31 Yorum

Bir okul macerası daha

Deniz’in ilkokula başlaması bu haftaki gündemimize bomba gibi oturdu. (Yani, tam olarak öyle olmadı tabii ama biraz sansasyonel bir giriş yapmak istedim)

Evet, Pazartesi gününden beri Deniz’le okul mesaisindeyim. Bu konuda yazacak bir sürü şey var ancak bu yazının konusu bir başkası: Derin!

Derin’in canı patlıcan değil ya, o da okula başladı! Ne mutlu bana ki 12 haftalık yaz tatilini evde geçiren çocuklarımın her ikisinin de okullaşması aynı haftaya, aynı saatlere denk geldi. Eh, ilkokul olayı biraz daha ön plana çıktığından ondan başka bir şey konuşmaz olduk. Bu demek değil ki Derin’i unuttuk.

Evet, Derin de okula başladı. Neden, nasılını anlatmadan önce, anaokulu konusunda soru soran annelerin dikkatini daha önce yazdığım şu yazılara çekmek isterim:

Bu iki yazının birçok konuda fikir vereceğini umuyorum.

Gelelim bu seferki tecrübemize… Derin bu ayın 23’ünde iki buçuk yaşında oluyor. Deniz anaokuluna başladığında 2 yaş iki aylıktı, Derin’de biraz daha beklemiş olduk, iyi de oldu. Ancak Derin’in bu aralar bitmek bilmeyen inadı, olur olmaz yerde ağlama krizleri, kısacası iki yaş sendromu bana neden Deniz bu yaşlardayken blog yazmaya başladığımı hatırlattı: Zor iş!

Aslında Derin’i göndereceğimiz okul başından belliydi. Deniz’in geçtiğimiz sene gittiği Kemerburgaz Küçük Şeyler Anaokulu. Orada geçirdiğimiz bir seneden gayet memnun kaldık. Kurumsal, ama veliyi ezen bir yapısı yok. Profesyonel, ancak samimi. Benim istediğim birçok şey vardı. Ha… Mükemmel miydi? Hayır. Mükemmel okul bulan varsa bana da söylesin, ben de oraya göndereyim.

Sonuç olarak adresimiz Küçük Şeylerdi, taa ki yaz başına kadar. Geçtiğimiz kış Derin’i, Deniz’in de aynı yaşlarda gittiği bir (anneli) oyun grubuna başlatmıştım. Haftada bir gün gidip birlikte şarkı söylüyor, dans ediyorduk. O oyun grubunu düzenleyen Randy Esen’in bir sanat merkezi var. Gerek çocuklar, gerekse yetişkinler için müzik ve drama dersleri verdiği bir sanat merkezi. Bu oyun grubu da onun bünyesindeydi zaten. İşte Randy’nin bizim evin çok yakınına taşınacağını öğrendim. Hal böyle olunca bizim planlar değişti. Derin’in İngilizce öğrenmesini çok istiyorduk, nitekim, Deniz’le yaptığımız kadar İngilizce konuşmamıştık onunla, suçluluk hissediyorduk. Randy’nin oyun grubu tamamen İngilizce olunca, evimizin çok yakınına gelince, önerdiği program da bizimle örtüşünce oraya kaydık. Ve bu Pazartesi başladı Derin.

Her türlü araba düzeneğinin hazır olması uyum sürecini kolaylaştırıyor!

İlk iki hafta alışması açısından her gün gidecek, ancak çoğunluk 3 gün istediği için ondan sonra haftada üç gün olarak devam edeceğiz. Bana kalsa haftada 5 günü rahat kaldırır Derin. Hatta 5 gün, 3 günden daha kolay oluyor. Çocuklar düzeni seviyor, düzen istiyorlar. Arada bir gün okula gitmeyince şaşırıyorlar. Eğer çoğunluk 5 güne çıkalım derse çıkacağız.

Henüz yemekleri orada yemiyor bıdıklar. Sabah 9 buçukta gidiyor, 12:00’ye kadar -Derin’in anlattığına göre- araba oynuyor, şarkı söylüyorlar. Küçük bir bahçesi var, orada çıkıp oynayıp, içeri girip meyve yiyip devam ediyorlar.

Küçük bir grup. 18 aylık olan da var, 3 yaşına yaklaşan da. Sürekli birileri ağlıyor. Şimdilik.

Gelelim en önemli soruya: nasıl alıştı?

Alışmadı. Yalnız kalmıyor — henüz. Pazartesi sabah ben götürdüm, Deniz’in okuluna öğleden sonra gidecektik.

Ondan önceki Cumartesi günü oryantasyona gitmiştik zaten. Çoluk, çocuk, anne-baba, herkes. Bizler konuşurken çocuklar da ortada gezmişler, oyuncaklarla oynamışlardı. Dolayısıyla Pazartesi gittiğimizde Derin ortama aşinaydı.

Ortam olması gerektiği kadar büyük, çocuklar kaybolmayacak kadar küçük. Anneleri ayrı bir köşeye oturttular. Çocuklar takıldı. Derin bazen yanına gitmemi istedi. Beni görebileceği kadar yakın, ama çocukların arasında olmayacak kadar uzak bir yerde oturdum, tatmin oldu. Ona görünmeden kaçmadım hiç, içeri gideceksem söyleyip gittim. Böylece bakıp da beni bulamadığı olmadı.

Salı günden itibaren sağ olsun annem götürüyor Derin’i. İlk gün aynı şekilde geçmiş. Derin bazen kendi kendine kalmış, bazen anneanneyi istemiş. Dün anneleri (ve anneanneyi!) çocukların göremeyeceği üst kata çıkarmışlar. Derin gayet iyiymiş, bir kere sormuş annemi, bahçeye çıkınca gelecek demişler, tamam demiş. Bahçeye çıkınca tutturmuş, annem de gelmiş.

Bugün ayrı bir mesele. Gittiğinden beri bırakmamış anneanneyi. Bir gün öyle, bir gün böyle olması çok normal diyorlar. Hemen alışmasını beklemiyorduk zaten.

Derin’in macerası bu şekilde başladı, tarihe not olsun.

Birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da tek bir doğru yok. Çocuklar şu yaşında okula başlamalı, haftada şu kadar gün, şu kadar saat gitmeli diye bir şey söylemek doğru olmaz. Çocuğuna göre, çocuğa kimin baktığına göre, okuluna göre değişir bütün bunlar. Ancak genel olarak söylemek gerekirse, ben ortalama 2,5 yaşı yuva ortamına girmek için uygun buluyorum. Anneler kıyamayıp üç yarım gün gönderme taraftarı oluyor, fakat çocuklar düzeni sevdiklerinden bence her gün olması çocuk için daha kolay oluyor.

Küçük yaşta okul kötü bir şey değil, çocuklar çok eğleniyor, çok da öğreniyorlar. “Ufacık çocuğu okula niye gönderiyorsun?” diyenlere de kulak asmayıp, sıkıysa 2,5 yaşında, her şeyin farkında, kendini dünyanın merkezi zanneden bir yer cücesini evde sürekli eğlemelerini önerin, bakalım yapacaklar mı?

Okul ararken tek bir doğru yok. Benim önceliğim

  • Güvenilir olması (tabii ki!)
  • Eve yakın olması
  • Kurumsal olmaktan ziyade samimi olması
  • Bahçesinin olması
  • İngilizce olması
  • Tuvalet eğitimi, vb. konularda destek verebilecek olması

idi.

Bu arada, yakın zamanda bir öğretmen takipçimin gönderdiği şu not da önemli:

Okullarda boş kadrolar için ücretli öğretmenlik durumu var ve bu ücretli öğretmenliğe, öğretmenlikle alakası olsun-olmasın neredeyse diploması olan herkes başvurabiliyor. Ve bir çok İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde bugünlerde ücretli öğretmenlik için başvurular başladı bile.

Yeni mezun bir çok mezun sırf iş bulamam, bir süre idare etsin/elime para geçsin, aileme yük olmayayım düşüncesiyle, öğretmenlik eğitimi almadığı halde başvurup ücretli öğretmenlik yapıyor. Buna izin veren de ülkemizde eğitimde yetkili kurum olan Milli Eğitim Bakanlığı…

Okul öncesi eğitime verdiğiniz önemi biliyorum. Sizden istediğim velilerin çocuklarını herhangi bir eğitim kurumuna yazdırmadan önce öğretmenlerin ücretli olup olmadığını, ücretliyse okul öncesi öğretmeni/çocuk gelişimi öğretmeni mi yoksa öğretmenlikle alakası olmayan bir alandan mı mezun olduklarını sorgulamaları. Açıköğretim Okul Öncesi Lisans Programı öğrencileri dahi mezun olmadan 3. ya da 4. sınıfta ücretli öğretmenliğe başvurup öğretmenlik yapabiliyorlar.

Lütfen sizlerden ve diğer anne babalardan rica ediyorum, çocuğunuzun eğitiminden sorumlu öğretmenin öncelikle NE mezunu olduğunu sorgulayın. Sonra öyle şeyler oluyor ki, olan okul öncesi öğretmenlerinin adına oluyor…

Düşündürücü…

Dün Prof. Dr. Yankı Yazgan’ın bir seminerine katıldım. Türkiye’de okulöncesi eğitim alan çocukların oranının %30 olduğunu söyledi. “Bu oran %100 olsaydı o zaman bu 60 aylıklar konusuna çok farklı bir açıdan bakabilirdik” dedi.

O kadar doğru ki… Bugün Deniz’in okulundaki dördüncü günümüzdü. Şu dört günlük ilkokul maceramız bile bana okulöncesi eğitimin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Okulöncesi eğitimi almamış bir çocuğu ilkokul ortamında düşünmek bile istemiyorum.

O yüzden de anne olmadan çok önce söylediğim “3 yaşından önce çocuğun anaokulunda işi ne?” sözümü bir kez daha yutmak pahasına Derin’i anaokuluna başlattım. Biliyorum ki orada geçireceği her gün ona ilkokul ve ilerisinde özgüven olarak geri dönecek.

Derin'in okulda yaptığı ilk resim

31 yorum

  1. hayirli olsun! Ben de cocuklarim olmadan once “anneler niye kucucuk cocuklarini sicacik evlerinden cikarip okula yollarlar ki? “diye dusunurdum. Simdi aynen sizin gibi dusunuyorum, evde eglemek mumkun olmuyor bir yastan sonra, ayrica paylasmayi, duzeni ogreniyorlar. Galiba “okul” kelimesi biraz urkutuyor anneleri, zaten ben bu yastaki cocuklarin gittigi yere “yuva” demeyi daha uygun buluyorum!

  2. selam lar yazınızı okuduğumda gördüm bende kızımın sanatla ugraşmasını istiyorum.
    Randy esen sanat merkezi nerede var internetten baktığımda bulamadım bu konuda yardımcı olabilirmiseniz çok sevinirim.

    kolay gelsin.

  3. Ben de işe başladığım için artık haftada 5 tam gün abisiyle birlikte anaokuluna gidiyor Defne. Yalnız şöyle bir sorun var.. Öğretmenlerimiz Defne’nin tuvalet alışkanlığı konusunda “hazır” olduğu knaatindeler, ben ise tam aksini düşünüyorum.
    Belki alakasız oldu ama çevremde beni tanıyan insanlar dışında da görüş almak istiyorum. Çünkü, acaba okul bezleme muhabbetinden sıkıldığı için bir an önce diğerleriyle aradan çıksın diye mi düşünüyor yoksa ben mi yanılıyorum çözebilmiş değilim.

    Defne geceleri hiç kuru kalamıyor. 15 dakikada bir çişe götürüyorum ama o tuvaletteyken yapmıyor ve sürekli altına kaçırıyor. Bana gerçekten tutamıyormuş gibi geliyor ve hatta öyle hissediyorum.

    Derin bu konuda ne durumda? Çiş olayını hallettiniz mi?( Biz Kuzey’de 2 yaşında bitirmiştik bu mevzuyu) Tabii ki her çocuk aynı değil ama siz ne düşünüyorsunuz? Bende mi bir sorun var?

  4. Bizden de hayırlı olsun 🙂 Ben de oğlumu henüz iki yaşındayken haftada 2 gün 9-12 arası gittiği bir oyun grubuna(annesiz) göndermiştim. Elbette her çocuk ve anneye özgü kişisel kararlardır bunlar ancak bende kararımdan hiç pişman olmadım. Aksine, çok daha hızla öğrenmeye ve gelişmeye başladığını gözledim. Hatta pek memnun kalmış olmalıyım ki, 2,5 yaşından sonra bu oyun grubuna ek olarak ikinci ve özel bir oyun grubuna daha gönderdim. 😉 Böylece aslında haftanın beş günü kuralına uygun olarak yarım gün annesiz ‘okula’ başlamış oldu. Şaka bir yana, asıl nedeni söylediğiniz gibi çocukların düzene olan ihtiyaçları ve bu yaşta sosyalleşmeye başlıyor olmaları. Sosyalleşme ihtiyaçları için, henüz en iyi arkadaşıyla birlikte oynamak adına erken bir yaş olsada, ‘paralel oyun oynama’ şeklinde başlıyor bu süreç. Bunu yapabilecekleri en iyi ortamda bu tür yerler. Aksi takdirde evde kaldıkları günlerde eve her gün en az 3-4 çocuk toplayıp bu işi bizim yapmamız gerekir ki, bunu sürekli ve düzenli olarak yapabilen anneler varsa buradan tebrik ederim.
    Bu arada ben yurt dışında yaşıyorum, aslında annelerin yabancı-yerli çocuklarını ilk defa okula başlatırkenki duyguları hep aynı. Ancak başka bir noktayı daha söylemek istiyorum ki, yurt dışında da ücretli öğretmenlik durumu var, ama sadece ön eğitim ve kursları başarıyla tamamlayanlar bu işi yapabiliyor. Türkiye’dede öylemi bilemiyorum ama bu konuda da bu tür bir sistem kurulması gerekiyor belkide?

  5. Benim kızım 28 aylık 2 hafta önce okula basladi hergün gidiyor ilk gün ben gittim 2 gün bakıcı goturdu 3 .gun kapıdan hadi siz isinize gidin deyip el salladı 4 gun servisle dönmeye basladi ve çok mutlu

  6. hayırlı olsun benim büyük kızım 15 aylıkken okula başlamıştı. Şu anda 5 yaşında neredeyse 4 yıldır okula gidiyor. Ve çok memnun.
    Derin’e de hayırlı olsun.

    sevgiler.

  7. Erken yaşta anaokuluna gönderme taraftarı değildim.Oğlum büyüdükçe buna ihtiyacı olduğunu gördüm.Sadece parka gittiğimizde çocuklarla bir araya gelebiliyordu.Evde dura dura insana aç bir çocuk oldu.Anne-baba bütün gün işte,çocuk evde babaanne veya anneaneyle tv karşısında! Eğitsel bir aktivite olmadan boş geçen sıkıcı günler..
    Oğlum 39 aylık.Anaokuluna başladı.Serçeler sınıfında:) 36 ayı dolduranların sınıfı.Zaten daha küçükler için sınıf yok.
    İlk hafta 09.00-12:00 arası oyunlar oynanıyor.Ama 3 yaş grubu sınıfı ağlama krizleri geçirdiği için yarım saat içeride yarım saat dışarıda anneleriyle vakit geçiriyorlar.Oğlum çok severek girmişti ilk gün içeriye ama diğer çocuklar ağladıkça o da ağlayıp bahçeye,babaannesinin yanına kaçıyormuş sürekli.Okulda çok ağlayınca eve göndermişler.Bu sefer eve gelince okula gitmek için ağlıyormuş.İçimin cızlamasıyla birlikte pes etmeyelim diyorum.Öğretmenler de böyle düşünüyor.Alışmaları bazen 1 ayı buluyormuş.Kafam karıştı iyice.Zaten yaşına göre konuşma geriliği var.Geç başladı konuşmaya.Görüştüğümüz çocuk psikiyatristi mutlaka kreşe gitmeli demişti.
    Ne yapacağımızı şaşırdık.Nasıl alışacak bilemiyorum..

  8. Yazın yüreğime az da olsa su serpti Elif. 27 aylık kızımı kreşe vermek zorunda kaldım ve 3 haftadır kendimle savaşıyorum istifa etmemek için. Bir yanım böylesinin onun için daha iyi olduğunu evde olsam da ona yetemeyeceğimi düşünürken diğer yanım da ne olursa olsun kreş için çok küçük diyor. Yarım gün gönderiyor olsaydım ve alışana kadar uzun bir süre yanında kalabilseydim bu sıkıntıyı yaşamazdım. Annelik çok zor zaten ama çalışan anne olmak çok daha zor…

  9. elif hanım merhaba,
    hayırlı olsun derin’in okulu da… derin’den 3 ay büyük oğlumun ben de artık kreş çağının gelmiş olduğunu hissediyorum. ama nedense kışı da geçirmek isteği var içimde. hem tuvalet alışkanlığımızın tam oturmamış olması hem de kısa bir süre içinde ev değiştirecek olmamız beni biraz daha beklemeye yöneltti. her alışkanlığının birden bire değişmesini istemedim, kıyamadım. nisan – mayıs aylarına kadar anneanne ve babanneye marş marş 🙂

    ben küçük şeyler’le ilgili bir şey sormak istiyorum size önceki deneyimlerinizle ilgili. çünkü ben de kısmet olursa orayı düşünüyorum(Konya). tuvalet alışkanlığının tamamlanmış olması gibi bir şartları var mı? gerçi biz başlayana kadar bu sorunumuzun hallolacağını umut ediyorum ama yine de sormak istedim… bir de küçük şeyler’le ilgili memnun olmadığınız diğer unsurlar neydi?

    teşekkürler şimdiden… hoşçakalın…

    • Küçük Şeyler franchise sistemine göre işletilen bir okul, her okulun farklı bir yöneticisi var. Ancak hepsi Üstün Dökmen Akademisi altında toplantığından belli başlı uygulamaları var. Bizim okulumuz tuvalet eğitimini şart koşmuyordu. Konya’dakini bilemiyorum ama farklı olacağını sanmıyorum.

      Küçük Şeyler’le ilgili memnun olmadığım elle tutulur bir şey söyleyemem açıkçası. “Mükemmel değil”den kastım, hiçbir okulun her veliyi yüzde 100 tatmin edemeyeceğini vurgulamaktı.

  10. Almanya’da yanılmıyorsam 3 yaş dan itibaren okul öncesi eğitim zorunlu, yani yuvaya Kindergarten gitmek zorunda… Keşke ülkemizde de eğitim imkanları daha sağlıklı ve güvenilir olsa, sıfır güven duyuyorum eğitim sistemsizliğimize hakksız mıyım acaba?

    • Almayada aslında zorunlu değil, farklı eyaletlerde farklı uygulamalar olsada genel olarak isteğe bağlı. İlköğretim zorunlu. Anne/baba çocuğuna ilkokula kadar evde de bakmayı tercih edebilir. Burada tanıdığım pek türk aile yok, tanıdığım alman aileler içerisinde ise çocuğunu göndermeyen yok. 4 aylıktan itibaren ‘kindergarten’ a gönderebilirsiniz(yargılamadan açıklıyorum) tabii neredeyse okullara 2 yıl önceden kayıt yaptırmanız ve yer kazanmış olmanız şartıyla. Yani bu da daha bebek projeniz olduğunda okul arayışına girmeniz demek oluyor. Bu da acaip! Benim oğlum 3 yaşından itibaren bir montessori anaokuluna başladı. Biz gayet memnunuz okulundan, sistemden vs. İçinizi rahatlatırmı bilmem ama sadece türkiyede değil, her yerde güveninizi sarsacak uygulamalar oluyor. Önemli olan ebeveyn olarak çocuğu, yaşadığı süreci, ortamı sürekli gözlemeye ve ona göre kararlarınızı almaya devam etmek.

  11. Bende oğlumu 20 aylıkken hazirandan beri ingilizce oyun grubuna gönderiyorum. Anneli bir oyun grubu, bizimki bakıcıyla gidiyor. Önceleri iki günlük gruba gitti, Eylül ayı itibariyle üç günlük gruba geçtik. Gitmediği günler okul diye sayıklıyor ve türkçe konuşamayan çocuğum evde ingilizce şarkıları tekrar ediyor. Kesinlikle çok faydalı hem sosyal, hem fiziksel açıdan. Belli bir yaşta iki yaş civarı çocuklar artık sosyalleşmek istiyor. Evde tek başına oynamak onları kesmiyor. Biz gurbetteyiz ve etrafta pek çocuk yok, çocuklarla oynamaya hasret kalıyor. Bunu oyun grubuyla çözdük, çok mutlu. Bu durumda olanlara oyun gruplarını kesinlikle öneririm. Tek başına kreş hayatına seneye üç yaş civarı düşünüyorum, şimdilik böyle devam…

  12. Sevgili Elif ben de bu sorunun cevabını arıyorum , okuyucularının the yorumlarını beklıyorum , oglum 28 aylık ve ıkıncı bebegımız gelecek 1 ay sonra, eşimin kurumunun kreşine vermeyı düşünüyorum ama ogluma haksızlık yapıp yapmayacagımdan cok korkuyorum.. Onun kişilik gelişimini etkiler mi? Kardeşlikle arasındaki bağı zedeler miyim? Oglum ıcın erken mı? Ama bır yandan the ona evde de yetemıyorum , bir süre sonra mızmızlayan herseye aglayan bır cocuga dönüşüyor , ve ıkıncı korkum the oglumun kreşten hastalık kapıp gelıp evde bebege ve bıze bulastırması kendısının de hasta olması , ne yapmalıyım bılemıyorum..Yorumlarınızı​ ben de dört gözle beklıyorum iki cocuklu calısan ve hatta akademıde bogusan anneler 🙂

    • Ben de aynı durumdaydım, ancak bir nokta var ki, çocugunuzun yası gayet uygun, dolayısıyla ikinci dogmadan hiç değilse yarım gün yuvaya başlatmanızda fayda var, yoksa ikinci dogduktan sonra çocuk “kardeşim geldi, beni evden gönderdiler” diye düşünecek, üstelik bebekle birlikte çocugun yuvaya alışma sürecinde fazla yanında olamayacaksınız. Hem bir düşünün her sabah onu evden gönderirken siz evde bebekle kalıyor olacaksınız, şimdiden bu düzeni oturtmanız daha faydalı. Hatta ben 26 aylık başlattığım büyük oğluma, “Seni servise bindirince bebeği de bebek okuluna bırakcağım, ben de işe gideceğim” diyordum. Ancak öyle ikna oluyordu, öğlene kadar yuvaya gönderebilrseniz, öğlen uykusunu da evde uyur, tam gün yuvaya daha rahat alışır. Kıskançlığı engellemeniz mümkün olmayacak zaten, en azından size de bebekle zaman geçirme sansı dogar. Kreşe başlayınca hastalık olacak, ama ne zaman başlarsa zaten o zaman bu süreci yasayacaksınız, kaçarı yok.

  13. Ah Elif gündemimiz aynı.2,9 yaşındaki oğlumda ağlama krizlerinde 3 yarım günden sonra bugün bakıcı teyzesı ile tam günü denedik ama her ikiside ağlamışlar bugün 🙂 Bakalım yarınki macera nasıl olacak

  14. Ücretli öğretmenlik konusu evet yukarıda bahsettiğiniz gibiydi. lakin bu yılki yönetmelikle birlikte kapsamı daraltıldı. Eskiden ön lisans ve lisans mezunu herkes başvurabiliyor görev alabiliyordu. İşletme, kamu, su ürünleri vb. aklınıza gelen tüm bölümler. Fakat bu yıl “sadece” eğitim fakültesi mezunları kendi alanlarındaki branşlara başvuru yaptı ve onların başvurusu kabul edildi. Bilginize.

  15. Benim kızım da 2 haftadır anaokulna gidiyor ve 27 aylık.. Ben de kendimle çok mücadele ettim erken mi diye ama gitmesi gerekliydi diye de düşünmekten kendimi alamadım. Uyum sorunu yaşadık ve hala biraz yaşıyoruz. Şu anda yarım gün gidiyor ve şimdilik ayrılırken mızmızlanmanın dışında hayatından memnun görünüyor. 60 aylık ilkokula başlanılan bir ülkede yaşadığımız için eğer imkanlarımız yeterliyse okul öncesi eğitimin çocuklara çok fazla şey kattığını düşünüyorum.. Umarım tüm bıdıklar gittikleri anaokullarında mutlu olurlar..

  16. Ben de Tarkoyu 30 aylıkken kreşe vermiştim çok eleştiren oldu ancak ben ısrarla devam ettirdim oğlum orada çok gelişti ,değişti. Derin için isabetli bir karar vermissiniz eminim çok faydasını görecek , evin miniği de okullu olduğuna göre değmeyin blogcuannenin keyfine 🙂 sevgiler

  17. Merhabalar,

    her ne kadar kreş yaşının idealini 3 yaş diye düşünsem de, ben şu anda 6 yaşında olan ikiz kızlarımı çalıştığım için 28 aylıkken kreşe başlatmıştım. İlk iki haftayı saymazsak, o zaman bu zamandır okulu çok seviyorlar ve kreş onlara çok şey kattı. Şu anda birinci sınıftalar (amerikada) ve de anaokuluna da bu sınıfa da başlarken hiçbir alışma zorluğu çekmediler. şu anda 28 aylık olan oğlumu ise bir ay önce haftada üç gün, günde 4 saat olarak başlattım ki haftada üç gün alışma sürecine hiç iyi gelmedi. Şimdi iki haftadır hergün gidiyor ve de 4 saat kalıyor kreşte. Açıkçası artık ağlamasa da mutlu bir biçimde gitmiyor. Fakat gizlice izlemelerimden biliyorum orada gayet iyi vakit geçiriyor. Sosyalleşmesi, ingilizce öğrenmesi gibi hedeflerimiz de var. Onu mutsuz surat ifadesi ile her sabah orada bırakmak çok canımı sıksa da buna alışacağını ve onun için daha iyi olacağını biliyorum. 3 yaşına kadar evde kalsaydı onun için ne farkederdi bilmiyorum ama benim için çok iyi olmazdı ve bence anne için iyi olmayan bir seçim tüm aile için de iyi olmuyor:-) Bu süreci yaşayan herkese çok kolay gelsin.

  18. elif hanım merhaba. derin’in okulu hayırlı olsun.benim oğlumda 36 aylık bu hafta kreşe başladı. bana çok bağlı olduğu için babasının alıştırmasına karar verdik. ama nedense gitmek istemiyor. gözü hep babasında. babası beni hiç dışarı bırakmıyor diyor. bende akşam oğlumla konuştum. yarın baban dışarda beklesin. senin işin bitince babanla birlikte gelirsiniz dedim ama ya babam beni bırakıp giderse diyor. acaba bu bırakıp giderse korkusu içinde olursa diye çok korkuyorum.bugün velileri içeri almamışlar .içerde hep ağlamış. bugün kreşe göndermekten vazgeçecektim ama arkadaşlar ikna etti. kararlı ol, alışır dediler.tekrar bakıcıya bırakmak istemiyorum. çünkü bende evde olsam bende yetemem, bakıcıda yetemiyor.Allah herkese sabır versin.

  19. benim oğlum da 2 yaşındayken tayin nedeniyle bakıcısından ayrılacak ve yurtdışında kreşe göndereceğim. acaba çok zorlanır mı bilemiyorum, bir anda bilmediği bir ortam ve aynı zamanda bilmediği bir dille başbaşa kalacak.. ama bunun alternatifini de bulamıyorum her durumda malesef yabancı bir dille yüzleşecek.. tavsiyeleri olan varmıdır?

  20. Hilal Hanım, ben de ikinci bebek gelmeden 40 gün önce kreşe başlattım oğlumu. benim oğlum 4,5 yaşında idi. Çalıştığım için mecburen verdim. Çalışmasa idim. belki oğlumun kardeşiyle 5-6 ay vakit geçirmesini düşünebilirdim. Okul öncesi eğitimcilerle ve çocuk psikiyatristleri ile görüştüm. Ya kardeşi geldikten uzun bir süre sonra ya da hemen şimdi ver dediler. Eğer hemen şimdi verirseniz kardeşi gelmeden 1 ay önce gitmiş olacak. Çocuklarda zaman kavramı yoktur. 1 ay onlara uzun bir süre gibi gelir. Ve kardeşi geldiği için kendisinin gönderildiğini düşünmez. Kendisi okula devam ederken kardeşi doğacak ve bir düzen değişikliği olmamış olacak onun için. Ayrıca bebek doğduktan sonra evde olursa bütün gün sizin onunla ilgilendiğinizi görmek onun kıskançlığını artıracaktır. Bence fazla geç kalmadan hemen şimdi verin. Ya da evde yardımcı olacak birileri varsa yanınızda doğumdan uzunca bir süre sonra verin. Aksi taktirde kendisini bebek yüzünden kreşe gönderilmiş hissedecek ve çok üzülecektir.

  21. Daha once (dun) Nurten hanima gönderdigim mesaj bugun ku yaziyla daha uygunmus. Kres-Yuva konusunda dusuncelerimi birkez de burdan paylasmak icin Izninizle Kopyala-yapistir yapsam buraya uygun olur umarim.


    Nurten hanim, sorunuza umarim kendi tecrubelerimle biraz da olsa cevap verebilirim. (bir ufak not: Anaokulu secimi ile BA. de ya da baska bir blogta yazi okumustum diye animsiyorum, bir arastirin isterseniz.) Umarim asagidaki cevabimla da Deniz’in ilkokul maceralarindan konuyu saptirmis olmam.

    Bize gelince: Benim oglum 1 yi benimle evdeydi ustunede babasi ve ben yari zamanli calisip 6 ay evde baktik. 18 ayindan sonra bizim icin “BAKICI kadin, abla, dadi” bulma alternatifi yoktu. /Aile -akraba destegi de olamadigi icin de biz bebegimiz dogdugundan beri “KRES -gunduz bakimevinden- yana secimimizi yapmistik (zihnen ve kalben diyelim.)

    Bakici ya da kres ikisinin de kendine göre artilari eksileri var. Bakicilar hakkinda cok olumsuz hikayeler oldugu kadar bakicisini buyukanne/teyze gibi seven cocuklarda oluyor. Ama benim 10 ay kadar tecrubelerim suana kadar cok olumlu; ve etrafimda da cok yakindan bildigim tanidigim krese giden bebekler/cocuklar acisindan hic bir “buyuk sorun, travma hikayesi yasandigini duymadim. Ki bu konularda anneler cok hassas bire bin katip kres travmalarini anlatabilirler.

    Cok eskilerde (Sumerbank, seker fabrikalari gibi kurumlarin kresleri vardi. Orda buyumus epey bir arkadasim oldu. Ben kendim de bakici yerine 5/6 velinin kendi kurudugu-bakici ama 5-6 cocugun oldugu bir aile kooperatifinde yari zamanli buyudum.) Cocuklarin kamusal alanda denetimli, ufak bir kreste bakilmasini ben daha uygun buluyorum. Bir noktadan sonra bakici ile “guven kurmak, kisisel kimyasal dengeyi bulmak, onun da kendi ihtiyaclari vs. derken” cocugunuz uzerinden pazarlik yapmak insani cok yipratiyor.
    Turkiye’deki gelismeleri de goz onune alinca, cocuklarin once okulöncesi yasami aile disinda tadmalarinda da bir sakinca gormuyorum. Sonucta Eger ki krese karar verirseniz bence önemli konular sunlar olabilir:

    Evinize ya da isinize en yakin- en kolay ulasabilir bir yerde olsun. (Icinde ki albeniye, oyuncaklar temiz mi vs. cok onem vermeyin ilk basta.)
    Guvenilir bie gunduz bakim evi bulmak, idarecisi kadar ordan birkac aile ile gorusmek ki boyle bir isteginizi de idareye bildirmeniz mumkun. Reddetmeleri mumkun olmaz sanirim. En azindan okul giris saatinde birkac anneyi yakalamaniz mumkunse onlardan bilgi alin. Ama dikkat edin, her cocugun ihtiyaci farkli oldugu gibi her A&B’nin da beklentisi farkli oluyor. Cok yanilmayin, cok ta heyecanlanip tez sonuca varmayin.

    Cocuk grubunun sayisi ve yasina bakin. (benim ki 12 cocuk 2 ogretmen). Evde ki birebir ilgi var diye dusunmeyin. Bizler kendimiz anne olarak (egri oturalim dogru konusalim) cocugumuzla 7/24 saat her dakka birebir mi ilgileniyoruz. (Tabi ki de onunla ilgili birseyler yapiyoruz, yemek pisir, camasir yika-as, vs., ama cocuk tekte kaliyor. En azindan benimki kendini oyalamayi, eglemeyi “babyGYM” de yattigi gunlerden beri ögrendi. (Maalesef bugunler de Pepee de egliyor bizimkini.)
    Ama ögretmen hastalanirsa yedek-ögretmen, bakici vs. var mi? BU konu sayidan daha önemli. (Bakici kadinda ise 2. bir plan yapmak hep sizin sorumlulugunuz. Bugun kardesim gelsin demeyecektir kimse.)

    Kreste adaptasyon dönemi nasil: Biz 18 aydayken 1 hafta boyunca 3-4 saat gitti, bende yaninda refakatci. Sonra Uyku duzeni oturunca 6 saate cikti. (ki 1. haftanin sonunda orda uyumaya basladi. 9-15 arasi). 2. Hafta sonunda 8-16 (Kahvaltisini da orda yapmaya basladi.).
    Yani cocugunuzu uyku ve yemek duzeni basta bir anormallik gosterse de daha iyi bir duzene rutine girerse, cocugun kreste normal huzurluyum sinyalleri olarak alinmalidir bence.
    Kreste ki cocuklar daha paylasimci, sosyal ama ayni zaman da kendi sinirlarini (hakkini) koruyabilen cocuklar oluyor. Evde ki patronluk veya krallik yerine kendini savunmayi ayni zamanda da paylasmayi ogreniyor. (3-4 yasindan sonra krese baslayan cocuklara göre oglumdan ve onun arkadaslarindan gözlediklerimi aktariyorum. Her cocuk icin farkli olabilir. Diger okuyanlar yanlis tepki vermesinler de:-)

    Cocuklar sizden ayrilirken ya da ilk gorduklerinde “aglamali tepkiler verselerde” bunlar aslinda acidan, korkudan, orda yapilan “eziyetten” veya yanlizliktan ziyade, anneyi babayi cok ozledim nerdesin tepkisi. Bu sabah yazdan beri basladigimizdan beri 2. kez aglayarak bizden ayrildi. (Daha dogrusu bizim de orda kalmamizi istedi. Yani cocuklarin da bazi anlari gunleri bir olmuyor.)
    Genelde encok aglayan cocuklar bile A&B gittikten en fazla 15-20 dakika icinde normale donup, ilgileri yapilan baska birseye dagiliyor. (Bu konuda ogretmenlerin tutumuna bakin. Benim kreste bir grupta oglumdan 2 gun kucuk bir cocuk 1 hafta boyunca her yeni olayda -yemek saatinde, araögunde, uyku zamani, sarki/oyun zamani vs. vs. ” her degisimde 20-30 dakika agliyordu. Ögretmenler onu daha stabil ve gruptan bir sure ayri tutup, onun grubu gözlemlemesini sagliyorlar. Ama sonra ilgisi yeni olaya odaklaniyordu ve o da aglamiyordu.

    Kres A&B ya cocugun uyuyan, oynayan, huzurlu anlarinin fotorafini (email-sms) ile gönderebilir. Ya da siz almaya gittiginizde gunu nasil gecmis diye digital fotolara bakabilirsiniz. (KRES te aktif digital foto uygulamasi varsa özelikle sorun ya da önerin.) Ve bunun bir paranoyaklik, guvensizlik sorunu olmadigini, normal bir rutin olarak gun icinde cocugunuzun kendi ve diger cocuklarla olan iletisimini merak ettiginiz ve kacirdiginiz guzel anlar icin oldugunu belirtin. Biz bu öneriyle geldik, ve okulda biz velilerde memnunuz.

    Okula siz ya da esiniz ya da 3. bir guvenilir kisi (buyukanne-teyze komsunuz vs. ) hemen ulasip cocugunuzu gerekirse alabilcek misiniz. Yemek menusu, fiziki kosullar, temizlik, cocuk özbakimi, uygulanan pedagojik metod vs. vs. konularda ise kendiniz bakip karar verin.

    Not: Eskiden tanistiklari emekli olan velisinin evinde 3 yil cocuguna baktiran ögretmen arkadasim o 3 yil boyunca cok memnundu. Ama yinede “INSAN CALISTIRMAK” hele ki cocugunuz icinse cok zor dedi durdu. Insan annesinden rica edip, anlatamazken bazi seyleri (misal TV acma, cocuga seker vermeyin, katkat giydirmeyin…) EN yakin bir yabanci ile cok zor. Kreslere talebin artmasi da enazindan “okul öncesi egitimin önemini, bunun bir meslek oldugunu, kamusal alanda yetismis , sigortasi, emekliligi odenen kisilerce yapilmasinin kavraminida ulkemizde yayginlastiracaktir. Belki belediyeler, belki MEB belki de isverenler ailelerin bu taleplerine profosyonelce cevap vermek zorunda kalacaklardir. Bakici kadin biraz sans isi ve olayi cok fazla kisisellestiriyor. Devletin ve isverenin yukunu aileye yikiyor. Sonra 3 yil boyunca bir kadini calistirip (ki artik Moldovyali, Romen, Rus vs. para ulkemizde bile kalmiyor yazik emegimize), sonra ona bye bye demek te cok sorumluluk istiyor. Umarim karariniz ve buldugunuz cozum sizin ve cocugunuz icin en hayirlisi en huzurlusu olur. Iyi dilekleriniz icin cok tesekkur eder, dilekleriniz tum okuyucularin da olsun derim. 🙂

  22. Benim kızım da 27 aylık başladı yuvaya. Önce kıyamadım , yarım gün verdim. İlk günler ağladı , gitmek istemedi. Bir kaç gün sonra, gitme fikrine alıştı, sen de kal demeye başladı. 2. hafta sonunda ise beni el sallarayak gönderdi. 1 ayın sonunda ise okuldaki öğretmenleri tam gün kalabilir dediler, çocuk da eve geldiğinde üzgün oluyordu. ” Ama arkadaşlarım orada” diyordu. Böylece tam gün gitmeye başladı , sabah 8, akşam 7 arası. Şu an 4,5 yaşında , 2 yıldır her gün gidiyor, yazın ara verilmiyor anaokulunda. Hasta bile olsa okula gitmek istiyor, “öğretmenim ilacımı verir” diyor, böyle seviyor ve güveniyor okula. Kesinlikle çocuklar her ortama alışıyor, önemli olan annelerin kararlı olması. Emin olun sizden ayrılınca ilk 10 dakika ağlıyor, ancak ondan sonra bütün gün sizi düşünmüyor bile.
    Ayrıca en iyi okul diye bir şey yoktur, hiçbir yer anne kucağı gibi olmaz. Ancak ben çok şanslıydım, gerçekten her konuda en iyisi olabilecek bir okula ve idareciye rast geldik. Çocuğum evde olmaktansa orada olmayı tercih ediyor, bıraksalar akşam bile orada yatacak. Çok seviliyor, çok şey öğreniyor ve aklım rahat, huzurlu. Bazen kıskanıyorum bile, öğretmenin her sözünü dinliyor, okulda her şeyi yiyiyor, bunu benden daha iyi beceriyorlar.
    Her çocuğun gelişimi farklıdır, ama 2,5 yaşından sonra her çocuk sosyalleşme ihtiyacı duyuyor. Bizim zamanımızda mahalle kavramı vardı, bahçede 10-15 çocuk bütün gün beraber oynar, zaman geçirirdik. Ama artık apartman çocukları var, kimse birbirini tanımıyor, sadece günde 1 saat park ( o da hava güzel ve şanslıysa) , saatlerce tv ve pazar günleri avm’ye giden çocuklar yetişiyor. Bu nedenle okula gitmek onlar için de bir özgürlük, yeni bir hayat. Ben annesi çalışsın, çalışmasın, tüm çocukların erken yaşta anaokuluna gitmesi taraftarıyım. Kendim master yapmış, kaç üni bitirmiş ve çok eğitimli bir insanım. Ama şu an kızımın aldığı eğitimi ona ben veremezdim. Bu kadar da eminim…

  23. Randy ile yarin 4 aylik (4 ay sonra otolyesi kapanmis bire bir derslere baslamis olacak..) okul/oyun hayatimiz bakliyor.. haftada4 gun baslasin sonra istersek 3 ya da 5 olur diye basliyoruz.. Alpcan coook istekli.. canta sirtinda Randy ile bulusmayi bekliyor.. Bakalim yaza kadar yasayacagimiz deneyim nasil olacak 🙂 25 aylik Alpcan ve ortama adapte olma sorunu yasamiyor.. muzik ise vazgecilmezi ! Bu durumda hizlica alisiriz gibi hissediyoruz.. 😉 Bize bol sans.. 😉

    • Bu mesajınız denetime takılmış, yeni gördüm. Bu durumda Derin ile Alpcan sınıf arkadaşı oldular sanırım 🙂

  24. blogcu anne merhaba,

    anaokulu konusunda size sormak, danışmak istediğim bir şey var.

    oğlumu (şu an 3 yaş 7 aylık) bir kreşe kayıt ettirdik bu yaz. eylülün ilk haftası başlayacak gitmeye. haftanın her günü, tüm gün(9.00-16.00 arası). kayıt işlemleri sırasında oğlumu da götürdük hep, sevdi orayı. oyuncaklar, boyuna göre olan mobilyalar, tuvaletler çok hoşuna gitti. kötü bir izlenim bırakmadı küçük aklında. şimdi “okula gideceksin değil mi” diye sorduğumuzda istekle “evet” diyor ama ekliyor “anne babayla birlikte”…

    okulda görüştüğümüz yönetici, pek çok çocuğun yeni başlayacağı ilk haftayı beklemek yerine öncesinde kısa sürelerle okula götürmemizin alışması açısından daha iyi olacağını söyledi. günde birkaç saatlik ısınma turları… “biz odamızda çayımızı içerken o da oyun odasında takılır, çocukları ve okulu kendince gözlemleme fırsatı olur, hem sizin de burda olduğunuzu bildiğinden rahat hisseder” dedi. zaten yaz boyunca da okul açık olduğu için çocuklar da olacak erken dönemde gittiğimizde de. ben de buna göre plan yapıp, iş yerimden izin alıp bir haftamı tamamen oğluma ve okuluna ayırmak durumunda kalacağım. siz bu konuda tecrübeli bir anne olarak ne önerirsiniz? önceki hafta mı götüreyim günlük kısa süreli alıştırma gibi yoksa ilk hafta gittiğinde mi yanında ben olayım? ya da sizin annenizin gittiği gibi ilk hafta babası, babannesi de gitse bir sıkıntı olur mu? çalışan bir anne olmaktan işte böyle zamanlarda nefret ediyorum!!! gönül ister ki alışana kadar her lazım olduğumda hemen orada bulunabileyim ama olmuyor işte…

    düşüncelerinizi bekliyorum…

  25. Yorum yapan anneler bu yıl 36 aylık çocukların öğretmeniyim Ama çok pişman oldum 6 yaşları almadığıma sürekli ağlıyorlar. Kesinlikle annelerinden kopamıyorlar Ev hanımı olan annelerinin onları okula tam gün olarak bırakmasına üzülüyorlar. Bu yaş grubunu tam gün gönderen anneleri anlayamıyorum.bakmak zorlarına mı gidiyoır acaba?Milletin evinde bakamadığı 16 çocuğa ben bir sınıfta nasıl bakacağım acaba? Ben 3 yaş çocuğunun 3 gün ve yarım gün olarak devam etmesinden yanayım Kendi çocuğum olunca da 5 ve 6 yaşında okula yarım gün göndereceğim. bilginiz olsun belkide çocuğunuz sizin onu oraya terk ettiğinizi düşünüyor olabilir

  26. Merhabalar, Randy esen sanat merkezi nerede acaba, internette bulamadım