26 Yorum

Kaldığımız yerden…

Var ya… Nasıl iyi geldi…

Bundan birkaç hafta öncesine kadar aklımızda olan bir şey değildi “çocuksuz tatil.” Tatil dediğin çoluk-çocuk, cümbür cemaat çıkılırdı. Ne de olsa onların da hakkıydı yeni yerler görmek… Denize girmek… Eğlenmek…

İçimiz sızlasa da -ki çok fazla sızladığını söyleyemeyeceğim- çocukları geride bırakıp çıktık yola.

Arabayla gittik Kaş’a. Uçakla harcayacağımız 6-8 saate 3-4 saat daha ekleyelim, geze geze gidelim, orada da arabamız olsun dedik. Orada arabamızın olması işimize çok yaramadı belki, çünkü merkezde kalmaya karar vermiştik, ama gidiş-dönüş yol çok keyifli, eğlenceliydi. Meğer ne çok şarkı varmış birlikte söylemeyi unuttuğumuz. Ne çok konuşacak şey birikmiş, çocuklardan başka. Ne çok sebep varmış bizi birbirimize aşık eden.

Birbirimizi anne-baba olarak görmeye o kadar alışmışız ki, karı-koca olarak, sevgili olarak nasıl baktığımızı unutmuşuz. Sabah kahvaltılarında çocukların yumurtalarını nasıl pişireceğimize o kadar odaklanmışız ki, kendimizin yumurtayı nasıl sevdiğini unutmuşuz. Konuşmamızı bölünmeden bitirmeyi -daha da önemlisi, birbirimizin ne diyeceğini anlayıp cümlelerimizi tamamlamayı, konuşurken gözlerimizin içine bakmayı, sabah kendi kendimize uyanmayı, ve daha birçok şeyi hatırladık bu tatilde.

Deniz’in ilkokula başlayıp başlamayacağını, Derin’in emziği ne zaman bırakacağını, tuvalet eğitimini şimdi mi okul açılınca mı yapacağını ve daha bir sürü şeyi unuttuk bu tatilde.

Ara verdik bizden başka her şeye. Sadece biz vardık, bir de deniz.

Denizden çıkmamacasına yüzdük. Ellerimiz buruşana kadar yüzdük.

Kekova yolunda…

Çok iyi geldi. 6 sene önce başbaşa yaptığımız son tatilimizde –ki o zaman bile köpekler vardı yanımızda– yine çocuk yüzünden tatile çıkmıştık. 6 aylık hamileydim, bundan sonra uzunca bir zaman tatile çıkamayız diye bir kaçamak yapalım demiştik. O “uzun süre”nin 6 sene süreceğini düşünemedik. Sürmemeliydi de…

Çocukları çok özledik ikimiz de… Onlardan bahsettik, keşke onlar da olsaydı, bak şu çocuk nasıl atladı denize, bizim Deniz’imiz de böyle atlardı dedik… Çocuklu çiftleri görünce bizimkileri düşündük, ama bir yandan da “iyi ki getirmemişiz, baksana nasıl çocuğun etrafında dönüyor her şey” dedik. Kucağındaki çocuğa çığlık çığlığa duş aldırmaya çalışan anneyi de, onun hemen yanında havluyla bekleyen babayı da anladık, ve bir kereliğine de olsa onların yerinde olmadığımız için derin nefes aldık.

Söz verdik birbirimize… Her sene tekrarlayacağız bunu. Ama üç gün, ama beş gün, ama Kaş, ama neresi, sadece bize ait bir tatilimiz olacak.

Kaş… Ah Kaş… Bir yandan sayfalarca anlatmak istiyorum, bir yandan da anlatmayayım, kimse duymasın, kimse bilmesin, o güzellik bozulmasın diyorum. Bırak herkes Bodrum’a gitsin, Alaçatı’ya gitsin, Kaş’ı kimse keşfetmesin, ünlüler oraya tatile gitmesin, magazinciler ardından gelmesin, Kaş üzerindeki rant baskısına karşı koysun, siteler-villalar yapılmasın, orası hep olduğu gibi kalsın diyorum. Şimdiki kurtarılmış bölge haliyle…

Cumartesi sabahı son kez atladık Kaş’ın muhteşem denizine. Sonra da düştük yollara. Yine şarkılar dinleyerek, söyleyerek. Yolda canımız istediği zaman durarak. Bol bol etrafa bakıp, küçük şehirlere özenip, İstanbul’un ışıklı, gürültülü, koşturmalı, stresli, pahalı hayatına söylenip “Küçük şehirlerde, köylerde ne güzel hayatlar var kim bilir” diyerek…

Çocukların yatma saati geldiğinde hala yoldaydık. “Acaba geç mi yatsalardı da görseydik?” diye geçirdik içimizden.

Eve geldiğimizde ikisi de uyuyorlardı. Öptüm, öptüm, öptüm onları. Uyandırmaya da çalıştım, bana mısın demediler.

Kaş’ta her sabah 8-8 buçukta kendiliğimizden uyanıyorduk. (Bıraksalar belki daha da uyurduk ama denizin muhteşem bir çekim gücü var sanki, uzaktan uzağa “Gel, seni bekliyorum” diyor)

Pazar sabahı 7’de bir şeyler dürttü beni.

Gözlerimi zar zor açtığımda ki iki çift göz, çipil çipil bana bakıyordu.

Sarıldık, kucaklaştık, öpüştük.

Sonra her şey eskiye haline döndü.

Cindrella’nın atlı arabası balkabağına dönüştü.

Sanki o tatil hiç olmamış gibi…

Şimdi çok geride kalmış gibi görünse de biz biliyoruz ki sadece 5 gün, sadece biz vardık.

Ve işte şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

26 yorum

  1. Harikaaasın eliff 🙂

  2. ne güzel anlatmışınız, çok özendim şimdi ben bu çocuksuz tatile… ama çalışan bir anne olarak “tatilde bari çocuğumla olayım” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. belki de daha küçük bizimki ondan öyle geliyor bilmiyorum ama biz bu sene tatile yine 3 kişi çıkacağız, bundan eminim (:

  3. Merhaba Elif,
    Ne kadar güzel yazmışsın, film izler gibi okudum bir solukta. Sensiz günüm başlamıyor.
    Sevgiler.

  4. Yazilarini okumaya doyamiyorum 🙂

  5. Hayatım boyunca (çocuğum yokken bile) çocuksuz tatil konseptine karşı çıktım fakat öyle hoş anlatmışsın ki belki de denemek lazım. Ama onun da bir süresi var sanırım. 6 sene sonra yapabildik demişsin, çok uzun zaman…

  6. süper olmuş.. her çifte çocuksuz tatil lazım… ama biz henüz gerçekleştiremiyoruz maalesef:(

  7. Çok sevindim senin adına okudukca mutlu oldum resmen, çok iyi yapmişşsiniz, her sene mutlaka yapmalisiniz ve yapmaliyiz. Pismanlikla ve vicdanla gecen 3 gunluk bir tatili biz de yaptik ve sana sonsuz katiliyorum. KARI-KOCA olarak tatil evliligimizin , askimizin ve sevgimizin pekismesi icin harika oldu 🙂

  8. anlatma blogcu anne sen anlattikca Kas’i da kaybedersek diye korkarken buluyorum kendimi. Ya o meydanda cay ictigimiz bildigin kahve yanina yanasamayacagimiz cafeye donerse, ya dakikalarca icinde kalabildigimiz dukkanlar girilmez olursa, ya kucuk cakil plajinin her cakilina para istenir hale gelirse… gel sen anlatma bir orasikaldi zaten 🙁 Bodrum, fethiuye en son da cesme gitti elimizden 🙁
    Bu arada keyifle okudum iyi ki dinlenmissiniz 🙂

  9. Ne güzel anlatmışsınız, canınıza değsin.buna bizimde öyle çok ihtiyacımız var ki.Ama şu an bizim için sadece hayal

  10. Tek kelimeyle harika birakacak guvendigin biri olduktan sonra…

  11. Çığlık çığlığa çocuğunu yıkayan anne ve havluyla bekleyen babaya çok güldüm :)) biz öyle tatil yaptık da..

  12. Ben daha düne kadar çocuksuz tatili tasvip etmiyordum ama bugün bu yazıyı okudum yaa 🙂 Herşey değişti. Ki ben bu yıl ilk defa çocukla tatile gittim. Darısı başıma diyorum böyle bir tatil içn. Allah isteyen herkese nasip etsin. Amin.

  13. ‘Çocuksuz tatil fikri ‘ kesinlikle imkanı olanlar için denemeye değer .Blogcu anne sizin de dediğiniz gibi ‘anne-baba’ rolleri öylesine kuşatıyor ki hayatını insanın tekrar ‘sadece biz ‘ olmak ve hatırlanacak daha az yorgun ! bir tatil yaşamak herkes için cankurtaran görevi görebilir evlilik hayatında .Balayımızı ve geçen sene oğlumuzla gittiğimiz tatildeki yaşadığımız farklı anılarımızı hatırladım birden :)))))

  14. sevgili elif,
    gozlerimden yaslar gelerek okudum…tamamen duygusalliktan…cocuklu tatile bayiliyorum!kizlarla icice olayim, 24 saat sarilalim-gülelim…hele de calisan anne olarak…
    ilk cocuksuz tatilimize buyuk kizimiz 2,5 yasinda, kucuk 8 aylikken cikmistik..ne kadar iyi gelmisti…ne kadar ozledigimizi birbirimizi o tatilde anlamistik..plansiz porgramsiz- kucucuk bir cantayla seyahate gitmek!
    aralarda istanbul’da bile olsak yilda 2-3 gece kaciyoruz..birer gecelik tatiller yapiyoruz…sabahlari kendiligimizden uyanmak, uzun uzun gazete okumak- karsilikli kahvelerimizi icmek, uzun uzun konusarak yuruyus yapmak…anne-baba sifatlarimizin disinda diger sifatlarimizi kullanarak beraber olmak icin…sonra kizlarimizi daha da ozleyerek eve donmek iicn…
    her cifte, her anne-babaya lazim….iki kisi arasindaki ask ve sevgi, anne&babaligin zorlu yollarini yururken ciftleri beraber tutan yegane sey…o askin kaybolmamasi iki tarafin da elinde…tatil olmasa da haftada bir 1 saat basbasa kosebasinda yemek bile yemek cok sey degistiriyor…

  15. ben de ilk bebekli tatilimi kaşta yapıcam 2 hafta sonra merakla bekliyorum.birgün senin gibi çocuksuzda gidebilme ihtimalimde içim sızlarmı bilmiyorum ama:)

  16. Ben sizin yaptığınıza benzer bı şeyi yapamam galiba hani demişsin ya Elif dura dura gittik donduk ben de sürekli bir hadileme hele dönüş yolu bana tam işkence olurdu herhalde yani okurken icim sıkıştı kendimi hiç hayal edemedim me garip di mı

  17. İçim eridi,kıskançlıktan çatır çatır çatladım okurken.:)Ne iyi yapmışsınız.Şimdi bende bir ampül yandı.En yakın zamanda bende deneyeceğim.Çocuktan önce oysaki hayatımız nasıl dolu doluydu.Profesyonel anlamda dağcılık yapıyorduk.4 kişilik ekip Ankaradan Ağrıya külüstür bir arabayla gitmiş,Ağrı dağı zirvesine 2007 yılında üç gün kamp yaparak tırmanmıştık.:)Nasıl eğlenceliydi.En son o işte.Sonra çocuk geldi,eşimin mesleği gereği küçük bir taşra kentine taşındık.Bakıcıyla yaşadığımız sorundan dolayı çocuğa marttan beri ben bakıyorum.Yapışık ikiz gibiyiz.Beraber yatıp beraber kalkıyoruz,çoğu akşam benle yatıyor,nereye gitsem yanımda.Onunla çok güzel hayat,beni yormuyor ama ben birazcıkta olsa değişiklik istiyorum -sanırım-.:(.Hem artık 4 yaşında…Acaba bizde yazlığa annaannesiyle dedenin yanına göndersek,orada şımartılsa,yeni arkadaşlar edinse falan filan,bizde başbaşa kalsak…Olur mu?Olur valla!Düşündükçe içim hoş oluyor.Öyle biz yazmışsınız ki çok pis gaza geldim.Akşam eşimle konuşuyorum.Ohh be içimi döktüm de rahatladım.Sevgiler.

  18. sanki ben gittim tatile, yaşadım şu an ..of..off denizin gerçek rengi mi bu?

  19. Tuylerim diken diken oldu okurken, icim urperdi, nasil hasret kalmisim tatile ben de:))

  20. Tek kelime ile harika ! Yüzümde bir tebessüm ve gözlerimde hafif bir nemle okudum yazınızı. Kesinlikle böyle zamanlara ihtiyacımız var, hatırlattığınız için teşekkürler…

  21. Cuma gecesi yola çıkıyoruz başbaşa tatile. 16 aylık cüceyi alsammı almasammı hala tereddütteyim. İçim kıyılıyor ama çok ihtiyacım var bu tatile. Eş olmayı özledik. Biliyorum orda da dilimizden düşmeyecek. Dün gece ne yapsak alsakmı acaba düşünürken buluyoruz hala kendimizi. Anneanne dört gözle bekliyor tatile çıkmamızı torunu ona kalacak diye. Ne yapsam ne etsem bilmiyorum…

  22. Tatilden yeni dönmüşken…Hem de çocuklu 2. tatilden…
    Gözlerim doldu okurken. Şöyle şöyle yaptık dediğiniz şeyleri biz yapamıyoruz ve yapmayı ne kadar özlemişim diye düşünerek…
    Ne güzel bir mavi tonudur o öyle…
    Allah içinize sindirsin,tekrarını nasip etsin:)

  23. üstünden iki yıl geçmiş merak ettim acaba tekrarladınız mı geçtiğimiz iki yılda da..Umarım tekrarlamışsınızdır çok güzel şeyler yaşamışsınız hissetmişsiniz çünkü..Bende 9 aylık bir anne olarak önce yadırgadım nasıl bırakırım oğluşu diye sonra ayyyyy ne güzelllll dedim..Kesinlikle en azında bir kez yapılmalı aşk tazelemek için…Enerji toplamak için bebişlere yetişmek için…Kaş da merak ettiğim henüz gidemediğim yerlerden biri umarım gidebilirim..Sevgiler…

    • Evet, iki yıl sonra tekrarlayabildik ancak… Ve fakat dönüşümüz muhteşem oldu bu sefer, Prag’a gittik 🙂

      Evdeki hesap çarşıya uymuyor her zaman. Baktım da, çok iddialı konuşmuşum ‘Her sene yapacağız’ diye. Olmadı işte… Kaş’ı öyle çok sevdik ki, bir sonraki sene çocuklarla gitmek istedik. Gittik de, çok güzeldi. Baş başa tatil değildi ama çok güzeldi. İster aşk tatili, ister çocuklu, Kaş en güzel mekanlardan biri.