14 Yorum

Beslenme Çantası, ve dahası…

İlkokulla ilgili aklımda en çok kalan şeylerden biri beslenme çantam. Öyle çizgi film karakterli, süslü bir şey değildi. Anneannem dikmişti, mavi-beyaz kareli, ağzı büzgülü bir keseydi. Annem içine yiyecekleri koyardı, en çok da haşlanmış yumurta kalmış aklımda nedense… Hayatımın başka hiçbir döneminde haşlanmış yumurtayı elime alıp ısıra ısıra yemediğimden olabilir.

Zamane beslenme çantaları çok farklı şekerim. Çizgi film karaktersizini bulabilene aşk olsun. Nitekim, sırt çantasında çizgi film karakteri olmasın diye zar zor düz bir çanta bulmuşken (ve sınıfta tek çizgi film karakterli çantası olmayan çocuk benim çocuğum olmuşken) bari dedik beslenme çantası çocuğun istediği gibi olsun. Gittik, Örümcek Adam’lı bir çanta aldık Deniz’e. Mutluyuz, ama gururlu değilim pek. Neyse…

Bu yazının konusu beslenme çantasının kendinden ziyade içi… Nitekim Deniz’in okulunda (çok şükür ki) tekli öğretim yapıldığından sabah 9’da gidip öğleden sonra 2:40’a kadar kaldığı için sadece bir (beslenme) değil, iki (öğle yemeği) öğünle doldurmamız gerekiyor içini.

Deniz okula gitmeye başladığından beri yaşadığım en büyük sıkıntılardan biri bu (İlk haftalar yaşadığımız okuldaki araba sorunu ve boya kokusunu geride bıraktık şükür). İlk birkaç hafta ben de (diğer anneler gibi) gittim öğle tatillerinde, yemek yemesine yardımcı oldum okulda. Ancak her gün her gün bana sıkıntı geldi, ben orada oldukça o doğru dürüst yemedi ve nihayet geçen hafta başı itibarıyla annelerin okula gitmesi uygulamasına son verdik. Hala giden anneler var ama ben istifa ettim. (Yine de ara sıra habersiz gidip çaktırmadan gözlem yapma hakkımı saklı tutuyorum. Deniz’e yakalanacak olursam “Şey, eeee, müdür muavini bi şey istemişti de, hadi görüşürüz…” falan diyorum.)

Gelelim beslenme çantamıza… Öğle yemekleri için önceden hazırlayıp buzluğa attığımız çeşit çeşit böreklerden birini koyuyorum çantasına. (Bu “önceden hazırlama” kısmında annemden, kayınvalidemden ve yardımcımızdan destek aldığımı söylemezsem haksızlık etmiş olurum). Ispanaklı, peynirli, mercimekli, kıymalı, patatesli börekler oluyor bunlar genelde. (Laf aramızda, çok sulu olmayan bazı artık -bir önceki günün- yemekler bile dürüm içi olabiliyor, pek de güzel oluyor.) Yanına havuç ve salatalık dilimleyip koyuyorum, koyduğum kabın içine azıcık da limon suyu sıkınca çok hoşuna gidiyor. İçecek olarak ayran yapıp koyuyorum yanına; çok sıkıldığı zamanlarda arada bir gün meyve suyu veriyorum, değişiklik oluyor.

Beslenme saatinde ise öğretmenimizin verdiği beslenme saati menüsünü takip ediyoruz. Menü değişik günlere poğaça, simit, kek, kahvaltılık ve tost serpiştirilmesinden oluşuyor. Yanına da meyve ve süt (bazen meyve suyu) koyuyoruz. Deniz normalde kuşluk vaktinde hamur işi yemezdi pek; evdeyken meyveyle geçiştirirdik. Ancak ya arkadaşlarından gördüğünden, ya da bir şekilde acıktığından olsa gerek, bir şeyler yiyor.

Öğle menüsü için her gün börek vermek yerine bazı günler etli sebzeli karışık köfteler de vermek planlarım arasında. Ve aradığım köfte geçen hafta katıldığım Gurme Bebek etkinliğinde karşıma çıktı. Efenim, bildiğiniz gibi küçük gurmelerin sitesi Gurme Bebek, geçtiğimiz aylarda üç girişimci annenin pek gerekli bir girişimi olarak yayın hayatına başladı. Gurme Anneler Ayzen Atalay, Esra Sert ve Seda Öztezel, ek gıdaya geçişten iki yaş üzeri ve ötesine kadar sadece yemek tarifi değil, bebek ve çocuk beslenmesiyle ilgili bilgileri de Gurme Bebek’te paylaşıyorlar. Gurme Bebek’i tanıtmak için düzenledikleri keyifli daveti Anne Fare Yakaladım blogunun yazarı İpek Süer şu yazısında ayrıntılarıyla anlatmış.

Etkinlik boyunca benim en çok ilgimi çeken iki tabaktan biri, Deniz’in beslenme çantasında bundan böyle yer vermeyi düşündüğüm pırasa köftesiydi. Görünümüyle kadın budu köfteyi andıran, tadıyla şaşırtan bu köftenin tarifini burada bulabilirsiniz. Şiddetle tavsiye ederim, acayip lezzetliydi.

Gurme Bebek etkinliğinin benim için bir diğer kazanımı “Anne Cipsi” oldu. Acemi Anne Esra Sert’in tanıttığı ve katılımcıların avokado dip eşliğinde katır kutur götürdüğü zeytin ezmeli bu cips, market raflarındaki cipslere oldukça sağlıklı bir alternatif sunuyor. Cipsin tarifi burada, avokadolu dipinki ise burada.

Gurme Bebek, adı üzerinde bebeklerden yola çıkarak hazırlanmış bir web sitesi (İçimden bir ses bu gurme annelerin bebekleri büyüyüp okul çağına geldikçe ileri yaşlardaki çocuklara yönelik menülerin de sitede yer alacağını söylüyor). Beslenme çantası ve genel olarak çocuk yemekleri konusunda benim başvurduğum diğer bazı kaynaklar ise şöyle:

Bu noktada çok önemli bir detay keşfettim sevgili Blogcu Anne okuru: Beslenme çantasını hazırlarken öyle Allah ne verdiyse koymayacaksın. O çantanın verdiğin gibi geri gelmesini istemiyorsan çocuğun yiyebileceği KADAR, yiyebileceği ŞEKİLDE koyacaksın. Benim bunu öğrenmem zaman aldı. İlk zamanlarda Deniz de, ben de uyum sorunu yaşadık bu yeni düzene… Neyi nereye ne kadar koyacağımı bilemiyordum. Aman aç kalmasın, az yemesin diye iki börek koyuyordum yanına. Bu birini bitiriyor, ikincisine dokunmuyordu. Fark ettim ki yemekten sıkılıyor. Öyle olunca böreklerin boyutunu büyüttük. Şimdi iki küçük börek yerine tek bir büyük börek koyuyorum. Börekleri genellikle sigara böreği şeklinde sarıyoruz, tutup yemesi daha kolay oluyor.

Bir diğer nokta, beslenme çantasını hazırlarken çocuğuna danışacaksın. Ben bir gün önceden Deniz’e alternatifleri sunuyor, tercih etmesini istiyorum. Meyvesini hazırlarken seçim yapmasına fırsat veriyorum. “Az koy” diyorsa az koyuyorum, ısrar etmiyorum. İşe yarıyor. O gün yeterince yemediğini düşünüyorsam, bitirmemiş oluyorsa okuldan eve gelince dayıyor, pardon, sunuyorum yemekleri.

Son zamanlarda beslenme çantasının içine koyacağım yemekler kadar özendiğim bir başka şey var ki o da her-güne -bir-resim olayı. Öğle yemekleri için okula gitmeyi bıraktığım günden beri her gün bir resim koyuyorum Deniz’in çantasına. Deniz çok beğendiğini söylüyor bu fikri, “Her seferinde bir başka resim çıkıyor beslenme çantamda!” dedi bu sabah… Yaşasın!

Yemek konusundaki yatkınsızlığımı resim konusunda da devam ettirdiğimden benim için çok kolay olmuyor bu proje… Akıl neler çizmek istiyor ama sen de gel bunu eline anlat! Yine de, ilk günlerdeki gülen suratlar şimdi kendini dinozorlara bıraktığına göre kendimi oldukça geliştirdiğimi söyleyebilirim.

Tabii ki bu resimleri de kendiliğimden tasarlayıp yapmam söz konusu bile değil. Ve neyse ki internet benim gibi bir şeyler yapmak isteyen ancak nasıl yapacağını bilemeyen yetenek yoksunu anneler için bulunmaz bir nimet. Google’a “How to draw a dinosaur” yaz, bak karşına neler çıkıyor. Facebook’taki Art & Parenting sayfası da sevimli hayvancıkları oldukça basit çizimlerle anlatıyor.

Gördüğün gibi sevgili Blogcu Anne okuru, “ben yemek yapmam, resim çizemem” derken kendimi tam da bunların ortasında bulmuş durumdayım. Ben bu hallere düşecek anne miydim? Çocuklar insana neler yaptırıyor…

14 yorum

  1. beslenme çantası hazırlamıyorum henüz çünkü ben 10aylık ikizleri olan bir anneyim ancak en az Deniz kadar ben de merakla bekliyorum ve twitter dan takip ediyorum sürpriz kahramanları :))

  2. Tam bir internet annesisiniz siz 🙂 internetin bütün nimetlerinden yararlanıyorsunuz. biz de bir çok şeye sizin sayenizde ulaşıyoruz. sayenizde öğreniyoruz.
    daha önce de söylediğim gibi benim henüz bir çocuğum bile yok, okurken ‘manyak mıyım ben neden okuyorum bunu’ diyorum ama sizin yazdığınız yazılar benim ilgi alanıma girmese de okumaktan çok zevk alıyorum. 🙂
    yemek yapmak, resim çizmek konularındaki yatkınsızlığınızı bilemem ama yazı yazmak konusuna bir hayli yatkınsınız 🙂
    Sevgiler….

  3. İlerisi için bu yazıyı saklıycam, resim olayını çok sevdim 🙂

  4. daha önce söyleyen olmuş muydu? harikasın!

  5. merhaba
    Twittwer’da beslenme çantası resimlerini her gördüğümde ” ben de ben de ” diyorum ama hep unutuyorum. Bir gün oturup toptan her güne bir adet çizeceğim artık. Gerçekten çok yaratıcı, benimkiler de sever eminim. Ve evet, her güne yeni bir şey düşünmek, geri gelmesin diye sevdiği şeyleri göndermek (elden geldiğince sağlıklı olmasını sağlamak) biraz zorluyor. Resimlerin yanında beslenme örnekleri de iyi olmuş.

    Hepimize kolay gelsin.

    Sevgiler

  6. bikaç kez sizden gördüğüm resimlerden ben de çizdim. oğlum çok mutlu oldu hatta.

    ama unutuyorum çoğu kez. resim çıkmayınca küsüyor bana oğlum. 🙁
    daha dikkatli olmalıyım hatta akşamdan mı hazırlasam ben acaba?

  7. Sevgili Elif, bayiliyorum yaptiklarina. İnsallah ben de oglum okula baslayinca bu kadar hamarat bir anne olabilirim… Bir de konuyla alakali degil ama Gokce’yi cok merak ediyorum. N’apti? Bebek nasil, her sey yolunda mi??

    • Ben ve hamarat aynı cümlenin içinde olmuyor Nur 🙂 Ama çok teşekkür ederim.

      Gökçe iyi, oğlu Ateş de. Her şey yolunda. Biraz toparlasın, doğum hikayesini yazacak.

  8. Bu resimlerden bende yapıyoruuuum. Ben kalbin yanınabide dudak resmi çiziyordum. Kızlar anne bu ne dedi. Bende dudaaak dedim 🙂 Yani anlamı ne dedi birisi. Sen okulda olsanda kalbim hep seninle ve seni kocaman öpüyorum demek dedim bayıldılar 🙂

  9. Selamlar
    Fikirleriniz çok yaratıcı ve yazılarınızda çok akıcı bu nedenledir ki kutluyorum sizi.
    Gelelim beslenme konusuna. Bende Deniz’ime sabahın altısında poğaça yaptım. Yanında süt çok az salatalık ve peynir. Süt salatalık ve peynir bitmiş, poğaça bırakılmış. Benim için hüsran oldu.

  10. http://susanyuen.wordpress.com/

    okudunuz mu bilmem, bu konuda aşmış bir anne:))

  11. Çok darda kaldığınızda şu beslenme çantası not kağıtlarından kullanabilirsiniz belki. Elbette sizin notlarınız kadar içten değil ama iş görür. Hani olur ya her şeyin aceleye geldiği, koşuşturmalı bir sabah olur diye 🙂
    http://sarahjanestudios.com/blog/2012/09/lunch-notes/

  12. Ayyy yumurta deyince kendi ilkokul günlerimdeki beslenme saatleri ve o tüm sınıfı kaplayan dayanılmaz yumurta kokusu geldi. (“Dayanılmaz” sözcüğünü terazinin olumsuz kefesinde durduğunu belirtmeliyim.) Hayat küserdim yumurta olan günlerde.
    Ama şu pırasa köftesi tüm o kötü anıları sildi götürdü. Zeytin ezmeli yufkaları ben de yaparım. Çocukları bilmem ama film seyrederken iyi bir atıştırmalık oluyor.
    Ayrıca beslenme çantası dinozoru şahaneymiş. 🙂