18 Yorum

Aklını Evde Unutan Kişiye ANNE Denir

Yaz tatiliydi, bayramdı, okulların açılmasıydı derken kısa bir aradan sonra Beş Yıldızlı Söyleşiler’e kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Bu haftaki konuğum İstanbul’dan -ama Çanakkaleli- Özlem. Aynı şehirde olmanın avantajını kullanarak bir araya geldiğimiz Özlem’le sohbetimizin yazıya dökülmüş halini umarım siz de aynı keyifle okursunuz.

Bize anne olmadan önceki Özlem’i anlatır mısın? Kimdi Özlem?
Anne olmadan önce, “çocuk da yaparım kariyer de” havalarındaydım. Ne yaparsan yap, öyle olmuyormuş anladım. Çok hırslıydım ama Tuna ile beraber bu hırsım da azaldı. Onun dışında klasik aslında, gezmeyi eğlenmeyi seven, nerde-akşam-orda-sabah bir çifttik biz.

Aslında Özlem aynı Özlemdi sadece çocukla berber hayatımda vazgeçtiklerim ya da ertelediklerim oldu. Ha, bir de daha bakımlıydım sanırım.

Ve dönüşüm… Anne olduktan sonraki Özlem?
Anne olduktan sonraki Özlem, aklı fikri sadece oğlunda olan anne işte. Bir kere daha organize sanırım, çocukla beraber hayatım daha da düzene girdi. Planlı programlı olmayı öğrendim.

Mutlu musun?
Evet, hem de çok! Annelik duygusunu yaşayabildiğim için, dünyalar güzeli bir oğlum olduğu için çok mutluyum.

Kaç yaşında anne oldun?
27 yaşında anne oldum.

Daha erken ya da daha geç olmasını ister miydin?
Anne olmadan önce geç kaldığımı düşünüyordum ama anne olduktan erken anne olduğunun farkına vardım. Biraz daha bekleyip düzenimi oturtup arka arkaya iki çocuk yapmayı tercih ederdim.

Çocuğuna olan sevgin nasıl başladı? İlk görüşte aşk mı? Yoksa alışman mı gerekti?
Aslında çocuğuma olan aşkım hamile bile kalmadan çok önce başlamıştı. Çocukları çok severdim. Herhangi bir AVM’ye girdiğim çocuk katına uğramadan bebek eşyalarına bakmadan çıkmazdım. Doğduktan sonra da sevgim katlanarak artmaya devam etti.

Çocuk olduktan sonra eşine bakışın değişti mi? Onun sana bakışı?
Benim eşime bakışım değişmedi ama sanırım başlarda onun ki değişti. Çünkü ilk başlarda benim ona olan ilgim haliyle oğluma kaydı. Benim anne oluşum ona daha zor geldi. Emzirdiğim ve Tuna’nın daha çok bana ihtiyaç duyduğu dönemlerde Tuna’ya daha çok odaklanmıştım, bütün sorumlulukları kendi üzerime alıp eşimin kendini biraz yalnız hissetmesine sebep oldum sanırım.

Bunu birçoğumuz yapıyoruz sanırım.
Evet. Neyse ki eşimin desteği sayesinde çok sıkıntı yaşamadık. Ayrıca Tuna’nın birçok şeyi erkenden yapması bize çok iyi geldi; oğlumuzun ilkleri bizim heyecanımızı daha da arttırdı. Özellikle son zamanlarda Tuna’nın bıcır bıcır konuşmaları üçümüzü birbirimize daha çok bağlıyor.

Görünen o ki anneliği seven annelerdensin.
Evet, aslında anneliği çok seviyorum ama tek sorumluluğum annelik olmadığı için çok zorlanıyorum. Eve işe, eşe, çocuğa yetişebilmek zorunda olmak çok yoruyor beni.

En çok zorlandığın şey ne?
Sanırım sorumlulukların ağırlığı. Ne hissedeceğinden emin olmadan bir başkası adına karar almak. En basitinden çocuğumuzun adını koyarken bile beğenip beğenmeyeceğini bilemiyoruz.

Çocuksuz hayatına dair en çok neyi özlüyorsun?
Son zamanlarda en çok tek başıma tuvalete gidebilmeyi ama listem uzun. Her işimi koşa koşa yapıyorum. Mesela biraz sakin olabilmeyi, çayımı-kahvemi soğutmadan içebilmeyi, rahat rahat yemek yiyebilmeyi ve evet, uyumayı… Uyumayı o kadar çok seven biri olmamama rağmen uyumayı çok özledim. Daha doğrusu kendi kendime uyanmayı..

Aynen, ben de… Ne büyük nimetmiş kendi kendine uyanmak…

Peki, sence neyi gerçekten iyi yapıyorsun?
Bütün dış etkenlere rağmen yeme-içme ve uyku konusunu düzene oturtabildiğim için çok mutluyum. Etrafımda “bir kereden bir şey olmaz” diyen o kadar çok insan var ki! Bir de oğlumla birbirimizi çok iyi tanıdığımızı düşünüyorum. Onun isteklerinin alternatiflerini çok iyi biliyorum ve bir şekilde orta yolu bulabiliyoruz. (Gerçi son iki haftadır iki yaş sendromuna bağlı olarak bütün ezberimiz bozuldu ama düzelir herhalde değil mi?)

Bu bahsettiğin uyum olayı çok önemli. Ben de kendimde bu kapasiteyi gördükçe çok mutlu oluyorum. Bir başkasının sakinleştiremediği çocuğumu tek bir sözle sakinleştirebiliyor olmak çok büyük bir güç aslında…

Peki, şu cümleyi tamamlayalım: “Şimdiki aklım olsa…”
Oğlumla daha fazla vakit ayırabilip, daha kaliteli vakit geçirebilmek isterdim. Şimdiki aklım olsa, işimi gücümü planlayıp, hayatta sadece çocuksuzken yaşayabileceklerimi yaşayıp daha geniş zamanda anne olmayı ve tadını çıkarmayı isterdim.

Öyle diyorsun ama her zaman her şey planladığımız gibi gitmiyor. Sen daha geç anne olsaydım diyorsun, ben “daha erken başlasaydım acaba daha büyük bir aile olur muyduk diye düşünüyorum. İnsan hep kendinde olmayanı istiyor.

Anneliğini icra ederken kendi iç sesini mi dinliyorsun, yoksa dışarıdan gelen müdahalelere kulak asıyor musun? Akıl hocan var mı?
Akıl hocası ararsan çok da tek kelimeyle kendi bildiğimi okuyorum diyebilirim.

Ahahaa, çok iyi! “Asla yapmam” deyip de yaptığın şeyler var mı peki? “Keşke yapmasaydım” dediklerin?
Bu soruya tersten cevap vermek istiyorum. Çocuk sahibi olmadan önce bu kadar okuyup araştırmadığım için yaparım dediğim birçok şeyi yapmıyorum. Kesinlikle keşke yapmasaydım demiyorum ama Tuna’yı emzirdiğim dönemde, emzirerek uyutup yanında uyumam beni çok zorlamıştı. Ama kendimce çalışan anne olmanın verdiği vicdan azabını azaltıyordum belki de, yanında uyumak bana da çok iyi geliyordu. Yaklaşık 3 ay önce emzirmeyi bırakmamızla beraber odasını da ayırdık artık ama hala geceleri “anne sen de de (gel),anne sen de yat” nidaları yükselmeye devam ediyor.

Çalışmıyor olmayı tercih eder miydin?
İçimdeki sızıdır çalışan anne olmak.Özellikle oğlum daha net konuşmaya başlayıp duygularını ifade edebilmeye başladıktan sonra. Çalışmıyor olmaktan ziyade oğluma daha fazla vakit ayırabileceğim saatlerini kendime göre ayarlayabileceğim şekilde çalışmayı tercih ederdim.

Bir günün nasıl geçiyor?
Eğer gece 3’te,4’te uyandırılıp uykum kaçmamışsa 6:30’da uyanıp, hazırlanıp, kahvaltı edip, Tuna’yı hazırlayıp, 7:15’te Tuna’yı babasıyla babaannesine gönderiyorum. 7:30’da evden çıkıp 8’de işyerinde oluyorum. Çok yoğun çalıştığım için çoğu zaman akşamın nasıl olduğunun anlamıyorum. 17:30’ta işten çıkıp 18:00’de Tuna’yı babaannesinden alıyorum. Eve gidip Tuna ile beraber yarım saat kırk dakika içinde olabildiğince pratik ve besleyici akşam yemeğini organize ediyoruz. Kendisi mutfağımı talan ederek bana çok yardımcı oluyor. Ama ikimizin de umurunda değil çünkü toplama konusunu babasına devrediyoruz. 18:45’te parka gidiyoruz. Eşimin işten gelmesi 19:30-20:00 arası olduğu için biraz  parkta onayıp eve dönüyoruz.Yıkayıp,yedirip babayla da biraz kudurduktan sonra en geç 21:00’de Tuna yatmış oluyor. O saatten sonra ortalığı toparlayıp yapabilirsem çay-kahve keyfi yapıyorum. En geç 23:00’de ben de yatmış oluyorum.

Eşim de ben de hafta sonları çalışmadığımız için eşimle oğlumla doya doya vakit geçirebiliyorum.Ama hafta içine göre daha yoğun ve yorucu geçtiğini söyleyebilirim.

Kesinlikle. Çalışsa da, çalışmasa da annelerin tatili Pazartesi başlıyor bence. En son ne zaman kendine vakit ayırdın peki?
Tuna’dan sonra kendime vakit ayırmak demek kuaföre gitmek demek benim için. En son iki hafta önce gittim.

İkinci bir çocuk düşünüyor musun?
Evet, çok istiyorum, hatta üçüncüyü bile istiyorum diyebilirim. Benim kardeşim olmadığı için hep kalabalık ailelere özenirdim. Hala bile bir kardeşim olmayışının eksikliğini çok hissederim. Oğlumum kardeşinin olmasını çok istiyorum. Ama bir taraftan da korkuyorum.

Nasıl bir anne olmak isterdin? Ve sence nasıl bir annesin?
Daha rahat bir anne olabilmeyi isterdim. Çoğu zaman detaylar arasında boğuluyorum. Birçok konuda oku, araştır, uygula, uygulatmaya çalış, çok yoruluyorum. Şimdiye kadar sonsuz sabrımla idare ettim ama yavaş yavaş tükendiğimi hissediyorum.

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?
Benimki biraz çalışan annelere yönelik ama aklını evde unutan kişiye anne denir diyorum hep.

***

Özlem’in Annelik Hallerini anlattığı blogunu buradan takip edebilirsiniz. 

Prima

Bu söyleşi Prima’nın desteğiyle yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

18 yorum

  1. merhaba ,
    güzel bir söyleş, olmuş Özlem anne’ye ‘İçimdeki sızıdır çalışan anne olmak’ konusunda katılıyorum…

    sevgiler,

    Dilek

  2. aklını evde unutan kişiye anne denir, bende dün arkadaşlarıma annelik psikolojinin ve akli durumunun hiç bir zaman normale dönmemesidir dedim. ilk çocuğuma hamileyken gittiğim kadın doğumcum annelik patlojik bir vakadır, ömrün boyu seni sömürecek (maddi-manevi) birine sonsuz bir sevgiyle bağlanmayı başka türlü açıklayamazsın demişti. şimdi kızlarım olmadan var olabileceğimi dahi düşünmüyorum.

  3. çok keyifli olmuş,
    bende çalıştığım için adaşıma katılıyorum. allah güç veriyor, her şeyi bir şekilde yetiştiriyorsun da
    çocuğunun sana ihtiyacı olduğu en güzel zamanlarda yanında olamıyorsun, belkide ilk adımını senden önce anneanne, babaanne görüyor 🙁 çok üzücü bir durum, ama şartlar bu şekilde olmasını uygun kılıyor.

  4. Harikasın Özlem.

    Annelik tanımına %500 katılıyorum…

  5. Ben de her sabah daha oğlum uyurken 06.30’da evden çıkıp, aksam 06.00-06.30 gibi eve dönüyorum… Mesleğimi çok seviyorum ama gunün 12 saatini işe (evdeki calışmalarım hariç) 2 saatini yavruma ayırıyor olmak berbat bir şey.

  6. Çok muhtaç olunmadığı sürece ilk 2 hatta 3 yıl anne çocuğuyla ilgilenmeli. Hiçbir şey yapmasa da yanınd olmalı. Hem bu kadar özlem çekiliyor hem de vicdan azabı duyuluyor ama hala ısrarla ben dışarda çalışarak mutluyum demek nasıl bir çelişkidir bilemiyorum. Çok ihtiyaç varsa elbette ki çalışır kadın da yüreğine taş basarak ama ben çoğu kadının kendi özgürlüğü ve ben de varım çalışıyorum, boş boş evde oturup çocuk bakmıyorum demek için çalıştığını görüyorum. Gerekçe ise hazır: Çocuğuma daha iyi bir gelecek sunmak için çalışıyorum. Çocuk bunu istiyor mu soran yok… Otur çocuğunla vakit geçir desen “Ben zaten eve gelince kaliteli zaman geçiriyorum denir. Tüm gün anne hasretiyle yanıp tutuşan çocuğa akşam 2 saat konsantre bir sevgi enjetkte edip tüm gün bunla idare et demek hangi mantığa sığar ki… Bütün gün evde olup çocuğuyla ilgilenmeyen bir anne küçümsenir ama annenin görevi çocuğu eylemek değildir. Kitap okuyup lego dizmek değil. O evde aynı atmosferi paylaşan çocuk annesini istediği zaman görebilme ve ona istediğinde sarılıp öpme imkanı bulabiliyorsa işte o vakit huzurlu olur. Daha fazlasını verebiliyorsa anne tabi ki o daha da güzel olur ama tüm gün çocuğunun yanında olması bile yeter. Sanki askere gönderiliyor gibi hasretim yavruma diye anneler ağlıyor çocuklar ağlıyor.. Ne garip bir dünyada yaşıyoruz. Kınamak değil amacım ama madem mutsuz oluyorsunuz bu kadar 2-3 yıl ihtiyaçlardan fedakarlık yapacaksınız çocuktan değil…

    • çalışmak zorunda değilsiniz sanırım böyle rahat rahat konuşabildiğinize göre, ne güzel, keşke herkes sizin kadar evinde rahat zaman geçirse.. ben kendimden örnek vereyim, 9.15te evden çıkıyorum bakıcımız geliyor, öğlen arası koşa koş eve tekrar dönüyorum 14te evden çıkıyorum 16.30da işten çıkıyorum 17de evdeyim, hem çalışan hem de çocuğuna vakit ayırma imkanı olan çok şanslı bi anneyim, oğlum ben yokken yemek yiyor uyuyor ben geldiğimde oyun oynuyoruz parka gidiyoruz babası geliyor oyunumuza dahil oluyor.. bu 2 aydır böyle 2 aydır çalışmaya başladım,huzur ve mutluluğundan en ufak bişey azalmadı… evde olduğum dönemde maddi imkan olmadığı için temizliği ben yapıyordum, yorulup sinirleniyordum, evi dağınık gördükçe strese giriyordum, evde cnım sıkıldığı için tv seyrediyordum dayanamıyordum evdeki sessizliğe… parka falan da gitmiyordum çünkü yemek bulaşık derken harbiden yoruluyordum, eşim her fırsatta “evdesin” diyordu, saçmasapan konuları aklımda 1 iken 10a çıkarıyordum… çalışmasam ne olacak, işi bırakıcam eşimle beraber yurtdışına tayine gidicem evde yabancı bi ülkede vakit geçirmeye çalışırken oğlum dil öğrenmek sosyalleşmek için kreşe gidecek, ben de ailemin bana verdiği tüm emekleri, bu ülkenin ben okuyayım diye her vatandaşının cebinden çıkan vergileri çöpe atıcam…. bu mudur mutluluk? özlem hanım mutsuz değil dikkat ederseniz, üretiyor, tatmin oluyor, hem de anneliğini gayet iyi sürdürüyor…

      • Öğlen 16 da mesaisi biten bir işte çalıştığınız için böyle konuşuyorsunuz. Ama genelde mesai bitimi 18.00 – 19.00 civarlarındadır. Ayrıca bazı iş yerlerinde de cumartesi de çalışma zorunluluğu vardır. Ayrıca yazdıklarımı okusaydınız ne demek istediğimi gayet iyi anlarsınız zira ben çalışmak zorunda olanları tenzih ettmiştim. Ayrıca sizin durum istisna böyle iş yerleri çok
        çok az. Bir diğeri ise çalışıp da mutsuz olan annelere benim lafım.

        • Hem çalışıp hem de mutsuz olan annelerin çoğu çalışmak ZORUNDA olan anneler. Maddi olarak zorunda olmasa da çalışmayı TERCİH edip, bundan mutsuz olan anne ben tanımıyorum.

          “Çok muhtaç olunmadığı sürece ilk 2 hatta 3 yıl anne çocuğuyla ilgilenmeli” formülü herkes için geçerli olamayabiliyor. Muhtaç olmasa bile kariyerinden vazgeçmek istemeyen kadınlar, ya da sürekli evde kalmaktan mutsuz olan -ve bu mutsuzluğu çocuklarına yansıtan- kadınlar da var. Önemli olan annenin MUTLU olması, çalışsın ya da çalışmasın. Anne mutlu olunca çocuk da oluyor.

          • Ben keyif için çalışan anneler biliyorum ama. Maddi hiçbir eksiği olmayan ve eşinin kazancı iyi olan kadınlar da “çocuğuma daha iyi bir gelecek vermek için çalışmak zorundayım.” diyor. Herkesin keyfi bilir ama ileride “Ben çocuğumla vakit geçiremedim” pişmanlığı kaçınılmaz. Sarın ileriye yıllar sonra da çocuğunuz işlerinden fırsat bulup yanınıza gelemeyince neler hissedecekseniz şu anda çocuklarımız da bunu hissediyor. Doğru söyleyeni 9 köyden kovsalar da ben lafımın arkasındayım. Benim lafım “GERÇEKTEN” çalışmak zorunda olan annelere DEĞİL! onlar üzülmesin kırılmasın. Benim lafım maaşını çocuğunu özel okullarda okutmak, kreşe vermek, bakıcı tutmak için harcayan ve sözüm ona bunu çocuğunun iyiliği için yapan annelere. Ayrıca anne eğer çocuğunun yanında onun sorumluluğunu alarak mutlu olamıyorsa bu çocuğun suçu değil. 2 sene dişini sıkabilir. Ben fikrimi söyledim. Son zamanlarda ağlayan ve üzülen annelere bakıyorum da benden daha kötü durumda değiller. Benim tuzum kuru mu? HAYIR! Lütfen söylediklerimi “anne” açısından değerlendirmekten vazgeçin de ağzı olup dili olmayan çocuklar adına değerlendirin. Zira onlar kendilerini ifade edemiyorlar ama içlerinde yaşıyorlar bunu…

          • Bu arada kimin daha iyi anne olduğunu elbette ki tartışmıyoruz ve yarışmıyoruz. Ama çocuğum için yapıyorum lafı var ya işte ben bu lafa deli oluyorum. Dürüst bulmuyorum.

            • pervin hanım, şu açıdan bakarsak aslında kimse gerçekten çalışmak zorunda değil, eşler 2.bir iş de bulabilir maddi açıdan her istediğini almayadabilir, bu durumda bayanların hiç bi durumda çalışması zaten zorunlu değil.. ortalama 2 çocuk sahibi olmak isteyen bir annenin 6 yıl işten ayrı kalmasını öngörüyorsunuz bu durumda, bunu gerçekçi buluyor musunuz? bence 2-3 yıl değil 20 30 yıl da beraber olsam ben evladıma doyamam zaten.. ama kendime de zaman ayırmaya ihtiyacım var, blogcuannenin dediği gibi iş hayatı mutluluk getiriyorsa saat 8de de eve gelsem farketmez, ben süt iznim devam ettiği için bu saatte eve geliyorum, yoksa her zaman bu şekilde olmayacak ama ben yine de suçluluk duymıcam.. insanların zaten aklında hortlamak için fırsat kollayan suçluluk duygularını lütfen tetiklemeyin.. sizin ne demek istediğinizi anlıyorum eminim siz de ne demek istediğimi çok iyi anladınız…

              • Tekrar belirtiyorum halinden şikayetçi olmayan kimseye lafım yok. Çocuğunuz da memnunsa hayatından ne mutlu size.

  7. Pervin Hanim, keske enerjinizi calisan bayanlari elestirmek ve evde kalmaya ikna etmek yerine ucretli, is garantili dogum izni gibi verimli bir alana yoneltseniz. Ayrica cevrenizdekilerin butcesini gercekten biliyormusunuz da uzaktan baskalarinin butcesine yorum yapiyorsunuz?. Turkiye’ de sozde “annenin kutsalligi” annelerin isine yaramiyor, tam tersi annelerin hayatini karartiyor. Halbuki babalara “sen iyi baba ol, 3 yil calisma” diyen yok. Cunku beynimiz “anne babadan daha onemlidir” diye bir yalanla yikanmis.

    • Herkesin kendi hayatı ama madem bu kadar ağlıyor üzülüyor anneler o vakit fikir vermek yorum yapma hakkı doğuyor. Ayrıca ben fikrimi söylerim gerisi zaten anne nasıl istiyorsa öyle yapıyor. Ama şunu da garanti ederim yıllar hızla geçip çocuklar büyüyüp anne babadan uzaklaşınca ne demek istediğimi çok çok iyi anlayacaksınız. Yoksa bana ne… anne ister çalışsın ister otursun. ama çocuğuyla anı biriktirmek isteyen için (“imkanı olan” diye zaten başta da belirtmiştim) çocuğuyla vakit geçirir. Çalışmak zorunda olanlara lafım yok yeniden ve yeniden hatırlatayım. Ben olaya anne açısından bakmıyorum ayrıca. Siz kendi tercihinizi yapıyor olabilirsiniz ama çocuğun seçme hakkı yokmuş gibi bir tavır söz konusu. Babaları ortya atmaya da gerek yok. imkan olsa hem anne hem baba çocuğun yanında olsa ama bu kadar ütopik bir şey isteyemeyiz sanırım. Ayrıca ben sistemleri değiştirmek yerine bir annenin fikrini değiştirmeyi bile kar sayıyorum. Siz gittiğiniz yolda mutluysanız mesele yok. Lafım mutlu olmayanlara…

    • Pervin diyor ki:

      09 Ekim 2012, 15:17

      Herkesin kendi hayatı ama madem bu kadar ağlıyor üzülüyor anneler o vakit fikir vermek yorum yapma hakkı doğuyor. Ayrıca ben fikrimi söylerim gerisi zaten anne nasıl istiyorsa öyle yapıyor. Ama şunu da garanti ederim yıllar hızla geçip çocuklar büyüyüp anne babadan uzaklaşınca ne demek istediğimi çok çok iyi anlayacaksınız. Yoksa bana ne… anne ister çalışsın ister otursun. ama çocuğuyla anı biriktirmek isteyen için (“imkanı olan” diye zaten başta da belirtmiştim) çocuğuyla vakit geçirir. Çalışmak zorunda olanlara lafım yok yeniden ve yeniden hatırlatayım. Ben olaya anne açısından bakmıyorum ayrıca. Siz kendi tercihinizi yapıyor olabilirsiniz ama çocuğun seçme hakkı yokmuş gibi bir tavır söz konusu. Babaları ortya atmaya da gerek yok. imkan olsa hem anne hem baba çocuğun yanında olsa ama bu kadar ütopik bir şey isteyemeyiz sanırım. Ayrıca ben sistemleri değiştirmek yerine bir annenin fikrini değiştirmeyi bile kar sayıyorum. Siz gittiğiniz yolda mutluysanız mesele yok. Lafım mutlu olmayanlara…

  8. Pervin Hanim, o kadar yorumdan sonra bir de “ben kim daha iyi anne diye yarismiyorum” diye bir yorum yapabilmeniz cok ilginc. Isinden zevk almanin, buyuk bir heyecanla ise gitmenin anlamini siz bilmiyorsunuz galiba, isi sadece parayla bagdaslastirmissiniz siz. Ayrica babalari bu isin icine cekmeyin demissiniz. Neden? Aile bir butundur. Anne “ben calismaktan mutsuzum” dedigi zaman babayi da bu isin icine cekmek zorundasiniz. Eminim basinizi cumartesileri de calismak zorunda olan babayla yormuyorsunuzdur. Ayrica iki sene isten ayrildiktan sonra is yerine geri donmenin ne kadar zor oldugunun farkinda misiniz? “Neden calismadiniz iki sene? Ya yine hamile kalip bizi birakirsaniz” sorulari onunuze oyle bir engel oluyor ki sasirirsiniz. Ayrica Turkiye’deki issizlikten haberiniz yok galiba insanlara canim iki sene ara ver diyorsunuz rahat rahat. Baba da isini kaybederse ne olacak?

    Calisan doktor bir annenin ozel okullu kizi olarak ondan, calisma sevkinden ve insanlarin fakir zengin hayatlarina kattigi saglik ve mutluluktan gurur duyuyorum. Eger iki sene evde oturdum diye cocugunuzu garantiledim zannediyorsaniz size iyi uykular.

  9. Deniz Hanım ben yıllarca çalışmış ve bundan büyük mutluluk duymuş eğitimli bir bayanım. Ancak iş hayatının ne kadar nankör olduğuna da defalarca şahit olmuş biri olarak konuşuyorum. Aynı sorular iş hayatına ara vermeden de çıkıyor insanın karşısına. Mesela 4 yıllık evli olduğunuzu öğrenen iş veren “Ehh siz artık çocuk da düşünüyorsunuzdur.” diyerek işe almayabiliyor. Ya da 2 sene çocuk yapmanızı istemiyorum diyenler. Özel hayata bu kadar müdahale edilebiliyor. Ama benim endişelendiğim 2 sene sonra bir işverenin “Neden 2 sene ara verdiniz?” sorusuna vereceğim cevap değil. Çocuğumun bana ” Neden 2 sene bile olsa yanımda kalmadın?” sorusuna veremeyeceğim cevap için endişe duyarım. Bu benim düşüncem ve kendi düşüncemi paylaşıyorum elbette. Çocuğumu garantilemek diye bir şey söz konusu da olamaz çünkü çocuklar bizlere emanettir tapulu malımız değiller. Ayrıca ben de bu dünyada yaşıyorum ve bahsettiğiniz her şeyden haberim var. Olaya bakış açınızı değiştirdiğiniz vakit yani kendi pencerenizden değilde bir çocuğun penceresinden baktığını vakit bana hak vereceksiniz.