7 Yorum

Okul çağı çocuklarına nasıl yaklaşmalı?

Ağustos sonunda Deniz’le Nesquik’in düzenlediği bir yaz kampına katılmıştık. Uludağ’da gerçekleşen, bir hafta süren ve 9-13 yaş çocuklarına yönelik bu kampa bir gece iki günlüğüne konuk olmuş, okullar açılmadan önce deşarj olmuş, pek eğlenmiştik. (Burada anlatmıştım.)

Nesquik’in, “bireylerin davranış ve beslenme biçimlerini şekillendiren çocukluk çağındaki eğitim sürecine destek olmak” amacıyla düzenlediği kampa çocuklar yanlarında bir yetişkin ile katılıyorlardı. Çocuklar kamptaki eğitsel ve fiziksel aktivitelere katılırken beraberlerindeki anne ya da babaları da kendileri için düzenlenmiş olan programlarla vakit geçiriyor, Nesquik’in davet ettiği, beslenme ve çocuk gelişimi konusunda uzman kişilerin seminerlerini dinliyorlardı. Bu uzmanlardan biri de İstanbul Parenting Class’ten Uzman Psikolog Sinem Olcay Kademoğlu’ydu. Kademoğlu’nun iki güne yayılan “Okul Çağı Çocuklarına Nasıl Yaklaşmalıyız?” başlıklı semineri aslında kamp katılımcıları olan 9-13 yaş arası çocukların velilerine yönelikti. Her ne kadar 9-13 yaş için notlarımı aldıysam da kendisinden bir ricada bulundum ve bu paylaşımlarını bu sene okula başlayan çocuklara uyarlamasını rica ettim.

Kademoğlu “bu sene okula başlayan 5-6 yaş grubunun ilkokula başlama sürecini yönetecek doğru bir yaklaşım için uzun süreli bir çalışma yapması” gerektiğini söyleyerek konunun o boyutunu daha sonra işleyeceğini belirtti. Ve 7-12 yaş çocuklarına yönelik şu tavsiyelerde bulundu:

Okul çağı döneminde ebeveynlerin çocuklarla yaşadığı sorunlar çok çeşitlidir. Ödevlerden tutun beslenme, arkadaş ilişkileri, toplumsal ve ahlaki kurallara kadar pek çok konuda çocuğunuzla karşı karşıya gelebilirsiniz. Hem çocukların kontrolsüz dürtüleri hem ebeveyn tutumundaki bazı eksikler yüzünde yaşanan bu sorunların çözümünü zaman zaman fazlasıyla zorlaşabilir. Çocuklarla yaşadığımız sıkıntıları çözmek için çocuğumuzun içinden geçtiği yaşın gelişimsel özelliklerini bilmemiz çok önemlidir.

dedi ilk olarak Sinem. O kadar doğru ki! Bundan bir ay öncesine kadar Deniz’in ne olduğunu bile bilmediği ÖDEV kavramı şimdi günlük stresimizin ana gündem maddesini oluşturuyor. (Bkz. şekil 1-A)

Şekil 1-A: Odasında ödev yaptığını zannettiğim oğlumun koridorda yaptığı TUZAK adını verdiği yaratıcı çalışması.

Beslenme desen ayrı olay… Besleyici ama kolay yiyebileceği yemekleri türetmek için göbeğim çatlıyor. Kısacası, bu okul döneminde yepyeni zorluklarla karşı karşıyayız sayın seyirciler.

Aşağıda okul çağı (7-12 yaş arası) çocukların gelişimsel özellikleri sıralıyor Sinem Olcay Kademoğlu. “Sizlere tavsiyem bu maddelerin hepsinin üzerinden geçip kendi çocuğunuzda bu durumları gözlemleyip gözlemlemediğinizi değerlendirmeniz. Bu sayede çocuğunuzu daha iyi anlama ve sorunlarınızı çözme adına büyük bir adım atmış olursunuz” diyor. 12 yaş bu blogun okurlarının büyük bir kısmına uzak gelebilir. Ancak bu yazının ilerisi için önemli bir kaynak oluşturacağını umuyorum.

7-12 YAŞ ÇOCUKLARI GELİŞİMSEL ÖZELLİKLERİ

Bağımsızdır ama yine de ebeveynin ilgisini arar

Bu yaş grubu çocuklarda en önemli konu inisiyatif alabilmek, kendini ortaya koyabilmek, bağımsız hareket edebilmektir. Bir şeyleri ebeveynden bağımsız olarak kendi başlarına yapabilmekten, başarmaktan büyük keyif alırlar. Ebeveyn kendisine bir görev verdiğinde kendisiyle gurur duyar ama bu iş sırasında yakından takip edilmek, sıkı şekilde denetlenmekten hiç hoşlanmazlar. Yine de yaptığı işler karşısında sizden geribildirim hiç alamıyorsa, tamamen kontrolsüz bıraktıysanız, başarılarını fark etmiyor, övmüyorsanız motivasyonlarını kaybedip mutsuz olurlar. Yani bağımsızlaşmalarına rağmen bir anlamda okul öncesi çocuklardaki gibi hala ebeveynin ilgisini ararlar.

Benmerkezci değil mantıklı düşünmeye başlar

Bu da çok önemli bir gelişimsel özelliktir. Okul çağı çocukları benmerkezci okul öncesi çocukları gibi değillerdir. Okulöncesi çocuklar her şeyin merkezinde kendilerini görürler. Örneğin, 5 yaşında bir çocuk annesinin hastalanmasının sebebi olarak üşütüp virus kapmasını değil de annesine kızdığı için hastalığın kendi suçu olduğunu düşünebilir. Bu mantıklı değil egosantrik, yani benmerkezci bir açıklamadır. Oysaki okul çağı çocukları olayların arkasındaki mantıksal nedenleri, gerçekçi sebep-sonuç ilişkilerini daha iyi kavrar.  Okul çağı çocuklarındaki mantık kurabilme becerisinin en sevimli örneği mantıksız olayların komikliğini anlayabilmeleri ve espri yapmaya başlamalarıdır.

Kendi aralarında ya da sizinle şöyle şakalar yapabilirler:

Dünyanın çevresini dolanmak için kaç tane top dizmek gerekir?

Çocuğun esprili cevabı: Bir tane ama çok büyük bir tane 🙂

Kendilerini değerli hissetmek için bir şeyler başarmaya ihtiyaç duyar

Başarılı olarak gördükleri ebeveyn, öğretmen ve akrabalar, ablalar, abiler gibi kişileri taklit ederler. Genelde aileye katkı sağlayacak görevler verildiğinde yapmaya gayret gösterirler. Eğer sizinle ilişkisinde işler yolunda gidiyorsa sizi ve etrafındaki diğer büyükleri mutlu etmek için heveslidirler ve bu çabaları için takdir beklerler.  Sizin kendisi hakkında ne düşündüğünüzü umursamaması için gerçekten de ilişkinizde bir şeylerin kötü gidiyor olması gerekir. Örneğin defalarca çocuğunuzun çabasını görmezden geldi, küçümsedi ya da eleştirdiyseniz büyükleri memnun etme motivasyonunu kaybedebilir.

Okul öncesi çocuklardan farklı olarak kendi kendilerini kontrol edebilme becerisine sahiptir

Bunun en güzel örneği çocuğunuzun kendisi için planlar yapmaya başlamasıdır. Örneğin, şu vakte kadar ders çalışacağım sonra televizyon izleyeceğim gibi günlük ya da uzun vadeli planlar yapabilir. Genelde bu planları uygulamakta o kadar başarılı olamayabilirler. Bir gün okuldan eve gelir gelmez televizyonu açtığını görebilirsiniz. Ama yine de önce ders çalışmalıyım gibi bir planı aklından geçirmesi bile kendini kontrol yeteneğinin çok geliştiğini gösterir.

7-12 yaş grubu çocuklarda cinsiyet rolleri iyice pekisir.
Erkekler erkek rollerini kızlar ise kadın rollerini iyice benimser. Cinsiyete bağlı gruplaşmalar artar. Bu yas grubunda nadiren bir kızın futbol oynadığını ya da bir erkeğin kızların barbie bebek oyununa katıldığını görürsünüz.

EBEVEYNLERE TAVSİYELER

Çocuğunuzun bağımsızlığına saygı duyun ama özgürlükler denizinde boğulmasına sebep olacak kadar da serbest bırakmayın

Her zaman sunduğumuz özgürlüğü çocuğun güvenliğini garantileyecek şekilde denetim altında tutmalı ve çocuğa rehberlik etmeyi hep sürdürmeliyiz. Çocuğunuz yeri geldiğinde kendisini durduracağınızı, ona kural koyabileceğinizi, bu ilişkide otoritenin siz olduğunu bilmezse kendini güvende hissetmez ve sizi kural koyma noktasına getirene kadar zorlar. Çocuğunuzun bazı kurallar konusunda sizi çok zorladığı oluyor mu? Acaba bunun sebeplerinden biri kurallarınızı ciddi ve tutarlı şekilde uygulamamanız olabilir mi?

Peki, bu yaş grubunda çocuklara hem özgürlük verip hem de kural koymayı gerektiren bu ince dengeyi nasıl tutturacağız? Temel yaklaşım şudur:

Otoriter davranarak değil rehberlik ederek sınırlar koyun

Bu yaşta bağımsızlık ve sınırlar arasındaki ince dengeyi yakalamak için çocuğunuza bir birey olarak saygı duyun, onun söylediklerini dinleyin ve değer verin. Aynı zamanda yapmasına izin verilen ve verilmeyen şeyler hakkında çocuğunuzun ne düşündüğünü, fikirlerini sorun. Ona koyduğunuz kuralların sebeplerini açıklayın ve ceza vermeniz gerekirse bunu neden yaptığınızı açıklayın. Genelde çocuklarla karşı karşıya gelmeden, zaman zaman zıtlaşmadan onlara doğruyu öğretemeyiz. Ama çok şanslıyız ki bu yaş grubunda çocukların mantıksal düşünme becerileri gelişmiştir ve bir şeyi neden yapmaması gerektiği açıklandığında yani sizin mantığınızı öğrendiğinde ikna olma kapasiteleri yüksektir.

Örneğin bu yaş grubu çocuklar için şöyle cümleler kurabiliriz: “Buradan atlamanı istemiyorum. Çünkü çok tehlikeli. Düşüp canını acıtabilirsin ve seni hastaneye bile götürmemiz gerekebilir. Oraya çıkmamalısın, olmaz”

Onlara başarılı olabileceği görevler verin

Bu yaşta çocuklar özellikle sizin verdiğiniz işleri başardıklarında büyük keyif alır, kendileriyle gurur duyarlar. Geleneksel kültürlerde günlük yaşamda çocuklara bir sürü görevler verilirmiş. Örneğin, eskiden köylerde bir çocuğun kaç yaşında tavuğun yumurtasını toplamaya ya da süt sağmaya başlayabileceği bilinir ve vakti geldiğinde çocuklar bu işlere yönlendirilirmiş. Maalesef ki şehir yaşamında bu konuda biraz daha geride kalıyoruz. Çocuklara günlük yaşama katkıda bulundukları duygusu daha az yaşatılıyor. Ama neden bizlerde sofra kurmaya yardım etmeleri, yemek yapımına katılmaları, ev alışverişine yardımcı olmaları gibi konularda çocuklarımızdan yardım istemeyelim ki? Özellikle bu işleri yaptıktan sonra çocuğunuza vereceğiniz övgü, göstereceğiniz takdir ve teşekkür onu çok mutlu edecek motivasyonunu arttıracaktır.

Kendi sorununu kendisinin çözmesini destekleyin, ona sadece dışarıdan rehberlik verin

Örneğin, çocuğunuz arkadaşıyla bir sorun yaşıyorsa, sorunun çözümü için arkadaşına siz gidip neden çocuğunuza küstüğünü sormamalısınız. Sizin rolünüz daha çok böyle bir sorun karşısında çocuğunuzun neler hissettiğini anlatmasına fırsat tanımak, sorunun çözümü için aklına ne gibi fikirler geldiğini sormak ve doğru çözüm yöntemini bulduğunda çocuğunuzu uygulaması için desteklemektir.

Örneğin, arkadaşıyla sorun yaşayan çocuğunuza “Arkadaşın sana küstüğü için üzülmen çok anlamsız. Sen de başkasıyla arkadaşlık edersin” dememelisiniz. Bu sorunu çözmekten çok kaçmaya yönlendirir ve hataları tekrarlamasına sebep olur. Ya da çocuğunuzu yasadığı sorun için suçlamak da yanlıştır. Çocuğunuza sebebin bu olduğunu bilseniz bile “oyunları hep sen yönetmek istiyorsun, o yüzden arkadaşların seni sevmiyor, istemiyor” dememelisiniz. Sorunun sebebini çocuğunuz kendisi bulmalı. Bunun için çocuğunuza “acaba neden seninle oynamak istemediler?”, “sen hep birinci olmak istediğinde arkadaşların nasıl hissetti acaba?” gibi problemi anlamasına yardımcı olacak sorular sorabilirsiniz.

Ebeveyn olarak çocuğumuza nerede ne kadar yardımcı olacağımızı kestirmek zor değil mi? Ama merak etmeyin bu konularda bilgi sahibi olarak ve farkındalık kazanarak siz de doğru ve ise yarayan ebeveynlik tutumlarını benimsiyor olacaksınız.

diyor Sinem Olcay Kademoğlu. Kendisine çok teşekkür ederim.

Sinem’in bahsettikleri çok da yapılamayacak şeyler gibi gelmedi bana. Bizler iki yaş sendromunu atlatmış insanlarız. Biraz sağ duyu, çokça tutarlılık, eh, azıcık da sabır oldu mu bu dönemin de üstesinden geliriz evelallah…

Yoksa gelemez miyiz?..

7 yorum

  1. Elif’ciğim, paylaşımlarından o kadar çok faydalanıyorum ki,yine çok verimli bir yazı olmuş teşekkür ederim.

  2. Merhaba,
    Yazı super tamda 7 yasındaki oglumla mücadele ettigim su sabah saatlerinde gördum bu yazıyı.4 aylık Hamileyim hormonlarım fazlasıyla alt ust ve 7 yasındaki oglumun okul sendromlarıyla ugrasmak benide babamızı da mahvetti.2 yas sendromu daha kolaymıs diyorum kendi kendime 🙂 birazda kardes gelecek tavrıda var ama okadar uslu sakin söz dinleyen bir cocugun bikac ayda geldigi su noktaya inanmam cok güc.okadr okuyan arastıran pedagoglardan cıkmayan ben köseye sıkısmıs gibi hissediyroum kendimi.yapacagım en kucuk yanlıs bir davranıs tum okul hayatını etkileyecek diye cok korkuyorum.Dedigin dogru nelerin ustesinden geldik biz bununda elbet ustesinden geliriz de biraz sabır lazım 🙂 su sıra en cok ihityacım olan sey bu sanırım 🙂 sevgiler…

  3. Harika 🙂 Tam da ihtiyacım olduğu bir zamanda hızır gibi yetiştin yine 🙂 Çok sağol..

  4. 4,5 yaşındaki kızımda da 7-12 yaş çocukları gelişim özelliklerini gözlemliyorum:( Boyu ve kilosu da neredeyse 7 yaşa denk geliyor:( Zamane çocukları hem ruhen hem de bedenen biraz erken mi gelişiyor ne? Bence birkaç sene sonra yaşayacaklarımıza hazırlıksız yakalanmamak için yıllar öncesinden okuyup, hatim etmeliyiz bu yazıları:) Tecrübelerinizi ve yazdıklarınızı severek okuyorum ve sakılyorum, teşekkür ederim…

  5. ağlamak güzeldir yazınızdan sonra solter’in çocuğunuza kulak verin kitabına rastladım ve aldım.gözyaşları ve öfke nöbetleri bölümünü okudum ve okurken sıkıldım konuyu kelimelere boğmuş aynı şeyleri tekrarlamış gibi geldi. sizin yazınızdan ekstra bişey bulamadım siz çok güzel az öz ve akıcı bi şekilde özetlemiştiniz .okumayı fazla sevmeyenlerde dahil önerebileceğim yada okutabileceğim çocuk gelişimi ile alakalı az öz akıcı bilgi içeren bi kaynak bulamadım.okumayı sevdiğim halde ben bile sıkılıyorum çoğundan. fakat siz çok güzel özetliyorsunuz , eminim bu konuda epey bir bilgi birikimine sahip olmuşsunuzdur.uzmanların görüşlerinide içeren kaynaklı bir kitap yada kitapçık tarzı bişey hazırlasanız ne güzel olurdu. bugüne kadar yazdıklarınızı biraz daha kapsamlandırıp el kitabı tarzı okunması kolay bi kitap yapmayı hiç düşündünüzmü?

    • Çok teşekkür ederim. Kitap projem var, ancak bahsettiğiniz konseptte değil. Çok güzel bir öneri, ilerisi için dikkate alacağım. Sevgiler…

  6. Merhabalar,
    Ben bir web yazılım şirketinde çalışıyorum.İnternette gezinirken bloğunuza rastladım.Benimde 6 yaşında bir oğlum var.Erkek olmama rağmen sizin sitenizi takip ediyorum 🙂 çünkü gerçekten ebeveynler için geçerli ve gerekli bilgiler paylaşıyorsunuz.Deneyimlerinizde bir hayli ilginc.Çocugunuza ve diğer çocukların gelişimine katkı sağladığınız için çok teşekkür ederim 🙂