16 Yorum

Çocuk oyunu

Deniz bana geçenlerde “Anne, sen oyun oynamayı bilmiyorsun galiba” dedi. “Çocuk gibi eğlenemiyorsun.” 

Aynen böyle dedi. Bozuldum. Ama haklıydı. Sıkılıyorum ben oyun oynarken.

Kolay bir şey değil ki oyun oynamak… Hele de çocuklara oynatmak… Hele de oynatırken eğitmek, öğretmek…

***

Deniz E harfini öğrendi. Öğrenene kadar imanımız gevredi. Nefret ettim E harfinden. İsmimden çıkarmak istedim E harfini, o kadar nefret ettim. Ama ne oldu? Geride kaldı. Öğrendik. Bitti. Yıldız bile aldı.

Deniz e’yi sökünce, üstüne bir de yıldız alınca heyecanımızı, mutluluğumuzu paylaştım Twitter’da. Seviyorum paylaşmayı, gelen yorumları okumayı. Kimi yüreklendiriyor: “Aslan Deniz, yazısı da pek güzel olacak” diyor. Kimi düşündürüyor: “Daha sırada EL var, ELLE var, LALE var, kolay gelsin size” diyor. Kimi de isyan ediyor: “Hani ilk dönem sadece oyunla geçecekti, bunlar basbayağı okuma yazma öğreniyorlar!” diyor.

Evet, sözüm ona ilk dönem sadece oyunla geçecekti. Bakan’ın ağzından, Başbakan’ın ağzından bunun böyle olacağını söyleyen en az 20 tane haber kaynağı paylaşabilirim burada, ama yemeği hazırlamam lazım şimdi, vaktim yok. Ve fakat Bakan öyle dedi diye, Başbakan öyle buyurdu diye o işler öyle olmuyor. Nasıl oluyor, bakın anlatayım:

Eskiden, yani bu 4+4+4 sistemine geçilmeden önce, yani ilkokula başlama yaşı 5 buçuğa çekilmeden önce çocuklar çizgiydi, harfti, neydi derken Kasım gibi okuma yazmayı söküyor, Ocak dedin miydi hemen hepsi okuyorlardı. MIŞ. Öğretmenler böyle söylüyor.

Şimdi değişen müfredatta Nisan’a bırakıldı okuma yazma işi. Nasıl bırakıldı? Milli Eğitim Bakanlığı iki tane kitap bastırdı, biri boyama, diğeri kesme-yapıştırma kitabı. Dedi ki öğretmenlere: Nisan’a kadar bunları yapacaksınız.  O kadar. Ne bir CD verdi, ne bir oyun materyali. Ne fazladan şarkı öğretti, ne bir şey.

Öğretmenler bir boyattı, iki kestirdi, çocuklar bir boyadı, iki kesti derken çocuklara da, öğretmenlere de fenalık geldi. Kutu kutu pense oynadılar, aç kapıyı bezirgan başı yaptılar, oyunlar tükendi. Eh, ne yapacak sınıf öğretmenleri, sesleri, harfleri vermeye başladılar. Her şeyi bir kenara bırak, sınıfın fiziki ortamı oynamaya müsait değil ki… Oyuncak yok, sıralardan başka oturacak yer yok; neyi, ne kadar oynayabilirsin?

Kısacası, çocuklara ilk dönem oyun oynatma işi yalan oldu. Yetkililer çocuklara oyun oynatmayı çocuk oyunu sandılar, ama sandıkları kadar kolay bir şey olmadığını bilmem fark ettiler mi… Hoş, fark etseler n’olur, sanki umurlarında olacak mı?..

Amaaaan, en büyük derdimiz oyun oynamak olsun. Nitekim, bizim okulun tavanları düşüyormuş, çünkü müteahhit yaparken malzemeden çalmışmış, tavana sürülmesi gereken malzemeyi sürmemişmiş, bu yüzden de sıvalar çatır çutur dökülüyormuş. Allah’tan bu düşmeler hep tatil günlerinde olmuş da kimseye bir şey olmamış. Bu işin bürokrasisi neredeyse 1 sene sürmüş, koc-ca bir yaz geçmiş, ihale şimdi verilmiş. Bugün tadilat başladı, iki ay boyunca işçiler okulda tavanları tamir edecekler.

Yıl: 2012, şehir: İstanbul. Okul binasından bahsediyoruz. Hani şu Japonların depremden sonra sığınak yeri olarak belledikleri, güya sapasağlam olması gereken okul binası. Tavanı düşüyor, çünkü müteahhit malzemeden çalmış.

Bu 4+4+4 tartışması ilk çıktığında, üst düzey bir eğitimci tanıdığımla konuşurken “Müfredatı nasıl yetiştirecekler?” diye sorduğumda “Müfredat bir gecelik iş. Asıl binaları nasıl yetiştirecekler?” diye yanıtlamıştı.

Hakikaten de öyleymiş. Müfredatı değiştirmek, çocuklara oyun oynatmak çocuk oyunuymuş. “Sen alt yapıdan haber ver”miş.

Nasıl bir memlekette yaşıyoruz biz?

16 yorum

  1. Konuyla hiç alakası yok ama dün Taksim’de yaşaıklarımdan sonra ‘neyin alt yapısına bakarak iş yapıyorlar ki’ diyesim geldi.

  2. “e” de ne ki…bizimkiler “r” harfini bitirdiler resmen…Bahçeşehir Bandırma kolejinden bahsediyorum..69 aylık olan benim kızım hayatında çizgi çalışması bile yapmamışken e,l,a,t,i,n,o harflerini nasıl yazıyor varın siz düşünün..özel okulda ısrar etmekte iyi mi yaptım kötü mü bilemiyorum..başka bir şehirde olsaydık alternatiflerimiz olsaydı keşke…

  3. Gecen yılda okulumuzun tuvaletleri okul başladıktan sonra yapılmıştı. Lağım suları sınıflara dolmuştu. Hatırlamak bile istemiyorum.
    Buarada alakasız olabilir konuyla sizi de üzmek istemem ama e harfinde bı yanlışlık var Elif. Kırmızı yazılan e harfinde de aynı durum soz konusu. Çünkü e yi yaparken ilk basta bir kıvrım olması gerek. Kitaplardan bakarsaniz gorursunuz. Olmasa da olur diyemicem çünkü ılerde kücük l harfiyle karıştığını göreceksin. İlk basta dogruyu ogrenmedikleri taktirde sonra düzeltmek mümkün olmuyor maalesef.sevgiyle

    • Biz de resimdeki gibi öğrenmiştik,neyi kastettiğinizi anlamadım örnek verebilir misiniz?

      • Yazıyla tarif etmek gercekten zor ama kitaplardan bakarsanız beni anlicaksinizdir. E harfine ilk başlarken aşağı doğru bı kıvrım var sonra yukarı doğru çıkılıyor bu da e harfini ılerde kücük l harfinden ayırır .umarim yardımcı olabilmisimdir.

  4. Oğlum da t harfini öğrendi en son,bugün yarın i ye geçeler.Bizde de bir veli sormuş öğretmene; hani ilk dönem okuma yazma olmayacaktı diye,7 tane kitap var bunları bitirmek için geçmek zorundayız okuma yazamaya demiş öğretmen.Başbakanın bakanın demesyile olmuyormuş bu işler yani,aslolan uygulama nasıl ondan haber vermek lazım.
    Bir de bazı sınıflarda seri halinde okuma kitapları istemiş öğretmen velilerden,bizim öğretmen istemedi ama ben yine de aldım,1. kitabı komple okuyabiliyoruz.Anneler sizden de istendi mi bu tarz okumaya başlama kitapları sormak istedim.

  5. Fatma Şahin hanımefendisi de çocuklarına rapor alan velilerin gerekirse hepsinin tek tek kapılarını çalıp hesap soracağını söylemiş.

    Buyursun gelsin ona tuvalette bir uygulama yaptıralım. Çocuğumuzun kakasını nasıl güzelce silemediğini de uygulamalı görüversin. Sonra yalan rapor kanaatine varırsa parayı direkt kendi hesabına yatırıcaz.

    Hesap soracakmış. Ben kime sorayım?

  6. Benim kızımda 69 aylık 1.sinifa başladı özel okulda fiyatı uçmayanlardan tabiki ,Elif hanım biz e harfini bitireli epey oldu şimdi hecelerdeyiz el, ele,al ala bunlarıda geçtik ama bizim yaptığımız e harfi daha kıvrımli epey bizde zorlandık ama şimdi daha iyi yapabiliyor.bu arada bizim özel okulu tercih etmemizdeki en büyük neden deprem korkusuydu yanimizdaki okul epey eski bir okul cocuğumu oraya verseydim hep aklım kalacaktı şimdi daha rahat kafam,Gölcük depremini yasamış biri olarak Allah bütün cocuklarımızı korusun.

  7. “Evet, sözüm ona ilk dönem sadece okuma yazmayla geçecekti. ” Bir yanlışlık olmuş sanki.

  8. merhaba benim kızım da devlet okulunda ama henüz harflere geçmediler, öğretmenimiz müfredat ne ise uymak zorundayım diyor, kasımın ikinci haftası ilk harf e’yi öğrenecekler.
    önemli olan şu bence: sonuçta bütün çocuklar sene sonunda okur-yazar olacak, kasımda öğrenen de ocakta öğrenen de nisanda öğrenen de.
    benim kızım 79 aylık 4 yıl kreşe gitti, geçen yıl çizgi çalışması vs. bütün anasınıfı eğitimini aldı ve bütün sınıf öyle. sınıfta küçük çocuk yok ve mevcut 40. eminim eski sistemde olsa bu çocukların hepsi şimdi okuyor olacaktı, yine de umutsuz değilim sonuçta sorumluluk sahibi bireyler olması önemli çocuklarımızın, ne zaman okuma öğrendiği değil bence.

  9. Siz köşe yazarı olmalısınız, yazılarınız daha fazla insana ulaşmalı.

    Farkındalık yaratmak adına çok güzel yazılar yazıyorsunuz.

  10. Mrhb Elif hanım,benim kızımda devlet okulunda su an e harfindeler.biraz yavaş ilerliyorlar sizin konular nedir neler işlediniz sormam mumkunmudur,bir arkadaşımın kızı oda 1.sinifta daha ders adına hiç birşeyi vermiyorlarmış sadece oyun hikaye anlatma vs ikinci donem geçilecekmiş okuma yazmaya iyimi kötümü pek anlamadım.

  11. İlk okuldayken öğretmenimi düşünüyorum da bize öyle güzel oyunlar ve şarkılar öğretirdi ki şimdiki çocukları görünce anlıyorum farkı. Bence öğretmenlerin derslere hızlıca girmeleri bunları bilmemelerinden kaynaklanıyor. Ve malesef de bu konuda çoğu çaba sarfetmiyor. Oysa çocukları oyalamak ve memnun etmenin bir çok yolu var. Mesela öğretmen bizi grup grup ayırıp çeşitli müsamereler yaptırırdı, tartışma, yarışma, tahtaya dart çizip gözün kapalı o noktaya doğru ilerleme gibi. Çok severdim öğretmenimi

  12. Hersey okuma-yazma ve ögretime indirgeniyor ve ister istemez bizim sinif basladi, okumayi cozdu, oburleri cok geri kaldi. Sanki gelecekteki tum sinavlardan da geri kalacaklarmis gibi. Gercek egitimden bahseden, onemini, egitsel ve pedagogic oyunlarin degerini anlayan bir MEB ve ogretmenler olmadiktan sonra sistem tabii ki de cocuk oyuncagina döner. MEB 4+4+4+ ve 60 ay kararini aldiginda cok basit bir sekilde belki de sinifin dinamiklerine, ögrencilerin birikimlerine ve yas grubuna göre eski modeli yavaslatarak uygulayin. Eger sinifiniz cok heterojen ise, yas grubunuz kucuk ise ANA SINIFI mufredatini biraz daha hizlandirarak, derslik ve sinif oturma duzenine göre ilk 6 ay uygulayin deme zahmetine bile giremedi. Bu kadar basit aciklamalar bile yeterli olabilirdi. Ama amac UZUM yemek degil, bagciyi DÖVMEK oldu bizim ulkemizde. (Bknz. Cumhuriyet Bayrami kutlamalari.)
    —-

    Her oyun da ziplamak, atlamak, hali uzerinde yuvarlanmak ta degil ayrica. Benim annem (daha once de demisti Ilkokul ogretmeniydi.) Ilk 6 ay 1. siniflarda belki daha cok muzik, resim, hayat bilgisi, bilmece-bulmaca, yap-boz seklinde okula baslardi, patates baskisi, sekil ve renk tanima, esleme vs. vs. ile daha cok vakit gecirirlerdi. Belki onun ögrencileri Cumhuriyet bayraminda en uzun siiri hafizlar gibi ezberleyemezlerdi ama, ogrencileri de o da huzurluydu.

    Deniz gibi ilkokula baslayan cocugu olan anneler, ögretmenlerine EGITSEL, PEDAGOGIC oyunlar bilmeceler vs. modelini uygulamayi tavsiye edebilirler. Herkes sinifinda uzun esek oynatacak degil ama esek ne renktir, ne sekli vardir, nasil ses cikarir vs. AT’tan ne farki vardir neyi benzer bunu ögretebilir. Ve bu egitimin, Elif (e) harfini kasim ayinda mi Nisan ayinda mi ögrendi, yazdidan daha önemli bir asama olduguna inaniyorum.