82 Yorum

Kim akıllı, kim deli?

Ağustos ayının 14. gününden merhaba değerli Blogcu Anne takipçileri…

Tarihi özellikle vurgulamak istedim çünkü bundan tam 1 ay 3 gün sonra 2012-2013 eğitim-öğretim yılı başlayacak.

Bundan tam 33 gün sonra dananın kuyruğu kopacak. Bu güne kadar yaşanan kaosları mumla aratan gelişmeler olacak. Çocukların bir kısmı okula başlayacak, bir kısmı başlamayacak. Kim, neye göre başlayacak, kimse bir şey söyleyemeyecek. Başlayanlardan bir kısmı Kasım’da anaokula geri dönecek. Falan. Akıl almaz şeyler olacak yani…

Geçtiğimiz bir hafta içine memlekette yine çok çılgın şeyler yaşandı. Olaya eğitim penceresinden baktığımızda, bu gelişmelerin en önemlilerinden biri Türk Tabipleri Birliği’nin 4+4+4 sistemindeki sorunların çözüm yeri hastaneler değildir açıklamasıydı. Özetle

60-72 ay çocuğunun yeri ilkokul sıraları değil, okulöncesi eğitimdir. MEB velilerle doktorları karşı karşıya getirmekten vazgeçmeli, bu uygulamayı geri çekmelidir

diyordu açıklamada TTB. Bir cumartesi gününe denk gelen bu açıklama basında ne kadar yer buldu bilmiyorum ama çok, çok önemliydi. Açıklamanın tümünü okumak için buyrun.

Bir diğer önemli haber Radikal Gazetesi’nden Umay Aktaş Onan’ın yaptığı 45 m2’de 90 öğrenci haberiydi. Zaten zorda olan devlet okullarının nasıl da ötelendiğini, 60 kişilik sınıfların 90 kişiye çıktığını, fen laboratuvarlarının dersliğe dönüştürüldüğünü anlatıyordu. İçler acısı:

4+4+4 eğitim sisteminin getirdiği değişiklikler, okullarda yaşanan dönüşüm, özellikle kalabalık nüfuslu, derslik açığı olan okulları vurdu. Bir yanda sınıf mevcudu 90 olmasın diye laboratuvarlarını kapatan okullar, diğer yanda ideal olan kişi sayısı 30-35’i yakalayabilenler.

Bence en çarpıcı haber ise Pazar günü Posta Gazetesi’nde, kendisi de 5,5 yaşında bir çocuk sahibi olan Özgür Gökmen Çelenk imzasıyla çıktı. Konunun değişik alanlarındaki önde gelen uzmanlardan görüş alınan haberde psikolog Haluk Yavuzer

47 yıllık hocayım, okula başlangıç yaşıyla ilgili çalışmaları olan biriyim. 66 ay uygulamasına şiddetle karşıyım. Bu çılgınlığa son verilmeli.

diyordu.

Peki bütün bunlar olurken MEB ne yapıyordu? Daha geçtiğimiz Pazar günü, yani 12 Ağustos’ta, yani bundan iki gün önce çıkan şu habere göre:

Her sorunun bir cevabı var ama sağlık raporunun nereden alınacağının cevabı henüz yok. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer “Fiziken ya da ruhen okula başlamaya uygun değildir” raporunu çocuk doktoru, çocuk psikiyatristi ya da nörologlar verecek” demişti. Ancak pek çok psikiyatri bölümü sadece gelişim geriliği ve psikiyatrik hastalığı olan çocuklara rapor verildiğini söyleyerek bu raporu vermiyor. [İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı] şunları söylüyor: “Okula başlaması zorunlu olduğu halde çocuğunu yollamak istemeyenlerin alması gereken sağlık raporuyla ilgili çok soru geliyor. Temel soru, raporun nereden alınacağı, sağlık kurumundan kasıtın ne olduğu? Net bir şey söyleyemiyoruz. Bakanlığa görüş sorduk.”

Kısacası Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki bir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, velilerin en çok merak ettiği soru için “Bilmiyoruz, net bir şey söyleyemiyoruz” diyor, demeye devam ediyor, edebiliyordu.

Sözün, sabrın, anlayışın, komedinin… Her şeyin tükendiği yerdeyiz sayın seyirciler.

Ben artık hiçbir habere, hiçbir rapora, hiçbir açıklamaya, hiçbir şeye inanmıyorum, güvenmiyorum.

17 Eylül sabahı uyanacağım. O an canım ne isterse, paşa gönlüm ne dilerse, çocuğum hangi sınıfta mutlu olacak gibi görünüyorsa onu yapacağım.

Ne raporla, ne uzmanla, ne hiiiiiiçbir şeyle uğraşmayacağım.

Geçenlerde ruh halimi anlatmak için “Bu sene çocuğu ilkokula başlayacak velilerin hepsine toptan DELİ raporu versinler” demiştim.

Vazgeçtim.

Nitekim, bütün bunlardan sonra sormak istiyorum, sizce kim akıllı, kim deli?

Çocuğu için en iyisinin ne olduğunu bilen ebeveynler mi?

Yoksa devlet okullarını iyice gözden çıkaran, çocukları öğretmenlerle, velileri doktorlarla karşı karşıya getiren, “Bilimsel olarak değil de, sezgisel olarak” konuştuğunu söyleyip “zengin ve eğitimli vatandaşlar çocuklarını yanlarından ayırmak istemiyorlar” diyerek vatandaşlarını kategorize eden bir bakanın idaresindeki Milli Eğitim mi?

82 yorum

  1. BU saçmalığa karşı toplu bir dava açmak mümkün değil mi acaba? Yani konu nereden tutsak elimizde kalıyor, doktordu, rapordu hem beni, hem de 5,5 yaşındaki çocuğumu uğraştırmaya kimin ne hakkı var? Sırf bu nedenlerle, hiç aklında yokken çocuğunu özel okula göndermeye karar veren onlarca aile tanıyorum. Bu karar kime ve neye hizmet ediyor diye düşününce, toptan bir hukuki girişim başlatmak geçti aklımdan.

    • Aslında TBB’nin açıklaması ve daha bir sürü başka uzmanın açıklaması da var. Hakikaten olay topluca ya da bireysel mahkemeye taşınamaz mı? Belki bireysel açılan davalar da yeterli olabilir. Benim eşim avukat, hemen kendisine danışıp bu konu ile ilgili bilgi sorayım.

      • Ben varım, bu mevzuda davacı olacağını bildiğim birkaç arkadaşım daha var….

        • benim kızım henüz küçük ama fark etmez her türlü desteğe varım bugün başkalarının çocukları yarın bizimkiler.. bu konu ile ilgili eşimle görüştüm araştırıp derleyecek…
          anneler birleşsin bir kez daha

    • Bu hususta herhangi bir toplu dava açma hakkı mevcut hukukça bireylere tanınmamıştır. Bu konuda açılan dava ve mevcut durum aşağıdaki bağlantıdan okunabilir.

      http://www.cnnturk.com/2012/guncel/06/08/chp.4.4.4.icin.yeniden.anayasa.mahkemesine.gidiyor/664262.0/index.html

      Toplu dava açma konusuna gelirsek:

      Bireysel dava açma hakkı İdarenin sizin hakkınızda bir idari karar vermesi yani bir idari işlem tesis etmesi ile doğabilir. Örneklendirmem gerekirse; çocuğunuzu okula göndermediniz, M.E. Bakanlığı ya da yerel temsilci kurumu çocuğunuzu okula göndermenizi aksi halde hakkınızda idari para cezasına hükmedileceğine dair bir karar verdiğinde sizin bir birey olarak hakkınızda tesis edilen bu idari işlemin yürütmesinin durdurulması talebini içeren bir iptal davasını görevli ve yetkili idare mahkemesinde açma hakkınız doğmaktadır. Yani, bir birey olarak iptal davası açılabilmesi için sizin meşru ve güncel bir hakkınızın idari bir işlem ile ihlal edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, hükümet tarafından bu konu ile ilgili kanunlaştırılan kurallar, çıkartılan yönetmelikler birey üzerinde etki doğurmadan bir dava açılabilmesi mümkün değil.

      4+4+4 sisteminin kabulü ve uygulanması ile birlikte yukarıda bahsettiğim türde idari işlemlerin birçok kişi (çocuklarını 72 ayı doldurmadan okula göndermek istemeyen veliler) hakkında uygulanacağını düşünüyorum. Bu idari işlemlerin iptali istemi ile açılacak davalarda bu sistemin eşit eğitim vs. gibi dayanaklarla anayasaya aykırılığı ileri sürülebilir ve mahkemenin bu iddiayı CİDDİ bulması halinde (ki bunu aslında kendiliğinden yani bir iddia olmadan da yapabilir) mahkeme yargılamayı Anayasa Mahkemesinin bu hususta kararını açıklamasına kadar geri bırakacaktır.

      Çok fazla teknik detaya girmek istemiyorum ama bu konuda sorunuz olursa her şekilde cevaplandırmaya çalışırım.

      Av. H. Tolga OSKAY

      • Peki, toplu dava açmak mümkün olur muydu? Örneğin, birkaç veli bir araya gelse?

        Böyle bir niyetim -şimdilik- yok ancak işin teknik kısmını merak ediyorum.

        • İdarenin tesis etmiş olduğu işlemlere karşı bir iptal davası açabilmek için gerekenleri açıklamaya çalışayım. İdare mahkemeleri nezdinde açılacak olan iptal davaları idarenin yargısal yolla denetiminin sağlanması amacını taşır.

          Öncelikle hukuka aykırı olduğuna inanılan bir idari işlem olmalı ve bu idari işlem, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden birisine dayanılarak söz konusu işlem bir iptal davasına konu edilebilir.

          İkinci olarak, söz konusu idari işlemin “icrai” bir işlem olması gerekmektedir. Zira, bireyin hukuki statüsü üzerinde bir değişiklik yaratmayacak olan bir idari işleme karşı bir iptal davası açmada hukuki fayda bulunmamaktadır.

          Üçüncü olarak ise davacının meşru yani hukuken ileri sürülebilir, güncel yani davanın açıldığı tarihte varolan fiilen ilgili ve kişisel yani kişinin kendisi ile doğrudan ilişkili bir menfaatinin ihlal edilmesi gerekmektedir.

          Esas sorun kanun değişikliklerine karşı toplu dava açmaktan öte
          dava açılıp açılamayacağı hususunda ve halihazırdaki değişikliklerin iptali için ne bireysel ne de toplu dava açmak “mümkün değil”. Daha önce söylediğim gibi bu hak siyasal partilere tanınmış durumda ve görülmekte olan bir dava zaten var.

          Şu anda elimizde herhangi somut bir idari işlem henüz bulunmamakta yani Bakanlığın “çocuğunu okula gönder yoksa şu kadar para ödemek zorunda kalacaksın” tarzında bir yazı henüz kimsenin eline ulaşmadığı için bu hususta toplu mu yoksa bireysel bir dava mı açmak daha mantıklıdır henüz bilemiyorum zira o metinlerin içeriğini görmeden birşey söylemek yanlış olur…

          Şu anda yapılacak tek şey bir süre daha beklemek ve varolan tepkiyi harekete çevirmek, sivil itaatsizlik güzeldir 🙂

          Av. H. Tolga OSKAY

  2. çocukların gelecekleriyle oynayan, eğitim gibi hayati derecede önemli bir konuda cahil, saçma sapan, satılmış, politikaya alet edilmiş kararlar veren herkesin allah belasını versin. bunları allaha havale etmekten başka bir şey gelmiyor aklıma… Yazık….

  3. Betül Bulut Şahin

    5,5 yasindaki cocuk… Boyle deyince genelleyebiliyor muyuz? Benim 5,5 yasinda ikizlerim var ve ikisi de biribirinden tamamen farkli… Biri bir konuda iyi digeri degil. Bir de dusunun ki butun 5,5 yasindaki cocuklari genellemek. Mumkun degil. Ne kimse okula baslayabilirler diyebilir ne de baslayamazlar. Cocugu gormeden bilmeden kimse boyle bir yargiya varamaz. Butun cocuklari tek tek olcecek halimiz de yok o halde is kaldi cocuklari en iyi taniyacak kisiye yani anne babaya. Biz gondermeye karar verdik, cok dusunerek umarim dogru bir karar vermisizdir.

  4. Herkese günaydın. Benimde Ocak 2007 doğumlu kızım var 4+4+4 sisteminde okula göndermemek için yaklaşık 2 aydır rapor almak için özel, devlet, kızılay araştırmadığım yer kalmadı. Doktorların hepsinde bir korkaklık hissetmedim desem yalan olmaz. Neyse sonunda rapor almayı başardık; kısaca özetlemek istiyorum;
    İstanbul’da Haydarpaşa Numune Hastanesi’nden sıra numarası alıp doktor ile görüştük. Eşimle durumu izah ettik. Daha sonra Çocuk gelişimi uzmanı ile görüştük. Kızıma bir takım sorular sordular. (Çocuk Gel. Uzmanının sorduğu bazı hareketleri, yazıları, yapamadı.)Bize gelişiminin 7 ay geri olduğuna dair rapor verdiler. Bu raporun da ileride herhangi bir sorun yaratmayacağını pedagog tanıdıklarımdan öğrendim.
    Annelere babalara yardımcı olması dileğiyle…

  5. ELİF HNM. HERŞEY ORTADA KİMİN DELİ KİMİN AKILLI OLDUĞU BENDE BU KONUDA MÜZDERİBİM YARINLARIMIZ İÇİN EN KIYMETLİLERİMİZLE BİLE OYNAMAYA BAŞLADILAR

  6. bugünkü Vatan gazetesi sayfa 14 bakınız…
    http://www.haberler.com/vatan-gazetesi/

    • okumuştum bu haberi sabah fakat tamam rapor almayalım ilkokul da göndermeyelim ama okullar anaokuluna da almıyor ki bu sefer çocuğu.gittiğinde diyor ki sizin çocuğunuz ilkokulda görünüyor sistemde anaokuluna alamayız.bunu napıcaz ???!
      ama ne kadar saçma olsada bize dayatılan buysa yapıcam rapor almam gerekiyorsa da alıcam ne olursa olsun göndermeyeceğim çocuğumu

  7. Elif biz raporu deneyeceğiz, konuştuğumuz gibi ama bence yapılması gereken toplu bir karşı çıkış, toplu bir harekettir.

    Rapor alamazsak çocuğumuzu göndermiyoruz parayı da ödemiyoruz arkadaş. Böyle. Çocuk benim çocuğum değil mi?

    Zaten görüştüğümüz okul müdürü dedi ki, bugüne dek idari para cezasını bir kere bile uyguladığımızı hatırlamıyorum dedi. Ve bence bunu da bir para kaynağına çevirecekler ve merak etmeyin taksit bile yaparlar bunlar, dedi.

    Bence yoplu hareket çok önemli. Keşke örgütlenebilsek.

    • BU konuda ne yapabileceğimizi söylerseniz, ben arım, çünkü raporu alamadım ve bıktım artık

      • valla yapacağımız bu işte, göndermemek cezayı da ödememek. rapor falan da almamak. önce okulları hazır hale getirsinler bu sorumluluklarını bi yerine getirsinler sonra biz de üstümüze düşeni yapalım. kendi çocuklarını göndersinler ya da.

  8. arkadaslar, facebook da ‘o daha kucuk’ diye bir grup var, o grupta, hangi sehirlerde hangi hastaneler sorunsuz raporu yaziyor vs. guncel olarak surekli aktariliyor, oraya bi bakmanizi tavsiye ederim. Baska bilgiler de var…

    • izmirde bu raporu alabilen oldumu acaba ben günlerdir uğraşıyorum alamadım bilginiz varmı ilkay hanım izmirde hangi devlet hastanesinden alabilirim.inanın zihnim çok yoruldu artık…

      • meltem hanim ankara ve eskisehir var ama izmir malesef yok, linkini verdigim siteye yazarsaniz, oradaki adminler duyuruyorlar. bi sansinizi deneyim derim.

      • eşrefpaşa hastanesini denemenizde fayda var derim.

  9. hiçbirşey yapamadan izlemek nasıl canımı yakıyor bir bilseniz…kızımın velayeti bende olsa ve seçme şansım olsa asla okula göndermem aslaaaa…az önce bir arkadaşımla konuştum kızımdan 4 gün küçük oğlu kayıttan 1 günle kurtarıyor benim ki 3 günle kaybediyor…nerede bunun mantığı…keşke elimde olsa tersdüz eder alırım raporu..inanamıyorum gönüllü gönderen, bir de 60-66 ay arası çocuğunu insiyatifle okula yazdıranlara…sırf bu yıl ki karmaşaya sokmamak için bile göndermemeliler çocuklarını…

  10. Örgütlenelim arkadaşlar… Ne bekliyoruz. Hemen yarın akşam, İstanbul’da istediğiniz yerde…
    Ben varım.

  11. BEN ÇOCUĞUMUN ANAOKULUNA BAŞLAMASINA KARAR VERDİM EN İYİ ÇOCUĞUNU ANNE ANLAR BİZ YAPAMAZ DİYORSAK BAKAN İSTEDİĞİ KADAR SİZ ÇOCUKLARINIZI FAZLA ŞIMARTIYORSUNUZ DESİN EVET ŞIMARTIYORUM VE BİR SENE DAHA ÇOCUK KALMASINA İZİN VERİYORUM NE YAPACAKLARSA MEB BUYURSUN YAPSIN BANA.

  12. Bir anasınıfı öğretmeni olarak neler yaşayacağımızı bende çok merak ediyorum,bizim 60-72 aylık olan öğrencilerimizi 1. sınıfta düşünmek çok zor geliyor,ayrıca bizimde yaş grubumuzun dahada düşürülmesi işlerimizi zorlaştıracak heyecanla bekliyoruz bakalım

  13. 8,5 aylık bir bebeğim var. Türkiye’nin eğitim başta olmak üzere diğer tüm karışıklıklarından ve istikrarsızlığından dolayı ikinci çocuğu yapmayı düşünmüyorum. Bunu bile büyütürken kalp ve akıl sağlığımı nasıl koruyacağım, bilmiyorum. Ben tek başıma ne yapabilirim diye düşünüyorum ama sivil toplum kuruluşlarının her hangi bir faaliyetini göremiyorum. Onlar niçin yaşadığımız ülkenin sorunları karşısında durumumuzu iyileştirecek bir şey yapmıyorlar?

  14. benim başlarda bi rapor korkum vardı. ya karşısına çıkarsa ya şöyle ya böyle diye. cezasını ödeyelim istiyordum. ama iş parayla bitmiyormuş. mahkemelik olmak varmış işin ucunda. o da doğru mu bilemediğimiz onlarca murafeden biri…hala da rapora çok yakın sayılmam ama bugun devlet hastanesine gideyim dedim. oğlumun kolunu böcek ısırmış. şişmiş. hem göstereyim hem bi hava yoklayayım dedim. bayan doktor belki daha anaç yaklaşır diye tek bayan doktordan randevu aldım. çocuk hsatalıkları doktoru. 1,5 saatlik beklemedin sonunda sıra bize geldi. ”kolunu böcek soktu” diye lafa başladım. neyse ona 1 dk zaman ayırdıktan sonra ”okulların istedikleri raporlar için ne yapmalıyız” dedim. sizin isteğinizle olmaz gidin boyunu kilosunuu ölçtürün acilden dedi. düşünün devlet hastanesi polikliniğinde tartı ve boy cetveli yok. neyse…gittim ölçtürdüm ölçtürürken de rapor için ölçülüyo aşağı yuvarlayın dedim. iyi bir hemşireye denk geldim. 20 kg ölçüyü 18, 118 lik boyu 114 yazdı. sınır 20kg ma 115 cm miş. araştırıp gitmiştim. bunu ölçünce sevindim hafiften. aldım kağıdı doktora geri döndüm. sağlık bakanlığından gelmiş yazılar var önünde. kasım 2006 doğumlu oğlumun 18 kilo olmasının %50 ortalamada kaldığını, 114 cm olmasının da normalden uzun olduğunu gösterdiğini söyledi. bi hayal edin. biz bu cılızlıkla ortalama ve üstteysek normal çocuklar obez ve sırık çıkacak heralde. doktor hanım fiziken okula gitmeye uygunsunuz ZİHİNSEL bi eksikliğinizim olduğunu düşünüyorsanız o testi de yapalım, o istemeyle geliyo, o da olumsuzn çıktığında çocuğun sicilini bozacak bi test dedi.”yok ben boyu kilosu az diye gelmiştim” dedim usul usul kaçtım. eğer bi tanıdığınız yoksa, çocuğunuz 10 kg ve 80 cm üstündeyse DENİZLİ DEVLET HASTANESİNDEN rapor almaya çalışmayın derim.

  15. offffffffffffff çok zor bir süreç boy kalıtsaldır bu ne saçmalık yakınen doktor tanıdığın yoksa rapor almak çok zor benim çocuğum hem uzun hem kilolu o zaman bizimkisi süper zekaymışda bizim haberimiz yokmuş 🙂

  16. Milli eğitim bakanı bu kadar çocuğun geleceğiyle oyuncak gibi oynuyor.Bu kadar çocuğun vebali sırtında nasıl yaşayacak.Bu kadar sayıda anne bu mübarek günler de kim bilir bu bakan için kalplerinden neler geçiriyor.Vallahi ben hiç olumlu duygular beslemiyorum bu şahıs için.İnsan biraz çekinir der ki yahu bu kadar aile psikolog pedagog 5,5 çok erken diye bağırıyor ben niye hala bu yanlışa devam ediyorum demiyor ya.Yazıklar olsun oturduğu o koltuğa o mevkiye kazandığı paraya yazıklar olsun.Bizim ödediğimiz vergilerle rahat rahat yaşarlarken bizim ufacık çocuklarımız ne travmalar yaşayacaklar ruhlarında acaba.Milli Eğitim Bakanı duy sesimi;Seni Yüce Allah’a havale ettim ben.Seni nasıl biliyorsa öyle yapsın.Bu yaptıklarının bedelini Allah sana ödetsin.

  17. sevgili elif 1. sınıf ve anasınıfları için okul 1 hafta önce başlıyor yani 10 eylül de ! 1 aydan az zaman var herkes nihai kararı vermeli !

  18. Az önce bir haber gördüm. 13 Temmuz tarihli görünüyor ana ben yeni gördüm:

    Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer. “Biz Eylül ayında, bu sene eğitim takvimi başladığında Türkiye’de 5’inci ve 9’uncu sınıftan itibaren yeni eğitim sistemine başlıyoruz. Bütün bu değişiklikler olurken tabi ki, bir takım insanlar bundan olumsuz etkilenebilirler, eleştirebilirler, gösteri yapabilirler. Bu eleştirileri, gösterileri dikkatle takip ederiz. Şayet haklılık payları varsa, bunlarla ilgili düzenleyici tedbirler alınır. Yoksa da, yaptığınız değişiklikleri ısrarla siz takip edersiniz” dedi.

    diyor haberde. 5. ve 9. sınıftan itibaren yeni sisteme başlıyoruz ne demek? 1.sınıf için yeni sistem geçerli değil mi? Bir de eleştirielri takip ederiz, haklılık payları varsa düzenleyici tedbir alırıs diyor. Umarım 2007lileri rahat bırakırlar en azından. Dün bütün gece dua ettim…

  19. Gerci benim kızım daha ufak ama ben de olanları yakından takip etmeye çalışıyorum.
    Daha evvel yazıldı mı bilmiyorum ama çocuğun eğitime uygun olup olmadığına dair bilimsel testler yapılmış.
    http://basin.arsiv.metu.edu.tr/index.php?date=20120815#section_25329
    Yaptıranlar var mı nasıldır yorum yaparlarsa iyi olur.

  20. Merhabalar,
    Sabah bu konu ile ilgili güzel bir yazı okudum. Paylaşmak istedim. Sadece fiziksel uygunluk tek kriter olmamalı. Okullarda tuvaletlerin düzenlenmesi de tek çözüm değil. Bu sene okula başlayacak cocuklar oyun ile okul arasında bir de abi ablaları arasında bocalayacak.
    Umarız tüm veliler MEB e davranış yönü ile örnek olup yasanın bu yönde uygulayıcılığı değiştirebilir.
    Çocukların %90’ı bu yıl kayıt yaptırmayacak
    http://www.ntvmsnbc.com/id/25374234/

  21. istanbuldan rapor alarak okula göndermemeye çalışacak velilere radikal gaztesinden çağrı var. lütfen aşağıdaki mailden kendilerine ulaşın

    umay.aktas@radikal.com.tr

    • nedir bu çağrının içeriği teması vs?

      • ben mail attım. ama istanbulda olmadığım için işbirliği yapamayız ama ilgilinize teşekkür ederiz cevabını aldım. belki imza toplanacak,belki yürüyüş yapılacak ya da başka bişey bilemiyorum….

  22. Bir sabah kalkıyorsunuz
    Ülkenin Başbakanı eğitim sistemini komple değiştiriyor.
    17.09.2012 sabahı bir anne olarak siz kalkıyorsunuz ve karar veriyorsunuz.
    okula gidebilir / okula gitmeyebilir.
    O gün ki ruh haline, okuldaki velilerin ruh haline belkide havadaki bulutların ruh haline göre karar verecek annelere selamım olsun. Sizin için sabah karar verenlerden ne farkınız kaldı ?

    ELİF HANIM ;
    LÜTFEN KARARLARINIZI SABAHA BIRAKMAYIN.AKŞAM KALEME ALDIKLARINIZI ÇOK BEĞENİYORUM. FARKINDAMISINIZ BİLMEM AMA BİR ÇOK ANNEYİDE ETKİLİYORSUNUZ. SİZİN GİBİ RUHUMUZA KALEMİYLE DOKUNAN BİR KADININ ” sıkıldım , bunaldım okullar açılınca gidip bakacağım ve karar vereceğim ” demeyin. KARARLI OLUN VE SABAH UYANDIĞINIZDA NE YAPACAĞINIZI BİLEREK KALKIN YATAĞINIZDAN.EMİNİM DAHA RAHAT VE MUTLU OLACAKSINIZ.

    FARKINDAMISINIZ BİLMEM AMA ALACAĞINIZ KARAR BİREYSEL GİBİ GÖZÜKSE BİLE SİZ BİR TOPLUMUN PARÇASISINIZ VE TEPKİLERİMİZ ÇOK ÖNEMLİ. PASİF GÖZÜKEN KARARLARIMIZ BİLE.

    • Tebrik ediyorum .Bu çok güzeldi!

    • Çok teşekkür ederim Ebru. Çok anlamlı bu söyledikleriniz benim için.

      O cümlelerimle ne kadar yorgun olduğumu ifade etmeye çalışmıştım. Herkes gibi benim de kafam çok, çok karışık…

      • Bu gün kızım dünyaya gözlerini açalı 23 gün olmuş.Yukarıda yazdıklarımı okuyunca yüzüm buruşuyor.Düşük cümleler kurmuşum. Ama mecalimi anlatabilmişim. İnanın ben de çok yorgunum ve ne yalan söyleyeyim bunalmış durumdayım. Yazılanları okuyunca anlıyorum ki tek tek herbirimiz aynı durumdayız. Günün getirdikleri yetmiyormuş gibi, tam ayaklarımızı uzatıp iki üç şeye bakacağımız kendimizi rahatlatacağımız saatlerde borsa takip eder gibi meb sitesine göz atarken yakalıyoruz kendimizi. Oda yetmiyor yeni yetmeler gibi her gün 147 arıyoruz. İşi o kadar ilerletmiş durumdayım ki sizle oturup 147 deki memurlar hakkında dedikodu bile yapabiliriz hissediyorum. Bu delilik mi? evet.
        BEN KENDİMDEKİ BU DELİLİK HALLERİNİ SEVİYORUM.
        HATTA NE YALAN SÖYLEYİM GURUR DUYUYORUM.
        Bakanlık peşime düşse Ebru ‘yu nasıl bilirsiniz diye sorsa.Etrafımdakiler bağırır
        ” DELİ BİLİYORDUK.”
        Bu nedenledir ki alabilirsem eğer raporda oğlum için yazılanlanlardan zerre kadar korkmuyorum.Benim tek korktuğum bu sistemde diretirlerse oğlumun veya kızımın döneminde okuduğunu anlayabilen , anladığını yazabilen kaç kişi kalacak. Asıl o zaman yalnız hissedecekler kendileri oğullarımız veya kızlarımız. Çünki biz her halükarda onların arkasında bir gölge gibi dolaşacağız. Belki bir ERKİN KORAY olmayacağız ama bildiğimiz ne varsa öyle böyle aktarmaya çalışacağız evlatlarımıza. Anası olanın sırtı pek olur. Peki ya olmayanlar? Beni en çok onlar düşündürüyor ve akşamları ne yalan söyleyeyim en çok o yetimler için üzülüyorum. Biz burda bıdı bıdı yaparken asıl iş onlar üzerinden dönecek gibime geliyor.Bilmiyorum…
        tüm hormonlarım tavan yapmışken ve her bir saniyem bir diğerini tutmazken ,
        ilk kez rapor alma işine soyunmuşken tüm hissettiklerim bunlar.Bence yalnız değilsiniz.

  23. ben salı günü çocuk doktorumuzdan raporu aldım fiziksel gelişimi şu an için uygun değildir ifadesi var kayıtlı olduğumuz okula ve gitmesini istediğimiz ana okuluna raporumuzu teslim ettik bu işi akıl sağlığımızı korumakta zorlanarak hallettik şükür

  24. benim duydugum herkesin özel okullara yöneldiği..Bi şeyler mi dönüyor yoksa???

  25. twitterda raporları okullara teslim etmenin son günü 24 ağustosmuş diye yazmış bi anne

  26. yeni, en yeni, flash, yepyeni açıklama …..1 haftada bu yazı üzerine konuşalım. haftaya meb yeni bi oyuncak verir.
    Resmi Yazı ve Detaylar için TIKLAYIN: http://www.onceokuloncesi.com/​mebden-sa-lik-raporu-aciklamasi​-t75706.html?p=526979

    • Bu yazı ile ne demek istiyor? Benim anladığım sadece okullara kayıtları çabuk düşürün de kac kisi var bir sınıfta bileyim demek istiyor. Doğru anladım mı? Bir degisiklik yok yani.

  27. izmirde yaşayan arkadaşlar Eşrefpaşa hastanesini denemenizde fayda var.

    Ayrıca Ödemiş, Torbalı , Tire v.s. küçük yerlerde işler daha kolay oluyor.Manisa’ yı deneye bilirsiniz. Öncelik yeriniz net üzerinden randevu alıp gidebileceğiniz yerler olmalı.

  28. Rapor isi de sikintili…Egitimciler cikiyor rapor almayin cocugunuzu damgalamayin diyor doktorlar cikiyor rapor almayin ama sakin 72 ayini doldurmamis cocugunuzu ilkogretime yollamayin diyor MEB mecbur yollayacaksiniz ya da rapor alacaksiniz olumlerden olum begenin diyor pedagoglat para cezasi odeyip cocugu evde bekletirseniz cocugunuz hazirlik okumadan ilkokula baslamis olacak yine ustelik evde gerileyebilir diyor anaokullari bu cocuklari raporsuz almiyor…Beynimiz sutlaca dondu boyle surundurme gormedim ben neyi secersek secelim rahat yok hep bir soru isareti olacak dogru mu yaptim diye…

  29. Ben diyorum ki alabilen rapor alsın ki ben daha bunu başaramadım. Sonra da gelecek sene yeniden gidip benim cocuğumun bilissel gelişimi tamdır ve 1. Sınıfa başlayabilir diye yeniden rapor alalım ve saklayalım. Gelecekte başına bir sey gelirse bu ikinci raporu çıkartırız ortaya!

  30. Muhammed Şaban Koçak

    lutfen destek verin, sesimizi duyuralım.
    http://www.facebook.com/Cocugumu72AydanOnceOkulaGondermeyecegim

  31. Anlaşılan rapor alarak ya da almayarak yapılabilecek en mantıklı şey çocukları okula göndermemek… Daha önce bahsetmiştim eşim avukat hatta bir yorum yazmıştı o da bu konu ile ilgili ama nasıl oldu bilmiyorum silinmiş… Eşimin ve avukat başka bir arkadaşının görüşü ki benim çocuğum şu an küçük büyük olsa ben kesinlikle öyle yapardım çocukları okula göndermemek. Zira bu iş zaten davalık, kaldı ki ortada belirsizlikler ve uyumsuzluklar var dolayısıyla bir para cezası ödetme işini yapabileceklerini düşünmüyorum. Ama herkesin ortak endişesi okula gitmezlerse ne yapacaklar?
    Bence okullar açıldıktan sonra kreşler ve ana okulları da alacaklar ilkokula başlamayan çocukları. Umarım öyle olur. Bu sene çocuğu okula başlayacak/başlamayacak herkese kolaylıklar diliyorum.

  32. Merhaba,
    2006 kasım doğumlu oğlum için sağlık raporu alarak özel bir okulun anasınıfına kayıt yaptırdım gerçekten kendimi çok zor bir işi başarmış gibi hissediyorum.Özel okula yazdırdım çünkü çevremizdeki okulların ana sınıflar bu sene hep ikli eğitime dönmüş çalışan bir anne olarak böylesi bizim için daha uygun oldu bu sene için ama önümüzdeki yıl 1.sınıf için iyi diye bildiğimiz bir kaç okul için yine şansımı zorlayacağım.Gerçi bizim ülkemizde 1 senelik plan yapmak çok zor artık çünkü her an her şey değişebiliyor.Bu seneki kargaşadan yorgn düşen annelere moral olsun diye diye durumumuzu sizlerle paylaşmak istedim.

  33. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama bu aralar medyada 60-66 aylıkların toplam sayısının 300.000 olduğu ve bu rakamın yaklaşık 150.000 adedinin rapor alarak okulunu erteleyeceği söyleniyor. Açıkcası bende bu rakamların makul olduğuna inanıyorum.
    Bu sitede bir çok arkadaşımızın çocuklarını küçük oldukları için ve bu durumun onları olumsuz etkileyeceğini düşündüğü için okula göndermeme yönünde kanaat beslediklerini, uzun süreli site takibinden anlıyorum. Aslında 4+4+4 çıkmadan evvel bende aynı kanaatte idim. Ancak yeni sistem ile bence veliler biraz daha kafa yormalılar diye düşünüyorum. Çünkü sistem ile birlikte müfredat, ders programı, öğrenci sayısı, okullar v.b bir çok şey değişti. Şimdi kafamda ki sorular şunlar;
    1.. Çevrenizdeki herhangi bir okula gidin. 2005 doğumlu çocuk sayısını araştırın. Karşınıza tahmin ettiğiniz gibi bir rakam çıkmayacak. Yani söz konusu rakamın az olduğuna şaşırarak şahit olacaksınız. (Ben bunu çevremdeki 2 okulda denedim). Aksine 60-66 aylıkların yarısının okula başlayacağını anlayacaksınız.Okula gönderilmeyen sene sonu doğumlu (2006) ve sene başı doğumlu (2007) çocuklarımız bir sonraki dönemde kendisinden yaklaşık 2 yaş küçük öğrencilerle eğitim alacaklar. Olayın bu boyutunu ne hikmetse kimse düşünmüyor
    2. En az 20 sınıf öğretmeni ile muzakere ettiğimde, öğretmenlerin sanılanın aksine başarılı öğrenciye göre değil tam aksine en geri öğrenci ve genellikle de sınıf ortalamasına göre ders anlatacağını anladım. Büyük çocuklar belki iyi anlayacak ama , öğretmeni vermediği sürece bekleyecek ve sıkılacak. Sıkılan çocuğun ne yapacağını Allah bilir.
    3. Okula başlamayan her çocuk gelecek senenin sayısına eklenecek. Ve gelecek sene bu sene olduğu gibi öğretmen fazlası olmayacak. Ama siz gelecek sene çocuğunuzu mecburen okula göndereceksiniz. Sınıflar bu senenin sayısından bile fazla olabilir.
    4. Ana okulunda her şey aynı değişen yok. Geçen sene gördüklerini yeniden yapmaya çalışacak.. Orda da ayrıca sıkılacak. Hele ki aynı öğretmenine verirseniz daha kötü….
    5. Okul hayatının ilerleyen yıllarında ilkleri hep o yaşayacak. Diğerleri onu takip edecek.
    6. İlerleyen eğitim hayatında neden bir yaş büyük olduğunu kuşkulu bakışlar altında izah etmeye çalışacak arkadaşlarına…

    Amacım, çocuğunuzu okula göndermek değil, haddime de değil. Ancak sadece kendi kafanızdaki doğruları bulmak adın gezindiğiniz siteleri değil, çevrenizdeki gerçeklede yüzleşmemiz gerekiyor.. Ve bence biraz daha kafa yormamaız gerekiyor.. Blogcu annenin yaptığı gibi birazda çizginin bu tarafına geçtim ben.. Ve TEVEKKÜL etmeye karar verdim.

  34. Okay Bey, Tabipler Birligi’nin ve pskiyatrlarin 72 ayini doldurmamis cocuklarinizi ilkokula baslatmayin seklindeki cagrisini gozardi etmek cok zor…MEB’in bu isin uzmanlarinin bu sistem cocuklarimiz icin sakincalidir yorumuna cevap vermemesine ne diyorsunuz peki?Bu isi varsayima birakmamalilar onunde daha el degmemis bir yasami olan 5,5 yasinda cocuklar soz konusu zira…Bu sistemin sakincasi yoksa ve MEB gercekten iyi niyetliyse detayli bir analiz ve bu isin uzmani kisilerin olumlu gorusleriyle ciksin ve bizi tam anlamiyla en ufak bir soru isaretine mahal birakmayacak sekilde aydinlatsin caresizce yalvariyorum kendilerine…

  35. Başak hanım, ne yazık ki bu ülkede siyaset yapmak uğruna yanlışa ses çıkarmayanlar olduğu gibi, doğruya da körü körüne muhalefet yapanlar da var. Yıllardır eğitimle yatıp kalkan, sitem içerisinde yer alan ve bu çocukların durumunu en iyi analiz edecek olan sınıf öğretmenleridir. Pedegoglara öğretilen çocukların 72 ayı doldurmadan okula başlmaması gerekliliğidir. Ancak, müfredatın değişikliği, ders saatlerinin süresi, okuma yazmaya geçiş zamanı gibi önemli veriler 4+4+4 ile değişti. Birinci sınıfın ilk döneminin anasınıfı formatında olacağı anlaşılıyor ve bakanlık yetkilileri de bunu tekrarlıyor..Pedegogların hala aynı öğretiyi tekrarlaması bence kendini yenilememektir.
    Ayrıca eski sitemde olupta yıl s onu doğumlu olan bir çok öğretmen çocuğu inanın yaşıtlarıyla okula başlıyor. Bu kadar sistem içerisinde olan öğretmenler çocuklarına biz kadar değer vermiyorlarmıydı. Y a da pedegogların bu tekrarlarına onlar muhatap olmuyor muydu.
    Okulu başaramayacak olan çocuğu doktor ya da pedegog değil sınıf öğretmeni belirliyor. Aslında buradan blogcu anneye bir çağrı yapmak istiyorum. Çocuklarımıza en azından iki ay zaman tanımak dah amantıklı değil mi? Daha okul başlamadan çaresizce, doğru olduğunu sandığımız bir düşünceyle kapı kapı doktor peşinde dolaşmaktansa bu küçük bedenlere en doğru teşhisi koyacak olan sınıf öğretmenine baş vurmak daha akıllıca değil midir. Biraz zor olacaktır ama Çocuk eğer küçükse zaten sınıf değiştirdiğine sevinecektir.. Ama ya küçük değilse……

    • Sayın Okay,
      Küçük değilse ile neyi kastediyorsunuz ? Keşke 2007 li çocuğumu 2006 doğumlu bir çocuk ile yanyana koyduğumda yanımda olabilseydiniz . Bizim çocuklarımız herşeyden önce fiziksel olarak küçük. Eski sisteme göre Aralık, Kasım doğumlular dilekçe ile 1 yıl geç başlayabiliyorlardı. Şu anda onlarda 1. sınıf olacak. Okul sadece okuma yazma öğretilen bir yer değildir. Çocuğun bilişsel olduğu kadar, sosyal ve fiziksel becerilerde kazanması gerekiyor. Bu çocuğun kendinden 1-1.5 yaş büyüklerle nasıl aynı anda aynı şeyleri öğrenmesini bekliyorsunuz. Burada en büyük yanlış 5 yaş grubunun okula başlatılması değil, 6 yaş ile birlikte aynı sınıflarda aynı öğretmenlerle başlatılıyor olmasıdır. Müfredat değiştirildi deniyor, bu durumda okul öncesi eğitim alan 6 yaşlar (%90 oranında imiş) sınıf tekrarı mı yapıyor olacak ?

      • Sinem hanım, psikolojide “algıda seçicilik” diye bir kavram vardır. Sizde benimde zamanında yaptığım gibi kötü örnekleri görüyorsunuz. 2006 doğumlu olupta çocuğunuzdan daha küçük bir çocuk olmayacağı fikrine sahipsiniz. Oysa gerçek olan bu değil. Okula gittiğinizde sizin çocuğunuzla aynı hatta daha küçük çocuklarında var olduğunu göreceksiniz ama gözünüz hep büyüklerde takılı kalacak. Çocuğumun gittiği anaokulunda ondan daha büyüklerde vardı küçüklerde vardı.Önce bu önyargımızdan kurtulmamız gerekiyor.Eski sitemde evet kasım, aralık doğumlular geç başlayabiliyorlardı. Bir önceki yorumumda yazmıştım. Çevrenizdeki bir ilkokula gidin bu şekilde kaç öğrenci olduğunu sorun.Rakamın az olduğuna şaşırarak şahit olacaksınız. Herkez başta tereddüt ediyor ama bir çoğu çocuğunu okula gönderiyordu.

        • Okay bey,
          Şimdiye kadar 2006 doğumlu olup çocuğumdan daha ufak tefek bir çocuk görmedim. Bu yıl okula başlayacak ortalama bir çocuğun Haziran 2006 lı olduğunu düşünürseniz benim çocuğum ondan 9 ay küçük olacak. Ocak, Şubat lıları saymıyorum bile. Kaldı ki bende okula 1 yıl erken başlamış biriyim. Size şunu söyleyebilirim ki 1 yıl erken başlamanın hiçbir faydasını görmedim. Bilişsel olarak sorun yaşamama rağmen (elektronik mühendisiyim) şu an top atılsa üzerime gelir diye kaçarım. Yani şunu anlatmak istiyorum, 1 yaş küçük başlamakla çok farklı sorunlarla karşılaşabiliyorsunuz. Özellikle fiziksel olarak. (Mesala beden eğitiminde hiçbir takıma girememek gibi..vs) Bunları aşmak için diğer çocuklardan daha fazla mücadele etmeniz gerekiyor. Aralık doğumlu çocuk içinde bu geçerlidir.

          • Sinem hanım, beni karşı taraf olarak görmeyin. Amacım illaki göndermemem gerekiyor diye çırpınan velilerin biraz daha sakinleşmesini sağlamak ve bir sene çocuğunu okula göndermeyince her şeyin düzeleceğine inanan velilere bu düşüncelerinin doğru olmadığını anlatmak.. Kendinden büyüklerle aynı sınıfta olmak bir sorunsa, kendinden küçüklerle aynı sınıfta olmakta bir sorundur.
            Sportif başarı bambaşka bir konu… Çocukların arasındaki fiziksel farklılık ortaöğretime başlamadan kapanıyor. Ayrıca sportif başarı çalışmayla kazanılabilinen bir olay. Genetik olarak sporu sevmeyen bir çocuğa 2 metrede olsa basketbolu öğretmezsiniz. Yeğenim 12 yaşında bisiklete hala binemiyor ve yüzmeden kursuna gittiği halde nefret ediyor. Ama 6 yaşındaki kardeşi her ikisini de yapıyor.
            Sizden somut gözlemler yapmanızı istiyorum. Çevrenizdeki okullara gidin… Ve sorun….

            • Evet bu nokta da size katılıyorum. Kendinden daha küçük olanlarla aynı sınıfta olmakta başlı başına bir sorun. Seneye de sorunlar bitmiyecek, katlanarak devam edecek. Bu yüzden bu geçişin böyle oldu bittiye getirilmeyip çok daha iyi planlanması gerekirdi. Ne yazık ki olmadı. Bundan sonra bize düşen veliler olarak çocuklarımızın takipçisi olmak. Benim kızımda bu sene başlayacak, özellikle sosyal ve fiziksel problemler çıkma ihtimaline karşı yardımcı olabilmek için elimizden geleni yapmaya çalışacağız.

        • 1. sınıfın ilk döneminin anaokulu formatında olacağı söyleniyor. Buna sınıf tekrarımı dersini bilemem. Ama eğer sıkıntı 72 ayı doldurması ise Bakanlık bu sorunu böylece çözmüş olacak. Yılın ilk dönemi anaokulu formatında olursa tüm çocuklar ikinci döneme 72 ayını doldurmuş olarak başlayacaklar.
          Hep söylüyorum çocuğunuz hakkındaki kararı ne siz ne de doktorlar doğru olarak verebilirler. Bu konuda bence en yetkili ağız sınıf öğretmeni olmalıdır. Çocuk küçükse ve 1. sınıfı başaramayacaksa zaten öğretmeni sizinle bunu paylaşacaktır. Ama başarabiliyorsa ve hatta iyiyse neden bir sene kaybetsin. Zaten ilerleyen senelerde gözünüze çok gelen fiziksel farklılık kapanacaktır.

  36. Mufredati inceledim maalesef tablo o kadar da iyimser degil sadece haftada 5 saat oyun dersi konmus yani gunde yalnizca 1 saat…Oyun cocugu bunlar yetmez…Literaturu cok yakindan takip eden bir prdagogumuz var kizimi fiziksel ve zeka olarak yeterli buldu ancak duygusal olarak degil dedi peki MEB isin duygusal kismi ile ilgileniyor mu,tabii ki hayir ilgilense idi bu isi cocugun anatomi ve fizyolojisi ile ilgili cocuk doktorlarina veya klinik rahatsizliklarla ilgili cocuk psikiyatrlarina degil isin psikolojik ve duygusal kismi ile ilgili pedagoglara birakirdi…Bu iste bir yanlislik oldugu asikar bence.Ayni yilin cocuklari gitsin ilkokula 2006’lilarin cogu yapar bence ama ya Mart 2007’liler?Dusunun cocugumdan sadece 15 gun sonra dogmus bir cocuk anasinifinda 1 sene daha oyun cocugu olmaya hak kazaniyor ama benim cocugum 15 gun once dogdu diye ilkokula gidecek…2007’lileri veli istegine birakmalilardi diye dusunuyorum.

    • Başak hanım size katılıyorum. MEB’in yaptığı bu adaletsizliği anlamak mümkün değil. Benimde Mart doğumlu bir çocuğum var. İlkokula başlatmak istemiyorum ama tıbben yetersizdir raporu da almak istemiyorum. Bu rapor gerçekten sorun yaşayan çocuklara verilmeli diye düşünüyorum. MEB’in insanları bu şekilde sahte raporlar almaya itmesi kadar acı birşey yok. Bu durumda 2007 lerin içinde rapor alabilenler ve alamayanlar diye iki grup daha oluşacak. Şansı, tanıdığı olanlar rapor alacak, parası olanlar özel okula gönderiyor olacak, kalan çocuklar ise kendinden 1-1.5 yaş büyüklerle okumak zorunda bırakılacak.

  37. Okay Bey bence siz bardagin dolu tarafini goreyim derken buyuk bir yanilgi icindesiniz.Ilgili bakan kendisi ifade etti egitimli aileler cocuklarini erken gondermek istemiyor diye.Benim annem ve babam ilkokul ogretmeniydi ikisi de bu sisteme karsi.Esim doktor bu ise karsi, ben yuksek lisansimi endustriyel psikoloji alaninda yaptim az cok psikoloji biliyorum ve uygun bulmuyorum.Psikiyatrlarin onerdigi kademeli gecis en uygunuydu 3’er ay geriye giderek.Ben de pek cok okulu arastirdim ve gercekten bilincli ebeveynler cocuklarini erken gondermemekten yana ayrica cevremden biliyorum 2005’li cocuk sayisi azimsanamayacak coklukta…

  38. Başak hanım, bakanın açıklmasını tekrar okursanız; çocuklarına olan aşırı düşkünlük ve yanından ayıramama korkusunun özellikle eğitimli ailelerde çok fazla olduğundan çocuklarını geç gönderme eğiliminde olduğunu ifade ediyor. Bilimsel değil sezgisel bir tespit olduğunu söylüyor. Biliyorsunuz ki eğitimli ve çalışan aileler tek çocuklu oluyor. Ve ister istemez düşkünlük had safhada oluyor.
    Ben çevremdeki okula gittim. Müdürün yanına oturdum ve beraberce arştırdık. Okulumuzda 2 tane 2005 doğumlu var. Bu çocuklar gerçekten gelişme geriliği olan da olabilir. tam tersi bizim gibi geç göndermeyi uygun bulan bir ailenin çocuğu da olabbilir. Sonra 500 ilkokul 1. sınıf öğrencisi olan okuldaki tanıdık müdür yardımcısına gittim. Onunla da arştırdım. Yaklaşık 13 adet 2005 li çocuk tespit ettik. Yani her sınıfa en fazla 1 tane düşüyor.
    Bu ortamda abartmanın anlamı olmadığına karar verdim. Çocuğum okuluna başlasın ve öğretmeni ile bu konuda bir fikir alışverişinde bulunalım ve ondan sonra karar verelim diye düşündüm.
    Bakın müfredatta farklılık yok diyorsunuz ama düdşündüğünüz gibi değil. Şimdi Bakanlık oyun kartları hazırlıyor. Oyun köşelerinden bahsediyor.(bana pek uygulanabilinir gelmedi ama göreceğiz) Sonra 1. sınıf ın ilk dönemi okul öncesi eğitim gibi olacak. ilkokul 1.sınıfta öğrencilerin okuma yazma öğretimi için acele edilmeyecek, ilk 2-3 ay okuma yazmaya hazırlık şeklinde düzenlenecek. ders ssati 1. sınıfta geçen yıla göre 100 saat daha az. evet 5 saat oyun ve fiziki etkinlik dersi ama yanında 4 saatte serbest zaman var.
    Amacım tekrar söylüyorum: ezbere alınmış gibi” benim çocuğum küçük daha yapamaz” diyenlere çocuklarına şans vermelerini sağlamak. Yoksa birisinin çocuğunu okula göndermek benim haddim değil. Onlar da bizim çocuklarımız.
    ,

    • okay bey size şu soruyu sormak zorunda hissettim kendimi,sanırım taraf oluğunuz için;
      bu inat niye?biz çocuğumuzu tanır ve en doğrusunu isteriz,anasınıfı ise doğrusu anasınıfıdır,neden çocuğu dünyaya getiren,büyüten biz aileler zorlanıyoruz?bu zorlama neden? 5.sınıfı okutacak öğretmenler açıkta kalmasın diye mi? çok yazık…

      • Selin hanım, birincisi taraf değilim. Bende çocuğumu bir sene daha okula göndermeyebilirim. Ama bu kararımı çocuğumun okulunu, sınıfını görmeden; ona bir kere olsun şans tanımadan ve en önemlisi öğretmeni ile muzakere etmeden vermeyeceğim. İstatistiklere göre değil, çocuğumun karakteri ve gelişimine göre karar vereceğim. Çocuğumu genellemelere göre değil bizzat nokta atışı yaparak değerlendireceğim. Taraf olmak uğruna bir ebeveyn çocuğunu harcar mı? Sizin kadar bende çocuğumu harcama eğiliminde değilim ve hiç bir zaman da olmadım.
        İkincisi inat ettiğim falan da yok. Araştırıyorum, soruyorum, okulları ziyaret ediyorum. Çocuğumuzu tabiiki en iyi tanıyan biziz. Ama aynı zamanda en çok merhamet eden de, üzerine en çok düşen de, var olan problemlerini bazen kabullenmek istemeyen de biziz. Bazen onu korumak adına cam fanusa hapsedenler de biziz. Bazen en iyi bildiğimiz şeyin yanlış olduğunu, en doğğru yaptığımız hareketin yanlış olduğunu daha sonraları anlıyoruz.
        Ben olayın siyasi boyutuna inanın hiç bakmıyorum. Eğer düzelmiyorsa elimdekileri bir araya getirip en güzelini bulmaya çalışıyorum o kadar….. Bunun adına ister optimistlik deyin ister akılcılık… Dedim ya amacım sadece ezberi bozmak….

        • Sizin çocuğunuz olduğuna nedense hiççççç inanmıyorum,belki de septik olduğum için,malum herkes sizin gibi optimist değil bu dünyada…pesimisti de var septiğide,her emre itaat etmeyeni de…sanmıyorum da eğer varsa çocuğunuzu 2.sınıftan başlatın madem sisteme inanmışsınız 1.sınıf anasınıfı formundaymış zaman kaybetmemiş olursunuz.

          • Hafta sonu işlerimden dolayı sınırlı sürede yorumlara bakabiliyorum. Ama size özellikle cevap vermek istedim Selin hanım. Sizin neye inandığınız umrumda değil.Olayı kişiselleştirmeye çalışmayın. Yazdıklarıma ve anlatmak istediklerime cevap verin verecekseniz. Seviyeyi aşağılara çekmeyin lütfen.. Ayrıca sizin istediğiniz gibi düşünmek zıorunda da değilim. Çocuğum olmasa bu forumda dolaşıp, yorumları okuyup birde üzerine yorum yapacak kadar boş birisi değilim.

            • Seviyeyi aşağıya çekmekten kastınızı anlamadım,herhalde tarzım olmadığı için,siz daha iyi bilirsiniz,herhalde diyorum…

  39. Okay Bey, benim çocuğuma aşırı düşkünlüğüm yok, olsa idi, 3 yaşında anaokuluna göndermezdim…Gelişimi için anaokuluna gitmesinin faydalı olduğu bilimsel istatistiklerle kanıtlanmış yaş olan 3 yaşta anaokuluna başlattım, benim gibi eğitimli ve tek çocuklu pek çok kişinin çocuğu da benzer nedenlerle 3-3,5 yaşlarında anaokuluna başlamıştır. Aynı bilimsel gerekçelerle 6 yaşından önce ilköğretime başlamasının uygun olmadığını düşünüyorum. İlgililerin “Biz bütün okulları elbette bu okulların kaydında kuydunda sayıyı artıracağız. Ama bütün okulları imam hatip okulu yapma şansını elde etmiş durumdayız” şeklindeki açıklamalarından da aşikar olduğu üzere bu sistemin amacı bambaşka. Herkesin amacı kendine kutsaldır, o amacı da eleştirmiyorum. Sonuçta yöneticiler açık ara oy çokluğu ile başa geldiler. Yine de sizin optimist yaklaşımınıza hayran oldum doğrusu. Benim kızdığım bu sistemin dayatmalı ve apar topar geçilmiş bir sistem olması. Normalde okula başlama yaşı 78 aydı, bu sene bunu 75 ay yapıp seneye 72 ay yaparak ılımlı ve aşamalı geçiş yapabilirlerdi. Ne yığılma ne feryat hiçbiri olmazdı bu durumda. Ben ve benim gibi ilkokul için 72 ayı bekleyelim görüşündeki velilerin tek amacı, bilimsel ve pedagojik istatistiklerin buna işaret ediyor oluşu, çocuklarımızın hazırlık sınıfına giderek seneye tam ve donanımlı olarak hem psikolojik hem de bedensel anlamda 1. sınıfa hazır olarak gitmeleri…Şimdi bir kader ayrımındayız herkes çocuğu için en doğru kararı vermek istiyor herkes iyi niyetli çünkü; gönderen de göndermeyen de pişman olabilir, bunu zaman gösterecek ve bu belirsizlik de bizim azabımız olacak. Ama bilimsel istatistikler ve bu işin eksperleri bu sisteme geçişin bu şekilde olmaması gerektiğine kuvvetle işaret ediyor bence.

  40. Bilimsel gerçeklerle hareket etmek elbette en doğrusu. Yukarıdaki yorumlarda göndermediğimiz zaman çocuklarımızın yaşayacağı sorunlara da işaret etmiştim. Bu yorumlarıma haklı değilsiniz diyen olmadı. Herkesin ezbere aldığı “daha küçük yapamaz” söylemi seneye, “çok büyük oldu sıkılacak” haline dönebilir gerçeğide bilimseldir.
    Ben sadece Bakanın söylediklerinin tamamını aktardım. Bakanın söylemi doğrudur demedim. Bir önceki yazınızda “Bakan eğitimliler çocuklarını okula göndermek istemiyor” diye yazınca ,konuşmanın tamamını aktarma gereği duydum.
    Başak hanım ne yaparsanız yapın siyasi irade bu sistemi değiştirecek. Öyle olsaydı, böyle olsaydı demenin zamanı çoktan geldi de geçti bile. Ben elimde var olanlarla kızım hakkında en doğru olanı yapmaya çalışıyorum. Daha önce de söylediğim gibi göndermeyebilirim belki onu okula… Ama bu hal beni memnun edecek mi … Kocaman bir HAYIR… Artık realist düşünme zamanı… İstatistiklerin söyledikleri, anne-babanızın dedikleri, pedagogunuzun tavsiye devri bitti.
    Yapılan doğrumudur.. Ona da kocaman bir HAYIR…
    Şu forumda herkes aynı düşüncede… Ben hafif muhalefet yaparak problemi daha geniş yelpazede zamana yayarak oluşturduğum düşüncelerimi aksettirdim. Ama anlaşılan o ki kimse ezberini bozmak istemiyor.
    Ne diyeyim sizin için de benim içinde hayırlısı olsun…

  41. Okay Bey dileklerinize katılıyorum tüm çocuklarımız için en hayırlısı olsun bence de… Bakan çıkıp Nisan sonrası doğumluluların % 90’ı bu sene göndermiyor da dedi. Benim Mart doğumlu kızım seneye Nisan Mayıs Haziran doğumlu çocuklardan çok büyük olmayacak, aynı senenin çocuklarıyla gidecek; özel okula göndereceğim için yaşa göre ayrılan bir düzende okuyacak. Ama bu sene giderse 2005’li ve 2006’lılarla bir tutulacak, yine özel okulda aynı sınıfta olmayacak onlarla ama aynı örgün sınavlara onlarla birlikte girecek ve 1 sene daha az oynayacak. Şu anda anasınıfında 2 senedir birlikte olduğu 15 kişilik sınıfının 13’ü Nisan sonrası doğumlu ve hazırlık sınıfında olacak onlar benim kızım ve bir çocuk daha o sınıftan koparılıp ilköğretime geçecek, bana bu çok anlamlı gelmiyor. Başından beri bu kırılımın yanlış olduğunu düşünüyorum. 2006’lılarda çok sıkıntı olmayacak bence ama 2007’liler veli isteğine kalmalıydı…

  42. Sevgili OKAY bey,
    bende kaydımızın düştüğü okulun müd.yard. ile 230 çocuğun kayıt listesini inceledim. 2005 doğumlu çocuk sayısı 60 a yakındı.Tek tek saydık. 2006 lılarıda saydık, 2007 lileri saydık(sadece ocak şubat mart olarak ,diğerlerini çıkardık. 14 KİŞİ)
    kIZIM 27 MART 2007 doğumlu.
    Durum sizin aktardığınızın tam tersi. Neden mi? bilmiyorum.İki okulla genelleme yapamam sizin gibi.Bu istatistiklere aykırı çünkü. Tıpta bir deyim vardır.
    HASTALIK YOKTUR HASTA VARDIR.
    Bu durumda aile ,eğitimci buna karar vermeliydi.Ama bu karar önce kanunla elimizden alınıp,genelge ile doktorlara pas edildi.Nereden tutsak elimizde kalıyor.
    Hep birlikte 10 eylül de göreceğiz.

  43. Merhaba doktor benim kizimin kaydinin oldugu okulda da benzer bir tablo vardi.Buna gore %6 2007’li, % 68 2006’li, % 26 da 2005’li olacak kaba hesapla…Olan 2007’lilere olacak maalesef : (

  44. Herkes sadece 1.sinifi ve 1.sinifin müfredatını düşünüyor ve sorguluyor. Mayıs ayında okuma yazma öğrenen cocuklar, yeni öğrendikleri yavaş okumaları ile 2. Sınıf müfredatını bir sonraki sene nasıl yapacaklar? Müfredat ilkokul sonuna kadar hafifletilecek mı? Neden hiç kimse bundan bahsetmiyor? Benim Kasım 2003 dogumlu Buyuk bir oğlum var, elimizde olmasına rağmen onu o zaman okula geç başlatmadık ve simdi okulda zorlanıyor. O zaman elimde seçenek vardı ve bu benim secimimdi. Peki simdi subat 2007 dogumlu oğlum için niye kendi secimimle karar veremiyorum? Zorlanacagini bile bile onu kendinden buyuklerle okumaya nasıl veririm?

  45. Sevgili Başak ve doktor, yazdıklarınızdan sonra diyebileceğim bir şey yok. Benim sorduğum 2 okulun sonuçları inanın sizinki gibi değildi. Belki de doktorun dediği gibi 2 okulla genelleme yapmam da yanlıştı, bilemiyorum.
    Hayatı boyunca aynı örgün sınavlara gireceği doğru. (sınavlar kaldırılmazsa tabii). Ama gelecek senenin öğrenci sayısının bu senenin öğrenci sayısından farklı olacağını sanmıyorum. Daha önce de değindiğim üzere yaklaşık 150.000 öğrenci bir sonrakinin sayısına eklenecek. Belki de daha fazlası.. Ve aksine sınıfların öğretmen yetersizliği nedeniyle (bu sene öğretmen fazlası var) daha kalabalık olacağını düşünüyorum. Tabii bu söylediklerin devlet okulları için geçerli. Bu sistemden kısa vadede geri dönüleceğini de hiç ihtimal vermiyorum. Çocuklarımız bu çarkın içine en geç seneye girecekler.
    Yine söylediğim gibi ben kızımı bu sene gönderip göndermeme kararımı okullar açılıp, kızızmın okulunu, sınıfını ve arkadaşlarını görmeden vermeyeceğim. Ve en önemlisi öğretmeni ile diyaloğa geçeceğim.
    Ben hepinizin görüşüne saygılıyım. Ancak yorumlarımı kişiselleştirmeye çalışan ve saplantı haline getirdiği “okula göndermeyeceğim” söylemine hafif te olsa muhalefeti hazmedemeyen şahıslar var. Bu nedenle forumun amacından sapmaması için bir daha yorum yapmamaya karar verdim.
    Çocuklarımız için en iyisinin olması dileklerimle….

  46. Herkesin kendine göre haklı olduğu husular var Okay Bey. Siz kendi yaşam dinamiklerinize göre ben de kendi yaşam dinamiklerime göre haklıyım. Seneye de yığılma olabilir, ama en azından kendi doğduğu senenin (2007) ve bir sonraki senenin (2008) çocuklarıyla girecek o sınavlara, benim çocuğumun yararına olacak diye düşünüyorum. 2006’lı olsaydı yolladım dedim ama devlet okuluna yollamazdım yine de. Hürriyet’te bu sabahki manşeti görünce dehşet oldum çünkü özellikle İstanbul için. Haberin başlığı: Alacakaranlıkra Ders Başı… İl Milli Eğitim Müdür bile bu seneden umutsuz…Herkese sevgiler.

  47. Denizi bulandırmalarına izin vermemeliyiz. Duruma biraz daha geniş perspektiften bakıp çok net anlaşılan şu manzaryı herkesingörmesi gerekiyor:
    1-) 4+4+4 sisteminde amaç pozitif bilimlerle ilgili daha kaliteli eğitim sağlamak mıdır?
    Cevap: Hayır. Çünkü eğitim araç gereçleri, müfredat ve eğitici personel ile ilgili eğitimin kalitesini arttıracak kayda değer herhangi bir geliştirme yapılmamıştır. Hep beraber göreceğiz ; yapılmayacaktırda.
    2-) Bu sistemle Türkiye Cumhuriyeti’ ndeki tüm okulların imam hatip okuluna çevrilmesinin yolu artık açılmış mıdır?
    Cevap: Evet. Geçen gün bunu AKP Muğla Milletvekili Ali Boğa bir mezuniyet yemeğinde yaptığı konuşmasında “Tüm okulların imam hatip okulu olması için elimize çok iyi bir fırsat geçti.” açıklamasında bulunarak çok açık bir şekilde itiraf etmiştir.Üstelik ünversite giriş imtihanında imam hatip mezunlarının kat sayı puanlarıda iyileştirilip bu günlere zemin de hazırlanmıştır.
    3-) Bu sistemle amaç dinini iyi bilen nesil yetiştirmek midir?
    Cevap: Hayır. Öyle olsa öncelikle ilgili dersler Arapça verilmezdi.
    4-) (Bu kısım biraz siyaset ile ilgili olacak fakat temelde konumuzu bire bir kapsıyor.)
    Esas önemli madde:
    Bir düşünelim; acaba niçin “dindar nesil yetiştirme” yalanı altında bu sistem bize dayatılıyor. (Sanki bizler yoldan çıkmış, sapkın dinsizlermişiz gibi.)
    Cevap: iki tür insana hakim olmak çok zordur. (Hakim olmayı, kandırmak ya da vereceği oyu tarafına çekmek olarakta düşünebilirsiniz). Birincisi tanrı tanımaz olanlar, ikincisi de dinini iyi tanıyanlar.
    Neydi meşhur projelerinin adı: “Ilımlı İslam”.
    Nedir bunun açınımı: Yerli taşeronlarla dinini azcık bilen nesil yaratma projesi.
    Daha da açınımı: Okumayan, haksızlığa tepki vermeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, tarihini bilmeyen, gelişmeye kapalı, muhtaç, boynu bükük, kaderine razı, bir nesil yaratma projesi.
    “Cennet, cehennem falan, namaz, oruç, hac, ümre, biraz da arapça dua verdinmi tamamdır. Vatandaşın çoğunu zaten hem ekonomik hem de eğitim açısından muhtaç duruma getirdik.Arkamızıda okyanus ötesine yaslayıp koskoca Türk ordusunu da kafese aldık nasıl olsa. 1 çuval kömürle oylar garanti hamdolsun. Ağlama edebiyatınıda unutmamalı. Biraz şiirle süsleyerek şöyle…”
    %10 bu oyuna kanar, bir okadarıda kanmış gibi yapar, geriye kalanda sanal ortamda halledilir. İşte sana %49,5. Ezici çoğunlukta olduğumuzu onlar bizden iyi biliyor. Bayramlarımızı kutlamayı engellemeleri ondan. Anıtkabiri ziyaret edenlerin sayısını bu yüzden artık açıklamıyorlar. Okullarda gençliğe hitabeyi, andımızı okumayı yasaklamaları da ondan. Ezici çoğunlukta olduğumuzun bilincine varmamızı engelleyemezlerse başlarına gelecekleri biliyorlar. Milli duyguların ve ulusal bilincin uyanışa geçmesi onların en büyük kabusu çünkü.
    Kuran’ ın “OKU” diye berittiği ilk emri görmezden gelerek, güzel dinimizin esas vurguladığı “AHLAK, YARDIM SEVERLİK, SEVGİ, SAYGI, DÜRÜSTLÜK, AKLINI KULLANMAK, HOŞGÖRÜ” gibi temel konuları bir kenara bırakıp,saçı başı örtmeyi, ince bıyık bırakmayı, ortalıkta çarşafla, cübbeyle, takkeyle, iki karış sakalla dolaşmayı mı öğreteceksiniz dini vecibeler olarak yeni nesile?
    “Dikkatlerini fani dünyaya değil diğerine versinler, yatırımlarını öbür dünyaya yapsınlar yeter. Ki meydan bize kalsın.” Lafa gelince “Fani dünya, kefenin cebi yok.” diyenlerin mal varlıkları insanın dudağını uçuklatacak cinsten. Niyeyse kimse sormuyor. “Hani dünya faniydi. Ne yapacaksın bu kadar malı mülkü? Üstelik vatandaş açlık sınırındayken.” Dahada önemlisi, “Önceden bu kadar yoktu. Kısa sürede nasıl zengin oldun?” diye soran da yok malesef.Soran var aslında da, soru soran çoğalınca gündem değişiveriyor apış arası muhabbetleriyle.
    Buradan soruyoruz işte.
    Çocuklarımızı meşhur projeniz uğruna heba edecek kadar mı taş kalplisiniz?
    4+4+4 saçmalığını zorla dayatıyorsunuz. Bu yıl normalde 5. sınıfları okutacak olan yüzlerce öğretmen sırf bu sistemi dayattığınız için boşa çıktı. Bunu bilmiyormuyuz sanıyorsunuz? Şimdide bu öğretmenlere sınıf yaratmak için yaşı düşürüp minicik yavrularımızlasınıfları doldurmaya çalışıyorsunuz. Ki sisteminiz daha başta çökmesin. Bir de sözde tedbir alıyorsunuz yine sistem çökmesin diye: “Kayıt yaptırmayana ceza keseriz, hakkında soruşturma açarız. Göndermek istemiyorsan çocuğuna bedeni ya da aklıgeridir diye raporu almak zorundasın.”
    Kimsin sen? Siz kimsiniz?
    Değil ceza, kafamı kesseniz çocuğumu ilkokula göndermeyeceğim.
    Bu aşağılık oyuna ancak sizin %10 kanar.
    …. Ne oldu?
    Meydanı boş mu sandınız?

    30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.

  48. Ayşe hanım yaşını kaç bilmem, zten sizi tanımam etmem, ama ellerinizden 3 yaşındaki oğlum, doğmamış çocuğum adına öpüyorum.