseyi dinlemem, iç sesini dinlemek diyebiliriz, evet.

“Asla yapmam” deyip de yaptığın şeyler var mı peki?

Çocuklarını şımartan sürekli onlardan bahseden annelere çok kızardım. Gün geçtikçe kendimi çocuklarımı şımartırken ve onlardan bahsederken buluyorum. Bir de, asla yemeyen çocuğun peşinde ‘ye kızım’ diye elimde tabak kaşıkla gezmem derdim. Büyük konuşmamak lazımmış ki küçük kızımın ne zaman yiyeceği belli olmadığı için elimde tabak kaşıkla kendimi peşinde koşarken bulabiliyorum!

Zaten “Asla asla deme” lafı anneler için söylenmiş olmalı. Ne kadar “yapmam” diyeceğim şey varsa yaparken buluyor insan kendini…

Evet.

Bir günün nasıl geçiyor?

Hafta içi sabah 7’de evden çıkıp servise binip, 8’de iş yerimde kart basıyorum. Sadece bir öğlen yemeği için yerimden kalkıp, yemeğimi yedikten sonra hemen geri yerime geliyorum. Akşam 17:30’a kadar tüm günüm masa başında geçiyor. 18:30’dan sonra eşim ve kızlarımla vakit geçirebiliyorum. 21:30’da kızların uyku zamanı başlıyor, erken kalktığım için genelde kızları uyuturken uykuya dalıyorum…

Hafta sonları da tüm gününü eşine ve kızlarına ayıran bir anneyim.

Kış döneminde ise bunlara ek olarak okula gidiyorum, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim fakültesi- İngilizce Öğretmenliği okuyorum. Haftanın üç günü 16:30 – 20:30 derslerim oluyor.

Aaa, ne güzel! Bitirince öğretmenlik yapmak gibi bir düşüncen var mı?

Evet, tabii ki, özel sektörde çalışmak başta cazip geliyor insana ama yıllar geçtikçe, ne kadar iyi bir şirket olursa olsun, çok sıkıcı bir hal alıyor. Hele ki her gün aynı ofiste 08:00 – 17:30 oturuyorsan… Öğretmenlik yapmayı çok isterim; geç de olsa bu hayalimi gerçekleştireceğim.

Harikasın! Ben de çok pişmanım öğretmen olmadığıma…

En son ne zaman kuaföre gittin? Sinemaya? Kocanla baş başa yemeğe?

İşte bu benim için çok zor bir soru… Kuaföre en son 1 ay önce kızları eşime bırakıp gittim. Zaten ancak senede bir kez filan gidebiliyorum. Sinemaya; son 5 yıldır sadece kızımla gittiğimiz animasyon filmlerini izleyebiliyorum. Kocamla en son yemeğe,  kızlarımı kız kardeşime bırakıp, 14 Şubat’ta çıktık.

İkinci çocuğa nasıl karar verdin? Hep mi istedin? Sonradan mı? Baskı sonucu mu?

Ben annemi 20 yaşımda kaybettim, hayatımdaki en büyük desteği hep kardeşlerimden gördüm. Kızım da öyle olsun istedim bir kardeşi olsun, hayatta bir desteği olsun istedim. Eşim de zaten çok çocuklu bir aileden geliyor, hiç tek çocuk düşünmemiştik.

Peki başka çocuk düşünüyor musunuz? İki kız annesi olarak etrafından “oğlan” baskısı görüyor musun? Bana sürekli kız siparişi veriliyor mesela, sanki benim elimdeymiş gibi…

Sorma ben ‘kesinlikle hayır’ derken, eşim ‘neden olmasın’ diyor! Etrafta ise bir de oğlan diyen çok tabi…

Annesiz çocuk büyütmek çok zor olmalı… Ne diyeceğimi bilemiyorum, çok üzgünüm…

Anneleri hala peşlerinde olan yaşıtlarıma hep özenirim…

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?

Her an her yerde aklında ve kalbinde sürekli kendinden başka kişiler olan kişidir anne…

Bir arkadaşımın annesi bunu “Her çocukla annenin kalbinde yeni bir oda açılır” diye ifade etmişti.

Prima

Bu söyleşi Prima’nın desteğiyle yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

7 yorum

  1. Elif’cim ,
    bu güzel söyleşi için ben teşekkür ederim.

    Sevgiler,

    Dilek

  2. kendisini tanıdığıma memnun oldum.azmini takdir ettim,2çocuklu bir anne olarak hem çalışıp hem boş zamanlarını onlarla kaliteli vakit geçirmek için değerlendirmesi harika.annelerden yardım almadan büyütmek gerçekten zor,ben de aynı durumdayım.bunaldığımda tek yardımcım eşim.o da çalışıyor artık ne kadar olursa:))çocuklarına en azından 3yıl kendisinin bakmak istemesi gerçekten çok önemli bir konu,maalesef ülkemizdeki doğum izni çok yetersiz.bu ayki annebebek dergisinde psikolog Ülkü Alaca da bu konuya değinmiş.İsveçte anne ve baba 1’er yıl doğum izni kullanabiliyormuş.Baba isterse kendi hakkını eşine devrediyormuş ve anne 2 yıl izinli olabiliyormuş.Umarım bizim ülkemizde de benzer olumlu değişiklikler olur.Mutluluklar diliyorum Dilek hanıma:)))

  3. cok guzel ve cok samimi..tesekkurler dilek tesekkurler elif…..yureginize saglık…

  4. Ne kadar güzel bir söylesi. Insan ayni anda bir cok seyi düsünme ve gözlemleme firsati buluyor. Tesekkür ederim bu tip söylesiler icin.

    Dilek Anne`nin, “Çocuklarımı çok sıkmıyorum, doğruyu yanlışı anlatıp kendilerinin karar vermesini sağlıyorum. Benim istediğim şeyleri değil, kendi tercihlerini yaşasınlar istiyorum.” tavri cok hosuma gitti. Bence cok dogru bir davranis. Ileride cocuklarinin kendi ayaklari üzerinde saglamca durabilmeleri icin bu kadar erken alinmis cok yerinde bir karar bence. Tebrik ederim. Nitekim hayatta her zaman bize destek cikacak birilerini bulamiyoruz yanimizda. Bazen kararlarimizi tek basina almamiz ve onlarin arkasinda tek basimiza, dimdik burabilmemiz gerekiyor.

    Kendisine ailesiyle, kizlariyla mutlu, saglikli bir ömür ve ögretmenlik hayalleriyle ilgili bol sans diliyorum.

    Sevgiler.