51 Yorum

Bugün de -yine- böyle geçti

Yahu bir günüm de “Bugün süper bir anneydim” diyerek sonlansın.

Bir gün de “Bugün hiç yanlış bir şey yapmadım, hiçbir şeyi elime yüzüme bulaştırmadım” diyerek bitsin.

“Çocuklara hiç bağırmadım, onlarla saatlerce süper yaratıcı oyunlar oynadım, alt alta üst üste yuvarlandık, diş macunu reklamındaki aileler gibi şendik, margarin reklamındaki anneler kadar becerikliydim, onlar da o annenin çocukları gibi iştahla yediler yaptığım yemekleri” diyeyim tek bir günün sonunda.

Yok. İlla bir şey, en az bir şey elimde kalacak.

Her şey Deniz’in okuldaki doğum günü kutlamasıyla başladı.

Sınıf için yaptığım mozaik pasta yetmedi. Bildiğin yetmedi. İlk başta kalın kalın kestiğim dilimler sonlara doğru incelmeye başladığında Deniz “Anne, bu yetmicek” diyordu bile. “Konuşma sen, dağıt bakayım şunu arkadaşlarına” derken ben, en son dilimi (ona dilim denirse) Deniz’e verdiğimde cılız bir ses duydum sınıfta: “Ben almadım!” Oradan topladık, buradan arttırdık derken az bir şey verdik çocukcağıza. Deniz eve geldiğinde “Anne, ben dedim sana yetmicek diye!” diye azarladı beni. Hay bir sıra daha pötibör bisküviyi eklemeyen ellerim kırılsın!

Çok da beğenmişlerdi çocuklar ha… Bayılmışlardı. Daha olsa daha yiyeceklerdi. Yoktu tabii, yiyemediler.

Neyse… Deniz okuldan geldi. Doğum gününde bir origami seti hediye gelmişti. Onu yapmak istedi. Oturduk başına Deniz’le. Onu katla, burasını kıvır derken, 9. adımda tıkandık. Tıkandım yani. “Katladığınız ucu yukarı kaldırın” kısmını kaldıramadım. Öyle çevirdim, olmadı. Böyle yaptım, kıvrılmadı. Deniz “Anne ben bundan çok sıkıldım” derken ben hala “Dur Deniz’cim, bak burasını katlicaz” falan demeye çalışıyordum. Deniz içeri gitti. Ben kaldım.

Akşam yemeğine kadar gerçekleşen yaklaşık 4543437658976 kardeş kavgasını, benim bu sırada 351 kere Deniz’e sanki-çok-da-umursamıyormuş-gibi “Ödevini yapmayacak mısın?” hatırlatmalarımı saymazsak öğleden sonra sakin geçti. Deniz ödevini yapmaya, Derin de onun kafasına bir şeyler atmaya çalışırken ben acayip motive bir şekilde Ispanak Oturtmayı yapmaya çalışıyordum.

Yaptım da. Lor peyniri diyordu, yerine ezine peyniri koydum (mis). Krema diyordu, süt bugün gelmişti, kaymağını koydum (oh). Harika oldu. Enfes oldu.

Ispanak Oturtma. Annenin Lezzet Kitabı, sayfa 55. Hayy Kitap.

Ama çocuklar yemedi. Deniz tadına bakmak için bile uzun süre direndikten sonra ilk lokmasının sonunda “Ben bunu beğenmedim, yarısını yicem” dedi. Derin o sırada ikinci lokmasını çıkarmıştı ağzından.

Oysa Deniz “ben bunu yemicem” diyene kadar yarın öğlenki okul yemeğini de aradan çıkardığımı sandığım için kına yakmak üzereydim ben. O kadar da hayal dünyasındaydım yani.

Bazen niye bu kadar uğraşıyorum diye soruyorum kendime… Yok işte, hamurumda yok öyle ev-yapımı-pasta-yapan, çocuklarıyla-kaliteli-vakit-geçirmek-adına-origamiyle-uğraşan anne modeli. Origamiymiş, neymiş. Aç televizyonu, oradan seyretsinler origamiyi.

Hem orada katlanmışı da var.

51 yorum

  1. Oglum daha 3 yasinda. Ispanak, kabuska ve pirasa tarzi yenilmeyecegi belli yemek piserken alenen “bunu yemezsen doktora gidip ispanak ignesi olmak zorundayiz” seklinde bir yalanim var. Hatta 3-5 kasiktan sonra “yemiycem iste” demeye basladiginda direk telefonu elime alip kardesimi ariyor ve onunla sanki doktor amcaymis da bize gelmesini rica ediyormusum gibi konusmaya basliyorum.” Gelmesin gelmesin yiyiyorum” bagrislari arasinda koca tabak mideye iniyor. Cocugumu igneyle korkutmaktan sucluluk duyuyor muyum? Hayir! Birseyden korkacaksa bu igne olsun anasini satiim:))) Hepimiz bu yasimizda bile igne olmaya keyifle mi gidiyoruz sanki? Ha 3 yasinda korkmus ha 33. Sonucta o ispanak yeniyor ya benim icim rahat:)))

  2. Elifcim, inan ben çocuklarımla en harika ve en sorunsuz geçen günümde bile şunu daha iyi yapabilirdim veya bunu eksik yaptım diye düşünüyorum, daha doğrusu düşünüyordum taakii bu düşünce tarzının bir anne olarak bana aklımı kaybettireceğini fark edene kadar.

    Ebeveyn koçluğu eğitimimde bize öğretilen en temel prensip, hem kendimiz hem de çalıştığımız ebeveynleri, neler ters gidiyordan çok, neler iyi gidiyor, neleri yapmadığımızdan çok, neleri yapıyoruza, yani bardağın dolu tarafına hep yönlendirmek. Sen hiç üşenmemiş oğlunu mutlu etmek için mozaik pasta yapmışsın, onunla origami yapmaya çalışmışsın, ispanak oturtmalarla uğraşmışsın, önemli olan bu çabalar. Bazen aynı gün içinde uğraşlarımız sonuç vermeyebiliyor ama eninde sonunda yarattığın farkı görüyorsun. Bugün yemez yemeği, 3 ay sonra yer belki. Yaşına göre origami ile 9.adıma kadar dayandıysa yine süper, başka bir gün belki bitirirsiniz. Sen elinden geleni yaptığını biliyorsun ya, için rahat olsun ve lütfen kendine bugün bir anne olarak kendinle gurur duyacak ne kadar çok şey yaptığını hatırlat en son uyumadan.

    Umarım sözlerim ukalalık gibi gelmez, sadece senin gibi çocuğuyla bu kadar özene bözene uğraşan, bilinçli ve emek veren annelerin, bir de üstüne hamurumda yok diye kendine haksızlık etmesine üzülüyorum. Deniz belki yaptığıniz origamiyi değil, ama senin ona ayırdığın zamanı ve dikkati her zaman hissedecek ve hatırlayacak.

    Neyse çok uzattım yine…sevgiler

    • Ne kadar güzel, yerinde tespitler yapmışsınız Ahu Hanım. Zaman zaman umutsuzluğa düştüğüm oluyor yeterince ilgilenebiliyor muyum, yetebiliyor muyum oğluma diye. Bu söylediklerinizi hatırlayacağım böyle durumlarda. Hemen kendime de ders çıkardım, teşekkürler:)

    • Çok iyi geldi bu. Benim de annem olur musun Ahu? :)

      • Olurdum Elif (ha ha!!!) ama ikizlerime ancak yetişiyorum. Bir de ben senin gibi mozaik pasta veya ispanak oturtma bile yapmıyorum ki çocuklarıma, hiç iyi değilim mutfak konularında. Hazır alıyorum güvendiğim yerden bir yere giderken. %70-80 hep sağlıklı yiyorlar ama gerisini takmıyorum kafama. Mutfakda iyi değilim ama mesela dün akşam oturduk uykudan önce yarım saat beraber örgü ördük, özel zaman geçirdik, ya da ne bileyim Erin babası seyahatte olduğu ve onu özlediği için ağladığında çok güzel duygu koçluğu yaptım ve başka bir sürü şey. Yani belki origami, kek vs pek iyi değilim ama başka iyi yaptığım bir sürü şey var, hepimizin olduğu gibi. Ben artık herşeyde değil, sadece benim için en önemli olan şeylerde en iyi olmaya çalışıyorum, tüm enerjimi o alanlara veriyorum. Ben de çocuklarım da daha huzurlu ve mutluyuz böyle.
        Elif yine ne konu açtın böyle, yazdıkça yazası geliyor insanın, herkese keyifli günler, sevgiler

    • tamamen katılıyorum Ahu Hanıma Elif,
      hırpalama kendini, çocuklara hiç faydası olmaz.

  3. merhaba,
    sen ne dogal bir annesin blogcu anne:)

  4. Sanki kendimi okudum yazdıklarında… 2 cocukla cok bile yapmışsın, ben bir tanesiyle bile baş edemiyorum ve malesef mükemmel olmak takıntısı çok zorluyor gerçekten, ancak hislerime çokkkk güzel tercüman olmuşsun, eline sağlık !

  5. Hahaaaa :) kendimi görüyorum siz de. Benim de 5 yasinda ve 2 yasinda iki oglum var. Ufaklik da sut alerjisi var. Maceralar çok benzer :)

    Bu arada Derin’in alerji durumları nasıl oldu?

    Sevgiler,
    Yasemın

    • Derin’de alerji çıkmadı, öyle bir şey tespit edilmedi. Biz o huzursuzluğunu demir eksikliğine verdik. Bir süre demir takviyesi aldı. Şimdi iyi.

  6. Elif sanırım bugün aynı sendromun eşiğindeyiz.
    Bende sabah aynı konulara değindim,yani nasıl oluyorda herkes herşeyi aynı anda ve mükemmel şekilde yapıyor yada yukarıda bir arkadaş demiş ya bardağın dolu tarafını görün diye,onlar sadece bardağın boş tarafını görmeyip,sadece bardağın dolu tarafını mı yansıtıyorlar etrafa,yoksa “her insanın derdi var ” düsturu koca bir yalan mı ?

    • aynen öyle, insanların büyük kısmı çoğu zaman eksiklerini, sorunlarını dillendirmek yerine dolu tarafını yansıtıyorlar. ve hatta bir sıkıntınızı paylaştığınızda “aaaa o bizde hiç olmaz beni oğlum/eşim/annem/kvalidem/komşum… öyle şey yapmaaz” diye de kıyaslıyorlar.. gerçekten herkesin bir derdi var, ve belki de en önemlisi, Allah herkese kaldırabileceği kadarını yüklüyor fazlasını değil..eğer şuanda Filistinde canlarını mallarını insanlıklarını savunan insanlar varsa, gerçekten çok büyük yük altında değilim diye teselli ediyorum kendimi, canım sıkıldığında..iyi geliyor inanın ve hatta utanıyorum dert edindiklerimden..

  7. Bugün kimi okusam aynı şeylerden dert yanmış :) Güler misin?ağlar mısın? aynısı bizim evde de mevcut. Yani mutlu mesut haller sadece reklamlarda ve filmlerde oluyo galiba… Hatta şu ben şunu yaptım, bu hafta sonu şu filme gittik, çocuğumla şu etkinlikteydik diyen, hayatını 7/24 etkin geçiren süper ötesi, elleri öpülesi analar var mı yoksa hayalet mi ben bilemedim :))

  8. Bence kendinize haksızlık etmeyin. Oğlunuzun hic beklemediği bir zamanda arkadaşları icin sürpriz bir pasta hazırlayıp onları mutlu edebilirsiniz. Önemli olan sizin uğraşmış olmanız oğlunuz icin vakit ayırmanız. Hem bütün herseyi super yapan bir annenizin olması cok da guzel bişey değil bence. İnsan sürekli kendini eksik hisseder. Ben onun cocugu olduğuma göre bende onun gibi olmalıyım diye saçma seyler dusunebilir

  9. Ben de çoğu zaman günün değerlendirmesini yaparken kensimi suçlarım bu en çokta yavrularım uyurken olur hep kendime söz veririm yarın daha sakin olucam,çocuklarımla oynuyacağım,mükemmel bir eş mükemmel bir anne olacağım der dururum..Ama şunu anladım yapabildiğim kadarm 4/4 lük değilsem de 4/3 olmak için çabalarım.Çabam bana yeter.Süper anne olduğum gün de oldu.Berbat anne,sinirli anne,tedirgin,üzgün anne,maskesini takmayı unutan anne de..Ne olursa olsun çizgimiz farklı herkesin anneliği farklı.Şunu da düşününün nasıl oluyorda herşeye yetişiyor dediğimiz kişilerin de eksik bıraktıkları vardır.sevgiler

  10. Elifcim,
    Şu an yaşlar akıyor gözümden, gülmekten tabii (ama belki de ağlıyorum bir taraftan..)
    Fakat nasıl iyi geldi bana bu yazın; tam da dün gece aynı içerikle hafif çaplı bir sinir krizi geçirmenin sersemliğini taşıyorken hala.. Seyahattaki eşime telefonda “herkes bunu becerebiliyor ama ben beceremiyorum bir türlü, 2 çocukla sulh içinde, normal bir yaşam sürdürebilmeyi” diye feryat figan ağlarken buldum kendimi! Bu bir boşalmaydı resmen, kaçınılmazdı ama biraz sakinleyip, kendime gelince, başladım bu sefer de, çocuklar böyle bir tabloyu görmemeliydinin vicdan muhasebesine.. Annelik sonsuz bir vicdan azabı gibi geliyor bazen!
    Aklımı biraz daha toplayayım, çıkış yolu bulmak için daha çok çaba harcayacağım. (Ahu Hanım’ın yazdıklarını dikkate almalı). Yoksa bu sevda böyle gitmez :)
    Tek teselli yalnız değiliz ve yaşarken öyle gelmese de, okurken çok biricik ve güzel görünüyor yaşadıklarımız..
    Tüm annelere sevgiyle!

    • ” Annelik sonsuz bir vicdan azabi gibi geliyor bazen”

      Insanin yalniz olmadigini hissetmesi o kadar rahatlatici ki! Yurtdisinda yasiyorum ve 14 aylik oglumu tek basima (tabi esimin sonsuz anlayisi ve destegiyle) buyutmeye calisiyorum. Yapamadigim ya da eksik yaptigim seyler icin kendimi o kadar hirpaliyorum ki! Bu yazi ve yapilan yorumlar cok iyi geldi. Vesile oldugun icin ve kendini bu kadar samimi ifade ettigin icin tesekkurler Blogcu Anne! Hepimiz kendimizle iyi yaptigimiz seyler icin gurur duyalim.

  11. Bir yazı bu kadar samimi olur…kim ne diyecek diye düşünmeden yazmak büyük beceri…cok takdir ediyorum seni ..ayrıca bence harika bir annesin….

  12. ilahii blogcu anne :) hem orada katlanmışı da var kısmına bittim :) süpersin…
    bu arada söylemeden edemiycem ıspanak oturtma ile şansını fazla zorlamışsın bence kıymalı makarna belki daha motive edici olurdu 😀
    sevgiler
    mine
    http://mineoskay.blogspot.com/

  13. uzun zamandır yazılarını takip ediyorum ama bu yazına yorum yazmak nasip oldu.. yaşadıklarını çok tatlı dile getiriyorsunn.. 😉 henüz çok yeni bir anne adayı olarak yaşadıklarını az çok tahmin edebiliyorum Allah yardımcın olsunn.

  14. ah tamda bugünkü ruh halimi anlatmissin Elif :(

  15. Hepimizin böyle günleri var. Ben de 3 çocukla günü kurtarmaya çalışıyorum. O etkinlikten bu etkinliğe giderken onları sağlıklı beslemeye çalışıyorum. Az bağırdığım (hiç bağırmadığım demiyorum bak ) günler kendimi çok iyi bir anne olarakgörüyorum. Biz de insanız. Kendine karşı anlayışlı ol.

  16. yine sanat eseri bir yazi… bence onemli olan denemek… caba gostermek… olursa olur olmazsa olmaz kardesim… ne yapalim yani

  17. geçmişteki anneleri düşünüyorum da… en az 3’er 4’er çocuk… otomatik makineler yok, hazır çocuk bezleri yok, temizliğe yardıma gelen kadınlar yok, halı perde ıvır zıvır yıkayan firmalar yok… onun yanında altın günleri, bilmemne sıraları da eksik olmazmış. her şeye yetişirlermiş. ve bizler de şimdiki ufaklıklara oranla daha mutlu daha sıhhatli çocukluklar geçirdik. neymiş acaba bunun sırrı? bence kabulleniş ve fazla takmamak… biz anne olmayı, iyi bir çocuk yetiştirmeyi fazla takıyoruz kafamıza. kendimize ve tabii ki yavrularımıza fazla baskı yapıyoruz. halbuki azcık rahatlayabilsek, azcık mükemmelliyetçi olmaktan vazgeçebilsek… nasıl da kolaylaşacak her şey…

    hem bilelim ki kimse mükemmel değil. öyle görünmeye çalışıyorlar sadece bazıları. boşverelim. oluruna bırakalım. “mutlu” olalım her şeyden önce.

    amaannn ıspanağı yemese de olur ama önce ve her şeyden önce “mutlu” olsun kuzularımız.

    • buyukannelerle beraber yasiyorlarmis yada tek katli evlerinde super komsuluklari varmis. tek basina degillermis bi kere :)

      • tabii öyleleri de varmış ama benim annem misal kayınvalidesinden ya da annesinden yardım görmemiş öyle çok fazla. zaten büyük çocuklar bi şekilde büyüdükçe ufaklara da göz kulak olmuş gitmişler. komşuluk pek tabii şimdikiyle kıyaslanamayacak kadar güzelmiş. ama bu halimize de şükür. ne yapalım…

  18. eminim çocuklarımız büyüdükçe yaptığımız herşeyin daha fazla kıymetini bilecek, yani en azından umuyorum:)

  19. Bende 3,5 yaşındaki oğluma ıspanak yedirmeye çalıştım dün akşam.Tadına bile bakmadı.Aç kalktı resmen masadan.Sinirlendim tabi yememesine üzüldüm ama çokta üzerinde durmadım.Farklı şekillerde deneyeceğim bende bakalım omletin içinde falan.Biz gayet güzel bir şekilde doyurduk karnımızı.Ufaklık aç tabi.Belli bir süre sonra süt ve ekler pasta yedi.Hoş olmadı ama aç yatmasındansa karnı doymuş oldu en azından.

  20. Güzel sözlerin için çok sağol sevgili Emine, faydası olduğuna sevindim. Sevgiler

  21. Sevgili blogcu anneciğim, kafayı annelikle bozmayın bu kadar yahu. Bloga malzeme ugruna surekli hem kendinizin hem cocukların duygusal hayatını didikleyip de kendinizi paralamayın. 30 yıl sonra evlenmek istedikleri kzıa yureklerini acarken ogullarınız sizden nasıl bahsedecekler? “Annem.. nasıl desem biraz farklıydı. Blogu ile o kadar mesguldu ki.. ”

    Nasıl bir anne olunduğuna değil nasıl bir insan olunduğuna odaklanılması yeterlidir bence. ne origami yapmakla iyi anne olunur, ne ispanak yedirememekle kotu anne olunur. Ben de mukemmel değilim ortak paydasında takipçilerle yakınlaşmak hoş tabii, ama anne olmak halini de bu kadar baskı altına alıp okuyanların içine benzer vesveseler ekmeye gerek yok bence.
    siz kendinizi nasıl görürseniz çocuğunuz da sizi öyle görecek. yeterliliğiniz sorgulayıp durmak hepinizi yoracaktır.
    herkes insani niteliklerine odaklansa öncelikle, mükemmel ebeveynlere dönüşür zaten kendiliğinden.

    • “Bloga malzeme uğruna didiklemek”??? Didiklemeye gerek yok ki, çocuklu hayat başlı başına bir roman, yani blog… Sizin değil mi?

      Gelen yorumlara bakılırsa baskı altında hissedenlerden ziyade “Ben de aynı durumdayım” diyenler çoğunlukta. Demek ki paylaşımlarımın artıları eksilerinden fazla.

      Ha, çocuklarımla aramdaki hesaplaşmaya gelince, sizi neden ilgilendiriyorsa… Çocuklarım “Annem o kadar yoğun çalışıyordu, iş için o kadar seyahat ediyordu ki…” de diyebilirdi ileride. Ben “blog yazıyordu” demelerini tercih ettim. Sanmıyorum ki bundan ne ben, ne de onlar pişmanlık duyalım.

  22. Merhaba;

    Yazınızı okuyunca kendimden hatta birçok annenin yaşadıkları aklıma geldi.
    Hergün bu tempoyu yaşıyoruz,herşey mükemmel gitmeyebilir ama inanın biz de mükemmel değiliz
    ve bunun içinde insan üstü birşeyler yapmaya çalışmak bence aldatmaca olur.
    Hem çalışmak,hem anne olmak zaten çok zor.Eminim zaten yapabileceğimizin en iyisini yapıyoruz özellikle çocuklarımız için,belki şu an çok iyi anlamayabilirler ama ileride eminim birçok şeyi daha iyi algılayacaklardır. Ama şunu çok iyi biliyorum ki evde 5.5 yaşındaki oğluma iki elim kandada olsa mutlaka anne-çocuk saati yaratıyorum ve bundan çok fazla keyif alıyor.Onlar oyun çocuğu,bırakalım hayallerinin peşinden koşmaya devam etsinler…..

  23. Geçmiş olsun :( Bizim oğlanda(9yaş) origami merakı arkadşından geçti ninja yıldızı yapıyorlar arkadşaı ile bir süredir Ipad’i açıp baka baka düzgün yapmaları bayağı bir süreç aldı.Kızım(7yaş) abiden bunu görünc ekitap fuarında Nazan Tacer ‘in rekli balık kuş vblerini görünce istedi kitabı istedi aldık kendisi kitabı önüne alıp yapmaya çalıştı abiyi taklit ederek ona Kare kağıt yapmada yardımcı oldum birde basit olanları yaptık beraber.. Birkaç katlmayı ciddi ciddi ben yapmadım babana sor dedim baba ile yaptılar benim yapamıyor olmam da onun rahatlattı sanırım..
    Dün sizin Dinazorlu origamiyi görünce internette link buldum oğluma göndermiştim sınavın bitince Dinazor yaparız dedim ama eğlenicez dimi diyede tembihledi! O arada kızı dişçiye götürdüm oğlan evde sınavına çalışmış beni bekliyor heyecanla bilgisayarı açtık dinazor’a başladık kavga döğüş :((Sen yapamıyorsun hiç hani eğlenecektik hiç olmadı işte ben kendi yapabildiğim yıldızımı yapacğaım diye ağlama strese girdi:( Yani akşam bizdeki durumda fena idi oğlumla origamiden dolayı :((

    Kızımda bizdeki durumu görünce kendisi gidip gemi katladı :)Sonrada karga katladı boyadı! Basitten zora gitmek gerek galiba birde çocuğun çocuktan görüp yapması daha teşvik edici oluyor bizde ben işin içine girince olayın sihri bozuldu:((((

  24. Ben de zaman zaman aklımı yitirecek gibi oluyorum ama genelde sinirlerime hakim olmaya çalışıyorum. Çünkü bu veletlerin (en azından benim kızın) bir günü bir gününü tutmuyor bazen. Aynen bu şekilde uğraşıp birşey yapıyorum, o gün yemiyor, ben de hiç zorlamıyorum. Derken üç beş gün sonra yine yapıyorum “anneciğim eline sağlık, çok güzel olmuş, biraz daha verir misin” diyor. Üç beş gün sonra yine yemediği de oluyor… Biz de insanız, onlar da insan… BAŞA GELEN ÇEKİLİR:)

  25. Sevgili Elif
    senin nu hallerini okuyunca yanlız olmadığımı anlıyorum. ve bu bana çok iyi geliyor.
    İyi ki varsın ve iyi ki paylaşıyorsun..
    teşekkürler

    ha birde mozaik pastanın da tarifini alabilirmiyim. malum bunuda yapamayan var.

    • :)

      2 sıra pötibör bisküvi
      200 gr tereyağ
      1,5 çay bardağı süt
      8 kaşık şeker
      5 kaşık kakao

      Ben şekeri biraz azaltıp, azalttığım ölçüde pekmez koyuyorum.

      Yağı erit, sütü ekle, şeker, kakaoyu ekle. (Pekmez pişmez diyorlar, pekmez koyacaksam en son ekliyorum.) Hafif fokurdamaya başlayınca bir kapta küçük küçük kırdığın bisküvileri de ekle. Karıştır. Aliminyum folyoya sar, birkaç saat buzlukta beklet, buzdolabına al.

      (Aliminyum folyodan, şeker miktarına kadar birçok açıdan eleştiri almayı bekliyorum şimdi 😉 )

  26. Selam,
    Geçenlerde benim bloga biri (Defne) bir yorum bırakmıştı. Üzerinde oluşan “süper kadın” imajından rahatsızdı daha doğrusu böyle bir beklentiden yorulmuştu. Bu kişi anne bile değildi henüz. Üstelik benim -evet benim:P- iyi idare ettiğimi düşünüyordu:))) Ne yapmalıyım diyordu.
    Böyle görünüyor Elif, blog penceresinden böyle bir izlenim ediniliyor ki olmadığımızı hepimiz biliyoruz.
    Olmadığımızı anlatınca sadece olmadığımızı anlatıyoruz aslında, hani başka hesap yok:)
    ben seni çok iyi anlıyorum. Süper anne hikaye yok öyle biri o bir Kayser söze:P
    (Sevgili Defnenin yorumuna cevaben yazdığım yazıları paylaşmak istiyorum müsaadenle – çok sık yazı paylaştığım için arada kendimi kötü hissediyorum:)
    inan ki yalnız değilsin:) – anladığım kadarıyla süper olmaya çalışmak ve debelenmek değil mesele, mesele olmadığını kabul edip yoluna devam etmek, bence sen de bunu gayet iyi başarıyorsun.)
    http://gununcorbasi.blogspot.com/2012/11/super-anne-yok-be-gulum-hikaye.html
    http://gununcorbasi.blogspot.com/2012/11/super-anne-yok-be-gulum-hikaye-devam.html

    • Teşekkür ederim Yeliz.

      Yazılarını paylaşmanın bir sakıncası yok. Samimiyet kendini belli ediyor her zaman 😉

  27. Evet katılmamak mümkün değil. Gerçekten ne güzel ifade etmişsin yine BlogcuAnne. Gün geçmiyor ki, anne olarak bugün de şunu şöyle yaptım, bu böyle oldu diye dertlenmeyeyim. Hele bir de etrafta hakikaten bu ‘Süper Anne’leri görünce insan kendini tutamıyor. Ama her seferinde silkinip kendime gelmeye çalışıyorum. Beni hayatımda gerçekten mutlu edecek şeyleri bulmaya ve o konularda elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Biliyorsun bizler Almanya ve Amerika’da yaşayan aileleriz. Dayanamadık geçenlerde ‘Dünyada bu Süper Anne Mitleri’ni derledik. Sen üzülme, üzülmeyelim, daha neler var neler…
    http://www.onlineanne.com/2012/11/21/super-anne-kime-denir-nasil-s/

  28. evlenmeden ve anne olmadan önce tüm anneleri eleştirmeyi bir halt sanıp (çocuk böyle mi büyütülür gibilerinden) anne olduktan sonra eleştirdiği çoğu şeyi kendisi de yapan bir anne olarak hala ve inatla mükemmeli arıyorum. Fakat bu tür yazıları okudukça (itiraf etmeden geçemiycem) yalnız olmadığımı görüp mutlu oluyorum. İyiki varsın Elif ve iyiki paylaşıyorsun hayatını, çocuklarını,yaşadıklarını.Bazen örnek alıyorum yazdıklarını bazen sadece gülüyorum bazen kocaman bir hüzün kaplıyor yüreğimi ama çoğunlukla yalnız olmadığımı hissediyorum ve bu çok iyi geliyor.Emeğine, yüreğine sağlık.

  29. off çok güldüm yazıya, eline sağlık elif,aa nasıl da benziyor düşüncelerimiz dedim buradaki birçok arkadaşım gibi. ben de genelde kendimi suçlarım ama yavaş yavaş yapmamayı öğreniyorum. hem kim mükemmel ki? ben mükemmel annenin/insanın olmadığına inanıyorum ve o sebeple de eksik taraflarıma çok takmamaya çalışıyorum.

    bir de burada, duygularımızı paylaşabiliyor olmak çok hoş. bu aslında, anneliğimiz sorgulamaktan çok içimizi boşaltmak ve rahatlamakla ilgili. başka türlü anlamak isteyen anlamasın lütfen.

    bu arada benim oğlum da ıspanak yemezdi ama okulda alışmış şu an çok seviyor, kıymalı pişiriyorum, yoğurt koyup yiyor, ki yoğurt da yemez! bunların ne yiyeceği belli olmuyor. keşke pişirdiklerimizi hep yeseler :)

  30. Ben de hergün kendimi eleştirmekten geri duramam keşke şöyle yapsaydım, kızmasaydım, daha çok ilgilenseydim gibi… sonra yarın olsun şu yemeği yapıyım böyle yapıyım derim ve sonuç yine aynı ya hevesle yaptığım yemeği yemez ya da birlikte şu reklamlardaki gibi olamayız asla :(

  31. Okurken gülmeme ve hatta çok gülmeme neden olan bu satırlar sanki bizim evi uzaktan biri izlemiş de kaleme almış hissi verdi bana. Azcık sabır. Ay bu ara dolunayda merkür geride falan diye rahatlatın kendinizi. Sizin değil gezegenlerin suçu bütün olanlar:))

  32. İşte yok o eski klasik buzluklardan!!! Annemin emektar buzdolabında nefis olurdu, benim derin dondurucuda taş gibi oluyor… Ya da ben günah keçimi buldum: kahrolsun mozaik pastayı taşa çeviren buzdolapları ve onların işbirlikçi dondurucuları!!!

  33. Yalnız olmadığımı görmek çok güzel…

  34. Elif sen çok iyi bir annesin bence..Lütfen kendine haksızlık etme.Seni takip etmek çok eğlenceli…O kdar samimisin ki sank dostla dertleşir gibi okuyoruz yazdıklarını..Eknin annesi Dilek (ben ) :) senden çok şey öğrendim..Bırak kendi çocuklarını bir çok bebişin annesine de ilham veriyorsun.. Ben de çoğu zaman nasıl bir anneyim sorsunu soruyorum kendime.. Eğer yüreğim bugn elinden geleni yaptın kızın için diyorsa çok rahat uyuyorum.. şuan çocuğum yemek yemiyor ‘u okuyorum.Orda da diyorya yazar çocukların yiyiyp yememesiyle yargılamayın kendinizi.. Bir de aklıma senın onceki postlarından soyledığın bıse geldı aklıma hani esas mesele güzel yemek yapmak deil, çocuklara onu yedirmektir diye.. Bazen yemiyor haylazlar işte :) Ekine ikinci aydan beri kitap okuyorsam, denizin kitaplaığından da bazı kıtapları sipariş ediyorsam, okuma köşes hazırlama çalışmaları içindeysem ve çocukalrımla iyicuceler düşevi taksm müzeler gezme planları yapacağım gunu dusunuyorsam sayendedir..Çocuğunu aşkla büyüten her anne iyi annedir bence..Tıpkı senin benim bizim gibi..

  35. blogcu anne, blogunda meşguliyetinden hem çocukların hem bizim çocuklarımız ilerde çok memnun olacak emin ol, çevrendeki insanlara faydalı olma çabanı göremeyenler asıl bardağın dolu tarafını göremeyenler.. mükemmel olmak zorunda değilsin aslında asıl mesele burda, mükemmel olmak insana göre değil, zira biz eksikleriyle hatalarıyla “şaşar”ıyla beşeriz.. biz niyetlerimizle mükemmel olmalıyız, niyetimiz hedefimiz ideal olmaksa, sonuçlar mükemmel olacaktır..

  36. Seviyorum seni :)