57 Yorum

Okullu hayattan notlar…

İlkokulda ilk iki günümüzü devirdik.

Aslında ikinci günümüz daha çok ilk gün gibiydi. İlk gün kuraların çekilmesi, sınıfların belirlenmesi derken bir şey anlamamıştık.

Dün -Salı- sabah 9 buçuğu biraz geçe okuldaydık. “Sen de benimle sınıfa gel anne. Gelmezsen ağlarım” demişti Deniz giderken. Düpedüz tehdit. Sıkıysa sınıfa girme.

Babası iş seyahatinde olunca iş tamamen bana düştü. Herhalde tüm babalar iş seyahatinde olacak ki çocukların hepsi anneleriyle gelmişlerdi!

Neyse… Vardık okula. Gittik sınıfın kapısına. Kapalı. Çaldım kapıyı. Açtı öğretmen.

Öğretmeni görünce gülümsedim. Gülümserken birden boğazım düğümlendi. Boğazım düğümlenirken gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. Deniz’i sınıfa doğru yönlendirirken bir sürü şey geçti aklımdan:

Merhaba… Ben “Deniz’in annesi”… Deniz işte, benim çocuğum, kıymetlim… Demek sizsiniz onun öğretmeni… Hoş geldiniz hayatımıza… Deniz size emanet. Size çok güveniyorum. N’olur iyi bakın oğluma…

Demedim tabii bunların hiçbirini. Ama sanırım o anladı. Anladı ki, Deniz’in tuttuğum elini devralırken bir yandan bana gülümsüyordu. Hiçbir şey diyemedim. “Kusura bakmayın” dedim sadece titrek bir sesle… Uzattım Deniz’in elini. Tuttu o da. Tutuş o tutuş.

Deniz’in adını sordu, Deniz söyledi. “Tamam, listede görmüştüm ismini, hoş geldin Deniz” dedi. Ve kapıyı kapattı. Kaldım dışarıda.

1-B sınıfının kapısı

Aradan çok geçmedi, Deniz çıktı. Suyunu almak istemiş. Külliyen yalan! Orada olup olmadığımı kontrol etmek istedi. Tabii ki oradaydım.

Sonrasında ilk beslenme saatimizi yaptık. Kendiliğinden “acıktım” dedi Deniz beni şaşırtarak. Muz almıştım yanıma, onu yedi.

Henüz öğle yemeği yiyecek kadar uzun kalmadık okulda. Ki zaten temek olayı bir muamma. Servisle eve gidip gelmesi çok vakit alır, hem de aklı evde kalır, okula dönmek istemez diye düşünüyorum. Sanırım bir süre evden yemek göndereceğim, hatta kendim de gidip yediğinden emin olacağım. Çok mu pimpirik?

İlk veli toplantısını yaptı bile öğretmenimiz. Çocuklar yanımızda olunca biraz zor oldu tabii. Ama sorularımızı yanıtladı, merakımızı giderdi birçok konuda.

Çocuklar öğretmenle dersteyken velilere de seminer veriliyor. Bu hafta böyle olacakmış. Dersler, normal saatlerinde haftaya başlıyor.

İlk günkü ödevimiz

Deniz’in eski okulundan bir arkadaşı da var okulda. Hemen yan sınıfta. Önceden ne olduğunu bilmediği “teneffüs”ü iple çekiyor şimdi Ege’yle oynamak için.

Deniz’in öğretmenini çok sevdim. Zaten daha tanımadan sevmiştim, ne de olsa Deniz’in öğretmeniydi. Şimdi gördüm, konuştum ya, iyice sevdim. Yolu açık olsun onun da, eğiteceği çocukların da… Elimden geldiğince yardım edeceğim; istediği zaman, istediği kadar.

Okulöncesi eğitim almış olsun, olmasın; özellikle 66 aylıkların el kaslarını geliştirmeleri için bol bol oyun hamuru oynamalarını ve gazete sayfalarını yırtmalarını söyledi öğretmenimiz. “Ortalık dağıldı diye de kızmayın sakın çocuklarınıza” dedi. Peki dedik, yaptık eve gelince.

Bu fotoğrafı Facebook’ta paylaştığımda başka annelerden de benzer etkinlik önerileri geldi. İlgilenirseniz bir bakın.

Henüz formamızı almadık. Mavi önlük değil, gri Lacoste tipi tişört giyeceklermiş. Yazın kısa kollu, kışın uzun kollu. Üzerine de lacivert hırka. Dün almaya gittiğimde çok sıra vardı, bugün tekrar şansımı deneyeceğim.

Bunlar ilk birkaç günden deneyimlerimiz.

Birkaç da notum var:

Devlet okuluna girerken bazı şeyleri bilerek, kabullenerek girdik. Okulun neye benzediğini, beton zeminli bahçesi olduğunu, tuvaletlerin tertemiz olmayacağını biliyorduk. Bana kalsa binanın bahçesini çim yapar, bir tarafa çocuk parkı kurarım ki çocuklar bahçeye park eden arabaların arasında koşmak yerine kaydıraktan kaysınlar. Ama bana kalmıyor.

Bildiğimiz şeyler kadar bilmediğimiz şeyler de var, ve eminim daha da olacak. Deniz’in boyunun pisuara yetmeyeceğini bilmiyordum mesela. Alaturka tuvalette görüyor işini, ama o da çok temiz olmuyor açıkçası. Okulun badanasının bu haftaya kalacağını da bilmiyorduk. Neyse, hiç olmazsa badana yapılıyor diye şükrediyoruz.

Kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Öğrencilerin iyiliğini her şeyin önünde tuttuğu her halinden belli olan, öğretmenlerine güvendiğini hissettiren bir idare var.

Öğretmenler de, idareciler de ne yaptıklarını biliyorlar. En azından velilere öyle yansıtıyorlar. Sakinleştirmek, güven vermek için uğraşıyorlar. Bunu bizim okula özgü olarak söylüyorum; her yerde böyledir diyemem.

Sınıf mevcutları 25’i geçmiyor — evet, böyle devlet okulları da var, yok değil. Ha, bir yanda 70-80 kişilik sınıflar varken bir yanda 25 kişilik sınıf nasıl oluyor? İkisi de aynı devletin çatısı altında? Bunu ben de bilmiyorum. Aslında biraz biliyorum. Devlet okullarından ümidi kestiğimiz için.

Sınıfa destek lazım. Dört duvar dışında pek bir şey yok desem abartı olmaz. Bakalım veliler olarak ne yapabileceğiz, bir sinerji yakalayabilecek miyiz? Herkesin imkanı, bütçesi farklı tabii; yeter ki niyeti aynı olsun.

İlk günler oyun hamuru oynamakla, şarkı söylemekle geçiyor. Böyle de geçecekmiş bayağı bir süre… Okuma-yazma işi Nisan ayına bırakılmış.

Veliler aceleci. Dünkü seminerde birisi “Çocuklar öğrenmeye ne zaman başlayacaklar?” diye sordu. “Dün [okulun ilk günü] başladılar” diye yanıtladı görevli öğretmen. Çok anlamlıydı. Doğru, öğrenmek sadece okuma yazmayla olmuyor ya?.. Bak, bir günde teneffüse çıkmayı öğrendi benim çocuğum. Hoş, bu soruyu soran annenin çocuğu geçen sene anasınıfındaymış. Aynı şeyleri tekrar edeceğinden endişelendiğini söyledi, haklı olarak. O endişeye de “Tekrar öğrenmenin bir parçasıdır” diye yanıt verdi öğretmen. Bilmem…

Velilere bir şeyi beğendirmek çok zor (buna ben de dahilim!) Birinci sınıflarda 66 aylıklar için ayrı sınıflar açıldı, öğretmenler gönüllü oldu falan derken hala “Neden benim çocuğum büyük sınıfta değil?” diyen veliler var. Nedeni var mı, İlkokul İçin Beş Buçuk Çok Erken de ondan!

Okulöncesi eğitimin ne kadar önemli olduğunu birkez daha anladım. Okulöncesi eğitime gitmemiş, o havayı solumamış bir çocuğu ilkokul ortamında düşünmek istemiyorum. Okulöncesi eğitim zorunlu olmalıydı!

Kısacası alışmakla geçiyor günler. Deniz fikre alıştı. Bu sabah, günlerdir arayıp niyahet dün bulduğum caf cafsız, çizgi film karaktersiz çantasını yerleştirdi. Ödevini koydu, öğretmenin istediği kuru boyaları kalem kutusuna dizdik, onu yerleştirdi.

Şimdilik ben de onunlayım diye ikimiz de rahatız. Ama onu koca okulda nasıl bırakacağım? 50 dakikalık öğlen tenefüsünde neler yapacak? Yemeğini yiyecek mi? Bahçeye arabalar park ediyor, koşup oynarken ona dikkat edecek mi?

O koca beton bahçenin bir köşesinde çocuk parkı olsa ne güzel olurdu…

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

57 yorum

  1. çok zor seni çok iyi anlıyorum.. seneye bugünlerde benim kızım da ilkokula başlamış olacak. Aslında bazen kızımda deniyorum da, çocuklar bizim elimizi eteğimizi bırakınca daha bir çabuk öğreniyorlar ve kendilerine daha fazla güveniyorlar o zaman.. Bunu bir denemeni tavsiye ederim Elif’cim..

    sevgiler,

  2. Merhaba Elif,

    Sınıf mevcudunuz 25 ya, geri kalan her şeyi bence toparlayacaksınız diye düşünüyorum. Deniz zaten verileni almayı bilen bir çocuk. 25 kişiyle hem çocuklar hem de öğretmen daha rahat olacaklar bence. Çok şanslısınız…

    Bizim buradaki okulun(ısrarla pilot kalmak için mücadele veren bölgenin en iyi okulu) sınıf mevcudu 60+ durumda şu an. Benim Kuzey’i okula göndermememdeki en büyük sebep bu. 40 olsa bile razıydım ama olmadı, olamadı. Anasınıfını zorunlu tutmayan hükümet yüzünden 60 aylık çocuklarını da 1. sınıfa gönderenler yüzünden en çok biz bu mevcut sorununu çözemedik.

    Gözlerim doldu, öğretmenle karşılaştığın anki iç sesini okuduğumda. Anne olmak ne zor, ne iç yaralayıcı bir şey… Dualarım Deniz ve tüm mini mini birler için oldu benim de 3 gündür. 3 gündür Allah’ım herkesin çocuğunu koru, zhin açıklığı ver, kalabalıkta yitip gitmelelerine engel ol, kaza belalardan koru, annelere sabır ver diye dua ettim, ediyorum…

    Tekrar hem Deniz’e hem de sana başarılar diliyorum. Alnının akıyla çıkacaksın bu işten eminim ama en ufak bir ayrıntıyı bile paylaş bizimle sakın üşenme diyorum 🙂

    Tüm çocuklarımızın eğitim hayatı başarılarla dolu olsun inşallah, tüm annelere kolaylıklar…

    • 60 sayısını okuyunca ürperdim be bacım oha falan oldum yani.bursa merkezde 30 civarıdır ve ben buna bile sinir oluyorum.Oğlumda tren kaçtı ,okuluna aşık bir çocuk lakin kızı azcık mevcudu olan lüks semt okuluna vereceğim.malum oralardakiler özellere verince okullar boş kalıyor bu da bizim gibi memur kesimine yarıyor.sen de öyle bir şeyler yapsan hımm

      • Sevgicim bizim burada okul çok, çok sık aralıklarla ilkokul var fakat1 tanesi ortaokul oldu. 2’si imam hatip oldu. bizim mahallemize çıkan okul ise eli bıçaklı küçük küfürbaz çakilerle dolu çok korkunç bir okul. bu bahsettiğim pilot okul ise kartal bölgesinin en iyi okulu. ödülleri falan var. mevcut diğer okullarda böyle değil çünkü buradaki insanlar zengin de olsalar çocuklarını bu okula yollamak istiyorlar. gebzeden bostancıdan gelen aileler var. ikametgah bulup bir şekilde hallediyorlar mahalle kaydı olayını. herkes böyle yaptığı için de mevcut patlıyor haliyle. ama bunda sorumlu olan veliler midir müdürün suçladığı gibi? hayır. ben elbette çocuğumu en iyi devlet okuluna yollamak isterim, bunun için gerekirse ev tutar taşınırım bile. suç, tüm okullarında eşit eğitim şart ve imkanlarını sağlayamayan devletindir. kim 5 yaşındaki çocuğunu defalarca kavgada yaralanan çocukların olduğu bir okula yollamak ister ki! bunu velilerden bekleyen müdürün de, devletin de aklına şeyederim çok afedersiniz sözüm meclisten dışarı. neyse açmayalım kutuyu, söylemeyeyim kötüyü ben. rapor alıp 1 sene “tecil” ettirdik Kuzey’in okul işini. seneye kim öle kim kala, hayır olsun, herkes için hayırlısı olsun. En azından şartlar değişmese bile Kuzey azıcık palazlanmış olur ne bileyim, anaokulunda sınıfı bildiğin devlet okulu sınıfı gibi dizenlemişler, ders saatlerinden teneffüsüne kadar. yemeklerini de artık kendileri alıyorlar. dersler de çok sıkı olacakmış. hiç değilse provasını yapar…

        • Sevgili Mehtap,
          Ben de Kartal’da oturuyorum. Kızımı ben de seneye okula göndereceğim. Bu bahsettiğin pilot okul hangisi? Hangi mahalledeki okul?

  3. satırlarınızı okurken duygulandım, benim de boğazıma bir şey düğümlendi. ne mutlu size ki yavrunuzun hayatının bu önemli dönemlerinde hep yanındasınız. ne mutlu ona ki, onu çok seven, her şeyin üzerinde tutan, değer veren, sahiplenen, destek veren bir annesi var. okuma yazmaymış, tuvaletlerin kirliliğiymiş, sıraların boylarına büyük gelmesiymiş filanmış fıstıkmış. hepsi bir şekilde geçer gider, geçerken de Deniz’i büyütür koca adam eder. yeter ki sağlık versin allah, yeter ki koparsınız sizi ondan, onu sizden.

    hayırlı uğurlu olsun Deniz için bu yepyeni eğitim dönemi 🙂

  4. senı hamılelıgım meydanda yokken takıbe basladım elıfcıgım. sonrasını belkı hatırlıyorsundur benım bebegım 9 a oldu ve senıhala okuyorum. denızcıgıme musmutlu bır okul yasamı dılıyorum. umarım hersey gonlunuzce olur. gelecegıme sızınle yasıyorum

  5. termal bir lunch box edinip soguk sandvic koyabilirsin elif. okul kantinlerinde berbat şeyler var. bir elma, muz, bir parça peynir ekmek bile kantin menulerinden iyidir. gerçi bir sure sonra herkes kantine dadanınca deniz’i durdurmak zor olabilir ama ne kadar geç tanışırsa o adar iyidir.
    66 aylık cocugunun niye buyuklerle aynı sınıfta olmadıgını sorgulayan kafayı da tebrik ediyorum.

  6. Sevgili Elif,
    Gözlerimden yaşlar akıyor sana yazarken…
    Senin iç sesin birden benim iç sesim haline geldi ve kendi kızımı düşündüm bir an.Kalbinin bir parçasını öylece hiç tanımadığın birine emanet etmek ne kadar zor, bunu içten hissettim. Emanet ettiğin elin ışıklı, güven dolu pırıl pırıl bir yolda Deniz’e kılavuz olmasını canı gönülden dilerim.
    Sevgilerimle

  7. öncelikle sana ve senin durumundaki tüm annelere bol sabır ve güzel bir başlangıç diliyorum.nasıl başlarsa öyle gidiyor .şu anki bol pozitifli halin değişmez umarım.
    okul bahçelerinde çocuk parkı yok çünkü;
    onların itişip tepişirken birbirlerini kaydıraktan düşürme,kafa üstü çakılma,üstünü başını toz toprak etme,salıncak sırası beklerken kafa göz yarmalara kalkışma gibi durumları olacaktır.ve tenefüs denen 10 dk lık molalar asla hiç bir çocuğa oyun parkında geçirilecek süre için yeterli olmaz.ya parktan ayrılmayacaklar ya da öğretmenlerin çekiştirmesiyle sınıfa geçiş yapabileceklerdir.
    öğretmen sayısı malum az.hele ki nöbetçi öğretmen dediğimiz tenefüste çocuklar kavga filan etmesin düşüp yaralanmasın diye takip etmekle görevli hocalar bahçe için genelde 2 kişidir.tüm okulda tüm koridorlarda da nöbetçi öğretmen olur.
    hal böyleyken sadece 2 ya da3 hocanın 100-200 gibi (en azını söylüyorum) sayıda bahçeye fırlayan çocuğa zaten yeterli ilgi alaka göstermesini bile ummamak lazım.bir de oyun parkı koyun oraya ve seyreyleyin cümbüşü:))
    hani sadece 4 duvar demişsin ya elif bak o dört duvar ve bir öğretmen neler neler değiştirecek hayatınızda.devlet okulları kadar hayatı tam manasıyla öğreten bir kurum tanımıyorum ve özel okul mantığına asla güvenmiyorum.
    senin denizin,şunun yağmuru,benim gürhanım dünyanın tek tip olmadığını kendi ailesi ve yaşam tarzlarından farklı yaşamların varolduğunu öğrenecekler ,öğreniyorlar.
    size neler kattığına öyle çok şaşıracaksınız ki:)
    sevgiler…

  8. Elifcim, birçok annenin duygularına tercüman olmuşsun yine. 2 sene sonra biz de yaşayacağız bütün bu telaşı.. Deniz’le beraber okula başlayan tüm çocuklara ve onların velilerine bol şans…

  9. Elifcim,
    Hep diyoruz ya öğretmen önemli, velilere vediği cevaplardan tecrübeli bir öğretmene denk geldiğiniz çok açık. Bir ömür boyu zihin açıklığı olsun Deniz’e…Teslim ediş anını aşağıda Doğan Cüceloğlu’nun Türkçeye uyarladığı bir şiirle daha net yaşadım.
    İzmir’den sevgiler,
    Burçay

    Ben sadece bir öğretmenim!

    Sadece elini değil, onun geleceğini tutuyorsun

    Yalnız aklına öğretmiyorsun, kalbine de dokunuyorsun

    Sadece gözlerinin yaşlarını silmiyorsun, içindeki ruhu da besliyorsun

    Onların ne olacağında senin payın çok büyük

    Onlarla bir dakika geçirmiyorsun, ömür boyu sürecek bir anı oluşturuyorsun

    Sen gittikten sonra onlarda yaşayacaksın

    Ne muhteşem bir gücün olduğunu aklın hiç bilemeyecek

    Bu dünyada etkin hiç bitmeden sürecek, sürecek, sürecek

    “Ben sadece bir öğretmenim” demek mümkün değil,

    Sen sözlerin anlatamayacağı kadar büyüksün

    Öğrencinin sana bakışından kim olduğunu,

    Öğrencinin sana gülümseyişinden ne ifade ettiğini anla

    Sadece elini değil, onun geleceğini tutuyorsun

    Yalnız aklına öğretmiyorsun, kalbine de dokunuyorsun

    Sadece gözlerinin yaşlarını silmiyorsun, içindeki ruhu da besliyorsun

    Onların ne olacağında senin payın çok büyük*

    *Annette Breaux, Todd Whitaker. Fifty Ways To İmprove Student Behavior: simple solutions to complex challenges. Eye on Eduction, 6 Depot Ways, Suite 106, Larchmont, NY 10538, copyright-2010)

    Doğan Cüceloğlu (02.09.2012)

  10. Okul öncesi eğitim bence de şart hem çocuk hem anne için… Çocuğun okul yaşamına ılımlı geçişini sağlıyor. Annenin de bu fikre alışması için önemli bana göre. Benim kızım 3,5 yaşında başladı okul öncesi eğitime ilk günlerini hiç unutamıyoruz o da ben de…Düşününce burnumun direği sızlar hala o dudak büküşü, o bebeksi çocuk halleri, minicik elleri, badem gözlerini korku ve endişeyle kocaman açışı…Şimdi 5,5 yaşında, hazırlık sınıfına başlıyor önümüzdeki hafta ben de o da daha rahatız şu anda, yeni bir okula başlayacak ama eskiye kıyasla çok daha rahat hissediyoruz. Bu arada devlet okullarını bilinçli tercih edenleri kutluyorum ben de isterdim ama içim elvermedi, eşimle tüm imkanları seferber edip özel okula verdik. Ama bence devlet okulu gören çocuklar daha hayatın içinden yetişiyor, hayatta hiçbir yer özel okulların konforunu sağlamayacak onlara, buna şimdiden alışıyorlar. Kötüyü de iyiyi de görmeleri iyi olurdu yine de içim elvermedi…

  11. Gözlerim yaşlar içinde okudum bir anne olarak, oğlum 2 yaşında da olsa, hepsinin yolu açık olsun..

  12. Gözlerimden yaslar akti okurken, yolu acik olsun Deniz’in, hayatindaki en onemli dönemeclerden birini dönüyor yavrum…

  13. gözlerim doldu okurken.

  14. okuldaki ilk günlerim geldi aklıma. kendi çocuklarım gideceği zaman ben de mi böyle olacağım diye düşündüm. çok hoş bir yazıydı. teşekkürler.

  15. Nasil sinirlerim bosaldi birden sizi okurken kendimi ileride kuzumu okula teslim ederken dusundum de cok duygulandim, simdi agliyorum hatta.
    Denizin yolu acik olsun, artik buyudu ve ayaklari uzerinde tek durmaya simdiden basliyor. Ama ne kadar sansli ki sizin gibi bir cok insana ornek olan bir annesi var. Sevgiler.

  16. Sınıfa giriş sahnenizi okurken ağlamaklı oldum , çok duygusal,kısa zamanda alışır umarım

  17. ayy, gözümden yaş geldi. benim miniğimi nasıl bırakacağım bakalım.
    devlet okuluna vermeye karar verdik vermesine ama bizim bölgeye düşene mi? yoksa daha iyi bir okulun olduğu bölgeye taşınmak mı? bizim karar veremediğimiz nokta da bu işte. bu sene bizim düştüğümüz okul pilot okul olarak seçilmiş, binası henüz yapılmaya devam ediyor, müdürü işini bilen ve çocukları düşünen bir öğretmen olduğunu, 2005li çocuğu olan bir baba olduğunu unutmayan birisi. kayıt erteleme dilekçesi vermeye gittiğimde iy şanşlıymış iki ayla kurtarmış diyen birisi. ama endişeler bitmiyor, kaygılar bitmiyor, nasıl olacak diye düşünürken uykusuz kalmalar bitmiyor.

  18. Nihat'ın Annesi

    Elif… duygularını bukadar mı güzel ifade eder insan zatane ilk paragrafta aktı gözyaşlarım şu beyaz ekranın karşısında… Allah heizimizn evladına iyilik sağlık versin… allah zihin açıklığı versin. 🙂 ağladığım için daha fazla yazamıyorum ….

  19. Herkes gibi benim de duygularıma tercüman oluyorsun ! Deniz’e okul hayatında başarılar diliyorum.Çok güçlü görünüyor, sen de yanındasın, herşey yoluna girecektir. Deniz’le adaş Ocak 2007 doğumlu bir Denizim var benim de. 4+4+4 davasıyla sizin sitenizi keşfettettim. Sizin Deniz Deniz olmasaydı…. diyerek karar verdiğiniz şekilde düşünerek, Ben benim Denizim için rapor almayı tercih ettim. İnşallah hepsi büyüyecek ve biz bu günleri yüzümüzde gülümsemeyle hatırlayacağız. Yaşadıklarınız bizlere ışık tutuyor yazmaya nolur devam edin…

  20. Aslinda bu yaziyi okurken diger anneler gibi benim de gozum doldu. Ben de minik oglumu 18 ayliktan beri tama zamanli krese gonderiyorum (8-16 arasi). Ve agustos-2012 sonu itibariyle yeni dönemi de actik (2 yas 3 ay civari). 5 haftaya yakin bir yaz tatilinden sonra yeniden baslamasi inan ki cok guc oluyor.

    Ama cocuklarimizin yaninda “onlarin gozleri onundeyken” “YIKILMADIK AYAKTAYIZ GÖZYASLARINA TESLIM OLMAYIP, ve SENIN ICIN COK DOGRU BIRSEY YAPTIK SUAN, OKULDA EMINIM MUTLU OLACAKSIN” havasina bürünüp, onlara kendi duygusal inis-cikislarimizi, tedirginliklerimizi, tereddutlerimizi yansitmamak gerekiyor. Eger cocuk (benim minnacik 2+3aylik bile hissedebildigi icin) annede/babada bir tereddut, huzursuzluk hissederse o da ilk guvenini ve kesfetme merakini aninda yitiriyor. Ve sonra veliler cocugum okulu sevemedi, alisamadi diye 2. kez panikleyip bir kisir döngu icine ailecek giriliyor. (Demesi kolay, uygulamasi zor olsa da annelere tavsiye ederim.) Siz guvenli olursaniz cocugunuz onun icin yanlis bir sey yapmadiginizi onu terk etmediginiz en azindan aklinin ya da kalbinin bir yerinde hissedecektir. (not: Ben bunu ebe/hemsire dr. kontrollerinde de uyguluyorum, elimden geldigince. ve sonuc positiv.)

    2. Yemek konusuna gelince: Evden beslenme cantasi hazirlayip gonderin. Ben ilkokuldayken (annemde ilkokul ogretmeni oldugu icindir belki de) haftalik menumuz vardi. Yani o gün sepetten ne cikacagini bilirdim. 20 dakikalik uzun beslenme tenefusunde yerdik. Sandvicler, ev yapimi pogaca, (ilk basta kolay yenebilenlerle baslayin. Catal bicak gerektirmeyen.)
    Ve hatta (bu bize uygulanmistir gayette iyi bir fikirdir.) Ogretmen ve diger veliler ile organize olup cocuklariniz icin haftalik bir menu belirleyin. Herkesin evinde kolayca bulunan kahvaltilik benzeri urunlerle yapilan degisik sandvicler, ve ayni meyva/yogurt vs. secilir. Boylece tum cocuklar benzer seyler yer. (Yani kimine cukulatali kek, kimine de peynirli kraker, cilekli yogurt vs. vs.. konmus olmasin diye….)…Yemek tasimayin birazcik cocuklar zayifliyor (arkadasin kizi ilk 15 gunun sonunda zayiflamisti ama sonra evde de kurt gibi yiyormus.) Bence yemek tasimayin okula, orda kendi kendine kalip yemek yiyebilmek icin cok ta kucuk degil. (Bu Denizi blogtan bildigim kadariyla, baska bir 60 aylik yapmayabiir…!!!)

    Sinifin duvarlari cocuklar mevsimleri, onemli gun ve haftalari, kismetse cumhuriyet bayramini, 10 kasimi andiklarinda, 23 nisani kutlatirlarsa renk renk dolacaktir. Merak etmeyin.

    WC sorunu da insallah cozulur. En azindan her siniftan gonullu birkac aile desteklerse belki ufak wc ler yapilabilir. Inan ki ben özel okula o paralari verecegime bir hayir olsun diye bir cesme yapmayi tercih ederdim.

    Hepimizin cocuklarina mutlu, huzurlu olduklari ve kendilerini en basta guvende hissedikleri bir okul ve okul yasami diliyorum! Dualarimiz zihin acikligi kadar huzurlu ve mutlu bir okul ögrenmeden yana olsun!

    • Çok teşekkür ederim önerileriniz için, benim için bu tür paylaşımları çok yol gösterici oluyor.

      • Ilginiz icin tesekkurler. Bir iki konu daha aklima geldi paylasmak isterim. Tenefuslerde ve bos zamanlarda nöbetci ögretmen azligindan ya da sinif ogretmenlerinin her ögrencinin basinda “bekci gibi gezemeyecegini de biliyoruz.” Ben Anadolu Lisesinden bir tecrubemi paylasmak istedim. AL-de bizlerin “etud ablalari -abileri olurdu.” Hem derslerimize yardim ederler, hem de ufak tefek yatakhane-yemekhane sikintilarinda yanimizda olur, ne nerde nasil yapilir yol gösterirlerdi. Siz de bu modeli ilkokul icin okul idaresine imkanlar dogrultusunda uygulanabilir mi diye sorabilirsiniz. Ust siniflardan -“koruyuculuk, önderlik bir nevi koçluk yapabilcek” gonullu abiler ve ablalar (rotasyonlu bir sekilde-hep ayni cocuk liderlik yapmak zorunda degil ve de gonullu bir is), bu koçlar ilk baslayan “4-5 kisilik ufakliklar grubunu tenefuslerde vs. destek olabilirler”. hem bu koçluk modeli ust siniflara da bir sorumluluk verir, okul icinde kaynasmayi saglar. Bir dusunun ki Deniz 4-5. siniftayken Derin’de o okula baslayacak. Direkt abisinin kollari altinda olacaktir. Ama kendinden bir buyugu olmayan icin koçlar destek verebilir. Kardesi olmayanlarda kardes sevgisini ogrenir. vs. vs. (Siz bu fikri okula satmaya calisin.) Izci kamplarinda ki oymak basi vs. gibi her bir ust yas grubu altindaki 4-5 cocuktan sorumlu olacak. (Mentor -kocluk gibi birsey yani.) Hatta bu cocuklar arasinda guzel iletisim saglansa “bir önceki senenin kitaplari, önlukleri vs.” bile 2. el fiyatina alinip geridonusum bile ögretilebilir. (Uff cok utopik bir dunyadayim ama napalim birseyler cozulebilsin diye umut ediyorum o kadar.)

        2. Eger veliler ile ortak hazirlanan basit -sandvic menuler kabul görmez ise -ya da risk almamak adina Okul kantinini de sIKI bir denetime maruz birakilabilir. Seker, cola tost yasaklanip, yerine “taneyle meyva (elma, muz, vs.), kutu sut, ayran, basit sossuz sandviclerin satilmasi zorunlu hale getirilebilir. Ya da TEKEL gibi 10 yas altindakilerin kantinden alisveris yapmalari yasaklanabilir.

    • Merhaba Yasemin Hanım,
      Konuyla biraz alakasız olacak ama sormadan edemedim:( benimde kızım da yakında 17 aylık olacak ve bakıcımız işden ayrıldı şuan (eşim’in desteği ile şimdilik idare ediyoruz) tekrar bir bakıcı aramak bulmak güvenmek beni o kadar yoruyor ve korkutuyor ki ne yapacağımı bilemiyorum. son zamanlarda acaba kreşe mi versem diye düşünmeye başladım deneyimli bir anne olarak konu ile ilgili ne gibi bir öneriniz olur paylaşırsanız çok sevinirim..Oğlunuz ile sıcacık huzurlu mutlu günler dilerim..
      teşekkür ederim.

    • Nurten hanim, sorunuza umarim kendi tecrubelerimle biraz da olsa cevap verebilirim. (bir ufak not: Anaokulu secimi ile BA. de ya da baska bir blogta yazi okumustum diye animsiyorum, bir arastirin isterseniz.) Umarim asagidaki cevabimla da Deniz’in ilkokul maceralarindan konuyu saptirmis olmam.

      Bize gelince: Benim oglum 1 yi benimle evdeydi ustunede babasi ve ben yari zamanli calisip 6 ay evde baktik. 18 ayindan sonra bizim icin “BAKICI kadin, abla, dadi” bulma alternatifi yoktu. /Aile -akraba destegi de olamadigi icin de biz bebegimiz dogdugundan beri “KRES -gunduz bakimevinden- yana secimimizi yapmistik (zihnen ve kalben diyelim.)

      Bakici ya da kres ikisinin de kendine göre artilari eksileri var. Bakicilar hakkinda cok olumsuz hikayeler oldugu kadar bakicisini buyukanne/teyze gibi seven cocuklarda oluyor. Ama benim 10 ay kadar tecrubelerim suana kadar cok olumlu; ve etrafimda da cok yakindan bildigim tanidigim krese giden bebekler/cocuklar acisindan hic bir “buyuk sorun, travma hikayesi yasandigini duymadim. Ki bu konularda anneler cok hassas bire bin katip kres travmalarini anlatabilirler.

      Cok eskilerde (Sumerbank, seker fabrikalari gibi kurumlarin kresleri vardi. Orda buyumus epey bir arkadasim oldu. Ben kendim de bakici yerine 5/6 velinin kendi kurudugu-bakici ama 5-6 cocugun oldugu bir aile kooperatifinde yari zamanli buyudum.) Cocuklarin kamusal alanda denetimli, ufak bir kreste bakilmasini ben daha uygun buluyorum. Bir noktadan sonra bakici ile “guven kurmak, kisisel kimyasal dengeyi bulmak, onun da kendi ihtiyaclari vs. derken” cocugunuz uzerinden pazarlik yapmak insani cok yipratiyor.
      Turkiye’deki gelismeleri de goz onune alinca, cocuklarin once okulöncesi yasami aile disinda tadmalarinda da bir sakinca gormuyorum. Sonucta Eger ki krese karar verirseniz bence önemli konular sunlar olabilir:

      Evinize ya da isinize en yakin- en kolay ulasabilir bir yerde olsun. (Icinde ki albeniye, oyuncaklar temiz mi vs. cok onem vermeyin ilk basta.)
      Guvenilir bie gunduz bakim evi bulmak, idarecisi kadar ordan birkac aile ile gorusmek ki boyle bir isteginizi de idareye bildirmeniz mumkun. Reddetmeleri mumkun olmaz sanirim. En azindan okul giris saatinde birkac anneyi yakalamaniz mumkunse onlardan bilgi alin. Ama dikkat edin, her cocugun ihtiyaci farkli oldugu gibi her A&B’nin da beklentisi farkli oluyor. Cok yanilmayin, cok ta heyecanlanip tez sonuca varmayin.

      Cocuk grubunun sayisi ve yasina bakin. (benim ki 12 cocuk 2 ogretmen). Evde ki birebir ilgi var diye dusunmeyin. Bizler kendimiz anne olarak (egri oturalim dogru konusalim) cocugumuzla 7/24 saat her dakka birebir mi ilgileniyoruz. (Tabi ki de onunla ilgili birseyler yapiyoruz, yemek pisir, camasir yika-as, vs., ama cocuk tekte kaliyor. En azindan benimki kendini oyalamayi, eglemeyi “babyGYM” de yattigi gunlerden beri ögrendi. (Maalesef bugunler de Pepee de egliyor bizimkini.)
      Ama ögretmen hastalanirsa yedek-ögretmen, bakici vs. var mi? BU konu sayidan daha önemli. (Bakici kadinda ise 2. bir plan yapmak hep sizin sorumlulugunuz. Bugun kardesim gelsin demeyecektir kimse.)

      Kreste adaptasyon dönemi nasil: Biz 18 aydayken 1 hafta boyunca 3-4 saat gitti, bende yaninda refakatci. Sonra Uyku duzeni oturunca 6 saate cikti. (ki 1. haftanin sonunda orda uyumaya basladi. 9-15 arasi). 2. Hafta sonunda 8-16 (Kahvaltisini da orda yapmaya basladi.).
      Yani cocugunuzu uyku ve yemek duzeni basta bir anormallik gosterse de daha iyi bir duzene rutine girerse, cocugun kreste normal huzurluyum sinyalleri olarak alinmalidir bence.
      Kreste ki cocuklar daha paylasimci, sosyal ama ayni zaman da kendi sinirlarini (hakkini) koruyabilen cocuklar oluyor. Evde ki patronluk veya krallik yerine kendini savunmayi ayni zamanda da paylasmayi ogreniyor. (3-4 yasindan sonra krese baslayan cocuklara göre oglumdan ve onun arkadaslarindan gözlediklerimi aktariyorum. Her cocuk icin farkli olabilir. Diger okuyanlar yanlis tepki vermesinler de:-)

      Cocuklar sizden ayrilirken ya da ilk gorduklerinde “aglamali tepkiler verselerde” bunlar aslinda acidan, korkudan, orda yapilan “eziyetten” veya yanlizliktan ziyade, anneyi babayi cok ozledim nerdesin tepkisi. Bu sabah yazdan beri basladigimizdan beri 2. kez aglayarak bizden ayrildi. (Daha dogrusu bizim de orda kalmamizi istedi. Yani cocuklarin da bazi anlari gunleri bir olmuyor.)
      Genelde encok aglayan cocuklar bile A&B gittikten en fazla 15-20 dakika icinde normale donup, ilgileri yapilan baska birseye dagiliyor. (Bu konuda ogretmenlerin tutumuna bakin. Benim kreste bir grupta oglumdan 2 gun kucuk bir cocuk 1 hafta boyunca her yeni olayda -yemek saatinde, araögunde, uyku zamani, sarki/oyun zamani vs. vs. ” her degisimde 20-30 dakika agliyordu. Ögretmenler onu daha stabil ve gruptan bir sure ayri tutup, onun grubu gözlemlemesini sagliyorlar. Ama sonra ilgisi yeni olaya odaklaniyordu ve o da aglamiyordu.

      Kres A&B ya cocugun uyuyan, oynayan, huzurlu anlarinin fotorafini (email-sms) ile gönderebilir. Ya da siz almaya gittiginizde gunu nasil gecmis diye digital fotolara bakabilirsiniz. (KRES te aktif digital foto uygulamasi varsa özelikle sorun ya da önerin.) Ve bunun bir paranoyaklik, guvensizlik sorunu olmadigini, normal bir rutin olarak gun icinde cocugunuzun kendi ve diger cocuklarla olan iletisimini merak ettiginiz ve kacirdiginiz guzel anlar icin oldugunu belirtin. Biz bu öneriyle geldik, ve okulda biz velilerde memnunuz.

      Okula siz ya da esiniz ya da 3. bir guvenilir kisi (buyukanne-teyze komsunuz vs. ) hemen ulasip cocugunuzu gerekirse alabilcek misiniz. Yemek menusu, fiziki kosullar, temizlik, cocuk özbakimi, uygulanan pedagojik metod vs. vs. konularda ise kendiniz bakip karar verin.

      Not: Eskiden tanistiklari emekli olan velisinin evinde 3 yil cocuguna baktiran ögretmen arkadasim o 3 yil boyunca cok memnundu. Ama yinede “INSAN CALISTIRMAK” hele ki cocugunuz icinse cok zor dedi durdu. Insan annesinden rica edip, anlatamazken bazi seyleri (misal TV acma, cocuga seker vermeyin, katkat giydirmeyin…) EN yakin bir yabanci ile cok zor. Kreslere talebin artmasi da enazindan “okul öncesi egitimin önemini, bunun bir meslek oldugunu, kamusal alanda yetismis , sigortasi, emekliligi odenen kisilerce yapilmasinin kavraminida ulkemizde yayginlastiracaktir. Belki belediyeler, belki MEB belki de isverenler ailelerin bu taleplerine profosyonelce cevap vermek zorunda kalacaklardir. Bakici kadin biraz sans isi ve olayi cok fazla kisisellestiriyor. Devletin ve isverenin yukunu aileye yikiyor. Sonra 3 yil boyunca bir kadini calistirip (ki artik Moldovyali, Romen, Rus vs. para ulkemizde bile kalmiyor yazik emegimize), sonra ona bye bye demek te cok sorumluluk istiyor. Umarim karariniz ve buldugunuz cozum sizin ve cocugunuz icin en hayirlisi en huzurlusu olur. Iyi dilekleriniz icin cok tesekkur eder, dilekleriniz tum okuyucularin da olsun derim. 🙂

      • Tekrar Merhaba Yasemin Hanım,
        Öncelikle mesajınızı ancak okuyabildiğim için geçikmeli olarak teşekkür ederim ilginiz için.
        Düşüncelerinize kesinlikle katılıyorum ve şuan evimize yakın bizim ve bebeğimiz için en uygun kreş arayışına girmiş bulunuyorum. İnşallah gönlümüze göre bir yer iyi niyetli insanlarla karşılaşırız. çok çok teşekkür ederim.
        Saygılar..

  21. imkanın olupta oğlunu devlet okulana gönderdiğin için tebrik ediyorum seni, mücadeleyi seviyorsun eminip okula büyük katkıların olacaktır , ben ne yazıkki senin giibi değilim göze alamadım tabi çalışıyor olmam da bunun etkisi büyük , başarılar diliyorum tüm çocuklarımıza allah hepsine zihin açıklığı versin…

  22. Dündogum raporumu okuluma vermek icin gittiğimde her odada çocuğunu 60 aylikken okula kayıt yaptırmaya çalışan velileri ‘ ama daha cok küçük yazılır ‘ diye ikna etmeye çalışan bı idareci gördüm.mudur beyle konuştuğumda rapor alan var mı diye ne raporu hocam utanmasalar kundaktaki bebegi de getirecekler dedi gülsem mı ağlasam mı bilemedim.
    Elif hayırlı uğurlu olsun yeni egitim öğretim yilinız ama okulun bahçesinde arabanın ne ısı var ben anlamadım. Biz sadece seminer döneminde bahçeye sokabiliyoruz arabaları normalde dışarıda nerde yer bulursak. Bana cok saçma geldi açıkcası. Arabalar girip çıkarken ya cocuğa çarpsa Allah korusun!
    Bir de ben sınıfına cok özen gösteren bı öğretmenim kendim gibi bana yardımcı olabilecek velileri secerim ve 1 ay boyunca gece gündüz keser biçer sınıfım icin süslemeler vs her türlü şeyi hallederim. Sınıfım sanki okulun farklı bı köşesi olur ve öğrencilerim bizim sınıfımız diye övünür soyle bı koltukları kabarır.siniflarinin farklı olduğunu düşünür ve cok temiz bakarlar. Tabi bu guzellestirme isleminde ogrencilere de gorev vermek en onemlisi. Sana nacizine tavsiyem öğretmenle işbirliği yapıp özel okuldan bile güzel bı sınıf yapabilirsiniz. Akilli tahtayı sınıf bilgisayarını hatta fotokopi makinesini özel sıralarını bile birleşip aldilar veliler . Sonuçta özel okula verecek gücümüz yok ama bu verdigimiz parayla cocuklarımız 8 sene okacaklar mantığındalar. Devletin bu imkanları sağlamalarını beklersek zaten daha cok bekleriz. Bence bu sene size cok is düşüyor velilerin hepsini örgütlenmek kolay degil tabi fireler olabilir:) kolay gelsin

  23. elifcim yazdıklarını okurken gözlerim doldu bu sene biz kaydımızı erteledik hala anasınıfına başlayamadık ama 1. sınıfa kocaman okulun içerisine bırakmak duygusallığımı iyice artırdı ve birde not geçmek istiyorum okuma yazmaya başlamanın nisan ayında olmadığını öğretmen insiyatifine bırakıldığını biliyorum bilmem ne kadar doğru

    • bizde rapor aldık ama kayıt erteleme işlemini henüz yapamıyorlarmış sistem açılmamış o nedenle anasınıfına da gidemiyor !!!! ayrıca bizim okulun idarecileri sınıf geneli 2006 lı ise okuma yazmaya daha erken geçilebileceğini söylüyorlar 3 ay çocuklara oyunla öğretecek fiziki mekanlar yok sınıfta bu iş olmaz dediler …. ne yapacağımızı şaşırdık

  24. Hayırlı olsun! Keyifli, mutlu ve başarılı bir okul hayatı dileklerimle…

  25. okurken gözlerim doldu… off bakalım biz ne yapacağız seneye:(

  26. Bugün okula yeni başlayan oğlum dönüş yolunda okula yakin parkı görünce ” ne guzel bazen Ogretmen bizi bu parka getirir” dedi 🙂 park guzel bişey hala onlar için …

  27. Hayırlı olsun Deniz’in okulu. Merakla okudum yazdığınız her ayrıntıyı. 3,5 yaşındaki oğlumla 2 yıl sonra neler yaşayacağımızı merak ediyorum.

  28. Bence Deniz in erken okula gitmeside ,devlet okuluna gitmesi de seni cok mutsuz ediyor.Daha fazla gec olmadan bu kararindan donmeni dilerim.Deniz de bu duygulardan cok fazla etkileniyordur,okul hayatina bu olumsuz duygularla baslamasi tum egitim hayatini olumsuz etkileyyebilir.Gulse Birselin bu konu ile ilgili yazisi ni okumanizi tavsiye ederim.http://www.sabah.com.tr/Pazar/Yazarlar/birsel/2012/09/09/66-ay-magduruyum

    • Aceleyle başlaması beni stres yaptı, evet. Ancak devlet okulunda olmasından gayet memnunum. Genel anlamda bir alışma sürecinden geçiyoruz ancak Deniz’in şu an olumsuz etkilendiğini sanmıyorum, görmüyorum.

  29. hayırlı olsun. O kadar çok araştırdınız, yetkililerle konuştunuz ve bir anne olarak doğru kararı vermeye çalıştınız. Okullar açıldı, özellikle bakanın programlardaki yetersiz, konuya hakim olmadığını gösteren konuşmaları, yetkililerin bile değişikliğe hazır olmaması, okulların uygun alt yapısının olmaması ve daha sayamayacağım birçok olumsuzluk bizim gördüğümüzü (bu sistem değişikliğinin hazırlıksız yapılması) nihayet onlarında gördüğünü gösterdi. Artık değişikliğin iptalinin konuşulduğunu biliyoruz. Eylül ayı içinde olmazsa ara dönemde kaldırılması gündem de… Peki okula başlayan çocukların durumu ne olacak? diye sorduğumuzda “onlar artık kayıp nesil” demek, ülkemizde insana ne kadar değer verildiğini bir kez daha ortaya koymak demektir.

    • Gamze Hanım bu duyumunuz ne kadar sağlam kaynaktan alınmıştır bilemiyorum ama geriye dönüş bana çok uzak bir ihtimal gibi geliyor. Bulunduğum bölgenin okullarının tümünün kademesi değişti. Fazla öğretmenler yerlerini değiştirdi. Yeni atamalar yapıldı. Çocuklar okula başladı. Müfredat yayınlandı.
      Yani tekrar eskiye dönmek, buraya kadar gelmekten daha zor . (İlçe MEB müdürünün ifadesiyle)

    • Ben bunu ilk kez duyuyorum. Varsa bu haberin kaynağını paylaşabilir misiniz?

      • Açıkçası öğretmenler arasında konuşulmasından öte, yetkin bir ağızdan duyma durumum olmadı. Ama onlarında kendi üstlerinden duyduğunu ve silsilenin devam edip gittiğini düşünürsek boş bir haber olmadığı kanaatindeyim. Kaldıracakları uygulamanın sadece çocuklarımızın erken okula başlama kısmı. Yani yeniden 72 aylık olma durumuna dönüleceği.

  30. okula erken baslama ve “yapilandirilmamis oyun” uzerine onemli bir arastirma:

    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21451290.asp

    • bir de unutmayalim, ana noktayi kacirmayalim, sorun “mufredat” degildi, sorun cocuklarimizin onceki yillardaki mufredata uygun olup olmadiklari ya da okuma-yazma ogrenip ogrenemeyecekleri degildi. sorunun en onemli maddesi yukaridaki yazida var.

    • Bu yazıyı çok abartılı buldum. Ben de 5 yaşında okula başladım, ne yani erken mi öleceğim ? Erken ölürsem inanın 5 yaşında okula başlamaktan değil İstanbul’da yaşamanın getirdiği stress den olabilir.

      Yanlış anlaşılmasın yeni sisteme ve 1 yaş erken başlamaya son derece karşıyım. Ama yazı da bahsedilen sebeplerden dolayı değil. Mesala İngiltere’de yaşasaydım çocuğum diğer tüm çocuklar gibi bu sene ilkokula başlayacaktı ama ben çok rahat olacaktım ! Burada en büyük sıkıntı büyük çocuklarla küçüklerin aynı anda okula alınmasından kaynaklanıyor. Çocuklarımızı korumak için sınıfların ayrı tutulmasının çok faydalı olacağını düşünüyorum. Ayrıca iyi bir okul ve öğretmen seçimi, okul ile yakın temasta olmak gibi önlemler alınabilir. Ancak kayıp nesil gibi ifadelerin kullanılmasının çocuğunu bizim gibi 1 yıl erken başlatmış olanlara haksızlık olduğunu düşünüyorum. Eğitimde hayatta olduğu gibi çok fazla parametre var. Kimin ne olacağını ne yaşayacağını kimse hesaplayamaz bilemez. Erken başlama zor bir başlangıç olabilir ama sonunda başarızlık veya ölüm hükmü vermek gerçekten inandırıcı olmuyor ve insanları konudan uzaklaştırıyor.

  31. Merhaba Gamze, neyin iptali söz konusu ben bilmiyorum, biraz açar mısınız? Teşekkürler.

  32. Deniz’in memnun kalacağı ve fayda göreceği bir eğitim hayatı olmasını dilerim. Sevgiler!

  33. Merhabalar. Bende gokturkde oturuyorum. Hata bende sizin ile ayni sitede oturuyordum daha onceleri bizde tasindik… Ilk once sizi devlet okulu konusunda verdiginiz karardan oturu kutlarim. Benimde oglum bu sene sizin gecen sene oglunuzu gondediginiz yuvaya basladi. Yuva mukemmel mi?hayir dediginiz gibi mukemmeli yok sanirim ama belirtiginiz artilari var, fakat insan bu kadar para verince biraz daha fazla sey bekliyor bazen…

    Beni tek dusunduren ozel anaokullarindaki ilgiden sonra devlet okulunda cocugun uyum sorunu yasamasi.Bence cocuk devlet okuluna verilecekse anasinifindan itibaren devlet okulundan baslamali. Iyisini gorunce cocuk alisiyor. Bir arkadasimin yigeni 2 sene bu sekilde ozel bir yuvaya giitikden sonra devlet okuluna basladi. Ne yazik ki 3 sene zor dayandilar. Uyumda problemler yasandi ve sonuc da yine koleje alindi. O kiyas var ya onu hep yapacaksiniz ne yazik ki. Okul duvari boyasiz, bahce yok, alaka az v.b. Sihirli bir degnegin dokunmasini isteyeceksiniz hep.Umarim basarili olursunuz ve bizlerde sizin actiginiz yolda ilerleriz. Cok paralar alan acikcasi sosyete okullarina karsiyim. Ama gokturk degisik bir yer. Genellikle orta ustu aileler yasadigindan cevremde gezdigim okullarda devlet okulu profilinin daha farkli oldugunu gordum. Sizin cocugunuz hangi okula gidiyor bilemem ama umarim mutlu olur…. Yazilarinizi takip edecegim hata belkide ben bile esimi kandirabilirsem ilkokulda devlete yollayacagim. Ama devlet okuluna ( anadolu lisesi,fen v.b. )olmadigi durumda liseye kadar devam etmesini istemiyorum. Cunku iyi bir liseyi bitirmek hayat sigortasi gibi omur boyu sizinle geliyor. Ilkokul sorulmuyor belki ama lise universite onemli. Duz devlet liselerinin hic birinin mezun olmakla gurur duyulacak bir yani yok ne yazik ki ulkemizde… Devlet okullarin ne bir spor takimi var, ne bir sosyal faaliyete ozendirme, ne degisik bir bakis acisi kazandirma sorgulama yetisi kazandirma… Bu konularda ne dusunuyorsunuz. Ozel okullara cok sicak bakmasamda cocugum devlete tum bunlardan mahrum kalacak dige uzuluyorum… Sanirim kafam cok karisik. Bir yanim karsi koyar, bir yanim ister durumu:)))

    Neyse uzatmayayim daha fazla yeni ogretim yilinda size basarilar diliyorum.
    Hersey gonlunuzce olsun sevgiler….

  34. Çok duygulandım sınıfın kapısını görünce. 2 sene sonra kızımı o kapıda bırakabilecek miyim acaba? İçim cızz etti bir an.

    Umarım mutlu ve başarılı bir eğitim ömrü olur Deniz’in. Öğretmenini ben de sevdim ayrıca. Öğretmen iyiyse, gerisi fasa fiso zaten.

  35. 1-B tabelasını görünce geçmişe döndüm birden,benim de şubem b’ydi 😀
    Sınıfta 20 kişi olması çok güzel,40-50 kişilik sınıflarla karşılaştırılınca bulunmaz nimet.

  36. Ben devlet okuluna güvenip gonderemiyecegim galiba kızımı şimdiden yatırıma başladık. Sen nasıl gönderdin cnm sınıf kaç kisilikti

  37. Sevgili Elif,
    Çok duygulu bir an okula başlama anı. Heyecanlanmak, duygulanmak, nemli gözlerle el sallamak çocuğunun ardından… Biz kendi okul deneyimimizle mi mukayese ediyoruz acaba? Neden bu kadar duygulandım ben de. Gözlemlediğim kadarıyla benim oğlum(ilk okulun hazırlık sınıfına başladı 5,5 yaşında)gayet rahattı. Okula başlamak denen şey, farklı bir yere gitmek, farklı arkadaşlar, oyunlar vs demek. Yeni şeyler yapmaya bayılır çocuklar ve kolayca alışırlar. Alışmakta zorluğu biz çekeriz genelde..
    Okul bahçesiyle ilgili gözleme ve niyetinize katılıyorum. Yani belki veliler bir araya gelir de okulu kalkındırır, bahçe düzenlenir, vs. Onun dışında iyi bir öğretmene denk gelmesi büyük şans. Şimdiden başarılar diliyorum. Bilinçli velilerin çocuklarına eğitim veren okullar için de iyi bir şey. Önümüzdeki aylarda okulla ilgili tecrbelerinizi okumayı dilerim. güzel bir okul dönemi olsun inşallah.