16 Yorum

Ne kadar yavaş, o kadar çabuk

Son zamanlarda kitap okuma alışkanlığım değişti. Eskisinden daha fazla kitap okur oldum, ama daha farklı bir şekilde…

Daha bölük pörçük okuyorum kitapları. Ruh halime göre, aynı anda, daha doğrusu aynı süreç boyunca birkaç farklı kitabı okuyabiliyorum. Bunların büyük çoğunluğunu ebeveyn kitapları oluşturuyor (Örneğin Doğan Kitap’ın anne-baba akademisi). Bir kısmı çocuk kitaplarından oluşuyor (mesela Günışığı’nın “Çıtır Çıtır Felsefe”si ya da Altın Kitaplar’ın yazar olmak isteyen Mia’sı). Bazıları, uzuuuun zamandır listemde olup bir türlü elime alamadığım kitaplar (Sonunda Doğan Cüceloğlu’nun Savaşçı‘sına başladım, birileri bana hayata bakışımın değişeceğini söylesin). Bu aralar yemek kitaplarına da ilgi duymaya başladım (inanılmaz ama gerçek). Ve bütün bunların yanında anne olmaktan, çocuk yetiştiriyor olmaktan, çocuklar(l)a kitap okuyor olmaktan farklı hissettirecek kitaplar okuyorum. Polisiye romanları (Ahmet Ümit’in Kavim‘i acayip sürükledi mesela), öykü kitapları (YKY’nın Büyük Defter-Kanıt-Üçüncü Yalan‘ı). Yakında AŞK‘a da gelecek sıra.

Annem bana kitaplarla ilgili iki şey öğretmişti: (1) Kitap yarım bırakılmaz ve (2) Kitap çizilmez. Senelerce dogma olarak bellediğim ve harfi harfine uyguladığım (ve sayelerinde nefret ettiğim kitapları öğüre öğüre bitirdiğim) bu iki kuralı da bırakmış olmanın haklı gururu ve dayanılmaz hafifliğiyle yeni bir kitap okuru kimliğimle olarak yeniden doğdum yakında. Yeni Hayat bu uğurda yarıda bıraktığım ilk kitaptı. Otobüse bindim, otobüsten indim, tekrar bindim ve daha fazla okuyamadım. Sefam olsun.

Bu “yeniden doğuş”, “aynı anda birkaç farklı türden kitap okuyuş” sürecinde karşıma çıktı Momo. Elime verildi daha doğrusu… Bir seminerde karşılaştığım bir takipçim tarafından. Harika bir de notla üstelik.

Bütün gün yazı-kardeş kavgası-oyun-blog-yorum-gazete-makale-ebeveynlik-tekrar yazı ekseninde geçen Bermuda Şeytan bilinmezinden sonra akşamları tüm bunlardan bağımsız, içinde ANNE, ÇOCUK, EBEVEYN kelimelerinin mümkünse olmadığı kitaplar okumak istiyorum. Yatmadan hemen önce. Yumuşacık yorgan üzerimde. Öyle bir şey okuyayım ki, elimden bırakamayayım, gözlerim kapandıktan sonra o beni bıraksın istiyorum.

İşte Momo tam da öyle bir kitap. Sadece çocuk kitabı olamayacak kadar yetişkinlerin de okuması gereken, zamanını çaldırdığının farkında olmayan yetişkinlerin “çocuk kitabı” deyip bir kenara iteleyecekleri ve neler kaybettiklerini hiçbir zaman bilmeyecekleri bir kitap.

Sevgili Leyla Çetin’e buradan tekrar teşekkür ederim, beni böyle güzel bir kitapla tanıştırdığı için.

Yaşanılan gün içinde çok büyük bir sır vardır; bu büyük sır, zamandır.

Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır; ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.

Zamanınızı çalıyorlar sevgili dostlar, kendi istekleri uğruna sizi kandırıyor ve zamanınızı çalıyorlar… Ama Momo ve çocuklar sizi uyarıyor… Ey insanlık, dinle ve anla! On ikiye beş kaldı… Aç gözünü, tetikte ol!.. Hırsız çaldı zamanı. Okuyun ve anlayın. Zamanınızı çalıyorlar.

“NE KADAR YAVAŞ, O KADAR ÇABUK.” – Kassiopeia

16 yorum

  1. Çok merak etim Momo’yu!

  2. ben de çok merak ettim ve kitap listeme ekledim. teşekkürler

  3. Kitap Fuarı öncesi faydalı bir yazı olmuş.Elinize sağlık.Önerilerinizi dikkate alacağım. Her zamanki gibi:)…

  4. “Cunku zaman yasamın kendisidir ve yasamın yeri yürektir.” Ne kadar doğru… Hemen edinip okuyacağım kitabı. Ayrıca bence kitap okuma tarzı, insanın yaşam tarzını biraz andırıyor. Örnek vermek gerekirse, ben de genel olarak 2 veya 3 kitabı birlikte gotururum. Genel olarak hayatta da boyleyim; hicbir zaman tek birseye kendimi odaklayamam; ruh halimi sabit tutamam. Ancak itiraf etmeliyim ki, bu tarz biraz vakit kaybettiriyor.

  5. Beni çoook eskilere götürdün Elif.
    Çok etkilenmiştim Momo’yu okuduğumda. Muhteşem bir kitaptır. Çok özeldir.
    Michael Ende’nin “Bitmeyecek Öykü”sünü de öneririm.

  6. sağolasın Elif, hemen sipariş geçtim. Tadını merak ettim 🙂

  7. bu kitap anladığım kadarıyla aslında çocuk kitabı ama yetişkinlerinde zevkle okuyabileceği bir kitap.sorum şu 6 yaşa uygunmu?

    • Ona okumanız için mi? Deniz’i düşünerek “hayır” diyebilirim. Bildiğiniz roman çünkü, uzun sürede okuyacağınız için o kadar aralıklı takip edebileceğini pek sanmıyorum.

      Ben Deniz’in kendinin okuması için bekleyeceğim sanırım 😉

  8. kitapları yarım bırakmak hafıza için iyi değil, anneniz o konuda haklı:)

  9. Okumakla ilgili aynı yollardan geçip aynı noktaya varmışız. Elif Şafak’in – eğer okumadıysanız- “Siyah Süt” ve “Baba ve Piç” romanlarını okumanızı öneririm.
    “Yeni Hayat” da yeniden başlamayı kesinlikle hak eden bir kitap 🙂

  10. Ay o Yeni Hayatı ben de bitirememiştim. Hatta milletin “aa çok güzel kitaptır” demelerine de hayretle bakakalmıştım. Çok felsefik dünyalara giremiyorum, almıyor benim kafa 🙂

  11. Elif,

    Nasil bir kitapsa Amazon’da yok 🙂 Sanirim artik basilmiyor, kullanilmislari bir servete satiyorlar. Bildigim kisilerin onerdigi kitaplari Amazon’dan review okuyup listeme ekliyorum. Cok nadir ki baskisi artik olmayan bir kitap olsun, simdi nerden bulup okuyacagim ben 🙂

    • Hay Allah… Türkçesini alsan? Ben Türkçesini okudum, çevirisi gayet güzeldi. Zaten orijinali Almanca sanırım.

  12. Simdi aklima geldi, kutuphaneye baktim, varmis, oradan alip okurum, tesekkurler Elifcim!

  13. Çok merak ettim. Ben de bu aralar senin gibiyim. Başucumda bol miktarda ebeveynlikle ilgili kitap, ama en üstte Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikayesinin son kitabı. Hazır uykum kaçmışken ona devam edeyim bari.