113 Yorum

Hata yapmışım

İlkokul için Beş Buçuk Çok Erken diye bağırmıştım ya… Hata yapmışım. Özür dilerim.

İlkokul için 6 da çok erken. Hatta 7. Ve belki 8. Hatta bu çocuklar ergenliklerini evde geçirsinler, öyle başlasınlar demeliymişim.

Okulda üçüncü haftamız. Deniz alıştı. Arkadaşları var. İyi bir öğretmeni. Düzeni üç aşağı beş yukarı çözdü: Zil çalınca teneffüse çık. Tekrar çalınca derse gir. Teneffüste bahçede koş, oyna. Yalnız dikkat et, bu arada bahçeye giren arabaların altında kalma. Sabahları evden gitmeden kakanı yap, okulda yapamıyorsun biliyorsun. Alaturka tuvalet, hem tuvalet kağıdı da yok. Pisuara yetişeceğim diye zorlama kendini, boyun yetmiyor işte. İşin bitince ellerini yıka, neyse ki sıvı sabun var. Ellerinden suları akıta akıta sınıfa git, malum, tuvalette kağıt yok, öğretmeninden kağıt havlu alacaksın. Aman diyeyim teneffüslerde mutlaka dışarıya çıkıp hava al, sınıflar yeni boyanmış ya, çok kokuyor. Keza çamaşır suyu kokusu da öyle. 

Ne demiştik? Müfredat hazır değil. Müfredatı yiyeyim, keşke derdimiz müfredat olsa… Sen fiziksel koşullardan haber ver!

***

Okul servisine yazıldı Deniz. Sabahları ben bırakıyorum, dönüşte servisle gelecek. Sordum: Koltuklarda kemer var, değil mi? Var dediler. Yanlış sormuşum meğer… Doğru soru: Kemerleri takıyor musunuz olmalıymış. İki günün sonunda Deniz “Anne, kemerimi takmıyorlar” diye gelince önce şoförle konuştum: “Abla şimdi yeni başladı ya okul… Veliler falan da geliyor birkaç gündür, servis kalabalık oluyor o yüzden…” dedi.

Bana ne kardeşim? Gelmesin veliler. Geliyorlarsa da ayakta dursunlar. Niye çocuklar kemersiz kalıyor? Hem okul servisine tabure koymak ne demek? Öndeki tek kişilik koltukta iki çocuk balık istifi, ikisinin de kemerleri yok. Evlere şenlik!

Bu ara yeni açılmış ya okullar, o yüzden böyleymiş. Allah muhafaza, “bu ara” kaza olsa bir şey olsa ne olacak?

Dün sordum Deniz’e: “Taktılar mı kemerini?” Evet dedi. Ama bir tek onunkini takmışlar! “O deli kadını başımıza sarmayalım da…” dediler herhalde…

***

Okula badana yapıldı, yeni bitti. Dün bitti, öyle diyeyim. Geçen hafta Eyüp Belediyesi’nin dağıttığı malzemelerle birlikte verilen Eyüp Belediye Başkanı’nın mektubundaki “Yaz boyunca okullardaki boya badana işlerini yaptık” cümlesi bizim okul için geçerli değildi. İki haftadır boya kokuları içerisinde ders yapıyorlardı çocuklar. Badana yaparken koridordaki dolapları azıcık öne çekmiş görevliler. Sen birinci sınıflar, dolapların arkasına gir, tepine tepine oyna. Önünden geçen çocukların üzerine devriliyordu koca dolap, zor yetiştim.

***

Bir başka çocuğun elinden -yine badana vesilesiyle- sağa sola dökülen tahta parçalarından birini alıp müdüre verdim. Kılıç yapmıştı çocuk kendine, savuruyordu arkadaşlarına.

***

Bugün Deniz’in bir sınıf arkadaşı koşarken düşmüş. Bir anne yakalamış getiriyordu. Koşa koşa kantine gittik başına buz koymak için. Buz yok. Puding koyduk. İyi çok şükür.

***

Arabalar bahçeye girip duruyordu. Çocuklar, geri geri çıkan arabaların arkasından koşuyor, yüreğimiz ağzımıza fırlıyordu. En son geçen gün velinin biri neredeyse okulun kapısından içeri arabasıyla dalınca müdür bahçeye arabayla girişi yasakladı. Neyse ki bunun olması için kimsenin zarar görmesine gerek kalmadı, arabadan başka. Şükür…

***

Peki bütün bunlar olurken nöbetçi öğretmen mi nerede? İkinci katta olabilir. Ya da üçüncü… Belki de arka bahçededir. Bir yerlerde görevini yapmaya çalışıyor, yetebildiği kadar. Malum, okul pek kalabalık. Normalin iki katı birinci sınıf başladı neredeyse… Eh, 6 tane birinci sınıfın ikisi 66-72 aylık çocuklar. 50 tane, yarısı daha önceden okul görmemiş, öğlen annesi gelmese “Annemi isterim!” diye ağlayan çocuklar. Bunun yanı sıra ergenliğin ortasındaki 6, 7 ve 8. sınıflar… Allah öğretmenlere kolaylık versin.

***

Bugün gazetelerde bir haber var: 5,5 yaşındaki çocuğa okulda dayak iddiası. “İddiaya göre” 9 yaşındaki bir çocuk, 5,5 yaşındaki bir çocuğu tuvalete götürmüş. Önce çırılçıplak soymuş, üzerini ıslatmış, dövmüş. İçler acısı. Dövülen de mağdur, döven de… 9 yaşındaki çocuk kim bilir neler yaşıyor, neler görüyor ki bunları uygulayabiliyor?

Bunu paylaşınca “Bunlar hep oluyor, çocuk 7 yaşında olsa da dayak yerdi” deniyor. “Hemen 4+4+4’e mal etmeyin” deniyor.

Yok canım, etmiyoruz. Aman ha, “muhalif sesimizi” yükseltmiyoruz. Elbette 7 yaşındaki bir çocuğun başına da gelebilirdi bu. Geliyor da zaten. Şimdi ortalığı ayağa kaldırmaya ne gerek var? Bunlar hep oluyor. Kısmet. Nasip. “Birkaç çocuk.” Neyse işte, ondan…

Çok özür dilerim. Aylarca “İlkokul için 5 buçuk çok erken” diye boşuna bağırmış, gündemi meşgul etmişim.

Değil 5 buçuk, yukarıdakileri yaşamak için 25 buçuk bile çok erken!

113 yorum

  1. olur bunlar Elif olur, niye ses ediyorsun ki susssss Türkiye uyuyor…

  2. Dün sordum Deniz’e: “Taktılar mı kemerini?” Evet dedi. Ama bir tek onunkini takmışlar! “O deli kadını başımıza sarmayalım da…” dediler herhalde…
    Kendimi yalnız sanıyordum, demek ki tüm anneler aynı şeyi hissediyor, yaşıyor…

    • Aynı şeyi bende yaşıyorum. Servis şöförü bayan , ben yavaş gidiyorum dedi. Peki ya karşıdan gelen ? Patates çuvalı taşıyor mübarek.Benim oğlanda kemeri tek takılı çoçuk. Tek arıza anne ben değilmişim:)))

  3. çok üzgünüm çok. diyecek kelime bile bulamıyorum, yazık.
    gorki

  4. Araba koltuğu günümüzde çocuklar için vazgeçilmez bir ürün haline geldi. 15-20 sene önceyse Türkiye’de böyle bir ürün hatırlamıyoruz. Aynı şekilde servislerde çocuklara kemer takılması da herhalde yeni yeni oturan bir uygulama olmalı. Çünkü bu tip bir uygulama da eskiden yoktu. Umalım ki zamanla bu da vazgeçilmez bir uygulama olsun. Ancak bence kendinizi bu kadar üzmeniz doğru değil. Her şeyi kontrol etmeniz mümkün değil. Doğuda okula gitmek için uzun yolları yayan giden çocukları düşünün. Her çocuk ilkokulda bazı zorluklar çekerek büyür eğer özel okulda prens ve prensesler gibi büyümelerini istemezseniz. Biraz rahat olun, her şey yoluna girer, kolay gelsin.

    • merhaba Limon
      kendinizi bu şekilde üzmeniz doğru değil demişsiniz ya çocuklarımızın başına bir iş geldikten sonra üzülmektense her gün kendimi böyle üzerim daha iyi, muhakkak ki okul şartlarının mükemmel olmasını hepimiz isteriz ancak servisler bambaşka bir konu, kemer takılacak aksi mümkün değil!!! Ayrıca bu asgari şartlarda ısrar etmenin prenseslik ya da prenslikle alakası yok, benim anlayamadığım şey niçin iktidar partisi gibi hep kendimizden kötü durumdakileri örnek almamız gerekiyor????

      • Ben de Gizem Hanım’a katılıyorum.

        Herşey nasıl yoluna girecek ben gerçekten de çok merak ediyorum. Şu anda hangi çalışmalar yapılıyor yoluna girmesi için herşeyin? Devletimiz nasıl çalışmalar gerçekleştiriyor?

        Açık ve net şekilde yetkililer beğenmeyen özel okula versin diyerek, kendi politikaları doğrultusunda eğitim sistemini değiştirdiler, hiç plan program yapmadan.

        Ama yine de endişelenmeyelim biz.

  5. daraldım 🙁
    o haberi duymamıştım…. sinirlerim bozuldu…

  6. Her konuya bu kadar takılıp yorum yaparsanız Okul hayatı sizin için zor geçer Elif Hanım.

  7. Çok üzüldüm o habere bir de İzmir’de bir 8. Sınıf öğrencisi öğretmenini bıçaklayarak öldürmüş bugün o haberle birlikte ne çocuklarımız güvenli, ne de öğretmenlerimiz. Allah’a emanet, nasip, kısmet işte her neyse işte ondan… 🙁

  8. Oğlumun bu yıl okula başlamamış olmasına şükretmekten başka birşey gelmiyor elimden ne yazık ki 🙁

  9. şimdi yazıcam kızıcaksın biliyorum ; ama bu yazılarını okudukçada yorum yapmadan geçemicem onu biliyorum . Şimdi seni önce çok taktir etttim “aman dedim brovo sen durumun olsunda hemde tam bu karışık dönemde özel okulu değilde devleti tercih et ” taktir ettim ettimde şimdi de şöyle diyorum al işte gör , düzeni sen değiştiremessin bu kadarda takıntılı bir kadınsın ne diye başını ağrıttın gönder özele sonrasında başarısına göre 4 yıldan sonra iyi bir devlet okuluna geçerdi o abi olurdu sen de daha rahat olurdunnn , diyorummmm ne yapayım diyorum işte ……..

    • Anlıyorum ne demek istediğini. Ama ben bunu sistemle savaşmak için yapmıyorum. Bunun, Deniz için daha iyi bir alternatif olduğunu düşündüğüm için yapıyorum. Böyle olmaktan çıktığı noktada zaten geri dönerim.

      • anladımmm, ozaman bende yazılarını merakla okumaya devam edip seni hep kendimce nacize takdir etmeye devam edeceğimm :), sevgiler……

    • özel okulda okulun fiziksel zorlukları olmasa da diğer öğrencilerle ilgili zorluklar her zaman olacaktır. Bence çocuklarımız bunlarla mücadele ederken çok faydalı yetenekler de edinecekler. 4 yıl özele gönderip sonra o çocuğu devlet okuluna alamazsın. Alsan da o çocuk beğenmez devlet okulunu ve problem yaşar. Ben deniz2in annesinin de yardımyla bu dönemi çok güzel atlatacağına eminim aynı benim 64 aylık oğlum Alper gibi:)

      • doğru söylüyorsunuz tabiki çocuklarımızın birçok kazanımları olucak , ben daha çok elif açısından yaklaşmıştım olaya ki bende 72 aylık okula bu yıl başlayan bir kız annesiyim ve zor bir okadar da stresli bir yıla başladığımızı düşünüyorum bunun yanında birde bu türlü zorlukla uğraşmak anne açısından çok yıpratıcı olsa gerek 🙁 ama dediğin gibi annesini desteğiyle deniz bu dönemi çokta iyi atlatıcaktır amma elifin allah yardımcısı olsun diyorummm…….

    • kesinlikle size katılıyorum,sırf bu tür problemlerle karşılaşmamak için koleje verdim oğlumu,dün akşam aileyi ziyarete geldiler öğretmenler çocuğun ev ortamı nasıl çalışması için uygun ortam varmı diye filan,herşeyiyle ilgileniyorlar,oğlum çok mutlu,o mutlu olunca biz çoook mutluyuz,kesinlikle ilkokulda özel diyorum,temel sağlam olunca zaten gerisi geliyo,sonradan fen lisesini kazanıp kendisi gitsin devlete…

      • aslında koleje bakış açım tam sizin gibi de değil havva hanım , evet bende verenlerdenim ama oradada problem yok değil daha ilk haftadayız maşallah ödev ödev üstüne onlarca kitap aldırdılar sonuç çocuğu boğmaktan öte değil ama tercih etmem gerekiyordu elif kadar mücadeleci olmadığım ve tam zamanlı çalıştığım için özeli tercih ettim malum bizim ülkemizde ak ve kara var arası yok 🙁 ev ziyaretleri bizde de var zararsız ziyaretler evet çocuk evinde öğrt görünce mutlu olucak onada evet ama zaten koleje gidebilen bir çocuğun ev şartlarınında kötü olamayacağı gibi bir gerçek var bana biraz bak sizin paranızı alıyoruz ama takipteyiz hatta evinize bile geldik demek gibi geliyor 🙂 kısacası havva hanımcım annelik zor iş allah hepimize kolaylıklar versinn

      • fen lisesinin hem devlet versiyonunu gördüm hem özel. ikisi de işe yaramaz şu eğitim sisteminde..hele artık okulun puanının da bir etkisi kalmadı diye biliyorum kardeşimden dolayı.. bu ülkede eğitim açısından 10 yıl sonrasını düşünmek çok zor..

  10. Bu okuduklarımdan sonra beni dahada üzen şey ise, insanların ‘gelir geçer bunlar’ şeklindeki yaklaşımları. Elbette herkesin düşüncesine saygı sonsuz, ama ben gördüğüm yanlışları düzeltmek için çaba harcamazsam, sen harcamazsan, bir başkası yapmazsa, yaşadığımız bu hayatı nasıl daha güvenli ve kaliteli hale getirebilirizki?

  11. Olması gerekeni söyleyip uyarınca insanlar aynen dediğiniz gibi “O deli kadını başımıza sarmayalım” mantığı ile dediğinizi yapıyorlar. Yani her şey için mutlaka takip edip uğraşmanız, peşine düşmeniz gerekiyor bu memlekette… Doğalı budur zaten, yapılıyordur diye düşünme şansınız yok.

  12. Gazetelerde yayinlanmasi gereken bir yazi. Herkes okumali.

  13. Allah’ım korkuyorum bebeğim daha 8 aylık ama şimdiden korkuyorum bu ülkede öğrenci olmasından….. Okul servisi olaylarına gelince geçtiğimiz senelerde okul dönüşü servisten inip servisin önünden(ya da arkasından) geçmeye çalışırken şöförün hareket etmesiyle altında kalıp can veren minikler vardı :((( emniyet kemerini bağlayacaksın ya ne demek veliler vardı onların işi ne orada??offf çok fazla sorun var devlet okulunda okuduk wc’lerin durumu bellidir hiç değişmez hademelere hiç güvenilmez…offff ki ne offfff….

  14. kizimi iki gün okul gezisine yolladim..geldiginden beri su iciyor yemek yiyor …ne kadar susuz kalmissa artik ..avrupada yasiyoruz burdada cocuklar el bebek gül bebek büyümüyor…biraz rahat olmak lazim …siddet olmasin asla …onun disinda zorluklari ögrenmeli bence..bu kadar hassas olmak sadece anneyi yipratir…

    • Güvenlik istemek = hassaslık? Ben bu denklemi anlayamıyorum işte…

      • kemer konusunu ayri tutuyorum o konuda tabiki haklisiniz…

        • Umran hanıma katılıyorum.. Elif hanım farkındalık yaratayım derken anneleri uykusuz ve huzursuz yapıyorsunuz.Ama tabi sizin misyonunuzda bu yani farkındalık yaratmak. Güvenlik tabiki her annnenin ilk koşulu yarıca bunda anlamıyacak bir şet yok .

      • Ben de bu guvenlik = hassaslık hatta = paranoyaklık algısından rahatsızım Türkiye’de. Her ziyaretimizde, ne zaman üç çocuğumu araba koltuğuna oturtup arabalara sığdırma problemi yaşasam çoğu kişi bana manyak gözü ile bakıyor. Hatta bir keresinde o zaman bebek olan oğlumun bebek koltuğunu taksiye yerleştirmeye çalışırken azar işittim, hem de trafik polisinden. Ben başta okullar olmak üzere tüm mekanların güvenli hale getirilmesini istiyorum, çocuklarımın güvensiz ortamlarda hayatta kalmayı öğrenmesini değil. Çocukların oynadığı ortama araba sokmamak, serviste kemer takmanın kural haline getirilmesi, tehlikeli maddeleri ortadan kaldırmak, düşme ihtimali olan bir dolabı başka yere taşımak, bunları yapmak çok mu zor ya da bunlar büyük istekler mi? Bunların parayla da ilgisi yok, bizde her alanda geçerli olan “Bir şey olmaz canım, allah korusun” mantığı bence.

      • Benim kızım 15, oğlum beş yaşında. Sizinde paylaştığınız gibi 5 değil 25 olsa erken . Bizimde başımıza aynı olay geldi. Kızım bize çok ta yakın olmayan bir anadolu lisesine gidiyor. Kızım, anne ben bu servisle gitmek istemiyorum , çünkü yer yok , ben ayakta olan üçüncü çocuk olacağım , dedi.Lise ikinci sınıf öğrencisi bir genç kız onca yolu ayakta gidecekmiş.Telefondaki servis şöförü , ayakta giden çocukların biri benim oğlum, kimseyi ilgilendirmez . Diğeride ses çıkarmaz. Sadece sizin kızınız problem dedi. Ben de durumu okul aile birliğine ileticeğimi , gerekirse bir başka servisin daha okula alınmasını sağlayacağımı söyedim. Buna bozulan servis şöförü kabalaşarak isteğinizi yapın , bu yıl okul aile birliğine bende gireceğim, diye cevap verdi.Sonuç mu ? kızım başka bir servisle okula gidiyor. Ama bu servis aracının pek te güzergahında değiliz.Bugün ilçe milli eğitim müdürü okula biz velilerle konuşup bu tür sorunlarda ara bulucu olmak ve müdüre yaptığı yanlışları anlatmaya gelecek.Umarım faydası olur. Size gelişmeleri bildiririm.

  15. zaten 5,5 çok erken derken kastettiğimiz buydu. yoksa hepsi zehir gibiler akademik olarak yapamayacakları şey yok (zaten boşaltıldı müfredat) ama fiziksel koşullar berbat ve böyle bir ortamda 5,5 yaşındaki çocuğun uzun bir zaman geçirmesi. tuvalette kilitli kalanlar mı duymadım, üzerine kaynar çorba dökülenler mi… müfredatı değil fiziksel koşulları 5,5 yaşa uygun hale getirmelilerdi…

  16. O haber beni o kadar etkilediki anlatamam çok üzgünüm ya yorum bile yapamıyorum 🙁

  17. birler ev dörtler aynı zamanda mı tenefüse çıkıyorlar ?ilk okul birinci sınıfları ayrı saatlerde tenefüse çıkarmak gibi bir çözüm olmaz mı? onların başına ayrıca bir nöbetçi öğretmen olsun…

    • 1. sınıflar tenefüste çil yavrusu gibi dağılmış oynarken o gürültüler içinde kalan okulda 2., 3. ve 4. sınıflar nasıl derse devam edecekler? Ya da 2., 3. ve 4. sınıflar tenefüsteyken 1. sınıflar nasıl ders yapacaklar? Mevcut koşullarda imkansız birşey bu…

      • BU AÇIDAN BAKMAMIŞTIM YAŞAYINCA SIKINTILAR DAHA İYİ GÖRÜLÜYOR..
        SİZE BU SENE SABIRLAR SENEYE BANA………….

      • olmiycak bir sistem degil.amerikada sistem boyle isliyor,herkes ayni anda tenefuse ve ogle yemegine cikmiyor.istende neler olur.

  18. ben de normal böyle şeyler diyenlere bir şey demek istiyorum çünkü tutamıyorum kendimi: olmaz böyle şeyler, olmaz, dünyanın medeni hiçbir memleketinde olmaz böyle şeyler. köy çocuklarına bakıp kendini avutmak köy çocuklarına ne büyük bir haksızlık. senden kötüsünü görüp şükretmeyeceksin. kendin için istediğin herşeyi tüm çocuklar için de isteyeceksin. fakirliği değil zenginliği paylaşacaksın. buna şükür demeyeceksin. çünkü şükrettiğin şeyler normal şeyler değil. yukarıda anlatınlanların hiçbiri normal değil. hepsi yanlış, korkunç. herkes için şehirdeki, köydeki, iyi ve sevgi dolu ailedeki, kötü ve nefret dolu ailedeki her çocuk için şartları düzelteceksin, herkese eşit ve parasız eğitim hakkı vereceksin. fiziki koşulları düzelteceksin, müfredatı düzelteceksin. medeni bir ülkenin çocukları hangi şartlarda ise ben de kendi çocuğum için , bu ülkenin doğusu-batısı tüm çocukları için bunları istiyorum. prenseslikle-prenslikle ne alakası var. okulda üstüne dolap düşen, lavabo düşen çocuk için de normal bunlar diyelim. ne de olsa kraliyet ailesinin okulu değil, olur böyle şeyler mi diyelim. öğretmeni tarafından öldüresiye dövülen çocuklar için olur tabi bunlar her çocuk dövüldü canım, prenses olmasın o da mı diyelim…hiçbir şey normal değil.

    • peki bu ülkede kaç kişi kendisi bir durumu yaşamadan tepki gösteriyor?
      engelli bir tanıdığı/akrabası olmayan kaç kişi engelliler için yol düzenlemesi kampanyası düzenliyor?
      çocukları okula gitmeyenler için okulların durumu ne kadar önemli?
      tabii ki devlet okullarında gördüğümüz yanlışları dile getirelim, ama en önemlisi düzelmeleri için çaba da sarfedelim. bence bizim sorunumuz internetten tepki göstermenin çok önemli bir şey olduğunu zannetmek…

      kendimizden kötü durumdakilere bakarak şükretmeyelim elbette, ancak okulda karşılaştığımız her şeyi de büyük bir problem haline getirip hayatlarımızı olduğundan daha karışık hale sokmayalım…

      • Bunlar, okulda yaşadığımız tek problemler mi sanıyorsunuz? Hayır, başka bir sürü sorun var ancak onları bilerek ve kabullenerek girdik. Ve kah mücadele ediyor, kah kabulleniyoruz.

        Ancak sorun güvenlik olduğu zaman ben daha çok konuşacak, bunları çok büyüteceğim hiç kusura bakmayın.

  19. Bir eğitimci olarak sizlere de tüm meslektaşlarıma da sabır diliyorum..Bu devirde anne olmak da,öğretmen olmakta çok zor(hele bir de mini mini 1 isen)..Hem anne hem öğretmen olmaksa paha biçilemez..:))

  20. Sağlık ve güvenlik (Health&Safety- bakanlığı bile var bazı ülkelerde!) konularına hiç önem vermediğimiz için pisi pisine bir çok olay yaşanıyor her gün: Göçük altında kalanlar, kan verirken hepatit kapanlar, trafikte ölenler, tacize uğrayanlar… Daha da neler neler.. Kimsenin umurunda değil güvenlik ve sağlık konularında temel düzeyde bile yapılanmak, bilinçlenmek. Umursayanları da “deli” kategorisine koyup dışlıyoruz bir güzel. Yazık, çok yazık!

  21. okuyorum, daralıyorum, çabanızı taktir ediyorum. Deniz çok şanslı bir çocuk çünkü annesi bu kadar çok etrafında.. sanırım sizde hergün okula gidiyorsunuz…. o zaman geldiğinde bende onun peşinden okula gidebilecek miyim bilmiyorum (iş dolayısı ile) belli olmaz belki bende işi gücü bırakır giderim. zor çok zor şeymiş çocuğu okula göndermek… evdeki mızmızlıkları, huysuzlukları, uykusuzlukları bunların yanında hiç birşeymiş. haberi okudum çok fena oldum:((( Allah tüm çocuklarımız korusun.

  22. ellerinize yüreğinize sağlık ne güzel yazmışsınız.

  23. Harika yine, yeniden duygu ve düşüncelere tercüman…
    2 sene önce 4 yaşındaki kızım servis ile gidiyordu kreşe. Ve emniyet kemeri konusunda abartmıyorum aynı diyaloglar geçti ve aynı olaylar yaşandı. Değer yok bu ülkede değer, hayvanlar için onca mücadele verilirken insana verilen değer konusu gerçekten içler acısı 🙁

    • Gülden Hanım ben de Ocak’da 3 yaşındaki oğlumu vereceğim anaokuluna ve akşamları servisle gelmek zorunda…Şimdiden psikopat senaryolar geçiyor aklımdan, Allah bütün çocukları korusun…

  24. Ben bütün bunlar karşısında Deniz’in düşündüklerini -ruh halini- merak ediyorum. Tahmin ediyorum ki kreşindeki asgari standartlar bile (temizlik, düzen , tuvaletler vb…) çok farklıydı. Herhangi bir karşılaştırma yapıyor mu, bu okul neden böyle diyor mu, yoksa -kızımın deyimiyle- “büyük okulları” böyle olur gibi bir kabullenme mi oldu. Kreş seçme aşamasında olan ve çocuğunu ilkokulda devlet okuluna göndermek isteyen bir anne olarak ben işin Deniz’in düşündükleri kısmını çok önemsiyorum, bununla ilgili birşeyler yazarsanız çok memnun olurum Elif Hanım

    • Deniz’e bütün bunları hissettirmemek için çok uğraştık, uğraşıyoruz. Gerçek şu ki, bunlar ondan çok bizi rahatsız eden şeyler. Çocukların yeni ortamlara uyum sağlaması yetişkinlere göre daha kolay oluyor aslında.

      Elbette o da değişik hisler yaşıyor. Sürekli konuşmaya, iletişimi açık tutmaya çalışıyoruz. Ben sık sık okula gidiyorum, hem ona göz kulak olmak için (çaktırmadan), hem de sınıfla ilgili bir şeyler oluyor. İşleyişe dahil olunca o da, biz de daha kolay atlatacağız gibi görünüyor.

  25. Elif Hanım,

    benim oğlum da bu yıl okula başladı.Kemer takmak bi kenara dursun ilk gün servis eve kadar geldi.Ama oğlum yok.unutmuşlar okulda:(Daha ne denilebilir bilmiyorum…

  26. sizinle aynı ay doğumlu bir erkek çocuk annesi olarak, ve de sizin tam tersi kararlar almış bir anne olarak yaşadıklarınıza çok üzüldüm. ben kasım 2006 lı oğluma rapor aldım, gittiği özel okulun anaokuluna devam ettiriyorum. benim özel okul seçme sebebim sadece yabancı dil öğrenmesiydi. başka birşey değil.aslında hafızamdaki devlet okulu anılarım çok hoş, güzel anılar. hafızamda okullarım pisliği, tıklım tıkışlığı, güvensizliği gibi şeyler yok, ama ingilizce öğrenmişliği diye de birşey yok. hayatım boyunca devlet okullarına gittim. lisansın son senesinde master yapma kararı alana kadar herşey yolundaydı. master yapmak demek ingilizce bilmek demekti. en azından üds kpds kazanacak kadar. o da bende yoktu. 2 yılımı üds kpds sınav ingilizcesini EZBERLEMEYE ayırdım. oldu. başardım. masterı kazandım. ya derslerin ve tezin ingilizce kaynaklarının altından nasıl kalkacaktım. bi şekilde onları da atlattım. ama ben ingilizce öğrenmedim ezberledim. taaa o zamanlarda ileride doğacak çocuğumu özelde okutmaya karar verdim. çünkü eşim (ozamanki erkek arkadaşım) kolej mezunuydu , bütün üniversite ve master hayatımız boyunca seçebildiği bütün seçmeli dersleri ingilizce seçti, ben kaçabildiğim heryerde ingilizceden kaçtım.

    okulların fiziksel şartlarının yıllar geçtikçe bu kadar kötüye gittiğini görüyorken, ingilizce eğitiminin ileriye gittiğini gözden kaçırmış olamazdım heralde. lafım asgari ücretle yaşayanlara değil elbette, allah hiçkimseye geçim derdi vermesin. ben orta gelir düzeyinde arabasız, temizlikçisiz bi anneyim. kendimden kıstım oğluma aktardım. hepsi bu. ama herkesin şartları kendine özel, başkası devlete gönderir ama yazları yurtdışı dil kurslarına vs gönderir, o başka. devlete gitsin ingilizcesi olmasa da olur der o başka. burada ne kadar anne varsa o kadar hikaye var. hepsine de saygım var….

    • gülçin hanım, bende tıpkı sizin gibi sadece iyi bir dil eğitimi alması için bile özel okula gönderebilirim. Bahsetmiş olduğunuz meşakkatli yollardan, ezberci bir yaklaşımla doktora düzeyine kadar geldim, okuyorum, okuduğumu anlıyorum ama konuşamıyorum 🙂 eğitimin giderek sıkıntıya dönüştüğü, (iş hayatını açmıyorum bile) bir Türkiye de oğlum bu kaygıları yaşamasın diye özel okula vereceğim. Ha Elif hanımın bahsetmiş olduğu devlet okulundaki olumsuzluklar orda olmayacak mı, olacaktır belki ama ben eğitimin parayla satıldığı (!) bir yerde insanların daha duyarlı olacağını düşünüyorum. Üç aşağı beş yukarı aynı zihniyetteki insanlar çocuklarını özel okula gönderiyorlar..beklentiler ortak olduğu için sunulan hizmette kayda değer olacaktır bence..Rabbim yardımcımız olsun, çocuklarımızı her yerde korusun.

    • ingilizce kesinlikle şart,oğlum şu an 1.sınıf kolejde,valla daha 3 haftadır ingilizce görüyor ben zorlanıyorum ödevlerini yapmakta,kitapta tek bir türkçe kelime yok,ingilizce sözlük saolsun tek tek kelimeleri bularak ödevin nasıl yapılacağını anlamaya çalışıyorum:) gülermisin ağlarmısın işte…ama şimdiden onu ingilizce şarkı söylerkende dinlemek çok hoş…biz orta halli bir aile olduğumuz halde zorlanarak oğlumuzu koleje verdik ama o kadar rahatımki …tek derdimiz daha şimdiden arkadaşının adidas suluğu varmış 50 tl verilirmi oğlum suluğa seninkinin nesi var dedim,yok ne anne ne baba dinliyor illaki arkadaşının suluğundan olucak,dur bakalım daha ne masraflara sokacak bu çocuk bizi:))

      • havva hanım bizim okulumuzda çok fazla yaşanmadı marka düşkünlükleri. hatta çarşambaları oyuncak günleri, pahalı, kumandalı arabalar, konuşan süslü püslü bebekler getirmek yasak. mütevazi oyuncaklar götürülüyor. kıyafet karşılaştırılması olmaması için okul eşofmanı giyiliyor.bu kararlar okulumuzun güzelliği tabi. bardak olayına gelince, oğlumla biz onu eğlenceye çevirdik. eski suluğuna suya dayanıklı şimşek mcqueen çıkartmaları yapıştırdık. bir de oğlumuza para biriktirmeyi öğrettik. istediği büyük şeyler için biriktiriyor parasını. mesela wii istedi. biriktirmesi aylar sürdü tabii. o arada kendi parasıyla oyuncakçıya gittiğinde hiç oyuncak almadan çıktığı oldu. kıyamadı parasına. yeri geldiğinde biz şımarttık ama özel günleri vs bahane ederek şımarttık. herzaman herşeyi isteyen bir oğlumuz olmadı böylelikle. bence masrafları azaltmak için para biriktirmesine teşvik edebilirsiniz.

  27. Elif hanım merhaba
    siz yine şanslısınız en azından gidip oğlunuzla gün içersinde okulda ilgileniyorsunuz biz çalışan anneler maalsef bu şanstanda uzak kalıyoruz ama bu konuları yazmanız bizde farkındalık yaratıyor kendi adıma teşekkür ederim.

  28. mert 'in annesi

    ben de çocuğunu özel okula yollayanlardanım. özel okullarda da bina koşulları iyi olsa da bahçe uygun değil. büyük küçük birlikteler. benim oğlum ve 3 arkadaşı bahçe duvarından atlayıp arkadaki dereyi keşfetmişler!hatta benimki ıslanmış.üstü değişmiş.o duvar niye alçak ? nöbetçi öğretmen yok muydu ? bizim bahçeye de arabalar giriyor !:( çocukları halı sahaya alıyorlarmış mış ! durur mu onlar orada !!! 2 çeşit zil çalıyor. büyüklere ve küçüklere ama bizimkiler abiler dışarda diye oyuna devam ediyormuş! erken miydi geçmiydi ???? oldu olan ! çocuğum hayatı öğreniyor !
    emniyet kemeri konusunda da çok haklısınız. oğlum 2 yıldır aynı serviste kemersiz gidip geliyor. 6 yaştayken bir kız arkadaşı sıkı sıkı sarılıp öpmek istemiş .bu da kaçmak isteyince yuvarlanmışlar.kanlar içinde döndü o akşam eve ! 3 dikiş atıldı saçının tam altına alnında ! :((( hiç yoktan canı acıdı ! 🙁 bu olaydan sonra oğluma gözleri gibi baksalar ne fayda !:( hala aynı serviste…

    • Anlayamadım? 2 yıldır kemersiz gidip geliyor. Ve üstelik bir vukuat da yaşadınız. Ve hala kemersiz gidip geliyor, öyle mi?

      • mert 'İn annesi

        olaydan sonra öndeki birkaç koltuğa kemer takıldı. daha önce istemiştik kaale alınmamıştık. bizim ev güzergahından okula aynı servis gidiyor .kemer sadece anasınıfı ve 1 lere ! kemeri servis ablası taktırıyor mu ???? hep bu sorular benim de kafamda ! diyorum ya artık gözü gibi baksalar ne fayda ?

  29. Aynen hislerime tercuman olmuşsunuz,ben 32 yaşındayım bana da ağır geliyor devlet okulundaki herşey! Oğlum sizin oğlunuzla yaşıt,anasınıfına gitmeden ilkokula başlattık bir sürü düşünme taşınma sonunda.Vermezolaydık.!Sizin yazdıklarınız ve buna ek olarak,car car bağıran akli dengesi bozuk sigara tiryakisi öğretmen mi dersiniz,çalışmayan hizmetli mi,b.k götüren pislik içinde sınıflar mı,at ahırı gibi kokan tuvaletler mi,çocuğumu itip bir de üstüne yer cücesi diyen büyük sınıf öğrencisi mi,böyle bişey olmuş napalım dediğimizde,sistem yeni oturuyor yea diyen rehberlik öğretmeni mi,ağzında pabuç kadar dil olan ve ben aslında masa başı memuruyum diyen hizmetli mi..Ne arasanız var ve bu okul halka arasında aa o okul çok iyidir denen bir okul,iyisi buysa ben daha başka bişey demiyorum.Dün gece saat ikiye kadar oturup ağladım ne yapacağımı bilmiyorum.Bu saatten sonra özel okula veriyim desem ne olur, nasıl olur bilmiyorum.Psikolojim alt süt oldu,bu okul işi yedi bitirdi beni.

    • Ayşegül Hanım, imkanınız varsa özel okul için hala şansınız var bence özel okula geçirin…Madem kötü içinde iyiyi seçiyoruz kötünün iyisi imkanı olanlar için özel okul bence ama özel okullar arasında kurucuları gerçek eğitimci olan ve mümkün mertebe ticari kaygıyı minimize etmiş olanlardan seçmek gerek, var böyle nadide okullar…Hatta hala rapor şansınız olabilir. Ben Mart/2007 doğumlu kızım için rapor aldım, aldığım rapor, özbakım becerileri ile ilgili, gerçekten de büyük tuvaletini kendi kendine temizleyemiyor. Raporu okula geçen hafta teslim ettim ve çok şaşırdığım birşey öğrendim; benim çocuğumun kaydı anasınıfında görünüyormuş zaten rapor vs. olmadan. Nasıl olur , çocuk 15 günle yakalandı ilköğretim dayatmasına diye sordum okul Müdürüne, cevabı sistemde olabiliyor bu tür karışıklıklar rapor getirmeseniz de olurmuş oldu…E-kayıt sistemi il açıldığında, ilköğretim 1. sınıf diye çıkmıştı, sonradan ilginç bir şekilde kaydı başka bir okulda görünüyordu, orada da ilköğretim okulu yazıyordu, 1. sınıf veya anasınıfı yazmıyordu. Hatta aldığım bir duyuma göre sisteme müdahele edenler olabiliyormuş, tanıdık bulup kaydolduğu devlet okulunu değiştirenler, ilköğretim çıktığı halde anasınıfı diye değiştirenler.. Böyle durumlardan bahsedenleri de duydum…Sevgilerimle,

  30. Ve çocuğum için rapor alıp- veya almayıp- anaokuluna göndermediğim için köpekler gibi pişmanım.Çocuğuma yaptığım bu kötülük için kendimi asla affetmeyeceğim.

    • ayşegül hanım bu kadar karamsar olmayın, çocuğunuzu 1. sınıfa kaydetmiş bile olsanız kasım ayı sonuna kadar rapor alıp anaokuluna kaydettirebilirsiniz.aynı okulda 1. sınıftan anaokuluna dönmek çocugunuzu etkileyebilir. bence yapabiliyorsanız okul değiştirmenizde fayda olacaktır.

      • Böyle bir hakkımız var biliyorum fakat,anasınıfına dönmek yani geri gitmek oğlumu çok olumsuz etkiler biliyorum.Benim yapacağım en iyi şey biraz daha sabredip gerekirse okul değiştirmek olabilir ancak.

        • eğer imkanınız varsa kesinlikle özel okul,ben imkanım çok olmamasına rağmen kendimden fedakarlık yapıcam napıyım oğlumu özele verdim ve çok çok çok memnunum kafam rahat,arada gidip kontrol ediyorum gizli gizli halinden çok memnun…

  31. Ilgi ve takdirle izliyorum sizi. Umarim biran once aksakliklari yoluna koymayi basarirsiniz. Benim kizim 2009 dogumlu tabii ki simdiden sizleri anliyor ve endiselerinizi paylasiyorum. Hergun defalarce annelerden beddua alan/ Allah’a havale edilen kisilerin daha ne kadar normal yasantilarina devam edebilecegini de merak ediyorum.

  32. Genis resme bakinca sunu goruyorum. Bizim ulkemuzin gelecegi bu sartlarda yetisiyor. Kirik sandayeler pis tuvaletler degil asil beni endiselendiren. Bu zihniyet. Birsey olmazcilik, aman olsunculuk, cocuk deyip gecmecilik vs. ben ulkem adina ciddi kaygilar duyuyorum.Birsey yapmali evet, blogcuanne nin bu cabasini yurekten takdir ediyorum. En azindan bir farkindalik olusur belki.

    • Aynen, katılıyorum. Kirli tuvaletler de değişmeli tabii ki, ama asıl bu zihniyet değişmedikçe hiçbir şey olmaz.

  33. Ben de bir öğretmenim.Anlattıklarınız o kadar tanıdık ki, fazlasını bile ekleyebilirim üzülerek:( Bu arada bugün nöbetçiydim okulda. 3 kattan birden sorumlu olarak..1. katta bir şey olsa 3. kattan nasıl yetişilir varın siz düşünün :/

    • Bu düzen içinde bence öğretmenlere çok iş düşüyor.. Düzene uyup ben mi düzelticem mantığı ile gidilmemeli.. İdealist olunmalı. Gerçekten yapılan iş çok kutsal.. Tabi ki bir nöbetçi yetişemez o halde yönetimle yada öğretmen arkadaşlarla konuşulup her kata bir öğretmen işleri kolaylaştırabilir. Aksaklıkları en iyi gözlemleyen öğretmenlerimiz , Okul yöneticileri, öğretmenler , okul aile birliği el ele verip hem fiziksel şartları hemde güvenlik konularına çözüm bulabilirler.

  34. Kolay gelsin Blogcu annem , çok zor bir dönem . ama sen deli anne olmaya devam et. gerçekten nedir bu daha yeni okul açıldı lafı, kemer takmanın ne alakası var. Bizimkilerde 1 hafta boyunca geç gittiler öyle böyle değil 1 saat kadar ilk gün olsa anlayacağım da 1 hafta onları geciktiren sebebi çözemedim
    9 yaşındaki bir çocuğun yaptığı şeyin altında neler yatıyor kimbilir, yazık, ne üzücü hepimiz için

  35. Merhaba
    İkizlerim var benim, 2006 doğumlular, uzun ve yorucu alınan bir karardan sonra, çalışmadığım halde şartları zorlayarak mütevazi bir özel okula verdik. Çünkü devlet okulu seçeneği ile yaşanacakları az çok tahmin ediyorduk. Bu yüzden size ” devlet okullu bir veli ” olduğunuz için sabır diliyorum. Ama kolay pes edecek gibi durmuyorsunuz. Keşke genel veli profili en az sizin kadar duyarlı olsaydı belki sorunlar daha kolay çözüme ulaşırdı ama kemer konusundan anlaşılacağı üzere o konuda da pek şanslı görünmüyorsunuz. Kolaylıklar dilerim. Her şarta ve her zorluğa rağmen sizin gibilerin çoğalması dileklerimle
    Sevgiler

  36. Elif bana sende belki başkalarıda kızıcak ama o dolap ve okulun içine giren araba mevzusunu duyunca delimisin al çabuk çocuğu o okuldan diyesim geldi al gönder özele tabii durumu olmayan napsın diyeceksin durumu olmayan olabildiğince sesini çıkartsın müdüre ,okul aile birliğine, öğretmene her türlü gözlemini iletsin deli kadınları başına bela etmek istemiyor hiçkimse ancak o zaman kaileye alınıyorsun.Kızımın kreşinde ilk sorduğum şey serviste kemerlerinin takılıp takılmadığı idi. ben kendim işe giderken bırakıp çıkışta alıyordum arada gittikleri sinema tiyatro için sormuştum bunu ama benimle birlikte çocuğunu kendi arabasıyla almaya gelen hiçbir velinin çocuğunu yükseltme koltuğuna oturttuğunu görmedim ön koltukta tutan bile vardı yaşadığımız şehir için kalbur üstü bir kreş veliler hep eğitimli ama bilinç algısı çok başka birşey kemer olayının ciddiyetinin algılanmasına daha zaman var diye düşünüyorum üzülerek.Kreşimizin bu konuya çok dikkat ettiğini ve kemerlerini tek tek takdığını söylemeliyim, velilerden daha sorumluluk sahibi kreşimiz var.

  37. Yaziyi dehsetle uzulerek okudum, bazi yorumlari ise nasil bir aymazlik icindeyiz halen diyerek uzulerek okudum.
    lk hafta basiniza bunlarin benzeri seylerin gelecegini hissetmistim, senin de bile bile lades dedigini. Boyle gelmis …Yazisina da gazetelerden okudugum–HASSAS olmayan- objektiv gazeteciler tarafindan yazilmis yazilarinda linkini vermistim. Hazir olun daha neler oluyor gibisinden…

    Siz bence yazmaya devam edin, bu okulada bir MAHALLE BASKISI KURACAKTIR, GAZETELERE GEREKK YOK, SU DELI KADIN BENI MANSET ETMEDEN OKULU BIR DUZENE SOKAYIM DIYE IDAREYE BIR BASKI OLACAKTIR. DEVAM EDIN. HATTA YENI BIR BLOG ACIP OKULU ANLATIN, HATTA TUM VELILER -BELKI ANONIM BELKI KIMLIKLE- OKUL BLOGU ACSIN, ARTISI EKSISI NE VARSA YAZSINLAR BILELIM. MADEM BASINA YASAK VAR. BIZE DE MI VAR!

    Ben size daha once mentorluk-kocluk modeli, kantin nasil adam edilir icin fikirler vermistim. …O kadar cok sey oluyor ki bunlar devede kulak misali de olsa deneyin! birseyler kaybetmez kazanirsiniz…..

    Not: Yurt disinda da felaketler oluyor, cocuklar gezide vs. ac kaliyor. Cocuk (ki almanya ise) Sudanve sutten bol birsey yok. Istedikleri kadar alabiliyorlar. Benim oglum öglen yemeginde 2. Krebini istemis, hayir sayiyla bu kadar var demisler. Sut vs. birsey vermisler. Yine tanik oldum bu senin 4. kase kornflakesin arkadaslarina da kalsin diyebiliyorlar. Ama kimseyi ac-susuz birakmiyorlar. Yine Kreste 30 aylik bir yumurcak dusup kolunu kirdi. Annesini arayip Acile’ gelin demisler. Nasil bir shok yasadi kadin. (bu arada 7 aylik hamile kendisi.) Ama serin kanlilikla cocuk iste cikmis bir yere, yuksek olmasada ters dusunce bilek kirilmis. Platin takildi cocugun koluna, 2 ay sargili gezdi annesi bir gun okulu sikayet etmedi. Cunku ne okulun fiziki sartlarindan kaynaklanan ne de ogretmen eksikliginden, savsaklamasindan kaynaklanmis bir sorun degildi. Bu ayrima varmak cok zor. Burda ki fiziki kosullar ile Turk okullarinda “ihmalkarliktan” dolayi olan kazalari bir tutmayalim. !

    Allah butun cocuklara saglikli, huzurlu, guvenli okul yasami versin!

    Bakin bugun ku aciklmaya:Okul yapmak israfmış
    Kütahya’da yıkılan okulla ilgili soru önergesine Dinçer ilginç yanıt verdi…
    http://cumhuriyet.com.tr/?hn=367640

  38. bir not: Tuvalet kagidi ve havlusu icinde eskilerden bir cozumum var yine. (Ogretmen + akser cocugu olunca.)

    Temizlik mendili ve burun silmek icin iki mendil koyabilirsiniz. Cebine. Elini yikayip ona temizlik mendiline kurulasin. Eskiden onluklerin, formalarin cebinde olurdu. (Alismasi icin sevdigi karakterlerden vs. bir mendil, bandana turu birsey uygulamasi yapmanizi oneririm.)

    WC icin ise biraz tuvalet kagidi rulolayip cantasina koyun ordan alip WC ye ogle gitsin. Hatta birkac kez disarda-kamu-WC lerinde uygulamasini yaptirin. Anne “cisim geldi……” oglum ac cantani, tuv.kagidini al, yap cisini..kurulan, yika, elini mendiline kurula gel. Ben disardayim, gibisinden!

    KOLAY GELSIN!

    • Yasemin Hanım, daha oğlum 3 ayşına bile gelmedi ama tuvalet kağıdı yöntemini ben de düşünüyorum şimdiden, alıştırabilirsem bari o kadarını kurtaralım.

      Diğer konuya gelince, okul yapmak israf tabi, Allah korusun daha çok cami yapmamız lazım. Her eve cami yok hala. Erkenden mezun edecekler daha çocukları, çökmenin eğişiğindeki emeklilik sistemini döndürmek için işçi lazım daha bize. Kızlar da erkenden evlensin-okula falan gitmesinler asla ki, işsiz erkeklere iş artsın.

      Bir de MEB’in ders kitaplarının arkasında Fatih Koleji’nin reklamı olduğunu duydum, inanmak istemedim.

      • Benim oglum 26 aylik tuvalet kagidi ile ne yapmasi gerektigini biliyor. Birazcik kendi “özel anlarimizdan taviz verdik. Ben nezaman tuvalete otursam pesimden geliyordu. Tuvalet kagidini orda nasil kullandigimi maalesef -utaniyorum soylemeye ama-orda sahit oldu.

        Henuz WC egitmine baslamadik. Ama 18-20 Ayliktan itibaren -lazimliga oturuyor. -Altida aciksa sansimiza tuvaletini yapiyor, ve onun lazimliginin yaninda ki rulodan kagidini alip kendini temizlemeye calisyor. ve sepetine atilmasi gerektiginide biliyor. (Ben devamini getiriyorum tabi ki de.) Sonra altini bagliyorum. Hamile kalmadan once WC egitimi vermek istedik ama sonra konusup dillendiremedigi icin hic bir faydasi olmayacaginidan denemedik. simdilik sadece -oturmak isterse altini aciyorum, yaparsa yapiyor, o kadar.

        Cok kucukken ana-cocuk-baba arasinda galiba mahremlik diye birsey yok. O sirada rol modellik yapmis olabiliriz. Ama bebek-cocuk yas-aylik dönemlerinde farklilik olabilcegi icin “bizim ki cocuga acik WCydi diye size de illa ki aman yapin diye önerip tepki almayayim. Ama tuvalet kagidini nasil ögrendi derseniz de zorunlulk sonucunda yapilan tuvalet paylasimi diyebilirim:-))

        Avrupa da da galiba insanlar ciplaklik konusunda biraz daha rahatlar. havuzda vs. anne-cocuk rahatca dus alabiliyor. Erkek cocuklarin ayakta cislerini yapabilmeleri konusunda da babalar cok daha aktif. (Kuzenlerimin 2 cocugunda da ayakta cis yapmama sorunu oldu. 7/ 9 yasindalar. Ve bu durum okulda malum buyuk sorun olmustu. WC egitimi galiba uzun sureci kapsayacak sekilde verilmeli, okullarimizi, umumi WCleri dusununce:-(((

        • Yasemin Hanım,

          Bizde de oğlum hep benimle bearber tuvalete giriyor. Hatta o kadar alıştı ki, bazen tuvalet kağıdı o koparıyor. Hatta geçen gün anne senin neden pipin yok bile dedi.

          Benim demeye çalıştığım şey, çantasına koyarsam kullanır, üşenme gibi şeyler yapmaz idi.

          Biz beraber yıkanıyoruz, tuvalete giriyoruz. Ama dışarıda nasıl olacak onu hiç bilemiyorum şu anda.:(

  39. Bizim toplumumuzda böyle bir kültür var maalesef, kendi evi çicek gibidir, kapısının önü, mahalle dökülse umurunda olmaz. Aynı şekilde kendi çocuğunu özel okula gönderiyor veya yaşı büyük veya bir şekilde olaydan yırtıyorsa sadece vah vah şeklinde tepkiler gelir, kimse kılını kıpırdatmaz. Aslında burada sorun sizin, benim çocuğum değil devlet okullarımızın hali. MEB işe elzem olan okulların fiziksel koşullarını iyileştirmeye başlamak yerine Fatih projesi, 4+4+4, 2. sınıftan itibaren ingilizce gibi (o da sınıf öğretmeni verecekmiş) göz boyayan işler yapmaya çalışıyor. Bununda bilinçli olarak yapıldığını düşünüyorum, çünki kimsenin amacı iyi bir eğitim değil. Birinin üstüne lavabo düşmüş, diğeri dayak yemiş umursayan yok, olur böyle şeyler. Dile getirdiğiniz için teşekkürler Elif hanım.

  40. şu yazdıklarının hangisine yorum yapayım! doğrudan başkalarıyla paylaşıyorum ki görsün millet okullardaki yeni durumu.

  41. biz de bu okullarda büyüdük, çok daha kötü şartlarda. ama çocuklarımıza gelince tüylerimiz diken diken olup nasıl göndeririz diyoruz değil mi? annelik bu işte:) hepimize kolaylıklar dilerim

  42. elif hanım öncelikle gerçekten Yılmaz Özdil okuyormuş gibi hisettim..
    sırf bu yazdıklarınızı yaşayacağım korkusuyla çocuğumu özel bir okula kaydettirdim.. fiziki şartlar okul başlamadan hazırlanmıştı. hiçbir sorun yaşamıyoruz, temizlik konusunda hiçbir sıkıntımız yok.. maddi olarak bizi epeyce zorluyor ama buna değer diye düşünmeye başladım..

  43. Amcam 50 yaşında ve kaliteli eğitim veren bir özel okulun servisinin şoförlüğünü yapıyor. Geçen sene kendisiyle konuştuğumda : “Yeğenim şu okula götürdüğüm çocukları gördükçe canım sıkılıyor. Bir çoğu mutsuz. 25 tane öğrenci taşıyorum ve 18 tanesini 10 gün babasının yaşadığı eve 10 gün annesinin yaşadığı eve götürüyorum. Götürdüğüm evler villa tarzı çok güzel evler ama anne- baba birbirinden ayrı. Bazı çocuklar için ağlamamak mümkün değil” derken gözleri dolmuştu.
    Özel okulların umarım hepsi bu tip ailelerden oluşmamıştır İnşallah. Ama şurası bir gerçek ki; çocuğunuzu özel okula gönderince bütün problemler çözülmüş olmayacak. Belki fiziki olarak daha güzel bir ortamda okuyacak ama nereye kadar?
    Çocuğunuz mahallenizin oyun parkına gittiğinde, yakınlarınıza ya da komşularınıza ziyarete gittiğinde (geldiğinde) yine devlet okullarına gitmiş arkadaşlarıyla diyalog kurmak zorunda kalacak. Ya da nereye kadar fanus içerisinde saklayabilirsiniz çocuklarınızı? Eninde sonunda ülkemizin gerçekleriyle yüzleşecek. Ve fanus içerisinden çıkmak zorunda kaldığı zaman sudan çıkmış balık misali afallayacaklar.
    Yapmamız gereken topyekün ilerlemek. Kendi çocuğumuz kadar diğerlerinin çocuklarını da düşünmeliyiz. “Banane” demeden, yılmadan, usanmadan ve en önemlisi bencilce davranmadan tüm okullarımızın, öğretmenlerimizin ve en önemlisi arkadaşlarıyla beraber tüm yavrularımızın daha güzel bir yarın yaşaması için mücadele etmeliyiz.
    Tabii bütün bunlar çareyi kaçmakta aramayan, kendi evladı kadar diğer ufacık yavruları da düşünebilecek kadar bencil olmayan, almaktan çok vermeyi bilen, ülkesini seven fedakar fertler ile gerçekleşebilir.
    Lütfen fedakarlık yapın, elinizi artık taşın altına koyun….

    • Okay Bey, bahsettiğiniz çocukların anneleri konken partilerinde babaları da sarışın bombalarla tatildeler mi ve paraları karanlık yollarla mı kazanıyorlar? Amcanız da Hulusi Kentmen sanırım…Siz çok fazla Türk filmi izlemiş olmalısınız, Küçük Emrah’ın oynadığı türlerden… Özel okullar sizin kafanızdaki gibi değil… Tam tersine, bazı devlet okullarında okuyan, özellikle periferdekiler için söylüyorum çocukların aileleri çocuklarına karşı son derece ilgisiz, cahilce bir yaklaşım içindeler ve asıl o çocuklar mutsuz… Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanmış bir araştırma sonucundan bahsetmek isterim; yapılan bir araştırmaya göre özel okul tercih eden anne-babaların önemli bölümü, orta veya ortanın biraz üzeri gelire sahip, master-doktora yapmış, kendileri Anadolu Liselerinde okumuş ve çocuk gelişimi ve psikolojisi konularını sıkı takip eden bilinçli kimselerden oluşmakta olduğu sonucu çıkmış; ben ve eşim gibi ve çevremdeki pek çok arkadaşım gibi…Ayrıca, özel okul-devlet okulu ayrımı olduğu kadar iyi semtteki özel okul ve devlet okulu diye de bir ayrım var, bu durumda iyi semtteki devlet okulunda okuyan çocuklarla periferdeki bir devlet okulunda okuyan çocuk da iletişim kurmakta da zorlanacak. Misal, Elif Hanım’ın çocuğunun gittiği devlet okulundaki sınıf görüntüsünün özel bir okuldaki sınıf görüntüsünden çok bir farkı yok ama Gazete Haberlerine konu olan malum okuldaki sınıfların görüntüsünden farkı çok, evet bunu veliler başarmış çünkü orası daha bilinçli velilerin olduğu bir devlet okulu.
      Özel okulda okuyan çocuklar şımaracak diye bir şey de yok, benim çocuğum özel okulda daha küçük bir yorum yapamam henüz ancak kuzenimin çocuğu İstanbul’un en iyi özel okullarından mezun oldu şimdi Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyor; ne marka düşkünü ne de özenti, kendi isteğiyle durumu kötü olan çocuklara parasız özel ders veriyor ve bu bilinci gittiği özel lisede kazandı. Bildiğim ekonomik durumu çok iyi olmayan ve devlet okulunda okuyan başka bir ailenin çocuğu ise, annesinin temizliğe gittiği evin kızının kıyafetlerini yürütüyor bu kadar marka düşkünü ve özenti işte…

      Bu tür vizyonsuz genellemeler yapmayalım derim…

      • Başak hanım, yorumumu biraz daha dikkatlice okursanız genelleme yapmadığımı, aksine “Özel okulların umarım hepsi bu tip ailelerden oluşmamıştır İnşallah” diyerek spesifik bir örnek verdiğimi anlayacaksınız. Çocuğunuzu özel okula verdiğiniz için benim verdiğim örnekleri kabullenmek istemiyorsunuz. Sizi anlayışla karşılıyorum. Ama inanın size özel okullarla ilgili daha çoooooook olumsuz örnek de verebilirim. Bu olumsuz durumlar devlet okullarında elbette daha fazla… Ama bu olumsuzlukları düzeltmenin yolu, çocuğunuzu o ortamdan uzaklaştırmak olmamalı diyorum. Çocuğunuz eninde sonunda bu beğenmediğimiz çarkın içine girecekler.
        Özel okullarda hizmet garsonun servisiyle porselen tabakta yemek yemek gibidir. Devlet okulunda ise demir tabaklarda yenir bu yemek… Ama yenilen yemek aynıdır.Yine ciddi bir özel okulda görev yapan 2 tane sınıf öğretmeni arkadaşım var. Ve ister inanın ister inanmayın bir atanabilseler hemen devlete geçecekler.
        Ben bütün özel okullar böyledir demiyorum. Ancak özel okula gitmekle sorun çözülmez diyorum. Her çocuğu kendi evladı sevip değer verebilen insanlar bu ülkede çoğaldıkça Elif hanımın ve diğer arkadaşların bahsettiği olumsuzlukların sona ermesi daha kolay olacaktır. Bunun için yürek lazım tabiii.
        Ayrıca amcamın sözleri sizi galiba kızdırmış. Amcam, yukarıda bahsettiğim gibi karşılıksız olarak çocukları seven bir insandır. Hulusi Kentmen değil ama sizden daha duygusal olduğu kesin. Eğer inanmıyorsanız Elif Hanım vasıtasıyla ilgili okulun adını ve servis şoförü olan amcamın numarasını da verebilirim. Siz özel okulları toz pembe görmeye devam edin…

        • Günaydın. Blogun birinde yazdığım görüşlerden yola çıkarak benim ile amcanızın duygusallığını kıyasladınız, bir de amcanızın telefonunu vermeye kalkıştınız ya, naifliğinize güleyim mi şaşırayım mı bilemedim. Kötü niyetli bir insan olmadığınızı sezinliyorum sadece, bu nedenle Allah da sizi güldürsün diyorum…
          Hepimiz sadece yazıyoruz, icraat alanımız pek de geniş değil çünkü, “boş durma boşa çalış” misali. Hepimiz sadece kendi yaşadıklarımızdan ve etrafımızda gördüklerimizden yola çıkarak sonuçlar üretmeye meyilliyiz. Ben bundan kaçmaya çalışıyorum. Benim yaşadıklarım ve etrafımda gördüklerimin pek çoğu da sizin yaşadıklarınızın tam tersini kanıtlar nitelikte ama ben genelleme yapmıyorum, özel okul iyidir ya da devlet okulu iyidir demiyorum. Öyle özel okullar var ki, üste para verseler göndermem çocuğumu. Ancak sizinkilere karşılık düşündüğüm bazı hususları da yazmadan geçemeyeceğim:

          1-Özel okullardaki bazı öğretmenler devlet okullarına geçmek ister çünkü özel okullarda performansları sıkı takip edilir ve değerlendirilir. Rahatları bozulabilir. Devlet okulunda ise kim kime dumduma çalışılır, performansın iyiliği o öğretmenin kişisel özverisiyle sınırlıdır ki pek çok devlet öğretmeninin motivasyonu çalıştırıldıkları koşullardan dolayı çok düşüktür, bu nedenle özverili öğretmen yüzdesinin epey düşük olduğunu düşünüyorum. Nasıl olmasın, daha dün gazetelerde yer aldı, öğrencisi tarafından öldürülen öğretmen, üstelik iki çocuk annesi…
          2-Önceki yorumumda bahsettiğim türdeki NADİDE Özel okullarda çalışan gerçekten mesleğinin erbabı olan pek çok öğretmen mutludur çünkü bunlar performanslarının değerlendirilmesinden korkmazlar. Bazı çok paralı ve herşeyi parayla satın alabileceğini düşünen materyalist veliler nedeniyle mutsuz olan özel okul öğretmenleri de vardır ancak o nadide özel okul idareciler süreci o kadar iyi yönetir ki ve denetleme mekanizmaları öyle güçlüdür ki, bu tür velilere tamah etmezler, hatta okuldan uzaklaştırılan veliler biliyorum. Ben çocuğum için böyle bir okul buldum binlerce şükür… Sonradan maddi durumu bozulan aileleri yeri geldiğinde destekleyen, okuluna aile seçen bir özel okul burası, lise öğrencilerini maddi durumu iyi olmayan çocuklara ücretsiz İngilizce dersi vermeye teşvik eden gerçekten özel olan bir okul…
          3-Devlet okulunda, problemli diye tabir ettiğimiz uyumsuz çocuklarla, eğer gerçekten özverili bir öğretmen yoksa, kimse ilgilenmez, arada kaynar gider bunlar , hatta bazıları öğretmen katili olur, kimileri de kendinden küçükleri döver, ezer. Nadide Özel okullardaki sorunlu çocuklarda ise, erken uyarı sinyallari hemen alınır ve durum kötüye gitmeden tedbirler alınır, hem o çocuğu kazanmaya çalışırlar hem de okulun düzenini korurlar.
          4-Acı ama gerçek bana göre, İSTİSNALAR HARİC (Blog sahibi kişi gibi), maddi durumu yeterli olsa pek çok kişinin özel okul tercih edeceğini düşünüyorum. Herkes sistemi bu kadar düzeltmeye hevesli olsa idi, eğitim sistemi bu kadar kötüye gitmezdi. Sağ-sol hiçbir iktidar, ne eğitim ne de ekonomide ülkeyi ileri götürdüler bana göre. Yıllardır, eğitim gün geçtikçe fecaate dönüşürken , neredeydi bu cengaver veliler? Acı ama gerçek herkes bireysel kurtuluş peşinde. İnsanın doğası böyle. Ben kendimce maddi gücüm oldukça çocuğumu özel okulda okutmayı tercih edeceğim ve maddi durumu kötü olan birkaç çocuğun eğitim masrafını üstlenmeyi. Başka tür bir mücadelenin bu ülkede çalışacağına inanmıyorum.

          Yollarınız açık ve ışıklı olsun…

          • Harfi harfine katılıyorum her sözünüze Başak Hanım. Daha net ve güzel anlatılamazdı. Teşekkürler.

      • merhaba, başak hanımın öğretmenlerin devlette çalışma hevesinin sebebini örneklendirmek istedim. benim çok yakın bi akrabam anaokulu öğretmeni. ağustosta eş durumu ataması sonucu bi ilçeye atandı. okulu araştırınca çok mutlu oldu. mutluluğunun sebebi düşük gelirli ailelerin oturduğu bi mahalle olmasıydı. kendi ağzından duyduğum cümleler şöyleydi:”paraları yoksa etkinlik yapma derdim olmaz, benim çocuğum şunu yaptımı bunu yaptımı diyen olmaz, parasız veliler hem ilgisiz hem sessiz oluyor” diye neredeyse kahkahalar atacaktı. özel bi anaokulda çocuğu olan anne olarak gözlerim yerinden fırladı. özelde çalışmak istemezler çünkü özelde bunu yaptırmazlar….
        -bizim öğretmenimizin akşam saat 9 da okul telefonundan beni aradığını bilirim.devlette kim kalıyo saat 5 den sonra????

        • – ayda sadece 1 cumartesi çalışmaz bizim öğretmenimiz. sürekli istanbuldan birileri gelir, haftalık programlarını anlatırlar, geçtikleri hafta neler yaptıklarını gösterirler. devlette kim kimi denetliyor acaba???
          – özelde sözleşmeler 1 yıllık yapılır devlette bi ömürlük, performansı kötü olan öğretmen bi sene sonra kapıya konacağını bilir özelde, ama devlette performansı düşük olduğu için görevden alınan öğretmen oldumu acaba????

          bu saydıklarım çoğuna sevimsiz görünebilir ama gerçektir. bunlar benim özel okul seçme sebebim değildir, öğretmenlerin devlet seçme sebebidir.

          • Ayda 1 Cumartesi çalışmayan öğretmeniniz sizin icin mutluluk kaynağı olabilir ama acaba o mutlu mu? Mutsuz yorgun kendine ailesine zaman ayıramayan bir insan ne verebilir sizin cocuğunuza? Özel okul öğretmenlerinin mutsuzluğu genel anlamda ortada ama bu az parayla cok is yaptırıldığından, stantlarda dikilmeye zorlandıklarından, velilerin uç kuruş para verince okulu satın aldıklarını düşünmesinden kaynaklanıyor; sizin dusundugunuzgibi cok denetimden degil.. atanma meselesi ortaya çıktığından beri özel okulların ekmegine yağ sürüldü. Mecburen atanmamış öğretmenler uç kuruş maaşa tamah etmek zorunda kaldılar. Yani Yılmaz Ozdilin dedigi gibi ogrencisinin cebindeki telefonun parasından daha az maaş alıyor özel okul öğretmenleri. Tabi devlet okul öğretmenleri de cok maaş almıyor ama en azından daha az calışma saatleri var.

            • son 2 satırımı tekrar okurmusunuz lütfen.”bunlar benim özel okul seçme sebebim değildir, öğretmenlerin devlet seçme sebebidir”

              bu saydıklarım beni yada başka veliyi mutlu etmiyordur. şüpheniz olmasın. ben kendi okulumuz için konuşabilirim başkalarını bilmem, yoğun çalışsalar bile öğrencinin, velinin mutluluğu kadar öğretmeninin mutluluğunun da ön planda tutulduğunu görebiliyorum. yasaları da takip etmenizi öneririm. hiçbir özel okulda öğretmen maaşlarının 2200-2800 tl aralığının dışında olmaması gerektiğini göreceksiniz. bu rakam da devletteki öğretmen maaşıdır. sgk okulları denetliyor. önceden 3 kuruşa çalışıldı mı bilmem ama çalışıldıysa da o devir bitti.

      • tamamına katılıyorum,haklı , yerinde ve doğru tespitler.

  44. Elif’in yazısını ve yorumların çoğunu büyük bir üzüntüyle okudum. Benim de kızım 2 sene sonra birinci sınıfa başlayacak ve ben de şimdiden derin kaygılar içindeyim. Beni tüm bunlardan daha çok kaygılandıran bir nokta daha var. Çocuklarımız tüm okulları bitirdiklerinde bile temel hijyen ve güvenlik kurallarının gerekliliğini anlamayan, şiddete başvuran tuhaf insanların bulunduğu bir toplumda yaşayacaklar. Belki onlar kendilerini koruyabilecekleri yaşa gelecekler ama ya kendilerini koruyamayacakları tehlikeler ne olacak? Çünkü insanların, devlet tarafından korunması gereken böyle tehlikelerden bile korunamadığını gazetelerin 3. sayfa haberleini okuduğumda çok iyi anlıyorum. Dünyadaki gelişmiş ülkelerde de durum benzer olabiliyor mu, hiç bir fikrim yok. Ama kaygılarım hiç sonlanmayak gibi geliyor ve bu da beni bunaltıyor.

  45. Allahim bütün cocuklarin yardimcisi olsun Ayirmasin annesinden babasindan Rabbim. Amin

  46. Ne aci halen bireysel kurtulus yollarindan bahsediyoruz! Kurtulamamis YIGINLARIN – iki kilo makarnayi, 2 cuval kömürü -tercih edip, secip basimiza getirdigi Hükümetin, MEB’in politikasiyla yasatilmaya zorlaniyoruz. Onlar icin ABD, IMF vs. vs gudumlu hukumetler deyip, elestirsek hergun Konak meydanina ciksak, bayrak assak ne fayda…
    Benim, senin, onun, 3 kisinin cocugu Montessori’ye gitse, ne fayda yasayacagi toplum belli. Bir yanda yiginlarca sayisi artan sehir magandalari, yozlastirilmis bir anadolu, bir tarafta lümpenlesmis kendine yabanci kendini Ingilizce konusabildigi icin, Elit sana -core da- yasadigini sanan bir toplum.

    O ogretmeni anaokulu yapan Universiteye’de, o universiteyi acan zihniyetede, o dört sene boyunca kafasina birsey sokamayan anaokulu ögretmeni bozuntusunada, onu sozde sinava tutan KPSS’ye de, onu atayan MEB’e de, ona utanmiyor musun, senin hic mi is ahlakin, ögretmenlik onurun yok mu diye sormayan zihniyete de YAZIKLAR OLSUN!!!!

    Benim ailemde, cevremde 100 lerce ogretmen var ve hicbirisi de ne özel okullarin en heyheyli döneminde ne de dersanelerin en para yapan dönemlerinde devlet okullarindan ayrilmadilar. Bir suru GATA, ODTU, mezunu ögrencisi vardir annemin. Ama belki de dedigi suydu, siz memur ailesinin cocuklarisiniz bakin GATA’da ODTU’de okumak hem istanbul’dan daha kolaydir hem de ekonomiktir.

    Devlete, MEB’e ahlak dersi verelim, cocuklarimizi dusunelim diyoruz ama, ben kendimi kurtardim, cocugumda kurtulsun dedikce bu devlet hic birsey yapmayacaktir. Bugun begenmedigimiz, tembel devlet okullarinin mezunlari bu durumda karsimiza “cocuk isci, cirak, Dogu Anadolu’da er, cocuk yasta gelin, tecavuze ugramis, 15 yasinda 3 cocuklu anneler olarak karsimiza cikacaklar, evimize temizlige gelecekler, arabamizi tamir edecekler.” Ve onlarin sectigi Devlet ve onlarin kurallarini koydugu toplumda bizim cok ta fanuslarda buyutmeye calistigimiz cocuklarimiz yasamak zorunda kalacak!

    • Hislerinizi paylaşıyorum Yasemin Hanım. Üzülerek izliyorum ben de memleketimin durumunu. Bireysel kurtuluşu asla savunmuyorum bu nedenle kendi çocuğumu özel okula verdim kurtuldum deyip rahat uyumuyorum. Kendimce, maddi durumu iyi olmayan çocukları sahipleniyorum, bu tür kişisel katkıların daha işlevsel olduğunu düşünüyorum. 50 yıldır ülkemizde durum kötü bana göre, halkımız eğitim, sağlık, ekonomi iyiye gitsin diye seçimler yapmıyor, kendilerine verilen türlü ayni/ maddi yardıma odaklı seçimler yapıyor. Bu nedenle pek çok semtteki devlet okulunun velilerle gelişebileceğini düşünmüyorum. Ama bazı semtteki okullarda veliler çok bilinçli onlar gelişebilir kesinlikle. Özel okul fırsat eşitliğine aykırı bence de tıpkı sağlık hizmetleri gibi ya da bir yerlerden tanıdık bulup çocuğun e-kayıtla atandığı kalabalık devlet okulunu daha az kalabalık şartları daha iyi olan devlet okuluyla değiştirebilenlerin yarattığı eşitsizlik gibi… Ne çok şey var aksak eğri ve maalesef eğriye eğri doğruya doğru diyenlerin eğriye çıkıyor adı…

      • Basak Hnm,

        Buraya yazabilir misiniz, bilmiyorum ama cocugunuzun ozel okulu hangisi?
        Ne guzel anlatmissinizin okulunuzu..Paylasirsaniz cok sevinirim..

        • Meltem Hanım merhaba, herkese açık bir blogda çocuğumun gittiği okulun adını açıkça yazmak istemiyorum. İyi niyetli insanlar olduğu kadar kötü niyetli olanlar da var. Ne olur anlayın beni. Sevgilerimle,

  47. “Herkes sistemi bu kadar düzeltmeye hevesli olsa idi, eğitim sistemi bu kadar kötüye gitmezdi. Yıllardır, eğitim gün geçtikçe fecaate dönüşürken, neredeydi bu cengaver veliler? Acı ama gerçek herkes bireysel kurtuluş peşinde. İnsanın doğası böyle.” BAŞAK
    Başak hanım, bu sözlerinize sadece üzüldüm… Önceki yorumumda bahsettiğim gibi bu işin en kolay tarafı. Diğer yolu yani toplumsal kurtuluşu, sağlamak kusura bakmayın sizin yapabileceğiniz bir şey değil. Bunu mangal gibi YÜREĞİ olan, mücadeleden korkmayan, yine dediğim gibi her ne olursa olsun başkalarının yavrularını da en az kendi çocuğu kadar sevebilen ve düşünebilen, “kendi çocuğumu özele yazdırıp kurtarırım. Birkaç çocuğu da okutur, sorumluluğumu üzerimden atarım” düşüncesini BENCİLLİK olarak değerlendiren fertler yapacaklar.
    İnşallah benim gibi düşünen insanlar çoğunlukta olur. Yarın çok eğitimli ve donanımlı olarak yetiştirdiğiniz çocuklarınız, dışladığınız, önemsemediğiniz tinerci, kapkaççı, hırsız, cahil, köylü, varoş v.s bir çok insanla yaşamını devam ettirmek zorunda kalacak. Eğer küçükken sahip çıkmazsanız, elinizi taşın altına sokmazsanız siz ve çocuklarınız bu sistemden, bu ülkeden yaşamınız boyunca hep şikayet edip durursunuz. “Neredeydi bu cengaver veliler” diye soruyorsunuz. O cengaver veliler olmadığı için bu zamana kadar bu hale düştü eğitim. İleride sizin gıyabınızda torunlarınız da soracak aynı soruyu. Madem mücadele etmiyorsunuz, bırakın da mücadele edecek olanları demotive etmeyin. Çözüm olarak hep özel okulu temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koymakla, burada parası olmayan insanlara farkındaysanız çare olamıyorsunuz. Sizin çözümünüz sadece parası olanlara. Bence onlara da çözüm değil ama, neyse…
    Diğer yazdıklarınıza da cevabım hazır. Özel okul size toz pembe geliyor. Burada özel okula çocukları giden velileri düşünerek çevremde ki velilerin yaşadıklarını anlatmak istemiyorum. Devlet okullarında ki rezillikleri aratmayacak sıkıntılar özel okullarda da var. Öğretmenlerin performans ölçütlerini de haddimi aşıyorum belki ama sizden çok ama çok iyi biliyorum.
    Çocuk çevresinde fakiri de görmeli. Görmeli ki bilsin alınterinin kıymetini. Geliri düşük öğrencilerin ellerindeki peynirli poğaçanın da kebap gibi kendisini doyurabileceğini anlasın. Bırakın bir tane de köylü arkadaşı olsun, anlasın saf kalpliliğin ne olduğunu. Küfürü de duysun, ama kötü bir şey olduğunu anlasın. Kısaca Türkiyemin gerçekleriyle yüzleşsin. Çocuğunuz bu gerçeklerle eninde sonunda yüzleşecek. Sınıfındaki şikayet ettiğiniz okul şartlarını sağlamak adına sizde elinizi cebinize atın, çocuğunuzun yanındaki birkaç öğrenciye destek çıkın. Bakın o zaman nasıl düzeliyor her şey.
    Ama dedim ya bu sizin harcınız değil…

    • Sn. Okay siz kelimelerin seslerini duyuyorsunuz yalnızca, ruhlarına inmiyorsunuz. Söylediklerimden bu sonucu nasıl çıkardınız anlamıyorum. Ben orta halli bir aileden gelmiş Anadolu Lisesinde ve devlet üniversitesinde okumuş bir öğretmen çocuğuyum. Eşimle birlikte orta gelirli insanlarız. Benim bahsettiğiniz türdeki aileleri/çocukları küçümsediğimi nereden çıkardınız?Bunu ne ben yaparım ne de çocuğuma yaptırırım… Şu anda maddi imkanlarım çerçevesinde 3 çocuk okutuyorum. Haftasonları oturduğum bölgede civarında oturan ve maddi durumları iyi olmayan ailelerin çocuklarını kendi çocuğumla birlikte tiyatroya/sinemaya götürüyorum…Çocuklara ücretsiz matematik dersi veriyorum. Siz çocuğunuzu devlet okuluna göndererek toplumsal kurtuluşu sağladığınızı mı sanıyorsunuz?Ne diyeyim yolunuz açık olsun. Boş durmayıp boşa çalışmak sizinkisi…Saygılar,

  48. Sayın BAŞAK
    Hafif otizmli çocuğunu kaynaştırma eğitimine dahil etmek üzere ciddi bir özel okula başvuran annenin “kusura bakmayın oğlunuz okulumuzun başarısını düşürür, alamayız” cevabını almasıyla okul müdürünün odasından ağlayarak çıktığına şahit oldunuz mu?
    Okul müdürnün odasında sigarasını yakmış, diz diz üstüne atmış “ya müdür. Kızımın ortalamasını biraz yükseltelim. Bi ilgilensen” derken zavallı okul müdürünün iki büklüm kıvrandığına şahit oldunuz mu?
    “Senin maaşını benim babam veriyor” diye öğretmenine diklenen öğrenciye karşı durumu alttan almaya çalışan eğitimcimizin içler acısı haline şahit oldunuz mu?
    “İlk sene biraz pazarlık yaparız. Ama seneye mecburen benim elime düşecekler. İstediğim fiyatı da eli mecbur verecek” diyen pazarlamacı müdüre şahit oldunuz mu?
    “Annesi – babası ayrı olan mutsuz yavruları gördükçe ağlamaklı olan servis şoförlerine şahit oldunuz mu?
    Çocuğunu kıt kanaat özel okula gönderen velilerin çocuklarının, parasının hesabını bilmeyen velilerin çocuklarıyla maddi olarak yarışamadığı için dışlanan, dalga geçilen öğrencinin okuldan ayrılmak istediğine şahit oldunuz mu?
    Kendisine, elit öğrencilere yapması istene iltiması yapmadığı için baskı kurulan ve “Artık yeter! Ben öğretmenim. Artık dayanamayacağım” deyip istifayı basan öğretmene şahit oldunuz mu?
    Fellik fellik devlet okullarında başarılı öğrenci avına çıkıp, sözde okulun başarı çıtasını yükseltmeye çalışan özel okul çalışanlarına şahit oldunuz mu?
    Öğle arasında bir fırsatını bulup gittiği çiğköfteci ablasında aradığı şefkati bulan, parası ile mutluluğu satın alamadığını anlayan öğrenciye şahit oldunuz mu?
    İnanın bu ve daha bir çoğuna şahit oldum. Örnekleri daha da çoğaltabilirim. Özel okullar size elbette toz pembe gelecek çünkü siz bunlara hiç şahit olmuyorsunuz. Zaten bunları görmenize de izin vermiyorlar. Burada özel okulların size lanse edilen iyi taraflarını da sıralayabilirim. Ben özel okulların sütten çıkmış ak kaşık misali tertemiz gösterilmesine ve çözüm olarak sunulmasına karşıyım.
    Benim 1 milyona yakın otizmli çocuğum devlet okullarında topluma kazanılacaksa, Zengin ile fakirin çocuğu sadece devlet okullarında eşit muamele görecekse, kendini ifade edemeyen özel okulun ne olduğunu bilmeyen garipler eğer devlet okulları sayesinde çocuğuna eğitim aldırabiliyorsa, ülkemin en ücra köşesinde fedakar öğretmenlerim devlet okulları sayesinde terörü, anarşiyi azıcık da olsa önleyebiliyorsa; hiç kimse bana özel okul çığırtkanlığı yapmasın.
    Bu ülkedeki tüm çocuklar bizim. Para için öğrenci feda edilebilir diyen özel okul zihniyetine karşı Eğitim için feda edilebilinecek tek bir fert dahi yoktur diyen devlet okulu zihniyetini taşıyorum.
    Çocuğumu devlet okuluna göndererek, gönderdiğim okul ve öğrencileri için elimden geleni yaparak, (elimden ne geldiğini sizin yaptığınız gibi reklam etmek istemiyorum) kendime düşeni yaptığıma inanıyorum. Sağolsunlar benim gibi düşünen veliler az değil.

    • Son defa yazıyorum: ne körükörüne özel okul savunuyorum ne de devlet okulu…Az mevcutlu, iyi öğretmenli devlet okulu bulabilen varsa buyursun takdir de ederim, daha önceki yorumlarımda da yazmıştım bunu. YAZDIKLARINIZA TEPKİMİN YEGANE NEDENİ ÖZEL OKULLARI TEK BİR POTADA ERİTİP KÖRÜKÖRÜNE KARALAMANIZ. İYİLERİ DE VAR MERAK ETMEYİN…Siz Türkiye’deki özel okulları Fransa’daki Lady Okulları ile karıştırdınız sanırım. Özel okulların hepsi toz pembe değildir, ne çocuğa ne öğretmene ne de veliye… Veliler gece-gündüz çalışır para kazanmak için, öğretmenler çağdaş eğitim metotları ve güncel literatürü takip ile performanslarının süerkli sınanması ile zora girerler, öğrenciler ise kolay ezber yoluna kaçamazlar, kötü not mu aldılar, iyi not alana kadar öğretilir ve motive edilirler,velilere de çok ödev düşer literatürü onlar da takip etmek zorundadır benim bahsettiğim ve imkanı olana tavsiye ettiğim türdeki özel okullarda…Kimse tozda pembede yaşamaz yani…Sizden müthiş siyasetçi olurmuş, değerlendirin bu yeteneğinizi, ucuz edebiyat ve bol laf salatası bunlar. Herkes kendi imkanlarıyla kendi yaşam koşulları ve hayat görüşüyle iyi niyetle çocuğunun, elinden gelen ise başka çocukların da arkasında. Çocuğu devlet okuluna göçnderip, o okulun fiiksel koşuıllarını iyileştirmekle bitse keşke iş ezbere dayalı eğitimi nasıl değiştireceksiniz, kan ağlayan müfredata ne yapacaksınız? En azından “benim tavsiye ettiğim türdeki özel okullarda” proje bazlı ödevler var ve ezber kösteklenir desteklenmez, müfredat motomot uygulanmaz yorum katılır çağdaş metotlarla harmanlanır. İmkanı olan çocuğunu iyi bir özel okula göndersin ve imkanı olmayanlara yardım etsin toplumumuz bu şekilde çağdaş, iyi eğitilmiş, ezberi değil yorumlamayı öğrenmiş gerçekten birey olabilen bireylere kavuşsun diyorum ben. Ama ne derler bilirsiniz, anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az….Size ne yazsam boş bunları size yazmıyorum, ifadede eksiğim kalmasın diye yazıyorum. Az laf çok iş diyorum, yaptıklarımın onda birine yer verdim ben önceki yorumumda size neyin ne için reklamını yapacağım….Sizin niyetiniz bu belli, kişi kendinden bilirmiş zira.

      • Başak hanım,
        Bakıyorum da önce “bireysel kurtuluş” naraları atıyorsunuz, ardından birkaç haklı tepki üzerine “toplumsal kurtuluş” a çark ediveriyorsunuz. Blogda bir çok yorumunuzda özel okulları övüp devlet okullarını eleştiriyorsunuz, yine biraz haklı eleştirileri görünce “iyi öğretmenli, az mevcutlu devlet okulları iyidir” diyorsunuz.
        Fikirleriniz değişkenlik hızına yetişemiyoruz. Bu yüzden de önceki yorumunuzda bahsettiğiniz üzere kendinizi ifade etmek zorunda kalıyorsunuz. Sebebi ise belli; paranızla konuşuyorsunuz. Ya da paranız konuşuyor. Biraz daha mantıklı düşünürseniz sizin özelliklerini verdiğiniz tipteki özel okul sayısının bir bu blogtaki velilere bile yetmeyecek kadar az olduğunu anlarsınız.
        Size naçizane tavsiyem, ufkunuzun biraz daha açılması için en azından bu blogtaki “özel okul mu devlet okulu mu” başlıklı yazıyı ve yorumlarını okumanız.

  49. Özel okul mu devlet okulu mu tartışmaları çok boş bana göre. Özel okulda üst gelir düzeyine sahip velilerin çocuğuma her türlü imkanı sağlıyorum daha ne yapayım diye kendini rahatlatıp çocuklarını ilgisiz bırakmasıyla, devlet okulunda geçim derdine düşüp çocuk evden gitsin de ne yapıyorsa yapsın diyen ailelerin ilgisizliği tamemen aynı bana göre. Devlet okulunda çocuklarının peşini bırakmayan, ne öğrense kardır gözüyle bakan sevgi dolu aileler ile, çocuklarını iyi eğitim alsınlar, iyi koşullarda okusunlar diye özel okula göndermek için deliler gibi çalışan, yine sürekli çocuklarının peşinde olan orta veya üst gelir düzeyli sevgi dolu aileler de tamamen aynı bana göre. Bu iki grup madalyonun iki ayrı yüzü. Sonuçta iş ailede biter. Gerisi boş bomboş…Diğer taraftan, maddi durumu özel okula göndermeye uygun olan bir aile, e-kayıt üzerinden 70 kişilik mevcudu olan bir özel okula atandıysa çocuğumu devlette okutacağım diye tutturmaz bence, imkanına göre bir özel okul bulmaya çalışır. Aynı şekilde, e-kayıt üzerinden blogcu annenin çocuğunun gittiği okul gibi 25 mevcutlu, görece iyi bir devlet okuluna atanan bir öğrencinin velisi de şansıma iyi okul çıkmış diye sevinip devlet okuluna gönderebilir rahatlıkla…Yine, maddi durumu iyi olan boşanmış bir ailenin çocuğu ile, evde sürekli şiddet gören ekonomik bağımsızlığı olmadığı için boşanamayan bir annenin çocuğu aynı derecede travma yaşar bence…

  50. haklısın elifcim, kalemine sağlık…

  51. almanyada yasiyorum yasayanlarda bilir burdaki egitim sistemini 6 yasinda baslarlar lavobolari tuvaletleri heosu onlarin biylarina kullanabilecekleri gibi ayarlanir ne mumkun bir cocuk bir cocuk tarafindan dovulecek ve ogretmenler bunu faeketmeyecek almanyada bu imkansiz gibi birseydir teneffuslerde her yerde bir ogretnen dikilir lavaboda heryerde ozel kameralardan izlenmeleride ayri turkiyede insan hayati cocuk psikolojisi bir hic turkiyede olsam cocuk dogurmazdim diyorum yakinlarima

  52. Sn.Okay dikkatli incelemenizi oneririm ;zira bahsettiginiz baslikli yazi yorumlarinda benim de yorumum var ve evet tutarlilikla ozel okul diyorum ancak iyi bir devlet okulu bulup gonderebilenleri takdir ettigimi de yazmistim orada…Bence siz birilerine sinirlenmissiniz ve hirsinizi hic tanimadiginiz birisi ile ilgili sig cikarimlar yaparak cikarmaya calisiyorsunuz,sizin bu blogdaki baska kisilerle girdiginiz nafile tartismalar da bunu kanitlar nitelikte (bkz.4+4+4 konulu yazilara yazilan yorumlar)…Bir de tavsiye ederim; mutevazi bir blogdaki iyi niyetli tartismalari komik hale getirmeyin kendinizi iktidar sizin fikirlerinize karsi duranlari da muhalefet partisi fikirleriymiscesine slogan ata ata konulari dagita dagita ilerliyorsunuz masallah…Umarim bu son yazisim olur size…Bu blogda bu tur tartismalarin uzamamasini dilerim.Herkes fikirlerini baskalarinin tercihlerini karalamadan yazmasi da temennim, cagdas yasam bunu gerektirir…

    • Aslında her yorumumda bir daha yazmayacağım diyorum ama her cevabınızda bir şekilde şahsım ve fikirlerim hakkında mesnetsiz iddialarda bulunduğunuz için mecburen yazıyorum.
      Birisine sinirlenmişim ve sinirimi sizden çıkarıyormuşum ya. İnanın çok güldüm. Tıp literatürüne alternatif bir tedavi yöntemi kazandırmışsınız.
      İlk ve orta öğretim düzeyinde eğitim veren (özellikle eğitim diyorum çünkü öğretim yok zaten) özel okul sayısı ülkemizdeki okulların sadece % 3’üdür. Bunların sizin bahsettiğiniz tipteki tercih edilebilir olanların sayısı iki elin parmaklarını geçmez. İşte sizin savunduğunuz zihniyet toplumun en fazla % 3’üne hitap eden ve geri kalan % 97’yi dışlayan bir zihniyet. Tabii sizin için % 3 önemliyse diyeceğim hiçbir şey yok. Ama % 97 sizin için bir şey ifade ediyorsa lütfen özel okul çığırtkanlığından vazgeçin.
      Neyse çok fazla da uzatmayacağım. Zira bu konu yeterince uzadı ve baydı.

  53. Sevgili Elif yeri gelmisken ifade etmek istedim;blogundaki tum konulari zevkle okudum ve ozellikle kendi fikirlerini,olasi farkli fikirleri de dusunerek nezaketle, herkesin farkli yasamlari farkli tercihleri olabilecegini de atlamadan yazmani cok begendim.Pek cok konuda benden farkli dusunsen de karsit fikirleri karalamadan yazdigin icin tesekkur ederim sana.4+4+4 ile ilgili gelismeleri takip icin kizimin kayitli oldugu anaokulunun Mudurunun tavsiyesi uzerine uye olmustum,cok isime yaradi yazilarin…Uyelikten ayrildim artik sanal gunlugunu tanidigima cok memnun oldum.Sevgi ve saygilarimla,

  54. İkizlerimizi devlete göndermeyi eşim ve ben bile isteye seçtik, blogcu annenin yaşadıklarına benzer olayları bizde yaşadık, çalıştığım halde izin alarak sürekli okulu sınıfı özellikle güvenlik açısından çocukları desteklemeye elimden geldiğince gayret gösterdim. Sınıf anneleri biz çalışan annelere çok yardımcı oldular, hala oluyorlar. Çok çok zor bir yıl geçirdik ama öte yandan bu sene 2. sınıf olan çocuklarımdan çok güzel geri dönüşler almaya başladım. Çocuklar artık kendilerine daha dikkat etmeye başladılar, büyük sınıflardan, kapı arkalarından, merdivenlerden onlar geçerken uzak durmayı öğrendiler, oğlum herşeyde hazıra konmaya alışmış el bebek gül bebek büyümüştü ama artık hakkını savunmaya, kendine güvenmeyi, kendi kendine yemek yemezken hızlı yemek yemezse aç kalacağını öğrendi. Kızım ise karışıklıklardan artık korkmuyor, cin gibi oldu. Beni gördüler, nelere nasıl dikkat ettiğimi, nasıl çözümler ürettiğimi, kendim çözemezsem biririnden nasıl yardım istediğimi vb.. şimdi ise aynı dikkati gösteriyor ve kendilerini korumaya, haklarını savunmaya ve çözümler üretmeye çalışıyorlar hem de eğlenmeye davam ediyorlar. Bence hayata ancak bu şekilde hazırlanabilirler kendi kendilerine çabalayarak, koruyarak haklarını savunarak, birbirlerini koruyarak. İlk seneki zorluklardan sonra bunları çocuklarımızda görmek bizi hem şaşırttı hem de inanılmaz rahatlattı, size önerim vazgeçmeyin, çocuklarımızı bu hayata en iyi bu şekilde hazırlayabiliriz, hayat ne yazık ki özel okulların bize sunduğu rahatlık ve kolaylıkta değil, yukarıda yazılan gibi benim oğlum marka matara istemek yerine matarasına sahip çıkmayı kapağı kaybolduğunda arayıp bulup bana tamire getirmeyi ve matarası olmayan arkadaşı ile bardak bulup suyunu paylaşmayı öğreniyor çünkü biliyor ki kendi kendine çözmeli yardım eden olmayınca. Bence bu sene Deniz’e elinizden geldiğince yardım edin, güvenliğini sağlamaya çalışın bırakın sizi izlesin, sorun ve çözümlere nasıl yaklaşıp çözdüğünüzü görsün ve seneye meyvelerini toplamaya başlayın. Kolay gelsin,