12 Yorum

Dershaneler kapatıl(ma)sın (mı?)

Dün akşam Twitter’da bir dershane fırtınası esti.

Çoğunluk için siyasi bir eylem, bazıları için eğitim hakkının savunulması olarak görülen dershanelerin kapatılma(ma)sı konusu ortalığı inletti.

Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan‘ın şu iki tweet’i bence konuyu özetler ve noktalar nitelikteydi.

Deniz Hoca gibi ben de eğitimin (sağlık gibi) siyaset üstü bir mesele olduğunu düşünüyorum, naçizane. Konuyu eğitimsel açıdan yorumlayacak donanıma da sahip değilim, dolayısıyla dershaneler kapatılsın ya da kapatılmasın gibi kesin bir duruş sergilemiyorum. Nitekim dershanelerin kapatılmasının alternatifinin ne olduğunu bilmiyorum.

Ancak gelinen noktada dershanelerin neredeyse okulların yerini almasının eğitim sistemimiz açısından acınılacak bir durum olduğunu düşünüyorum.

Lise eğitimimi Türkiye’nin en iyi özel okullarından birinde, Tarsus Amerikan Koleji’nde tamamladım. Ancak bu bile benim okul-dershane-özel ders üçgeninden kaçmama engel olamadı. Son senemde dershaneye gittiğim yetmezmiş gibi iki sene boyunca matematik, bir sene boyunca coğrafya ve Türkçe özel dersleri aldım. Coğrafya dersini veren öğretmen aynı zamanda dershanenin de hocasıydı, ve o dönemde Mersin’in en iyi coğrafya öğretmenlerinden biriydi. Sayesinde çok iyi bir coğrafya puanı çektiğimi hatırlıyorum.

Aynı şekilde Türkçe özel ders aldığım hoca da çok çok iyiydi. Okulda öğrendiğimizden çok farklı taktiklerde sınava hazırladı bizi. Üniversite sınavında Türkçeden bir boş bırakmıştım, o kadar. Bugün hala aklımdadır onun verdiği ipuçları.

Kuşkusuz üniversite sınavını kazanmamda dershanede aldığım öğretim çok büyük rol oynadı. Okuldaki dersler yetersiz kalıyordu, nokta.

Daha da geriye gidelim: İlkokulun son senesinde bile özel ders aldım. 11 yaşındaydım. Annem beni yormamak için çok direndiğini, ancak herkesin 4. sınıfta bu yola başkoyduğunu, kendisinin de dayanamayıp 5. sınıfta bana özel ders aldırmaya başladığını söyler, durur.

Şimdi fırtınalar esiyor, sınavlar kalkacak, dershaneler kapatılacak, şöyle böyle deniyor. 4+4+4’te ve daha öncesinde hep olduğu gibi, yine planlanmadan, araştırmadan, alternatif üretilmeden ortaya fikirler atılıyor. Ve işin en üzücü yanı, bu iş eğitimi, çocukları düşünerek değil, siyasi menfaatler uğruna yapılıyor.

Gelinen noktada utanarak söylüyorum ki, 1. sınıfta olan oğlumun 4. sınıfa geldiğinde sınava girip girmeyeceğini bilmiyorum. Eğitimcilere sorduğumda “sınavlar kalkacak” diyorlar. “Kalkacak”. Gelecek zaman kipiyle konuşuyorlar. Nasıl, ne zaman, ne şekilde kalkacağını söyleyemiyorlar.

Benim bir fikrim var: Bence dershaneleri kapatacağımıza okulları kapatalım. Ne de olsa eğitim sistemi sınav odaklı. Başarı neler öğrendiğinle, nasıl bir insan olduğunla değil, sınavda kaç dolu kaç boş çektiğinle ölçülüyor. “Öğrencilik” eşittir “sınava hazırlanmak” olduğuna ve bunu da en iyi dershaneler yaptığına göre bence okulları kapatalım. Çocuklar zamandan kazanır.

Çocuklar sadece dershanelere gitsin. Günlerini eğitim sistemimizin tek başarı kriteri olan sınava hazırlanmakla geçirsin.

Dershaneden kalan zamanlarında da oyun oynarlar belki.

 

12 yorum

  1. “Bütün ilişkiler eninde sonunda çıkar ilişkisidir..”
    Dershaneler kapatılırsa en çok zararı hangi grup görür?Hükümeti de bir yere kadar destekledi işte gülen grubu.Açıkça tehdit ettiler dün twitterda kapatılırsak şöyle şöyle yaparız diye.yazık!

  2. MerhabA Australia da yasayan biri olarak burada da ekstra dershane benzeri yerler var.okullarda ogretmenler TUrkiye deki gibi ozverili cocuklara illede ogretene kadar kendini yormak gibi bi sorunluluk gormuyolar. Hoca anlatir almak isteyen alir almak istemeyen kendi bilir. O ailenin ve cocugun sorumlulugu gozuyle bakiyolar. Bu nedenle de ailenin hirsina ozverisine kaliyor Hersey. Inanin turkiyedeki cocuklar cok caliskan ve basarili lar. Cogu bilgileriyle buradaki sistemde yetisen cocuklarla yarisamazlar bile su varki anneler cildirmiscasina en iyisi benim cocugum olmali gudusuyle cocuklarini zorluyolar orda. Burdada ayni OSS sistemi gibi universiteye girmek zor ama kimse olduresiye cocugunu yaris ati gibi gorup zorlamiyor sevgilerimle

  3. Lise son sınıfa kadar hiç dershaneye gitmedim.Haliylede diyebilirim girdiğim hiçbir sınavı kazanamadım.Lise son sınıfta dershaneye gittim ve akabinde ilk yılımda tıp fakültesini kazandım ve şuan dermatoloğum.Elbetteki böyle bir sistemde dershane şart.Ama yarın öbürgün sistem topyekün değişir dershanelere ihtiyaç kalmaz,olabilir!!!Ama olmayan şey sistem değişikliği yaparken yeterli altyapının hesabın kitabın yapılmaması ,öğretmen ve velilerin olaylardan tamamen bihaber olması,çocuklarımızın akıbeti için kukuman kuşu gibi düşünen ebeveynler velhasılı liste uzun… Eğitim çarkının içinden geçmiş olmak, bu çarkın içinden geçecek olan çocuklarım için beni daha çok kaygılandırıyor…

  4. Yazının başlığını beğendim, çok fonksiyonel olmuş:)
    En alta imza alanı açsaydınız ben de imzalardım. Zira Milli “Öğretim” sistemimize inceden bir dokundurma olmuş, umarım bunu Milli “Öğretim” Bakanlığı yetkililerimiz de okurlar. “Okumuş” bir insan olarak özetle şunu söylemek istiyorum; “Eğitim” hayatımda içinden geçtiğim okulların rolü çok azdır. Lise yıllarında bilincine varabildiğim en büyük eksiklik ise okullarda “Rehberlik” desteğinin/hizmetinin olmayışıdır (koca koca okullarda çoğu öğrencinin kim olduğunu bile bilmediği bir rehberlik öğretmeninin kadroda yeralmasından bahsetmiyorum).. Bana kalırsa devlet büyüklerimiz öncelikle okullardaki müfredat ve devlet kontrolündeki sınav sisteminin varettiği dershanelerle uğraşacaklarına eğitimsizlik ve bilinçsizlikle programlı mücadele başlatsınlar..!

  5. Daha güzel dile getiremezdin Elif. Maalesef ülkemizde okulların gerçek bir çocuk eğitimi ve öğretimi yerine, dersanelerin yerini aldığı, ve en büyük fokuslarının sınavlardaki okul başarısını arttırmak için olduğunu görüyoruz. Çocuklar umurlarında değil. Okul servislerinde sınav birincilerinin resimlerini ve reklamını yapmak, en başarılı öğrencileri okullarına transfer edip, dersleri ortalama olanları tabiri cayiz ise “şutlamak”, okulun sözde akademik başarısı yükselecek diye çocukları saatlerce ödevlere boğmak, 1. sınıftan itibaren özel ders ve dersanelere yönlendirmek artık normal karşılanıyor. Okullar gerçek fonksiyonlarını ve misyonlarını kaybetmiş ve çocuk odaklı olmaktan çıkıp, okul/sınav başarısı ve ticaret odaklı oldu artık. Ama biz veliler olarak bu tarz okulları beslemeye ve teşvik etmeye devam ettiğimiz sürece bu bitmeyecek.
    Hiç unutmuyorum ikiz kızlarım için ilkokul araştırmasındayken görüştüğüm okullardan birinin müdürü kızlarla ilgili yapılan değerlendirmeyi bana okurken son cümle şuydu “Okulumuzu en iyi şekilde temsil edecektir”, zaten o anda o okul bitti benim için. Ben çocuğumu sizin okulunuzu iyi göstersin diye size göndermiyorum, hangi seviyede veya durumda olursa olsun, çocuğuma sahip çıkıp onu eğitmeniz ona birşeyler katmanız ve onu akademik bilgi seviyesine göre bir yere değil, bütün bir insan olarak muamele yapmanız için gönderiyorum. Neyse çok sinirlendiğimi hatırlıyorum, yarama tuz bastın. Dökülsem daha neler çıkar, neyse, işte hepimiz bu sistem içinde kendi eğitim anlayışımıza en uygun yeri bulup minimum hasarla var olmaya çalışıyoruz. Benim kızlarım 2.ci sınıfta, senin de dedigin gibi 2 sene sonra sinava girecekler mi bilmiyorum, ama bu kaygiyi okulumun yasayarak cocuklarıma okulda dersane eğitımi vermelerini istemiyorum. Neyseki biz öyle bir okulda değiliz ama böyle çok okul var biliyorum, dediğin gibi aklini sınavla bozmuş.
    Hadi hakkımızda hayırlisi…..

  6. Bence hepsi kapatilsin!

    Onca üniversite mezunu bos bos geziyorsa demek ki ne özel dersler, ne dersaneler ne de kazanilan sinavlar bir ise yariyor. Millet yine issiz, yine issiz!!

  7. ““Öğrencilik” eşittir “sınava hazırlanmak” olduğuna ve bunu da en iyi dershaneler yaptığına göre bence okulları kapatalım” lafına ben de imzamı atarım. Eğitimin sınava indirgenmiş hali zaten bu. Ben sadece lise sonda dershaneye gitmek zorunda kalmıştım ve o sene zevk aldığım her aktivitemi dondurmuştum. Hala da içim acır takımdan ayrılıp bir daha hiç dönemediğim için. Şimdiki çocuklar sürekli dershanede. Lise sonda sınıfça rapor alıp okula gitmediğimizi hatırlıyorum, deliler gibi sınava çalışıyorduk çünkü. İlkokulda ise bir iki ay dersane maceram olmuştu ve “çok sıkıldım” deyince annem beni almıştı dersaneden. Kardeşim de benden sonra ilkokulda “ben tam gün okula gitmek istemiyorum” dedi ve sınava girmek istemedi. Kimse de onu sınava gir diye zorlamadı. Şimdi görüyorum ne dirayetli kadınmış annem, ben olsam “sıkılsan da gideceksin yapıp daraltırdım herhalde çocukları” aksini aklım almıyor çünkü.. Biz de endişelerimizle, çocuğa iyi bir gelecek hazırlama klişeleriyle bu sistemin ekmeğine yağ sürüyoruz, başka seçenek yok çünkü kafamızda. Bazen kendimi insan kaynaklarında çalışıyor gibi hissediyorum sanki çocuk değil, büyük şirketlerin ihtiyacına göre eleman yetiştiriyoruz. Hürriyet yazarı Özgür Bolat’ın yazısında dediği gibi dershaneleri değil dershaneleri doğuran ihtiyaçları ortadan kaldırmalı diyorum:
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20227651.asp

  8. Benim de liseye başlamadan önce aklımdan “Acaba liseyi açıköğretimden okusam da 4 sene dershaneye mi gitsem ?”diye geçmişti.Nasıl olsa amaç üniversiteyi kazanmaktı.Neden okula gidip vakip kaybedecektim.
    Sonuç Anadolu Meslek Lisesi okudum, dershaneye hiç gitmedim,üniversite kazanamadım…

  9. İstisna bir durum belki ama dershaneye gitmedim. Normal lisede -ama kredili sistemde – yabancı dil bölümünde aldığım ders ve nuhnebiyattan kalma bir test kitabıyla çalışarak girdim ODTÜ’ye ama paşa paşa hazırlık okudum tabi…. 🙂 benzin o noktada bitti !!!:) yükseklisansımı da Bİlkent’te yaptım. O dönemde de kelaynak gibi kaldığımı söyleyebilirim ama sanırım şu anki sistemde tam bir ütopya anlattığım durum. Şu an öğrenciler dershane ve özel derssiz nefes alamıyor. Ben lisedeyken lise 2 de ders almaya başlayan arkadaşlarımız yok denecek kadar azdı. Lise sonda evet herkes dershaneye giderdi. Küçük bir şehirde olduğum ve hiçbir dershanede dil sınıfı olmadığı için gidemedim. ODTÜ’yü kazanmamda İngilizce öğretmenimizin kampüsü ballandıra ballandıra anlatmasının ve müdür yardımcımızın bir sınıf ziyaretinde ……..(puanı daha düşük bir üniversitenin adını söyleyerek)’ya girseler razıyım demesinin büyük etkisi vardır. Hem kendi tecrübemden hem de 12 yıllık mesleki tecrübemle sadece şundan eminim : başarı eşittir içselleştirilmiş motivasyon (internalized motivation) yani o içten gelen “hedefe güdülenme” bunun önünde hiç bir şey duramıyor. Ama bu durum bir de doğru yönlendirilme ve özel ders vs. ile desteklenirse tabi ortaya tadından yenmez başarı öyküleri çıkıyor. Bunu kimse yadsıyamaz. Kızım henüz 4 yaşında ve hayatının hiçbir evresinde bu iğrenç sınav maratonuna girmesini bir yarışatına dönüşmesini istemiyorum. Bence doğru ders çalışma alışkanlıkları ve zamanın etkin kullanımıyla bu mümkün. Bunu yapabilen pek çok öğrencim oldu. Bu konuda umudumu yitirmek istemiyorum. 🙂 Lütfen birbirimize mümkün olabileceğini hep hatırlatalım. :)Bu biraz elele tutuşup sevdiğimizi söyleyelim gibi oldu ama neyse:)
    Sağlıcakla kalın

  10. merhaba konuya bir de su yönden bakmak istiyorum.Ben dersanede 6 yıl çalıştıktan sonra sadece özel ders veriyorum şu anda..(Matematik ve Fen dersleri)..Gözlemlediğim şu:Ders alan çoğu öğrenciler özel okul hem de en köklülerinden.Verdiğim sınıflar ise ara sınıflar..Bırakın SBS ya da ÖSS’yi öğrenciler okula takviye ders alıyorlar..Yani şunu demek istiyorum:Öğrencilerin çoğu en kral okula da gitse kapasiteleri çok düşük.Genele yaymayayım ama durum aynen bu..Devlettekiler zaten tabir yerindeyse ölmüş,en pahalı okula giden de okulda birşey anlamak için kafasını vermiyor..Ondan dolayı da ders alıyor..(ÖSS -SBS çalışanşar için istisna tabiki.)..Ondan dolayı sisyemi çok fazla eleştirmeye ve yerden yere vurmaya gerek yok..Rahatlık artık hemen hemen bütün öğrencilerin problemi..Yani ben biraz “KAFA YORMA” olayı diye düşünüyorum..

  11. Lise 3 öğrencisiyim,hayatım okul-dershane-kurs (hepsine kendi isteğimle gidiyorum bu arada) üçgeninde geçiyor.Seneye sistemin değişmesi olasılığı yüksek,bu yüzden çok korkuyorum çünkü dershane şu anki sisteme göre taktik veriyor ve bizi çalıştırıyor,eğer sistem değişirse bunların hepsi boşa gidecek.Değişmesi lazım aslında,şu anki sistem tam bir enkaz ve gençleri asosyalleştirmeye yönelik.Ama bir anda değişmemeli,4+4+4 gibi gökten inmemeli.Yavaş ama etkili bir değişim yapılmalı ama kimse stresle donatılmış Lise 3 ve Lise 4 insanlarını düşünmüyor,hükümet çıkar peşinde koşuyor.
    Muhtemelen seneye acı bir sürprizle karşılaşacağız,mesela Amerika’daki gibi her üniversitenin kendine özel sınavı olması gündemde.

  12. Modifiye edilmiş eğitimin + mutant öğrenciler=Zombileşmiş gençler