7 Yorum

Kamp deyip geçme

Geçtiğimiz hafta Bartın’dan, Trabzon’dan, Ankara’dan, Edirne’den, Antakya’dan ve Türkiye’nin daha birçok şehrinden çocuklar Uludağ’da toplandı. 9-13 yaş arasında bir sürü çocuğu, yanlarında anne ya da babalarıyla Ağustos ayında Uludağ’a getiren şey ise Nestle’nin düzenlediği Nesquik Yaz Kampı’ydı. Nesquik, geçtiğimiz yaz başında düzenlediği bir kampanyayla aileleri, bir çekilişe katılmaya davet etmiş ve

Bir hafta sürecek kamp boyunca verilecek olan 15 saatlik İngilizce eğitimi, gün boyu spor, sanat ve doğa faaliyetleri gibi etkinliklerle desteklenecek. İngiliz, Amerikalı ve Kanadalı öğretmenlerle yürütülen İngilizce eğitim programı, yaş ve lisan düzeylerine göre oluşturulan 12′şer kişilik küçük gruplarla gerçekleştirilecek. Günün 3 saatini profesyoneller tarafından hazırlanan ve yürütülen eğitimlerle geçiren katılımcılar, kalan zamanlarında futbol, basketbol, beyzbol, voleybol, hokey, dart, langırt, masa tenisi, badminton gibi sporlarla uğraşabilecek, Uludağ’ı keşfetme fırsatı yakalayacak, mini diskoda dans edecek, define arayacak veya resim yapabilecekler. Ve işin en cazip tarafı: çocuklar bütün bunları yaparken, ebeveynler de onlar için hazırlanmış özel bir programla temiz havada stres atacak, uzmanlardan seminerler dinleyecek.

demişti.

Deniz ve ben de Nestle’nin davetlisi olarak bu kampa iki günlüğüne konuk olduk. Her ne kadar Deniz 5,5 yaşı itibarıyla 9-13 yaş aralığının dışında kaldıysa da, yaşıtı olan bir diğer “fasulyeden kampçı”yla arkadaş olması, ama en çok da kampın katılımcı atmosferi sayesinde çok güzel vakit geçirdi.

Katılımcıların bir hafta kaldığı kampta biz bir gece iki gün misafir olduk. Ve bu süreçte gerek bu organizasyon, gerekse çocukların gelişimi için bu tür kampların gerekliliği açısından oldukça fikir edindim.

Nesquik’in sponsorluğunda düzenlenen bu yaz kampı, 23 senedir “okul dışı eğitim” üzerine uzmanlaşan ve “gençlik kampı” deyince akla gelen ilk isim olduğunu öğrendiğim Geleceğin Yıldızları ekibinin bir çalışmasıydı. “GeleceğinYıldızları” ismini daha önce de duymuş ancak araştırmamıştım. Ekibin kurucuları ve yöneticileri olan üç kardeş de kamp boyunca Uludağ’da olunca onlarla sohbet etme imkanı buldum.

Yola geçtiğimiz hafta Salı sabahı çıktık. Hani şu meteorologların “sıcaklıklar yaklaşık 10 derece düşecek” dedikleri Salı sabahı. Önceki gece hava aniden serinleyip sağanak yağmur başlayınca yanıma ne almam gerektiğini şaşırıp konaklayacağımız Beceren Otel’i aradım. Telefonda “Merak etmeyin, kaloriferleri yakıyoruz” dediklerinde önce bir yutkundum, sonra da bir gecelik çocuklu konaklama için bir haftalık çocuksuz tatilde yanıma aldığımdan daha fazla eşya hazırlayarak bavulu kapının önüne koydum.

Karanlık, soğuk, ıslak sabahta çıktık yola. Yenikapı’dan deniz otobüsüne bindiğimizde Deniz’i en çok oyalayan şey Angry Birds kitaplarıydı. (Altın Kitaplar bu kitapları yeni yayınlamış, Angry Birds hayranlarına duyurulur.)

Deniz otobüsünde dışarı çıkıp “hava almanın” yasak olduğuna çok bozulan Deniz efendi, bir küsur saatlik deniz yolculuğu sırasında kah boyama yaptı, kah çıkartma yapıştırdı. “Nasıl olsa dağa çıkarken uyur” derken, Deniz kendinden beklenenden çok üstün bir performansla, yol boyunca birkaç kez mide bulantısı molası verdirerek yolculuğu tamamladı. Bütün yol boyunca uyuması için adeta yalvardığım oğlum, araç Beceren Otel’in kapısına geldiğinde gözlerini kapatmıştı!

Beceren Otel -ismi ister istemez bir gülümseme yaratıyor insanın yüzünde- Uludağ’ın en eski ve en karakteristik otellerinden biriymiş. Hatta birçok Türk filmindeki aşk ve kar sahnesi de burada çekilirmiş. Tabii ya,” dedim bunu duyunca, “o yüzden bu kadar tanıdık geliyor burası!” Gerçekten de içeride çok nostaljik bir hava var, bir nevi 80’lerdeki evinizde hissediyorsunuz kendinizi…

İki resim arasındaki farkı bulun! Not: İki farklı gün, aynı pencereden bakış

Biz kampa Salı günü katıldığımızdan, Pazartesi günü oraya varan katılımcılar çoktan tanışıp kaynaşmışlardı. Ancak Geleceğin Yıldızları’nın koçları sayesinde ortama uyum sağlamamız vakit almadı.

Geleceğin Yıldızları, her biri milli basketbolcu olan ve kamp ekibince “3G” olarak adlandırılan Fahrettin, Murat ve Osman Gözet kardeşlerin 23 senelik emeğinin ürünü. 1989 yılında kurulan Geleceğin Yıldızları, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde (Uludağ ve Çeşme/Alaçatı) ve yurt dışında (Amerika/İngiltere) 7-17 yaş çocukları için kampları düzenliyor. Bugüne kadar 56 ülkeden, 53 şehirden binlerce çocuk bu kamplardan mezun olmuş.

Ancak kamp deyince aklınıza öyle çadır, karavan falan gelmesin. Onu da yapıyorlar tabii, konakladıkları süre boyunca çocuklara dağda çadır da kurduruyorlar çocuklara. Ancak yaptıkları iş kamptan çok daha geniş kapsamlı. “Okul dışı eğitim” olarak tanımlıyor bunu en küçük kardeş ve Genel Müdür olan Osman Gözet. Spor isteyen çocuklar için basketbol, voleybol, sörf, yelken ve kayak gelişim kampları, yabancı dil isteyen çocuklar için İngilizce gelişim kampları, sanata yatkın çocuklar için film yönetmenliği kampları düzenliyorlar.

İkinci gün hava açınca dışarıda vakit geçirebildik

Geleceğin Yıldızları samimi ancak profesyonel ve işini gerçekten ciddiye alan bir ekip. Kamp boyunca konakladıkları otelde doktor hazır bulunduruluyor. Zaten sezonda oteller bölgesine kurulan sağlık merkezi de hazır oluyor. Çok acil bir durumda helikopter indirebilecek kadar sağlama almışlar işlerini. Şimdiye kadar hiç gerekmemiş, ancak “Yapabildiğimizi görebilmek için bir kere denedik” dedi ortanca kardeş Murat Gözet.

Geleceğin Yıldızları koçluk sistemi üzerine kurulmuş. Kampa daha önceden katılımcı olarak gelen -ve birçok donanımla ayrılan- çocuklardan seçilen bir grup, koçluk eğitimi alıyorlar. Yaşları 17-22 arasında değişen, sorumluluk sahibi gençler arasından seçilen bu koçlar küçük kampçılara adeta abilik/ablalık yapıyorlar. Küçük çocukların kampta geçirdikleri süre boyunca yataklarını toplamalarına, odalarını düzenlemelerine, dişlerini fırçalamalarına ön ayak oluyorlar.

Deniz, sabah kahvaltısında, Geleceğin Yıldızları'nın Genel Müdürü Osman Gözet ile birllikte

Geleceğin Yıldızları’ndan bazıları şimdinin yıldızları olmuşlar bile. Bu kamplardan geçen çocuklar arasında halihazırda NBA’de oynayan basketbolcular, önde gelen şirketlerde önemli pozisyonlarda çalışan genç yöneticiler var. Türkiye’de henüz çok bilinmese de, bağımsız ve özgüvenli gençler yetişmesinde büyük rol oynuyor böyle kamplar. Yaygınlaşması ve daha çok gencin katılabilmesi dileğim.

Normal şartlarda kampa çocuklar aileleri olmadan katılıyorlar. İki hafta boyunca ailelerinden ayrı olmak onlara çok şey katıyor. Sadece ailelerinden değil, Facebook’tan, internetten, cep telefonlarından da ayrı kalıyorlar bu süreç boyunca. Koçlar kampçılara göz açtırmıyor bu konuda. Ama zaten herhangi bir baskı kurmak gerekmiyor, kamp havasına giren çocuklar ortama hemen uyum sağlıyorlar.

Dediğim gibi, normal kamplar sadece çocukları misafir ediyor. Ancak Nesquik Yaz Kampı’nın kurgusu daha farklıydı; çocuklar yanlarında bir büyükle davet edilmişlerdi. Nitekim kampın amacı çocuklar kadar anne-babaların da güzel ve dolu vakit geçirmesini sağlamaktı. Anne/babalar çocuklarına bakıcılık yapmıyor, kendileri için düzenlenen programlara katılıyorlardı.

Orada olduğum süre boyunca Nesquik Yaz Kampı’nın, Nestle ekibinin 16 aylık bir çalışmasının ürünü olduğunu öğrendim. Ticari bir iş yapmanın da ötesinde, fayda odaklı bir çalışma gerçekleştirmek isteyen Nestle gerçekten bunu başarmış görünüyordu. Her ne kadar kampın ardında ticari bir isim de olsa, kampın ruhu bunun çok çok ötesindeydi. Dilerim başka markalar da bu çalışmayı örnek alır ve çocukları kaçırmaya çalıştığımız televizyon reklamlarına yaptıkları yatırımların en azından bir kısmını böyle çalışmalara ayırırlar.

Gün boyu yapılan aktivitelerden bir demet...

Benim orada olduğum iki gün boyunca iki seminer düzenlendi. Biri Erciyes Üniversitesi’nden diyetisyen Neriman İnanç verdi. Ben yol yorgunu olduğum için katılamadım ancak katılan anneler çok şey kaçırdığımı söylediler. Diğeri ise ertesi gündü ve bu sefer oradaydım. İstanbul Parenting Class‘ten Sinem Olcay Kademoğlu okul çağı çocuklarının davranış ve gelişimleri hakkında bilgi verdi. Oldukça göz açıcıydı, hele de şu zamanda…

Seminerlerin dışındaki programlar velileri de kaynaştırma amacı güdüyordu. Çocuklarla birlikte film de izledik, onlar koçlarla oynarken biz Uludağ’ın zirvesine de tırmandık. Kampçılar İngilizce dersindeyken (ki büyükler için de ayrı İngilizce dersi vardı) biz pilates yaptık (çok iyi geldi!). Biz toplamda iki gün kaldığımızdan benim paylaşımlarım nispeten kısıtlıydı, ancak eminim bir haftanın sonunda orada çok güzel dostluklar kuruldu.

3G'lerden Murat Gözet zirvede mini bir brifing (!) verdi

Nesquik’in bu girişimi, diğer birçok marka gibi çekilişle laptop, iPad, vesaire vermek yerine böyle bir organizasyonun altına girmesi takdire şayandı. Bir hafta boyunca böylesi bir kampta vakit geçiren çocukların oradan çok güzel anılarla ayrıldığından eminim. Ailelerinin de öyle…

Geleceğin Yıldızları bu iş için belli ki doğru adresti, ortaya gerçekten çok güzel bir iş çıkmıştı. (Kamp boyunca çekilen fotoğraflara Geleceğin Yıldızları’nın Facebook’taki albümünden ulaşabilirsiniz.)

Beni bu kampa davet eden Nestle’ye, bizi orada ağırlayan ve yakından ilgilenen, ve gerçekten pırıl pırıl, yıldız gençler yetişiyor olmasına müthiş katkıda bulunan Gözet kardeşlere, Deniz Koç, Barış Koç ve Tümer Koç başta olmak üzere, kısıtlı zamanda tanıma imkanı bulamadığımız tüm koçlar nezdinde bütün Geleceğin Yıldızları ekibine teşekkür ederim.

Bu blogu takip edenlerin çocukları için henüz erkence olabilir. Ancak çocuklarınız için yatırım yaparken gençlik kampı kavramını ciddi olarak değerlendirmenizi öneririm. “Yaz tatilini boş geçirmesin”den çok öte bir deneyim çünkü…

7 yorum

  1. _cereninannesi_

    Gerçekten fotoğraflardan da görülüyor ki çok güzel vakit geçirilmiş ve çok katkıda bulunmuş bu gezi:) Çok hoş bir paylaşım, kızım büyüsün yaz kampları zaten aklımda. Çünkü ben de yaz kamplarında büyümüş biriyim:) Kızımın da çok güzel vakit geçireceğine inanıyorum

  2. yazıyı geniş vakitte sindire sindire okucam ama Denizzzz çok tatlısın sen maşallah sanaa! demeden kapatamadım sayfayı:)

  3. Bundan yaklaşık 15 sene önce Geleceğin Yıldızlarının Bursa Demirtasta düzenlediği 2 haftalık kampa katılmıştım. Sanırım ailemden uzak kalarak geçirdiğim en güzel zamandi. Zamanı verimli ve eğlenceli geçirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Oğlum büyüdüğünde gözüm kapalı göndereceğim bu tür yaz kamplarına.

  4. Bursa ya hoşgelmişsiniz Blogcuanne,
    Arkadaşım bu kampa konuşmacı olarak katılıyor bazen.Evet bizim çocuklarımız için erken ama çok seviyeli ve kaliteli bir kamp.Tabii onları yalnız gönderebilirsek:)))

  5. GERCEKTENDE COK GÜZEL BİR KAMP OLDU.BAŞTA GELECEGİN YILDIZLARI VE NESTLE YE ÇOK TEŞŞEKKÜRLER.ELİFCİM SANADA TELESEYİŞ YOLCULUGUNDA BANA O GÜZEL SOHBETİNLE EŞLİK ETGİN İÇİN COK TEŞŞŞEKKÜRLER

  6. çok beğendim, bizimkiler için erken ama takip edelim de o yaşa geldiklerinde gitsinler isterim.

    sevgiler..