“Çocuk-erkil aile”ymiş…

Uzun zamandır görüşmediğim bir psikolog arkadaşımla karşılaştım dün. Ayak üstü sohbet edecek kadar vaktimiz vardı, Deniz nasıl, okul nasıl, derken laf arasında dikkatimi çeken bir şeyden bahsetti.

Bu arkadaşım, Deniz’in daha önce gittiği anaokulunun da sahiplerinden. Seminerler düzenliyorlarmış anne-babalar için. Seminerlerin konularından biri de “çocuk-erkil” ailelermiş. Çünkü artık aile yapısı -yanlış bir şekilde- “ataerkil aileden, çocuk-erkil aileye geçiş yapmış. 

“Bizim nesil anne-babalar çok fazla çocuk odaklılar” dedi bu arkadaşım. “Üç senedir sinemaya gitmediğini” gururlanarak anlatan anne-babalar varmış. Ya da “Günde şu kadar saat çocuğumla oynuyorum, sizce yeterli mi?” diye soranlar. Arkadaşım da onlara bu kadar çocuk-odaklı olmamaları gerektiğini anlatmaya çalışıyormuş.

Ona “Sen boşuna uğraşma. Ver onların adreslerini bana, ben adamlarımı göndereyim. Bi sarsıp kendilerine getirsinler bu anababaları” diyesim geldi.

Yahu kardeşim… 3 senedir sinemaya gitmemekle gurur duymak ne demek? Bak, ben de en son ne zaman sinemaya gittiğimi hatırlamıyorum ve fakat bu gerçekle hiç de gurur duymadığım gibi isyan etmek istiyorum. Dur, hatırladım, en son Çizmeli Kedi’ye gitmiştim sanırım. ÇİZMELİ KEDİ. Hani şu çocuk filmi olan. Yanımda bir de erkek vardı, o erkekle el ele tutuşup izlemiştim filmi. Ama romantik bir el elelik değildi bu, korkuyordu yanımdaki erkek. Evet, o erkek benim 6 yaşındaki oğlum Deniz’di, 36 yaşındaki kocam değil. Nitekim kocamla (ilk gittiğimiz filmi hiç unutmayacağım ama) en son ne zaman sinemaya gittiğimi hatırlamıyorum. Gerçek şu ki biz artık sinemaya gitmiyoruz çünkü filmin yarısında birimizden biri muhakkak uyuyoruz. Verdiğimiz paraya yazık oluyor.

Bir diğer soru da “Çocuğumla XXX saat oynuyorum, sizce yeterli mi?” imiş. Sizce yeterli mi bilmem ama çocuğa sorarsanız yeterli olmadığını söyleyeceğinden eminim. Mesela benimkiler bütün gün bayılana kadar oynuyorlar (bkz. Şekil 1A). Akşam babaları gelince biraz daha oynuyorlar. Yatmadan önce azıcık daha da oynuyorlar. Hala da yatağa girdiklerinde “Ama hiç oyun oynamadıııık!” diye isyan ediyorlar. Sizce bu çocuklar için günde 25 saat oyun yeterli midir? Hayır, değildir. Çünkü ünlü düşünür Blogcu Anne’ye göre “Ne kadar oynarsan oyna, çocuğa yetemez hiçbir anababa”dır.

Şekil 1A: Bayılana kadar oynayan çocuk

Bu çocuk-erkil aileler çocuklarına iyilik yaptıklarını zannederken aslında kötülük yaptıklarının farkındalar mı? Bugün sürekli ilgi gören, anne-babalarının yaşamının merkezi haline gelen çocuklar yarın öbürgün doyumsuz yetişkinler olmazlar mı? Hem, bir annenin ya da babanın senelerce sinemaya gitmeyişinin çocuğuna nasıl bir faydası olabilir? Anlamıyorum.

Rica ederim bu çocuk-erkil aile modasından derhal vazgeçilsin. Her türlü erkil aile modasından vazgeçilsin. Kendilerine gelsin babalar ve anneler. Her şeyi ama her şeyi çocuk odaklı yapmaktan vazgeçsinler. İnsan-erkil olsun aileler, yeter.

Teşekkür ederim, iyi günler.

53 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...
Altı »

53 Cevap verilmiş: “Çocuk-erkil aile”ymiş…

  1. ipek diyor ki:

    Ben nerdeyse 2 aydır kuaför işlerimi erteliyorum.Bununla gurur duyamıyorum:((.

  2. ipek diyor ki:

    Kuaför işi dediğim de boya,röfle, kesim falan değil aslında. Benim kastım zaruri kuaför işleri; kaş, bıyık,ağda gibi.Hamileliğimle birlikte saç boyatmayı bıraktım.saçlarımın kendi rengi beğenilince ben de artık boyatmayacağım dedim. bakın bununla gurur duyabilirim belki:)

  3. Güner diyor ki:

    Çoook doğru. Ben kendime vakit ayıramadığımda çocuklarıma hiç de faydalı olamıyorum. Sabahları pişman olsam bile onlar uyuduktan sonra bazen sessizce kitap okuyabilmek için, bazen çizgi film dışında TV’de başka şeyler izleyebilmek için, bazen de öylece boş boş oturup eşimle birbirimizi duyarak iki çift laf edebilmek için geç saatlere kadar oturuyorum. Ama maalesef, çoğunlukla onları uyuttuktan sonra kalkabilmek nasip olmuyor.:) http://miniklerveanneleri.com/

  4. Taner diyor ki:

    Pozitif örnek: birkaç gün önce eşimle karar verdik; önümüzdeki pazar günü ailecek tiyatroda çocuk oyunu izlendikten sonra çocuk babaanneye bırakılacak ve eş-eşe birlikte sinemaya gidilecek. imza: en son ne zaman sinemaya gittiğini hatırlamayan baba:)

  5. Ahu diyor ki:

    Maalesef saçını süpürge eden anne modeli daha takdir görüyor toplum tarafından. Özellikle anne ne kadar perişansa o kadar iyi anne gibi görülüyor. Kendine ve evliliğine zaman ayırmak bencillik gibi görülüyor. Ama anne kendini ve eşiyle olan ilişkisini ihmal ettiğinde ucu mutlaka çocuğa dokunuyor, çünkü bu eşlerin ilişkisini olumsuz etkilediği gibi, annenin enerjisini ve sabrını da etkiliyor. Benim de geçen gün bir arkadaşım, 1,5 yaşındaki oğlu doğduğundan beri eşiyle başbaşa bir kere bile dışarı çıkmadıklarını söyledi. E problem olmuyor mu diye sorduğumda, olmaz mı, eşim çok şikayetçi bu işten dedi.

    Benim kızlarım 7,5 yaşında, bazen hala biz babayla dışarı çıkarken itiraz ettiğiklerinde, onlara daha iyi anne baba olabilmek için beraber başbaşa zaman geçirmeye ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz, ve anlıyorlar.

    Bence annenin ve eşlerin mutluluğu için, mutlaka bir destek sistemi (ücretli veya ücretsiz) ve çocukların akşam belli bir saatte yatması çok önemli.

  6. meliha diyor ki:

    bizde aylardır sinemaya gidemioruz ,beraber oturup bişiler yapamıoruz ama bu durumdan hem eşim hem ben çok huzursuz ve mutsuzuz.tamam çocukla ilgilenilecek,doyuma ulaştırılmaya çalışılacak ki hem ben hem eşim gün boyu çalışıp akşamları 5′ten oğlumuz 10′da uyuyana kadar hep beraberiz inanın ev işi bile yapmıorum ,o uyuduktan sonra makineye koyuyorum bulaşıkları ama bizlerde birer bireyiz,eşiz ,sevgiliyiz eşlerimizle bizimde karşılıklı duygusal doyumlara ihtiyacımız var.çok doğru bir konuya değinmişsnz her zamanki gibi,çocuk odaklı yaşanmamalı kesinlikle gerektiği kadar olmalı aşırı değil…

  7. dilek diyor ki:

    kesinlikle doğru, eğer çocukları bırakabileceğiniz kişiler varsa arada bir de olsa başbaşa olabilmeli.. Ama ya yoksa?

    • selma diyor ki:

      Dilek’e katılıyorum.. annem hayatta değil, kayınvalidemse daha ben hamileyken torun bakmayacağını söyledi, şimdilerde daha ilgili ama küçük bir çocuk nasıl zaptedilir fikri yok, geçenlerde oynasın diye cam fanus vermiş iki yaşındaki kızımın eline… “ücret”li destek konusuna değinmiyorum bile, çünkü iyi bakıcı bulabilmek tamamen şans… biz de kızımız uyuduktan sonra evde film izliyoruz/sohbet ediyoruz…

    • blogcuanne diyor ki:

      Yoksa… Yoksa çok zor. Gerçekten çok zor. Ama benim söylemek istediğim olmadığı durumlar değil. Olsun ya da olmasın, sinemaya gitmeyip- ki bu sadece bir örnek- çocuğuna sürekli vakit ayırıyor olmayı iyi anne-baba olmanın göstergesi zannetmek.

  8. Nurcan diyor ki:

    Şekil 1A ya bayıldım. : ))
    Çalışırken, oğlumu köye göndermek zorundayım. Her gun 40 dakikalık yolu sabah aksam gidip geliyor, hal böyle olunca ona karşı kendimi şuçlu hissediyorum. Ona daha çok zaman ayırmak istiyorum elbette ama kendime de zaman ayırmam gerektiğinin farkındayım. Örgü ve keçe işlerim rahatlatıyor beni. Öbür türlü evde kimseye faydam dokunmuyor.
    Kuaför olayı ise; yeğenim artık bize gelmek istemiyor, onu çağırıken de acaba anlar mı kaş-bıyık için çağırdığımı diye düşünüyorum ama olsun napayım, çıkamıyorum iste kuaföre. : )) Kahve yapıp fal bakıyorum güya, anlaşıyoruz.

  9. love and smile diyor ki:

    Çok kaba bir tabir olacak ama “hay ağzını öpeyim ” derler ya :)
    bu arada resime ve altındaki yazıya çok güldüm..allah seni de güldürsün :)
    sinema sevdalısı ben şükür 1 ay önce gittim sinemaya annem akşam uyuttu da bebişimi ..kocamla elele… ohh ne mutluluktu..
    eşimle ben de bu konuyu konuştuk bikaçkez.. çocuğun kararları ve istekleri odak noktası olan ailelerde sınır kural kalmıyor sanırım.. biz de öyle olmak istemeyenlerdeniz..umarım başarırız..

  10. Çocuğu bırakacak kimse meselesi kritik mesele. Bizim stabil bir bakıcımız yok mesela. Daha doğrusu yoktu, yeni oldu. Leyla 3 yaşında. Kaybettiğimiz nice yemekler sinemalar partiler davetler var ama yıkılmadık ayaktayız:) Ha bakıcısı olsaydı daha iyi olurdu. Haftada 1 karının kocasını koluna takıp eşofman olmayan bir şeyler giyerek sokağa çıkması müthiş sağlıklıdır. Keşke o şansım olsaydı.

    Eren

  11. yeliz diyor ki:

    hahah sabah sabah doktordan işe geç gelmiştim önce blogları okuyayım dedim koptum güldüm.
    Elif vallahi billahi öyle! Bir de bunlardan 3-5 tane yetmez allah ne verdiyse yap diyen büyüklerimiz var ya… “o bu devrin öğüdü değil- çocuk erkil aile yapısına uygun değil o 3-5 çocuk” diye sarsasım geliyor.
    Çok ama çok gerildiğim bıktığım bir dönem yazmıştım, vaktin olursa kısa bir yazı çocuk-erkil deyince aklıma geldi:)
    http://gununcorbasi.blogspot.com/2012/10/cocuk-yap.html

    sevgiler

  12. Ceylinin Annesi diyor ki:

    Ne denli doğru bir tespit. Çocuk erkil.. Zaman zaman buna yaklaştığımı görüş korkuyorum.
    Ve cidden ben de sinemaya ne zamandır gitmediğimi hatırlamıyorum derken buluyorum kendimi ve kadardır gece eğlenmeye çıkmadığımı. Bunu fark edince sarsılıp hemen Taksime eğlenmeye gittik karı koca.. Gece on dakika bir çocuğumuzdan onu dedi, bunu yaptı diye bahsetmiş olsak da, yine de karı koca kendimize bir gece ayırdığımız için mutluyduk ve yinelemeyi kararlaştırdık.
    Çocuklarımıza duyduğumuz aşırı sevgi bazen bizi yanlış ve abartı hareketlerde bulunmaya itebiliyor.
    Gerçi ben haftada beş gün işte olup, iki akşam da yüksek lisans dersine gittiğim için ayrıca boş zamanlarımı da çocuğumla geçirmek isteme gibi özel nedenim var ama ev hanımı olup a, çocuğu mikrop kapmasın diye kışın çoğunu evde geçirip kimseyi de eve sokmayan bir anne tanıyorum… Ve sizi okuyor:)

  13. mabellam diyor ki:

    “oh be!” dedirten bir yazı bu :)

    yok çocukla günde bilmem kaç saat oyun oynanmalı, yok bilmem kaç saat mutlaka “kaliteli” zaman geçirmeli bla bla bla… türünden yorumları her yerde öyle çok duyar oldum ki kendimi bazen suçlu hisseder gibi oluyorum. acaba çocuğuma yeterli olamıyor muyum? acaba çocuğum ilerde bir dahi bilim adamı olabilecek kapasiteye sahipken ben onunla “kaliteli” zaman geçiremediğim için onun önünü mü kesiyorum? acaba çalışmasam, onunla daha çok vakit geçirsem daha çok oynasam her şey daha mı güzel olur? bu soruların ardı arkası kesilmiyor. ve bunu sanki bile isteye yine “anneler” yapıyor. hep birbirini beğenmeyen, birbirini her türlü eleştiren çeşit çeşit anneyle dolu etraf. bir de ticaret düşünen kreşler ve bunların rehberlik uzmanları, psikologları filan fıstık…

    en son iki hafta önce sinemaya gittik eşimle. bi akşam bıraktık oğlanı babannesine, gittik mis gibi elele izledik filmimizi. hatta arada babannesini aradığımızda “mızmızlanıyor, gelmeyecek misiniz daha” dedi ama takmadık. bitirdik filmi. asla da utanmıyorum bu durumdan. bizim de yaşamaya ihtiyacımız var yahu. bizim de “baş başa” hatta “yalnız” vakit geçirmeye ihtiyacımız var. her şey çocuk değil ki… hem biz mutlu olmasak yavrularımızı nasıl mutlu edeceğiz ki?

  14. Alize diyor ki:

    Benim doktorum cok sevdigim bir abimdir, dogum yapinca ilk tembihi esime verdi ” simdiki annelerin cocugu nasil hayatlarinin merkezi yaptigini, adrenalin patlamasiyla bu bebek merkezli yasamakta annelerin ne kadar mutlu oldugunu ancak hormonlar yerine oturdukca bu hayatin depresyon kaynagi oldugunu ve ne olursa olsun haftada iki kez birer saat beni kahve icmeye cikarmasi gerektigini yoksa beni kaybedecegini vs…” oglum 7 gunluktu suffle yemege goturdu esim beni, bir saatligine ciktik hemen donduk ve bir saatliginede olsa bunu yapmayi tekrarladik, simdi oglum 2 aralikta bir yasini dolduruyor, ne kadar dogru birsey yaptigimi gorebiliyorum, annem bu konuda elim ayagim benim, uc haftaliga İstanbul disina ciktiklarinda kafayi yedim, uc senedir sinemaya gitmedigimi dusunemiyorum!!! Tabi herkezin annane babanne veya bakici sansi varmi bilemiyorum? Ama olanlar lutfen bu sanslarini kullansin :) ))

  15. GENÇ ANNE diyor ki:

    Malesef oğlumu bıraktığımda gözüm arkada kalmayacak kimsem olmadığından bende 3 yıldır sinemaya gitmiyorum arkadaşlarımla dışarıda görüşemiyorum,rahat rahat kendime kıyafet alamıyorum fakat bununla gurur duymuyorum çok büyük bir kayıp değil fakat yinede bu bir eksiklik mi,olabilir…çünkü her insanın deşarj olmaya ihtiyacı var…eşimle yemeğe gittiğimiz oldu fakat çocuk oyun alanı olan yerleri tercih ettik hımm bir kerede halasına bırakıp arkadaşımızın düğün yemeğine katılmıştık hepsi o kadar…
    Eşimli başbaşa bir yerlere gidemesekte hep beraber ya da oğlumla ikimiz bol bol onun eğleneceği yerleri göz önünde bulundurarak dışarı çıkıp geziyoruz bundan bende büyük keyif alıyorum insan sadece eşiyle gezmekten değil çocuğuyla gezmektende büyük keyif alıyor,geçenlerde tiyatroya gittik mesela çocuk tiyatrosuydu ama yinede çok keyif aldım.

  16. Alize diyor ki:

    Kaliteli zamana gelince haftada iki gun calisan ogretmen bir anneyim, oglumdan sonra calisma gunlerimi degistirdim cok sukur ki meslegim buna musade etti, kaliteli zamana gelince annelikle ilgili kendimle gurur duydugum en onemli sey O’nun yaninda asla tv acmamam, O uyaniksa evde tv hic acik olmaz, beraberken ne yapiyorsak hep konusa konusa yaptik, alt degistirirken mama hazirlarken vs.. meyvelerini simdi toplamaya basladim, bir yasindaki oglum toplasaniz iki saat baby tv seyretmemistir simdide donup tv bakmiyor bile, iletisimi cok guclu kendini cok rahat ifade edebilen bir cocuk oldu, konusuyor iki kelimeli ilk basit cumlesini kurdu 3 hafta once ve ayni cumle artik her sabah tekrarlaniyor, uyaninca babasini odasina cagiriyor “baba gel” ve ben baba duskunu bir cocuk yetistirmenin dayanilmaz hafifligini yasiyorum

  17. Pınar diyor ki:

    Birde benim gibi yeniden çalışmaya başlayan anneler durumu varki çok vahim zaten çalıştığım için kalan bütün zamanını bebeğine ayırmak istiyorsun işten çıkıp bir arkadaşınla kahve içmek istiyorsun ama sonra vicdan azabı yaşıyorsun,keza eşinle başbaşa geçireceğin zamandada bebeğinin zamanından çalıyormuş gibi hissediyorsun,bizim evde her akşam aynı sahne yaşanıyor bebeği uyuttuktan sonra bir koltukta ben bir koltukta eşim sızarak günü sonlandırıyoruz:)

  18. Yasemince diyor ki:

    CEKIRDEK-ERKIL AILE YAPISINA DOGRU!

    Bu konuya deginmeniz cok yerinde olmus. Benim de kac zamandir ozellikle hamile annelerin gundemlerini okurken, taze annelerin -ya da ebeveynlerin – cocuklarinin gelecek icin planlarini vs. okurken, dinlerken bu kadar da olmaz yani diyorum. Bazen oyle bloglar, websayfalari denk geliyor ki bu ana-baba bu aktivitelere nasil zaman bulup ta yapiyor diye cok sasiriyorum. Bazi hamile guncelerinden sonra ay ben hicte bu kadar abartmadim, ya 2. de bari onlar gibi olayim da gundem tutayim, felsefi, psikolojik cikarimlar yapayim demek icimden gelmedi. (Bu kimseyi kinadigim, begenmedigim icin degil.) Ama gunu gunune sunu yedim, sunu ictim, bugun bebisim 10 kere tekme atti, 4 kez gidiklandim, icimde kelebekler uctu, su Dr. sunu tavsiye etti, sunu yedim, geleneklere göre bebege -hamileye-lohusaya su yapilimis vs. vs…su websayfasina göre bebek avakoda kadarmis vs. diye saatli maarif takvimi gibi yorumlar gercekten de cok “garip”? geliyor. Hele esleri de -hic bir hormonal baski altinda olmadan bu abartili anne-babalik rolune kendilerini oyle bir kaptiriyorlar ki, hayatinize sahip cikin, baska isiniz gucunuz yok mu sizin diye icimden isyan etmek geliyor.

    Yine benzer birsekilde bazi anneler evlerini okul laboratuarlarinda bulunmayacak kadar egitsel aktivitelerle dolduruyor. Cok emek isteyen aktiviteler, kimisi ise o sosyal aktiviteden ona (tiyatro, yoga, Ingilizce, drama, bale, yuzme, vs. vs.) kosturuyor. Hatta belki bu anneler/anne adaylari kendilerine de bu sekilde daha cok vakit ayirdiklarina inaniyor, ve tatmin oluyor da olabilirler. Tercih onlarin. Ama bu sanki genel gecer bir hale geldi. Ozellikle de 30 yas civari sonrasi (+30) hamile olan, üst-orta gelir grubuna ait, okur-yazar, biraz akademik gecmisi (univ. mezunu) ailelerin sendromu olarak goruyorum ben bunu. Yoksa Anadolu’da (ya da istanbul’un tasrasinda) cocuguma bu kadar vakit ayirdim yeter mi diye kaygilanacak bir memur-isci ailesini dusunemiyorum.

    Ama esime Turkiye yakin bir gelecekte (20 -25 yila kadar) en fazla arastirmaci, bilim adami, filosof, sanatci, ressam, montessorici beyinleri yetistirip muaasir medeniyetler seviyesine ulasamazsa bu annelere ve emeklerine yaziklar olacak diye soyledim. Ve bizim cocuk ta galiba beynelmiel bir cocuk, adam olup cikacak galiba dedim. Sonra da aman ben anam-babam usulu buyutuldum, yasantimdan da, secimlerimden de mutluyum, huzurluyum dedim.

    Zaten hayat bir kosturmaca, telas cocuklar o kadar cabuk buyuyorlar ki onlari hayatimizin odak noktasina, zirvesine koydugumuzu iddia edip onlarin da bize hem hükümdar olmalarina istemeden sebep oldugunuzu, ayni zamanda da minnettar olmalarini- en kucuk basarisizlikta vs. baslarina kakip- bizi takdir et, diye bir kisir donguye girdigimizi dusunuyorum. Cocuklar -bebekken ihtiyaclari cok farkli ozaman belki hayatimizin yeni hükümranlari- ama buyudukce demokratik, esit, dengeli bir aile kurmak istiyorsak onlarin aile icinde ki vazgecilmez yerlerini de bilmeleri gerekiyor. Cocuklari hayatimizin patronu yapmaktansa önemli bir parcasi yapsak, beraberce karar alip verebildigimiz bir ortagi, bireyi yapsak daha guzel sonuclar alinir diye umuyorum.
    Ufak bir not: Benden yasca buyuk kuzenlerimden birisi +30 da (yukardaki profile uygun) cocuk sahibi olup, 2 yas civarinda “eskiden turk aileleri ANA-erkilmis, islamiyetle beraber ata-baba erkil aileler olduk. Simdi ise cocuk erkil derdi.” Bence cekirdek-erkil aile duzenine gecmeliyiz. En azindan ben ve esim cocugumuzu ailenin bir bireyi olarak goruyoruz. Onun adina suan icin karar veriyor olsak ta ne onu ne de hayatimizi zorlayan aktivitelerin, gunluklerin pesinden kosmuyoruz. Size de tavsiye ederim.
    ———
    NOT: Gecen aksam bir arkadasim beni tlf. ile aramis. yetisip cvp veremedim. Daha dogrusu bu kimin numarasi, kim ariyor ola ki bu saate diye kafa yorarken. Tlf. kapandi ben geri aradim. Yetisemedgimi soyleyince ilk tepkisi (orta yas, bekar cocuksuz bayan) eee zaten evlerin tek hakimi cocuklar, televizyondaki Pepee sesinden mi yoksa prensin aksam oyun keyfinden mi firsat bulup cvp veremedin demesini cok gereksiz bulmustum. Ama demek ki etrafinda o kadar cok cocugunu evlerin prensi-prensesi yapan arkadasi var ki kizcagiz cok bunalmis diye dusunuyorum simdi de.

  19. nnbaLo diyor ki:

    hem komik hem de nokta vuruşu olmuş. kesinlikle katılıyorum !

  20. selcan diyor ki:

    Açıkcası şaşırdım, ben yeni nesil annelerin daha çok kendine vakit ayırdığını, çocuksuzda eşlerle eski nesile göre daha çok birlikte vakit geçirdiğini düşünüyordum. Çocukla oyun oynamak kaliteli vakit geçirmek güzel bunun kötü bir yanı yok ama çocuğun kendi kendine oyun oynamasını da desteklemek lazım. Şu konuda hem fikirim en ufak şeyi psikoloğa danışmak gerçekten bunu abartılı buluyorum. Kaç saat oyun oynamalıyız diye psıkoloğa danışmak kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Çocuklu hayat tabiki zor ama ben kuaförümede, eşimle sinemayada giderim ayrıca bunu ne marifet gibi nede bencillik çocuktan vakit çalmak gibi görmüyorum, hayatın rutini bu, bu şekilde olmazsa ben ben olmam. Hatta bu sene eşimle 3 gün başbaşa tatil yapma fırsatımız oldu, (bu arada oğlum iki yaşında) ikimizede çok iyi geldi. Bence bu oğlumada iyi geliyor, eşimle ikimizin arasındaki iyi ilişki çocuğada yansıyor, birlikde oyun oynayarak öğreneceğinden çok daha fazla şey öğrendiğini düşünüyorum. Tabiki oğlumlada dışarda vakit geçiriyoruz, hatta tüm hafta sonları dışarılardayızdır, buda güzel, dengeyi kurmak lazım. Anneler biraz kendinizi ve çocuğunuzu rahat bırakın. Hayat geçiyor annelik dışında siz hala kadınsınız, eşsiniz tadını çıkarın. Hepinize güzel günler:))

  21. zeyno turnali diyor ki:

    Merhaba
    Kadin bir cok toplumda kendi rolunu aslinda kendisi biciyor. Cocuklara bu derece ilgi gosterildigini zannetmiyorum, bu daha cok yeni bir ben en iyi anneyim trendi. Kendinin en basarili, en sanatci, en zeki, en bidi bidi cocuk yetistirdigine inanmaya ihtiyaci var bizim kusagimizin. Yalniz babalara burda nasil bir rol veriliyor? butun annelerin bloglarinda soyle bir temel problem okuyorum mesela; uyku sorunu! yahu bebegi uyuttun hatta yaninda yattin, hadi saat gece 10 oldu. eee sonra? beraber konusmak, bir seyler okumak izlemek, dedikodu yapmak gibi paylasimlar sizlere omur… “Es” ” partner” “arkadas” kavramlari bitti de gitti. anlayamiyorum nasil bir histerik takintili cocugum olmadan asla senaryosudur bunlar? hanimlar soyle bir kendinize geliniz, siz daha esiniz ve cocugunuzla dogru iletisim kurmayi basaramazken nasil cocuklar sizi ornek alsin ki, yani allah korusun umarim almasin!
    Bunu yaratan toplumsal kodlari bulup cikarmak ne guzel bir arastirma olurdu.
    sevgiler

  22. EMEL PINAR diyor ki:

    Sonuna kadar katılıyorum. Kesinlikle anneler babalar artık kendilerine “bir dur” demeli. Proje çocuklar, çocuk odaklı yaşamlar.
    Sonrasında, ne istediğinden emin olmayan, doyumsuz, mutsuz, anne-babaya bağlı, sanal alemde, gerçek hayatı arayan çocuklar…
    Bende bir anneyim ve etrafımda da çokça gözlemlediğim bu odak sapması, çocuklar için üzüldüğüm bir durum.
    Ülkenin en iyi olarak bilinen ve yıllık servet ödediği ilköğretim okullarından birinde okuyan çocuğuna dışardan ders aldırıp, dersaneye gönderen, ona iyilik yaptığını sanıp illa bir değil bir kaç sosyal aktiviteye zorlayıp, çocuğunun oyun-dinlenme-yaratma-düşünme zamanını çalan, çocuğu test kitapları içinde odasında zaman geçirmeye zorlayan, sokakta oynatmayan, üzerinin kirlenmesine, kediye,köpeğe-kuşa dokunmasına izin verilmeyen, resim yapmayı seven çocuğunu, illa filancanın kızı-oğlu gidiyor diye baleye-piyanoya gönderen, ebeveynler!!!
    Lütfen kendinize gelin…Bu çocuklar “Gelecek” “Yarınlarımız” Onları “hırslarınız” ve “kendiniz için yapamadıklarınız” içinde tutsak etmeyin.
    Sevgiler.

  23. modabahar diyor ki:

    Bu çocuğuna yaptıklarını övünerek anlatan kadınları ,yaptıkları temizlikleri saatlerce anlatabilen kadınlara benzetiyorum.Bayılacağımm :) bu hastalıklı bir durum bence.Yaptıkları fedakarlıklarla! ve kendini paralamalarla daha çok saygı duyulacağını düşünüyor olmalılar.Acilen ilgilenecek,kendilerini gösterecekleri ilgi alanları bulmalılar.

  24. anne diyor ki:

    Yazinin ana fikrini katiliyorum. kesinlikle bu davranislarin cocuklari doyumsuz yapabilecegi konusunda da hemfikirim. Surekli aktivite pesinde kosmanin faydadan cok zarari olabiliyor. Ama genelleme yapmak da zor. Insanlarin kendilerine vakit ayirabilmeleri icin ya destek olacak aileleri, ya bakicilari olmasi gerekiyor. Bu gunumuzde luks. Dolayisiyla zor. Bir de calisan anneler icin durum biraz daha farkli olabilir mi? Yani gun icin de cocugunla birlikteysen 2-3 saat birakip cikabilmek baska, 8 saatini iste ortalama 2 saatini yolda gecirip, aksam cocuk uyumadan onceki 2 saatte de evde olmamak baska sanki.
    Nihayetinde elbette senin bundan gurularnan kesimi soyledigini biliyorum Elif o yuzden cok haklisin ama iste bir demecburen bunu yapamayanlar var. senin de sinema kisminda bahsettigin gibi. Cocuk yetistirmeye bir koy lazim mi demisti biri?

  25. dilek aydın diyor ki:

    Biz konuda eşimle baştan anlaştık, birbirimizi ihmal etmeyeceğiz ve fırsat bulduğumuz sürece başbaşa da bişeler yapacaız diye. Çok korumacı anneler çevremde çok var ama bana sağlıklı gelmiyor. BİŞE OLUR DİYE DIŞARI ÇIKARILMAYIP, TÜM KISI EVDE GEÇİRİP, BİRDE SALONDA KANEPEDEN DÜŞÜP KOLUNU KIRAN ÇOCUK vakasını da görünce herşeyi kararında yaşatacağım dedim yavruma.Şuan 6 aylık.40ı bitince marmarise tatile gittik, yazlık ve babanne oradaydı o kadar iyi geldi ki..arabayla ist- marmaris yaptık ve kızım hiç sorun cıkarmadı. 3 aylık oldu yaz sonu eylülde 20 gun yıne gıttık :) )yne bir sorun olmadı ..Ekın gülücükler saçan,pozitif bi çocuk. Umarım hep böle olur.Eşimi bir iki kez sinemaya tek gönderdim, alışveriş sonrası vs. ben pek sevmem ama 6 aydır gitmemiştim
    1- eve dvdler aldık, bebş 8de uyuyunc aevde sinema keyfi yaptık
    2- bu c.tesi babanneye bıraktık ve sinemaa gttik :) ama giremedik o ayrı. 1 saat zaman gecırıp geldik.

    Ama benım en büyük şansım babannemiz.^aylık olana kadar yardımcımız da vardı öğlen uykusunda spora gidebildim ama sonra çıkarttık bazı sorunlardan.
    Babannemiz geçen gün beni arayıp, kızım eve kapanıp kalmanı istemiyorum deyip cuma gününü babanne günü yapalım dedi, sen çık gez alışveris yap sinemaya git ne istersen :) ) bütün gün bırakamam tabiki ama 3-4 saat öğle uykusuna denk getırıp çıkabılırım. Mesala yarın benım günüm.. :)

  26. Ceyda diyor ki:

    Çok önemli bi konu. Çocuk erkil ailelerin eskiye özlem içeren konuşmalarında da bu ters durumu görmeleri mümkün aslında. Çocuklar ilgi ister önkabulünün doruğundaki bu ailelere tez vakitte bir vahi iner umarım :)

  27. hande diyor ki:

    benim durumum da sizden pek farklı değil ama çocuk erkil bir aile olduğumuzu söylemem… Özellikle öyle olmaması için de çaba sarfediyorum çoğu zaman…

    Mayıs ayında “Siz de Çocukerkil Ailelerden misiniz? Bu Yazı Mutlaka Okunmalı… ” diye bir postum olmuştu ve gerçekten de çok okunmuştu, Psikolog Mehmet Teber o kadar güzel yazmış ki, şimdi ben burada ne yazsam boş:)

    http://annelerevecocuklarinaozel.blogspot.com/2012/05/siz-de-cocukerkil-ailelerden-misiniz-bu.html

  28. Falname diyor ki:

    İlk hangi filme gitmiştiniz Elif?

  29. Cigdem diyor ki:

    Ben de icinden baska türlüsü gelmedigi icin “cocuk-erkil” yasayan anne ve babalarin, böyle yaftalanmalarina biraz üzüldüm aslinda. Örnegin 2.5 yildir bebesini birakip sinemaya gidemeyen analardan biri de benim, bu olay koyuyor mu bana, zirnik koymuyor su anda. Sinema örnek tabi, neyse cocuk öncesi desarj olma yöntemleri onu demek istedim, o olmadan da, bir sekilde desarj oluyor demek ki bu insanlar su an. Böyle bir dönemden geciyorlar, cocuklariyla oynamaya doyamiyorlar. Simdi bu insanlarin bir sorunu yoksa mutlularsa, neyi nasil yasamalari gerektigiyle ilgili ahkam kesilmesi, direk etiketlenmeleri biraz garip degil mi?

    • blogcuanne diyor ki:

      Kendi adıma, “içinden başka türlüsü gelmediği için” çocuk-erkil yaşayan ve bundan mutluluk duyan anne-babalara diyecek bir sözüm yok. Ancak “günde şu kadar saat oynuyoruz, sizce yeterli mi?” gibi bir soruyu soran bir ebeveyn, bu oyun zamanını istediği için değil, “öyle yapması gerektiğini düşündüğü için” harcıyordur. İşte orada bir sorun var bence.

      • Ebru diyor ki:

        çocuk sürekli ilgi, sevgi ve oyun bekleyen bir canlı. Ve denildiği gibi ne kadar verirsen ver doymayan aynı zamanda. .onların bu bitmeyen enerjisi sizin enerjinizi çekip alabiliyor ve onlar yattıktan sonra da sizde hal kalmıyor. Dolayısıyla kendinize ve eşinize de yatırım yapıp
        birbirinize zaman ayırmak kesinlikle şart.
        birkaç saati dışarıda eşiyle geçiren çiftler ( birbirlerinin gözüne bakarak ve anne baba denmeden, sözü kesilmeden ) sohbet eden anne ve baba, çok daha fazla enerji ve sevgiyle dönerler çocuklarının yanına. Ve bu durum aslında iki tarafa da iyi gelir.
        Çok sık olamaz belk evet ama mümkün olduğunca fırsat yaratmaya çalışmalı.

    • mine oskay diyor ki:

      kesinlikle ben de aynı fikirdeyim…
      hatta bakınız bu konuyla ilgili uzunca içimi döktüm

      http://mineoskay.blogspot.com/2012/11/hangi-erkil.html

  30. Benim henüz çocuk deneyimim yok, ama yeni çocuk-erkil aileler ile kültürün dayattığı saçını süpürge eden anne arasında büyük fark var olduğunu görüyorum. Bugünün anne-babalarının büyük kısmı her şeyi çocuk odaklı yapınca vicdanları rahat ediyor. Etrafımda şaşkınlıkla görüyorum ki aileler dışarıda bir etkinlik yapınca mutlaka çocuğa göre plan yapılıyor. Mesela bir yere gidilecekse Mickey gösterisine gidiliyor. Alışveriş yapılacaksa çocuklar ne alınacağına karar veriyor. Umarım bunun çocukları mutlu etme olduğu yanılgısından vazgeçilir. Bu konuda ben de bir yazı yazmıştım, okumak isteyenlere: http://www.bunubugunogrendim.com/2012/07/429-cocuk-erkil-aileler.html

  31. selda diyor ki:

    ya bizim gibi tek ebeveynler ne yapsın? en son ne zaman tek başıma markete gittim onu bile hatırlamıyorum!! bırakın 2 saat sinemaya gitmeyi!! ama en azından küçük cadı uyuyunca her akşam film keyfi yapıyorum bu da benim kendimi tatmin yolum :) ama şöyle gözüm bir kıpırtıyı takip etmeden sahilde yürüyüş yapacağım günlerin özlemi çooook ağır basıyor bazen!! amaaaan ne yapalım yani?? yoksa yok özelimiz tüzelimiz…iyi ki varlar!! ya olmasalar dı??? :)

  32. Eğitimci anne diyor ki:

    Çocuk merkezli ailelerin 3 ayrı türü vardır bana göre
    1. Mecburiyetten çocuk merkezliler:
    Çocuğu bırakabilecek kimseleri olmayanlar. (Ailesi yaşamayan ya da başka bir şehirde ya da ülkede yaşayanlar.)
    Çalıştığı için ve zaten çocuğuyla vakit geçiremediği için kalan tüm zamanını çocuğuna harcayarak açığı kapatmaya çalışanlar.

    2. İşgüzarlık yapanlar
    Çocuğun ihtiyaçları giderilmiş, karnı tok sırtı pek olmasına rağmen bununla yetinmeyip onun için daha ne/neler yapabilirim kısmında kendiyle yarışanlar.
    Eğer elinden gelse onun yerine yemek yiyip, onun yerine uyumaya bile razı olacak olanlar…
    3. Yanlış anlayanlar
    “Çocukla kaliteli vakit geçirmek.” Lafını yanlış anlayanlar.
    Çocuğuyla oyun oynamadığı için kendini kötü hisseden, ya da az oynadığı için vicdan azabı çeken aileler çocukla geçirilebilecek kaliteli zamanı, onunla lego dizmek, birlikte kek pişirmek, patates baskısı yapmak ya da çocuğun istediği role bürünmek olduğunu sanıyorlar. Oysaki çocuğumuzla göz teması kurup, onunla gerçekten de ilgilendiğimiz her an kaliteli zamandır. Bu tamamen bizim elimizdedir. Örneğin 0-2 yaş gurubu bir bebeği ele alalım. Bebeğin altını değiştirirken de kaliteli zaman geçirebiliriz. Göz teması kurup, onunla konuşmak ya da bezini bağlarken poğaça ayaklarından öpmek için ekstra bir vakit harcamak gerekmez. Ama tüm bunlar bir bebeği mutlu etmeye ve annesinin onu sevdiğini anlamasına yeter. Emzirirken de kaliteli zaman geçirilir. Şüphesiz ki emzirmek anne bebek arasında geçirilebilecek en kaliteli zaman dilimlerinden biridir. Emziren bir annenin bebeğiyle daha yakın temasta olabilecek başka bir aktivite aramasına gerek var mıdır? Banyo yaptırırken, uyuturken vs. kısacası aslında vazife gibi yaptığımız her şeyi birer kaliteli zaman fırsatı olarak değerlendirebiliriz. Pek çok anne de zaten tüm bu rutin işleri zaten az önce bahsettiğim gibi yapıyordur. Yedir, içir, giydir, yıka, emzir, bezini değiştir derken defalarca temas ediyoruz bebeklerimize.
    Çocuklarımızın da bizden istediği şeyler aslında çok şey değil. Göz teması, sıcak dokunuş ve öpücüklerin yerini hiçbir aktivite alamaz.

  33. fethiye diyor ki:

    oh valla okudum rahatladim ;)

  34. GENÇ ANNE diyor ki:

    Neden -1 puan aldığımı yani annelerin yazdıklarıma katılmadıklarını belirtmelerini anlamış değilim tabiki saygı duyuyorum ama yanlış ne söyledim anlamıyorum…

  35. GENÇ ANNE diyor ki:

    sanırım oğlumla gezmekten keyif aldığımı söylemem bir hataydı oysa ki yazının gidişatına göre benimde bundan yakınmam şikayet etmem gerekirdi öyle değil mi? Benimde eşimle başbaşa gezmek istediğim oluyor tabi fakat yukarıdada belirttiğim gibi şartlar buna izin vermediğinden oğlumla beraber çıkmak zorunda kalıyoruz ya da çıkmıyoruz….he bundan çok mu memnunun tabi ki hayır ama şartlar el vermiyorsa kafamı duvarlara vuracakta halim yok.

  36. gülden diyor ki:

    Harika bir yazı, tüm şartlar zorlanmalı ve ara ara soluklanmalı, şarj olmalı…

  37. mine oskay diyor ki:

    Benim yorumum biraz uzun oldu o nedenle buyurun buradan okuyun….

    http://mineoskay.blogspot.com/2012/11/hangi-erkil.html

  38. Neriman Demirok diyor ki:

    Çocuğumuzu bırakacak bolca kişi ile yaşıyoruz. Kızımız 4 yaşında şuan. Biz geçen hafta ilk kez onsuz sinemaya gittik. Yanımdaki adamla milyon kez sinemaya gitmiş biri olarak şunu fark ettim: romantizm bitmiş! Başımı omzuna yasladığımda bu pozisyonun aslında çok rahatsız olduğunu, niye yapışık bir şekilde film izlediğimizi hatırlamaya çalıştım.. :)
    Bir de geçtiğimiz Mart ayında Defne’yi evde bırakıp hasta ziyaretine gidiyoruz. Eşim elimi tuttu, yürüyoruz. Bir sıcak bastı anlatamam. Sanki ilk kez buluşuyoruz :) Sebep mi? Çocukla evden çık, kapının önünden arabaya bin, biri onu kucağında taşısın, ya da ikimiz birer elinden tutsun. Unutmuşuz birbirimizi ;)
    Evet bu seminer çok mantıklı. Nerede olduğunu bildirir misiniz?

  39. Yasemince diyor ki:

    Facebook anneleri-babalari: Benim bir de arkasinda ki niyete tam olarak anlam veremedigim cocugunun her yaptigini, ictigini, (agusundan-kakasina), herseyi -her resmi/fotoyu facebook ta paylasan aileler. Sizin isiniz gucunuz yok mu? Bu kadar bos vaktiniz var ise bence yardima ihtiyaci olan ailelere destek cikabilirsiniz:-)))

    Cocugundan baska bir mesgalesi, hobisi, hayatininda bir anlam bulamayan ailelerin sendromu gibi geliyor bana ama hadi bakalim hayirlisi. Cocuklarimiz bizim yasam ya da is projelerimiz degil. Onlara Proje objeleri gibi davranmayin!

  40. onlineanne Pınar diyor ki:

    Merhabalar,

    Ben de sinemaya gidemeyen ve bu yüzden gururlanmak bir yana ağlamak isteyen bir anneyim. Ancak ağlamak yerine gururlanabilmeyi tercih ederdim. O yüzdenden de gurur duyanların arkasındayım.

    Bu yazıya ve yorumların pek çoğuna neden katılamadığımı da yazdım bakmak isterseniz: http://www.onlineanne.com/2012/11/29/anneler-arasinda-modalara-kapilmama-modasi/

  41. Esra diyor ki:

    “Bu çocuk-erkil aileler çocuklarına iyilik yaptıklarını zannederken aslında kötülük yaptıklarının farkındalar mı?”

    Bunun cevabini ben bilmiyorum, cok da merak ediyorum. Basit bir google scholar aratmasi ile binlerce makale cikiyor, hepsi hakemli dergilerde yayinlanmis. Onlari okumadigim icin bilemiyorum. ‘Cocuk erkil yetistirme tarzi doyumsuz birey yetistirir’ cok kuvvetli bir onerme. Bir kaynaga/arastirmaya dayandirmadan, kendi gozlemimizle soylemesi bile zor, en az bir iki nesil yasamak gerektiginden:)

  42. Ben; ben olmazsam Anne olamam ki, eş olamam ki. Elbette çocuğum hayatımda ki ilk önceliktir ama bunu sinemaya gitmemekle bağdaştıramıyorum. Biletin, planın, programın hazırdır çocuğunuz o an için sebebi ne olursa olsun gitmenizi istemeyecek bir şey yaptığında sinemaya ertelenebilir. Hiç gitmemek değildir olay. Ben mutlu bir birey olmazsam, mutlu bir anne olamam. Çocuğumu bırakıp, bir arkadaşımla oturup bir kahve içmenin yada sinemaya gitmenin çocuğa ne gibi bir zararı olabilir ki anlamıyorum. Etrafımda “Nasıl annesin? Oğlunu bırakıp kendin eğlene biliyorsun?” gibi tepkiler almıyor muyum, stres atmak için yaptığım aktivite kat kat fazlasıyla bana dönüyor. :( ((

  43. yasemin diyor ki:

    O da birşey mi bizim aile ardaerkil bir aile oldu bile….

Trackbacks for this post

  1. Anneler arasında “modalara kapılmama” modası | ONLINEANNE
  2. “Evini yöneten, dünyayı yönetir” | Blogcu Anne

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Çoluk Çocuk (77 / 436 makale)
DisPerisi


Çok farklı tasarlamıştım kafamda... Ne bileyim, bir Pazar sabahı olacaktı. Biz Doğan'la yeni uyanmış, yatakta birbirimize sarılıyor olacaktık. O sırada ...