30 Yorum

Cincüce’nin Gebelik Günlüğü, 25. hafta

Çoğu gitti, azı kaldı. Cincüce Banu bu hafta gelenek görenekleri sorguluyor. 

Banu’nun hafta hafta hamilelik yazılarının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

***

Merhaba!

Zaman ne hızlı geçiyor, değil mi? Bu çok klasik bir laf, biliyorum, ama durumu son günlerde bunu daha iyi idrak ediyorum. Zaman hızla geçiyor ve ben geçen zamanı saatlere bakarak değil de göbeğime bakarak tespit edebiliyorum. Göbeğimin gölgesi günden güne uzuyor!

25 hafta sona erdi; kaldı 15… Geçen hafta doktor kontrolüm vardı. Bir önceki yazıda da dediğim gibi kilo konusunda hayli yol aldığımı sanarak gittim randevuya. Beklediğim kadar korkunç bir hamle yapmamışım neyse ki. Sadece 1,5 kilo almışım. Üstelik bunun neredeyse 600 gramını bebek kendi hesabına yatırmış. Karnımda şu an 900 gramdan daha ağır minyatür bir insan var. Boyu yaklaşık 31 santimetreymiş. Bir ayda on santim büyümüş. İçimdeki kütleyi dışarıdaki nesnelerle karşılaştırınca şaşırıyorum. Ne kadar hızlı büyüyor. Doktorum bundan sonra daha hızlı hamleler olacağını söyledi. Bu dünya için küçük, bebek ve benim için büyük hamleler, fiziksel olarak kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Hatta doktoru gördüğüm günden bu yana göbeğim büyüdüğünü bile söyleyebilirim. İnsan anatomisi beni şaşırtmaya devam ediyor. Bedenim hiç şikayet etmeden yeni durumuna uyum sağlıyor. Derim aslında ne kadar esnekmiş. Omurgam fazladan yüke çoktan hazırmış. Ayaklarım, bacaklarım da öyle… Umarım bunları iki ay sonra da söyleyebilirim.

Ailede hazırlıklar hızla sürüyor. Küçük arkadaşın 2012-2013 kış sezonu gardrobu neredeyse hazır sayılır. Gerekli eşyaları “kararında” tutma konusundaki istikrarımız sürüyor. Yine de hani derler ya “Bebek kısmetiyle gelir,” diye, öyleymiş gerçekten de. Ailenin yanı sıra dostlarımız da “Ne lazım? Biz nasıl katkıda bulunalım?” deyip işin bir ucundan tutmak istiyorlar.

Dün çok sevgili bir aile dostumuz bebek yıkamayı ne sevdiğinden, bunu nasıl çabucak yaptığından söz etti. Konu bebek ne zaman yıkanıra geldi. Göbeği düşünce mi? Kırkı çıkınca mı? Günü geldiğinde bunu onun yapmasını istedik, çok sevindi.

Bu konuşma aklıma zamanında bir yerlerde okuduğum bir geleneği anımsattı. Tam ayrıntılarını anımsamıyor olabilirim ama okuduğuma göre bebeğin ilk banyosunun suyuna taş, tuz ve altın atılırmış. Taş gibi sağlam olsun diye taş; hiç hastalanmasın, sağlıklı olsun diye tuz; bereketli olsun diye altın… Bu geleneği biliyor muydunuz? Bu üç şeyin dışında başka eklenenler de var mıydı suya?

Annem iki ay kadar önce, henüz bebek eşyası hazırlığına başlanmamışken gidip tek bir zıbın alıp dolaba asmıştı. “Bebek donansın,” demişti. Öyle denirmiş.

Sağdan soldan duyduğum başka gelenekler de var:

  • Bebek kırkı çıkmadan dışarı çıkmaz; başka insanlarla fazla temas ettirilmez derler.
  • Evde loğusa şerbeti yapılır; gelene ikram edilir.
  • Nazar değmesin diye nazarlık takılır (ki buna çok inanırım; ama bana kalırsa cam boncuk yerine gerçek firuze kullanılmalı.)
  • Düşen göbek çocuğun gelecekteki mesleğini belirleyecek belirli yerlere (üniversitenin,  hastanenin vs. bahçesine) gömülür.
  • Sarılık olmasın diye sarı giydirilir.
  • Kokmasın diye tuzla ovulur. (Sonra o güzelim bebek cildi tahriş olmaz mı?)
  • İlk diş çıktığında diş buğdayı/diş hediği yapılır.

Bunlar benim hep duyduğum ama ailemizde yapıldığına hiç tanık olmadığım gelenekler. Ama şu ilk banyo hikâyesi hoşuma gitti. Bunu yapmak istiyorum.

Sizin bildiğiniz, yaptığınız ya da saçma bulduğunuz bebek gelenekleri var mı? Paylaşırsanız çok sevinirim.

Sevgiler,

Banu

30 yorum

  1. Merhaba,
    Cincüce’nin Gebelik Günlüğü, 25. hafta le ilgili bir yorumum var.
    Bebeğin 40 ı çıkana kadar annenin yanında aileden bir büyük olmalı ona dua ederek refakat etmeli ve annenin yatağına asılı çıngıraklı nazar boncuğu olmalıymış,annenin loğusalık döneminde eskiden bu gibi eşyaları asmaya önem gösterirlermiş.Birde anne ve bebek yastığının alt kısmında sancak takılmalı diye hatırlıyorum,karabasan uğramasın diye.

    Bebek 40 ı çıktıktan sonra 40kapıya uğranıp dua alınır.

  2. benim ufaklık 20 günlük olduğunda (şimdi dört aylık kendisi) annem yarı kırkını çıkaralım dedi, banyo suyuna 20 tane taş (taş gibi sağlam), taze koparılmış yapraklar (yaprak gibi taze) ve benim alyansımı attı (altın kadar değerli) ve bebeği bu suyla yıkadı. ayrıca aynı gün tatlı yapıp dağıttık. göbeğine gelince, her iki kızımınki de peçeteye sarılı halde bir kutuda duruyor, ilk kesilen tırnaklarıyla birlikte:)

  3. 40 ı çıktıgında gittikleri evde yumurta veriyorlarmış bi de yüzüne un mu serpiyorlarmış ak olsun vs vs gibisinden:)) yukarda bahsettiklerinden hiçbirini yapmadım çünkü bebeğim 1 haftalık olduktan sonra kendi kendime bakmaya başladım çocuğuma, akraba yok komşu yok arkadaşlar çalışıyor, tatmayı isterdim ama olmadı malesef.. ben yaşamadım ama arkadaşlarıma yaşatırım inşallah:)

  4. Göbiş artık hakikaten kendini iyice belli ediyor Banu, çok yakışmış. Umarım seneye bu zamanlar tam da senin gibi olacağım. Şimdiden düşünüp seviniyorum.
    Gelenekler konusundaysa ya ben fazladan birşey bilmiyorum ya da aklıma şimdi birşey gelmiyor.
    Merakla bekliyorum yeni gelişmeleri 🙂
    Sevgiler,
    Derya

  5. Biz Ateş’i göbeği düştükten sonra yıkadık. Banyo suyuna taş, altın ve tuz atılmasını 40. gün banyosunda yapılır diye biliyorum. Ama ben yapamadım. 40 çıkmadan annem Türkiye’ye geri döndü. Giderken de siparişi verdi. Kırk adet taş bulunup her birine dualar okunacakmış. Tuz ve altın atılıp yine dua okunacakmış. Ben yapamadım tabi. Ateş zor bir bebek, tuvalete gitmeye vaktim yok, nasıl yapayım dedim. Ama içimde kaldı bunu yapamamak. Şimdi kayınvalidem geliyor. Geç de olsa bunu yapmak istiyorum.
    Ben nazara da çok inanıyorum. Hemen nazar boncuğunu taktık. Ama bebeklere nazar değiyor galiba. Hatta en çok da anne-babanın kendi nazarı değiyor. Ateş hakkında iyi dediğim ne varsa hemen tersine döndü. Gazı yok dedim, gazı oldu, uyuyor dedim, artık uyumuyor. Uslu dedim şimdi canımı çıkarıyor. Artık soranlara ağzımı açmıyorum.
    Göbeğini saklıyorum. Harvard’a atacağım 🙂 Arkadaşlara haber ettim Boston’a giden olursa haber versin diye 🙂 Bu konu arkadaşlarımızla aramızda matrak sohbetler açtı. Dedik ki Türkiye’de yeni bir iş kolu oluşturalım. Amerika’daki top 10 univeristelere göbek bağı atılır diye. Epey güldük. Gerçi şaka değil ben bunu 2001 yılında Amerika’ya geldiğimde yapmıştım. Yakın bir tanıdığımızın bebeğinin göbek bağını elime tutuşturdular, git bunu okuduğun üniverisiteye at diye. 6 sene sonra üniverisiteye gidecek bu çocuk bakalım göreceğiz, bir yararı var mı diye 🙂

    • Tuğba Güngören

      Merhaba Gökçe hayırlısı olsun Ateş bebeğin resimlerini gördük ama senden bidaha ses çıkmadı özledik yazılarını 🙂

    • Evet, anne babanın nazarı daha çok değer derler. Sağda solda çok fazla konuşmamak lazım. Bakalım ben çenemi nasıl tutacağım? 🙂
      Yeni iş kolu da iyiymiş. Ee devir girişimcilik devri.
      Ayrıca Tuğba Güngören’in yorumuna katılıyorum Gökçe, doğum hikayeni merakla bekliyorum ben de.

    • Annenin nazarı kesinlikle değiyor! Ne zaman çocuğum maşallah iyi uyuyor desem (maşallah da diyorum bakın) o gece mutlaka uyanıyor! Üstelik kendi eşimle bile paylaşsam böyle. Aksi gibi çocukla ilgili sorulan şeylerden ilki emmesiyse ikincisi uyku. Çocuğu övmeyeyim diye 40 takla atıyorum, soruyu nasıl savuştursam diye düşünüyorum. Millet de “vah yazık, nasıl yoruluyorsa artık en ufak soruyu bile düşünmeden cevaplayamıyor” diyor heralde 🙂

      Göbek bağının gömülmesine gelince: Ben de eşim de kolejlerde ve Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde okuduk, hala da okuyoruz (doktora yapıyoruz ikimiz de). Belki erken diye düşüneceksiniz ama ne çok okumanın, ne de iyi okullarda okumanın insanı mutlu edebildiğine inanmaya başladık. Bu yüzden “önemli olan oğlumuzun mutlu olması” diyerek göbek bağını Legoland’e gömdürdük 🙂

  6. Kırkı çıkan bebek, en yüksekte oturan eş dost ya da akrabaya götürülür ki yüksek mertebelerde olsun hep.
    Kırkı çıkan bebeğe yumurta ve şeker verilir,ayrıca kızsa sadece kaşına, erkekse kaşına ve bıyıgına (henüz çıkmamış olsa da) un sürülür.
    Göbek bağı ya Kuran’ın içine konur ya da genelde okul -üniversite bahçesine gömülür.
    Bebek büyüyüp ilk süt dişini döktüğünde diş evin kavuguna bir yere konulur ki evcil yapıda olsun diye.
    Kız çocukları ilk regli olduktan sonra yıkanma suyuna altın atarlar, evine bereket getirsin, doğurganlığı bereketli olsun diye.
    Bizde bunlar yapılır genelde.

  7. Suyuna tuz konması uzun ömürlü olsun, “saçlarına ak düşene kadar yaşasın” diye bilirim ben.

  8. Elif “tuzlayayımda kokma derler “ya balık misali çocukta tuzlanırmış teni kokmasın diye ben öyle duymuştum..

    • Ay yazık ya, kokar mı mis gibi bebek, koksa koksa süt kokar! Nazenin tenini acıtmaz mı tuz?

      • Bu tuz işi (özellikle ovma kısmı) beni de acayip ürkütüyor. O tuz o bebenin derisini n’apar! Ayrıca ter bezleri taaa ergenlikte aktif hale gelmiyor mu? O zaman tuzlasak? 🙂

        • ben de tuzladım ama annem ayrı bir kapta tuzlu su yap onu koltuk altına ve ayaklarına sur demişti sonra da hemen banyo zaten

  9. ne güzel tespitler bunlar, hepsini ayrı ayrı duydum ama birlikte okuyunca yüzümde tebessüm oluştu. Oğlumu bırak 40’ı hastaneden eve cıktıgımızda basladım gezdirmeye. : ) büyükleri ziyaret etti henüz 3 gunluktu. o gun bu gundur geziyoruz. ilk yıkamada bizde taş, altın vs koyduk, ama gobek dusmesini beklemedim. 15 gunluktu dustugunde. ama hala ayrılamadım ben, sarıp sarmaladım 2 yıldır evde saklıyorum. birsey yapmam lazım mıydı acaba?
    keyifle ve merakla takip ediyorum seni. sevgiler

  10. Şu sarılık olmasın diye sarı giydirine inanmayında geri kalan ne varsa yapın. Kızım Melek 1 ay erken doğdu. Doktor %90 sarılık olacak dikkatli gözleyin farkettiğiniz anda getirin dedi (Nie hastanede kalmayı teklif etmediğimi inanın bilmiyorum çok şaşkındım). Aile büyükleri eve gelir gelmez sarılarla donattılar. Eşimle bana sarı gibi geliyor aile büyüklerine soruyoruz yok bir şeyi sarı giydirdik bişi olmaz diyorlar. Ertesi gün kontrole bir gittik sarılık olmuş hooop 2 gün hastane. Aman diyim içgüdünüze güvenin sarı beze aldanmayın. 40 gün boyunca yıkama suyuna 1 çimdik şeker, tuz, ve altın para atmıştık büyükler yapalım dedi tamam dedim kırmadım. Tuzlama olayı da şöyle yaptım ileride ter kokmaması için. Kovasına 1 avuç kadar tuz döktük tahriş olmasın diye cildi yoksa başka yörelerde ciddi ciddi ovuyorlarmış. o suyu vücüdundan aşağıya akıttık en sonunda da duruladık belki böyle deneyebilirsiniz. Son olarak ta annem ve kayınvalidem yatak başımda görünmeyen bir yerde bir bardak su içine süpürge sapı koymuşları kızın yatağına da minnak bir süpürge ve ayna. Lohusa sendromum olmasın die. Ben kaldırdım onlar koydu 40 gün kavgası sürdü valla 🙂

  11. sarı giydirme meselesinden başlamak istiyorum bebeğe sarı giydirdiğinizde sarılık olduğunu yansıma nedeniyle farkedemeyebilirsiniz o yüzden uyulmaması gereken bir adettir, bilurubinin yeni doğanda yol açtığı en büyük hasar beynedir ancak anne sütü doğar doğmaz başlandığında ve yeterince alındığında sarılığın daha kolay atlatılmasına yardım eder.
    bebeğin ilk banyosu göbek düştükten sonra yaptırılır ki bunu zaten doktorunuz söyleyecek doğum sonu hastaneden çıkarken. ancak elbette göbek düşünceye kadar nemli yumuşak bezlerle göbeğini ıslatmadan silmeniz gerek bebişi.
    ilk kırk gün anne ve bebekte bağışıklık henüz güçlü olmadığından dışarıya çok çıkmaz denir ki bu doğru bir tesbittir gerekmedikçe çıkmamak şeklinde uygulanabilir ve bebek öyle herkesçe şapur şupur öpülmez özelikle uçuk virüsü bu dönem çok tehlikelidir çünkü, sonra bolca öper mıncırırsınız, zaten en tatlı yeri bence ensesidir doğunca mutlak test edin 🙂
    kırkının çıkarılması bizim adetlerimize göre çocuk kime çeksin isteniyorsa o kişi tarafından kırk taşın kırktan bire geriye sayım yöntemiyle sayılıp banyo suyuna konulması ile yapılır. dua edilir ben oğlumun taşlarını hala saklarım.
    bizde diş buğdayı evlere tabakla dağıtılır tabaklar içine bozuk para koyulup geri yollanır ki dişleri demir gibi sağlam olsun.

  12. Gobek dustukten 1 gun sonra banyo yaptirmistik biz. 40. gunundeki banyo suyuna altin attik. O banyoda ilk doktugumuz suya da eser miktarda tuz koymustuk. Annem sarilik olmasin diye eve geldigimizde besigine sari ortu ve battaniye sermisti. Bebise nazar degmesin diye evde yaptigi ilk kakali bezini bir posete sarip kapinin onundeki paspasin altina koyduk. Eve gelen herkes basti. Bunu da kuzenim soyledi, yoksa boyle bir adetten haberim yoktu. Bi de alkarisi gelmesin diye bebegin besigine metal nazarlik ve kucuk bir kur’an koyduk. Benim yatagimin altina da ayni sebepten bicak koymuslar ve 40 gun boyunca beni bebekle yalniz birakmadilar. Guya alkarisi demirden korkarmis ve kalabaliga gelmezmis.

    • Amanın! Paspasın altına konup da kakalı bezi çiğnetirsek bizim apartmandan kovuluruz. Bu duyduğum en garip adet!
      Alkarısı (albasması) bildiğim kadarıyla taa Orta Asya geleneklerine uzanan bir inanç. Üniversitedeyken Aya mitolojisi derslerinde konuşulduğunu hatırlıyorum; keşke ayrıntılarını hatırlasam. İlginç inanışlar vardı bu konuda.

  13. Bizde de kırkı çıkmadan hatta yapılabiliyorsa göbeği düştükten sonra tuzlama yapılır… Önce tencerede un kavrulur içine pekmez konur bulamaç gibi pişirilir, sonra içine tuz ve bal konur. Bu çocuğun vücuduna tamamen sürülür, özellikle terleyen bölgelerine, ayak parmaklarının aralarına falan sürülür ki ilerde teri kokmasın diye, çocuk içinde yarım saat kadar tutulur ve sonra yıkanır.. 15 Ekim 2011 doğumlu bebeğime 20 günlükken yaptık biz.

  14. Bugün bir de sunu öğrendim, Bebeği ilk kez gördüğümüzde : ben seni gördüm sen de iyi günler gör dermişiz 🙂

  15. bir de “40 basması” diye bir şey var. birbirine yakın zamanda doğan iki bebek kırkları çıkana kadar aynı ortamda bulundurulmazmış, kırk basarmış o zaman bebeleri, allah korusun hasta olurlarmış. amma ve lakin annem der ki “şimdi çocukların hepsi hastanede doğuyor, bebek odalarında onlarca bebek bir arada bulunuyor. hangi birini bassın kırk?” haksız değil sanki 😉
    40 gün dışarı çıkarmama geleneği de sağlık açısından yararlı gibi sanki. yani tabii açık havaya, güneşe çıkarmak filan lazım ama ne gerek var kalabalık ortamlara gitmeye küçücük bebeyle? ama bu demek değil ki anne de evde otursun kırk gün boyunca. taze anneler oturmasın, istiyorlarsa gezsinler yahu, lohusalık sahiden çok zor ve bunalımlı 🙁 annanneler, babanneler, teyzeler, halalar da boş durmasın yardım etsinler lohusalara ama sinirlerini bozmadan, sakince 🙂

  16. Zeynep Şarlak Çakir

    sırt dikeni var bir de..ilk banyosundan itibaren her yıkamada iki sırt kemiğinin ortasını avuç içiyle hafifçe bastırarak yıkıyorsun..bir kaç günlük yıkamadan sonra birden sakal gibi kıllar çıkıyor o bölgeden yaklaşık 20 tane vardı benim kızımda..çoğu o anda suyla dökülüyor..çok acayipti..korkmuştum birden çıkınca..güya çocuk rahat ediyormuş..eğer çıkmazsa o kıllar bebek rahatsız oluyormuş..valla kim bulmuş nasıl keşfedilmiş bilmeme ama kendi kızımda denedim ve 15 günlüktü 4.yıkamamdı sakal gibi bir sürü kıl birden çıkıverdi..işte böyle..

  17. göbek düştükten sonra ilk banyodan önce mersin ağacının taze yapraklarını havanda dövüp un haline getirdikten sonra saf zeytinyağıyla azıcık tuz olan karışımı bütün heryerine sürmüştü annem. bunu banyolarından önce birkaç defa tekrarladık kırkına kadar. güzel koksun diye:)

  18. biz kızımı göbeği düşünce ilk banyosunu yaptırmıştık babaannesi suyuna alyasını atmıştı, birde lohusa şerbetiyle bebek mevlüdünü hatırlıyorum kızım ilk torundu babaannesinin gönlü olsun demiştim ama şimdi aklıma şaşıyorum 28 günlük bebekle bir dünya insan aynı evde korkunç hoş ayrı odada durmuştuk biz kızımla ama ne gerek var dini bir mecburiyet değil nihayetinde yapma mevlüt derim yada oda kadar küçükken yapma sarı giydirme olayına gelince asıl dr.lar sarı giydirilmesine karşı tanıdık bir pediatrist sarı giyilince bebekde sarılık geç yada zor anlaşılabilir yeni doğana giydirmeyin demişti bende abartıp nerdeyse iki yaşına kadar sarı birşey almadım hiç doğumun ertesi günü hastaneden çıkıp yeni doğan sarılığı bile geçirmedik bu durum sadece bebeğin iyi beslenmesi ile ilgili bir durum.

    Buarada konudan çok alakasız ama bende 23 haftalk gebeyim kızımda göğüs ucu yaralarından çok çektim şuandada hassasiyetim var göğüslerimde ve ödüm patlıyor tekrar yaşamaktan belki sen bu konuyu gündeme getirirsen (hem sen hem ben hemde başka gebeler için) gebelikte yapılabilecek şeyleri bilen birileri olabilir geç kalmadan yapılacak birşey varsa hemen uygulamak isterimde.Şimdiden teşekkürler ve hepimize hayırlı doğumlar…

  19. tuzlama haricinde diğer okuduğum vecibelerin hepsini ilk kez duydum. bildiğim bir şey var farklı olarak. 40 çıkana kadar bebeğin yattığı yere babasının atleti koyulur albasmasın diye. annemler genelde bunu yapardı.