29 Yorum

Cincüce’nin Gebelik Günlüğü, 18. hafta

Banu bu hafta her hamilenin derdi olan “üzerine-fazla-düşülme-sendromu”ndan dert yanıyor.

Banu’nun hafta hafta hamilelik yazılarının tümü için tıklayın.

***

Merhaba Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Geçen hafta içimdeki bücürün ne zaman hareketleneceğini, ne hissedeceğimi sorduğumda pek çok yanıt geldi. Herkesin söylediği ortak şey bunun bir kelebek kıpırtısı ya da baloncuk patlaması gibi olacağıydı. Bütün hafta elim göbeğimde, kâh dürterek, kâh sakin durup transa geçerek, maden dedektörüyle toprağı tarayan defineci misali bekleyip durdum. Arada steteskopu alıp göbeğimi dinledim. I-ıh. Ne kelebek, ne baloncuk… İçerdeki kıpırdanıyorsa bile -ki kendisini ultrasonda fıldır fıldır tepinirken görmüşlüğümüz var- çaktırmıyor. Beklemeye devam ediyorum; ama insan sabırsız olunca da bir an önce o hissi yaşamak istiyor. Bir pıtırdasa, yemin ederim hamile olduğuma ikna olacağım. Hâlâ hamile gibi hissetmiyorum çünkü.

Geçen haftaki uçuk kaçık hastalık faslını Yıldıray’a bulaştırarak kurtuldum. Gelen bazı yorumlarda bitki çaylarını doktoruma danışmam gerektiği söylenmişti. Doktora sormuştum ve özellikle şunu iç, bunu içme dememişti. Adaçayının hamilelikte kullanılmadığını biliyordum o kadar. Ama yorum bırakanlardan biri olan Neşe, hamilelikte kullanılmaması gereken bitki çaylarına ilişkin bir yazının bağlantısını paylaşınca aklım başıma geldi. Meğer meyan kökü de zararlılardanmış ve ben geçen hafta çok fazla meyan kökü kaynatıp içtim. Bundan sonra aklım başıma geldi. Aman dikkat!

Hastalık ertesinde ara ara halsizlik hissim olsa da çok üzerinde durmuyorum. Ama bunca hareketsiz geçen haftadan sonra, artık eski hareketli günlerimi özledim. En çok da bisiklete binmeyi… Sene başındaki tatsız düşük hikayesinden sonra, kendimi toparlayana kadar eskisi kadar sık bisiklete binememiştim. Sonra hamile kalınca, ilk üç ay geçsin diye bekledim. Doktorum bisikletin (bisiklet üzerinde yapılan hareketin) hiçbir sakıncasının olmadığını, lakin bisikletten düşme olasılığı yüzünden risk almamamı söylemişti. İlk üç ay geçince, trafikte binmemek koşuluyla, bisikleti sahile kadar yedekte götürmeyi, orada sakin sakin pedal basmayı planlıyordum. Hatta 12. haftada Yıldıray’ı bile ikna ettim. “Bisikletlerin bakımını yapıp, elden geçirelim,” bile dedi kendiliğinden. Sonra hesapta olmayan o kanamayla işler yine tepetaklak oldu.

Şu sıralar bir kere daha bisiklet hayalleri kurmaya başladım. Hazır enerjim yerindeyken, hazır göbek daha küçükken ve havalar ideal bisiklet ortamını sunarken tam sırası. Ne var ki, herhangi bir fiziksel faaliyetten ne zaman söz etsem, Yıldıray’la didişmeye başlıyoruz. Aşırı korumacı davranıyor, sürekli “Risk almaya değer mi?” diyor ve ben bu direnç karşısında bunalıyorum. Bu aşırılık beni rahatsız ediyor. “Ben aciz değilim. Hasta da değilim; üstelik kendimi iyi hissediyorum,” dediğimde iş saçma bir tartışmaya kadar varıyor.

Başka bir tartışma bir iki gün önce yaşandı. Ara sıra balığa çıkan bir arkadaşımız gelecek hafta bir gün izinli olduğunu söyleyip, bizi de balığa çağırdı. Deliler gibi gitmek istiyorum. Hayatımda hiç balık tutmadım ve hep çok özenmişimdir bu işe. Arkadaşımız bize nasıl balık tuttuklarını, teknikleri vs. anlatmaya başladı ve gelecek hafta için sözleştik. O sırada hiçbir şey demeyen Yıldıray, dün bu konu tekrar açılınca bunun benim için riskli olabileceğini söyledi. Annem de ona arka çıkınca bana gelenler geldi tabii. Ya tekne çok sallarsaymış? Ya bir anda hava bozarsaymış? mış…mış…mış… Etrafımızdaki her tür riski sürekli kolaçan edersek, hiçbir şey yapmayıp, kalan aylarımı evde kanepede ibibik kuşu gibi oturarak geçirmem gerekiyor.

Sizce bu işi orta yolu nedir? Var mı bir hal çaresi?

29 yorum

  1. Merve Guler Dağci

    Merhabalar, 6 aylık bir kızım var:) hamilelikte bende aynı olmasa da benzer seyleri yasadım sizinle. Ama kimseyi dinlememek gibi bir dikbaslilik da yaptım. Daha once geçirdiğim rahatsızlıktan dolayı tek yumurta ile hamile kalmayı basarmış bu nedenle üstüne cok dusulen bir gebeydim. Sonucu ne oldu derseniz, 5 Nisan’da gelmesini beklediğimiz bebeğimizin 28 Şubat’ta ilk işareti geldi; suyu! 2 haftamı sürekli sol yanıma yatarak geçirdim ve 20 gun erken 15 Mart’ta sezeryan ile ( ters duruyordu bebegim) kızım dünyaya geldi.
    Kıssadan hisse; ne cok dikbasli olup söylenenleri kulak arkası yapmalı ne de pimpirik olup bütün hamilelik boyunca kanepede pineklemeli:) ortası bulunmalı:))
    İnşallah zamanında sağlıklı sihhatli bir bebek gelir aramıza, sevgilerle…

  2. tekne konusunda bilgim olmadığı için bir yorum yapmıcam ama bisiklete binmek bence de ciddi bi riski göze almak demek..risk eğer çok yüksek getirisi varsa alınır hesabıyla, bence bir yürüyüş de eğlenceli bir aktivite olabilir..sonrasında ben naptım dememek için ben bunu göze almazdım cincüce..sen çok enerjik çıktın bakalım sonuna kadar neler yapmak isticeksin:))))

    • Yürüyüş zaten hep hayatımda. Ama yakın zaman kadar bisiklet de öyleydi.
      Eh biraz enerji fazlası olduğu doğru, artık hiperaktivite midir nedir, ben de bilmiyorum. Ama yok, yok, bundan fazlasını istemem, söz. 🙂

  3. Banu’cum madem durum budur hiç kafana takma tadını çıkar derim.Hatta gece yarısı uyan Yıldıray’ı uyandır susadım de,korkuyorum benimle tuvalete gelirmisin de,acıktım de sana tost yapsın sonra getirdiği tostu beğenme neden peynirli yaptın ben kaşarlı isterdim de kaşarlı getirirse bunda neden kekik yok de,am uykuya dalacakken midem şişti göbüşümü severmisin de yıldırma politikaları uygula bana eziyet ediyorsun gibi şeyler derse hayır Yıldıray’cım seni bebişe alıştırıyorum de:))) ilgi alakayı çokta kafana takma bebiş gelince kimse seninle ilgilenmeyecek çünkü:))

    • harikasınız! ben de 8 haftalık hamileyim ama ben de kendimi hamile hissetmediğimden nedir sanki kimse umursamıyormuş gibi hissediyorum benim sorunum da ilgisizlik ;( keşke birileri aman şunu yapma aman bunu yapma dikkat et falan dese o derece! hayatımda pek bişey değişmedi yani :/ ama bugünden itibaren söylediklerinizi harfiyen yapmaya başlıycam kocam beni nazlamıyorsa biraz da benden kaynaklanıyormuş!

    • Kıyamam ki. Üstelik canım bir şey çekince mutfağa girişmek gibi bir huyum varken, isteyemem. Ama göbüşümü sever misin talebi iyiymiş. 🙂

  4. Tekne olabilir ama bisiklet ı-ıh 🙂 Risk almaya değmez bence de, Yıldıray’a katılıyorum üzülerek 🙁

  5. Sevgili Meltem, cok güldürdün beni,süpersin :)))

    Bisiklet konusunda ben 3üncü hamileligimde son haftaya kadar bisiklet kullandim…hemde trafikte , üstelikte arkamda 2 cocugumu cekerek……
    Avrupa’da cok normal bu..kimse yadirgamiyor.

    • 3.gebelik vay sen de süpermişsin.kıskandım.

    • İstanbul’da bırakın hamile ya da çocuklu bisiklete binmeyi, normal bir bisikletli -trafik kurallarına harfiye uysa bile- özellikle taksicilerin fiziksel saldırısı altında. Şu durumda trafiğe çıkmayı kesinlikle düşünmüyorum zaten.
      Burada bisikletlinin yadırganmadığı günler hayl gibi bir şey.

      • Kesinlikle Istanbul’da yapilacak is degil, katiliyorum.
        Söylemek istedigim eger sagliginiz yerindeyse *genel olarak* gebeyken bisiklet kullanmakta sakinca yok, tabii herkes kendi karar vermeli, doktoruna danismali.

  6. Mesele bisiklete binmek değil ki, bazı hassas durumları olan bir hamilenin İstanbul’da bisiklete binmesi. Tekne konusunda da, ne tekneyi tanıyoruz ne de kaptanın kaptanlığını…

  7. Sevgili Sema,
    Avrupada bisiklete binmek çok normal evet, çünkü riski çok az. Ama Türkiye’de özellikle de İstanbul trafiğinde değil bisiklete binmek, kaldırımda yaya olarak yürümek bile çok riskli 🙂
    Tekne konusunda da Yıldıray’a katılıyorum. Tanımadığın birinin kullandığı bir tekneye binmek bence de pek güvenli değil.
    Bunların dışında keyif verici ve tehlikeli olmayan pek çok aktivite var. Özellikle yüzme hamilelikte en çok önerilen spordur. Doğumu da kolaylaştırdığı bir gerçek…

  8. Pinar Yesiltay Sevim

    Banucum 35.haftada olan bir hamile olarak öncelikle bebeğin hareketleri konusunda acele etmemeni önetitim zira benimki bu satırları yazarken bile dans ediyor sanki içimde. Bazen kızım rica etsem 2 dakika müsade eder misin diyorum. Sürekli kıpır kıpır, resmen karnım şekil değiştiriyor sürekli.
    Bisiklet konusunda da tekne konusunda da edin haklı bence. Sonra eyvah! Demektense bir süre daha az riskli faaliyetler yapmakta fayda var . Ben bol kitap okuyarak geçiriyorum. Artık yuruyemiyorum bile, bacağın fena kasiyor. Yürümenin keyfini çıkar 😉

  9. Bilinmeyen bir tekne ve kaptan konusu senin için ne kadar tehlikeli ise banu için de o kadar tehlikeli bence .Daha az ya da daha çok değil …
    Bisiklet konusu beni aşar ama yorumda da yazılmış avrupada çok yaygın.
    Hamileleğinin son gününe kadar çalışan biri olarak, doktor tarafından özellikle belirtilen bir durum yoksa her istediğini yapabilir bence.
    Diğer durumda ki stresin bebek için daha zararlı olduğunu düşünüyorum.Anne ne kadar mutlu bebek o kadar mutlu..Hamileyken de böyle , doğunca da böyle…Üçünüzü de öperim…Sevgiler.

  10. Merhabalar! Ben de 15.16 haftadayim. Henuz sadece 2 li testim oldu. 18. haftada ise 1. ultrason olcak. Ondan sonra 33-34 hafta da 2. ultrason ve o kadar. Kontrollerimi ana-cocuk saglik merkezinde EBE ile yapiyorum. (Suana kadar da 3. kez gorustuk. Kayit, daha sonrakinde genel durum, ve daha sonra ise idrar ve kan tahlili.)

    Gundelik yasama gelince: Tanidigim -gordugum bir cok hamile bayan bisiklete biniyor. (Hatta uste denilen gibi arkada yumurcaklarini da cekiyorlar.) Ama ben tercih etmedim nedense. Cunku genel anlamda oyle bisiklete binme merakinda biri degilim galiba. Ama onun disinda tekne gezintisi, ucak yolculugu, araba kullanmak, yuzmek, yumurcak oglumu (tasimak kucaklamak), az bucuk ev islerini yapmak vs. den de kacinmadim. Ilkinde mayonez, sögus etler (pastirma salam vs.), taze peynir vs. den kacinmistim, ama ögrendigim kadariyla kavonoz urunlerinin bir cogunda (mayonezde misal) pastorize yumurta kullaniliyormus (yani yumurta kavanozlanma asamasinda pastorize ediliyormus. Salmonella riski yokmus…mus mus…Aman aman yemek ihtiyacim duymadim ama cani isteyenler az miktarda icin bir rahatlama olabilirmis…! Yine marketlerde satilan paketli taze peynirlerde (rokfor, brie vs.) de de pastorize sut kullaniliyormus. Yani bazen insan bilmeden cok panik ve vesvese yapabiliyor.
    Bitki caylari ben sevmezdim ama bu hamileligimde cok canim ister oldu. Miktari abartilmadigi surece yani litrelerce icmedigimiz surece 1-2 bardagin zarari da yoktur diye ögrendim ve dusunuyorum. (misal kusburnu, zencefil, …vs…) Yani bu fransizlar en iyi sarabi hamilelere verirmis, Irlanda da B.vitamini olsun diye Guiness bira icen hamileler duydum. (Ki bu konuda katilmiyorum.)

    Ama eger ki hassas durumlariniz olmussa ve imkaniniz da varsa bence bol bol sirtinizi, belinizi dinlendirmenizi oneririm. Bebek olunca onunla o kadar cok bisiklete binme, hoplamaya ziplamaya vaktiniz olcak ki oyuzden bugun bugunun tadinin, kosullarinin, dinginliginin keyfini sürün derim, Bu benim felsefem. Yani kisin denize girmeye özenmek yerine, kardan adam yapmayi sevmek gibi birsey. Turfanda dometes yemek yerine mevsiminde yemeyi tercih etmek gibi bir anlayisim var. Hamile ikende ahhh bir sarap icsem diye ölüp ölüp dirilmedim yani. Yani heranin, her kosulun tadini cikarip, o ani doya doya yasamak gerekiyor. Insan daha huzurlu ve tatminkar -ozentisiz-ozlemsiz oluyor…Esinizi de simdiden yormak yerine, gercekten yorgun oldugunuz da sizin ve sonra bebeginizin icin enerjisini toplamasina izin vermenizi de öneririm. Anneler dogum hormonlarinin verdigi guc vs. ile annelige, yorgunluga, ve uykusuzluga biraz daha dayanabiliyorlar ama bu dayanma eslerin daha onceden depoladiklari enerji ile daha da kolaylasir diye dusunuyorum….Sevgilerle

    Beklenn dogum tarihiniz neydi? Bizimki Mart basi 5-6 mart 2013 gibi….

    • “Her şeyin fazlası zarar” lafı durumu en iyi özetleyen cümle. beslenme konusunda siznkine benzer bir yaklaşımım var benim de. Hamile kalmaan önce de öyleydim. Her şeyi kendi zamanında yemekten, ambalajlı gıdalar yerine tazesini tüketmekten yanayım. Abur cubur sevmem. İçki konusunda da aşırı bir istek yaşamıyorum şu sıralar.
      Şarap ve bira konusunda dedikleriniz doğru; ancak fabrikasyon olmayan, gerçek ev şarabı ya da ev birası olduğu takdirde. Ne yazık ki marektlerde satılan şarapların büyük kısmı da doğaldan bir hayli uzak. O yüzden hiç yanaşmamak en iyisi.
      Ben sizden biraz daha önce doğum yapacağım. Şubatın ortalarına doğru gelecek bebek.

  11. bende 2 haftalık hamileyim hala bende bebeğimin hareketlerini tam olarak hissedemedim ve bende hala hissetmediğim hala sanki hamile değilmişim gibi geliyo. Vakti gelince hissedeceğiz nasıl olsa 🙂 Asıl konuya gelince belki bisiklete binmen ve tekneye binip balık tutmanla hiç bişey olmayacakdır ama yine bu ihtimallerden biri diğeride olabilir oda bi ihtimal ve sen düşük tehlikesi atlatmışın bi kez iyice daha düşün ve en doğru kararı zaten vereceksin.Bebeklerimiz her şeye değer …

  12. aaaa 2 değil 20 haftam

  13. ben de avrupa’da bisiklere binmekle istanbu’da binmek arasında çok fark olduğunu düşünüyorum.

  14. Yıldıray haklı.Sanırsam birazda nazikçe taleplerini reddetmiştir.
    O yüzden sevgiyle ”otur oturduğun yerde” diyorum Banucum.

  15. Ben de su anda 21.haftadayım ve benim etrafımdakiler de sürekli vesvese halinde. Neyse ki doktorum dünyanın en rahat doktoru ve o sayede hepsini susturabiliyorum. İlk günden beri sporu ve aktiviteyi bırakmadım. Ta ki geçen gün belim ağrımaya başlayana kadar ama en kısa zamanda sahalara geri döneceğim 🙂 Bence sen kendin için en doğru olanın ne olduğunu biliyorsun.. Nerde başlaman, nerde durman ve ne kadar risk alabileceğinin farkındasın. O yüzden aktiviteye devam diyorum 🙂

    • Doktorun tavrı gerçekten çok önemli. Şimdiye kadar ne sorduysam hepsini hem sabırla yanıtladı, hem de kendi rahat tavrıyla beni de rahatlattı. Aksi durumda en ufak bir korkutma, paranoya hissi, insanı geriyor. Gerginlik de gebelikteki en büyük risk bence.

  16. Sevgili cincuce 🙂
    Hamile olmadan once 2 sene yoga yapmama ve herhangi bir aksilik olmamasina ragmen ilk 3 ay hic yoga yapmadim. Sadece yuruyus yapiyordum. 3. Aydan sonra 7. Aya kadar hafif hamile yogasi yaptim. Sonra gobegimin kocaman olmasi ve havalarin sicakligi nedeniyle biraktim. Yuruyuse devam ettim. Bisiklet dusme tehlikesi olma nedeniyle bence de riskli.
    Tekne meselesine gelince, 6 aylik hamileyken bozcaadaya gitmek istedim tatilde isyerindekiler dahil herkes ayaklandi. Yok efendim acil durum olsa ne yapacakmisim! Hava bozulursa vapur seferleri iptal olurmus vs vs. Neyse bizde ayvalika gittik. Aman deniz cok soguktur sen girme dediler bu seferde 🙂
    Sonuc sonradan uzulmemen icin riskli durumlari tekrar gozden gecir, hamileligin keyfini cikar. Sevgiler

  17. Ben “bir şey olmaz” ekolündenim. O, Sizi seçtiyse size gelecektir. Hayat risklerle dolu. İstanbul’da yaşıyor olmak başlı başına risk zaten 😛
    Mutlu hamilelik=mutlu bebek=mutlu anne denklemini de savunuyor. Hamilelere ve annelere özgürlük diliyorum :))

  18. Defne’den önce 2 düşüğüm olduğu için ben hamileliğimde hep dikkatli oldum.. ama bir yandan da doktorumuzun söylediği,”kadınlar tarlada çalışırken doğuruyorlar, olacağı varsa olur” lafını da kulağımdan eksik etmedim…. Bence, yüksek risk almadan hayatın tadını çıkarmaya devam et, yoksa İstanbul koşullarında değil bisiklet/tekne, yolda yürürken bile başına herhangi bir şeyin gelme olasılığı var 🙂

  19. bende 19+6 haftalık hamileyim ama sizin hiç hamile olduğunuz bile belli değil, ben şimdiden 4 kilo aldım ve yorgun hissediyorum kendimi eğer hala enerjiniz varsa her şeyi yapın nasılsa kışa denk gelcek hamileliğimizin ilerki aşamaları o nedenle istediğimiz her şeyi şimdi yapalım derim ben 😉

    • Aramızda yaklaşık 1 hafta varmış. Ben geçen doktor kontrolüne kadar 2 kilo aldım; ama bu son bir ayda buna kaç kilo eklendi bilmiyorum. Bu aralar artık “hamile gibi” olmaya başladım. Hatta dün trene bindiğimde, hayatımda ilk kez biri bana yer verdi! 🙂