8 Yorum

Cincüce’nin Gebelik Günlüğü, 23. hafta

Bayramdan mıdır, seyrandan mıdır, ya da hamileliğin kendi halinden midir, Cincüce Banu bu hafta pek bir neşeli Allah bozmasın. 

Banu’nun hafta hafta hamilelik yazılarının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

***

Herkese merhaba!

Bu yazıyı okuyan başka hamileler varsa, umarım onlar da günlerini benimki gibi rahat, sorunsuz ve mutlu geçiriyorlardır. Valla bu hamilelik pek rahat, pek güzel, pek eğlenceli bir şeymiş! (Bazılarınızı duyar gibiyim: “Yaa! Dur sen daha. Bir iki ay daha geçsin, o zaman görürüz seni.”)

Varsın zorlaşsın. Ben bu ruh hali içinde olduktan sonra vız gelir, tırıs gider. Ta en başında “Ben bu süreci ne olursa olsun iyi geçireceğim. Tadını çıkara çıkara geçireceğim ve hiç şikayet etmeyeceğim,” demiştim kendi kendime. Şu an da yaptığım tam olarak bu. Birçok insana göre şanslı sayılırım. Dokuz ayı yatarak, kusarak ya da düşük tehlikesiyle geçirebilirdim. Hatta benim için de denmişti bu riskler. Bunları aklımın ucundan bile geçirmiyorum. Zihnimde güzel düşünceler fır dönüyor. Geriye kalan dört ayı da bu düşüncelerle geçireceğim. İyi diyelim, iyi olsun.

Bunca sevgi pıtırcıklığı, iyimserlik bulutları da nereden çıktı? Zaten yaklaşımım buydu da, bir kitap sayesinde perçinlendi diyelim. Geçen hafta Blogcu Anne sayesinde çok ama çok değerli bir kitapla tanıştım: “HypnoBirthing – Mongan Yöntemi”. (Elif’e bir kere daha binlerce teşekkür.) Kitabı hevesle, hızlı hızlı okumaya başladım. Sonra kendimi tutup ağırdan aldım. Şimdi sindire sindire okuyorum. Beni heyecanlandıran, mutlu eden yerleri ara ara Yıldıray’a okuyorum. O da benden sonra devralacak kitabı.

Blogcu Anne bu kitaptan daha önce bahsetmişti; ben şimdi bir daha tekrarlamayayım. Ancak şunu diyebilirim ki, okudukça kendimi çok daha rahat ve hazır hissettiğimi farkediyorum. Mongan’ın önerileri ve soruları karşısında “Evet, doğru yoldayım,” diyorum. Bu farkındalığın oluşması beni daha da sabırsızlandırıyor. “Haydi bir an önce doğum vakti gelsin,” diyorum. Doğum anını, o gün yaşayacaklarımı merak ediyorum. (Muhtemelen bazılarınız şimdi de “Delinin zoruna bak!” diyordur. 🙂

Evet, merak ediyorum; çünkü doğum bir insanın başına gelebilecek en tuhaf deneyimlerden biri olsa gerek. Çok şeyler duyuyorum. Genelde kulaklarımı tıkama eğilimindeyim. Felaket tellallığından hoşlanan insanlar olabiliyor. Geçenlerde yeni tanıştığım ve muhtemelen bir daha karşılaşma olasılığımın çok düşük olduğu bir kadın, hamile olduğumu öğrenince başladı kendi annesinin onu nasıl feci bir doğumla dünyaya getirdiğini anlatmaya. Bu hikayeden sonra kendisi normal doğumu düşünmemiş bile ve çocuğunu da sezaryenle dünyaya getirmiş.

Marie Mongan kitabında doğumda ağrı diye bir şeyin aslında var olmadığını, buna neden olan yegane şeyin korkularımız olduğunu söylüyor. Korku ve stres=Ağrı, acı ve hoş olmayan bir doğum deneyimi. İnsanların acı deneyimlerine ihtiyacım yok. Bundan sonra benzer bir hikaye anlatmaya kalkan olursa, açık açık bunu duymak istemediğimi söyleyeceğim. Yalnızca genetik olarak bağlı olduğum kadınların, annemin ve ablamın hikayelerini bilmek istiyorum. Ne şanslıyım ki ikisinden de hep güzel şeyler duydum şimdiye kadar. Bu bana yeter.

HypnoBirthing metodunu tanıdıkça, bilmeden doğru şeyleri yaptığımı fark ettim. Kitabın beni en keyiflendiren kısımlarından biri “Bebek Ol Alıştırması”  oldu. Burada kendinizi bebeğin yerine koyuyor ve çevrenizi onun bakış açısıyla algılamaya ve soruları yanıtlamaya çalışıyorsunuz. Bizim verdiğimiz sonuçlara göre bebeğimiz çok mutluymuş! Onu şimdi mutlu ediyoruz; dünyaya geldiğinde de mutlu bir aileye, mutlu bir ortama dahil olacak. Gel de doğum zamanı için sabırsızlanma!

Bebek demişken, içimdeki küçük balık yerinde durmuyor. Uzayıp giden yaz sıcakları sayesinde, fırsat buldukça kendimizi sahile, çimenlere atıyoruz. Bıdık da bundan nasibini alıyor. Gelecek hafta doktor ziyaretimiz var. Bakalım bol gıda, oksijen, güneş ve D vitamini bebeğe nasıl katkı sağlamış, göreceğiz.

Hepinize güzel bir hafta diliyorum.

8 yorum

  1. Ay vallahi gözlerim doldu okurken. Ben de çok merak ediyorum ve senin gibi hep olumlu düşünüyorum. Hele Mayısta bebek planladığımız şu zamanlarda daha da bir heyecanlıyım. Hazırlıklarımı şimdiden yapmaya başladım; hem psikolojik, hem fizyolojik. Seni ve bu enerjik, mutlu mesut yazılarını okudukça daha da cesaretleniyorum.
    Bebeğinizin şimdiden mutluluk sinyalleri vermesi ne güzel! Inşallah hep böyle olursunuz.
    Olumsuz hikayelere kulaklarını tıkanmanı çok doğru buluyorum. Ben de olsam öyle yapardım kesin. Ama buradaki pozitif doğum hikâyelerini okumadıysan tavsiye ederim. Kendine ve bebişe iyi bak 🙂

  2. oh hadi bakalım.
    ben kusanlardanım, adına çok sevindim.
    ilgiyle takip ediyorum.

    almost 6 yaş kızın annesi Çiğdem

  3. Yazılarını çok keyifle okuyorum! Arkandan da ben geliyorum 🙂 Ama 6. haftadan almayayım daha bu doğum kitabını, işin heyecanı kaçmasın.. Ben de daha şimdiden pozitif hamilelik ve doğum telkinleri veriyorum kendime, umarım böyle de gider! Görücez bakalım pozitif düşünce mi yaman, koca göbek mi yaman!

  4. Hamileliğinin iyi gitmesine çok sevindim, umarım doğum faslı da gönlünden geçtiği gibi olur. Ben de doğal doğuma kendimi çok hazırlamıştım ve tecrübe etmek için merakla bekliyordum ama benim inatçı kızım pozisyon almadı malesef. Son ana kadar dönebilir demişti doktor ama suyunu patlatıp da hastaneye gittiğimizde hala dönmemiş olduğunu görünce acilen ameliyathaneye aldılar beni. Bebeğine kavuşunca ve sağlıklı olunca hangi yolla doğum yaptığının pek önemi kalmıyor. Bu yüzden kendini şartlandırmadan her duruma kendini duygusal olarak hazırlamanı tavsiye ederim.

  5. Herkesin hamileliği de sonrası da farklı. Kotu gecirenler de sanırım paylasmak istedigi icin oyle hikayeler anlatıyorlar. Hani hep denir ya iyi niyetle anlatıyorum kötü bir amacim yok diye 🙂 onemli olan senin bakısın. Zaten pozitif bir dusunceyle hamileliğini de pozitif gecirirsin. Lohusalığında da tüm mutluluk hormonların tavan yapsın ! Bir daha ki bayramı bebisinizle kutlamaniz dileğiyle iyi bayramlar…

  6. Çok ilginç bir bilgi vereyim: Afrika’da bir kabilenin kadınlarının çok rahat doğum yaptıkları gözlemlenmiş, araştırıldığı zaman ortaya çıkan sonuç şu: bu topluluktaki kadınların birbirlerine doğum hikayelerini aktarmaları yasakmış. Doğum hakkında gebenin bilmesi gerekenleri aktarmak için sadece bir kadın görevliymiş. böylelikle korku zincirinin olmadığı toplumlarda doğumların ne kadr rahat ve coşkulu olduğunu söyleyebiliriz..

  7. umarım istediğin gibi ama en önemlisi her ikiniz de sağlıkla kavuşursunuz bebeğinle:)

  8. Doğal doğum yaptım. Korkutanlara inanmayın evet zordu ama dayanılmayacak değildi çok keyifliydi. Herkese anlata anlata bitiremediğim bir doğum yaşadım. Herkese de tavsiye ettim hala da ediyorum. Yine olsa yine normal doğum yapar rahatla keyfime bakardım.